Dumanlıkız sakinleri 12 Şubat C. tesi Saat 15. 30 Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi



Yüklə 37,46 Kb.
tarix28.08.2018
ölçüsü37,46 Kb.
#75315
növüYazı

Dumanlıkız sakinleri

12 Şubat C.tesi Saat 15.30 - Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi

Bizim Tiyatro Hamxlet Otuzuncu Yıl

Basında çıkan yazılardan özet alıntılar:

Hamlet… O bir tiyatro kişisidir; yeryüzü tiyatrosunda alabildiğine özgür oynayan, özgürlüğe oynayan insan-kişi! Var olmanın özgürlüğüne! Çağlar öncesinde “egemen düzenin tutucu durağanlığına” karşı, insanın (ve izleyicinin) aklına diyalektiği ve kuşkuyu sokan tiyatro oyuncusudur Hamlet… Bir yeryüzü oyuncusudur!...Hamlet çağımızda yaşamıyor diyebilir miyiz? Hayır; en azından ben, önceki gece Bizim Tiyatro’da izlediğim “Hamxlet” oyunundan sonra artık söyleyemem bunu…dünyaya (ve şu yeryüzü denilen tiyatroya, yaşamın sefaletine) umutsuzca bakışımı yerle bir eden bu seyirliği izledikten sonra… Bizim Tiyatro’da, yılların deneyimli ve yorulmak, yılgınlık nedir bilmez, çünkü düşünen ve düşündüren oyuncusu (yönetmendir de elbette, ama ben özellikle “oyuncu” diyorum, çünkü o oyunculuğun doruklarına tırmanmış gerçek bir oyuncu) Zafer Diper’in yeniden düzenleyip yazdığı (özgün yapıttan aktarmalar da yaptığı) ve sahnelediği Hamxlet oyunu, gerçekte Shakespeare’in Hamlet’inden yola çıkarak insanlığa seslenen, çağımızın Hamlet’iyle ona can veren, insanı (izleyiciyi) yaşadığı şu “Tiksinti Çağı” üzerine düşünmeye ve dogmatikleşmiş, kokuşmuş, yozlaşmış yaşamsal gerçeklerin dışına çıkarak sorgulamaya çağıran kışkırtıcı ve uyarıcı bir seyirlik… İnsan yaşamını; para ve çıkar uğruna kalıplaştırmış, yozlaştırmış, ahlâk ve yürek yoksunu, faşistleşmiş burjuva öğretileri içine hapseden kapitalizmin toplumsal uygulamaları karşısında bugününün, yarınlarının robotlaşan ürkünç ve karanlık gidişinden ürken insanın; sorgulama ve başkaldırı yollarını köleleşmiş insan aklına (yani izleyiciye) vurması! Evet, vuruşu… Çılgınca, delicesine vuruşu! .. Hamlet’in yüzü de bir tane değildir ki, çağlar boyu ortaya yeniden ve yeni bir biçimde çıkar. Her çağın Hamlet’i kendine özgüdür. Shakespeare’in Ortaçağ Hamlet’i gibi… İşte yönetmen Zafer Diper, bu gerçeği olanca çarpıcılığıyla vuruyor biz izleyicilerin beynine, yüzlerine… Haykırıyor! Yönetmen; “O var!” diyor, “İşte burada; Bu sahnede! Ama bizim gibi, bizden biri şimdi o artık…” İzliyoruz hayretle, gözlerimizi açarak, “Hamlet ha! Hem de kapitalist düzenin yozluğuna, sığlığına, sırıtan çirkin yüzüne, ahlâk düşkünlüğüne, aşk adına üzerimize bulaştırdığı bayağı erotizmine, para adına çevirdiği dolaplara, küresel sömürüsüne, insan ruhuna ettiği kötülüklerine karşı karşımızda, dipdiri ve capcanlı!” diyoruz. Kanlı canlı olduğu için de gizini çözemediğimiz, birden tanıyamadığımız, bilemediğimiz Hamlet bu! Karşısında şaşırıp kaldığımız X! Kim bu? Hamlet’e can veren Memetcan Diper, nasıl bir oyuncu? Nasıl da açılıyor gözlerimiz onu izlerken? Aklımızdaki tüm geçmiş Hamlet kalıplarının hiçbirine uymayan Memetcan Diper, yine de nasıl Hamlet’leşiyor sahnede? O alabildiğine sıra dışı; çünkü çağımızın Hamlet’i! Böyle olduğunu bize, oyun ilerledikçe büsbütün kanıtlayacak Memetcan, düzene başkaldırısını, düzen dışı ve çağdaş çılgınlıklarına ustaca, “bilerek” taşıdıkça! Düzen; uluslar arası kapitalist şirketler, tekeller düzeni, Hamxlet-Memetcan böyle bir şirketin patronunun oğlu, bir veliaht-prens ve ölen babasının yerine geçecek! Ama geçemiyor çünkü amcası, onun annesiyle evlenip şirketin başına geçmiş. Dahası, babasını öldürerek becermiş bu işi. Buraya kadar her şey çağlar boyu oynanan ve krallıkları çekip çeviren “insanca kirli çıkar oyunlarına” ve Shakespeare’in krallık düzenlerinde vurguladığı “insanın karanlık yüzüne” uygun bir biçimde. Ama bundan sonrası, yani Hamlet- Memetcan’ın babasının ölümünden kuşkulanıp amcasının onu öldürdüğü gerçeğine ulaşmasıyla gerçekten çığrından çıkıyor. Hamlet birden X’leşiyor, tıpkı geçmişte olduğu gibi; ama şimdi onun günümüze yakışır biçimde delirişi, belki de bilerek deli oluşu, deliyi “oynaması” yüzünden ansızın her şey anlamsızlaşıyor. Ya da anlam kazanıyor! Ama birden çözemediğimiz bir anlam bu; öyle ki, tam bir erkek olan X’in eşcinselleşmesi, paranoyaklaşması, tutarsız sözler söylemesi, kurulu düzenin alışılmış tutum, düşünce ve inanış kalıpları dışına çıkan davranışları, sevgilisine karşı yabancılaşması bir başkaldırıdan çok nöbet geçirmeye ya da delirmeye benzese de bu tutarsızlıklar karşısında “acaba bunlar neyin belirtisi?” diye düşünmekten alamıyoruz kendimizi..Bu “düşündürmede”, kanımca Hamlet- Memetcan’ın sıra dışı oyununun (yorumunun) etkisi büyük… Ophelia(Ece Erişti) de güç rolünün hakkını veriyor. Özellikle, günün genel geçer düşünce kalıpları içinde zaten düşünemeyen, Hamlet’in de kafa karışıklığını bu yüzden anlayamayan, ama aşkına karşılık bulamadığı, bu yüzden rezil olacağı korkusuyla gerçekten deliren saf genç kızı çok güzel yorumluyor. Durumunu “melodramlaştırmadan”, ama düzenin koruyucu-savunucu kişisi, “günü kurtaran” küçük adamı, korkak Polonius’un sımsıkı sarıldığı geleneksel ahlâk ve onurunun simgesi kızı olarak, utanç ve terk edilmişlik duygusu içinde kadınca ezilerek canına kıyışını çok güzel trajikleştiriyor. Onun bu içler acısı cana kıyış durumuna; çağdaş düzen çarkının kadınları kuklalaştıran, erotik köleye dönüştüren, budala ve şaşkın, acınacak zavallı eros oyuncağı yapan tutumuna başkaldırırken Ophelia gibi canına kıymış (ölmeyi istemiş)

şarkıcı Janis Joplin’in çığlık atan şarkıları da eşlik ediyor. Aynı zamanda Hamxlet’in “ölümle dansına” da yol gösteriyor: “Özgürlük yalnızca kaybedecek bir şeyin olmamasıdır/ Hiçbir şey, eğer özgür değilsen, hiçbir şeyin yoktur…” Yaşamaktansa öl bu dünyada diyor sanki günümüzün gençliği; yani Hamxlet’in kederle altüst olan, acı çeken beyni… Yönetmen Zafer Diper; Shakespeare’in oyunlaştırdığı Hamlet’in gerçekçi, çağlar ötesinden (ta Oidipus’tan) çıkıp gelen trajik çizgisinden sapmadan, her çağda kurulu düzenin çarkını döndüren gücün; yoz, çarpık bir ahlâk anlayışı üzerine oturmuş siyasal yapılanmadan kaynaklandığını apaçık sergilediği oyununda, kendisi de olağanüstü bir Polonius portresi çiziyor… Kral Cladius (başkan amca) ve kraliçe Gertrude (açgözlü, doyumsuz, şehvet düşkünü karısı) rolündeki Savaş Özdural ve Elif İskender, rollerinin hakkını gerçekten verdiler. Kapitalizmin kösnül bir biçimde cinselleşen ve kuduran açgözlülüğünü tüm erotikliğiyle gözler önüne serdiler. Çağın ve düzenin gittikçe erotizm batağında soysuzlaşan değer yargılarını, yine de aşkın (ve cinselliğin; çiçek çocuklarının, solculuğun, 68 ruhunun, hatta Che Guevara’nın) duygusal, romantik varlığında yaşatarak kurtarmaya çalışan gençlerde oyuncular (Hamxlet’in arkadaşı ve dostluğun temsilcisi Horatio(Sezgin Cengiz), Elizabeth(Beril Senvarol), Barbara(Berna Küçükoğlu), ve ölçülü ve aklı başında oyunuyla Hillary (Nazan Diper) çok başarılıydılar. Laertes(Cengiz Güleryüz)’e gelince, şaşırtıcı ölçüde başarılıydı. Arkadaş çizgisinden Ophelia’nın tutucu ağabeyi çizgisine kayışı şahaneydi. Hamxlet’le düellosu da! Rosencrantz(Ali İhsan Bozdemir) ve Guildenstein(Özgür Sağlık) rollerine tam oturmuşlardı. Gülünçlü, kuklamsı ağırbaşlılıklarıyla düzenin ve Hamxlet’in sadık bendeleri olarak gerçekten izlenmeye değer portreler çizdiler… Protest müziğin (Janis Joplin’in) oyuna katılarak günümüzün genç kuşaklarının “bilinçli deliliğini”, aşka, cinselliğe, uyuşturucuya sığınışını, umarsız başkaldırısını ve ölümü aramalarını açımlaması yönünden çok uygun bir görünüm oluşturduğunu eklemeliyim… Şu içinde yaşadığımız çağın da, çevrenin de insanları olan bu ölümsüz kişileri şaşırtıcı ölçüde büyük bir performansla canlandıran Bizim Tiyatro oyuncuları, gözlerimizin önüne günümüzün siyasal, toplumsal ve bireysel sefaletini sererek, izleyiciyi çağımız üzerine derin derin düşünmeye yönlendirmeyi başarmaktadırlar… Memetcan Diper’i, tüm dünya gençliğinin kısılan sesine aracı, müthiş bir çığlık, bilinç çığlığı olduğu için selâmlıyorum. Bu oyundan tek beklentimin; İngilizce’ye çevrilerek bu kadrosuyla dış ülkelerde de sahnelenmesi (örneğin Londra’da) olduğunu özellikle belirterek… Tansu Bele / Türk Dili Dergisi



Bizim Tiyatro’nun kuruluşunun ilk oyunu olan çağdaş Hamlet, 30 yıl sonra yine Zafer Diper tarafından yeni bir yorumla izleyicilerle buluştu.. Günümüze uyarlanan oyun, bu kez Hamxlet adlı çokuluslu bir şirkette geçiyor…Hamxlet oyununda öne çıkan bir nokta da günümüz kapitalist sistem eleştirisiydi. Hamlet, babasının öcünü almak isterken aynı zamanda koltuk sevdasına düşmüş, şirketin başına geçme hayalleri kurmaktadır. Ophelia ise bu sisteme bir isyan olarak oyunda yer alıyor. Janis Joplin’in bir şarkısı Ophelia’nın karşı duruşu ve şirketin esaretini anlatmak adına zihinlerde yerini buluyor.. ”Özgürlük yalnızca kaybedecek bir şeyin olmamasıdır. Hiçbir şey, eğer özgür değilsen, hiçbir şeyin yoktur.” 400 yıl önce Danimarka’da geçen olaylar, daha fazla intikam ve daha fazla iktidar hırsıyla bugün Hamxlet adını alıyor.. İlkem Ezgi Aşam / Birgün

Derdim var, derdimiz var” söylemiyle yoğrulan eserlere imza atan ; sahnede, yıllara ve sisteme meydan okuyan 30. yıl boyunca, “Halkın Ekmeği”, “Dava”, “Yargı” ve “Özkıyım” gibi birçok özel çalışmayla biz tiyatroseverlere sanat ziyafeti yaşatan üstad Zafer Diper, Hamxlet’te de hafızada sorgulama seanslarına devam ediyor. Shakespeare’in Hamlet’i bu defa Hamxlet adındaki çok uluslu bir şirkette-günümüzde geçiyor. İktidar ve intikam hırsının yarattığı hissiyat, ne yazık ki 400 yıl aradan sonra da insanı daha iyi etmeye yetmemiş… Oyuncuların performansları ise şaşırtıcı. Hele başrollerde Memetcan Diper ve Ece Erişti, kelimenin tam anlamıyla oyunculuklarını konuşturuyorlar. Hamxlet’te kadrajını “Çok uluslu şirketler, küreselleşmiş dünyanın altını oyuyorlar, dünyayı çok uluslu tekeller yönetiyor”un üstünden kurgulayan Diper; oyunu, “var olanın, siyasal bir zeminden dolayı var olduğunu” gösteriyor.. Farklı bir Hamlet’le karşılacaksınız ve bu Hamlet çok daha canınızı yakabilir.Betül Memiş / Habertürk

Oyun, Hamxlet adlı çokuluslu bir şirkette geçiyor. Hamlet, bu şirketin kısa bir süre önce ölmüş başkanının oğlu, uluslararası ilişkiler öğrencisi, genç bir isyankar. Büyük aşkı Ophelia ise birçok dil bilen sıkı bir dansçı, aynı zamanda Janis Joplin hayranı.. Hamlet’in arka planında yer alan Danimarka ve Norveç arasında süregelen düşmanlığın yerine ise çokuluslu şirketlerin birbirleriyle mücadeleleri ve karı arttırmak için giriştikleri karanlık ilişkiler yer alıyor.. Fisun Yalçınkaya / Sabah

Bizim Tiyatro, 30.yıl şerefine Shakespeare’in ünlü eseri Hamlet’i Hamxlet yapıyor. 400 yıl önce intikam hırsıyla dolu olan karakterin, günümüzde, çokuluslu bir şirkette iktidarı ele geçirmek için neler yapabileceği sorusunun yanıtını arıyor. Semra Çelebi / Gazete Kadıköy

Bizim Tiyatro, 30 yıl sonra araya X harfini koyarak, yeniden yorumlayarak seyircinin karşısına çıktı. Arada önemli farklar var elbette; çünkü, 30 yıl önce oyunu sahneye koyan ve yorumlayan ve de başrolü oynayan Zafer Diper’di. Bugün ise, modern teknolojinin ürününü ve son gelişen sahne uyarlamalarını oyuna adapte eden, Hamlet oyununu yeniden çağa uygun şekilde yorumlayan ve sahneye koyan Zafer Diper olmasına rağmen, Hamlet karakterini oğlu Memetcan Diper oynamaktadır. Halk değimi ile armut ağacının dibine düşmüştür. Aile fertlerinin hepsi sahnede, sahne tozu ile yaşamalarını biçimlendirirken, elbette başarılı bir oyuncu, yorumcu ve de yazar anne ve babadan başarılı bir yorumcunun sahnede yer alması kaçınılmaz gibi geliyor. Sahnede modern toplumlar için doğal ama bizim gibi geri bıraktırılmış toplumlarda cüretkar bölümlerin olması, oyunun ne kadar ayrıntılı düşünüldüğünü kanıtlamaktadır. Oyun, Shakspeare’in Hamlet oyunun yeniden yorumlanması üzerine kuruludur… Hepsi son sahnede girişilen düelloda hayattan kopacaklardır. Elbette ailenin ortadan kalkması şirketin ortadan kalması anlamına gelmemektedir. Çokuluslu şirket dünyanın değişik yerlerinde ölüm saçarken, zor ile insanları köle yaparken yönetim kurulunu oluşturması kaçınılmazdır. Lidersiz şirket olmaz, lidersiz dünya olmaz, o halde lidersiz an olmayacağı için şirket kendi içinde çözümü en kısa zamanda bulur ve kamuoyu ile paylaşır… Bir tiyatro şöleninde tanık olmak isterseniz, bu oyunu kaçırmamanızı dilerim. İsmail Cem Özkan / Galata Gazete

Bizim Tiyatro, 30 yıl aradan sonra Hamlet’le tekrar seyirci karşısında. Konusunun dışında değişen ilk şey de ismi olmuş: Hamxlet. “x” sorudur, cevaptır, bilinmeyendir, ölümdür..”x” harfi Ham ve Let’in arasına girip onu ikiye bölüyor.. Uluslararası alanda faaliyet gösteren Hamxlet adlı bir şirkette geçen oyun Shakespeare’in dört yüz yıl önceki iletilerinden uzaklaşarak günümüz insanlığına farklı mesajlar veriyor. İktidarın, büyük şirketlerin eline geçtiği mesajı ön planda.. Zafer Diper, izleyicinin karşısına yeni bir takım yaklaşımlarla çıkıyor. Sahne geçişlerinde müzik kullanılmamasına rağmen Hamlet, bir anda baterisiyle seyircinin karşısına çıkabiliyor. Klasik tiyatro çizgisinden farklı bir platforma yerleştirilen eserde zaman zaman oyuncular izleyici olup seyircinin arasından çıkabiliyorlar. Cesur sahneleri ve kural tanımayan oyunculukları sayesinde tiyatro sahnesinin sınırları ortadan kalkıyor ve o sahnede eskirim de oynanıyor, koltuklara da çıkılıyor,masaların üstünde dans da ediliyor. Sürprizleri,esprileri ve gerçekçiliğiyle izleyicilerin beğenisini kazanarak dakikalarca ayakta alkışlanıyor Hamxlet… Ayça Zeynep Genç / Hürriyet

Zafer Diper ve Bizim Tiyatro adını duyunca hemen bir sevinç dalgası ile sarılıyor içim. Perdeler aralandığında biliyorum ki tiyatro gibi bir tiyatro seyredeceğim. Haksızlığa başkaldıran, muhalif, isyankâr, bir oyun olacak mutlaka repertuarlarında.. Gerçekleri duymak beni huzursuz bile edebilir. Bunu isteyerek koltuğuma oturuyor ve bilincimi onlara teslim ediyorum. Beni kör karanlıkta bırakan sanatı neyleyim ?.. Bu kez Hamlet 2000'li yıllarda Hamxlet şirketinin varisi olarak karşımıza çıkıyor.. İktidarı elinde tutmak için dolap çeviren ha bir kral olmuş ha bir X şirketi ne fark eder. Sonuçta X kişi ya da şirketi elindeki güçle kitleleri ezmek, muhalifleri yok etmek, doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovmak fikriyle yanıp tutuşmuyor mu? Biz acı çekip gelgitler yaşarken neden yüreğimizdeki çığlığı Hamlet/ler koparıyor? Neden bizi sarsıyor, cesur olamaya itekliyor, bizi değiştirmeye çalışıyor, ama neden? Hamlet altı üstü bir oyun kahramanı değil mi? Hamlet neden bu kadar ileri gidip haddini aşıyor? Hamlet ölürken neden kendi öyküsünü çağlar boyunca anlatacak tiyatroyu arıyor?.. Bizim Tiyatro, anti-kahramanlık yaparak öyküsünü anlatmak için sizleri tiyatroya çağırıyor. Canan Şahin / Sanat-Edebiyat



Hamxlet (2 bölüm,120 dk)/ Shakespeare’in Hamlet oyunundan yorumlayan-yöneten Zafer Diper Yönetmen Yardımcısı Ece Erişti-Berna Küçükoğlu/ Giysi-Aksesuar Nazan Diper/ Sahne Düzenlemesi Ahmet Yürük / Işık Süreyya Karaduman / Görsel İşlemler Uğur Levent Kavcıoğlu / Film Gösterimi Faik Üretmen / Eskrim Çalışması Özden Ezinler /Afiş-Dergi Aydın Göksu / O y u n c u l a r : Hamlet Memetcan Diper / Ophelia Ece Erişti / Claudius Savaş Özdural / Gertrude Elif İskender Polonius Zafer Diper / Horatio Sezgin Cengiz / Elizabeth Beril Senvarol Rosencrantz Ali İhsan Bozdemir / Guildenstern Özgür Sağlık / Laertes Cengiz Güleryüz Hillary Nazan Diper / Barbara Berna Küçükoğlu / Sözcü (Film) Kerem Kobanbay

www.bizimtiyatro.net / bilgi@bizimtiyatro.net / bizimtiyatro@gmail.com / (0543)765 71 15
Yüklə 37,46 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin