Dünyanin yaşamakta olduğu döNÜŞÜm sirasinda tüRKİYE’de kendi ÖZGÜLLÜĞÜ İÇİnde bir döNÜŞÜm yaşarken, mekan organizasyonunu nasil yeniden yapilandiriliyor



Yüklə 184,08 Kb.
səhifə1/19
tarix05.01.2022
ölçüsü184,08 Kb.
#67430
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   19

TÜRKİYE YÜRÜRLÜĞE KONULAN KENTSEL DÖNÜŞÜM ÜZERİNDE KONUŞMAYI SÜRDÜREBİLMELİDİR
İlhan Tekeli
I.GİRİŞ
Eski öğrencim şimdi dostum olan Faruk Malhan bir gün bana telefon ederek Koleksiyon’un 40’ıncı yılını kutladıklarını, bu kutlama için düzenledikleri faaliyetleri anlatarak benden de bir konuşma yapmamı istedi. Ben de onu kutlayarak, severek böyle bir konuşmayı yapacağıma söz verdim. Bu konuşmanın Türkiye’de son yıllarda yaşamaya başladığı kentsel dönüşüm süreci üzerinde olaması üzerinde anlaştık. Bu konuşmayı Mayıs ayı içinde yapacaktım. Ama değişik nedenlerle Ekim ayına kaldı. Mayıs ayı civarında ben bu konuda üç konuşma yaptım. O konuşmalar daha kötümserdi. Geçen sürede yaşananlar, özellikle toplumun değişik kesimlerinin kentsel dönüşüm konusuna yaklaşımı, bu konuda daha iyimser bir noktaya getirdi. Bu iyimserliğin bir hayal kırıklığı yaratması olasılığını da göz önünde tutarak konuşmamı bu yeni konumum üzerinden yapacağım.
Kentsel dönüşüm konusunda yaşanan olayları değerlendirirken daha iyimser bir noktadan bakmamın iki nedeni var. Bunlardan birincisi Türkiye’de kentsel dönüşümü bizzat yaşayanların dışındakiler arasında siyasal kamu oyunda kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesi gerektiği konusunda yaygın bir oydaşmanın bulunmasıdır. İktidardaki ve muhalefetteki partilerin belediyeleri farklı süreçler öneriyor olsa da kentsel dönüşümün gerekliliği konusunda hemfikir bulunuyorlar, uygulamaya çalışıyorlar. Bu konudaki yaygın oydaşmanın varlığı büyük ölçüde kamu oyunda bu konudaki olumlu beklentilerle ilişkili olduğunu düşünüyorum.
Bu gözlemlerim beni, durumu kentsel dönüşmenin vakti gelmiş diye bir saptama yapmaya götürdü. Vakti gelmek Türkçenin çok hoş bir ifade biçimi. Vakti gelince insanlar öbür dünyaya gidiyorlar. Toplumumuzda vakti gelince kızı evlendiriyorlar. Bir tür gerçekleşmesi adeta kaçınılmaz hale gelmiş bir durumu ifade ediyor. Böyle bir saptamayı yapmam beni neden vakti geldiğini açıklamak durumunda bırakıyor. Bunu konuşmamın ileri bölümlerinde yerine getireceğim. Ama burada vakti geldi saptamasını yapmamın önemi, konuşmamı bu dönüşümün yapılması ya da yapılmaması üzerinde değil , dönüşümün nasıl yapılması gerektiği üzerinde yoğunlaştırmam gerektiği konusunda bir işaret veriyor.
Bugün yapacağım konuşmamı iyimser bir noktadan yapmamın nedeni, toplumda kentsel dönüşümün nasıl yapılması gerektiği konusunun tartışılmaya başlamasıdır. Dört beş ay önce büyük kentlerimizde uygulananlar ve uygulanacağı ilan edilen projelerin toplumun gündemine, oluşmuş olan güçlü kamu ve özel kesim kuruluşları tarafından kamusal alanda müzakere konusu olmadan emrivakiler halinde sokuluyordu. Oysa geçen sürede bu alandaki sivil örgütlenmeler tarafından ve muhalif belediyeler tarafından alternatif kentsel dönüşüm yaklaşımları önerilmeye ve toplumda tartışılmaya başladı. Bu bağlamda meslek camiasının Faruk Göksunun öncülüğünde “Kentsel Dönüşüme Destek” Platformunu oluşturmuş olmasını önemli bulunuyorum. Önümüzdeki yıllarda maliyeti 700 milyar liraya ulaşacağı tahmin edilen kentsel dönüşüm1 önümüzdeki yıllarda kentlerimizin gelişmesini büyük ölçüde etkileyecektir. Bu önemde bir olgunun gelişmesinin emrivakilere bırakılmasının topluma pahası çok yüksek olacaktır. Böyle büyük harcamaların tartışılması bir yandan toplumda yaratabileceği travmaların oluşmasını engelliyecek ve dönüşümün maliyetinin ve yararının nedenle kamu alanında toplumda adil olarak taşınmasını sağlayacaktır.

Kamu alanında kentsel dönüşümün nasıl ve ne ölçüde olmalıdır tartışmasına yeni başladık. Onun için konuşmamın başlığını Türkiye Yürürlüğe Konulan Kentsel Dönüşüm Üzerinde Konuşmayı Sürdürülebilmelidir, diye koydum.


Böyle bir tartışmayı yürütmek için dönüşümden ne kastedildiğine açıklık kazandırmak gerekiyor. Biz kent plancıları yazılarımızda kentsel dönüşümden söz ettiğimizde iki farklı ölçekteki dönüşümden söz ediyoruz. Bu dönüşümlerden biri sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçerken kentlerin yapısında yaşanan bir dönüşümdür. Türkiye’de kentler bu önemde bir dönüşümü 1860’lar sonrasında dünya sanayi öncesinden sanayi toplumuna geçerken yaşamıştır. Dünya’da 1980’ler sonrasında dünyada sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçilirken, Türkiye’de kentler bir kez daha böyle bir yapısal dönüşümü yaşanmaya başlamıştır. Siyasetimize yerleşmiş olduğu görülen kentsel dönüşüm projelerinden söz edildiğinde farklı bir şeyden bahsedilmektedir. Bu halde kentin bir parçasında görülen bir soruna çözüm bulmak ya da farkına varılan bir fırsatı değerlendirmek için, bu parçada gerçekleştiren, kalıcılık iddiası taşıyan, fiziksel, sosyal ve çevresel bir yeniden yapılanma ya da kökten bir yenilenmeyi ifade etmek için kullanılmaktadır.
Türkiye’de siyasetçiler kentsel dönüşüm projeleri dediklerinde ikinci türdeki bir dönüşümü kastetmektedir. Birinci türdeki dönüşüm şehirciler arasındaki sınırlı bir çevrede konuşulmaktadır. Aslında bu iki türdeki dönüşüm ilişkilendirilmelidir. İkinci türdeki dönüşüm projeleri, birinci türdeki dönüşümü gerçekleştirmeye yardımcı oluyorsa, bir sorun yoktur demektedir. İkinci türdeki dönüşümler birinci türdeki dönüşümün oluşmasına yardımcı olmuyorsa sorun vardır demektir.



Yüklə 184,08 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   19




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə