Editör Mehmet UÇgun inceleme Komisyonu



Yüklə 5,86 Mb.
səhifə17/31
tarix30.04.2020
ölçüsü5,86 Mb.
1   ...   13   14   15   16   17   18   19   20   ...   31




Fadime ERCAN
12/C 685



GEÇMİŞİM ve GELECEĞİM
Bir demir kapıdan annemle beraber içeriye giriyoruz. Önümde bir sürü penceresi olan pembe bir bina duruyor. Binaya yaklaştıkça annemin elinden daha sıkı tutuyor ve ona daha çok sarılıyorum.

İçeri girince tanımadığım, bilmediğim bir sürü insanla karşılaşıyorum. Kalabalığın içinden yoluma devam ediyorum . Uzun bir koridordan geçiyorum. Panolarda birkaç resim ve bir türlü anlam veremediğim yazılar karşıma çıkıyor. Eski tahta bir kapıdan içeriye giriyorum. İlk gözüme çarpan sıralar oluyor. Eski yıpranmış, karalanmış sıralar… Koskoca yılların yorgunluğunu üzerinden atamamış eski sıralar…Annemle beraber birinin üzerine oturuyoruz. Etrafımdaki insanları tanımadığım için onlardan biraz çekinerek anneme sarılıyorum. Kapıdan içeriye narin bir kadın giriyor ve bana gülümsüyor İşte o anda bu soğuk bina sımsıcak oluyor. Zamanım burada çok güzel geçmeye başlıyor. Arada bir, küçük aksaklıklar oluyor tabi. Bu narin kadın ise güneş gibi bizi aydınlatıyor, bize her gün farklı öğretiyor. Bu narin kadının öğrettiği bilgi ve bize yansıttığı ışıklar beni büyütüyor, bana yardımcı oluyor.


Zaman ilerledi ve okulun bitme günü geldi. Artık bu beğenmediğim soğuk duvarların bile dışına bırakıyorlardı beni. Son defa arkama baktım ve derin bir nefes aldım. Yıllar sonra ise başta beğenmediğim ama bana sonradan cennet gibi gelen bu okulda öğretmenliğe başlıyorum.

Her şey bıraktığım gibi duruyor, duvarlar, sıralar, sınıflar... Kendime gelmek için derin bir nefes alıyorum ve kapıdan içeriye giriyorum. Benden onları güneş gibi ısıtmamı isteyen öğrencileri görüyorum. Onları bilgimle, ışığımla besliyorum. Hepsini büyütüyorum. Sonunda karne günü geliyor ve arkama baktığımda bir çiçek gibi açmış öğrencilerim duruyor.



Ebru KÖKCÜ

11/F 633



YURDUN ÇİÇEKLERİ

Bazen sert, bazen yumuşak,


Bazen hırçın, bazen sakin,
Ama bir gerçek var ki değişmeyen,
Dünyayı dolaşsam bulunmaz eşin benzerin.

Güvercin gibi gider gelir,


Yurdunun dört bir köşesine.
Omzunda sorumlulukların, aklında öğrencilerin
Dünyayı dolaşsam bulunmaz eşin benzerin.

Elimde tebeşir kara tahtada,


Bomboş büyük bir halka çizmiştim sana.
Elimden tutarak, sevgi ve kardeşlik yazmıştın ona.
Dünyayı dolaşsam bulunmaz eşin benzerin.

Mum nasıl ki gecenin karanlığını aydınlatır,


Sen de benim cehaletimi aydınlattın.
Bilmem ki nasıl öderim senin hakkını,
Dünyayı dolaşsam bulunmaz eşin benzerin.

O bir öğretmen ki paylaşır; bilgisini, sevgisini


Onun elinde yetişir doktoru, mühendisi…
Değerleri bilinmeli, onlar bu yurdun çiçekleri
Dünyayı dolaşsam bulunmaz eşin benzerin.

Ebru AKYÜREK
11/F 762


İSTİKLAL MARŞI’NIN KABULÜ VE MEHMET AKİF ERSOY’U ANMA GÜNÜ

Okulumuzun edebiyat öğretmeni Bengü Tuğba DÖVER ve öğrencilerimizin katkılarıyla 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ile ilgili mektup ve şiirler hazırlanmıştır.

Saygıdeğer şairimiz Mehmet Akif Ersoy’a…

Sizi bilmekten ve okumaktan duyduğumuz onur ve şeref kelimelerle telaffuz edilemeyecek kadar fazladır büyük üstat. Bundan daha ağır basan ise sizinle aynı milletten olmanın verdiği gururdur. Siz iyi ki var olmuşsunuz ve bizim büyük temsilcimizsiniz.



Şahsım adına değil, yüce Türk milleti adına teşekkürü bir borç bilirim. Sadece şahsınıza değil, bu tarihimizi yazan başta ulu önderimiz olmak üzere bu millete canını verebilme şerefine nail olan tüm kahramanlarımıza ne kadar minnettar olsak azdır diye düşünüyorum. Bizler bugün hayatımıza sığdıramazken Türk milletinin ciltler dolusu kitaplara sığmayacak şerefli tarihini, siz on kıta ve kırk bir satır ile tüm dünyaya duyurabilmişsiniz.

İstiklal Marşımız bugün bizim için bir tarihi belge niteliğinde ve önemindedir. Tüm dünyaya sesimizi haykırabildiğimiz en önemli yolumuz ve aracımızdır. Gurur duyduğumuz bu marşımızda objektif bir biçimde tarihimizi anlattığınız için millet olarak karşınızda önümüzü iliklemek dışında sizler gibi çalışarak, emek vererek, başararak ve milletimizi, gençler olarak üst seviyelere çıkarıp teşekkür edebileceğimiz kanaatindeyim.

Sizin yolunuzda, dürüstlüğünüz, çalışkanlığınız, azminiz ve zekânızla hayatımızı şekillendireceğinize Türk gençleri adına söz veriyorum. Örnek alınan insan, büyük şair, şeref ve onur kaynağımız Mehmet Akif Ersoy…



Bugün yazdığınız İstiklal Marşı’mızın kabulünün 93. yılı. Şu da ikinci sözümüz olsun ki, ne bu bayrak göklerden inecek, ne de bu marşı gururla söyleyen diller susacaktır.

Zeynep Rengin ATEŞ

10/F 840


Sayın Mehmet Akif ERSOY,

Yokluğunuzun yetmiş sekizinci yılında size bu satırları adamak şahsım için büyük bir şeref doğrusu. Büyük bir millet adamı, büyük şeyleri hak eder. Malum, sizin gibi tarihi bir şahsiyete gelişigüzel şeyler yazmak olmaz. Özellikle yazdığınız her satırdaki anlam büyüleyiciliğine bakıyorum. Hiçbir şiir milli mücadele ruhunu bu kadar muhteşem anlatamazdı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ana temellerinden birisi sizin kaleminizden döküldü kâğıtlara. Kelimelerle oynamayı en mükemmel şekilde başardığınız gibi, can alıcı üslubunuzla Türk ulusuna en yaraşır bağımsızlık marşını hediye ettiniz. Fark ettiğiniz üzere efendim, hediye ettiniz dedim. Siz Türk milletine bir istiklal yazgısı hediye ettiniz. Öyle köklü bir yazgı ki, ilelebet hatırlanacak. Gururla, onurla Mehmedimin kanını süsleyecek bu ölümsüz hatırayı kim silebilir? Cevap için bu kilit satırlar geliyor aklıma :


“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” Bu sözleri her duyduğumda gurur duyuyorum Türk olmaktan, Mehmet Akiflerin, Mustafa Kemallerin torunu olmaktan…

Anadolu’nun bağrındaki yaralar, Milli Mücadele ruhunun gücü ancak bu kadar sağlam anlatılabilirdi. Ve bu hediyeye karşılık hiçbir ücret kabul etmemeniz de cabası. Şimdi ulu marşımız dünyanın her yerinde yankılanıyor. Her yerde bize güç katıyor, milli benliğimizi her dakika daha da sağlam yapıyor.

Bayrak İstiklal Marşı’nın coşkusuyla mavi göklerde dalgalandıkça, sizi hatırlayacağız. Siz ki bir milletin milli ruhunun başyapıtlarındansınız. Kim silebilir sizi, kim unutabilir?

Ve bugün günlerden 12 Mart. Yaşasın bağımsızlık, yaşasın hürriyet inancı, yaşasın İstiklal Marşı. Ebedi ulusal serüven ışığımızdır marşımız. Bizimle doğmuştur, bizimle ölecektir. Biz yaşadığımız sürece bu yüce marş eşliğinde şanlı bayrağımız dalgalanmaya devam edecek. Size söz veriyoruz.


Ruhunuz şad olsun.


Yüklə 5,86 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   13   14   15   16   17   18   19   20   ...   31




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə