Editör Mehmet UÇgun inceleme Komisyonu



Yüklə 5,86 Mb.
səhifə7/31
tarix30.04.2020
ölçüsü5,86 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   31

Fadime ERCAN
12/C 685


(Kompozisyon Yarışmasında İl Birincisi Olan Eser)

Öğretmenim
Yetiştirilmek için ellerinize bırakılmış bir fidanım ben; hayata dair tecrübesi olmayan, sizin yönlendirmelerinizle hayata tutunacak, toprağa kök salacak bir fidan… Daha açmamış tomurcuklarım var benim, sizin ellerinizle şekillenecek yapraklarım. Sevgiye ihtiyacım var, şefkatli bir çift ele. Beni şekillendiren bir öğretmenim var benim, her şeyin en iyisini bana sunan.
Öğretmenim bana kaybetmekten öğrenme, kazanmaktan neşe duymayı öğretti. Öğretmenim bana sessiz kahkahaların gizemini öğretti. Öğretmenim bana hayatta hata yapmanın hile yapmaktan daha onurlu olduğunu öğretti. Dinleme duygusunu aşıladı bana, ancak her söyleneni gerçeğin eleğinden geçirip sadece iyi olanları almayı öğretti. Öğretmenim bana haklı olduğuma inanıyorsam, dimdik durup savaşmayı öğretti. Öğretmenim bana adil olmayı, doğruyu savunup emeğimle kazandığıma benim diyebilmeyi öğretti.
Hayata hazırladı beni yetiştirdi, gözyaşlarının hiçbir utanç olmadığını öğretti, herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığını öğretti. Bana cesaretin gerçekliğini, hayata farklı pencerelerden bakmayı öğretti.
Öğretmenler her şeyin en iyisine layık kutsal varlıklardır. Eğitmek, öğretmek ve nesilleri en yüksek seviyeye ulaştırmak amaçlı emek veren işçilerdir. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ ün de belirttiği gibi yeni nesil öğretmenlerin eseri olacaktır. Ayakta alkışlanmayı binlerce övgüyü hak eden en iyi mimarlardır öğretmenler. Toplumun ulus olabilmesi için eğiticilere ihtiyaçları vardır, eğitim öğretimin temelini oluşturan en büyük unsurdur öğretmen.
Ben de öğretmen olmak isterim; yüzlerce fidan yetiştirmek, yüzlerce esere sahip olmak… Ülkemin gelecek sahiplerini yararlı bireyler olarak yetiştirmek isterdim. Gururla ben öğretmenim diyebilmek… Ben hep öğretmenimi örnek alıyorum, o nasıl gülüyor, nasıl yazı yazıyor, nasıl konuşuyor, nelerle ilgileniyor? Hep kitap okur benim öğretmenim. Çok bahsettim öğretmenimden ama daha anlatamadığım çok şey var.
Öğretmenim, hayatıma yön veren kılavuzum Bugün buradan size sesleniyorum, sizi çok özlüyorum, öğretmenler gününüz kutlu olsun…


Kısmet UĞUZ

11/G 465


(Kompozisyon Yarışmasında İlçe İkincisi Olan Eser)

GERÇEK DÜNYA KAHRAMANLARI
Süper kahramanlara inanır mısınız? Hani en zor durumlarda çıkıverirler ortaya. Saklamışlardır ama kanatlarını göremezsiniz. Bir damla suya muhtaç, kurak bir toprak parçasının üzerine bir yağmur bulutunun gelmesi gibi.

Hiç dallarınızın kuruduğunu hissettiniz mi sonbaharda? Birkaç damla suya ihtiyacınız olduğunu, fakat etrafınızda hiçbir yağmur bulutu olmayışını… İşte böyle bir anda bir su kaynağı ararsınız ya da bir yardımcı, bir kahraman.

Peki kim bu süper kahramanlar, bu kanatsız melekler? Beş yaşındaki Ali’ye sorulsa bu soru, cevabı pekala örümcek adam olurdu. Herkesin imdadına yetişen, oradan oraya koşuşturan iyi kalpli süper kahraman tasvirini ise böyle yapardı. Bunlara gülüp çocuklarla dalga geçtiğinizi söylemeyin bana sakın. Çünkü biz de zor anlarımızda yanımızda beliren süper kahramanlarla aynı dünyada yaşıyoruz. Lakin onlar biraz farklı. Onlar şapkalı ve üniformalı kahramanlarımız. Birileri çocuklara yanılmadıklarını söylemeli, değil mi? Bu dünyada gerçekten yalnız değiliz.

Polislerin hayalet kanatları, sizleri onlardan uzaklaştırmasın. Onların kanatları armaları ve keskin bakışlarıdır. Gözleri bir kartal kadar korkusuz ve keskindir. “Ben de polis olmak istiyorum.” diyor Ahmet. İnsanları kurtarmak ve onların kahramanı olmak. Evet, içinde zerre kadar korku bulunmayan koca yüreklerinde cesaret taşır polis kahramanlar. Cesaret kanlarında vardır ve bu her saniye damarlarına pompalanır.

Polisler, bu koca mavi yuvarlakta her an, her yerde başka kahramanlıklar ekler şanlı mazisine. Belki okyanus ötesindeler belki beş metre yanımızda. Mesafeler çelik yüreklerine işlemez. Ne zaman bir yardım çağrısı işitsinler, orada olurlar. Polisler çeviktir, ne zaman bir süper kahramanın yardıma geciktiğini gördünüz ki?

Tüm dünyanın gece gündüz bekçiliğini yapan milyonlarca kahramanımız varken, korkmak niye? Bizlere kendilerini feda eden, kurşun altına yatan ve bunun gibi birçok takdir edilesi, onurlu ve şerefli işler yapan polislere kahraman demek az bile. Kelimelerle anlatılmayacak kadar üstünlük sıfatı ister bu kelimeler. Bu denli zengin olan dilimiz bile buna yeterli kalmayabilir. Polislik mazisinin her bir parçası şeref doludur. Şehitlik mertebesiyle bezenmiş olan her polisimizin tek kan damlası bile onlara cennette en güzel köşkler olarak geri dönecektir.

Süper kahramanlarımız polisler oldukça aldığınız her nefesin onlar tarafından takip edildiğine emin olun.

Bilirsiniz, rahmet dağıtan büyük bulutlar hiçbir çiçeğin susuzluktan solmasına izin vermez…



Yasemin AYDIN
11/G 302


(Kompozisyon Yarışmasında İlçe İkincisi Olan Eser)

BİR ÜLKENİN IŞIKLARI
Dilim söyler, elim yazar ve gözlerim tekrar tekrar tanık olur. Sokakta görüp varlığını hissettiğim, belki komşum, belki ailemden biri. Aslında ülkemin, şehrimin ve amansız korkuların, daimi suçlularınsa davetsiz misafiri. Korkuların ilacı, çaresizlerin çaresi.
Bir üniforma… Uçuk mavi rengin hakim olduğu, içine özel insanları misafir eden, hamurları emekle, alın teriyle yoğurulan, ete kemiğe bürünmüş insanlar... Hayatın kuytu köşelerine, insanlara, sokaklara o üniformanın ardından bakan, gözleri daima istemsiz bir çekim gücüyle etrafı kolaçan eden, elleriyle adeta bütün şehri kavrayan büyük kurtarıcılar… Hayat savaşımızın eşsiz komutanları. Polisler…
Hiçbir sıfatın kifayet olamadığı, hiçbir tasvirin o emeği resmedemediği o insanlar. Küçük bir çocuğun “Büyüyünce ne olacaksın?’’ sorusuna ‘’Polis olacağım.’’ diye verdiği o masum cevap gibi. Saf ama gerçek. Ve değerli. Bir ağacın kökleriyle toprağın kollarına sıkı sıkı sarılması gibi, vatan toprağını kanından değerli görür polisler. Hiç bilinmedik bir senaryonun içinde başrolü oynarlar. Eve yorgun argın gelirler. Bazen gündüz, bazen gecenin bilmem kaçı. Bazen de hiç gelmezler. Sokaklar evleri olur. Hep korumak isterler onu, kendi canları gibi. Kırmızı mavi ışıklarıyla aydınlatırlar soğuk karanlıkları. Siren seslerini fısıldarlar suçların kulaklarına. Paslanmaz bir cesaret taşırlar yüreklerinde. Gözleri daima dimdiktir içindeki ferle. Ülkenin damarlarıdır polisler. Hayat verirler. Bir ülkenin ışıklarıdır polisler. Varlıkları ışık olur bize. Tünelin sonundaki ışık, yağmurdan sonra açan güneş gibi. Hayallerimizi, hislerimizi ısıtır polisler. Hayat tablomuzdaki siyahları beyaza boyarlar veya turuncuya ya da pembeye. En zor anlarda bile umut kırıntılarıyla beslerler uçuşan korkularımızı, endişelerimizi. Belanın kol gezdiği sırada tutarlar elimizden. Üç rakamın birleşimi getirebilir onları yanımıza. Polis kelimesinin sözlük anlamından çok daha fazlasıdır onlar. Bir matematik problemi gibi düzenli ve sistemli, bir baba gibi koruyan ve destek olan, bir doktor gibi yaraları saran, iyileştiren, bir anne gibi kâbus gördüğümüz gecelerde koynunda avutan. Yepyeni bir düşünce gibidir onlar zincirleri kıran ve onlar bizim polislerimizdir hayatımızı emniyete alan…
Fadime ERCAN

12-C 685

(Kompozisyon Yarışmasında İlçe Üçüncüsü Olan Eser)

SONBAHARIN RENKLERİ

Yolun sağ tarafına dizilmiş ağaçların döktüğü kahverengi, sarı, kırmızı renkteki yaprakarın üstüne bastıkça çıkardıkları ses, bugün yağan yağmur sonrası etrafta biriken su göletlerine basan çocukların umursamazca içlerine dalıp ıslanarak koşuşturmaları ve aynı göletin içinde çıkan bir gökkuşağı yansıması ile paltomun içine ısınmak için sokulan rüzgâr.


Ellerimi mavi çiçek desenli paltomun cebine koymuş, bir yandan rüzgâr yüzünden yüzüme gelen beyaz atkımı arada bir paltonun cebinden elimi çıkartıp düzelterek yürüyorum. Sarı yağmur botlarım kaldırımda yürüdükçe ıslak göletlere basıyorum. Bir yandan da gıcır gıcır diye botlarımdan sesler çıkarıyorum. Yağmur azalmasına rağmen etrafta pazardan dönen bir elinde poşet, diğer elinde şemsiyeli teyzeler… Diğer yandan yağmurun atıştırmasını hiç umursamayan, aksine onun zevkini hayalleriyle buluşturan çocuklar var. Bir anne bebek arabasını sürerken, bebek de arabasının üzerine ıslanmasın diye örtülen perdesinin beyaz camından gökyüzüne anlamsız ifadelerle bakıyor. Oysaki o küçücük dünyasında ne oyunlar üretiyor bir bilseler. Ardından bir köpek tasmasının ucunda onu iple bağlı bir şekilde izleyen sahibi. Köpeği giydirenin adam olduğu belli doğrusu, kendisi mavi bir kazak giymiş anlaşılan. Rüzgâr ona da sokuluyor. Köpeğine de sokulmasın diye ona da mavi bir kazak giydirmiş. Ben bunları düşünürken bir kedi çöp kutusunda fırlayınca köpek onu kovalamaya başlıyor ve sahibi de elindeki telefonu havada bir zıplatıyor, yakalıyor ve köpeğin peşinden koşuyor. Sağ tarafa döndüğümde ise ağaçlar yapraklarla sıklaşıyor. Bu soğuk sonbahar gününde bile insanlar içimi ısıtıyor.

Tam geçerken ayaklarım bir anda geri geri gidiyor. Nasıl da daha görmemiştim ben bu kafeyi diyorum ve rüzgârı, yağmuru ardımda bırakarak sıcak bir kahve ile içimi daha çok ısıtmak için dükkâna giriyorum…




Yüklə 5,86 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   ...   31




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə