Erdoğan'a hutbede hakaret!



Yüklə 0,72 Mb.
səhifə10/12
tarix31.10.2017
ölçüsü0,72 Mb.
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   12


Ağlayan Gülen’in Geliri

Emekli maaşı ile mütevazı bir hayat yaşadığını iddia edip, “Hiçbir mal varlığım olmadı ve halen de yok” diyen Fethullah Gülen’in, kitap teliflerinden yılda 532 bin TL gelir elde ettiği ortaya çıktı.

Fakir ve mütevazı hayat yaşadığı iddia edilen Fethullah Gülen’in aylık gelirinin 45 bin TL olduğu ortaya çıktı. 

“Hiçbir malvarlığım olmadı ve hâlen de yok” diyen Fethullah Gülen’in; 2011 yılında Işık Yayıncılık Ticaret A.Ş.’den 414 bin TL, Nil Sesli Görüntülü Eserler Paz. San. Tic. A.Ş.’den 118 bin TL olmak üzere 532 bin TL gelir elde ettiği bildirildi.

Gülen’in, söz konusu şirketlerden kitap yazdığı gerekçesiyle telif aldığı öğrenildi. Fethullah Gülen’in resmi internet sitesi www.tr.fgulen.com’da, Fethullah Gülen’in malvarlığına ilişkin açıklamaları yer alıyor. 

Gülen, “DGM Savcısı senelerce sürdürdüğü araştırma ve incelemelerden, bir dizi tevsî’-i tahkikâttan sonra ‘Fethullah Hoca’yı züğürt bulduk!’ demişti” açıklamasında bulunmuş. 

GAZETEMİZE AÇTIĞI 60 DÂVÂ MAL VARLIĞINI ORTAYA ÇIKARDI

Fethullah Gülen’in son 2 ay içinde aralarında Gazetemiz Genel Yayın Koordinatörü ve yazarı Hasan Karakaya, gazetemiz yazarı Mehtap Yılmaz ve muhabirlerimize toplam 60 dava açması, Fethullah Gülen’le ilgili bilinmeyeni gözler önüne serdi. Fethullah Gülen’in gazetemize açtığı manevi tazminat davasında, mahkeme, Gülen’in mali ve ictimai durumu hakkında araştırma yaptı.

YAYINCILAR, GÜLEN’E ÖDEDİKLERİ TELİFLERİ AÇIKLADI 

Işık Yayıncılık Ticaret A.Ş.; yazarları Fethullah Gülen’in 1 Ocak 2011-31 Aralık 2011 tarihleri arasında 414 bin 402 TL ödendiğini açıkladı. Nil Sesli Görüntülü Eserler Paz. San. Tic. A.Ş. ise, eser sahiplerinden Fethullah Gülen’e 1 Ocak 2011-31 Aralık 2011 tarihleri arasında 118 bin 67 TL hesabına alacak kaydedildiğini bildirdi. 

GÜLEN: BENİM GİBİ BİRİNE AYDA 500 LİRA YETER 

Fethullah Gülen, kendisi gibi birine ayda 500 lira yeteceğini söylemişti. Gülen; Milliyet Gazetesi’nin, “Fethullah Gülen nasıl geçiniyor, rahat ve keyif içinde mi yaşıyor?” şeklindeki sorusuna şöyle cevap vermişti: “(…) Benim gibi, şeker hastası, günde 1200 kalori alan, ağır şeyler yiyemeyen, yemek ihtiyacını çok defa yoğurt ve çorbayla karşılayan bekâr bir insan, ABD’de olsa 500 lirayla (dolar yerine lira diyor) geçinir. 

Bu tür şüpheler uyandırarak karalamak isteyenlerin tavrını fevkalade yakışıksız ve münasebetsiz buluyorum. Bunları hiç söylemek istemezdim. Çünkü, isterdim ki, imkânım olsaydı da, o telif ücretlerini de yemeseydim” “Buradaki ikametim için arkadaşlar gönderiyorlar ben de kerhen kabul ediyor ve ancak zaruri ihtiyaç çerçevesinde kullanıyorum. Zaten burada başka türlü durmam mümkün değil ve böyle bir telif ücretini alma mevzuunda da kimsenin bana bir şey demeye hakkı yoktur. Soruldu, açıkça söyleyeyim: Arkadaşlar, -rahatsızlıklarım da olduğu için- ihtiyaten bir miktar bankada bulunduruyorlar; her sene için de 30 bin gönderiyorlar. (…) Zaruri ihtiyaçlarımı gideriyor, geri kalanını da millete tavsiye ettiğim üzere eğitim hizmetlerine bağışlıyorum. Bana gönderilmeyen ve birikmiş olan teliflerin de Allah rızası için bazı yerlere ve muhtaç kimselere verilmesini söylüyorum. Allah’ın huzuruna girerken arkada beş on kuruş bile olsa bir şey bırakmak istemem.” Mil

liyet’te Mehmet Gündem’le röportaj, 22.01.2005 “HAKKIMIZ OLMAYAN ŞEYLERE EL UZATMAYIZ”

Fethullah Gülen, resmi internet sitesi www.tr.fgulen.com’da, mal varlığına ilişkin şu açıklamada bulunmuş: “Biz hayatımızı ihtiyaç dairesine bağlamış, ihtiyaç çerçevesinde bize gelen şeylerle yetinmeye bağlamış, onunla geçinmeye çalışıyoruz. Ayaklarımızı kısarız büzeriz yorgana göre uzatırız, üç defa yemek yemeye imkânlarımız yetmiyorsa bir kere yeriz, iki kere yetiyorsa iki kere yeriz, hakkımız olmayan şeylere el uzatmayız. Akıldânelik yaparak bazı şeyleri aparma filan düşünüyorsak onlara tenezzül etmeyiz. Bunların hepsi tenezzül edilmemesi gereken şeylerdir. Âdiliktir, bayağılıktır bunlar.” (Bamteli, 28.05.2006) 

“HİÇBİR MALVARLIĞIM OLMADI VE HÂLEN DE YOK” 

“Hiçbir malvarlığım olmadı ve hâlen de yok. Giydiğim elbiseler ve günlük yediğim yemek sayılmazsa herhangi bir lüksüm de yok. Ama soframa konan bir üçüncü çeşit yemek bile zakkum gibi geliyor bana; üzerinde gezindiğim halıyı sırtımda taşıyormuşum gibi ağırlığını hissediyorum. Zaten milletin parası ile alınan halıya basmamaya her zaman gayret gösterdim. Bir vakıfta üzerine bastığım sergiler için bile yıpranma parası verdim. Yediğim, içtiğim her şeyin ücretini ödemeye çalıştım” (Kırık Testi, 13.05.2002) 

“FETHULLAH HOCA’YI ZÜĞÜRT BULDUK!”

“DGM Savcısı senelerce sürdürdüğü araştırma ve incelemelerden, bir dizi tevsî’-i tahkikâttan sonra ‘Fethullah Hoca’yı züğürt bulduk!’ demişti. Ben hep ‘Allahım benim kardeşlerime, ailemin fertlerine dünyevî imkan verme!’ diye dua ettim. ‘Acaba akıyor mu bir yerden, sızdırılıyor mu?’ demelerinden endişe duyduğumdan bu niyazda bulundum. Hayatım boyunca kût-u lâyemut ile iktifa ettim.” (Bamteli, 27.06.2011) Yeni Akit/08.02.2014 

Badıllı'dan dava açan Gülen'e sert Cevap

Bediüzzaman Said-i Nursi'nin talebesi Abdülkadir Badıllı, Akit gazetesine verdiği röportajdan sonra dava açacağını duyuran Fethullah Gülen cephesine aba altından sopa gösterdi.

Badıllı'dan dava açan Gülen'e sert cevap Haberinin Videosu Muhammed TAŞÇILAR'ınhaberi

Badıllı, "İki ay önce konuşma yaptım. Seçimi kaybedince bana dava açtılar. Fetullah Hocanın Amerika'da çok kritik işleri var. Elimde birçok belge bulunuyor. Dava açılırsa mahkemeye ibraz edeceğim. Resmi mahkeme evrağı elime ulaşırsa farklı konuşacağız" dedi.

"AMERİKA'DAKİ SİYASİ ONU BIRAKMIYOR"

Aylar önce verdiği röportaj için bugünlerde mahkeme açılmasını anlamlı bulduğunu belirten Badıllı Hoca, 

"Bundan aşağı yukarı 2 ay önce bütün Türkiye'de tufan gibi herkes ondan bahsediyor basın yayın televizyonlar. Herkes hemen hemen yüzde 80'i onların aleyhinde konuşuyor. Biz ise Risale-i Nur mesleği namına bunun yaptıklarının Risale-i Nur ile ilgisi olmadığına yanlış olduğuna Bediüzzaman Hazretlerinin hiçbir zaman partilerle hükümetlerle pençeleşme diye bir fikri bir davranışı olmadığını bunları dile getirdik. Tabi bu münasebetle birçok şey sordu. Niçin Amerika'dan gelmiyor dendi. Ben de dedim ki herhalde gelemiyor niçin gelmesin çünkü burada herhangi bir taşkınlığı yok, hapsi, mahkûmluğu yok niye gelmiyor. Benim kanaatime göre oradaki Amerika'daki siyasi onu bırakmıyor. "Kendi iradesini onlara kaptırmış" öyle dedim ve bu manada bazı kelimeler konuştum. Yoksa durup dururken ona hakaret etmek bizim karakterimizde yoktur" dedi. 

"SEÇİMİ KAYBEDİNCE DAVA AÇTILAR"

Camaatin yerel seçimlerde beklediği sonucu alamadığını belirten Badıllı,"Mağlup oldular seçimden dolayı seçimleri kaybettikleri için, hep CHP'ye verdiler, hep MHP'ye verdiler. Bu arada kaybettiler. Kaybedince bu defa eskiden olmuş, 2 ay önce söylenmiş, gazete yayınlamış ondan sonra dava açıyorlar" diye konuştu.

"ELİMDE BİRÇOK BELGE VAR"

Mahkeme çağırılması halinde elindeki belgeleri açıklayacağını söyleyen Badıllı, "Şimdi bu dava açılırsa bende mahkemeye gidersem bende birçok belgeler var onları ibraz edeceğim. Bunları o zaman konuşmadım gazetede Fetullah Hocanın Amerika'da çok kritik işleri var. Onları da ben mahkemede söyleyeceğim. Bana dava açılırsa şimdiden söylüyorum haberleri olsun. Akit gazetesinden benimle röportaj yapan arkadaş bana telefon açtı. Dedi ki "Duydunuz mu? Fetullah Hocanın avukatları hem benim hem de sizin hakkınızda dava açmışlar." Gelsinler mahkemeye bizde gidip konuşuruz" diye sözlerini sürdürdü.

"DERNEK OKUL İYİYDİ AMA SİYASETE BULAŞTI..." 

Camianın siyasete bulaşmasını doğru bulmadıklarını belirten Badıllı, "Biz 64'ten beri tanışırız kaç defa beraber oturup sohbet etmişiz. Bizim bir arkadaşımız idi. Ama sonra vaziyeti değişti siyasi vaziyetlere girdi. Dernek, okul hepsi iyiydi de bu sefer kaktı hükümet, parti, siyasetle pençeleşmeye başladı. Biz dedik ki bu Risale-i Nur mesleğinde değildir. Bu zatın yaptığı kendi kafasına göre yapıyor, Risale-i Nur'a göre yapmıyor Üstat kesinlikle bunu kabul etmez. Bunları konuştuk, birkaç televizyonda konuştuk. Mesele bundan ibaret. Bana daha resmi evrak gelmedi. Gelirse ayrı bir konuşacağız yani" diyerek sözlerini sonlandırdı. Badıllı'nın dava açılması ihtimaline karşın avukatları aracılığıyla hukuki hazırlık içerisinde olduğu bildiriliyor. 


                 ( Haber 7,13.04.2014) 


Nur Talebeleri, "Gülen Nur Çizgisinden Ayrılmıştır" 

Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayramoğlu, Salih Özcan, Mehmet Fırıncı ve Abdülkadir Badıllı, yaptıkları ortak açıklamada, Nur yolunun esasının siyasete bulaşmamak ve milletin oylarıyla iktidara gelmiş hükümetin işlerine karışmamak olduğunu belirttiler. 

Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayramoğlu, Salih Özcan, Mehmet Fırıncı ve Abdülkadir Badıllı, yaptıkları ortak açıklamada, Nur yolunun esasının siyasete bulaşmamak ve milletin oylarıyla iktidara gelmiş hükümetin işlerine karışmamak olduğunu belirttiler.

“Cemaat adına siyasi faaliyette bulunmak, siyasi partilerle pazarlıklar içine girmek, devlet içinde kadrolaşmak ve iktidara ortak olmaya çalışmak” gibi faaliyetlerin tamamının Risale-i Nur’un iman ve Kur’ân hizmetiyle tezat teşkil ettiğinin dile getirildiği açıklamada, “Risale-i Nur talebeleri böyle faaliyetlerde bulunmayı, Üstatlarından miras aldıkları kutsi hizmetin kutsiyetini bozmak olarak görürler ve bundan şiddetle kaçınırlar. 

Aynı şekilde, milletin oylarıyla iş başına gelen meşru iktidarı muhafaza etmek ve memlekette asayişi ihlâl etme istidadı taşıyan hareketlerden şiddetle kaçınmak da Risale-i Nur talebelerinin Üstatlarından ders aldığı en mühim esaslar ve düsturlardır; ancak onlar bunu hiçbir zaman bir menfaate alet etmezler, bir tarafgirlik haline getirmezler. Hizmet, sadece iman esaslarından ibarettir ve onun dışındaki faaliyetler tarafgirlik manasına gelebilir. Bu tür davranışlardan kaçınılması gerekir” görüşlerine yer verildi.

TEKRAR TEKRAR ZİKREDİLEN HUSUS

Said Nursi’den uzun yıllar ders alan ve O’nun hizmetinde bulunan talebeleri Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayramoğlu, Salih Özcan, Mehmet Fırıncı ve Abdülkadir Badıllı, yaptıkları açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Said Nursi’nin, bizlerden ve yolunda yürüyenlerden hassasiyetle üzerinde durmamızı istediği huşuların başında hizmeti sadece ve sadece iman esasları ile sınırlandırmaktır. 

Bu husus, Üstat’ın pek çok mektubunda tekrar tekrar zikredilmiştir. Said Nursi’nin Emirdağ mektubunda yer alan şu ifadeleri ne demek istediğimizi gayet güzel ifade etmektedir: 'Risale-i Nur hiçbir şeye alet olamadığını ve rızâ-yı İlâhiyeden başka hiçbir maksada vesile olamadığını ve doğrudan doğruya her şeyden evvel iman hakikatlerini ders vermek ve biçare zayıfların ve şüpheye düşenlerin imanlarını kurtarmak olduğunu elbette sizin gibi Nur’un has şakirtleri biliyorlar”. 

“SAFİ HİZMET TELAKKİSİNDEN ÇOK UZAK DÜŞEN HAREKETLER”

Son zamanlarda cereyan eden olayların kendilerini üzdüğünü ifade eden Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayramoğlu, Salih Özcan, Mehmet Fırıncı ve Abdülkadir Badıllı, “Hepimizi üzen bazı gelişmeler, siyasi mahiyet taşıyan ve Nur’un safi hizmet telakkisinden çok uzak düşen bazı hareketlerin Risale-i Nur ile karıştırılmasını ve bu menfi hareketler sebebiyle bu iman hizmetinin töhmet altında kalmasını netice verdiğinden, biz Risale-i Nur talebelerinin böyle hareket ve faaliyetlerle hiçbir surette alakamızın bulunmadığını ve bu tür sakat anlayışların asla Risale-i Nur’dan kaynaklanmadığını açıklamak zorunda kalmış bulunuyoruz” dediler.

“BU ESAS FEDA EDİLDİĞİNDE, ORTADA RİSALE-İ NUR HİZMETİ DE KALMAZ”

Risale-i Nur mesleğinin olmazsa olmazının, insanlara hiçbir tarafgirlik gözetmeksizin ve hiçbir menfaat gütmeksizin Risale-i Nur’la iman hizmeti vermek ve muhtaç olanların imanlarını her türlü tehlike, vehim, vesvese ve şüphelerden korumaya çalışmak ve bu hizmetin mukabilinde ne maddi, ne de manevi hiçbir karşılık beklememek olduğunun altının çizildiği açıklamada, “Bu esas feda edildiğinde, ortada Risale-i 

Nur hizmeti de kalmaz” denildi. Said Nursi’nin yolunda yürüyenlerin, emsalsiz işkencelere ve sıkıntılara tahammül edip Nur'u - Risale-i Nur’u - hiç bir şeye âlet etmedikleri ve siyaset topuzuna el atmadıklarının hatırlatıldığı ortak açıklamada, ayrıca “Risale-i Nur şakirdlerinin, mümkün olduğu kadar, siyasete ve idare işine ve hükûmetin icraatına karışmamaları bir düsturdur. 

Siyaset yoluyla vatana, millete, İslâmiyete hizmet de elbette ihmal edilecek bir mesele değildir. Ancak herkese eşit şekilde hizmet sunması gereken bir iman cereyanının mahiyeti, siyaset yoluyla hizmetten çok farklıdır” denildi. (İHA) 

Bediüzzaman'ın talebesi o görüşmenin detayını açıkladı 

Bediüzzaman Said Nursî'nin talebesi Mehmet Fırıncı, sosyal medyada saptırılan Başbakan Erdoğan'la Bediüzzaman'ın talebelerinin 2012 yılının aralık ayında yaptıkları görüşmenin detaylarını açıkladı.

Fırıncı, son günlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaretlerine ilişkin fotoğrafla ilgili olarak sosyal medyada çıkan asılsız söylentilere karşı açıklamada bulundu.

Fırıncı, AA'ya yaptığı yazılı açıklamada,

"Son günlerde tekrar ortaya çıkan ve kasıtlı saptırmalarla başka bir mânâ yüklenen bir fotoğrafımızla ilgili olarak şu açıklamayı yapmak lüzumu hasıl olmuştur" ifadelerine yer verdi.

BEDİÜZZAMAN'IN ÜÇ İDEALİNİ ANLATMAK İSTEDİK

Başbakan Erdoğan'la birlikte yer aldıkları fotoğrafın 2012 yılının aralık ayına ait olduğuna dikkati çeken Mehmet Fırıncı, ziyareti,

"Bediüzzaman Hazretleri'nin bütün hayatı boyunca takip ettiği ve zamanın idarecileri nezdinde teşebbüslerde bulunduğu üç idealinin devlet ve yetkililerimize aksettirilmesi için" gerçekleştirdiklerini vurguladı. 
               (02.01.2014 AA yapılan açıklamadır).



Eygi: Başbakan çok sabırlı davrandı

“AK Parti oylarını artırırsa hiç şaşırmam”, “Cemaat yeni bir İslam peşinde”,“Hocaefendi Türkiye realitesinden kopmuş" 

 Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi, hem iktidara hem de Fethullah Gülen cemaatine yakın; ikisini de biliyor.

Peki Eygi, 17 Aralık Operasyonu'ndan beri süregelen tartışmalarla ilgili olarak neler söylüyor? Geçtiğimiz sene cereyan eden MİT olayına da değinen Eygi, bu olaya ilginç bir benzetmede bulundu:

"Bir yıl önce, Başbakan ikinci ameliyata gireceği sırada, hesaplı kitaplı bir saray darbesi yapmak istediler. MİT Başkanı'nı çağırıp sorgulamak, tutuklamak istediler. Başbakan'ın kulağına kar suyu kaçtı, ameliyata girmedi ve durdurdu bu işi. Bu savaşta yine en hoşgörülü ve sabırlı hareket eden Başbakan. Ama son hadiseyle ip koptu." Tartışmalarla ilgili olarak, hiç şüphe edilmeyecek şekilde bir savaş var. Kavga demek hafif olur, diye sözler kullanan Mehmet Şevket Eygi, tartışmanın daha da şiddetleneceğini iddia etti. 
......
Cemaatin de dershanelerle ilgili maddi menfaatleri var. Sadece hizmet işi değil, 7 milyar dolarlık gelir kaynağı bu. Buradaki ahlâk ile finans sınırı nerede başlıyor, nerede bitiyor bilmiyoruz. Türkiye Müslümanlarının dini, İslami ve kültür seviyesi çok düşük. Gerçekten dindar bir toplum olsaydık iktidarla cemaatarasındaki bu korkunç savaş patlak vermezdi. 

.....


Cemaatte bir genç nesil-yaşlı nesil çatışması var mı? Gençler daha sert ve uzlaşmaya karşı gibi… Cemaatin bütün dünyaya yayılmış bir hizmet ekibi var. Bunlar son derece temiz, ahlâklı, faziletli ve tahammüllü insanlar; çok düşük ücretlerle asker gibi çalışıp hizmet ederler. Onları tenzih ediyorum. Bu kavgayı gürültüyü yapanlar, kurmayların içindeki birtakım şahinler. Cemaatin şahinleri var yani… Fethullah Gülen nerede duruyor? Senelerden beri, 100 küsur dönümlük bir arazinin içinde, müştemilatı olan büyük bir binada, ayda 5500 dolar kira ödeyerek yaşıyor. 
......

"CEMAAT YENİ BİR İSLAM PEŞİNDE"

Gülen Cemaati ve iktidarın anlayışı arasında en temel fark ne? Bazılarına göre cemaat daha laik, hükümet daha muhafazakâr… Ne hükümet ne de cemaat laik. İki taraf da dindar. Fakat tabii dindarlığın da meşrebi var. Türkiye'de birtakım değişiklikler yapılmak isteniyor. Klasik İslam'ı kaldırıp yeni bir İslam getirmek istiyorlar. Ilımlı İslam projesi, çok eski değil mi? Dinde değişim, yenilik, ılımlılık istiyorlar. Light İslam istiyorlar. 

Pakistan'da zuhur etmiş ve oradan kovulmuş, Ankara'ya gelmiş, oradan Chicago Üniversitesi'ne gitmiş Fazlurrahman'ın tarihsel mezhebini Türkiye'ye getirmek istiyorlar. Bu zat Kuran'daki 300 küsur kesin ayetin bu devirde hükümlerinin geçersiz olduğunu iddia ediyor. Cemaat, dinler arası diyalog ile Sünni Müslümanlığın sınırlarını aşmıştır. 

"YENİ BİR İSLAM ÜRETMEK İSTİYORLAR"

Bunu aşarak nereye yaklaşmıştır? Yeni bir İslam türetmek istiyorlar. Söylemlerden biri şu: Üç İbrahimi hak din var; bunların bağlılarının hepsi cennetliktir. Klasik İslam bunu kabul etmiyor. Şayet bunun bir dershane kavgası olduğunu zanneden varsa, çok acırım ona. Hiçbir şey bilmiyor demektir. Son olaylarda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün uzun süre sesi çıkmadı… Cemaat çok büyük bir siyasi satranç oynuyor. Birtakım büyük adamlarla da görüşmeleri olabilir. Fakat satrancın iki büyük oyuncusu Fethullah Gülen Hocaefendi ve Başbakan. Başbakan satrancı kazanırsa, cemaati etrafından temizler mi? Temizleyemez. 

...
            ( Kaynak: Habertürk,02.01.2014) 


İşte Gülen'in Konuştuğu İsim 

Devlet içinde paralel yapı kurmakla itham edilen cemaatin lideri Fethullah Gülen'in telefon kayıtlarının ortaya çıkmasının ardından gündem çalkalanmaya devam ediyor. 

18 Ocak 2014 Cumartesi 13:17/HaBERVAKTİM.COM

İnternete düşen kayıtlarda herkes, "Hoca ile ünlü işadamları arasındaki köprü kim?" sorusuna takıldı! Telefondaki ses Mustafa Koç, Ali Sabancı, Mehmet Nazif Günal, Turgay Ciner gibi ünlü iş adamlarının Fethullah Gülen ile para ve çıkar ilişkisi içinde olduğunu tek tek sıralıyordu. 

Takvim, CNR Holding Başkanı Ceyda Erem'in de Gülen'e mektup yazdığını söyleyen sesin peşine düştü. Çünkü bu isimde daha bir çok işadamının daha ismi ve Pensilvanya bağlantısı bulunuyordu. CNR Holding Başkanı Ceyda Erem, Gülen'e gönderdiği mektup için "İş dünyasından bir tanıdığım aracı oldu" açıklamasını yaptı. Ali Sabancı ve diğer isimler ise Pensilvanya bağlantılarını konuşmaktan kaçındı.

GEÇMİŞ OLSUN MEKTUBUYDU

Ceyda Erem, mektup olayını şöyle anlattı: Geçen Ekim'de, Sayın Gülen'in bir teşekkür ilanı yayımlandı. Bunu okuyunca ben de geçmiş olsun dileklerimi iletmek istedim. Bunun için iş gezilerinden tanıdığım bir isme, "Telefonla arayamam. Bir mektup yazayım" dedim. O da yakında yanına gideceğini ve mektubu verebileceğini söyledi. Mektubu ilettim, tarihi de 31 Ekim 2013'tür.

Bir süre sonra da kısa bir teşekkür cevabı bana ulaştı. 

GÜLEN İÇİN İADE TALEBİ 

Gazeteci-yazar Yusuf Ünal, Fethullah Gülen'in ABD'den iadesi ve yargılanması istemiyle suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusu yapan Ünal, "Bugüne kadar Fethullah Gülen'e hesap soracak savcı çıkmadı. Paralel devletin başı belli. Eylem ve ifadeler ortada. Bunların yasalardaki karşılığı da belli" dedi.

KILAVUZU ABRAMOWİTZ 

Fethullah Gülen'in 2008 yılında, aralarında eski CIA yöneticilerinin de bulunduğu nüfuzlu isimlerin referansı ile Yeşil Kart aldığı ortaya çıktı. Gülen'in başvuru sürecinde yaşananlar, ABD'deki FBI-CIA çekişmesini gözler önüne serer mahiyette. Zira FBI, Gülen'e Yeşil Kart verilmesine karşı çıkarken (Hatta Gülen'in avukatları bu nedenle FBI Başkanı Robert Mueller'e de dava açmış) CIA, Gülen'in Yeşil Kart alması için lobi yapmış.

CIA'DEN REFERANS 

Yeşil Kart başvurularından sorumlu İçişleri Bakanlığı'na dava açan Gülen'in başvurusu mahkeme tarafından da ikna edici bulunmadı. Ancak bir süre sonra CIA'in referans mektuplarını lobi faaliyetleri ile desteklemesi sonucu Gülen, Yeşil Kart'ına kavuşabildi. Gülen için referans mektubu verenler arasında CIA eski başkan yardımcısı Graham Fuller ve CIA eski çalışanı George Fidas'ın yanı sıra ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz, Rum Ortodoks Kilisesi'nin ABD'deki Temsilcisi Alexander Karloutsos ve İslamcılık üzerine araştırmaları ile tanınan Proföser John Esposito gibi isimler bulunuyor. 

KOÇ, CİNER, SABANCI, RAFİNERİ VE ANANASLAR 

Fethullah Gülen'e ait telefon kaydında Mustafa Günay, Gülen'e şu bilgileri veriyor: Ali Sabancı'yla beraberdim dün Hocam. Çok Selamları var. Sağlığınızı sıhhatinizi sordu. En çok da o arayıp sordu bu süreçte. Ceyda Hanım bir mektup verdi. O da o şekilde telefonla olmayabilir dedi. Turgay Ciner Bey'e uğradık bugün. Hasan beyle bir köşe yazarının menfi yazı yazma durumu vardı. Onu öğrenmiştik. Kendisini aradık. Bizzat devreye girdi. "Bu gazetede aleyhinize hiçbir şey çıkamaz" dedi. Hepsi bunların 'Hizmet Müessesesi' dedi. "Büyüğümüzün (Fethullah Gülen) aleyhine de ben burada bir şey çıkartmam" dedi. Öyle güzel bir görüşme geçti efendim kendisiyle. 

KOÇ'TAN ANANAS TEŞEKKÜRÜ

Bu dostlarımıza Uganda'dan ananas falan gelmiş. İşte efendim onlara göndermiştim. Bugün teşekkür mektubu yazmış o Koç. Adamı da aradım. Yardımcısıyla görüştük. Bu iftar meselesini de orada tekrar görüşürken Mustafa (Koç) Bey'in Adnan Polat Bey'in aramasından rahatsızlık duyduğunu ifade etti efendim. Bir de efendim rafineri meselesini ben şeye götürmedim. Koç'a. Fatih Baltacı Bey o ortağı olan iki ayrı ülkedekilerle görüştü. İlgilenmiyorlar. Akın İpek Bey'e söyledim. O da ilgilenmiyor. Onlara bildirelim mi bunu Koç'a. Başka bir alternatif gelmedi aklımıza. 




Fethullah Gülen'in Mektubu

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e hitaben yazdığı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de paylaşılması gerektiğini belirttiği mektubunda açıkça isimlerini verdiği cemaat ve dernek temsilcileri,

Yeni Akit gazetesine konuştu.

İlim Yayma Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Tülün, Süleyman Efendi (Süleyman Hilmi Tunahan) cemaati mensuplarından Eğitimci İbrahim Kaya ve Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Topbaş, Fethullah Gülen'in sözlerine tepki gösterdi. Cemaat temsilcileri, "Gülen'in düşünceleri füruattır, ülkemizin kazanımlarını yok etmenin vebali büyük olacaktır. Manipülasyonlara izin vermeyeceğiz"açıklamalarında bulundu. 

TÜLÜN: FETHULLAH GÜLEN'İN DÜŞÜNCELERİ FÜRUATTIR 

Tülün, cemiyetinin 1951 yılından bu yana tertemiz, bembeyaz sayfası ile faaliyetlerine devam ettiğini belirterek, "Ülkesini, milletini seven, bayrağına ve devletine bağlı aydın insanlaryetiştiriyor. Allah(c.c.)'ını tanıyan, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in izinden giden imanlı birgençlik yetiştiriyor. Bütün bunlarda da devletiyle, milletiyle birlikte hareket ediyor. İlim Yayma Cemiyeti milletin sahip çıktığı bir kurumdur. Fethullah Gülen'in mektubundaki gibi bunun ötesinde olan düşüncelere ben de füruat derim, başka bir şey demem. 

Türkiye genelinde124 şubemiz, 93 tane yurdumuz var. Hiçbir zaman siyasetle uğraşmamış, hiçbir zamanbaşka bir şeylere tenezzül etmemiş bir cemiyetiz. Ülkemizde erkler ayrılığı vardır. Demokrasiyle yönetilmenin kuralları evrenseldir. Dolayısıyla her şey ortada. Partilerindışında, hükümetin dışında siyasi bir görüş beyan etmek abesle iştigaldir. Allah bunlara akılfikir versin" dedi. 

KAYA: BİZİ MANİPÜLE EDEMEZLER 

Fethullah Gülen'in siyasilere hitaben kaleme aldığı mektubunda bazı cemaatlerin ismini vermesiyle ilgili Süleyman Efendi (Süleyman Hilmi Tunahan) cemaati mensuplarındanEğitimci İbrahim Kaya ise, "Sayın Gülen bizi kendi tarafına çekmeye çalışmıştır. Belli cemaatler üzerinden 'Biz yalnız değiliz. Bunlar da var' algısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu tür cemaatler belli odaklar tarafından manipüle edilebiliyorlar.

AK Parti ümmetin partisidir. Biz de bu yolda kendilerine destek veriyoruz. Bizi bu manipülasyona alet olamayız. Cumhuriyet gazetesi ile, Hürriyet gazetesi ile birlikte hareket eden Gülen cemaatinin doğruluğuna inanmayan Said Nursi talebeleri dahi kendilerine zıt düşmüştür. 

Diğer tüm STK'ların da boy boy ilanlarıyla ters düşmesiyle yalnızlaşan Gülen cemaati, mektupta geniş bir kitleyesahip olan bu cemaatlerin ismini geçirmekle çare aramaya çalışmıştır. Mektupta geçen diğer cemaatlerin AK Parti ve devlet ile hiçbir sorunu yoktur. Yaşayacağını da düşünmüyorum" diye konuştu.

TOPBAŞ: BUNA SEBEBİYET VERENLERİN VEBALİ BÜYÜK OLACAK 

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmed Hamdi Topbaş ise, "Ülkemiz ve milletimiz adına elde edilmiş kazanımların kaybedilmesi, İslam ümmetinin diriliş ümitlerini de söndürecektir ki, şöyle ya da böyle buna sebebiyet verenlerin vebali büyük olacaktır" dedi. Topbaş, vakıf üyelerine hitaben yaptığı açıklamada "Hiçbir şekilde kin ve düşmanlığa vesile olacak söz, hal ve davranışlara tevessül edilmemelidir. Konuyla ilgili vakfımız ve camiamız adına beyanatlarda bulunmaktan şiddetle kaçınılmalıdır. İyi niyetli gibi görülen her bir soruyubile güzellikle geçiştirmek önemlidir. Özellikle facebook, twitter, mail, mesaj ve telefonlarda değerlendirmelerde bulunmak, fitne ateşine odun taşımaktan farksızdır. Hülasa, elimizden ve dilimizden bütün Müslümanlar emin olmalı, asla zarar görmemelidir" diye konuştu. 


            (Kaynak: YENİ AKİT,07.01.2014)



Yüklə 0,72 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   12




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə