Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan kimsedir



Yüklə 10,36 Kb.
tarix12.01.2019
ölçüsü10,36 Kb.
#95144

Kazanmak Yenmek midir?

Gerçek babayiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan kimsedir.”[Riyazü’s Salihin, Erkam Yayınları, c.1, s.262 ( Buhârî, Edeb 102;Müslim, Birr 106-108)]


Sevgili Sporcu Öğrencim,

Bu hadisi şerifi okuyunca spor müsabakaları ve bu müsabakalarda yaşananlar gözümün önünden geçti. Şöyle ki bu müsabakalar sınıf içi, sınıflar arası, ilçedeki okullar arası, ildeki okullar arası, bölgedeki okullar arası, Türkiye’deki okullar arası diye gidiyor. Bizlere düşen bütün aşamalardaki müsabakalarda iyi insanların davrandığı gibi davranmaktır.


İnsan olarak yaptığımız hatalar vardır. Yanlış yaptığımız davranışlar, olumsuz olan hallerimiz vardır. Çünkü bizler insanız. İnsan olduğumuz için hata yapar yanlışlara düşeriz. Hata yapmasaydık zaten insan olmazdık. Peygamber Efendimiz’in (sav) buyurduğu gibi: “Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah, günah işleyen ve günahlarından tövbe ve istiğfar eden bir topluluk yaratır da onları bağışlardı.” [Riyazü’s Salihin, Erkam Yayınları, c.3, s.101 (Müslim, Tevbe 10)] Yaptığımız hatalara rağmen iyi insan olmak için gücümüz yettiği kadar çalışmalıyız.
Sporcu Öğrencim,

Her an içinde olduğun spor müsabakaları; güç gösterisi, er meydanı, kuvvetlinin zayıfı yendiği yer, sevinenler, üzülenler, nefsi kabaranlar, yenilgiyi kabullenmeyip onlarca bahane bulanlar, öfkesinden rakibine saldırıp yumruk atanlar, duvarları tekmeleyenler, spor malzemelerine zarar verenler, gözü hiçbir şeyi görmeyip sağa sola saldıranlar, hakeme küfredenler, rakibe küfredenler, seyirciye küfredenler, başındaki antrenörün dediklerini duymayıp caka satanlar, “biz adamı böyle yeneriz!” diyenler, “oh olsun sana, sen hak ettin bunu!” diyenler, kazanınca sevinçten çığlık atıp kontrolden çıkanlar, hoplaya zıplaya kendinden geçenler... Günümüz şartlarında spor müsabakalarında genel olarak karşılaşılan ortam ne yazık ki bu şekilde. İnsan denen o nazif ve latif varlığı böylesine canavarca bir mahluka dönüştüren nedir acaba? Bu sorunun cevabı gayet açık: kazanma hırsı ve isteği.


Peki nedir kazanmak? Birinci olmak mı? Şampiyon olmak mı kazanmak? Bizler insanız ve insan denen varlığın asli vazifesi “Rabbi”nin ondan istediklerini yaşamının her anında, karşılaştığı her durumda yerine getirebilmek, her halini O’nun rızasıyla şekillendirebilmek, Peygamber Efendimiz’i (sav) kendine biricik rehber kabul edip karşılaştığı her durum karşısında Efendimiz’in (sav) takındığı tavırları takınmaya çalışmaktır. İnsanoğlu bu vazifeyi yerine getirmeye çalıştığı müddetçe de hep kazanmış sayılacaktır. Bundan daha güzel kazanmak olur mu hiç? Yarışmaların galipleri, şampiyonları kaybedebilir ama asli vazifesini yerine getirmeye çalışanlar asla kaybetmezler.
Sevgili Sporcu Öğrencim,

Müsabakalarda yenilmek her zaman karşılaşılabilecek bir durumdur. Yenilince öfkelenmeyip sakin kalmak kazanmanın en büyüğüdür. Kazanmak, insanın yenilince öfkesine hakim olup kendisini yeneni tebrik etmesidir. Atalarımız bunun için söylemişler: “Bükemediğin bileği öpeceksin.” diye. Bunu yapabilirsen işte o zaman gerçekten kuvvetlisindir. Eğer gerçekten böyleysen bil ki o zaman hiçbir müsabakayı kaybetmiyorsun demektir. Müsabaka yapanlar olarak bizler müsabaka bitince “kaybetmedim kazandım” diyebilmek için yenilmeyi kabullenmeyi, yenilince öfkemize hakim olup rakibi tebrik etmeyi, yenince rakibe teşekkür etmeyi başarmış olmamız gerekmektedir.


Peki, yenince kazanmış olmuyor muyuz? Elbette kazanıyoruz. Ama yenince rakibimizi üzmeden, rencide etmeden, aşağılamadan sevinebilmeliyiz. Gidip rakibimize sarılabilmeli, teşekkür edebilmeli, emeğinden dolayı onu ve yetişmesinde emeği geçenleri tebrik edebilmeliyiz. Bu anlamda rakibimizi teselli etmek, ona “çok iyi mücadele ettin, benden kötü değildin, bence bu mücadelenin kaybedeni yok, tebrik ederim çok onurlu bir mücadele verdin” diyebilmek sadece gerçek şampiyonların yapabildiği bir erdemdir. Gerçekten kazanan olmak için böyle davranmaya değmez mi? Veya böyle davranırsak ne kaybederiz?
Bunların hepsinden daha zor olanını biliyor musun sevgili sporcu öğrencim? Bak söyleyeyim. Yenildiğinde seni yenenin seni aşağılaması, sana düzgün davranmaması ve teşekkür etmemesi, emeğine saygı göstermemesi, kendisini tebrik etmek isteyince sana elini bile uzatmayıp burun kıvırması karşısında öfkelenmeyip düzgün duruş sergileyebilmendir. Buna ne kadar tahammül edebilirsin bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki o da bir zaman değil her zaman kazanan olmak için bunu başarmalısın, başarmalıyız sevgili öğrencim. Rabbim hepimizi bunu başarma yolunda olanlardan eylesin… Amin.

Latif MAVİ

Fatih İmam Hatip Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni TAVŞANLI/ KÜTAHYA

Yüklə 10,36 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə