Gerede’nin Yöresel AÇiklamali atasözleri Gerede ve civarında



Yüklə 0,62 Mb.
səhifə1/8
tarix30.07.2018
ölçüsü0,62 Mb.
#63482
  1   2   3   4   5   6   7   8

Gerede’nin Yöresel


AÇIKLAMALI
ATASÖZLERİ
Gerede ve civarında,

Köyde-kentte

Söylenen atasözleri
HAZIRLAYAN

Nurettin SEZEN
İKİNCİ AVŞAR KÖYÜ/ GEREDE

2011

Açıklamalı Atasözleri - Gerede İkinci Avşar Köyü
Abanın kadri yağmurda bilinir.

Her şeyin bir değeri vardır. Bir şeyin değeri ise, ona ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkar.


Abdal ata binince bey oldum sanır.

Bazı görgüsüz ve eğitimsiz kimseler, lâyık olmadıkları önemli bir işin başına geçseler ya da bir mevki elde etseler, aptalca davranmaya, o yerin adamı gibi görünmeye ve böbürlenmeye başlarlar.


Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.

Bazı insanlar yaptıkları çok basit işlerden zevk duyarlar ve onu alışkanlık haline getirerek bırakmak istemezler; bunu sürekli olarak, tekrarlamaktan da bıkkınlık duymazlar.


Abdalın dostluğu, köy görünceye kadar.

Çıkarı için yakınlık gösterip dostluk kuran kimse, beklediği yararı elde ettikten, işini yürütecek başka yollar bulduktan sonra, yakınlık ve dostluk kurduğu kimselerle ilişkisini kesmekten hiç çekinmez.


Acele eden ecele gider. (S. Mehmet Sezen).

Acele hareket edip, düşünülmeden ve tedbir alınmadan yapılan bir işin sonucunda beklenmeyen durumlar ortaya çıkabilir. Kişi aceleyle yanlış bir harekette bulunarak hem kendine, hem de başkalarına zarar verebilir. Ne kadar acele edilirse edilsin, sonuç felâket olduktan sonra acele etmenin bir anlamı olamaz.


Acele ile yol alınmaz.

Telâşlanıp evmekle, sabırsız davranmakla daha çabuk sonuç alınacağı, başarı kazanılacağı sanılmamalıdır. Bilinmelidir ki her işin bir bitirilme süresi vardır.


Acele işe şeytan karışır.

Düşünüp taşınmadan, acele davranılarak yapılan işten iyi sonuç beklenmemeli; o iş ya yanlış ya da bozuk olur.


Acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır.

Uzun süre bir şeyin yokluğunu çekip ona ihtiyaç duyan kimse, o şeyden ne kadar çok elde ederse etsin tatmin olmaz; kendisine yetmeyeceği duygusuna kapılır.


Acıkmış kudurmuştan beterdir.

Bir şeyi elde etme fırsatını yakalayan kimse, kendinden geçercesine ona saldırır, gözü hiçbir şeyi görmez, tek düşündüğü uzun süre arzu ettiğini yakalamadır.


Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.

Bir kimse, herhangi bir sebeple acındırılırsa, başkaları ona karşı merhamete getirilirse, o kimse yerli yersiz yardım istemeye başlar ve gittikçe arsızlaşır; bunun yanında bazılarının da hakkı kısılır, emeklerinin karşılığı verilmez ve yoksul bırakılırsa, onlar da hırsızlık yapmaya başlarlar.



Açıklamalı Atasözleri - Gerede İkinci Avşar Köyü
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

Kötü durumda olan bir kimseye, başka acı veren şeyler pek etkilemez; zorluklara katlanabilir; çünkü o, böyle kötü durumlara alışmıştır. Ayrıca, sürekli zarara uğrayan kimseler de, felâketlerden çekinmezler.


Acûzeye (güçsüz yaşlıya) dokunmak mertlik değildir.1

Yaşlıların korunmaya, yardıma ihtiyacı vardır. Yiğitlik ise, belânın güçlü olanına karşı gösterilir. Zayıf olanlara karşı yapılan mücadele mertlik değil, adiliktir. Mert olan varlığını, hak hukuk tanımayan zalimlere karşı göstermelidir.


Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.

Aç, insanın düşüncesi de karnını doyurmaktır. Onun bu isteği çeşitli bahanelerle geçiştirilemez, yoksa anlamsız ve aşırı davranışlara bulunmasına neden olunur. Çocuklar da arzu ettiği şeyin hemen yerine getirilmesini ister, beklemek nedir bilmezler.


Aç at yol almaz, aç köpek ava gitmez. Aç ayı oynamaz.

Çalıştırılan kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemeli; çalışan mutlaka doyurulmalı; her yönden tatmin edilmelidirler.


Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.

Yönetilen kimseler her yönden tatmin etmeli. İnsanlar sıkıntıya düşürülür, emeklerinin karşılığı verilmez, kötü muameleye maruz bırakılırsa söz dinlemez olurlar, arsızlaşırlar.


Aç doymam, tok acıkmam sanır.

Uzun süre yokluk içinde olan insan elde ettiğinden fazlasını ister, tatmin olmaz. Varlıklı insan da elindekilerin bir gün gelip tükeneceğini düşünmez, kazanç yollarına başvurmaz, elindekileri şuursuzca harcamaya devam eder.


Aç gözünü, açarlar gözünü.

Girişilen işlerde uyanık ve dikkatli olmak gerekir; yoksa umulmadık bir anda büyük zararlarla karşı karşıya kalınabilir. Gelen belâdan sonra akıl başa gelebilir ama iş işten geçmiş olur.


Açık ağız aç kalmaz.

Çalışan, ne istediğini bilen ve bunu dile getiren kişi geçim yolunu bulur; muhtaç duruma düşmez, aç kalmaz.


Açık yaraya tuz ekilmez.

Acısı ve derdi ortada olan bir kimsenin üzüntüsünü artıracak söz ve davranışlardan kaçınmak gereklidir.


Açılan solar, ağlayan güler.

Hayatta hemen her şey değişebilir, olduğu gibi kalmayıp tersine dönebilir, güzel çirkinleşebilir; mutsuz mutlu, yoksul da zengin olabilir.


Açıklamalı Atasözleri - Gerede İkinci Avşar Köyü
Açın gözü ekmek teknesinde olur.

İnsan, öncelikle kendisi için gerekli, yaşaması için zorunlu olan, yokluğunu çektiği şeyi elde etmek ister.


Açın karnı doyar, gözü doymaz.

Uzun süren yokluk çeken insan, açlık ve doyumsuzluk duygusuna kapılır; bu insan hiç doymamış, aç kalacakmış gibi davranır. İhtiraslı kişiler de elindekiyle yetinmez, daha fazlasını ister.


Aç kurt bile komşusunu dalamaz.

Komşu hakkı çok yücedir. Komşuya hangi şartlarda olursa olsun, iyi davranılmalıdır. Çünkü toplumun dirlik ve düzenliği buna bağlıdır.


Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.

Sır gizli tutulmalıdır. Sır, duyulup yayılması istenmiyorsa, dosta bile açılmamalıdır. Açılırsa o da ağzından kaçırabilir bunu başkaları duyabilir, saklamaya çalışılan şey sır olmaktan çıkar, yayılır.


Aç ne yemez, tok ne demez.

Yoksul kişi ihtiyaç duyduğu şeyin en kötüsüne bile razı olur; varlıklı kişi de her zaman daha iyisini ister, en güzel şeylerde bile bir kusur bulur, mırın kırın eder.


Aç tavuk düşünde, kendini buğday ambarında görür.

Yoksulluk çeken kişi ihtiyaç duyduğu şeylerin hasretini çeker; kendisini onları elde etme hayaline kaptırır.


Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.

Hoşuna gitmeyecek sözler söylenmesine, kötü şeylerin ortaya çıkmasını istemiyorsan karşındakini kızdırma.


Aç tokun yüzüne bakmakla doymaz.

İnsan sürekli yokluğunu çektiği şeyleri varlıklı kimselerde görmekle onlara sahip olmuş sayılmaz. Tatmin olabilmek için onları gerçekten elde etmelidir.


Adalet ile zulüm bir yerde barınmaz.

Hak, hukuk ve doğruluğun bulunduğu yerde zulüm olamaz, zalimler bulunamaz. Zulmün bulunduğu yerde de, adalet ve âdil olan değil, haksızlık, sömürü, azgınlık vardır.


Adam adama her daim muhtaç olur.

İnsanlar, tek başına değil bir arada yaşarlar, dayanışmaya gerek duyarlar. İhtiyaçlar bu sayede karşılıklı olarak giderilir. Bu bakımdan insan küçümsenip yararsız sayılmamalı; bir gün, o insanın yardımına gerek duyulabilir.


Adam adamdan korkmaz, hatır sayar.

Bir kimse kendisine yapılan kabalık, kötülük karşısında sert tepki göstermiyor, karşılık vermiyorsa, bu korktuğundan değil, hatır saydığındandır, utandığındandır.



Açıklamalı Atasözleri - Gerede İkinci Avşar Köyü

Adam adam” denmekle adam olmaz.

Değerleri olmadığı hâlde saygı duyarak, bazı unvanlar vererek, överek, pohpohlayarak bir kimseyi değerli bir kimse yapamayız. Gerçek şahsiyet, olgunluk, insana yakışacak durum, ve davranış insanın kendinde bulunmalıdır. 
Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.

Bir kimsenin toplumdaki yeri ve önemi zengin ya da yoksul hâliyle ölçülemez. Bazı insanlar yoksuldur ama kendilerinde bir adamlık vardır. Kimileri de zengindir ama insanlıktan nasiplerini almamışlardır. Dolayısıyla yoksul olmak insanın değerini düşürmez, zengin olmak da değerini artırmaz.


Adam adamı bir defa aldatır.

Bir kimse, huyunu suyunu bilmediği bir kişiye bir defa aldanır; bir daha aldanmaz. Çünkü bir kez aldanmış ve ders almıştır. Artık kendini ona göre ayarlar, tedbir alır, düzenbaz ne derse desin inanmaz ve tuzağına düşmez.


Adam ahbabından bellidir.

İnsan daha çok anlaştığı, huyunu suyunu bildiği, sevdiği kimselerle arkadaşlık kurar; dostluk eder. Dolayısıyla bir kimsenin iyi ya da kötü olduğu, arkadaşlık kurduğu kimsenin kişiliğine bakılarak anlaşılabilir.


Adamın adı çıkacağına canı çıksın daha iyi.

Eğer bir adamın adı kötüye çıkmış, bu yanıyla şöhret bulup tanınmışsa, bu durum onun için katlanılmaz olur. Nereye gitse kötü yanı yüzüne vurulacak, aşağılanıp toplum dışına itilecektir. Böyle bir hayatı yaşamak, o insan için yaşarken ölmek demektir.


Adamın iyisi alış verişte belli olur.

Alışveriş bir insanın karakterini, iyi ya da kötü oluşunu belirleyen en önemli ölçütlerden biridir. Alışveriş her şeyden önce çıkara dayanır. Bunu anlamanın en iyi yolu da kişiyi alışverişte denemektir. Alışveriş sırasında hileye başvurmayan, hakkı gözeten, yalan söylemeyen, ahlâksız yollara sapmayan kimse iyi insandır.


Adamın iyisi iş başında belli olur.

İnsanı gösteren sözü değil, işidir. Bir insanın gerçek değeri; becerikli mi beceriksiz mi, çalışkan mı tembel mi, başarılı mı başarısız mı, iyi mi kötü mü olduğu yaptığı işlerle, ölçülür.


Adamın yere bakanından kork.

Bir olay karşısında duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan, niyetini belli etmeyen, sessiz kalan kimseler sinsidirler, içlerinde besledikleri kötülükleri hissettirmezler, bu bakımından sakıncalıdırlar.


Adamın yere bakanından, suyun ağır (sessiz) akanından kork (sakın).

Genellikle sessiz akan sular derin ve tehlikeli olurlar. Bir olay karşısında duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan, niyetini belli etmeyen, sessiz kalan kimseler de ağır akan suya benzerler. Sinsidirler, içlerinde besledikleri kötülükleri hissettirmezler, bu bakımından sakıncalıdırlar.



Açıklamalı Atasözleri - Gerede İkinci Avşar Köyü
Adam olana bir söz yeter.

İyi yetişmiş, kişilikli, anlayışlı, duyarlı kişiler kendilerine söylenen sözü, ilk söylenişinde anlarlar ve sözün gereğini yerine getirirler. Bir sözü defalarca söyleten, söyleyeni zorlayan kimselerde ise, bir kavrayış noksanlığı, bir ahlâk eksikliği var sayılabilir.


Ağacı kurt, insanı dert yer.

Ağaç kurdu, içine yerleştiği bir ağacı içten içe yiyerek çürütür ya da kurutur. Dert ve üzüntü de tıpkı ağaç kurdu gibidir. İnsanı içten içe yıpratır, perişan eder, yiyip bitirir.


Ağaç kökünden yıkılır.

Ağacı ayakta tutan, onu toprağa bağlayan kökleridir. Yıkmak için köklerini topraktan çıkarmak zorundasınız. Bir aile, toplum ya da düzen de tıpkı ağaç gibidir. Onu da ayakta tutan bir temel vardır. Toplumun da temeli sarsılırsa, ana noktaları bozulursa yıkılır.


Ağaç yaprağı ile güzeldir.

Bir ağacı güzel gösteren, canlı tutan yaprakları, çiçekleri ve meyveleridir. Varlığını ancak bunlara bağlıdır. İnsanlar da ailesi, çocukları, yakınları ve dostları ile bir bütün oluşturup varlık gösterebilir. Eğer bunlardan mahrum olursa yapraksız, çiçeksiz, meyvesiz ve cansız, kurumuş bir ağaç gibi güçsüz ve verimsiz kalır ortada.


Ağaç yaş iken eğilir.

Çocuklar mutlaka küçük yaşta eğitilmelidirler. Bu yaşlarda işlenmeye, her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidirler. Zaman geçip de büyüdükçe eğitilmeleri zorlaşır. Yaşlı insan kolay kolay eğitilmez. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidirler. Eğilmezler, buna zorlanırlarsa kırılırlar; onlara yeni bir davranış kazandırmak imkânsız gibidir.


Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.

Yüce Allah, her canlıyı yaratırken onunla birlikte rızkını da yaratır. Ancak insanlar aç gözlülük edip başkalarının hakkına el koymaya çalışırlar. Halbuki, herkesin rızkının kendisine yeter olduğu apaçık ortaya çıkacaktır.


Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.

Tuttuğumuz işte ilerlemek istiyorsak acele edip telâşa düşmemeliyiz. Yavaş yavaş ama güvenli, emin adımlarla yürünmeli. Yoksa, aceleciliğimiz yüzünden yolumuzu şaşırabilir, sonuca da ulaşamayabiliriz.


Ağır kazan geç kaynar.

Herkesin anlayış yeteneği bir değildir. Ağırbaşlı, olgun kimseler bir olay karşısında hemen öfkelenip telâşlanmazlar.


Ağır taş yerinden oynamaz.

Tutarlı, ölçülü, ağırbaşlı, temkinli kimselerin toplumda etkin bir yerleri, ayrıcalıklı bir kişilikleri vardır. Bu ayrıcalıkları sebebiyle onları hırpalamaya herkesin gücü yetmez, dolayısıyla ister istemez saygı görür ve yerlerini korurlar.



Açıklamalı Atasözleri - Gerede İkinci Avşar Köyü
Ağır yongayı yel kaldırmaz.

Davranışları ölçülü, sözleri yerinde, temkinli ve ağırbaşlı olan insanlara niyeti bozuk kimseler kolay kolay zarar veremezler.


Ağız yer, yüz utanır.

İkram kabul eden, armağan alan kişi, ikramda bulunan kimsenin istediğini yerine getirme zorunluluğunu duyar; bir borçluluk duygusuyla isteğini reddetmeye utanır, istemese de işi yapar.


Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

Hakkımızın yendiği yerde susup sonuca katlanmak doğru değildir. Susar, sesimizi çıkarmaz, hakkımızı aramazsak kimse bize yardım elini uzatmaz; hakkımızı vermez. Onun için hakkımızı arama yoluna gitmeli ve bu yolda sesimizi duyurmalıyız.


Ağlatan gülmez.

Başkalarına zulmeden, sıkıntı veren, çile çektiren kimselerin kötülükleri karşılıksız kalmaz; günün birinde kendisine döner, yaptıklarının cezasını mutlaka çeker, o da ağlar.


Ağrısız baş ararsan, mezara git (Yunus Fehmi’den alınmıştır).

Yaşayan her insan dertten, çileden yakasını kurtarabilmiş değildir. Yaşadıkça da kurtaramayacaktır. Dolayısıyla dertsiz insan ancak mezarda bulunur. Bu demektir ki, insan dertten ancak ölünce kurtulacaktır.


Ah alan onmaz.

Zulmeden, hak yiyen, kötülük yapan; birilerinin bedduasını alan kimse iflâh olmaz; onun sonu iyi değildir, yaptıklarının cezasını mutlaka görür.


Armudun iyisini ayılar yer.

Değerli, güzel ve iyi şeyler çoğunlukla onlara lâyık olmayan kimselerin eline geçer ve onlarca kullanılırlar. İnsanlar gelişen olaylara çok kez engel olamazlar.


Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.

Anlayışı kıt, beceriksiz, yüzsüz ve yılışık, çıkarcı kimselere gereksiz yere yakınlık gösterilmemelidir. Yoksa bu yakınlığı kötüye kullanabilir. Yerli yersiz karşınıza çıkıp sizi rahatsız ve huzursuz edebilir.


Ahmak iti yol kocatır.

Bazı insanların uğraşıları, yaptıkları işleri ahmaklıkları yüzünden sonuçsuz kalır; yıpranmalarına yol açar ve zaman kaybettirmiş olur. Bunun sebebi, işe iyi düşünmeden, plân yapmamış ve karşılarına çıkacak aksilikleri hesaplamamış olmalarıdır.


Ahmakla düşüp kalkılmaz, zararı faydasından çoktur.

Ahmak şeytanı melek zanneder. Ahmağa güvenilmez!

Ahmakla pazarlık olmaz. (Seyit Mehmet Sezen’den).

Bir insan sizi anlayamaz duruma gelmişse, anlatılan şeyin inceliğini kavrayamıyorsa, yani zekâsı kıt kalıyorsa kalın kafalı sayılır. Ahmaklık ne zaman ciddi, ne zaman şaka olduğu anlaşılmayan bir söz gibidir; insanı sonuçtan daima uzak tutar. Bu yüzden, ahmaklarla oturup kalkmak insanın ömür törpüsüdür.

Amaç doğru olsa da gidilen yol yanlışa çıkar. Bu yüzden ahmaklar, süngerin suyu çektiği gibi insanın şevk ve gayretini sömürüp ziyan ederler; havanın suyu yavaş yavaş buharlaştırması gibi ahmaklar da insandan bir şeyleri çalar, ruh hırsızlığı yaparlar.

Ahmak öyle bir hırsızdır ki muhatabındaki enerjiyi, gülümsemeyi, iyi niyeti velhasıl hayat ısısını çalıp götürür. Onun olduğu yere öyle bir soğukluk yayılır ki kolunuz kanadınız kırılır. Bundan dolayı ahmaklarla düşüp kalkmanın bedeli çok ağır ödenir.


Akacak kan damarda (başta) durmaz.

“Takdir, tedbiri bozar” derler. Bir zarara uğramak kaderimizde varsa, ne yaparsak yapalım, ne önlem alırsak alalım bunun önüne geçemeyiz, Bir gün olan olacaktır.


Ak akçe kara gün içindir.

Emek vererek, alın teri dökerek kazandığımız para, sıkıntılı anlarımız ve zor günlerimiz içindir.. Dara düşülen günlerimizde parayı harcamaktan çekinmemeliyiz.


Akan su yosun tutmaz.

Devamlı akan su kendini ve yatağını temiz tutar. Hareketlilik, canlılık ve çalışkanlık ise insanı canlı yapar; iyimser kılar, kötülükten uzak tutar, düşkünlüğünü önler; böylece o insan hem kendine, hem de başkalarına yararlı olur.


Akan suya inanma, eloğluna güvenme.

Kimi akarsular yavaş aktığı için tehlikesiz görünse de, yine de güvenmemelidir. Bir an insan o suya kapılıp sürüklenebilir ve boğulabilir. Eloğlu da tıpkı bu akarsular gibidir, kimi yanlarına bakarak onlara güven duyamayız. Bunun için temkinli olmalıyız.


Akçası (parası) ucuz olanın kendisi kıymetlidir (Yunus Fehmi’den).

Hayatta paraya pek değer vermeyen insanlar vardır ve ihtiyacı olana yardımda bulunmaktan çekinmezler. Bu bakımdan darda kalanın yardımcısı ve dostu olurlar. Böyle yardımda bulunan parasına fazla değer vermeyip yerinde kullanan insanların kendileri toplumda aranan insanlardır.


Akıl akıldan üstündür.

Akıl, bilgilerin hakikatini seçmeye yarayan güçtür. Başka bir ifadeyle, akıl düşünmeyi gerektiren şeyleri öğrenmemizi sağlayan ve tecrübeyle kazanılan bir birikimdir. Akıl, insana olabilecek olanla olmayanı bildiren ilimdir.

Her insan aynı anlayış, bilgi ve düşünme gücüne sahip değildir. Biri bizden daha iyi düşünüp karanlık bir noktada bize ışık tutabilir. Bu bakımdan önemli işlerimizde güvenli, geniş düşünce sahibi kimselere danışmaktan, onların bilgi ve tecrübesine başvurmaktan kaçınmamalıyız.
Akıl adama sermayedir.

Giriştiğimiz hemen bütün işlerde başarılı ya da başarısız olmamızdaki en büyük etken akıldır. Onu gerektiği gibi, yerinde kullanırsak iyi sonuç almamız kolaylaşır. Hemen her işte bir sermayeye gerek duyulduğu gibi, paranın da işe yarar şekilde kullanılması akılla olur.


Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır (Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun).

Düşüncesiz ve yersiz davranan, gerçeği görmeyen, anlayışı kıt kimseler yaptıkları işlerin, söyledikleri sözlerin ne gibi sonuçlar doğuracağını hesap edemezler. İyi niyetli de olsalar dostlarına bilmeyerek zarar verebilirler. Bunun aksine, akıllı düşmanın neler yapabileceği, hangi yollara başvuracağı önceden tahmin edilip sezilebilir; dolayısıyla kişi tedbirini alır, kendisine gelebilecek zararları önlemeye çalışır.


Akıllı hırsız, şaşkın ev sahibini bastırır.

Aklını kullanmasını bilen düzenbaz kimseler düşüncesiz, kavrayışı kıt, ahmak ve şaşkın kimseleri aldatmakta bir zorlukla karşılaşmazlar. Hatta bu kimseler, karşılarındaki insanları, haklı da olsalar haksız çıkarabilirler.


Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.

Önlem almaya, hazırlıklı olmaya alışmış bazı tedbirli kimseler, hemen her şeyde bir sonuca ulaşmak için sağlam bir yol arar. Bunun için de düşünüp taşınır, kolay kolay karar veremez. Dolayısıyla da epey zaman harcamış ve sonuca ulaşmakta gecikmiş olur. Oysa gözü pek atak ve yeterince düşünmeden karar veren kimse, tehlikeyi göze alıp işe girişir ve sonuca daha çabuk ulaşır.


Akıllıyı arkada tutma, akılsızı kılavuz etme.

Hangi işte, hangi yönetimde olursa olsun iyi bir sonuca gidilmek isteniyorsa, mutlaka iyi ve doğru düşünenlere, işinin ehli ve akıllı kimselere öncelik verilmelidir; onlar takipçi değil, takip edilenler olmalıdır. Eğer bunun tersi yapılıp akılsız, ahmak, beceriksiz, anlayışı kıt kimselere öncelik verilir, onlar iş başına getirilirse yapılan işten olumlu bir sonuç elde edilemez.


Akıllı zararını, kârını bilir.

Akıllı vara da, yoğa da çapa sallamaz. (Seyit Mehmet Sezen’den).

Akıllı kimse neler yapabileceğini, hangi yollara başvuracağı önceden tahmin edip sezebilir. Akıllı kimsenin, her şeyin hayırlısını ve temizini seçtiği; zararından emin olmadığı şeyleri terk edip ancak, mümkün olabilecek şeyler peşine koştuğu görülür. Dolayısıyla akıllı kişi her türlü tedbirini alır; gerektiği gibi ve yerinde hareket ederek iyi sonuç alması kolaylaşır; vara da yoğa da enerjisini harcayıp yorulmaz.


Akıllının düşmanlığı, cahilin dostluğundan hayırlıdır.

Zira, akıllının düşmanlığı elbette bir iyilik, bir öğüt ve bir barış için olur. Bir yarar sebebiyle olan düşmanlığı, menfaatlerin çoğundan büyük olmaz. Amma, cahilin dostluğu, karakterinin gereği olmakla zarardan başka olmaz.2


Akıl para ile satılmaz.

İnsanlar akılca eşit değildir. Üstelik akıl, sonradan da elde edilemez, parayla da alınıp satılamaz. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda delice işler yapan varlıklı insanlar, akıllıca işler yapan yoksul insanlar görürüz. Eğer akıl parayla satın alınmış olsaydı zenginlerin delice işler yapmadıklarını görebilirdik.


Akılsız adam değirmene yoğurt üğütmeye gider. (Seyit Mehmet Sezen’den).

İyi düşünüp taşınmayan, enikonu hesaplamayan kişilerin girişimleri daima kötü sonuçlarla karşılaşılmasına sebep olur. Bağa gönderirsiniz, akılsız dağa gider. Akılsızın ne yaptığını, yapacağını bilemezsiniz. Akılsız olanlara yaptırılan işler berbat olur, doğru ve yapılması gereken iş durup dururken üzerine olmayan ileri yapmaya kalkışır; onun da üstesinden gelemez.



Açıklamalı Atasözleri - Gerede İkinci Avşar Köyü
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.

Etraflıca düşünülmeden, akılsızca verilen kararlar, yapılan girişimler bizi kötü sonuçlarla karşı karşıya bırakır, çıkmaza sokup oraya buraya koşturur, yorgun düşürür. İşin başında olanların akıl etmeden verdikleri yanlış karar ve ortaya koydukları tutumların doğurduğu kötü sonuçların sıkıntılarını, çalışanları çeker.


Akıl yaşta değil baştadır.

İnsanın yaşlanması, aklının artması anlamına gelmez. Pek çok genç yaşça büyük olanlardan daha akıllıdırlar. İnsanlar yaşlandıkça tecrübe sahibi olabilirler ama tecrübe akıllı olanların işine yarar, akılsızların değil.


Ak koyunun kara kuzusu da olur.

İyi ana babadan bazen kötü huylu çocuklar da olabilir. Çok iyi sanılan bir işin kötü yanları da bulunabilir. Bazı dost ve yakınlarımızın da kusurlu yanları bulunabilir.


Akla gelmeyen başa gelir.

İnsan her şeyi eksiksiz düşünüp, başına gelebilecekleri önceden kestirip tedbir alacak güçte değildir. Hiç ummadığı, beklemediği bir anda başına hiç düşünmediği şeyler de gelebilir. Bu durumda yapılacak şey endişe ve korkuya kapılmamak, sakin olmaya çalışmaktır.


Aklın yolu birdir.

Bir mesele ancak akıl yoluyla çözülebilir. Bu yol ise tektir. Doğru düşünenlerin, mantıklı olanların bu yolu izlediklerinde vardıkları sonuç hep aynı olacaktır.


Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.

Aklına gelenin iyi düşünülmesi, doğabilecek sonuçlarının hesaplanmasından sonra uygulamaya geçilmelidir. Bunun aksine hareket edildiğinde sıkıntılarla karşılaşılır, zarar görülür.


Aklını başına topla, işini zamanında yap! (S. M. Sezen’den).

Akıllıca hareket edilerek yapılacak iş önceden planlanmalı, eğer akıllıca davranılmadan ulu orta yapılan işlerden hayır gelmez, iş bir taraftan dökülmeye başlar. Eğer, akıllıca bir plan yapılmışsa işin zamanında bitirilmesi kolaylaşır ve savsaklanmaz. Böylece boşa zaman harcanmamış olur.


Akraba idik, akrep olduk biz bize; Ayrı düştük, bakmaz olduk yüz yüze.3

Akraba olanlar, kan bağı bakımından birbirine daha yakın olan aile bireyleridir. Birbirlerine daha fazla yardım edip fedakârlıkta bulunmaları, dostluklarının ileri olması beklenir. Akraba olanlar arasında da alışverişin ve çıkar ilişkilerinin olması da tabiidir. Bu menfaat ilişkileri de insanları çatışmaya sürükleyip tatsızlıklara yol açabilir; sonuçta ortaya kırıcı, incitici davranışlar çıkar. Eğer dikkat edilmeyecek olursa dostlukların yerine, akraba olanlar birbirine bakamayacak hale gelebilir.





Yüklə 0,62 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə