Haci bayram-i veli hazretleri (1352-1429)’nin nasihatlari



Yüklə 35,62 Kb.
tarix10.02.2018
ölçüsü35,62 Kb.
#42582

HACI BAYRAM-I VELİ HAZRETLERİ (1352-1429)’nin

NASİHATLARI
· Efendimizin bir emrini yerine getirmek mi istiyorsunuz? Çocukların başını okşayın!

· Çalışın! Zengin bile olsanız çalışın. Boş gezenlerin arkadaşı şeytandır!

· Ölümü çok hatırlayınız. Hesabınızı, hesaba çekilmeden yapınız.

· Dünya gamından kurtulmak isteyen kabristanlara gitsin.

· Alim ve velileri çokça ziyaret ediniz ki şefaatlerine kavuşasınız.

· Arkadaşlarınızın kusurları emanet gibidir. Onları sır gibi saklayınız.

· Çarşıda ve câmi avlusunda bir şey yemeyiniz. Yol ortasında durmayınız. Ticâret erbâbının dükkânlarında uzun müddet oturmayınız.

· Hiçbir günâhı küçümsemeyin, çok çalışın. Boş gezenler, zengin bile olsa, arkadaşları şeytan, kalbleri şeytanın konağı olur.

· Helâlinden kazanıp, ondan fakirlere cömertçe veriniz.

· Ölümü çok hatırlayınız. Ölüm gelmeden hesâbınızı yapınız. Tövbe ediniz ki, affa kavuşasınız.

· Dünyâ gamından, nefsin sıkıştırmasından hafifleyip kurtulmak istiyorsanız, kabristanları sık sık ziyâret ediniz.

· Ayıp ve kusurlarını gördüğünüz arkadaşlarınızın, komşularınızın, sırlarını ifşâ etmeyiniz. Çünkü gördüğünüz bu sırlar, size emânettir. Emânete hiyânet ise, çirkin bir harekettir.

· Âlim ve velîlerin kabirlerini ziyâret ediniz. Zîrâ o büyükler, kendilerini ziyâret edenlere şefâat ederler.

· Halk içinde Allah’ı çokça anınız. Bu durum maneviyatı yükseltir, katı kalpleri yumuşatır.

· Hiç bir günahı küçümsemeyiniz, boş durmayıp çalışınız. Çalışanları Allah sever. Boş gezenler zengin bile olsalar yoldaşları şeytan, kalpleri şeytana konaktır.

· Her nerede olursanız olunuz sizi Allah’ın gördüğünü unutmayınız. Allah’tan korkunuz, fenalıklardan sakınınız.

· Neresi seni dünyaya çekiyorsa, sana Allah’ı unutturuyorsa orası senin helakin için bir tuzaktır.

· Neresi seni Allah’a yöneltiyorsa, seni düşündürüyorsa orası cennete gitmen için bir duraktır.

· Emaneti koruyunuz. Zira din de size emanettir, beden de.

· Her namazın sonunda size hoş gelen bir ibadeti adet edininiz. Meselâ; birkaç istiğfar etmek, bir sure veya ayet okumak, Allah’ı zikretmek...

· Ezanla birlikte camide olunuz, cahiller sizden ileride bulunmasın.

· Her ayın tek günlerinde veya en az birinde, on beşinde ve sonunda olmak üzere oruç tutmaya gayret ediniz.

· Sakın ölümü unutmayınız, her gece onu hatırlayınız, hesabınızı yapınız, olur ki tövbe edince Hak’ta sizi affeder.

· Nefsinizi daima kontrol altında tutunuz. Düşünün, onu başıboş bırakmayın, zira her fırsatta sizi ateşe götürür.

· Sakın dünyalığın varsa ona güvenmeyiniz, yoksa çalışıp helalinden elde ediniz, kazandığından fakirlere cömertçe payını veriniz.

· Kimden ilim tahsil etmişseniz o hocanız için daima Allah’tan rahmet ve mağfiret dileyiniz.

· Başkalarından daha çok çalışıp çok ilim sahibi olunuz.

· Önce ilim tahsil ediniz, sonra helalinden para kazanıp evleniniz.

· İlmi bir konuyu özüne göre düşününüz, öyle karar veriniz, dıştan görünüşe bakıp yanılmayınız.

· Başkalarından daha ihlaslı ve daha çok ibadet etmedikçe, başkalarından daha çok ihsanda bulunmadıkça rahat etmeyiniz.

· Mezarlıkları sık sık ziyaret ediniz. Dünya gamından ve nefsin sıkıştırmasından kurtulursunuz. Çünkü nefsin tek korktuğu ve aldatamadığı yer mezarlıktır. Ölenin kendisi olacağını ve azabı tadacağını iyi bilir.

· Bütün işlerde cimrilikten sakınınız. İnsanlığınızı koruyunuz. Güzel huylu ve merhametli olunuz. Ne halde olursanız olun dünyaya rağbeti azaltınız. Kötülükten uzaklaşınız.

· Her daim nasihat ediniz.

· Oyun oynanan (kumar vb.) gibi yerlere, laubali konuşulan meclislere girmeyiniz.

· Aile arasında adaba dikkat ediniz.

· Ayıplarını gördüğünüz komşuyu kınamayınız. Sırlarını açıklamayınız. Çünkü gördüğünüz bu sır size emanettir, emanete hıyanet kötü ve çirkin bir filldir.

· Çok gülmeyiniz zira kalbiniz kararır. Sakin ve ağırbaşlı olunuz, yürürken başınız önde vakarlı bir şekilde yürüyünüz, aceleci olmayınız.

· İyi bilinki öfke, düşünceyi, iyi düşünmeyi daraltır. Sonunda insan yanılır. Hiddet gözü kör eder, öfke aklı örter.

· Konuşurken gürleme, bağırıp çağırma, yüksek sesle bile konuşma.

· Allah’a isyan yolunda kimseye yardımcı olma.

· Adalet güzel, ama Emir’de olursa daha güzeldir; cömertlik güzel, ama zenginde olursa daha güzeldir; sabır güzel, ama fakirde olursa daha güzeldir; tövbe güzel, ama gençlerde olursa daha güzeldir; utanmak güzel, ama hanımlarda olursa daha güzeldir.

· Devlet büyükleriyle ilişkilerinizde ateşten faydalandığınız gibi olun. Uzakça durun, ısınacak kadar yaklaşın.

· Büyüklerin huzuruna girerken, hem kendi kadrini hem de başkasının kıymetini bilen olun.

· İlimde ve hukuki meselelerde sana teklif edilecek işlerde ancak kendine uygun olanları kabul etki sonuçta başka bir görüşü savunmak zorunda kalmayasın.

· Cahil zümre arasında ne gül ne de gülümse.

· Cahil topluluktan sakının, onlarla tartışmaya girmeyin.

· Çok konuşmayın, sorulanları biliyorsanız cevap verin. Kaynak gösterin ki dinleyenler bunu şüphe ile karşılamasın.

· Halkın önünde konuşmayın; ancak sorulursa cevap verin.

· Avam ve zenginler arasında dini ve zaruri bilgiye dair sözlerden çekinin. Zira zenginliğe ve mala karşı zaafın var gibi anlaşılmasın.

· Yol ortasını işgal etmeyiniz.

· Beyaz giyinmeyi adet edininiz. Zira bu huy sizi daha dikkatli kılar.

· Padişah huzurunda dahi olsanız hakkı ve hakikati söylemekten korkmayınız.

· Padişah sizi hoşlanmadığınız, dininize uymayan bir işe tayin etse kabul etmeyiniz.

· İnsanların fitnesinden kurtulmak istiyorsanız, çarşı ve pazarlarda sık sık bulunmayınız.

· Hiddet ve kin, hakîkatleri gören gözleri kör eder. Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır.

· Allahü teâlâya isyân yolunda, hiçbir kimseye yardım etmeyiniz.

· Küçük çocukları seviniz, başlarını okşayınız. Onları sevindiriniz ki, Peygamber efendimizin emrini yerine getirmiş olasınız.
Bu güzel nasihatlerin herbiri bir hadis-i şerifin mealidir.

HACI BAYRAM-I VELİ HAZRETLERİ’NİN

SULTAN İKİNCİ MURAD HAN’A (Haziran 1404, Amasya3 Şubat 1451, Edirne) NASİHATLARI

Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri Edirne’den ayrılırken kendisinden nasihat isteyen Sultan İkinci Murad Han’a şöyle nasihat etmiştir:

·Tebean içinde herkesin yerini tanı, ileri gelenlere ikramda bulun!

·İlim sahiplerine hürmet et!

·Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster!

·Halka yaklaş; fasıklardan uzaklaş, iyilerle beraber ol!

·Hiç kimseyi küçümseme ve hafife alma!

·İnsanlığında kusur etme!

·Sırrını kimseye açma!

·Cimri ve alçak insanlarla dostluk kurma!

·Kötü olduğunu bildiğin hiçbir şeye ülfet etme!

·Sana bir şey sorulursa, o soruya herkesin anlayacağı şekilde cevap ver!

·Seni ziyarete gelenlere ilminden birşeyler öğret! Böylece faydalansınlar ve herkes öğrettiğin şeyi anlayıp uygulasın.

·Bazan da insanlara yemek ikram et. İhtiyaçlarını temin et. Onların değer ve itibarlarını iyi tanı ve kusurlarını görme!

·Halka yumuşak davran, müsamaha göster!

· Konstantiniyye mutlaka alınacaktır. Ama bunu bir öfke ve hiddet işi haline sokmadan, bir illeti tedavi eder gibi yapmak lazımdır. Çünkü hiddet ve kin, gerçekleri gören gözleri kör eder.



Şeyh Edebali Hazretleri (1206-1326)'nin Osman Bey'e Nasihatı

Ey Oğul!


Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül almak sana.

Suçlamak bize; katlanmak sana.

Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.

Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana.

Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana. .

Ey Oğul!


Yükün ağır, işin çetin, gücün incecik kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız; tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Ey Oğul!


Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın! Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz; ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir.

Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

Ey Oğul! .
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Hocanı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir.

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. .

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (veli) (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler. .
Ey Oğul! .
En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar. (Bu nasihat Osmanlı’yı 600 sene yaşatmıştır.)

İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!

Ey Oğul!

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı. Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!

Ey Oğul!

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez! Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.



Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.
Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.
Yüklə 35,62 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə