Hakan ertaş; Genel Koordinatör olduğunu, iş adamı olduğunu ve hayatının dyp de geçtiğini


Şüpheli Veli KÜÇÜK'ün 25.01.2008 günü TEM ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Görevlilerince alınan ifadesinde



Yüklə 3,97 Mb.
səhifə43/52
tarix23.01.2018
ölçüsü3,97 Mb.
1   ...   39   40   41   42   43   44   45   46   ...   52

Şüpheli Veli KÜÇÜK'ün 25.01.2008 günü TEM ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Görevlilerince alınan ifadesinde;

Doğu PERİNÇEK'İ tanıdığını, bu şahısla hatırlamadığı bir yerde karşılaştıklarını, ancak yakın bir ilişkilerinin olmadığını, bir iki kez Doğu PERİNÇEK'in kendisini telefonla aradığını, Ulusal Kanal da röportaj yapmak istediğini, bu teklifi kabul etmediğini, bir telefon konuşmasında oğlu Mehmet PERİNÇEK'in Rus Filolojisinden mezun olduğunu, Rusyada Lenin üniversitesinde araştırma yapacağını anlattığını ve görüşmek istediğini söylediğini, kendisinin de kabul ettiğini,

Ergenekon ve Lobi belgelerinin, Doğu PERİNÇEK'in de içinde bulunduğu bir gurup tarafından hazırlanması, uyuşturucu, KJrak'a silah götürülmesi konuları sorulduğunda; Tuncay GÜNEY'in beyanlarının yalan olduğunu beyan etmiştir.
Şüpheli Veli KÜÇÜK'ün 26.01.2008 günü C.Başsavclıkta alman ifadesinde;

DOĞU PERİNÇEK'İ tanıdığını, çok eskiden beri tanıştıklarını, dergisinde ve televizyonunda aleyhinde yayınlar yaptığını, daha sonra kendi kanalında program yapmayı teklif ettiğini, kendisinin kabul etmediğini, 5-6 yıldır da bu şahısla görüşmediğini, oğlu MEHMET PERİNÇEK ile bir kitap vesilesi ile 4-5 kez görüştüğünü,
Şüpheli Emin GÜRSES 24.02.2008 günü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüce alman ifadesinde;

28.01.2008 günü saat 20.59 sıralarında Emin GÜRSES'in Mustafa...? isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; Doğu PERİNÇEK ten bahsettikleri anlaşılmış, konu Emin GÜRSES'e sorulduğunda; Doğu PERİNÇEK ile ERGENEKON operasyonu hakkında görüşmesinin olduğunu, Perinçek'in kendisine operasyonunun millicilere karşı yapılan bir operasyon olduğunu, özelleştirmeler, vakıflar kanunu, bor maddelerinin satılması, Türk ordusunun Iran 'a karşı kullanılması gibi başka bir şeyleri gizlemeyi amaçladığını anlattığını, kendisinin de bu beyanları Mustafa ya aktardığını, Mustafa isimli şahsın da Genel Kurmayda görevli Yarbay olduğunu,

Başka görüşmelerinde, Doğu PERİNÇEK'in bu operasyon kapsamında alınmasının doğru olmayacağını da konuştuğunu beyan etmiştir.
Emin GÜRSES'in 25.02.2008 günü C.Başsavcılıkta alman ifadesinde;

DOĞU PERİNÇEK'in şu anda Türkiye'ye ermeni meselesi konusunda en çok hizmet eden bir şahıs olduğunu,



Doğu PERİNÇEK'İ işçi Partisinin Genel Başkanı olarak tanıdığını, birkaç kez yüz yüze görüştüklerini beyan etmiştir.

Aynı soruşturma kapsamında yakalanan Erkut ersoy'11.02.2008 tarihindehersey-konusulacaksa@yahooogroup.com e-mail adresinden ikincikurtulus@yahoogourups.com e-mali adresine gönderilen ERGENEKON liderinden halka mesaj başlıklı e-postanm yapılan incelemesinde; "Sevgili ve Muhterem Tuncay Üstadım, Değerli komplimanlarınız için çok teşekkür ederim. Beni her zaman şımartıyorsunuz; beni layık gördüğünüz yerde değilim, bu sizin iyiliğinizden ve güzelliğinizden kaynaklanıyor. Emekli olmanıza ve bir köşeye çekilmenize üzüldüm, gerek Kardeş camiasının gerekse Üniversitenin sizin gibi dürüst, iyi kalpli, tutarlı ve "Evrenin Ulu Mimarının Nur'unu kalbinde hissedebilen" bir kişiyi kaybetmesi üzücü. Bence Mahfıl'deki kardeşlerimizi parlak zekanızın ve iyi yürekli kalbinizin ışığı ile aydınlatma görevini, tüm kardeş camiası adına sürdürmelisiniz. Yeni kardeşlerimizin ham taşını yontabilmek için, sizin gibi keskin zekalı, derin görüşlü M:. Ermişlerine her zamankinden çok ihtiyacımız var. D.B.den çok daha kötü vasıflara sahip olan, her yerde "Ben M:.um" diye M:. Olmadan dolaşan Cerrahpaşa Farmakolojiden Gökhan Akkan isimli haricinin de bizim cemiyete girdiğini öğrendim; halbuki, 1993-1994'de hem ben, hem Koray Dinçol kardeşim, hem de Erhan Fıratlı kardeşim, B:. Lo:.'ya birer mektup yazarak bu kişinin cemiyete alınması konusundaki sakıncaları belirtmiştik. Sizi ve Doğu Perinçek'i de durumdan haberdar etmiştik. Siz de bize destek olmuştunuz. Salih Cengiz kardeşimle son yaptığım telefon konuşmasında Gökhan Akkan isimli bu şahısın, bizim cemiyete onca mektuba ve itiraza rağmen girdiğini, üstelik Cerrahpaşa'da M:. Kardeşleri örgütlediğini öğrendim; T. Altuğ isimli harici gibi (Bu konuda birşeyler öğrenmeniz mümkün mü? Örneğin G.A. hangi L:. da tekris edilmiş?).." şeklindeki konuşma sorulduğunda; Dokümanda geçen Tuncay isimli şahsın, 33. Dereceden Mason olan Mimar Tuncay USLU isimli şahıs olduğunu, bu şahısla o tarihlerde yazışmalarının olduğunu, ancak mektubun içeriğini hatırlayamadığını beyan etmiştir.


Habip Ümit SAYIN'm 25.02.2008 günü C.Başsavcılıkta alman ifadesinde;

Doğu PERİNÇEK ile çok ender görüştüklerini, 21.02.2001 tarihli DOĞU PERİNÇEK' e yazılan emailin kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
Şüpheli İlhan SELÇUK'un 22.03.2008 günü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce alınan ifadesinde;

Doğu PERİNÇEK 'in ismini ilk kez 1968 yıllarında öğrenci hareketlerinde duyduğunu, daha sonraki dönemde de bu şahsın basın ve siyasal yaşamda yer aldığını, Doğu PERİNÇEK in siyasi parti lideri olması nedeniyle ara sıra ziyaretime geldiğini, bunun haricinde herhangi bir ilişkilerinin olmadığını, herhangi bir tüzel kişilik içinde yer almadığını, Ancak Doğu PERİNÇEK'in girişimini yaptığı Talat Paşa Komitesine davet edilmesine rağmen kendisinin bunu kabul etmediğini,



Cumhuriyet Vakfı olarak bir televizyon kurmak istediklerini, bu amaçla Ulusal Kanal'ın sahibi Doğu PERİNÇEK ile görüşüldüğünü, ayrıca Kanal B'nin sahibi Mehmet HABERAL ilede temas kurulduğunu, Ankara temsilcileri Mustafa BALBAY'ın Mehmet HABERAL ile arası iyi olmadığı için aracı olabilecek birisini aradıklarını, bu yüzden Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU hem Doğu PERİNÇEK'in Mehmet HABERAL ile aralarının iyi olması nedeniyle, kendileri adına bu girişimde bulunmasını istediklerini, Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nun girişimlerinden bir sonuç çıkmadığını beyan etmiştir.
İlhan SELÇUK'un 22.03.2008 günü C.Başsavcılıkta alınan ifadesinde;

Doğu PERİNÇEK'İ tanıdığını, DOĞU PERİNÇEK'ife aıalarmda herhangi bir emir ve talimat verme şeklinde bir konum olmadığım,



ADNAN AKFIRAT tan ele geçirilen 8 sayfalık belge içerisinde "ÇEVİK BİR-EROL ÖZKASNAK ekibinin AMERİKANCI DARBE GİRİŞİMİ YAPACAKLARI ve bu darbenin sivil toplum darbesi olacağı yönetime el konulunca değişik makamlara gelecek kişilerin isimlerinin yazıldığı listenin bulunduğu belge okundu, sorulduğunda; Kendisinin böyle bir oluşumla ilgisinin olmadığını, ADNAN AKFIRAT'ı tanımadığını, darbe girişiminden de haberinin olmadığını, DOĞUPERİNÇEK'in kendisini herhangi bir şekilde uyarmadığını, USİAD ile bir irtibatının bulunmadığını beyan etmiştir.
Şüpheli Güler KÖMÜRCÜ'nün 25.01.2008 günü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce alınan ifadesinde;

Iş adamı ve tekstilci ibrahim BENLİ'nin Çatalcadaki evinde bir grup siyasi akademisyen sanatçıya verdiği yemek davetine, Doğu PERİNÇEK'in de katıldığını beyan etmiştir.

Şüpheli Ümit OĞUZTAN'ın 25.01.2008 günü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce alınan ifadesinde;

Doğu PERİNÇEK'i mesleği gereği tanıdığını, ancak şahısla bir diyalogu olmadığını, bu şahsın bir paneline katıldığını beyan etmiştir.
Şüpheli Hikmet ÇİÇEK'in 27.03.2008 günü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce alınan ifadesinde;

Doğu PERİNÇEK'i kırk yıldır tanıdığım, 1989 yılında 2000 'e Doğru dergisine muhabir olarak başladıktan sonra gerek dergi ve gazetede, gerekse Sosyalist Parti ve işçi Partisi Genel Başkanı olarak birlikte çalıştıklarını,

Bulunan bazı belge ve mektupların, Doğu PERİNÇEK Haymana ceza evinde yatarken gönderilen mektuplar olduğunu,

13.02.2008 günü saat 15.21 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda; Görüşmeyi hatırladığını. Isa nin emekli bir albay olup, partinin resmi üyesi olduğunu, İsa Albay 'ın iki kez Ankara 'ya geldiğini, Doğu PERİNÇEK'le randevu aldığını, ancak başkanın işleri olduğu için görüşemediğini,

05.03.2008 günü saat 11.13'te Doğu PERİNÇEK ile yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda; Doğu PERİNÇEK, Saygı ÖZTÜRK'ün "Tamam Reis'' isimli kitabında kendine yönelik bir suikasttan bahsedildiğini ve kitabı bulup bulamayacağını sorduğunu, kendisinin de kitabı bulduğunu, incelediğini ancak bu şekilde herhangi bir konu geçmediğini gördüğünü, görüşmede bahsi geçen "Başlık değiştirme" konusunun ise Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Irak 'tan çekilmesi üzerine yaşanan muhalefet partileri ve TSK tartışması üzerine bir açıklama metni hazırladıklarını, bunun başlığı üzerine yapılan görüşme olduğunu beyan etmiştir.
Nusret SENEM'in 29.03.2008 günü C.Başsavcılıkta alman ifadesinde;

Avukatlık yaptığını, DOĞU PERİNÇEK, FERİT İLSEVER ve ADNAN AKFIRAT ı İşçi partisinden tanıdığını, Doğu PERİNÇEK'in yakalanması ve yargılanması sırasında Adliyede görev aldığını,
Mehmet Adnan AKFIRAT'ın 23.03.2008 günü C.Başsavcılıkta alınan ifadesinde;

Sorulan ÜMİT SAYIN ile yaptığı MSN görüşmesinin kısmen doğru olduğunu, bu görüşmeyi kendisinin yaptığını, görüşmede daha çok kendisi Türkiye'de ki darbe olasılığından, bir kısım kişinin mason olduğundan NECİP HABLEMİTOĞLU'nun P2 denilen bir mason yapılanmasının içinde bulunduğundan şüpheli olduğundan, ayrıca Türkiye'ye döndüğünde tayinini yaptırmak için işçi Partisi Genel Başkanı DOGU PERİNÇEK'in KEMAL YALÇINALEMDAROĞLU'na ricacı olmasından bahsettiğini.



Kendisinin DOĞAN ERBAŞ ve DOĞU PERİNÇEK ile ABDULLAH ÖCALAN ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, DOĞAN ERBAŞ ABDULLAH ÖCALAN ın avukatı olduğunu, daha sonra bu şahısla görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını,

ULUSAL KANAL ne zaman kuruldu, kimler tarafından kuruldu, kuruluş sermayesi nereden alındı, bu husus sorulduğunda; Böyle bir sorunun sorulamayacağını, bu konuda ayrı bir soruşturma açılması gerektiği, ULUSAL KANAL televizyonunun 29 Ekim 2000 tarihinde kurulduğunu, bundan daha önce Cumhuriyet gazetesi ile birlikte ulusal bir televizyon kurulması gündeme geldiğini, ancak o dönemde mali imkanlar yetersiz olduğu için İLHAN SELÇUK'un "siz yapın biz destekleyelim" dediğini, İLHAN SELÇUK'un çeşitli toplantılara katıldığını, birlikte ulusal bir televizyon kurulması amacıyla bu toplantılara katıldığını, İLHAN SELÇUK ile DOĞU PERİNÇEK'in zaman zaman bu tür konularla alakalı görüşmeler yaptıklarını beyan etmiştir.
Ferid İLSEVER'in 23.03.2008 günü C.Başsavcılıkta alınan ifadesinde;

TUNCAY GÜNEY 'in Akşam gazetesinde çalıştığı dönemde VELİ KÜÇÜK'ün talimatı ile DOĞU PERİNÇEK ile irtibat kurup ADNAN AKFIRAT ve FERİD İLSEVER ile ilişkiye geçmesini söylemesi üzerine bu şahıslarla görüştüğünü ve aldığı tüm bilgileri yayınlamadan önce VELİ KÜÇÜK'e gönderip onaylattıktan sonra Akşam gazetesinde yayınlattığını belirttiği okunup sorulduğunda; TUNCAY GÜNEY'i sadece dergiye gelip giderken gördüğünü, kendisi ile herhangi bir haber paylaşmadığını,

TUNCAY GÜNEY'in ifadesinde VELİ KÜÇÜK'ün talimatıyla basında örgütlenmek için FERİD İLSEVER ile görüşme yaptığında FERİD İLSEVER'in kendisine VELİ KÜÇÜK'Ü Yüzbaşı MİT Subayı olarak ilk keşif eden kişi olduğu, ayrıca FERİD İLSEVER Sosyalist Parti Başkanı iken ABDULLAH ÖCALAN ve DOĞU PERİNÇEK'in ittifak yaptığını öğrendiği konusu hatırlatıldı, sorulduğunda; VELİ PAŞA'yı ENKA tesislerinde yemek yedikleri zaman gördüğünü, onun dışında kendisini tanımadığını, TUNCAY GÜNEY'in söylediklerinin tamamen yalan olduğunu beyan etmiştir.
İbrahim BENLİ'nin 24.03.2008 günü C.Başsavcılıkta alman ifadesinde;

Doğu PERİNÇEK ile 30 yıl öncesinden tanıştıklarını, Genel başkanı olduğu işçi Partisinden millet vekili adayı olduğunu, bu şekilde siyasi bağlantıdan başka bir ilişkilerinin bulunmadığını, Çatalca'da kendi mülkü olan bir çiftliğinin olduğunu, Burada zaman zaman dostlarını bir araya getirdiğini, mangal partileri yaptıklarını, en son 2007 Aralık ayında buluştuklarını, davetine Doğu PERİNÇEK, Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU, Ahmet ERCAN, Tolga YARMAN, Cemalettin GÖBELEZ, Güler KÖMÜRCÜ ve bir arkadaşı ve benim 25 yılı aşkın bir süredir arkadaşlığı olan doktor, kamu görevlisi, sanatçı arkadaşlarını ve çok sayıda iş adamının eşleriyle birlikte katıldığını,

Telefon görüşmelerinde, Güler KÖMÜRCÜ'nün, kendisinin Doğu PERİNÇEK'in sponsoru olduğu şekildeki sözlerinin olduğunu, ancak Doğu PERİNÇEK ve partisine maddi yardımda bulunmadığını, Doğu PERİNÇEK'in de kendisi gibi Talat Paşa Komitesinin bir üyesi olduğunu beyan etmiştir.
Serhan BOLLUK'un 23.03.2008 günü C.Başsavcılıkta alman ifadesinde;

Doğu PERİNÇEK ile tanışmalarının 30 yıl öncesine dayandığını, Doğu PERİNÇEK'in, İşçi Partisinin genel başkanı olduğunu, kendisin de Merkez karar kurulu üyesi olduğunu, aynı zamanda genel yayın yönetmeni olduğu derginin başyazarı olduğunu,

Talabani, Barzani ve Cemil BAYIK'a silah götürdüğü yönündeki gazete haberleri konusunu konuştuklarını,

3666 numaralı tape okundu, sorulduğunda; Doğu PERİNÇEK'in telefonla bir basın açıklaması dikte ettirdiğini, içeriğinde Hüseyin KIVRIKOĞLU geçtiğini, Zaman gazetesinde işçi Partisinin Hüseyin KIVRIKOĞLU hakında verdiği haberin yanlış olduğuyla ilgili bir konu olduğunu,

Mehmet EYMÜR, 17,06,2008 tarihinde tanık olarak alman İfadesinde;

Doğu PERİNÇEK'i şahsen tanımadığını, ancak hakkında bildikleri ve kanaatinin ise, 1970'li yıllardan itibaren güvenlik güçlerine (asker, polis, mit) karşı, onları hedef gösteren kendisinin de dâhil olduğu beyanatlarının olduğunu, Doğu PERİNÇEK'in bu faaliyetlerini maksatlı olarak yaptığını, yabancı güçlerin telkini ile hareket ettiğini ve ülkesini seven bir insanın kendi milli kurumlarına bu derce zarar vereceği faaliyetler yürütmeyeceği kanaatinde olduğunu, bu kanaatini çeşitli yazı ve beyanlarla da açıkça belirttiğini, dikkat edilirse Doğu PERİNÇEK'in faaliyet yürüttüğü her alanda karışıklık ve kargaşa meydana geldiğini, devamlı olarak ideoloji ve kalıp değiştirdiğini, bazı zamanlar Abdullah Öcalan'la görüşmeye gittiğim yayın organları vasıtasıyla onları desteklediğini, bazı zamanlar sol örgütlerin içerisinde yer almış son dönemde de Ulusalcı olduğunu, bu durumu hayatın doğal akışı olarak algılamak mümkün olmadığını, olsa olsa maksatlı bir faaliyet olabileceğini,

Kendisinin görev alanıma girmemesine rağmen bu grup üzerinde çalışmalarının olduğunu, dikkat çekici bulduğu hususların ise Türkiye'de iki tane İngiliz ve Amerikalılara çalışan casus yakalandığını, bunlardan bir tanesinin Doğu PERİNÇEK grubu ile doğrudan ilgili olduğunu, bu şahsın isminin Em, Alb, Turan ÇAĞLAR olduğu, Diğeri MİT'te görevli Em,Kur,Alb, Sebahattin SAVAŞMAN olduğunu, Doğu PERİNÇEK'in her ikisine de sahip çıkıp koruduğunu, yakalayanları suçladığını, diğer bir husus daha önce Doğu PERİNÇEK'in başında olduğu İhtilalci İşçi Köylü Partisi'nin İstanbul karargahının İstanbul Robert Kolej'de bir İngiliz hocanın ikametgahında bulunması olayı olduğunu, Bu evin basılmasında ve örgüt üyelerinin yakalanmasında bizzat bulunduğu için bildiğini, İhtilalci bir örgütün İstanbul temsilciliğini bir İngilizin evinde bulunması son derece dikkat çekici olduğunu, diğer bir başka husus olarak PERİNÇEK'in siyasal bilgilerden mezun olduktan soma Almanya'da geçen ve ne yaptığı belirsiz iki senesi olduğunu, Doğu PERİNÇEK ve ekibinin PKK ile ilişkileri Abdullah Öcalan'la samimiyeti Atatürkçü Dernekler katılmasıyla birlikte bu derneklerde ikilik çıkması geçmişte Maocu bir ideolojiyi temsil ederek Türkiye'de ki solu bölmesi dikkat çeken diğer hususlar olduğunu, Doğu PERİNÇEK'in Zaman zaman elde edilen Mit belgesi Genel Kurmay yazısı gibi uyduruk bazı yazılarla kamuoyunun zihnini bulandınp yönlendirme yaptığını bir doğruya on yalan ekleyerek kara propaganda unsuru olarak kullandığını defalarca tespit ettiğini ve bunlan kendi internet sitesinde yazdığını, yapmış olduğu bu faaliyetlerle alakalı Mit Teşkilatında daha geniş bilgiler olduğu kanaatinde olduğunu,

Doğu PERİNÇEK'in MİT'ten bazı bilgileri alevi olan üst düzey bir görevliden aldığını tahmin ettiğini,

Bildiği kadanyla Doğu PERİNÇEK ile birlikte yargılanan ve genç bir subayken daha soma üst rütbelere yükselen bir takım asker kişilerle, Bahçelievler'den tanıdığı bazı Mit mensuplanyla, devam eden ilişkilerinin olduğunu ve bu ilişkiler sayesinde bazı özel bilgilere de ulaşabildiğini, almış olduğu bu bilgileri kendi yayın organlannda yayınladığını, Doğu PERİNÇEK'in bazı bilgileri de yabancı istihbarat servislerinden almış olabileceğini,

Genelde PERİNÇEK ve grubu diğer basın organlannm yazmaya çekindiği sivri ve iddialı konulan yayınlamayı sevdiğini, bunun diğer Basın organlannm da işine geldiğini diğer basın organlan önce Doğu PERİNÇEK'e açıklattmp soma onu referans göstererek yazdıklanm, bu durumun birinci ve ikinci Mit rapotu denilen calısmalaıda da olduğunu,

Kamuoyunda birinci ve ikinci Mit raporu olarak bilinen raporları kendisinin Doğu PERİNÇEK'e vermediğini, bu raporların değişik şekillerde büyük gazetelere ulaşmış olmalarına rağmen bu gazetelerin yayınlamaya cesaret edemediklerini yukarıda da anlattığı gibi önce Doğu PERİNÇEK'e yayınlattırıp soma da haber yaptıklarını, her iki raporu da kendisinin kaleme aldığını, İkinci Mit raporunun doğruluğu Susurluk kazasıyla da ortaya çıkmış olduğunu, kendisinin ikinci kez MİT'te göreve başladıktan soma Alaaddin ÇAKICI'nm aranır durumda olduğunu, Alaattin ÇAKICI'ya herhangi bir gerek kişisel gerek kurumsal görev vermediğini herhangi bir irtibatının olmadığını,

Basında kendisi hakkında Ergenekon soruşturması ile alakalı Cumhuriyet Savcısını yönlendirdiği şeklinde haberler çıktığını, böyle bir şeyin söz konusu dahi olamayacağını, kendisinin gelip bildiklerini anlattığını, geçmiş dönemde Susurluk kazasından soma halen İstanbul C,Başsavcısı olan Aykut Cengiz ENGİN'e giderek bildiklerini anlattığını, bunun tamamen kamuoyunu yanıltma maksatlı haber olduğunu, özellikle Doğu PERİNÇEK ve grubu bu tür haberler yapmakta olduklarını, kendilerini mahkemeye verdiğini ve tedbir karan çıktığını Mahkeme kararından soma somut belgeye dayanmayan haberler yapmalan halinde suç işlemiş olacaklanm, beyan etmiştir.

g) Hukuki durumunun değerlendirilmesi;

Şüpheli Doğu PERİNÇEK'in İşçi Partisi Genel Başkanı olduğu, Ulusal Kanal ve Aydınlık Dergisinde resmiyette görünmese de fiili olarak en yetkili kişi konumunda bulunduğu, yayınlanacak her türlü yayın ve yazılann kendisinin bilgisi ve görüşü alınmaksızın yayınlanmadığı, Partisine bağlı Öncü Gençlik grubunu da bizzat yönettiği, Resmi koruması olduğu halde şoförlüğünü ve korumalığını yapan İşçi Partisi üyesi olduklan anlaşılan ve Parti binasında yatıp kalkan üç şüphelinin de ruhsatsız tabanca sahibi olduklan İşçi Partisinde yapılan aramalardan anlaşılmıştır.

Şüpheli Doğu PERİNÇEK'in Ergenekon terör örgütü üst düzey yöneticilerinden Şüpheli Veli KÜÇÜK'le çok sıkı irtibat halinde olduğu, örgütsel içerikli Tuncay GÜNEY'den elde edilen dokümanlann tamamı dijital ortamda CD olarak hem kendisinde hem de kendisine bağlı medya ve parti binalan içinde ele geçirildiği,

Soruştuma kapsamında bulunan şüpheli Tuncay GÜNEYe ait 119 sayfalık sorgu kasetinin çözümlerinin kendilerinde olduğu şeklinde görüşmeler yaptıklan ve görüşme içeriğinde geçen K.Irak'a giden silahlarla alakalı olarak 6 bin mi 12000 mi şeklinde görüştükleri, bu konuyu önceden bildikleri, kendileriyle alakalı herhangi bir soruşturma bulunmadığı zamanlarda sürekli Aydınlık Dergisinde Tuncay GÜNEY aleyhinde ve ERGENEKON örgütünün olmadığına devlet içinde gladyo tipi yapılanma olduğuna ilişkin örgütün amaçlan doğrultusunda dezenfermasyon amaçlı yayınlar yaptıkları,




Şüpheli Doğu PERİNÇEK ve grubuna bağlı medya kuruluşlarının; kendilerini Türk Silahlı Kuvvetleri adına hareket ediyor gibi gösterip kendilerine karşı yapılan her türlü Adli soruşturmanın Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yapıldığı şeklinde kamuoyunun yanılttıkları, ayrıca adil yargılamayı etkileme suçuna teşebbüs ettikleri gibi (bu konuyla alakalı suç duyurulannm dosyada bulunduğu) ülkemizin en değerli kurumlanndan olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin adını da kendi örgütsel faaliyetlerine karıştırmak suretiyle kendi faaliyetlerini legal faaliyetler gibi göstermeye çalıştıkları anlaşılmıştır.

işçi Partisi ve genel başkanına karşı psikolojik savaş kampanyalarına hizmet etmekte ve bu açıdan suç işlenmekte olduğunu",

"Bu soru karanlık örgütlerin psikolojik savaş öğretilerinden ilham alınarak hazırlanmıştır"

"Bu soru Ergenekon operasyonu denen tertibin hedeflerini sergilemektedir şeklinde, Türk ordusunu ve işçi Partisini bir suç örgütü olarak gösterilmeye çalışıldığını, Türk ordusu ve işçi Partisi gibi bu planlara direnen askeri ve sivil örgütlenmelere karşı tertipler düzenlendiğini, psikolojik savaş faaliyeti yürütüldüğünü, sorulan sorunun bütünüyle bu kapsamda ve kamu görevinin kötüye kullanılması suçunun açık bir kanıtı olduğunu ",

bu tür sorularla vatan milleti savunan medya birliktelikleri tehdit edildiğini, birleşmesi gereken yurtsever yayın organlarının birbirinden korkar hale getirilmek istendiğini, ERGENEKON Operasyonunun hedeflerinden birinin böylece ortaya çıktığını.

Vatan Sever Güç Birliği'ne hiçbir destek vermediğini söyleyerek "General adları verilmesi ta 2001 de tasarlanan fakat çöpe atılan operasyonun Türk Ordusunu bir suç örgütü gibi gösterme çabalarının kanıtıdır" şeklinde cevaplar vererek, kendisine yöneltilen sorulara makul izahlar getirmek yerine soruşturmayı yürütenlere isnadlarda bulunmayı tercih ederek ERGENEKON terör örgütüyle olan irtibatlarını gizlemeye çalıştığı anlaşılmıştır.

Şüpheli Doğu PERİNÇEK'in bazı örgütsel faliyetleriyle alakalı olarak yazdığı yazıları bilgilendirme amaçlı olarak ERGENEKON terör örgütü üst düzey yöneticilerinden olan şüpheli Veli KÜÇÜK'e gönderdiği gibi, bazı yazılarını da kendi beyanına göre, Genelkurmay Başkanına, bütün kuvvet Komutanlarına ve Ordu Komutanlarına aynı içerik ve ekleri ile birlikte göndermiştir.

Şüpheli Doğu PERİNÇEK'in Genel Başkanı olduğu ve aramada ele geçirilen her şeyin sorumluluğunun kendisine ait olduğunu şifahi olarak beyan ettiği, İşçi partisinde bulunan dokümanlar arasında; daha önce Ergenekon terör örgütü mensuplarından şüpheliler Veli KÜÇÜK, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ve Ümit OĞUZTAN'dan ele geçirilen "OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE MASONİK BİLDERBERG ÇETESİ" ve "ÖRTÜLÜ FAALİYETLER BİR" isimli örgütsel içerikli dokümanların ele geçğirildiği,

Şüpheli Mafyokrasi adlı kitabını yazarken Aydınlık arşivinde bulunan Mafya ile ilgili birçok kitap ve belgeyi topladığını, yararlandığını, bu belgeyi de o kapsamda hatırladığını, beyan etmiş ise de; şüpheli Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK beyanında kendisinden elde edilen bu örgütsel içerikli belgeyi Ulusal Kanal'da danışmanlık yaparken aldığını beyan ettiği, aynı dokümanın şüpheli Veli KÜÇÜK'ten de ele geçirilmiş olması şüpheliler aralarındaki örgütsel irtibatı göstermektedir.

İşçi Partisi'nde ele geçirilen dokümanlar arasında; 17.12.1996 tarihli "KİŞİYE ÖZEL" ibareli dönemin Başbakam'na yazılmış Susurluk kazası ile ilgili hazırlanmış 39 sayfalık MİT Müsteşarlığı belgesi bulunmuştur. Belge ile ilgili olarak sorulduğunda; "Hatırlamadığını, basın yolu ile gelmiş olabileceğini, gelen belgeleri sakladıklarını, beyan ettiği.

06.02.2008 günü saat: 14.59 da Emcet... isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; Adil Serdan SAÇAN ile yapılacak bir görüşmeden bahsettikleri, Adil Serdar SAÇAN'm "... bak şunu söyle, arkadaş bu Güler KÖMÜRCÜ söylemiş bunu onu içeri alabilirler haber yolla diye göz altına aldıkları zaman" "... ÇIKSIN ASLANLAR GİBİ OLAYI EN İYİ GÖĞÜSLEMEK ÖYLE OLUR ÇIKIP Bİ AÇIK^AMA'^APJIĞI ZAMAN Bİ DAHA İÇERİ ALMA FALAN FİLAN HİÇBİR ŞEY İHTİkAL KALMAZ YANİ" "..AKILLILIK

YAPIP ÇIKIP BU ÇATIR ÇATIR ... AÇIKLADIĞI ZAMAN BİZ BU GÖZ ALTINA ALDIK O ZAMAN SAVCININ EMRİ İLE TAKİPSİZLİK KARARI VERDİK HATTA BELGELERİ BİLE İADE ETTİK BUNLARI AÇIKLADIĞI ZAMAN FALAN HER ŞEY ÇÖKER YANİ" şeklindeki görüşmeyle alakalı olarak sorulduğunda; Görüşmenin doğru olduğunu, Adil Serdar SAÇAN'ın Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü olduğu zaman yaptığı uygulamayı ve sonuçlarını kamu oyuna açıklamasını istediğini, TSK yı dışarıdan ve içeriden yıpratma çabalarının olduğunu, ERGENEKON soruşturmasının da bütünü ile bu çabalarla bağlantılı olduğunu, soruşturmayı yürütenlerin, Türk Ordusunu gördükleri yerde suç var anlayışı ile yüklendiklerini, TSK ile ilgili her belgeyi bir suç bağlantısı olarak değerlendirdiklerini, generallerle yazışmayı bir suç belgesi olarak gördüklerini, kanunsuz olmanın ötesinde Türkiye'nin savunma gücünü kırmaya katkıda bulunan bilinçli bilinçsiz çabalar olduğunu, bu durumda ER GEN E KON soruşturmasının düzmece ve uydurma olduğunun ortaya çıkarılmasının bir vatan görevi olduğunu, 2001 yılında uydurulan ifadelerin hiç bir değer taşımadığını, beyan etmiş ise de; 2001 tarihinde şüphelinin yönettiği yayın organlarında yaptıklan yayınlarda; o tarihte bu konuyu araştıran Adil Serdar SAÇANLAR'ı tarikatçılıkla ve komploculukla suçladığı, konu hakkında o dönem soruştunna açılmadığı halde Adil Serdar SAÇANLAR'a "ÇIKSIN ASLANLAR GİBİ İŞİ GÖĞÜSLESİN, TAKİPSİZLİK VERDİK, BELGELERİ İADE ETTİK DESİN" şeklinde baskı yaptınp ERGENEKON soruşturmasını etkilemeye çalıştığı, aynca kendisine yönelecek bir soruşturmayı da amacından saptırıp bertaraf etmeye çalıştığı şüpheli Doğu PERİNÇEK'in ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ ile alakalı soruşturmadan rahatsızlık duyması ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN içerisindeki konumumun ortaya çıkmasından dolayı olduğunun anlaşıldığı.

Tape No:3877, 07.02.2008 günü şüpheli Serhan BOLLUK ile yaptığı telefon görüşmesinde; Serhan'ın "Ankara'nın önerisi şu" "Bedri Abi işte M. C, ... toplanmışlar" "şeyi kapak yapalım diyorlar. "AKP Kapatılsın" dediği ve kendisinin de AKP yi halk ihtilaliyle devirmek gerektiğini savunduğu, ordunun "B Planı" yaptığından bahsettikleri sorulduğunda; görüşmeyi yaptığı şahsı hatırlayamadığını, AKP kapatılsın şeklinde bir kapak yapılmasına karşı olduğunu, çünkü bunun yargıya talimat gibi algılanacağını, Ordunun B Planından söz edildiğini hatırlamadığını, beyan etmiş ise de; hem kapatma davası için dilekçe verdiği hem halk ihtilaliyle hükümeti devirmek gerektiğini söylemesi de şüpheli darbe yaptırmak yoluyla Hükümetin devrilmesi için plan ve faaliyetlerini organize bir şekilde yürüttüğü anlaşılmaktadır.

Şüpheli Emin GÜRSES'in 28.01.2008 günü Mustafa Y. isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinin bir bölümünde "Bir süre telefon dinlemeleri hakkında görüştükten sonra Mustafa'nın "Bunlar geçecek ya." dediği, kendisinin "Sen başkasın, Perinçek ile konuşuyordum. Mesaj başka şimdi." dediği anlaşılmıştır.

Söz konusu telefon görüşmesinde bahsedilen konunun ne olduğu Emin GÜRSES'e sorulduğunda; "Burada Perinçek olarak bahsedilen kişi Doğu PERİNÇEK'tir. Doğu PERİNÇEK ile yapılan operasyon hakkında görüşmelerimiz oldu. Perinçek bana bu operasyonunun millicilere karşı yapılan bir operasyon olduğunu, özelleştirmeler, vakıflar kanunu, bor madenlerinin satılması, Türk ordusunun İran'a karşı kullanılması gibi başka bir şeyleri gizlemeyi amaçladığını söylemişti. Ben de bu beyanlan Mustafa'ya aktarmıştım." Şeklinde bayanıyla alakalı olarak, Emin GÜRSES'in doğru söylediğini, Türkiye düşmanı güçlerin, kuvvetlerinin ötesinde bir işe kalktıklarını bilmeleri gerektiğini, belirterek hem şüpheli Emin GÜRSES'le irtibatlı olduğu anlaşılmakla beraber hem de görüşme içeriğinden dezenformayon yapmak suretiyle gerçeğin ortaya çıkmasına engel olduğu anlaşılmıştır.



Aynı telefon görüşmesinde ".. .Yıllardır yani fikir öğrendiğimiz bir insan diyor ki, ya komutan artık emekli paşalar mı ... darbe yapıyor diyor yani herkes tiye alıyor artık yani şeyleri." "Hocam asker yapmayacak. Asker mesela PERİNÇEK'ten hep uzak durdu. KARDEŞİM PERİNÇEK GİBİ BU KONULARDA PROFESYONEL BİR ADAM BU İŞTE BU ÖRGÜTLENMEDE .... Öyle bir sürü örgütlenmeler var. Türkiye de silah üzerine o tür yemin edenler .... PERİNÇEK gibi Örgütlenmesi güçlü tavrı da sert." "Onların üzerine gelemiyorlar. PERİNÇEK dün meydan okudu. Dedi ki burda İstihbaratçılar var dedi. Onlardan rica ediyorum, bizden birini tutuklasınlar da göreyim dedi. Onlara zindan ederim İstanbul'u diyor, bak böyle konuşuyor." Şeklindeki konuşma Emin GÜRSES'e sorulduğunda; "Beyanlarım Perinçek'in beyanlarından ibarettir. Perinçek'ten bizzat duyduğum veya basından takip ettiğim beyanları Mustafa 'ya aktarmıştım." dediği. Buradan da İşçi Partisi genel başkanı Doğu PERİNÇEK'in kendi yaptıkları için devletin güvenlik güçlerine meydan okuyacak kadar ÖRGÜTLENMESİNE GÜVENDİĞİ GİBİ BİZDEN BİRİNİ TUTUKLASINLAR İSTANBUL'U BAŞLARINA YIKARIM" diyerek Ergenekon terör örgütünün ne denli güçlü bir örgüt olduğunu ifade ettiği anlaşılmaktadır.

Şüpheli Emin GÜRSES'in görüşme içeriğindeki "mevcut düzeni değiştirecek bir darbeyi TSK yapamayacağı, ancak Doğu PERİNÇEK'in yapabileceği hususu" Doğu PERINÇEK'e sorulduğunda; "Emin GÜRSES'in bu beyanlarında, kendisinin Türkiye düşmanı güçlere karşı kararlılığını anlatmaya çalıştığını" beyan ettiği buradan da şüpheli Doğu PERİNÇEK tarafından Türkiye'deki güvenlik güçleri Türkiye Düşmanı olarak nitelendiği, ERGENEKON terör örgütünün yazılı dokümanlarında da hep devleti yönetenler ve devletin tüm resmi kurumlarının ihanet ve aymazlık içinde olduklarının belirtilmesi ile örtüştüğü anlaşılmıştır.

14.01.2008 tarihinde Güler KÖMÜRCÜ ile İ.HaA. arasındaki telefon görüşmesinde; Bir toplantıdan çıktığı anlaşılan Güler KÖMÜRCÜ'nün "Çıktım şimdi bir başka yere geçmek zorundayım canım orda patladım artık...." "Şimdi bak Doğu PERİNÇEK, Mehmet H.., ondan soma Yaşar O... işte ne biliyim Anıl Ç... daha sayiyim bir sürü isim böyle" "Bunlar şimdi Güler KÖMÜRCÜ'de katılımcı diyalog grubu oluşturmuşuz biz ve adamlar Bismillah dakka bir başında parti kuralım parti kuralım ...geldim ne parti kurması dedim" dediği, İBRAHİM'in "Doğu Perinçek demedi mi ki benim parti var işte buyrun gelin burda ..." dediği, Güler KÖMÜRCÜ'nün "... o da öyle dedi zaten bizim partimiz var..." dediği tespit edilmiştir.

Telefon görüşmesi ile ilgili olarak şüpheli Doğu PERİNÇEK'e sorulduğunda; Bu toplantıların, eski Bakanlardan Kamuran İNAN, Eski Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ufuk SÖYLEMEZ, Başkent Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Mehmet HABERAL ve Prof. Dr. Hasan EREN' in inisiyatifi ile başlayan ve basına açık yapılan Milli Egemenlik Hareketi (MEH) toplantıları olduğunu, çeşitli partilerden şahsiyetler, Üniversite öğretim üyeleri, Orgeneraller, kitle örgütleri yöneticilerinin katıldığını, bir eşgüdüm kurulu olduğunu, çalışmaların yasal olduğunu, Milli Güçlerin birleşmesinin, Türkiye 'yi bölmek isteyen A BD ve Haçlı irtica tarafından kaygıyla karşılandığını, beyan etmek suretiyle de Milli güçlerin tek merkezden ERGENEKON tarafından yönetildiği ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN HAKİM GÜÇ KONUMUNDA olduğu anlaşılmaktadır.

Tape No:3823, 05.02.2008 günü Bedri.... İsimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; kendisinin, Cumartesi günü yapılıyor mu diye sorduğu, Bedri'nin "Bu CHP Valiliğe Çevresinde şey önerisi varmış yani bu Cumartesiye birşey yapalım da ama asıl ondan soma Anayasa Mahkemesine götürelim ve 16'sında Anayasa Mahkemesinde görüşülmeden önce ona destek amacı ile büyük eylem yapalım div^**ş©l^büyük bir talep var bu çok büyük birşey olabilir zaten yani çok önemli gelişmeh^pJabiîir" "" rfcraz soma toplantı oluyor

abi partilerde katılıyor" dediği, kendisinin de "Kim bizden katılıyor" dediği, Bedri'nin de "Hüseyin K.." dediği, ilerleyen görüşmede kendisinin "Baksana Ertuğrul ÖZKÖK bey bizim tarafa geçti" "Aydın DOĞAN'lar bizim tarafa geçti" dediği, Bedri'nin "Evet abi TÜSİAD abi TÜSİAD bu tarafa geçti yani" şeklindeki görüşmeden de ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN hakim güç olma konumunda olduğunu ve bizim tarafa geçtiler ibaresinden de birçok gazetecinin kendi kontrollerinde kendi fikirlerine uygun hareket ettiklerini beyan ettikleri anlaşılmaktadır.

27.02.2008 günü, saat:21.07 de Süleyman isimli şahısla yaptığı telefon

görüşmesinde; kendisinin "...ben konuştum Akkayayla" dediği, Süleyman'ın "..Emin abiyi aldılar" "Şimdi Doğu abi biz bir şeyler düşündük" "Haftaya muhtemelen biz altı kişi size geleceğiz" "Altı özel kişi" " Ankara'dan Akkaya var" "Orhan abiyi düşünüyoruz Orhan abi gelecek" "Karabük'ten bir arkadaş var, Trabzon'da bir arkadaş var" "Biz size geleceğiz de işte onun haricinde bu şey var belki bilirsin Çağlayan mitingi" "Onda konumumuz ne olacak bizim" dediği, ilerleyen görüşmede, ....bakalım Emin Gürses için bir şey yapabilirsek yapacağız" dediği tespit edilmiştir.

Telefon görüşmesi sorulduğunda; Konuşmayı, Süleyman adında İstanbul da oturan, soyadını bilmediği bir gençle yaptığını, bu şahsın kendisini ziyaret etmek istediğini ve bir heyet halinde gelip partide kendisini ziyaret ettiklerini, bu olayın Ergenekon suçu ile hiçbir ilişkisinin olmadığını, Çağlayan mitingini bir grup kitle örgütünün düzenlediğini, bu mitinge katılmanın yararı olup olmadığınının kendisine sorulduğunu, kendisinin de katılmalarını teşvik ettiğini, beyan etmiş ise de; soylsmini bile bilmediği ve "ALTI ÖZEL KIŞI" TABİRİYLE konuşulup muhtemelen örgütsel konumda olan altı özel kişiden bahsettikleri ve bu altı özel kişinin tutuklu bulunan ERGENEKON terör örgütü üyesi Emin GÜRSES için bir şey yapılıp yapılmayacağını da örgütün lideri konumunda olan şüpheli Doğu PERİNÇEKTe konuşacakları anlaşılmaktadır.

Tape No:3851, 06.03.2008 tarihinde Yıldız A.... ile yaptığı telefon görüşmesinde; kendisinin "bizim bir Almanya ziyareti var Martın sonunda felan orda bir takım bulanıklıklar var o neticelensin o zaman şey yapalım" "ADD Bandırma çağırıyo Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nu .. geldiği zaman" dediği. Yıldız A...'in "Balıkesir merkezdeki ADD kongresi tamamlandı genel baş şube başkan yardımcısı bizim arkadaşımız yedi Delegenin altısı bizimle hareket ediyo Genel merkez delegesi" dediği, kendisinin "Şimdi biz ERGENEKON operasyonu ile ilgili basın toplantısı yaptık" "ilk basın toplantısı metni biraz ham sistematiği zayıftı şimdi daha düzeltilmiş son halini şimdi hemen size yolluyorum" "onu bir basın toplantısıyla yarın bi basın toplantısıyla Balıkesir'de açıklayın şeklindeki görüşmeye,

ERGENEKON la alakalı yaptığı faaliyetlere cevap vermek yerine parti üyeleriyle yaptığı legal görüşmelerin takip edildiğini idda etmekte olup görüşme içeriğinden parti üyelerinin çoğunun ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN amaçlan doğrultusunda faaliyet göstermeye zorladığı ve ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) içinde örgütlenmeye gittikleri, bu konuda Veli KÜÇÜK'ten elde edilen ADD'nin ERGENEKON amaçlan doğrultusunda kullanılması hususunda alman karann çıkması da ERGENEKON terör örgütünün ADD dahil birçok sivil toplum kuruluşunu ele geçirip yönettiğini göstermektedir. Örgütün sızma stratejilerinin anlatıldığı Devletin Yeniden Yapılanması belgesinde sızılacak kuruluşlar arasında sivil toplum kuruluşlannında bulunduğu böylece ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN her yere sızma faaliyetlerinde çok ileri bir seviyeye geldiğini göstermektedir.

Yine ERGENEKON'la alakalı yaptıklan yayınlar ve görüşmelere Kendilerinin samimiyetlerini ve Ergenekon denen tertibin düzmec^s^nafy&lar üzerine kurulduğunu Ergenekon operasyonu diye başlayan operasyonun ■ Selli merkeMgrde belli merkezlerce



planlandığının görüldüğünü, Savcılıkların böyle planlar içinde bulunmasının düşünülemeyeceğini, öte yandan soruşturmanın Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef aldığını, bütün iddiaların getirilip orduya bağlandığını ve orduyu suçlu gösteren bir psikolojik savaş malzemesine dönüştürdüğünü, bunların çok tehlikeli ülkeye çok zarar verecek, çok tehlikeli uygulamalar olduğunu, operasyonun ABD tarafından desteklenmesinin, PKK ve DTP tarafından alkışlanmasının da herkes için uyarıcı olduğunu, kendisinin 4 kuşakla hapis yatmış bir insan olduğunu, dava adamı olduğunu, 68-78-88 ve 98 kuşağı ile fikirlerinden dolayı hapis yattığını, böyle şeylerden korkmadığını Fabrikatör belgesinde kendisine saldırıldığını, Fabrikatör belgesini Mehmet Eymür'ün yazdığı bir kitap olduğunu, Kendisinin CIA ajanı olduğunu,

Kızıl Elma sorulduğunda; bu konuda bir ülkücü, biri solcu genç, üstelik her ikisi de lider, kendi yönettikleri gençleri barış içinde bir araya getirerek, vatan savunmasında birleştiklerini,

Gizli Belgeler sorulduğunda; Sabancı suikastı ile ilgili MİT raporunu 1996 yılında kendisinin ifşa ettiğini, raporu nereden aldığını bilmediğini, arkadaşlarının getirdiğini, raporda yazılanları, 1997 yılında yayınlanan ve 7 ayrı baskısı yapan Çiller Özel Örgütü adlı kitabında yayınladığını, beyan etmiş ise de: MİT Müsteşarlığımın bu konuya verdiği cevabi yazıda "Sabancı suikastı ile ilgili raporun Mit'e ait olmadığı bu raporu yazan şahısların kurumla alakalarının olmadığı ve raporun şekil itibarıyla da kurumun yazdığı rapor ve yazışma ilkelerine uymadığı" belirtilmiş olup, buradan da şüpheli Doğu PERİNÇEK'in ifşa ettiğini beyan ettiği MİT raporunun SABANCI suikastının gerçek amaç ve hedfierinden saptırılmak amacıyla bizzat Doğu PERİNÇEK tarafından tamamen sahte olarak tanzim edilip yayınlanması suretiyle dezenformasyon amaçlı hazırlandığı anlaşılmaktadır. Sabancı suikastı sanığı Mustafa DUYAR'm cezaevinde öldürülmesi akabinde öldüren şüphelilerin, dosyamıza gelen görüntü CD'sinde "devlet bize Mustafa Duyar'ı öldürttü Veli ağabeyyi arayın sorun, bizi Veli KÜÇÜK'e sorun" diye bağıran görüntüdeki Nuri ERGİN ve Vedat ERGİN'in savcılığımızda alman beyanlarında, "görüntülerdeki şahısların kendileri olduğu ve beyanların da kendilerine ait olduğunu ve görüntülerin montaj olmadığını" ifade etmişlerdir. Buradan da ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN bazı olayların faillerinin kamu oyunda yanlış algılanmasını temin etmek amacıyla sahte Mit raporu tanzim ettiği ve raporun bizzat ERGENEKON terör örgütünce FABRİKATÖR olarak tarif edilen şüpheli Doğu PERİNÇEK tarafından açıklanmak suretiyle dezenfermasyon yapılarak hedef saptırıp kamu oyunu yanlış yönlendirdikleri anlaşılmaktadır.

Ulusal Güçler Meclisi Sorulduğunda; Çeşitli ulusal güçleri biraraya getirmek amacıyla, 1997yılında önce, Mersin, Adana, Bursa, Zonguldak ve izmir'de örgütlendiğini, bu meclise işçi Partisi, CHP, Demokratik Sol Parti ve bazı sendikalar ve meslek odalarının katıldığını, 5 yerde oluştuğunu, 20 yerde planlandığını, ancak o sırada Atatürkçü Düşünce Derneğine yapılan bir operasyon sonucunda Suphi Gürsoytırak genel başkanlıktan uzaklaştırılınca Ulusal Güçler Meclisi çalışmasının sonuçsuz bırakıldığını, bu çalışma devam etse idi, Türkiye'yi bu durumlardan kurtaracak bir ulusal iktidar seçeneği oluşturulabileceğini, bunun suçla bir ilgisi olmadığı gibi her vatanseverin destekleyeceği bir program ve hareket olduğunu, Kemalist Model Ulusal Gençlik Hareketi isimli belgeyi kendisinin yazmadığını, Kuvai Milliye denilen derneklerin, başı bozuk dernekler olduğunu beyan etmiş ise de, buradan da yarım kalmış Ulusal Güçler Meclisi parojesi yerine ERGENEKON terör örgütünün Milli Güçler, Ulusal Güç Birliği, Müdafai hukuk ve Kuvvai Milliye gibi oluşumların MİLLİ GÜÇ BİRLİĞİ çatısı altında birleştirilmesini öngören örgütsel içerikli dokümanlardan ERGENEKON terör örgütünün bu işi daha soma karara bağlayıp hayata geçirdiği kanaatine varılmıştır. j^'""^




Yüklə 3,97 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   39   40   41   42   43   44   45   46   ...   52




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə