Happy feet



Yüklə 187,56 Kb.
səhifə1/3
tarix02.12.2018
ölçüsü187,56 Kb.
#85321
  1   2   3


NEŞELİ AYAKLAR

HAPPY FEET
www.neseliayaklar.com
26 Ocak 2007’de Sinemalarda.

Dağıtım: Warner Bros.
Antartika’nın derinliklerindeki büyük İmparator Penguenler ülkesinde, şarkı söyleyemediğiniz takdirde bir hiçsinizdir. Bu, dünyanın en kötü şarkıcısı olan Mumble (ELIJAH WOOD) için talihsiz bir durumdur. O kendi ritmiyle dans ederek, step dansı (ayakların yere sertçe vurulduğu bir dans türü) yaparak doğmuştur…

Mumble’ın annesi Norma Jean (NICOLE KIDMAN) bunu sevimli bir alışkanlık olarak görse de, babası Memphis (HUGH JACKMAN) “penguence değil” diye nitelemektedir. Ayrıca, her ikisi de bilmektedirler ki bir Kalbe Seslenen Şarkısı (Heartsong) olmadan Mumble gerçek aşkı asla bulamayabilir.

Kader bu ki Mumble’ın tek arkadaşı Gloria (BRITTANY MURPHY) oraların en iyi şarkıcısıdır. Mumble ile Gloria arasında, yumurtadan çıktıklarından beri güçlü bir bağ vardır, ama Gloria da Mumble’ın tuhaf “hoplama-zıplama” huyundan biraz rahatsızdır.

Mumble tek kelimeyle farklıdır; özellikle de sonradan kendisini topluluktan atacak olan, İmparatorluk Ülkesi’nin sert lideri Yaşlı Noah (HUGO WEAVING) için.

Evinden ilk defa uzak kalan Mumble, bir İmparatorlar-gibi-olmayan-penguenler grubu olan Adelie Amigolar’la tanışır. Ramon’un (ROBIN WILLIAMS) önderliğindeki Amigolar Mumble’ın ‘cool’ dans hareketlerine hemen kucak açarlar ve birlikte parti yapmayı teklif ederler.

Mumble, Adelie Ülkesinde, (yine ROBIN WILLIAMS’ın seslendirdiği) Guru Lovelace’ın danışmanlığından yararlanmak ister. Çılgınca tüyleriyle bir Rockhopper pengueni olan Lovelace, çakıl taşı karşılığında hayatla ilgili her soruyu yanıtlar.

Mumble, Lovelace ve Amigolarla birlikte, uçsuz bucaksız buzullarda bir yolculuğa çıkar ve destansı bazı maceralardan sonra, insanın özüne sadık kalarak dünyada her zaman fark yaratabileceğini kanıtlar.

Warner Bros. Pictures, Village Roadshow Pictures işbirliğiyle, Kennedy Miller- Animal Logic Film ortak yapımı olan George Miller filmi “Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ı sunar. Filmin kahramanlarını Elijah Wood, Robin Williams, Brittany Murphy, Hugh Jackman, Nicole Kidman, Hugo Weaving ve Anthony LaPaglia seslendiriyor.

John Collee, Judy Morris ve Warren Coleman’la birlikte senaryonun yazımına da katkıda bulunan George Miller’ın yönettiği filmin yapımcıları Doug Mitchell, George Miller ve Bill Miller, yönetici yapımcıları ise Zareh Nalbandian, Graham Burke, Dana Goldberg ve Bruce Berman. Müziğini John Powell’ın bestelediği filmin soundtrack albümünde, Prince, Yolanda Adams, Fantasia Barrino, Gia Farrell, Chrissie Hynde, Patti LaBelle, k. d. lang, Jason Mraz, ve Pink’in şarkıları da bulunuyor. Ayrıca, filmde Savion Glover’ın step dansına yer veriliyor.

“Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ın dağıtımı bir Warner Bros. Entertainment kuruluşu olan Warner Bros. Pictures ve belirli bölgelerde Village Roadshow Pictures tarafından gerçekleştirilecek.



www.neseliayaklar.com
YAPIM HAKKINDA
1990’larda “Babe” filmlerinin hayata geçmesine yardımcı olan George Miller, ortak yazarı, yapımcısı ve yönetmeni olduğu “Happy Feet/Neşeli Ayaklar” için, “Eğer ‘Babe’ bir ‘konuşan domuz’ filmiyse, bu da bir ‘dans eden penguen’ filmi” diyor. Miller harika step dansı yapan bir İmparator penguen yaratma fikrini Antartika’nın vahşi yaşamı üzerine bir belgesel izlediği sırada buldu.

“İster ‘Mad Max’ türü bir film ister domuzlar ya da penguenler üzerine bir fabl olsun, beni bir projeye çeken tek şey vardır: Hikaye kraldır!” diyor Miller ve ekliyor: “Sinemada çalışmanın cazip yönü istediğiniz dünyaya girebilmenizdir, ama yine de her zaman en anlamlı hikayeyi bulmaya çalışırsınız. Bu yüzden, benim için, ‘Mad Max’ ile ‘Babe’ ya da ‘Happy Feet/Neşeli Ayaklar’daki yaratıklar arasında pek bir fark yok”.

Yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Antartika’nın destansı doğası bana hep çok çekici gelmiştir. On yıl kadar önce, penguenler üzerine ‘Life in The Freezer’ adlı BBC/National Geographic belgeselini gördüğümde, birden bire orada harika bir hikaye olduğunu hissettim. Penguenlerin olağanüstü bir yaşantısı var; biz insanların davranış biçimine pek çok alegori yapmaya uygun. Dünyanın öbür ucunda, soğukla boğuşarak, ısıyı paylaşarak, eş bulmak için şarkı söyleyerek hayatta kalma şekilleri çok ilgi çekici”.

Miller’ın sözünü ettiği şey, İmparator penguenlerin kimliklerini tanımlayan ve sürü içine herkesin birbirini ayırt etmesine yarayan ‘Kalbe Seslenen Şarkı’. Yönetmen bunu şöyle açıklıyor: “Bu bize cıyaklama gibi gelse de, penguenler için aslında bir şarkı. Antartika buzulunda 25.000 civarında penguen olsa gerek. Bunların her birinin benzersiz bir şarkısı var, ve bu kakofoni içinde bir şekilde birbirlerini bulmayı başarabiliyorlar.

“Bizim hikayemiz baş karakteri anne babasının bir araya gelişinden itibaren takip ediyor: Yumurtadan çıkışı, çocukluğu, yetişkin bir genç olana kadar geçen dönem ve dünyada kendine bir yer bulmaya çalışırken yaşadığı deneyimleri konu alıyor”.

İmparator penguenler topluluğunda, kahramanımız Mumble şarkı söyleme yeteneğinden yoksundur. Anne babası onu tedavi ettirmek için bir öğretmene götürürler. Öğretmen Mumble’ı en derin duygularını ifade etmek konusunda cesaretlendirir. Ama bu duyguların ortaya çıkışı step dansı şeklindedir. Toplum bu ifade şeklini biraz tuhaf karşılar.

Kalbe Seslenen Şarkının kullanımı Miller’a bu hikayede müzikle dansı birleştirme olanağı tanıdı. Hikayede çağdaş ve klasik şarkılara ve çeşitli dans türlerine yer verildi.

Miller kendisine sıkça sorulan bir soruya yanıt olarak, “‘Happy Feet/Neşeli Ayaklar’, ‘March of the Penguins’in gösterime girmesinden çok daha önce çekildi. O belgeselin kazandığı büyük başarı bizim için büyük avantaj oldu çünkü penguenler hakkındaki bu dijital animasyon filmimize ilgi duyulmasını sağladı” diyor.


KARAKTERLER VE OYUNCU SEÇİMİ
Baş karakter Mumble’ı hayata geçirmek için bir teknik sihirbazlar grubu ve özel bir dublaj sanatçısı gerekiyordu. Ortak yazar Judy Morris bu konuda şunları söylüyor: “Mumble azimli ve yeni şeylere açık. Onu seslendirecek kişinin zeki bir masumiyeti yansıtması, ama aynı zamanda modern ve ‘cool’ olması gerekiyordu. Gerçek ve açık bir kaliteye sahip bir aktör arıyorduk. Elijah Wood bu tanıma mükemmel uydu”.

“The Lord of the Rings/Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinin kararlı kahramanı Wood, “Mumble’ın özgüveni ve doğuştan sahip olduğu benlik duygusu olağanüstü” diyor ve ekliyor: “Dansını bir sorun olarak görmeyi reddediyor ve kendisini benzersiz kılan şeyden vazgeçmek istemiyor. ‘Benim bir tuhaflığım var, ama o bana göre tuhaf değil, size göre tuhaf. Ben onunla barışığım, yani kabullenmesi gereken sizsiniz’ diyor”.

Wood çocuklara olduğu kadar yetişkinlere de insanın kendisini olduğu gibi kabul etmesi gerektiği mesajını göndermekten memnun olduğunu da ifade ediyor: “Bize özgü şeylerden, özellikle de başkaları için taviz vermemek gerektiğini anlamamız gerçekten önemli”.

Mumble’ı Wood seslendirse de, Mumble’ın sıradışı Kalbe Seslenen Şarkısı’nı Tony ödüllü dansçı Savion Glover hayata geçirdi. “Mumble’ı çok iyi anlayabiliyorum” diyor Glover ve ekliyor: “Kendi sanat dalım olan step dansında oldukça iyiysem de, pek iyi şarkı söylediğim söylenemez. Denedim; denemeye de devam edeceğim ama duygularımı ayaklarım aracılığıyla ifade etmekte daha başarılıyım, tıpkı Mumble gibi”.

Glover karakterin sudan çıkmış balık durumunu da iyi anladığını söylüyor: “Okulda, Mumble kendini deli gibi hissediyor. Ben de deliyim: Step dans delisiyim”.

Zengin dublaj kadrosunda Avustralyalı iki yıldız yer alıyor: Mumble’ın babası Memphis’i seslendiren Hugh Jackman, ve annesi Norma Jean’i seslendiren Nicole Kidman.

“Memphis çok havalı bir penguen. Norma Jean’i sevdiğine hiç kuşku yok. Birbirlerine aşık olduklarında, Memphis hayatının en mutlu günlerini yaşıyor” diyen Jackman, Broadway’in hit gösterisi “The Boy From Oz”da Avustralya’nın “en sevilen çocuğu” Peter Allen rolüyle Tony Ödülü kazanmış bir oyuncu.

“The Hours”daki Virginia Woolf portresiyle Oscar kazanan ve beyaz perdede şarkı söylemeye alışkın bir aktris olan Kidman, Baz Luhrmann’ın aynı adlı filminde Moulin Rouge’un şarkıcısı Satine’i canlandırmıştı.

“Nicole’la tekrar çalışmak muhteşemdi” diyor Miller ve ekliyor: “Bambaşka biri. Yapımcı Doug Mitchell film hakkında konuşmak için onu çağırdığında, rolü hemen oracıkta kabul etti. Sonradan kendisine neden senaryoyu bile okumadan bunu yaptığını sorduğumda, geçmişteki ilişkimiz nedeniyle hayır demesinin mümkün olmadığını söyledi. Bu jesti karşısında gerçekten şaşırdım”.

“Norma Jean’le ilk karşılaştığınca, pek çok genç erkeğin onunla ilgilendiğini görüyorsunuz. Kıpır kıpır bir kız, kendine özgü bir yürüyüşü ve sesi var. Sevimli ve seksi. Ama gözü Memphis’ten başkasını görmüyor” diyen Kidman, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sonra bir bebekleri oluyor, genç anne, yavrusunu görür görmez seviyor. Oğlunun Kalbe Seslenen Şarkısının biraz farklı olmasına aldırmıyor; onun olduğu hâliyle mükemmel olduğunu düşünüyor; yani tüm anneler çocuklarına karşı nasıl hissederlerse o da Mumble’a karşı öyle hissediyor”.

Miller ise, “Norma Jean’in en sevdiğim yönlerinden biri toplulukları içinde Mumble’da yanlış bir şey olmadığına yürekten inanan tek kişi olması. Oğlunun her zaman arkasında” diyor.

Ama Memphis, oğlu henüz bir yumurtayken yaşanan talihsizlikten ötürü, Mumble’ın böylesine “farklı” olmasından kendini suçlu tutuyor.

Jackman, Memphis için, “Büyüsünü kaybetmeye başlıyor” diyor ve ekliyor: “Hikayenin çoğunda, Memphis çok mutsuz çünkü Mumble’ın yapmayı reddettiği şeyi yapıyor: Gerçekte kim olduğunu unutuyor” diyor.

Kidman ise şunları söylüyor: “Memphis ve Norma Jean, Mumble’ın mutlu olmasını istiyorlar. Ama Memphis dans olayını kabullenmekte biraz zorlanıyor; bu yüzden, Norma Jean baba-oğul arasında köprü olmaya çalışıyor. Memphis’e, ‘Tam olarak senin gibi olmayabilir ama o senin oğlun. Onu olduğu gibi sev’ diyor. Daha sonra, Mumble babasına iyi olacağını gösterdikten sonra, aile tekrar bir araya geliyor”.

“Bir araya getirdiğimiz aileden çok gurur duyuyorum” diyor Miller ve ekliyor: “Hugh, Nicole ve Elijah hikayeye gerçekten atan bir kalp kazandırdılar”.

Mumble’ın kalbinin hızlı atmasına neden olan güçlü ve cesur penguen Gloria’yı Brittany Murphy seslendiriyor. Miller, “Gloria tüm penguenler neslinin en iyi şarkıcısı; doğal olarak, hem konuşma sesi çok güzel, hem de ilham verici şekilde şarkı söyleyebilen bir aktrise ihtiyacım vardı” diyor.

Çeşitli filmlerde rol almasına karşın, Murphy daha önce kamera önünde hiç şarkı söylememişti. “Yaptığı deneme kaydını biri bana gösterene kadar Brittany’nin şarkı söyleyebildiğini bilmiyordum” diyen yönetmen, şöyle devam ediyor: “Meğerse oyunculuk eğitimi almadan önce şan eğitimi almış. Filmde iki şarkı söyledi. İkisi de süperdi”.

Gloria’nın Kalbe Seslenen Şarkısı Mumble’ın hikayesinde kilit rol oynuyor. İlk başta bir disko motifi olan “Boogie Wonderland”in yavaş versiyonu olarak sunulan şarkı, Gloria’nın karakterini doğru bir şekilde ifade ediyor. Ama ancak Mumble’ın, Gloria’dan ayaklarıyla yaptığı müziği dinlemesini istediğinde, Gloria’nın şarkısı ritmik bir ruh buluyor ve ortaya yeni bir şey çıkıyor.

Müziği her zaman sevmiş olan Murphy, insanın kendini şarkıyla ifade etme fikrini kendine yakın bulduğunu dile getiriyor: “Gloria yetenekli olduğunu bilse de, şarkı söyleyişi içinden gelen bir dürtü. En içten duygu ve düşüncelerini ifade etmesinin bir yolu, tıpkı Mumble’ın ayaklarının ritmiyle yaptığı gibi”.

Aktris karakterine hemen ısındığını da sözlerine ekliyor: “Gloria çok özgüvenli, güçlü ve ukala ama belli bir duygusallığa da sahip. Çok iyi niyetli ve açık açık konuşmaktan çekinmeyen biri. En iyi arkadaşım olmasını isteyeceğim türde biri”.

Murphy’nin karakteri Gloria en iyi arkadaşı Mumble’a çok bağlı ama bu duygusu toplumun yaşlı üyeleri tarafından paylaşılmıyor; özellikle de Hugo Weaving’in canlandırdığı huysuz Noah tarafından.

“Hugo’nun harika bir sesi var” diyor Miller ve ekliyor: “Ama yine de onu olabildiğince zorladım. Bir sahnede şiddetli kar fırtınası ve binlerce penguenin şarkısını bastırması gerekiyor”.

Antartika’nın hırçın topraklarında gezen Mumble sonunda arkadaşlığı hiç ummadığı bir yerde bulur: Mumble’dan cüsse olarak çok daha küçük oldukları halde kişilik olarak hayatın kendisinden bile büyük, şakacı beş Latin penguenden oluşan Adelie Amigolar’ın yanında. Grubun en ele avuca sığmazları olan Ramon’un önderliğindeki Adelieler kısa sürede kahramanımızla arkadaş olurlar ve Mumble hayatında ilk kez kendini ait hissettiği bir yer bulur.

Adelieler, Mumble’ın hareketlerini “çok tesadüfen havalı” olarak nitelerler ve ona hayatın tadı gerçekten nasıl çıkartılır gösterirler.

Adelieler’in ‘hızlı ve öfkeli’ tarzındaki hazır cevaplılıklarını yakalayabilmek için, Miller bir ustaya başvurdu: Ramon’u canlandıran efsanevi komedyen Robin Williams’a. “Filmi yapmayı kabul etmem için, George Miller’ın yönettiğini bilmem yeterliydi” diyor Williams ve ekliyor: “Bu adam konuşan domuzlarla çalışmış biri; bu film de aslında ‘Penguenlerin Yürüyüşü’nün ‘Riverdance’le buluşması” diyor ünlü aktör.

Williams’ın Amigolar’ın çılgın liderini seslendirmeyi kabul etmesinin ardından, Miller, Latin topluluğunun en başarılı komedyenlerinden bazılarına ulaştı: Carlos Alazraqui, Johnny Sanchez III, Jeff Garcia ve Lombardo Boyar, sırasıyla Nestor, Lombardo, Rinaldo ve Raul’u seslendirdiler.

“George, Amigolar’ı grup hâlinde, tüm mikrofonlar açıkken kaydetmemiz konusunda kararlıydı” diyen ortak yazar Warren Coleman, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Aktörler geniş bir daire yaptılar. Böylece her an birbirlerini görüp, tepki verebileceklerdi. Birbirlerini kışkırttılar, tüm odayı güldürecek replikler ve fikirler aradılar. Bu takım ruhu hikayemize büyük katkı sağladı çünkü Amigolar bir aile, birbirlerini seven ve destekleyen bir kardeşler grubu”.

Miller da bu konuda, “Bizim yaptığımız şey aslında, oyuncuların doğaçlama yapmalarına ve birbirlerine takılmalarına olanak sağlamaktı” diyor ve etkiliyor: “Çılgın bir şey çıktı ortaya”.

Williams ise rol arkadaşları çalışması için şunları söylüyor: “Bizler Los Penguinos’duk. Bir araya geldiğimizde, yerlere yatıyorduk!”

Williams özellikle karakterinin kabadayılığı ve kadınlara yaklaşımından keyif aldığını ifade ediyor: “Ramon çakıl taşı bulmakta usta. Penguen dünyasında, çakıl taşları mücevher değerindedir ve Ramon da kadınların birer mücevher olduğunu biliyor. Her zaman bayanları etkilemeye çalışıyor. Bu karakteri seslendirmeyi isteme nedenlerimden biri bu çünkü hepimizin içinde de biraz maçoluk vardır ve ben de içimdeki maço penguenle temas kurmak istedim”.

Benzersiz sanatçı Williams’ın enerjisi tek bir rolle sınırlı kalamayacak kadar fazlaydı. Aktöre filmde ikinci bir rol daha verildi: Aynı zamanda hikayenin anlatıcısı da olan, Adelie bölgesinin gurusu, eksantrik penguen Lovelace.

Lovelace’ın cazibesi büyük ölçüde tuhaf “tılsım”ından kaynaklanıyor; boynunun çevresine takılıp kalmış olan plastik bir altılı paket halkasından. “Lovelace, Barry White kadar yumuşak. Bilgelik saçıyor. Adelieler’in tüm sorularını kendisine o ilginç kolyeyi vermiş olan mistik varlıklarla irtibatı aracılığıyla yanıtlıyor” diyor Williams.

İki ayrı rolü üstlenmek, aktörün iki apayrı karakter yaratmasını gerektiriyordu. “Robin’de büyük bir sezgi yeteneği var” diyor Judy Morris ve ekliyor: “Oyunculuğu, Savion’ın dansına oldukça benziyor; açıklanamaz bir şey. İkisi de çok yetenekli ve hızlı”.

Miller ise şunları söylüyor: “Robin’in şarkıcılık konusunda bir iddiası yok ama şarkı söylemeyi kabul etti, hem de İspanyolca. Yaptığı her işte olduğu gibi buna da yüreğini ve ruhunu koydu”.

Dublaj ekibinin diğer isimleri arasında, genç Mumble’ı tehdit eden kuş çetesinin lideri Boss Skua’yı seslendiren sinema ve televizyon yıldızı Anthony LaPaglia; ve penguen okulunun öğretmenleri Bayan Astrakhan ve Bayan Viola’yı seslendiren deneyimli aktrisler Miriam Margolyes ile Magda Szubanski bulunuyordu. Dünyaca ünlü zoolog ve hayvansever, merhum Steve Irwin de, Mumble ve Adelieler’in Antartika’nın vahşi topraklarında karşılaştıkları devasa ayı balığını seslendirdi.

Miller şunları söylüyor: “Bu dublaj ekibi benim için büyük şanstı. Tüm dünyanın yakından tanıdığı Robin Williams çok doğal bir oyuncu. Onunla çalışmak fevkalade bir deneyimdi. İzlemesi çok keyifli olan bir diğer şey de Robin’in Elijah Wood ve Amigolar’ı seslendiren Johnny Sanchez, Jeff Garcia, Carlos Alazraqui ve Lombardo Boyar gibi genç oyuncularla birlikte çalışma şekliydi”.

Yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dublaj sanatçılarıyla çalışmakla setteki oyuncularla çalışmak arasında fazla bir fark yok. Seslendirme kayıtlarını, tıpkı canlı aksiyon setleri gibi organize ettik: Mümkün olduğunca çok oyuncuyu aynı anda kaydettik. Harika bir kadroydu; onları bir araya getirdik ve serbest bıraktık. Bu muhteşem oyuncuların yüzlerinin beni aldatmasına izin vermemek için gözlerimi kapamaya zorladım kendimi”.

“Oyuncuların o sırada çalıştığı yere göre, pek çok farklı şehirde kayıt yaptık. Hugh, Nicole ve Elijah’nın tüm kayıtları Los Angeles ve New York’ta, Robin’inkiler Brittany ve Anthony’yle birlikte San Francisco ve Los Angeles’ta gerçekleştirildi. Hugo Weaving Avustralya’da kaydedildi. Yani seslendirmeler bambaşka yerlerde yapıldı. Oyunculuk yakın temaslı bir spordur; Bu yüzden her fırsatta, mümkün olduğunca çok oyuncuyu bir araya getirdik”.


MÜZİK
George Miller “Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ı yazmaya karar verdiğinde, aklındaki şey bir müzikal değildi. “Hikaye kafamda geliştikçe, İmparator penguenlerin eşlerini şarkı aracılığıyla buluyor olmaları filmde de şarkı olmasını şart kıldı. Mumble’ın şarkı söyleyemediği ama dans edebildiğini düşündüğümde, birden bire bir müzikalle karşı karşıya olduğumu anladım. Ben buna kazara müzikal demekten hoşlanıyorum” diyor Miller.

Miller böylece filmi Kalbe Seslenen Şarkı olgusunun etrafında yoğunlaştırdı. Popüler müzik herkesin aşina olduğu bir tür olduğu için, yapımcılar, hikayeyi hayata geçirmek için ikonlaşmış şarkılar seçtiler. “Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ın anlatımında rock, opera, rap, pop, kilise müziği, latin gibi pek çok müzik türünden de yararlanıldı.

“Tüm penguenler birbirlerine tıpatıp benzedikleri için, onların ayırt edilmesini benzersiz sesleri ve elbette kendilerine özel şarkıları sağlayacaktı. Bu yüzden, daha en başından ağırlıklı olarak yirminci yüzyıldan şarkıların oluşturduğu bir repertuar kullanmaya karar verdim” diyen Miller, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Judy Morris’in kayda değer, ansiklopedik bir müzik bilgisi var; yürüyen bir iPod adeta. Sorduğunuz anda şarkının müziğini ve sözlerini size söylüyor. Müzik seçimi için yaptığımız sayısız seansta, hikayeye uyacak çok zekice bazı önerilerde bulundu”.

Filmin müzikal oluşumuna ünlü besteci John Powell yardım etti. Miller bu konuda şunları söylüyor: “‘Happy Feet/Neşeli Ayaklar’da sadece bir besteciye değil, tüm müzik türlerine yatkın bir sanatçıya ihtiyacımız vardı. Pop müziğin kenar mahallelerinde geziniyormuş gibi hissetmeyecek, klasik orkestra, opera ya da rap parçalarından korkmayacak biri gerekliydi. John Powell dünya müziğini gerçekten anlıyor, ve pek çok müzik türü ve disiplinini kucaklayacak kadar da genç bir besteci”.

Brittany Murphy ise, “John gerçekten inanılmaz bazı düzenlemeler yaptı. “Gloria’nın şarkılarından birinde, Queen’in ‘Somebody To Love’ şarkısıyla Freddie Mercury’ye saygımızı sunduk; bu şarkı filmin temasına uyan mükemmel bir seçimdi. Kilise müziğine de yer verdik; çok hassas ama yine de çok eğlenceliydi. John’la düzenlemelerde beraber çalışmak olağanüstü bir deneyimdi. Benim için çok büyük bir müzik hocası oldu” diyor.

Filmde yer alan Yürekşarkıları arasında The Beach Boys’un “Do It Again”i Frank Sinatra’nın “My Way”i (Robin Williams bu şarkıyı İspanyolca söylüyor) ve Prince’in “Kiss” şarkısının (Hugh Jackman ve Nicole Kidman’ın düet yaptığı) bir versiyonu bulunuyordu. “Kiss” şarkısı filmin müzikal repertuarında bir devrime yol açtı: Miller orijinal şarkının sözlerini (“daha penguence yapmak” için) değiştirmek istedi ve Prince’ten izin istedi. Bu talep önce reddedildi. Filmin ilk kurgularından birini izledikten sonra, Prince sözlerin değişmesine izin vermekle kalmadı, çok beğendiği yapım için filmin sonunda çalınmak üzere bir de orijinal şarkı yazdı. Prince’in “The Song of the Heart” (Yüreğin Şarkısı) adlı bu bestesi “Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ın 31 Ekim 2006’da Warner Sunset/Atlantic Records tarafından çıkan soundtrack’inde de yer alıyor.

Bu albümde popüler sanatçılardan oluşan geniş bir yelpaze var. Albümde yer alan sanatçılar ve seslendirdikleri şarkılar şöyle: Efsanevi şarkıcı Patti LaBelle, Yolanda Adams ve “Amerikan Popstar’dan” Fantasia Barrino “I Wish”; Pink “Tell Me Something Good”; Chrissie Hynde ve Jason Mraz “Everything I Own/The Joker” adlı orijinal potpuri. k.d. lang ise Beatles’ın “Golden Slumbers”ıyla, Gia Farrell yeni single’ı “Hit Me Up”la albümde bulunacaklar. Brand New Heavies’in “Jump N’ Move”u, John Powell’ın enstrümantal film müziği “The Story of Mumble Happyfeet” de yine albümde yer alan çalışmalar.

“Hugh Jackman ve Nicole Kidman da filmde şarkı söylüyorlar” diyor Miller ve ekliyor: “Öte yandan, Mumble’ın çok kötü şarkı söylediği için toplumdan dışlandığı düşünülecek olursa, Elijah Wood’un iyi şarkı söylemesine gerek yoktu. Doğrusu iyi şarkı söyleyebiliyor mu bilmiyorum! Ondan çok kötü söylemesini ben istedim ve o da bunu müthiş bir şekilde başardı”.

Yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu proje sayesinde sinemada müziğin rolü hakkında çok şey öğrendim. Önemli müzikalleri izledim; koreografinin özünde ne olduğunu ve büyük bir yapımın başarısını neyin sağladığını anlamaya çalıştım. Dansların süsleme amaçlı değil, hikaye anlatımını destekleyici nitelikte olması gerektiği açık”.
DANS
Belki de hiçbir müzikal öğe hikayede dans kadar önemli yer tutmuyordu çünkü dans Mumble’ın Kalbe Seslenen Şarkısı’nın özüydü.

Miller, “Dans eden bir penguen hakkında film yapmaya karar verdiğimizde, dijital sanatçıların muhteşem danslar yaratmasını umamazdım. Ne de olsa, tıpkı animatör gibi, bir dansçının da becerileri tüm yaşantısının bir birikimidir. Dolayısıyla, penguenleri dans ettirmenin en iyi yolu hareketsel kavrama tekniğiydi”.

Miller, Mumble’ın step devrimine öncülük etmek için en uygun dansçının Savion Glover olduğundan emindi. “Mumble’ın bir dans virtüözü olduğu düşünülecek olursa, onu Savion’dan iyi kim oynayabilirdi ki? Savion’ın taklit edilemez dansı hareketsel kavrama yöntemiyle kaydedilerek filmin en büyük dans sekansında Mumble’ın step dansında kullanıldı. O, baş döndürücü bir perküsyoncu” diyor Miller ve ekliyor: “Ritimleri son derece karmaşık ve sofistike. Step dansı vücudunuzla yaptığınız müziktir ve Savion da bir virtüöz. Ne çalarsanız çalın, anında bir doğaçlama yapacaktır. Bir noktada, ona helikopter sesi verdik ve ayaklarıyla o sesi taklit etti. Öyle çabuk hareket ediyordu ki, kameranın kaydedebildiğinden bile hızlıydı… ya da çıplak gözle takip edebildiğimden. Olağanüstü bir dansçı”.

Broadway çıkışını 12 yaşında yapan Glover, merhum Sammy Davis, Jr. ve Gregory Hines gibi, step dansının dev isimleriyle aynı sahneyi paylaştı. “Savion klasik stepin son neferi” diyor Miller ve ekliyor: “Stepi o kadar çok seviyor ki, bu onun kesinlikle bir parçası. Bilgisini aktarmayı bir görev olarak görüyor ve işte bu yüzden Mumble’ın Kalbe Seslenen Şarkısı için düşündüğümüz tek dansçıydı”.

“İçtenlikle inanıyorum ki çocuklar step dansı yapan bu pengueni görüp, ‘Vay canına, bu çok ‘cool’ diyecekler. George Miller step dansı geri getiriyor. Bunun bir parçası olmaktan gurur duyuyorum” diyor Glover ve ekliyor: “Bu konuda yalnız değilim; şu anda yukarıdan George’a bakıp, ‘Teşekkürler. Teşekkürler. Teşekkürler’ diyen büyük step ustaları var”.

Judy Morris de Savion’ın bu inancını destekliyor: “Bestecinin küçük oğlu, Savion’ı çalışırken gördüğünde adeta büyülendi ve o andan beridir deli gibi step yapıyor”.

Warren Coleman, Glover’ı ne kadar olağanüstü bulduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Her hareketsel kavrama seansından önce, performansçılar hareketsizce dururlar ki bilgisayarlar tarafından ‘ön kayıtları’ yapılabilsin. Ama zaman zaman ‘rrrrrr’ diye bir gürültü duyuyorduk… mini minnacık bir makineli tüfeğin sesiydi adeta. Ses teknisyeni gürültünün kaynağını bulmaya çalıştı ki kayda geçebilelim. Klimayı, bilgisayarları, ses düzenini, her şeyi ama her şeyi kontrol etti. Ama ses o arada kaybolup sonra tekrar başlıyordu. Çok sonra anladık ki Savion bize oyun yapıyor. Bu sesi o kadar küçük ve hızlı ayak hareketleriyle yapıyormuş ki odanın son derece aydınlık olmasına ve kendisine çok yakın durmamıza rağmen hiçbirimiz fark etmedik. Savion hepimizi kandırdı, özellikle de ses teknisyenini”.

Ağırlıklı olarak canlı aksiyon filmleri yöneten Miller, ilk başta “Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ı “Babe” filmleri tarzında canlı aksiyon formatında çekmeyi düşündü; gerçek penguenler dijital efektlerle şarkı söyleyip dans ediyor gibi gösterileceklerdi. Ama bu fikir kısa süre sonra terk edildi. “Penguenlere dans etmeyi öğretmek kolay olmayacaktı” diyor yönetmen şakayla.

“Canlı aksiyon ile bilgisayar animasyonu özlerinde pek farklı değiller; film yapımının ilkeleri her ikisine de uygulanıyor” diyen Miller, şöyle devam ediyor: “Animatörlerle çalıştığımda, çok ağır çekimde hareket eden aktör ve aktrislerle çalışıyormuşum gibi hissediyorum; kare kare ayrıntılı performanslar üzerinde çalışıyorsunuz. Tek fark senkronu bölmeniz. Seslendirme ayrı yapılıyor. Vücut hareketleri, yüz ifadeleri, ışıklandırma, kamera çalışması, kostüm ve diğer şeyler farklı zamanlarda yapılıyor. Canlı aksiyonda tüm bunlar daha eşzamanlıdır”.

Yönetmen şunları da sözlerine ekliyor: “Ayrıca, dijital ortamda film yaparken, materyal son derece esnektir. Karakterlerinizi, kamerayı ya da ışıkları istediğiniz yere taşıyabilirsiniz. Hikayenizi normalde olabileceğinden çok daha üst noktalara taşıyabilirsiniz. Bence özellikle Pixar’daki sinemacıların böyle ustaca hikaye anlatabilmelerinin nedeni bu. Benim gibi sinemayı hikaye anlatma aracı olarak gören biri için, CGI’la çalışmak yeni bir açılımdı. Hikayenizi genelde mümkün olmayan ölçüde cilalayabiliyorsunuz”.

Sydney merkezli görsel efekt şirketi Animal Logic’le çalışan Miller, hareketsel kavrama teknolojisini gerçek oyuncuların ve dansçıların performanslarını penguenlere uyarlamakta kullandı. Hareketsel kavrama tekniğinde çok sayıda kamera farklı açılardan çekim yapıyor, ama görüntüleri kaydetmek yerine, oyuncuların vücutlarına giydikleri özel kıyafetin üzerindeki yansıtıcılardan gelen bilgileri kaydediyorlar. Kaydedilen bu veriler daha sonra özel bilgisayarda yaratılan karakter modellerine uyarlanıyor. Mumble için bu, model bir İmparator penguen şeklindeydi.

“Happy Feet/Neşeli Ayaklar”da hareketsel kavrama teknolojisinin sınırları sonuna kadar zorlandı: Miller’ın üzerlerine özel giysilerini giymiş birden fazla performansçı ile bu performansçıların canlandırdığı penguen karakterlerin bilgisayar ekranındaki görüntüsünü gerçek zamanlı olarak koordine etmesi gerekiyordu. “Ekibimiz bu teknolojiyi yeni bir düzeye ulaştırdı” diyor Miller ve ekliyor: “Hareket eden aktörler ile ekrandaki penguenlerin performanslarını aynı anda izleyebiliyordum. Bu uygulama bana sahnede tam olarak istediğim neyse onu yakalayabilme özgürlüğü tanıdı. Performansçıları penguenlerin hareket yelpazesine uygun olarak biraz daha az ya da çok hareket etmeleri konusunda yönlendirebildim”.

Glover ise şunları söylüyor: “Bu filmi yapma süreci inanılmazdı. Çabalarınızın meyvelerini anında alıyordunuz. Orada vücudumun üzerinde bir sürü yansıtıcıyla dans ederken, Mumble da tam karşımda bilgisayar ekranındaydı. Beni Mumble olarak görebiliyordunuz”.

Mumble’ın kişisel ifade biçimi step dansı olsa da, yapımcılar filmde başka dans türlerinin de yer almasını istediler. Miller bu amaçla koreograf Kelley Abbey’yi projeye dahil etti. “Kelley her şeyi yaptı. Kendisi Avustralya’nın en başarılı sahne ve klip koreografı; aynı zamanda olağanüstü bir performansçı. Filmde, Norma Jean, Gloria ve Ramon da dahil olmak üzere bir çok karakterin danslarını ve dramatik hareketlerini gerçekleştirdi”.

Abbey, “Bu filmde çok ilginç bazı zorluklar vardı. Dansçılar harekete yatkındır, müzikle akarlar, ama penguenler ayakları olan birer ragbi topuna benziyorlar” diyor.

Bir penguen gibi hareket etmeyi öğrenmeleri için filmde görev alan tüm performansçılar eğitimden geçirildi; bu yüzden, Abbey zorunlu bir “penguen okulu” açtı. Ne var ki, başka birine penguen gibi hareket etmeyi öğretmeden önce, Abbey’nin bunu önce kendisinin öğrenmesi gerekiyordu. “Belgeseller izledim; her penguen türü için neyin iyi olduğunu bilmeliydim”.

Koreografın hareketleri ve dansları irdelemesi sırasında beklenenin tam tersi bir şey ortaya çıktı. Abbey bu konuda, “İnsanlar penguen denince, biraz Charlie Chaplin gibi, paytak ayaklar düşünüyorlar. Ama gerçekte, penguenlerin yürüyüşü daha paralel; hatta nerdeyse içe doğru basıyorlar. Kalçalarında eklem olmadığı için, tüm gerçek hareketlerini boyundan yapıyorlar” diyor.

Yönetmen ise şu açıklamayı getiriyor: “Penguenlerin dizleri var ama vücutlarının çok iç kısmında kalıyor. Kelley Abbey dansın penguenimsi yanını vurguladı; dansçılar da hareketlerini ‘penguenleştirdiler’”.

Bir başka değerli kaynak Dr. Gary Miller’dı. Antartika kuşları ve penguenleri konusunda ünlü bir uzman olan Miller, ilk penguen derslerinde bazı ipuçları verdi: örneğin, paytak paytak yürüdükleri sırada, İmparator penguenlerin gagaları havada sekiz çiziyordu.

“Dansçıların seçimi hareketsel kavrama süreci için olduğu kadar, drama sahneleri için de çok önemliydi” diyen Coleman, bunun nedeninin şöyle açıklıyor: “Sahneyi HK (Hareket Kavrama)’da elde ettiğimiz en iyi bölümleri harmanlayarak oluşturduğumuz için, dansçıların birbirlerine göre nerede olduklarını bilme becerileri bize çok yardımcı oldu. Ayrıca, dansçılarımız tiyatro altyapısından geldiklerinden, hareketleri her zaman anlamlıydı…hep bir hikaye anlatıyordu”.

Abbey ise bir başka noktaya değiniyor: “Savion filme başka bir boyut katıyor. Benzersiz bir dansçı. Kendini her zaman ayaklarıyla ifade ediyor. Savion binaya girdi mi bunu anlıyorsunuz. Onu duyabiliyorsunuz!”

İşbirliği tam anlamıyla başarıya ulaştı. Glover esprili bir şekilde, “Kelley artık insan değil. Bu filmde o bir penguen oldu” diyor ve ekliyor: “Onunla çalışmak harikaydı. Beni yönlendirdi, açıklarımı kapadı…Hatta ona ‘benim penguen sağ kolum’ demeye başladım”.

Daha büyük dans sekanslarını başarıya ulaştırmak için, Abbey ve dansçıları bir çok farklı dans stili kullandı. “Filmin finalinde, nihayet herkes kendinden geçtiğinde, penguenler kendilerini farklı biçimlerde ifade ediyorlar; bazıları flamenko, bazıları tango, bazıları ‘riverdance’ (İrlanda Halk Dansı) yapıyorlar. Bunların yanı sıra, Zulu, Navajo ve Samoan danslarına da yer verildi” diyen Abbey, sözlerini şöyle noktalıyor: “Penguenlerin bu evrensel dans dilinde buluşmaları, filmin büyük mesajının da bir parçasını oluşturuyor”.

Farklı sanatsal biçimlerle kendini ifade etmeye duyulan inanç setteki insanları birleştiren bir düşünceydi. “Dansçılar olarak, müzisyenlerimize, söz yazarlarımıza ve şarkı yazarlarımıza minnettar olmalıyız” diyen Glover, şöyle devam ediyor: “Bence müzik ve dans sahip olduğumuz en önemli yatırımlar arasında yer alıyor. Ne tür bir insan olduğunuz fark etmez; her insana, ‘Bu, benim, böyle hissediyorum’ dedirten, duygulandıran bir şarkı vardır. İster şarkıcı olun ister dansçı ya da tamamen başka bir meslek sahibi, müzik bizim ritmimizdir, kalp atışımızdır. Müzik hayattır”.


BİR RİTİM DÜNYASI YARATMAK
“‘Happy Feet/Neşeli Ayaklar’ı yaparken birkaç pengueni dans ettirmek pek zor değildi, ama George filmde on binlerce penguenin aynı anda hareket ettiği büyük bir müzikal sekans öngördü. Dans çok kişisel bir ifade tarzı olduğu için, haklı olarak her penguenin kendine özgü hareketlerinin olmasını istedi” diyor yapımcı Doug Mitchell.

Albey de, “Beynimi çok farklı bir düzeyde kullanmam gerekti” diyor ve ekliyor: “Dans normalde karmaşık matematik denklemleri içermez!”.

Binlerce penguen ve farklı dans stilleri üretmek için, nispeten daha az sayıda dansçı kullanıldı ve onların dansları defalarca çoğaltıldı. Dijital süpervizör Brett Feeney bu konuda şunları söylüyor: “‘Happy Feet/Neşeli Ayaklar’ın yapımına başlanmadan önce, setteki beş kadar dansçıdan yararlanarak hareketsel kavrama bilgileri toplama imkanımız oldu. Çekimler bittiğinde bu rakam üçe katlanmıştı. Zaman zaman 17 dansçı HK kıyafetleriyle sahnede yer alıyordu”.

Uçsuz bucaksız sanal Antartika setinde çok sayıda pengueni dans eder gibi gösterebilmek için, Abbey’nin platodaki dans pistini kesin çizgilerle bölmesi gerekti. Her bir bölüm yaklaşık bir tenis kortu büyüklüğündeydi ve bilgisayarda yaratılan dünyada penguenlerin farklı bir yaşam alanını temsil ediyordu. Koreograf belli bir sekansta bu sanal setleri binlerce figüran penguenle doldurabilmek için yaklaşık 50 tane “tenis kortu” kullanıldığını söylüyor. Abbey sahnenin her bölümünün koreografilerini ayrı ayrı yaptı ve dansçılar hareketlerini kendi bölümlerinin dışına çıkmadan gerçekleştirdiler.

“Hareketsel kavrama teknolojisinde ben ve dansçılar sanal penguenleri hareket ettirdiğimiz için, dansçıların müziğin bir yerinde sahne bölümünün belirli bir noktasına gelmelerini sağlamak zorundaydım. Mesela onlara, ‘Bu serinin sonunda dokuz ile 11’in kesişme noktasında olmak zorundasınız’ diyordum. Bir sonraki numarada, 9-11 noktasından başlayıp, kortun bir sonraki bölümüne gitmek zorundaydılar. Aksiyon bu platoda gerçekleşse de, bilgisayar dünyasında, İmparator Ülkesi’nde bir yerlerde geçiyor” diyor Abbey. Dansçılardan elde edilen veriler daha sonra işlemden geçirilerek, Animal Logic’teki (hareket editörleri, animatörler, ışıkçılar ve arka plancılar gibi) çeşitli dijital sanatçıları tarafından çoğaltılıyordu. Ortaya çıkan sonuç binlerce penguenin aynı anda dans ediyor gibi görünmesiydi.

Yönetici yapımcı ve Animal Logic’in idari müdürü Zareh Nalbandian, “Sayılarının çokluğuna rağmen, figüranların yapımda kendi bireysel danslarını yapıyor gibi görünmeleri gerekiyordu” diyor ve ekliyor: “Binlerce performansın için ayrı ayrı ve ayrıntılı koreografiler tek yapmanız mümkün olmadığı, ‘Güruh’ adını verdiğimiz bir sistem geliştirdik”.

Feeney bu sistemi şöyle açıklıyor: “Güruh esas olarak Kelley’nin koreografisini yaptığı küçük grup dansçılardan alınan bilgiyi rastlantısal bir şekilde dağıtma işlemine deniyor. Bu, aslında, hareketlerin dengeli bir şekilde yeniden zamanlandırılmasıyla gerçekleştirilen bir hile. Bir yazılım kullanarak, 30-40 HK parçasını alıp yarım milyonluk bir güruhu temsil edecek şekilde kopyalayabilirsiniz. Ortaya çıkan sonuç, penguenlerin kendi şahsi hareketleriyle aynı dans adımlarını atıyor gibi görünmesiydi. Başlangıçta, yaklaşık 10.000 penguen ürettiğimiz için gurur duyuyorduk. Ama George sekansı gördükten sonra, rakamı iki katına çıkarmamızı istedi. Daha sonra, her tekrar izleyişinde, ikiye katlama talebi devam etti… kısacası, George ne kadar çok penguen gördüyse, o kadar fazlasını istedi”.

“Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ın on binlerce oyuncu olması bir yana, Miller’ın deyişiyle, “bu oyuncu kadrosu birbirleriyle aynı görünen siyah beyaz kuşlardan oluşuyordu”.

Karakter süpervizörü Aidan Sarsfield, “Gerçek hayata sadık kalsaydık, yaşayacağımız en büyük zorluklardan biri, hepsi birbiriyle aynı görünen oyuncu kadromuzdan farklı karakterler ve kişilikler yaratmak olacaktı. İşte penguenleri karakterize etme süreci burada başladı” diyor.

Kalabalık yönetmeni Greg Van Borssum da meslektaşının sözlerine şunları ekliyor: “Arka plandaki penguenlerin görüntülerini çok az değiştirdik. Fiziksel görünümleri ve aksiyonları konusunda, doğadakine mümkün olduğunca sadık kalmaya çalıştık. Esas farklılaştırma çabalarımız yakın çekimde ana karakterlerimizin yüzleri üzerinde oldu”.

Karakterlerin çoğunda çok ince belirleyici karakteristikler mevcut; Mumble’ın solgun papyonu, ya da mavi gözleri, ya da Ramon’un başının tepesindeki tüyler gibi. Karakterlere nüanslarının verilmesi ve yüz ifadelerinin yaratımı esas kare animasyonlarıyla yapıldı. Miller ayrıntılar konusunda çok titizdi; bu da izleyicilerin bireysel karakterleri hatta daha fazla oyuncuyu tek tek seçebilmesine olanak tanıyor.

Filmin “yıldızlarının” kalabalık içinde kaybolmamasını garanti altına almak için kullanılan bir diğer yöntem de kamera çalışmasıydı. “Çoğu animasyondan farklı bir görüntü yönetimi kullanıldı çünkü bu filmdeki çekimler süre olarak diğer filmlere oranla oldukça uzun” diyor animasyon yönetmeni Daniel Jeannette.

Plan ve kamera yönetmeni David Peers konuyu biraz daha açıyor: “Ortalama bir film 2.000 plandan oluşur, bizimkisi ise 800 civarında. Bizim filmimiz karakterlerin hikayesine daha çok yer vermek ve aynı görünümlü kalabalık içinde takip edilmelerini kolaylaştırmak için daha uzun çekimler şeklinde planlandı”.

Animal Logic “kafes alan uyarlaması” adını verdikleri bir HK aracı daha geliştirdiler. Bu, Miller’a karakterlerin gerçek zamanlı olarak çevreleriyle etkileşimlerini yönetmesine olanak tanıdı.

“Kafes alan uyarlaması aracı sayesinde, oyuncuları düz siyah bir odada görsem de, bilgisayar ekranında İmparator ya da Adelie ülkelerinde buz kütleleri üzerinde görünüyorlardı” diyen Miller, açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Bilgisayar setlerin sanal tepelerini ya da vadilerini yaratabiliyordu; böylece belirli bir fiziksel yapı içinde en iyi performansları elde edebildim. Monitörde karakterlerin tepeye tırmandıklarını ya da tepeden yuvarlandıklarını görebiliyordum”.

Feeney ise, “Yapımın başında kimse bu teknolojik adımı öngörmedi. Ama bizim her gün kendimizi yenilememiz şarttı. Bizim için George’un taleplerini yerine getirmek ve vizyonunu hayata geçirmek bir meydan okumaydı” diyor.

Miller’ın yorumu ise şöyle: “Yönetmen için olağanüstü bir şey. Önünüzde bir gerçek dünya , bir de sanal dünya var ve her ikisini aynı anda görebiliyorsunuz. Onlarla istediğiniz şekilde oynayabiliyorsunuz. Bu teknoloji mevcutken yaşadığım ve sinemacı olarak çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bu filmi başka türlü nasıl yapardım düşünemiyorum bile”.

HAPPY FEET/NEŞELİ AYAKLAR”IN FOTO-GERÇEKÇİ GÖRÜNTÜLERİ
Yapımcılar, karakterlerde yaptıkları gibi, Miller’ın “Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ın bilgisayar animasyonu dünyasında “foto-gerçeklik” adını verdiği şeyi elde etmek için sanatla teknolojiyi birleştirdiler.

“Güney yarıkürede yaşadığımız düşünülecek olursa, elbette Antartika’dan haberdardım” diyen yönetmen, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ta ‘Road Warrior’ı yaptığım dönemde, Avustralya çölündeydim ve bir gün bir barda, saçları ağarmış, yaşlı bir kameraman bana dönüp, ‘Antartika! Antartika’da bir film yapmalısın’ dedi. İşte yirmi yıl sonra, dijital Antartika’da bir film yapıyorum”.

Miller sözlerini sürdürüyor: “10-15 yıl önce, ‘beyaz kıta’ belgesel ekipleri için gidilmesi daha kolay bir yer hâline geldi. Lojistik ilerledi, teçhizat ve kameralar sert iklim şartlarına uygun hâle geldi; böylece, İmparator penguenlerin doğal tarihçesi hakkında muhteşem bazı görüntüler izleyebildik”.

Yönetmen kendi filmindeki süreci ise şöyle açıklıyor: “Daha en başından itibaren, olabildiğince foto-gerçekçi bir film yapmaya karar verdik çünkü Antartika’nın doğası muhteşem ve penguenler de enfes yaratıklar. Dr. Gary Miller’a danıştık ve Yeni Zelandalıların da yardımıyla Antartika’ya iki araştırma turu düzenledik. Görsel efekt ve kamera ekipleri sonradan bilgisayarımıza yüklenecek ve hikayenin geçtiği dünyayı yaratacak manzara, ışık ve doğa görüntülerini kaydettiler.

“Filmin görüntüsü hakkında tüm dijital sanatçılarıyla konuştum. Öylesine gerçekçi durmalıydı ki gidip ona dokunmak istemeliydim. Böyle bir dürtü yaratacak bir görüntü elde ettiğimiz takdirde, bilgisayar ekranına uzanıp penguenlerden birinin göbeğini sevmek isteği duyduğum takdirde, başarılı olmuş olacağımızı hissettim. Yapıma başladığımızdan bu yana, birkaç sana penguenin göbeğini okşamaya çalıştığımı söylemekten mutluyum”.

“Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ın yapımı yaklaşık dört yıl sürdü ve Miller’a göre, “bu sürenin yarısından fazlası dijital ortamı yaratmakla geçti”. Miller, ayrıca, Doug Mitchell ve Kennedy Miller’ın ekibinin gerçek anlamda Animal Logic tesislerine taşındığını ifade ediyor. Zareh Nalbandian, ve Animal Logic’in başarılı teknik ve yaratıcı ekibiyle birlikte çalışan “Doug şirketin geleneksel bir görsel efekt şirketinden, ortaya uzun metrajlı bir animasyon filmi çıkartabilecek kapasitede bir BYG animasyon stüdyosuna dönüşümüne öncülük etti” diyor Miller.

Yönetmen şöyle devam ediyor: “Bu dijital ortamda çalışmak yeni bir açılımdı. Yüzlerce çok becerikli ve yetenekli genç insan bu filme ellerinden geleni vermek için gezegenin dört bir yanından buraya akın ettiler. Yaşlarının ortalaması 26’ydı. Amerika kıtasının her yerinden, Kaliforniya, Alabama, Teksas, Quebec, Paraguay, Meksika’dan ve daha pek çok yerden geldiler. Fransızlar, İtalyanlar, Yeni Zelandalılar, Almanlar, İngilizler, Afrikalılar, Çinliler, İranlılar, Estonyalılar, Hintler, İsrailliler ve İspanyollar vardı. Kendimi Birleşmiş Milletler’de gibi hissettim”.

“Bu insanların çoğu matematik dehası ya da sanatçıydı” diyor Miller ve ekliyor: “Beni şaşırtan şey, aralarında çok azının ‘bilgisayar kurdu’ klişesine uymasıydı. Aralarındaki vücut geliştirmeciler, dövüş sanatçıları, motosiklet yarışçıları, Rodeocular, ciddi rock ve klasik müzik sanatçıları vs.nin sayısı çok daha fazlaydı. Hatta bir tanesi Olimpiyatlara katılmış bir jimnastikçiydi”.

Foto-gerçeklik yaratma çabası yapımın her düzeyinde uygulandı. “Çoğu zaman benzersiz şekillerde ve kombinasyonlarla olmak üzere mevcut olan her tekniği kullandık” diyen Nalbandian, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Post ve tüyleri oluşturmak, ıslak göstermek ve ışığa verecekleri tepkiyi oluşturmak için işlemler geliştirmemiz gerekti. Penguenlerin, suyun altındayken ıslak görünmeleri, karaya çıktıktan sonra ise yavaş yavaş kurumaları gerekiyordu. Ayrıca, karakterlerin çevreleriyle etkileşimlerini de yansıtmak zorundaydık. Penguenlerin kar üzerinde yürürken ayak izi bırakmaları ya da dans ederken karı savurmaları için etkileşim araçları yarattık. Filmin her alanında sanat yönetimine başvurduk çünkü George hiçbir ayrıntının sizi filmden uzaklaştırmamasını istedi”.

Doug Mitchell bu konuda şunları söylüyor: “Küçük, pofuduk penguen Mumble’ın üzerinde altı milyon tüy vardı. Bu proje için kullanılan işlemlerin bir çoğu bundan birkaç yıl önce bile mevcut değildi. Bilgisayarları kırılma noktasına kadar zorladık. Bizler ‘teknolojinin son noktası’ dedikleri şeyleri kullandık”.

Diğer bir yapımcı, Bill Miller ise, “Başrolde kimin olduğu sorulduğunda, bu soruya Elijah’nın sesi, Savion’ın step dansı ve Matt Lee’nin HK teknikleri ile diyalog ve hareket editörleri, planlama ve animasyon sanatçıları, arka plancılar, ışıkçılar ve teknik elemanlardan oluşan küçük bir ordu diye yanıt veriyorum. Doksan küsur dakikalı filmimizde, buna çok sayıdaki karakteri ve fonu da eklediğinizde, filmde emeği geçenlerin sayısı bini geçiyor” diyor.

“Sinemaya gitmenin sevdiğim yönü beni başka dünyalara ışınlıyor olması. Bir şeyleri ilk kez deneyimlemek istiyorum” diyen yönetmen, şöyle devam ediyor: “Antartika olağanüstü güzel, inanılmaz renklerle ve buz oluşumlarıyla dolu bir yer. Belki gezegenimizin bir parçası ama kendi başına başka bir dünya gibi”.

“Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ın yapımına başlanmasından önce, yapımcı Bill Miller hantal bir Rus buz-kırıcısının üzerinde Doğu Antartika’ya altı haftalık bir yolculuk yaptı. Gerçek Antartika’nın görüntü ve seslerine bizzat tanık olduktan sonra, filmimizin ana görüntü ve atmosferinin nasıl olması gerektiğini anladım. Nihai çekimler dijital kanallardan akmaya başladığında, beraberce hedefi tam ortadan vurduğumuzu görmekten mutluluk duydum”.

Bu donmuş uzak dünyanın nefes kesici görsellerini tam olarak hayata geçirebilmek için Miller ve yapım ekibi Antartika kıtasına iki gezi düzenlediler: Bunlardan biri Antartika Yarımadası’na yapılan gemi seyahatiydi; diğeri ise, Yeni Zelanda’nın desteğiyle, Ross Buz Şelfi’ne yapılan hava seyahatiydi.

“Muhteşem manzarasına karşın, Antartika dünyanın en düşmanca yerlerinden biri” diyen yapım tasarımcısı Mark Sexton, şöyle devam ediyor: “Tam anlamıyla buz ve kayadan oluşuyor. Dolayısıyla, karşımızda çok yeni, temiz ve kıraç ortamlar olacağını biliyorduk. Bu yerin güzelliğini olduğu gibi yansıtabilmek için, en iyi referans materyallerine ihtiyacımız vardı”.

Brett Feeney, karmaşık ortamına ait foto-gerçek referanslar elde etmek için Antartika’ya bir gezi düzenlendiğini öğrenince hemen gönüllü oldu. Bu konuda, “İlk başta, ışığın Yeni Zelanda buzulu üzerinde nasıl yansıdığını görmek için testler yaptık, ama sonra George Antartika’yı gerçek hâliyle göstermek istediğine karar verdi. Bir kitap dolduracak kadar malzeme elde ettiğimiz iki gezi yaptık. Bu zorlu yolculularda toplam 80.000 görüntü topladık”.

Arazide geçirilen yedi ayın sonunda, Feeney, “Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ın evrenini yaratacak görüntülerle döndü. “Referans fotoğraflar mat resimlerin elde edilmesinde çok önemliydi” diyor Sexton ve ekliyor: “Brett ve keşif ekibinin topladığı inanılmaz manzara ve oluşumların görüntüleri bizi çok heyecanlandırdı. Tüm bu büyülü malzemeyi alıp birbirleriyle karıştırdık; böylece, bizim yarattığımız yüzeylere mükemmel uyum sağladılar”.

Ortaya çıkan sonuç, Feeney’yi buza adımını attığı anda etkisi altına alan bir dünyanın doğru bir temsiliydi. “Dünyanın dip noktasında uçaktan indiğinizde, gözünüzden yaşlar boşalıyor. Huşu yaratan… ve çalışmak için muhteşem bir yer”.

Miller, “Happy Feet/Neşeli Ayaklar”da Antartika’nın doğal güzelliğini izleyicilerin gözleri önüne sererek, onlarda bu kıtayı koruma isteği uyandırmayı umuyor. Yapımcılar gerek yerel gerek küresel boyutta çevremize yaklaşımımızın vahşi yaşama etkilerini göstermek istediler.

Bu düşünce oyuncular arasında da yankı buldu. “Dünya, çöpünü okyanusa boşaltmaya devam edemez çünkü hepsini sindirebilmesine imkan yok” diyor Robin Williams ve ekliyor: “Denizleri pislik götürüyor. Açık denize çıktığınızda, her yerde çöplerin yüzdüğünü görüyorsunuz. Yiyecek zincirini zehirliyoruz; bu çok ciddi bir şey”.

Elijah Wood ise bu konuda, “Yüzleşmemiz gereken ciddi bazı sorunlar var. Güzel bir dünyamız var. İçindeki hayvanlar ve doğayla uyum içinde yaşamalıyız. Bu dünyayı paylaştığımıza göre, tüm canlıları dikkate almamız önemli” diyor.

Brittany Murphy da rol arkadaşının düşüncesini paylaştığını ifade ediyor ve şunları söylüyor: “George Miller’ın filminde pek çok şeye hayran oldum. Bunlardan biri de ‘Happy Feet/Neşeli Ayaklar’ın başından sonuna çok ihtiyaç duyulan bir mesajı iletmedeki olağanüstü başarısı. Bu çok önemli bir konu ve bu film izleyicinin eğlenmesine odaklandığı halde çevre konusuna büyük ölçüde dikkat çekiyor”.

Yönetmen, “Bir çoğumuz bu filmde çok uzun süre çalıştı ve bizi ayakta tutan şey karakterler, hikaye ve özel bir şey yaratma arzusuydu. Bu filmin ne hakkında olduğunu sorduklarında, sonuçta her bireyin her hikayede olduğu gibi bundan da kendince bir sonuç çıkaracağını söylüyorum. Benim için, ‘Happy Feet/Neşeli Ayaklar’ ait olmakla ilgili” diyerek sözlerini noktalıyor.
* * *

HAPPY FEET/NEŞELİ AYAKLAR: IMAX DENEYİMİ”
“Happy Feet/Neşeli Ayaklar:IMAX Deneyimi” tüm dünyadaki IMAX® sinema salonlarında 17 Kasım 2006’da normal sinema salonlarıyla eşzamanlı olarak gösterime girecek. Film tescilli IMAX DMR® (Dijital Mastıra Aktarma) teknolojisiyle IMAX Experience®’ın (IMAX Deneyimi) benzersiz görüntü ve ses kalitesini taşıyan dijital mastıra aktarıldı. “Happy Feet/Neşeli Ayaklar” bu güne kadar Warner Bros. Pictures’tan çıkan 14. IMAX filmi.

IMAX Sinema Salonları aşılamaz bir netlik ve etki sağlayarak, sinemaseverlerin “Happy Feet/Neşeli Ayaklar”ın ritmik müzik ve yürek ısıtan mizahını son teknolojiye sahip dijital sesle donatılmış, dünyanın en büyük perdelerinde izlemesine olanak sağlayacak. (IMAX kareleri ortalama 35mm karelerden üç kat, ortalama televizyon ekranından da 4.500 kez daha büyük olup, bir futbol sahası kadardır). “Bu filmi olabildiğince görkemli yapabilmek ve Antartika’nın muhteşem doğasını ve içinde yaşayan penguenleri gerçeği gibi gösterebilmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız” diyen yönetmen George Miller, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yarattığımız bu olağanüstü dünyayı izlemek için muhteşem ses ve görüntü kalitesi sunan dev IMAX ekranlarından daha iyisi olamaz. İzleyiciyi filmin yüzde yüz içine sokmak istiyoruz”.

15/70’lik film karesinin büyüklüğü ile benzersiz IMAX projeksiyon teknolojisi birleştiğinde, IMAX sinema salonlarındaki görüntü ve ses olağanüstü bir keskinliğe ve netliğe ulaşıyor.

IMAX sinema salonlarına gidenlerin memnuniyetini artırmak için, sunum, özel tasarlanmış, çok kanallı stereo surround sistemlerle destekleniyor. IMAX® markası dünyaca ünlü olup, en iyi kaliteyi ve en canlı sinema deneyimini sunar. 1970 yılında IMAX teknolojisinin ortaya çıkışından bu yana, IMAX sinema salonlarının ziyaretçi sayısı milyonlara ulaştı. Sinemaya giden insan sayısındaki artış ile birlikte, IMAX markası da büyüdü ve dünya eğlence sektöründe benzersiz bir isim kazandı.



OYUNCULAR HAKKINDA

Yüklə 187,56 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə