Hegel metinleri İÇİN



Yüklə 0,92 Mb.
səhifə2/8
tarix27.01.2018
ölçüsü0,92 Mb.
#40816
1   2   3   4   5   6   7   8

ausgezeichnet sft. çok üstün, birinci sınıf

Auskunft (f) a. bilgi, bili­nenler

auslangen eyl. yeterli ol­mak

Auslegung (f) a. açım­lama, açıklama, yorum

ausmachen eyl. oluş­tur­mak, yapmak

ausputzen eyl. süslemek; bir düzene koymak; temizlemek

Ausrede (f) a. gerekçe, özür, bahane

ausreden eyl. özür bul­mak; işin içinden sıy­rılmak

ausreichen eyl. yeterli ol­mak (suffice, be enough)

ausreißen eyl. çekip çıkar­mak; çekiştirmek

Aussage (f) a. bildirim

aussagen eyl. bildirmek, anlatmak, ortaya sür­mek (state, express, declare)

ausschiffen eyl. boşalt­mak, yanaşmak, kara­ya çıkmak; (yelken) aç­mak

ausschlagen eyl. red­det­mek, geri çevirmek

ausschließen eyl. dışlamak

Ausschließung (f) a. dışla­yış, dışlama

Ausschluß (m) a. dışlama

ausschlüge ausschlagen

aussehen eyl. görünmek

Außen (f) a. dış, dışsal

außenher ilg. dışardan

Außenseite (f) a. dış yan

Außer (n) a. dış

außer ilg. dışarda(n)

außerdem blt. bundan başka, bunun dışında, ek olarak

Außereinander a. bir­birine dışsallık, birbiri dışındalık

außereinander blt. birbiri dışında

außerhalb ilg. ve blt. dışın­da, dışına, dışı

außerlich sft. dışsal; blt. dışsal olarak, yüzeysel olarak

Außerlichkeit (f) a. dışsal­lık, yüzeysellik

Außersichkommen a. ken­di dışına çıkma

Außersichseiend a. kendi dışında varolan

Außersichseins a. kendi dışında olma

Aussicht (f) a. bakış açısı

ausspinnen eyl. evirip çevir­mek; geliştirmek, işle­mek

Aussprechen a. bildirme

aussprechen eyl. bil­dir­mek, söylemek, anlat­mak

Ausspruch (f) a. bildirim

ausspüren eyl. izini sür­­mek

ausstatten eyl. donatmak, vermek, sağlamak (furnish, provide)

ausüben eyl. [ausgeübt] uygulamak, yürütmek, yerine getirmek

Ausweg (m) a. çıkış yolu

auswendig sft. dış, dışsal (outer, outside, out); ezbere (by heart)

ausziehen eyl. çıkarmak, yolmak, soymak (pull out, draw out; extract, remove)

Autor (m) a. yazar

Autorität (f) a. yetke, otorite

Axiom (n) a. belit

B

Bahn (f) a. yol, yörünge

bald blt. çok geçmeden, hemen, kısa bir sürede

Band (n) a. bağ; cilt

Barbar (m) a. barbar

Barbarei (f) a. barbarlık

Barometer (n) a. ba­ro­metre

Basis (f) a. baz

Bauer (n) a. çifçi, köylü

Baum (m) a. ağaç

beabsichtigen eyl. amaç­lamak, niyet­le­mek

beachten eyl. dikkat et­mek, gözetmek

Beamter (m) a. memur

beantworten eyl. yanıt­lamak

Beantwortung (f) a. ya­nıt, yanıtlama

bedecken eyl. örtmek; eş­lik etmek

bedenken eyl. düşünmek, ölçüp biçmek, tart­mak, irdelemek

bedeuten eyl. imlemek, anlatmak

bedeutend sft. imlemli, anlamlı

Bedeutung (f) a. imlem, anlam

bedeutungslos sft. im­lemsiz, anlamsız

bedienen eyl. kullanmak, yararlanmak; hizmet etmek

bedingen eyl. koşullandır­mak

bedingt sft. koşullu

Bedingtheit (f) a. koşullu­luk

Bedingtsein a. koşul­lan­mışlık, koşulluluk

Bedingung (f) a. koşul

bedürfen eyl. gereksinmek

Bedürfnis (n) a. gerek­si­nim

bedürftig sft. yoksun, yok­sul

befangen sft. önyargılı; yakalanmış, takılmış

befassen eyl. tutmak; uğ­raş­ta olmak

Befehl (n) a. buyruk

befinden (şöyle ya da böyle) eyl. bulmak, gör­­mek, saymak

befindlich sft. bulunabilir, var; b. sein: olmak

befolgen eyl. uymak, bo­yun eğmek, izlemek

befördern eyl. ilerletmek (geliştirmek); taşımak

befreien eyl. kurtarma, özgürleştirme

befreien eyl. özgürleştir­mek, kurtarmak

befreites blt. özgürce

befreien eyl. özgür­leş­tir­mek, kurtarmak

Befreiung (f) a. özgürleş­tirme, kurtarma

befriedigen eyl. doyum sağlamak, doyurmak, hoşnut etmek

befriedigend sft. doyum verici, doyurucu

Befriedigung (f) a. do­yum

Befugnis (f) a. yetki

befürworten eyl. destek­lemek, savunmak

begeben eyl. bırakmak, vazgeçmek

Begebenheit (f) a. olay

begegnen eyl. karşılamak, karşılaşmak

begehen eyl. (bir suç, yanlış vb.) işlemek, içi­ne düşmek

begehren eyl. istemek

begeisten eyl. diriltmek

Begeistung a. dirilik

Begierde (f) a. istek

Beginn (m) a. başlangıç

Beginnen (n) a. başlama, başlangıç

beginnen eyl. başlamak

Beglaubigung (f) a. doğ­rulama

begleiten eyl. eşlik etmek

begnügen eyl. doyum bul­mak, yetinmek

begraben eyl. gömmek

begreifen eyl. kavramak; kapsamak

begreiflicher sft. kavrana­bilir

begrenzen eyl. sınırlamak

begrenzend blt. sınırlayan

begrenzt sft. sınırlı

begrenzte sft. sınırlı

Begrenztsein a. sınırlılık, sınırlanmışlık

Begriff (m) a. kavram

begriffen eyl. kavramak

begrifflose sft. kavramsız

begriffsmäßige blt. kav­rama uygun (olarak)

Begriffsmoment a. kav­ram kıpısı

Begriffswidrige a. kavrama aykırı

begründen eyl. kurmak; temellendirmek

Begründer (m) a. kurucu

begründet (sft.—‘be­grün­­den’­den) temelli, temellendirilmiş

Begründung (f) a. temel­len­dirme, (sözel ola­rak) zemin verme

behaftet sft. yüklü

behalten eyl. tutmak; (de­yim) im Augen b.: göz önünde tutmak

Behälter (m) a. taşıyıcı, kap

behandeln eyl. ele almak, irdelemek, uğraşmak

Behandlung (f) a. irde­leme; ele alma

beharren eyl. kalmak, sür­mek

behaupten eyl. ileri sür­mek, öne sürmek

Behauptung (f) a. öne­sürüm

beherrschendes sft. ege­men; beherschen: ege­men olmak, yönet­mek, denetlemek

Behuf a. amaç; zum B.: blt. amacıyla

bei ilg. üzerinde; duru­munda

beibehalten eyl. (behal­ten ... bei ) sürdürmek, sürmek, kalmak

beibringen eyl. getirmek, ortaya koymak

beide sft. ikisi de, her ikisi

Beilage (f) a. ek, ekleme

beiläufig sft. raslantısal

beilegen eyl. eklemek, katmak, yüklemek

Beilegung (f) a. ekleme

beim bei dem

beimischen eyl. karışmak

Beimischung (f) a. karı­şım

beiseite blt. bir yana

Beisichsein a. kendinde olma, kendindelik

Beispiel (n) a. örnek

beispielsweise blt. örnek olarak; örneğin

beistimmen eyl. onay­la­mak

bejahender sft. olumla­yıcı, olumlu

bekämpfen eyl. döğüş­mek, savaşmak, kavga etmek,

Bekämpfung (f) a. kavga, döğüş

bekannt sft. tanıdık, ta­nışık, bilinen

bekanntlich blt. bilindiği gibi

Bekanntschaft (f) a. tanı­şık­lık

bekanntzumachen eyl. tanışık kılmak

bekehren eyl. (bir inanca vb.) dönmek

bekennt eyl. ele vermek, açığa vurmak

bekommen eyl. kazan­mak, elde etmek;

belächeln eyl. (acıyarak) gülümsemek, gülmek

belassen eyl. bırakmak, tutmak

belebend sft. yaşam verici, diritlitici

belehren eyl. öğretmek

beleuchten eyl. aydın­latmak; üzerine ışık düşürmek

Belieben (n) a. seçme, istek, dilek (deyim) nach B.: dilendiği denli

belieben eyl. istemek, dile­mek

beliebig sft. keyfi, isteğe bağlı

Beliebigkeit (f) a. keyfilik, başına buyrukluk

beliebt sft. sevilen, po­püler (yaygın); bkz. belieben

bemächtigen eyl. yaka­lamak, ele geçirmek

bemerken eyl. ayrım­sa­mak; gözlemek, dikkat et­mek; belirtmek, de­ğin­mek

bemerkenswert sft. dik­kate değer

bemerklich sft. dikkati çeker; dikkate değer, göze çarpar

Bemerkung (f) a. not, gözlem, nokta

bemühen eyl. rahatsız et­mek, sıkıntıya sok­mak; çabalamak, çalış­mak

Bemühung (f) a. çaba

Benehmen (n) a. dav­ranış, tutum; anlaşma

benehmen eyl. davran­mak; uzaklaştırmak, çekip almak, yoksun bırakmak

beneiden eyl. imrenmek, kıskanmak, çeke­me­mek

Benennung a. adlan­dır­ma, belirtme

beobachten eyl. gözlemek

Beobachtung (f) a. göz­lem

bequem sft. rahat, rahat­latıcı, kolay, uygun

Bequemlichkeit (f) a. uygunluk

berauben eyl. yoksun bı­rak­mak

berechnen eyl. hesap­lamak, değerlemek

berechtigen eyl. aklamak (sft) yetkili, yetkin

Berechtigung (f) a. doğ­rulama, haklı çıkarma,

Bereich (m) a. alan, bölge

bereichern eyl. var­sıl­laş­tırmak

bereits blt. daha şimdiden, önceden

bereitwillig sft. istekli, hazır; blt. kolayca, he­men, isteyerek, durak­samadan

Berg (m) a. dağ

Bericht (m) a. bildiri, rapor, yazanak

Beruf (m) a. uğraş, görev

berufen eyl. dayanmak, başvurmak

Berufung (f) a. uğraş, görev; (gegen, auf) başvuru

beruhen eyl. kurulmak, dayanmak; (deyim) etwas auf sich b. lassen: olduğu gibi bırakmak, daha öte götürmemek

beruhigen eyl. dingin­leş­tirmek, rahatlatmak, yatıştırmak

Beruhigung (f) a. yatış­tırma, dinginleştirme

berühmt sft. ünlü

berühren eyl. dokunmak, değinmek

beschaffen eyl. sağlamak; b. sein: ... durumda, yapıda olmak;

Beschaffenheit (f) a. do­ğa, yapı, oluşum

beschäftigen eyl. uğraş­mak, ilgilenmek

Beschäftigung (f) a. uğ­raş; ilgilenme

Beschauung (f) a. göz­den geçirme, gözlem, inceleme

Bescheidenheit (f) a. al­çak­gönüllülük; ılım­lılık, ölçülülük

beschließen eyl. kapamak, sonlandırmak, bitir­mek; kararlaştırmak

beschließen eyl. kapan­mak, sonlanmak; kapa­mak; in sich b.: kapsa­mak

beschränken eyl. sınır­lamak

beschränkt sft. sınırlı

Beschränktheit (f) a. sı­nır­lılık

Beschränkung (f) a. sınır­lama

beschreiben eyl. betim­lemek, açıklamak

Beschreibung (f) a. be­tim­leme, açıklama

beschrieben eyl. yazmak, betimlemek

beschuldigen eyl. suç­lamak

Beschwernis (f) a. güç­lük; yakınma

besehen eyl. bakmak, yoklamak

beseitigen eyl. bir yana atmak, uzaklaştırmak

Beseligung (f) a. mut­luluk

besiegen eyl. yenmek

Besitz (m) a. iyelik

besitzen eyl. iye olmak

besonder sft. tikel, özel

besonderen eyl. tikelleş­tir­mek (Not: bu sözcü­ğün bu yolda kul­la­nımı Hegel’e özgü: Ans. MB, § 163, Ek 1’de: Beson­de­rende (Spe­zifizie­ren­de)

Besonderheit (f) a. tikellik

besonders blt. özellikle

Besonderung a. tikel­leş­me

besprechen eyl. tartışmak, sözünü etmek, üze­rine konuşmak

besser sft. daha iyi

Bestand (m) a. kalıcılık, süreklilik

beständig blt. sürekli ola­rak, biteviye

Bestandstücke (m) a. bileşen, parça

Bestandteil (m) a. parça, bileşen

bestätigen eyl. doğru­lamak

Bestätigung (f) a. doğru­lama, onay

Bestehen (n) a. kalıcılık, kalış; kalıcı olan; bkz. bestehen

bestehen eyl. b. aus: den oluşmak; dayanmak, kat­lanmak; kalmak, sür­mek

Bestehende a. kalıcı olan

bestehlen eyl. çaldırmak

bestimmbar sft. belir­le­nebilir

bestimmen eyl. belir­le­mek; tanımlamak; (sft) belirli, belirgin; (blt.) b. olarak

bestimmend sft. belir­le­yen, belirleyici

bestimmt sft. belirli; bkz. bestimmen

bestimmtes am b.: blt. belirgin olarak

bestimmtesten am b. blt. en belirli olarak

Bestimmtheit (f) a. belir­lilik

Bestimmtsein a. belir­lenmişlik, belirlilik

Bestimmung (f) a. belir­lenim

bestimmungslos sft. belir­lenimsiz

bestreben eyl. çabalamak, çalışmak

Bestrebung (f) a. çaba

bestrefen eyl. ceza­lan­dırmak

bestreiten eyl. sorgulamak

betätigen eyl. etkin­leş­tirmek, devime geçir­mek, işletmek

Betätigung (f) a. etkin­leşme, işleme

betrachten eyl. irdelemek; (öyle olduğu) düşün­mek, (öyle) görmek

Betrachtung (f) a. irde­leme

Betragen (n) a. davranış

betreffen eyl. ilgilen­dir­mek, ilgili olmak

Betrübnis (f) a. sıkıntı, dert, üzüntü

beurteilen eyl. yargılamak, değerlendirmek

Beurteilung (f) a. yargı­lama, yargı

Beutel (m) a. kese

bevor bağl. —den önce

Bevölkerung (f) a. nüfus

bewähren eyl. gerçek­le­mek, doğrulamak, ta­nıt­lamak

bewahren eyl. gözetmek, kollamak, korumak

bewährt sft. tanıtlı; be­wahren’den (eyl): ko­ru­mak, saklamak, sür­dürmek

Bewährung (f) a. ger­çekleme

Bewandtnis (f) a. durum, koşullar; was es mit ihm für eine B. habe: onun açısından işin aslı

bewegen eyl. devinmek

Beweggrund (m) a. güdü

Bewegung (f) a. devim

bewegungslos sft. devim­siz, devinmeyen

Beweis (m) a. tanıt, tanıt­lama

beweisen eyl. tanıtlamak, gös­ter­mek

Bewenden (n) (deyim) dabei (damit) hatte es B. sein: sorun burada bitmiştir

bewenden eyl. (deyim: dabei b. lassen: orada, onda bırakmak)

bewerkstelligen eyl. başar­mak, yerine getirmek

bewirken eyl. ortaya çıkar­mak, neden olmak

bewohnen eyl. (bir yerde) yaşamak

Bewohner (m) a. oturan, yaşayan

bewundern eyl. hayran olmak, hayranlık duy­mak

Bewunderung (f) a. hay­ran­lık

bewußt sft. bilinçli

bewußtlose sft. bilinçsiz

Bewußtlosigkeit (f) a. bilinçsizlik

Bewußtsein (n) a. bilinç

Bewußtwerden a. bilinç­lenme

bezeichnen eyl. belirtmek

Bezeichnung (f) a. belirt­me; im, simge, san

beziehen eyl. bağıntılı olmak, bağıntı kur­mak, ilgili olmak

Beziehung (f) a. bağıntı, ilişki

beziehungslos sft. ba­ğın­tısız, bağlantısız, iliş­kisiz

bezogen sft. bağlantılı, ilişkili; bkz. beziehen

Bezogenheit a. bağın­tılılık

bezwecken eyl. amaç­lamak

bieten eyl. sunmak, öner­mek

Bild (f) a. imge

bilden eyl. eğitmek; biçim­lendirmek; oluş­tur­mak

Bildhauer (m) a. yontu­cu

bildlich sft. resimsel; eğ­retisel

Bildsäule (f) a. yontu

Bildung (f) a. eğitim, ekin

Billigkeit (f) a. haklılık

binden eyl. bağlamak

bisher ilg. şimdiye dek, bu noktaya dek

Birne (f) a. armut

bisherig ilg. şimdiye ka­darki; önceki, eski

bisweilen blt. kimi zaman, zaman zaman, arada bir

bizarr sft. tuhaf

Blatt (n) a. yaprak; sayfa

Blau (n) a. mavi

Blei (n) a. ya da (m) kur­şun

bleiben eyl. kalmak, sürmek

bleibend sft. kalıcı, sürekli

Blendwerk (n) a. göz bo­ya­ma, aldatma

Blick (m) a. bakış

blicken eyl. bakmak

blind sft. kör

Blitz (m) a. yıldırım

Blitzstrahl (m) a. şimşek çakışı

bloß sft. yalnızca, salt

Blöße (f) a. çıplaklık

Blume (f) a. çiçek

Blutbereitung a. kan ya­pımı

Blutumlaufs a. kan dola­şımı

Boden (m) a. toprak

Bodenlosigkeit a. daya­naksızlık

Botanik (f) a. bitkibilim

botansichen sft. bitki­bilimsel

Boten (n) a. iletmen, ulak, haberci

Böse (n) a. kötülük; bkz. böse

böse sft. kötü

Bösesein a. kötülük, kötü olma

böswillig sft. kötü niyetli

Brahmane (m) a. Brahman

Brand (m) a. ateş, yanma, yangın

brauchen eyl. gereksin­mek, istemek

brechen eyl. kırmak, yar­mak, ayırmak, bozmak

breit sft. geniş

Briefe (m) a. mektup

bringen eyl. getirmek

Brust (n) a. göğüs

Brücke (f) a. köprü

Buch (n) a. kitap

Buche (f) a. kayın ağacı

Buddhisten (m) a. Budist

bunte sft. renkli, parlak

Bürger (m) a. yurttaş

bürgerlich sft. yurttaşı ilgilendiren, yurttaşsal (civic, civil); Bürger (m) yurttaş
C

Chimäre (f) a. [n] uydur­ma; canavar
D

da bğl. orada; o zaman, o durumda; çünkü

dabei blt. onda, onlarda; onun, onların yanın­da; aynı zamanda; ek ola­rak, bundan başka; onun, onların üzerine (sözdizim işlevi)

dadurch blt. böylelikle, bu yolla; (sözdizim işlevi)

dafür blt. onun için, onlar için; o nedenle; ondan yana; onun yerine

Dafürhalten (n) a. kanı; bkz. dafürhalten

dafürhalten eyl. şu kanı­da, görüşte olmak

dagegen blt. buna karşı; tersine; öte yandan

daher bağl. buna göre, bu nedenle; blt. buradan, bundan

dahin blt. oraya

dahingegen blt. öte yan­dan; tersine

dahinter blt. onun, on­ların arkasında

dahinterkommen eyl. işin aslını bulmak

damalig ilg. o zamanın, o zamanki

damit bğl. onunla, onlarla, böylelikle, bunun üze­rine

Dampf a. buhar

danach blt. onun arka­sından, ardından, on­dan sonra; ona göre

Dankbarkeit a. minnet­tarlık

Dann bğl. o zaman; sonra; bunun üzerine, bun­dan başka

dann blt. o zaman, o sıra­da

dar blt. orada

daran blt. onda, onlarda

darauf blt. (onun, on­ların) üzerinde; (de­yim) es kommt darauf an: gelip dayanmak, bağlı olmak


Yüklə 0,92 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə