Hegel metinleri İÇİN



Yüklə 0,92 Mb.
səhifə7/8
tarix27.01.2018
ölçüsü0,92 Mb.
#40816
1   2   3   4   5   6   7   8

unvollkommen sft. eksik­siz olmayan, eksik, ku­surlu

unvollkommen sft. tam değil, eksiksiz değil

unvollständig sft. eksik, tam değil

Unwahr a. gerçek olma­yan

unwahr sft. gerçek olma­yan

Unwahrheit (f) a. gerçek olmama

unwandelbar sft. değiş­mez

unwesentlich sft. özsel olmayan

unwiderstehlich sft. dire­nilmez

unwirksame sft. etkin ol­mayan

unwürdig sft. değersiz

unzählbar sft. sayılamaz

unzählige sft. sayısız

unzertrennlich sft. ayrıl­maz

Unzufriedenheit a. hoş­nutsuzluk

unzugänglich sft. eri­şil­mez, ulaşılmaz

unzulänglich sft. yetersiz

unzulässig sft. girilemez, yasak

Unzulässigkeit a. uygun­suzluk

unzureichend sft. yetersiz

Urheber (m) a. yaratıcı

Urkraft (f) a. kök kuvvet

Ursache (f) a. neden

Ursprung (f) a. köken

ursprünglich sft. kökensel

Urteil (n) a. yargı

urteilen eyl. yargılamak, yargıda bulunmak

Urteilskraft (f) a. yargı yetisi

Urteilsvermögen (n) a. yargı yetisi

Urteilsweisen a. yargı tür­leri

Urwahren a. kök gerçek
Ü

übel (n) sft. kötü, fena

üben eyl. (etki vb.) uygu­lamak, yaratmak

über blt. üstünde, üzerin­de

überall blt. her yerde

überein bkz. überein­stimmen, —kommen

übereinstimmen eyl. bağ­daşmak, uyuşmak

Übereinstimmung (f) a. bağ­daşma

überfliegen eyl. üzerinden uçmak

Überfluß (m) a. aşırı bol­luk; gereksizlik

überflüssig sft. gereksiz

Übergang (m) a. geçiş

übergehen eyl. geçmek

übergreifen eyl. yayılmak

überhaupt blt. genel ola­rak, genellikle, bütü­nünde

überlassen eyl. bırakmak, terketmek

übernehmen eyl. kabul etmek, almak, üst­len­mek

überschätzen eyl. aşırı değer vermek; abart­mak

überschreiten eyl. öteye geçmek, aşmak

Überschreitung (f) a. aşma, sınır aşma, çiğ­neme

übersehen eyl. bakmak, gözlemek, gözden ge­çir­mek; gözardı etmek, atlamak

übersetzen eyl. çevirmek

Übersicht (f) a. görüş, gözlem, gözetim

übersinnlich eyl. duyu­lurüstü

Übertragung (f) a. aktar­ma

überwinden eyl. yenmek, üstesinden gelmek

Überwindung (f) a. ut­ku, yengi

Überzeugtseins (f) a. kan­­­mışlık, kanı taşıyor ol­ma; überzeugen: eyl. inanmak, kanmak

Überzeugung (f) a. kanı

üblich sft. geleneksel, ola­ğan, alışıldık, sıradan

übrig sft. geriye kalan, arta kalan

übrigbleiben eyl. geriye kalmak, arta kalmak

übrigens bğl. geri kalanı için; başka bakımlar­dan; yoksa

Übung (f) a. uygulama, alıştırma
V

vag sft. bulanık, belirsiz

Varietät (f) a. türlülük

Vaterland (n) a. anavatan

Vegetation (f) a. bitkiler

verächtlich sft. küçümse­yici; küçümsenebilir

Verachtung (f) a. küçüm­seme

veränderlich sft. baş­ka­laşa­bilir

verändern eyl. başka­laş­mak

Veränderung (f) a. deği­şim, başkalaşım

veranlassen eyl. neden olmak, vesile olmak, ortaya çıkarmak

Veranlassung (f) a. durum, vesile

veranschaulichen eyl. ör­nek­lendirmek

verargen ihm etwas v.: eyl. onu birşeyden ötürü kınamak

verbannen eyl. sürmek, sürgüne göndermek

verbergen eyl. gizlemek, saklamak

verbessern eyl. iyileştirmek

verbinden eyl. bağlamak, birleştirmek

verbindlich eyl. bağlayıcı

Verbindlichkeit (f) a. bağlayıcılık, yüküm­lülük

Verbindung (f) a. bağ­lantı, birlik

verbleiben eyl. kalmak, kalmayı sürdürmek

verborgen sft. gizli, saklı

verboten sft. yasak

verbrauchen eyl. kullan­mak, tüketmek

Verbrechen (n) a. suç

Verbrecher (m) a. suçlu

verbringen eyl. harcamak, tüketmek, geçirmek (zaman)

verdanken eyl. (doğuşu­nu vb. birşeye) borçlu olmak

verdauen eyl. sindirmek

Verdauung (f) a. sindirim

verdecken eyl. örtmek

Verderben (n) a. bo­zul­ma, yozlaşma, yoket­me

verderben eyl. bozmak, yıkmak, yoketmek

verderblich sft. zararlı, yokedici; yokolabilir

verdeutlichen eyl. duru­laştırma

verdienen eyl. kazanmak; hak etmek, değmek

Verdienst (m) a. yarar; (n) değer, değim

verdientermaßen blt. haklı olarak, yerinde bir biçimde

verdoppeln eyl. çiftlemek

Verdoppelung (f) a. çift­leme

verdrehen eyl. bükmek; çarpıtmak

verdunkeln eyl. ka­rar­t­mak, bulanık­laş­tırmak

verehren eyl. tapınmak

Vereinfachung (f) a. ya­lın­laş­tırma

vereinigen eyl. bir­leş­tir­mek

Vereinigung (f) a. birleş­tirme

vereinzeln eyl. yalıtmak, tekilleştirmek

vereinzelt eyl. tekil, yalıtıl­mış; bkz. vereinzeln

Vereinzelung (f) a. tekil­leşme

vereiteln eyl. boşa çıkmak, düşkırıklığına uğra­mak

verendlichen eyl. sonlulaş­tırmak

Verendlichung a. sonlu­laştır­ma

Verfahren (n) a. işlem yolu, yöntem

verfahren eyl. davranmak, iş görmek; ele almak

verfallen eyl. bozulmak, çürümek; — auf: ras­lamak, karşılaşmak

Verfassung (f) a. yazı; durum, koşul; anayasa

verfehlen eyl. kaçırmak, başaramamak

verfertigen eyl. yapmak, üretmek

verflüchtigen eyl. bu­har­laşmak, yitip gitmek

verfolgen eyl. izlemek

vergangen sft. geçmiş

Vergangenheit (f) a. geç­miş (zaman)

vergänglich sft. geçici

vergeben eyl. başından atmak, vermek; boşa çıkmak

vergehen eyl. yitmek

Vergesenheit (f) a. unut­kanlık

vergessen eyl. unutmak, gözardı etmek, atla­mak

vergleichen eyl. karşılaş­tırmak

Vergleichung (f) a. karşı­laş­tırma

verglimmen eyl. sönüp gitmek

Vergrößerung (f) a. bü­yü­me

Verhalten (n) a. tutum, yaklaşım, davranış

verhalten eyl. geri tutmak, bastırmak; davran­mak; verhält sich so: sorun şudur ki

Verhältnis (n) a. ilişki

verhandeln eyl. tartışmak, görüşmek, ele almak

Verhandlungen (f) a. görüşme, tartışma, ir­deleme

verharren eyl. kalmak, sürmek, dayanmak

verhelfen ihm zu einer Sache —: eyl. ona bir şey için yardım etmek; sağlamak, üretmek

Verherrlichung (f) a. yü­celtme

verholzen eyl. odun­laş­mak

verhungern eyl. açlıktan ölmek

verhüllen eyl. örtmek

Verirrung (f) a. sapınç, yalnışlık

verkehren eyl. saptırmak, sapmak

verkehrt sft. sapık; bkz. verkehren

Verkehrung (f) a. sapma

verkennen eyl. yanılmak, tanımamak, yanlış an­lamak

Verklärung (f) a. aydın­latma; şekil değiştirme

verkleinern eyl. küçültmek

Verkleinerung (f) a. kü­çült­me

verknöchern eyl. kemik­leşmek

verknüpfen eyl. bağlamak, bağıntılamak

Verknüpfung (f) a. bağ­lantı, bağlama

verkommen eyl. bozul­mak, çürümek, kö­tü­leşmek

verkümmern eyl. bozmak; sönmek; yozlaşmaku

Verlangen (n) a. istek, özlem, istem

verlangen eyl. istemek

verlassen eyl. bırakmak, terketmek

Verlauf (m) a. süreç, iler­leme

verlaufen eyl. geçmek; dağılmak

verlegen eyl. aktarmak, taşımak; ertelemek

verleihen eyl. ödünç ver­mek; vermek, bağış­lamak

verleiten eyl. yanıltmak, ayartmak

verletzen eyl. incitmek, yaralamak, zarar ver­mek, çiğnemek

Verletzung (f) a. zarar, incitme; çiğneme

verlieren eyl. yitirmek

Verlust (m) a. yitiş

verlustig einer S. — gehen: eyl. bir şeyi yitirmek

vermehren eyl. arttırmak

Vermehrung (f) a. arttır­ma

vermeiden eyl. kaçınmak, sakınmak, kaçmak

Vermeinigens a. benim­kileştirme; ver (eylem oluşturan önek) mei­nige = benimki

vermeintlich sft. sözde

verminderbar sft. azal­tılabilir, azalabilir

vermindern eyl. azaltmak

Verminderung (f) a. azal­tma

vermischen eyl. karış­tır­mak

Vermischung (f) a. karı­şım

vermissen eyl. kaçırmak, görmeyi başaramamak

vermitteln eyl. aracılık etmek, dolaylı kılmak

vermittels blt. aracılığıyla

Vermittlung (f) a. aracılık, dolaylılık

vermöge blt. dolayısıyla; —e göre;

Vermögen (n) a. yetenek, sığa, güç

vermögen eyl. yapabilmek

vernehmen eyl. algılamak, öğrenmek, duymak, anlamak

vernehmen eyl. ayrım­samak; işitmek; sorgu­lamak, yoklamak

verneinend sft. olumsuz; verneien: eyl. yad­sı­mak, olumsuzlamak

vernichten eyl. yoketmek

Vernichtung (f) a. yo­ket­me, ortadan kaldırma

Vernunft (f) a. us

Vernunftbegriff (m) a. us kavramı

Vernunftgesetz a. us ya­sası

Vernunftkritik a. us eleş­tirisi

vernunftlosen sft. ustan yoksun

Vernunftschluß a. us tası­mı

vernünftig sft. ussal

vernünftig sft. ussal

Vernünftigkeit (f) a. ussal­lık

verpflichten eyl. yükümlü olmak

Verpflichtung (f) a. yü­küm­lülük, ödev, sorum­luluk

verraten eyl. ele vermek, açığa vurmak, ihanet etmek

verrückt sft. sapık, çılgın

Verrückte (m,f) a. deli, çıldırmış

Verrücktheit (f) a. çılgın­lık

versammeln eyl. toparla­mak, toplamak

verschaffen eyl. sağlamak, bulmak, vermek

Verschiebung (f) a. yer değiştirme

verschieden sft. ayrı, deği­şik

Verschiedenheit (f) a. türlülük

verschließen eyl. kapa­mak, kitlemek

verschlingen eyl. yemek, yutmak

verschmähe eyl. küçüm­semek

Verschmähung (f) a. kü­çüm­seme, dudak bük­me

verschreien eyl. adını kö­tüye çıkarmak

Verschwendung (f) a. savurganlık

Verschwinden (n) a. yitiş

verschwinden eyl. yitmek

versehen eyl. sağlamak, donatmak

versetzen eyl. aktarmak, taşımak

versichern eyl. ileri sür­mek, doğrulamak, güvence vermek

Versicherung (f) a. inan­ca

versinken eyl. batmak, gömülmek

versöhnen eyl. uzlaşmak

Versöhnung (f) a. uzlaşma

versperren eyl. engel ol­mak, önüne geçmek

versprechen eyl. söz ver­mek

Verstand (m) a. anlak

Verstandeschluß a. anlak tasımı

Verstandesform a. anlak biçimi

Verstandeslogik a. anlak mantığı

verständig sft. anlayan, anlayışlı; anlak düze­yinde, anlıksal

verständigen eyl. bir anla­yışa ulaşmak; bkz. ver­ständig

Verständigung (f) a. an­laşma; bilgi, açıklama

verständlich sft. anlaşılır

verstehen eyl. anlamak

versteinerte sft. taşlaşmış

verstellen eyl. kurmak; ayarlamak; gizlemek, (kendini) olduğun­dan başka türlü gös­termek; (metinde: ye­rin­den etmek)

Verstellung (f) a. ayar­lama; yapmacık; giz­leme

Versuch (m) a. girişim, deneme

versuchen eyl. denemek, girişmek, çabalamak

versunken eyl. batmak, gömülmek

versündigen eyl. haksızlık etmek

vertauschen eyl. değiş tokuş etmek, yer de­ğiştirmek

verteidigen eyl. savunmak, aklamak, desteklemek

verteilen eyl. dağıtmak, bölmek

vertiefen eyl. derinleşmek

Vertiefung a. derin­leş­tir­me

Vertrag (m) a. anlaşma, sözleşme, bağıt

vertrauen bkz. anver­trauen; eyl. güvenmek

vertraut sft. iyi tanınan, yakın

Vertreibung (f) a. kovul­ma

vertrieben eyl. uzaklaştır­mak, sürmek, kovmak; dağıtmak

verunreinigen eyl. kirletmek

vervollständigen eyl. ta­mam­lamak

verwahren eyl. gözetmek, kollamak; karşı çıkmak

verwandeln eyl. dönüş­türmek

Verwandlung (f) a. deği­şim, dönüşüm, dön­me, başkalaşım

verwechseln eyl. karış­tırmak, birbirinin yeri­ne almak

Verwechslung (f) a. karış­tırmak, yanlışlık

verweilen eyl. kalmak, oyalanmak

verweisen eyl. gön­der­mede bulunmak, ilişki­lendirmek; sürmek, sür­­güne göndermek

Verweisung (f) a. gön­derme; sürgün

verwenden eyl. kullanmak

Verwendung (f) a. kul­lanım, uygulama

verwerfen eyl. atmak; yad­sımak, reddetmek

verwerflich sft. karşı çıkı­labilir, reddedilebilir

Verwerfung (f) a. yad­sıma, geri çevirmek, reddetme

verwickelt sft. karışık

Verwicklung (f) a. karışık­lık

verwirklichen eyl. edim­selleştirmek

Verwirklichung (f) a. edim­­­selleştirme

verwirren eyl. karışmak

Verwirrung (f) a. karışık­lık

Verworrenheit (f) a. karı­şık­lık

verwundern eyl. şaşırtmak

verzehren eyl. tüketmek

verzeihung eyl. bağış­la­mak; (f) a. bağışlama

verzichten eyl. yadsımak, terketmek, vazgeçmek

Verzichtung (f) eyl. yad­sıma

Verzweiflung (f) a. umut­suzluk

viel sft. çok fazla, birçok

Vieleck (n) a. çokgen

vieleckiger sft. çokgen

vielerlei sft. çeşitli

vielfach sft. çok, pekçok; sık sık

vielfältig sft. pekçok, bir­çok, çeşitli

Vielheit (f) a. çokluk

vielleicht bğl. belki de

vielmehr bğl. dahaçok, tersine

Vielnamigen a. çok adlı

vier sft. dört

Viereck (n) a. kare, dört­gen

vierte sft. dördüncü

Vierteiligkeit (f) a. dört­lülük

vindizieren eyl. aklamak, doğrulamak

Volk (n) a. ulus

voll sft. tam, dolu, bütün

vollbringen eyl. başarmak, yerine getirmek

vollenden eyl. bitirmek, tamamlamak

vollends blt. tam olarak, bütünüyle

Vollendung (f) a. tamlık

vollführen eyl. yerine getir­mek

Vollführung (f) a. yerine getirme

vollkommen sft. eksiksiz, tam

Vollkommenheit (f) a. tamlık, eksiksizlik

vollständig sft. tam, bütün

Vollständigkeit (f) a. tam­lık, bütünlük, tamam­lanmışlık

voneinander sft. ayrı; bir­birinden

voran blt. önde, önce

vorangehen eyl. önden gitmek, önce gelmek

voranstellen eyl. öne koy­mak

Vorarbeiten a. ön çalışma

voraus blt. önceden, ön­den

Vorausseiendes a. voraus: önceden; sein: olmak

voraussetzen eyl. varsay­mak, öngerektirmek

Voraussetzung (f) a. var­sayım, sayıltı

Vorbegrif a. ön kavram

vorbereiten eyl. hazırla­mak

vorbringen eyl. ortaya sür­mek, ortaya getirmek, üretmek

vorerst blt. herşeyden ön­ce

vorfinden eyl. hazır bul­mak, önünde bulmak, karşılaşmak

Vorgang (m) a. işlem, süreç

vorgängigen sft. ön; bkz. vorgehen

vorgeben eyl. — gibi gö­rün­mek, göstermek

vorgehen eyl. önden git­mek, öncelemek; iler­lemek

vorhaben eyl. göz önün­de tutmak, amaçla­mak, tasarlamak

vorhalten ihm etwas v.: eyl. onu birşeyle suçlamak

vorhanden sft. elde; bu­lunan, varolan

Vorhandensein (f) a. bu­lunuş

Vorhang (m) a. perde

vorher blt. daha önce

vorhergehen eyl. önceden gitmek, öncelemek

vorhergenannten eyl. vor­her: önceden; nen­nen: sözünü etmek

vorherrschend sft. başat

vorhin blt. daha önce

vorige sft. daha önceki

vorkommen eyl. bulun­mak, karşılaşılmak; ol­mak; görünmek

vorläufig sft. geçici, ön

vorläufig sft. ön, geçici

Vorläufigkeit (f) a. geçi­cilik; vorläufig: sft. ge­çici, ön

vorlegen eyl. ortaya koy­mak, göstermek, sun­mak

vorliegend sft. bulunan, varolan; eldeki

vormalige sft. önceki, eski

vormals sft. önceki, ön­ce­den; blt. bir zamanlar

vornehmen eyl. üstlen­mek, ele almak

Vornehmheit (f) a. yük­sekgö­nünlülük, ince­lik

vornehmlich sft. başlıca

Vornehmtun a. büyük­lenme

vornherein blt. daha baş­tan

Vorrecht (n) a. özel hak, ayrıcalık

Vorrede (f) a. önsöz

vorsagen eyl. söylemek, anlatmak, söz etmek

Vorsatz (m) a. amaç, ta­sar, niyet

Vorschein zum v. kom­men: a. aydınlığa çık­mak

vorschlagen eyl. ortaya sürmek, önermek

vorschreiben eyl. buyur­mak

vorschreiten eyl. ilerlemek

vorschweben eyl. göz önü­ne getirmek

Vorsehung (f) a. Kayra

vorsetzen eyl. öne koy­mak

vorstehen eyl. önde dur­mak; başta durmak; vorstehend: yukarıda verilen

vorstellen eyl. tasarım­la­mak; düşünmek; tem­­sil etmek

Vorstellung (f) a. tasarım

Vorteil (m) a. üstünlük

vortragen eyl. ortaya ge­tirmek, ortaya sür­mek

vortrefflich eyl. eşsiz, yük­sek, üstün

Vorurteil (n) a. önyargı

vorüber blt. boyunca

vorübergehend sft. geçici

vorwärts blt. ileri doğru, ileriye

vorworfen ihm etwas v.: eyl. onu birşeyle suç­lamak

Vorwurf (m) a. kınama, suçlama

Vorzeigung (f) a. gös­terme; gösteri; vor­zeigen: göstermek

vorziehen eyl. yeğlemek; çekmek; ortaya sür­mek

Vorzug (m) a. öncelik; üstünlük; ayrıcalık

vorzugsweise blt. ön­ce­likle, başlıca

völlig sft. tam, bütün
W

Wachstum (n) a. büyü­me, artma

Wagen (m) a. araba

wagen eyl. göze almak

Wagenrades a. araba teke­ri

Wahl (f) a. seçim, seçme


Yüklə 0,92 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə