Hegel metinleri İÇİN


Wähl (f) a. seçme wählen



Yüklə 0,92 Mb.
səhifə8/8
tarix27.01.2018
ölçüsü0,92 Mb.
#40816
1   2   3   4   5   6   7   8

Wähl (f) a. seçme

wählen eyl. seçmek

wahr eyl. gerçek

während blt. bu sırada, bu arada

wahrhaft sft. gerçek

Wahrheit (f) a. gerçeklik, gerçek

Wahrheit (f) a. gerçeklik, gerçek

wahrheitsloses sft. ger­çeklikten yoksun

wahrnehmbar sft. algı­lanabilir

Wahrnehmbarkeit (f) a. algılanabilirlik

wahrnehmen eyl. algı­la­mak

Wahrnehmung (f) a. algı

wahrscheinlich sft. olası

Währung (f) a. geçerli para, nakit

Wald (m) a. koru

walten eyl. yönetmek, de­net­lemek, egemen ol­mak

Wand (f) a. duvar

wankend sft. kararsız, oy­nak, yalpalayan

Wärme (f) a. ısı; sıcaklık

Wärmestoff a. ısı özdeği

wärmt sft. sıcak

Warnung (f) a. uyarı

warten eyl. beklemek

warum blt. niçin, neden

was ne; göreli adıl; söz­dizim sözcüğü

Wasser (n) a. su

Wasserstoff (m) a. hidro­jen

Wechsel (m) a. almaş, almaşım, değiştirme (İngi: alternation, chan­ge), değişim (ama takas değil)

Wechselbewegung a. al­maş(ım) devimi

wechseln eyl. değiş­(tir)­mek

Wechselwirken a. karşılıklı etkileme, etkileşim

Wechselwirkung (f) a. etkileşim, karşılıklı etki

weder bğl. ne de

Weg (m) a. yol; frisch von der Kopfe weg: sft. dosdoğru

wegen bğl. o nedenle

weglassen eyl. dışarda bı­rak­­­mak, çıkarmak, uzak­­­­laş­tırmak; atla­mak

Weglassung (f) a. atlama, dışarda bırakma

Wehmut (f) a. keder

Weib (f) a. kadın

weigern eyl. reddetmek

weil bğl. çünkü

Weinflasche a. şarap şişesi

Weinstock (m) a. asma

Weise (f) a. yol, kip, yor­dam

weise sft. sağgörülü, akıllı

weisen eyl. göstermek, belirtmek

Weisheit (f) a. bilgelik

weiß sft. beyaz; bkz. wissen

weit sft. geniş

weiter sft. daha öte; daha geniş

weiterführen eyl. sür­dür­mek

weiter­gehen eyl. sür­dür­mek

weiterhin blt. gelecekte, bundan böyle; dahası

weitläufig sft. geniş, ferah; uzun uzadıya

weitschweifig sft. ayrıntılı, uzun uzadıya

Weizen (m) a. buğday, mısır

Weizenkorn a. buğday taneciği

welch hangisi; belirsiz adıl

Welle (f) a. dalga

Welt (f) a. dünya, evren

Weltanschauung (f) a. dünya görüşü

Weltbildner a. evren biçim­lendirici

Weltereignisse a. dünya olayları

weltlich sft. dünyasal

Weltregierung (f) a. dün­ya hükümdarlığı

Weltvorstellung (f) a. evren tasarımı

Weltzustand a. dünya durumu

wenden eyl. çevirmek, dön­­­­­dürmek

wendend bkz. wenden; sich an ihm w.: eyl. ona başvurmak

Wendung (f) a. dönüş

wenig sft. az, biraz

weniger sft. daha az; bkz. wenig

wenigst sft. en az

wenigstens blt. en azın­dan, hiç olmazsa

wenn bğl. eğer; iken

wenngleich bğl. gerçi

wer adl. kim

Werden (n) a. oluş

werden eyl. olmak, oluş­mak; yardımcı eylem

werfen eyl. atmak

Werk (n) a. iş, yapıt, çalış­ma

Werkmeister (m) a. usta

Werkzeuge (n) a. iş aleti, araç

Wert (m) a. değer

wert sft. değerli; değer

Wesen (n) a. öz; varlık

wesenhafte sft. özsel, özün­­lü

Wesenheit (f) a. özlük, özsellik

wesenlos sft. özsüz

wesentlich sft. özsel

Wesentlichkeit a. özsellik

weshalb blt. niçin, hangi nedenle; bu yüzden, ve öyleyse

West (m) a. Batı

wichtig sft. önemli

Wichtigkeit (f) a. önem

wider sft. karşı, aykırı

widerfahren eyl. olmak, başına gelmek

widerlegen eyl. çürütmek

Widerlegung (f) a. çürüt­me

Widerrechtlich a. tüzeye aykırı

Widerschein (m) a. yan­sıma

widersinnig sft. anlamsız, saçma

widersprechen eyl. çeliş­mek

Widerspruch (m) a. çeliş­ki

widerstandslose sft. karşıt­lıksız, dirençsiz

widerstehen eyl. diren­mek, karşı çıkmak

Widerstreben (n) a. kar­şıtlık, direnç

widerstreiten eyl. çatış­mak, karşı olmak

widmen eyl. adamak

wie ilg. nasıl; gibi, benzer; iken

wieder blt. yine, yeniden, bir kez daha

Wiedererwachen a. ye­niden uyandırma

wiederholen eyl. yine­lemek

Wiederholung (f) a. yine­leme

wiederkehren eyl. geri dön­mek; yinelemek

wiederum blt. yine, yeni­den; öte yandan, ter­sine; karşılık olarak

Wiese (f) a. çayır

wieviel blt. ne denli

wilde sft. yabanıl, kaba

Wille (m) a. istenç

Willenskraft (f) a. istenç gücü, istenç yetisi

Willensvermögen a. istenç yetisi

Willkür (f) a. özenç

willkürlich sft. özençli, keyfi, başına buyruk

wir adl. biz

Wirken (n) a. etki; bkz. wirken

wirken eyl. neden olmak, ortaya çıkarmak

wirkend sft. etkin, işle­yen

wirklich sft. edimsel

Wirklichkeit (f) a. edim­sellik

Wirksamkeit (f) a. etkililik, etkerlik

Wirkung (f) a. etki

Wirtschaft (f) a. ekonomi

Wissen (n) a. bilgi, bilme

wissen eyl. bilmek

Wissenschaft (f) a. bilim

Witz (m) a. kavrayış kes­kinliği

wo blt. nerede, nereye

wobei blt. o yolla, öylelikle

wodurch (=durch welches) blt. o yolla, onun yo­luyla

wofür (=für welches) ilg. onun için; ne için

wogegen (=gegen welches) bğl. ona karşı; oysa, öte yandan

woher blt. nereden

wohingegen bğl. oysa, öte yandan, buna karşı

Wohl a. gönenç; bkz. wohl

wohl sft. daha iyi; bğl. hiç kuşkusuz

Wohlbekanntes a. iyi tanı­dık; bkz. bekannt

wohlgemeint sft. iyi niyetli

Wohlgeschmack (m) a. hoş tat

Wohlsein (n) a. tinsel erinç, sağlık

wohlwollende sft. iyilik­sever

wohnen eyl. yaşamak, otur­­mak

Wolken (f) a. bulut

Wollen (n) a. istenç; bkz. wollen

wollen eyl. istekli olmak; istemek; (yardımcı ey­lem) istemek

womit (= mit welchem) blt. onunla, öylelikle

wonach (=nach welchem) blt. onun üzerine, ona göre

woran (= an welchem) blt. onda, onunla, ona karşı

worauf (=auf welchem) blt. onun üzerine, on­dan sonra

woraus (=aus welchem) blt. ondan

worein blt. ona, oraya

worin (=in welchem) blt. onda, orada

Wort (n) a. söz, sözcük

worunter (=unter welchem) blt. onun altında, onlar arasında

wovon (=von welchem) blt. ondan, ona ilişkin

wovor (=vor welchem) blt. ondan, ondan önce

wozu (=zu welchem) blt. ona, o amaçla, onun için

wozwischen blt. ara­la­rında

Wunde (f) a. yara

Wunder (n) a. tansık

wunderbar sft. hayranlık verici

wundern eyl. şaşırmak

wundervolle sft. harika

Wunsch (m) a. dilek

Wurzel (f) a. kök

wünschen eyl. istemek

Würde (f) a. onur, değer; bkz. werden

würdig sft. değerli, değer

Würdigkeit (f) a. değer­lilik

Würdigung (f) a. değer­len­dirme

wüst sft. karışık, düzensiz

Z

Zahl (f) a. sayı

zählbar sft. sayılabilir

zählen eyl. saymak

Zahn (m) a. diş

Zärtlichkeit (f) a. şefkat

zehn sft. on

zeigen eyl. göstermek

Zeit (f) zaman

Zeiterfüllung a. Zeit: za­man; erfüllen dol­dur­mak

Zeitlang (f) a. bir süre, bir süre için

zeitlich sft. zamansal

Zeitlichkeit (f) a. zaman­sallık

Zeitungswesen (n) a. ba­sın, gazetecilik

zentral sft. özeksel

Zentralität (f) a. özek­sellik

Zentrum (n) a. özek

zerfallen eyl. dağılmak; mit ihm z.: bozuşmak

Zergliederung a. ayrış­tırma

zerlegen eyl. kesmek; ayrış­tırmak, çözümlemek

zerquetschen eyl. ezmek

zersplittern eyl. dağıtmak, parçalamak

zerstören eyl. yoketmek, yıkmak

zerstreuen eyl. dağıtmak

zerstreut sft. dağınık

ziehen eyl. çekmek; yetiş­tirmek; dikmek, kur­mak; bkz. abziehen

Ziel (n) a. hedef

Zierat (m) a. süsleme

Zimmer (n) a. oda

Zirkel (m) a. çember

Zitat (n) a. alıntı

Zoll (m) a. gümrük

Zoologie (f) a. hayvan­bilim

zoologischen sft. hayvan­bilimsel

Zorn (m) a. öfke, kızgınlık

zu blt. —e doğru

zuallererst blt. herşeyden önce

zubleiben eyl. (kapalı) kalmak

Zucker (m) a. şeker

zudem zu dem

zueinander blt. birbirine

zuerst blt. ilkin, ilk olarak

Zufall (m) a. şans, raslantı

zufallen eyl. payına düş­mek

zufällig sft. olumsal, ras­lantısal

zufälligerweise blt. ras­lantısal olarak, olumsal bir yolda

Zufälligkeit (f) a. olum­sallık

Zuflucht (f) a. sığınak

zufolge blt. —in sonucu olarak

zufrieden sft. hoşnut, doyumlu

Zufriedenheit (f) a. hoş­nutluk, doyum

Zug (m) a. çekme, germe; anahat, özellik, çizgi vb.

zugänglich sft. açık; giri­lebilir

zugeben eyl. kabul etmek, izin vermek, tanımak, onaylamak

zugehen eyl. kapamak; —e doğru gitmek; olmak, geçmek

zugleich blt. aynı zamanda

zugrunde blt. zemine; z. gehen: eyl. yokolmak

Zugrundelegung (f) a. temel alma

zugute z. kommen: eyl. —den yararlanmak, —nin üstünlüğünü taşı­mak

Zuhörer (m) a. dinleyici

zukommen z. auf: eyl. —e gelmek, yaklaşmak; ihm z.: ona uluşmak, onun payına düşmek, ona özgü olmak

Zukunft (f) a. gelecek

zulassen eyl. kabul etmek, izin vermek

zulässig eyl. kabul edi­lebilir, izin verilebilir

Zulässigkeit (f) a. kabul edilebilirlik

zuletzt blt. sonunda, en sonunda

zumal blt. herşeyden önce, özellikle; aynı zaman­da, eşzamanlı olarak

zumuten eyl. beklemek, istemek

zunächst blt., sft. ilkin, ilk olarak; en yakın

zunichte z. machen: eyl. yoketmek

zureichen eyl. yeterli ol­mak

Zuruf (m) a. çığlık, hay­kırış

zurück blt. geri, geriye

zurückführen eyl. geriye götürmek

zurückgeblieben eyl. geri­ye kalmak

zurückgebogen sft. yan­sımış, geri dönmüş

zurückgehen eyl. geri git­mek, geri dönmek; ge­ri­lemek, çekilmek

zurückgeworfen eyl. geri atmak; püskürtmek

zurückkehren eyl. geri gelmek, geri dönmek

zurückkommen eyl. geri gelmek, geri dönmek

zurücksinken eyl. geri bat­mak, geri düşmek

zurücktreten eyl. çekil­mek, geri çekilmek

zurückziehen eyl. geri çekil­mek, geri­lemek

zusammen blt. biraraya, birlikte

zusammenbringen eyl. biraraya getirmek, bir­leştirmek

zusammenfallen eyl. çök­mek, düşmek; çakış­mak

zusammenfassen eyl. kap­samak; birleş­tir­mek

Zusammenfassung (f) a. toparlama, birleş­tir­me, özet

zusammengehen eyl. bir­likte gitmek; birbirine uymak, birbirine eşlik etmek

zusammengesetzt sft. bi­le­şik; bkz. zusammen­setzen

Zusammenhalt (m) a. birarada tutma; tutar­lık

zusammenhängen eyl. bira­raya bağlanmak; bağıntılı olmak

zusammenschliesen eyl. birleştirmek

zusammensetzen eyl. biraraya koymak; bileş­tirmek; oluşmak

Zusammensetzung (f) a. bileşim

zusammensinken eyl. yığıl­mak, çökmek

Zusammenzählen a. top­lama

zusammenzählen eyl. bira­rada toplamak

zusammenziehen eyl. bira­raya çekmek; sıkış­tırmak, kısaltmak, yo­ğun­laştırmak

Zusatz (m) a. ek

Zuschauer (f) a. seyirci

zuschreiben eyl. yüklemek

zusehen eyl. bakmak, göz­lemek

zusgestehen eyl. kabul etm­ek

zuspitzen eyl. sivriltmek

Zustand (m) a. durum

zustande z. bringen: eyl. başarmak, yerine getir­mek; z. kommen: ol­mak, yer almak, ortaya çıkmak

zustehen eyl. —e özgü olmak; —e izin ver­mek; —e düşmek; hak ola­rak tanınmak

zustimmen eyl. anlaşmak, onaylamak, bağdaş­mak

Zustimmung (f) a. anlaş­ma, bağdaşma

zutage eyl. gün ışığına açık; z. bringen: aydınlığa çıkarmak

zuteil ihm z. werden: eyl. payına düşmek; özgü olmak

Zutrauen (n) a. güven

zuvörderst blt. herşeyden önce

zuweilen blt. zaman za­man, kimi zaman, ara­da bir

zuweisen eyl. yüklemek; salık vermek

zuwider sft. karşı, aykırı

zuwiderlaufend eyl. aykırı olmak

zürückführen eyl. geri götürmek

zwar bğl. hiç kuşkusuz; dahası

Zweck (m) a. erek, amaç

Zweckbegriff a. erek kav­ramı

Zweckbestimmung a. erek belirlenimi

Zweckbeziehung a. erek ilişkisi

Zweckinhalts a. erek içe­riği

zweckmäßig sft. amaca uygun, ereğe uygun; ereksel

Zweckmäßigkeit (f) a. ereksellik, ereğe uygun­luk, amaca uygunluk

zwei sft. iki

zweideutig sft. iki anlamlı

zweierlei sft. iki tür

Zweifel (m) a. kuşku

zweifelhaft sft. kuşkulu, sorgulanabilir

zweifeln eyl. kuşkulan­mak, kuşku duymak

Zweifelslehre a. kuşku öğretisi

Zweig (m) a. dal

zweihundert sft. iki yüz

zweit sft. ikinci

zweitens sft. ikinci olarak

Zwiebel (f) a. soğan

Zwietracht a. çekişme, anlaşmazlık

zwingen eyl. zorlamak

zwischen blt. arasında(ki)




Hegel Metinleri İçin Almanca-Türkçe Sözlük- www.ideayayinevi.com


Yüklə 0,92 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə