İdari Yargıda Davanın Taraflarına İlişkin Çeşitli Meseleler


İlgili Danıştay Kararları



Yüklə 202,03 Kb.
səhifə4/4
tarix31.10.2017
ölçüsü202,03 Kb.
1   2   3   4

İlgili Danıştay Kararları


T.C. DANIŞTAY 2. DAİRE E. 2015/3282 K. 2015/8275 T. 22.10.2015

Sınav sorularının hatalı olduğu iddiası ile açılan iptal davasının yalnız öleni ilgilendiren dava olduğu

İstemin Özeti : Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 11/02/2015 günlü, E:2014/107, K:2015/232 sayılı kararın iptale ilişkin kısmının, dilekçelerde yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemlerinden ibarettir.

Cevabın Özeti:Temyiz istemlerinin reddi gerektiği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmı yönünden, davacının ../../2015 tarihinde vefat etmesi ve dava konusu işlemin niteliği dikkate alındığında işbu davanın, yalnızca vefat eden davacıyı ilgilendirmesi nedeniyle dava dilekçesinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında bir karar verilmeksizin 2577 sayılı Kanuna 6552 sayılı Kanun ile eklenmiş olan 20/B maddesi uyarınca işin gereği düşünüldü:

KARAR : Dava; davacı tarafından, ÖSYM Başkanlığınca 29/12/2013 tarihinde yapılan Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme Yazılı Sınavında sorulan sorulardan 6 adedinin hatalı olduğundan bahisle iptali istemiyle açılmıştır.



Ankara 1. İdare Mahkemesi'nin 11/02/2015 günlü, E:2014/107, K:2015/232 sayılı kararıyla; davacının ...'nca 29/12/2013 tarihinde yapılan ... Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme Yazılı Sınavı'na katıldığı, sınav sonuçlarının 03/01/2014 tarihinde açıklandığı ve davacının 41 doğru 19 yanlış yaparak 68,33333 puan alarak başarısız olduğu, 6 adet sorunun hatalı olduğu ileri sürülerek, söz konusu soruların iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, iptali istenen sorular hakkında alanında uzman bilirkişilerce hazırlanan raporlar neticesinde, Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme Yazılı Sınavındaki 9., 27., 37., 46. ve 55. soruların hatalı olduğu yönünde görüş bildirildiği ve söz konusu raporlar hükme esas alınacak nitelikte görüldüğü ve öte yandan, iptali istenen genel kültür alanına ilişkin 20. sorunun genel kültür alanında olması ve bilirkişiyi gerektirmediği kanaati ile Mahkeme heyetince re'sen yapılan incelemede söz konusu soruda yanıltıcı bir durumun olmadığı ve genel kültür alanındaki soruda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle, dava konusu ...'nca 29/12/2013 tarihinde yapılan ... Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme Yazılı Sınavındaki 9., 27., 37., 46. ve 55. soruların iptaline, 20. sorunun iptali istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

Davalı idareler, İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğunu öne sürerek bozulmasını istemektedirler.

Temyiz dilekçelerinde ileri sürülen hususlar dikkate alındığında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/B maddesi hükmü gereğince Ankara 1. İdare Mahkemesi'nin 11/02/2015 günlü, E:2014/107, K:2015/232 sayılı kararının iptale ilişkin kısmı kaldırılarak, uyuşmazlığın esası yeniden incelendi;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemişse varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında da yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği belirtilmiştir.



Dosyanın incelenmesinden, davalı ...'nın 09/10/20015 tarihinde Danıştay evrak kaydına giren beyan dilekçesi ile, davacının vefat etmesi nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca dava dilekçesinin iptaline, bu talebinin kabul edilmemesi halinde temyiz dilekçelerindeki hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, UYAP kaydına göre de davacının .../.../2015 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; dava konusu işlemin niteliği dikkate alındığında, işbu davanın, yalnızca vefat eden davacıyı ilgilendirdiğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26/2. maddesi uyarınca, temyize konu kararın iptale ilişkin kısmı yönünden dava dilekçesinin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, Mahkeme Kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının davacının vefatı nedeniyle kaldırılarak dava dilekçesinin iptaline karar verildiği, diğer bir ifadeyle davalı idarelerin temyiz istemlerinin esası hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı dikkate alındığında, temyiz yargılama giderlerinin davalı idareler üzerinde, diğer yargılama giderlerinin ise Mahkeme kararında belirtilen şekilde taraflar üzerinde bırakılmasının hakkaniyete uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile, İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmı yönünden dava dilekçesinin iptaline ve bu kararın davalı idarelere, davacı vekiline ve davacının mirasçılarına bildirilmesine, temyiz yargılama giderlerinin davalı idareler üzerinde, diğer yargılama giderlerinin ise temyize konu kararın hüküm fıkrasında belirtilen şekilde taraflar üzerinde bırakılmasına, posta ücretlerinden artan kısımların taraflara ve kullanılmayan 45,60 TL yürütmeyi durdurma harcının davalı ...'na iadesine, 22.10.2015 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

T.C. DANIŞTAY 12. DAİRE E. 2011/9182 K. 2015/5108 T. 8.10.2015

Davalı idarece temyize ilişkin talebin yenilenmesine kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerektiği



İstemin Özeti : ... vekili tarafından davacının İli, Tarsus İlçesi, ... olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak yürütülen disiplin soruşturması sonucu getirilen teklif uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D- ( ı ) maddesi uyarınca bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, cezanın yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunması nedeniyle brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesi şeklinde uygulanmasına ilişkin işlemin iptali ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali ile yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte tazmini yolunda Adana 2. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 01/07/2011 tarihli ve E:2010/1612, K:2011/1340 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulmasının istenilmesi üzerine dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik'' başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir." hükmü yer almaktadır.

Bakılan olayda, davacı vekilinin beyanında ve Mernis kayıtlarının tetkikinden davacının 16.04.2015 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, İdare Mahkemesince, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca, davalı idarenin davacının mirasçılarına karşı temyiz takibini yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına dosyanın temyiz numarası üzerinden karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Adana 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C. DANIŞTAY İDDK E. 2005/1547 K. 2005/2291 T. 6.10.2005

Öğretim üyesi kadro atama işleminin iptali konulu davanın mirasçılar tarafından takibi hk.

KARAR : Dava, davanın açıldığı 31.8.2000 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim üyesi olan Prof.Dr. ... tarafından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalında Yardımcı Doçent kadrosuna Dr. ...'un atanmasına ilişkin İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün ... günlü, ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.



Danıştay Sekizinci Dairesinin bozma kararında belirtildiği gibi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26. maddesinin 1. ve 2. bentlerine göre, dava esnasında davacının ölümü halinde, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptaline hükmedileceği, bakılan bu davada, davacının, davanın devam ettiği sırada 28.11.2002 tarihinde vefat etmiş olduğu, davaya konu olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalında Yardımcı Doçent kadrosuna, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünce yapılan atama işleminin, yalnızca davanın açıldığı tarihte aynı Anabilim Dalında Öğretim Üyesi bulunan davacı ile ilgisi bulunduğu, bu davada verilecek kararın yalnızca ölen davacıyı ilgilendirdiği ve mirasçıların hukuku bakımından terekeye devredilebilecek bir menfaatin bulunmadığı anlaşıldığından, davanın yalnız ölen davacıya ilgilendirmesi nedeniyle dilekçenin iptaline karar verilmesi gerekirken, İdare Mahkemesince davanın ölen davacı yerine mirasçıların ikame edilmek suretiyle uyuşmazlığın esası incelenerek verilen ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARŞI OY :

Bakılan davanın yalnız ölen davacıya değil, maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunan mirasçılarını da ilgilendirmesi nedeniyle, İdare Mahkemesince, davacı ...'ün yerine mirasçıları davacı olarak ikame edilmek suretiyle uyuşmazlığın esasının incelenmesi hukuk ve usule uygun olup, uyuşmazlığın esası ile ilgili olarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararının temyizen incelenmek üzere Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği oyu ile aksine verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.

T.C. DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2006/3393 K. 2007/6392 T. 24.10.2007

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından verilen idari para cezası konulu davada mirasçıların davayı takibi hk.

Dava dosyasının incelenmesinden, davaya konu idari para cezasına dair Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının davacı A. Ö. adına tesis edildiği, bu kararın 10.7.2006 tarihinde Balıkesir Vergi Mahkemesi kaydına giren dilekçeyle davaya konu edildiği, davacının, dava henüz sonuçlanmadan 24.5.2007 tarihinde ölümü üzerine mirasçılarının vekili tarafından verilen ve 2.10.2007 tarihinde Danıştay kaydına giren dilekçeyle davayı takip etmek isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Dava, davacıya para cezası verilmesine dair işlemin iptali istemiyle açılmış olup, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi karşısında para cezalarının mirasçılardan tahsili olanağı bulunmadığından, davaya konu idari para cezası ve dava dilekçesi yalnız ölen davacıyı ilgilendirmektedir.

Bu durumda, davanın, davacının mirasçıları tarafından takip edilmesine veya davalı idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine olanak bulunmamaktadır.

4-T.C. DANIŞTAY 7. DAİRE E. 2005/5878 K. 2008/844 T. 12.2.2008

TMSF Kontrolündeki Şirketlerin Tasfiyesine Dair Yönetmelik hükümlerine göre, Fon Kurulunun kararı üzerine ticaret sicilindeki kaydının silindiği anlaşılan münfesih şirketin, yargı mercilerinde temsiline olanak bulunmadığı hk.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketlerin tüzel kişilikleri, ticaret sicilinden silinmeleriyle sona erer. Olayda, adına, dava konusu işlem tesis edilmiş olan şirketin tüzel kişiliği de, yukarıda belirtildiği üzere, ticaret sicilinden silindiği 1.3.2007 tarihinde sona ermiş bulunmaktadır. Bu tarihten sonra, adı geçen Şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili hukuken olanaklı değildir.

SONUÇ : Bu hukuki durum karşısında; münfesih tüzel kişiliğin gerek yargı mercilerinde, gerekse diğer resmi merciler önünde temsil edilebileceğinden bahsetmek olanaklı bulunmadığından, temyiz dosyasının, takip hakkı kendisine geçenin ( Tasfiyeden pay alanların ) başvurusuna kadar, 2577 sayılı Kanunun yukarıda anılan maddesi hükmü uyarınca işlemden kaldırılmasına ve dosyanın İstanbul Birinci Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C. DANIŞTAY 12. DAİRE E. 2008/7591 K. 2010/4321 T. 21.9.2010

İdare mahkemesinde adresin yanlışlıkla yazılması ve muhtarlığın eksik inceleme yapması suretiyle tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve dosyanın işlemden kaldırılmaması gerektiği hk.

..İdare Mahkemesince davacının dava dilekçesinde belirttiği adresine gönderildiği fakat tebliğ mazbatasına davacının adresi olarak "2. Bankacılar Sitesi" yerine sadece "Bankacılar Sitesi" yazıldığı, posta memurunun adreste davacıyı bulamayınca adresin ait olduğu İstanbul-Pendik-Doğu Mahalle Muhtarlığı'na gittiği ve muhtarın beyanı doğrultusunda tebliğ mazbatasına davacının adreste bilinmediği şerhini yazarak muhtara imzalattığı ve tebligatın Mahkemeye iade edildiği, Mahkemece söz konusu tebligatın davacıya gösterdiği adreste tebliğ edilemediği gerekçesiyle 22.11.2006 tarihinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği… görülmektedir.

davacının temyiz dilekçesine eklediği ve dava dilekçesinde bildirdiği adresinin ait olduğu İstanbul-Pendik-Doğu Mahallesi Muhtarlığı'ndan aldığı ikametgah belgesinden; davacının anılan adreste ikamet etmeye devam ettiği ve iade edilen tebliğ mazbatasında yer alan davacının adreste bilinmediğine dair beyanın da gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır.



Bu durumda İdare Mahkemesince tebliğ mazbatasına davacının adresinin sehven eksik yazılması ve ikametgahının bağlı olduğu mahalle muhtarlığınca gerekli araştırma yapılmaksızın davacının adreste bilinmediği yolunda beyanda bulunulması sonucu söz konusu tebligatın yapılamamış olduğu anlaşıldığından, usule uygun bir tebligat yapılmaksızın dosyanın işlemden kaldırılmasında ve sonrasında davanın açılmamış sayılmasında hukuki isabet görülmemiştir.

6-T.C. DANIŞTAY 9. DAİRE E. 2007/4510 K. 2009/91 T. 21.1.2009

Mahkemece Verilen Ara Kararı Dava Dilekçesinde Gösterilen Adreste Tebliğ Edilen Davacıya, Birinci Cevap Dilekçesinin Tebliğ Edilememesi Üzerine Dosyanın İşlemden Kaldırılması Ve Sonuçta Davanın Açılmamış Sayılmasının Hukuka Uygun Olmadığı Hk.



Bu kural, dava dilekçesinde gösterilen adreste henüz herhangi bir tebligatın yapılmadığı durumlarda uygulanabilir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin dava dilekçesinde gösterdiği adreste Mahkemelerince 5.4.2006 tarihinde verilen ara kararın 21.4.2006 tarihinde tebliğ edildiği ve bunun üzerine davacı şirket tarafından ara kararın gereğinin yerine getirildiği, ancak davalı idarece verilen savunmanın anılan adreste davacı şirkete tebliğ edilemediği gerekçesiyle Vergi Mahkemesince 15.6.2006 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı, işlemden kaldırma tarihinden itibaren bir yıl içerisinde yeni adresin bildirilmek suretiyle dosyanın yeniden işleme konulmasının istenilmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı idarenin savunmasının "muhatabın adresinden ayrıldığı yeni adresinin bilinmediğinin mahalle muhtarının beyanından anlaşıldığı" şerhiyle mahkemeye iade edildiği ve savunmadan önce dava dilekçesinde gösterilen adreste Mahkemece verilen ara kararının davacıya tebliğ edildiği tartışmasız olduğundan yukarıda açıklanan Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılmak suretiyle yeniden tebligata çıkarılması gerekirken mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına ve bir yıl içinde yeni adresin bildirilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

T.C. DANIŞTAY 13. DAİRE E. 2007/14426 K. 2008/8248 T. 22.12.2008

RTÜK uyarı cezasının iptaline ilişkin açılan davada Star TV’nin devralınmasının taraf kişiliğinde değişiklik oluşturup oluşturmayacağı hk.

Dava, davacı yayın kuruluşuna ait televizyon kanalında, 20.9.2005 tarihinde yayınlanan Haber Bülteni"nde, bir yarışma programı ile ünlendikten sonra vefat eden Ata Türk isimli gencin ölüm olayı ve cenaze töreni ile ilgili görüntülere ve ifadelere 22 dakika 25 saniye süreyle yer verilmesi suretiyle, 3984 Sayılı Kanunun 4. maddesinin (f) bendinde belirlenen Özel hayatın gizliliğine saygılı olunması. ve (s) bendlerinde belirlenen Program hizmetlerinin bütün unsurlarının insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olması. yayın ilkelerinin ihlal edildiği öne sürülerek uyarılmasına dair Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun 4.10.2005 tarihli kararının iptali istemiyle açılmış..

22.11.2005 tarih ve 16627 Sayılı işlemi ve Fon Kurulu'nun 17.11.2005 tarih ve 481 Sayılı kararı ile Star TV ticari ve iktisadi bütünlüğünün alıcı Işıl Televizyon ve Yayıncılık A.Ş.'ye devir ve teslim edildiğinin davalı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na bildirildiği..

Bu durumda, davacı şirkete ait televizyon kanalının uyarılmasına dair işlemin iptali istemiyle açılan davada verilecek karar, televizyon kanalını devralan şirketi ilgilendirdiğinden, yukarda anılan 2577 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesinden önce televizyon kanalının iktisadi ve ticari bütünlüğünün devredilmiş olması nedeniyle, mahkemece, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve davayı takip hakkı kendisine geçenlerin takibi halinde bir karar verilmesi gerektiğinden, davacı şirkete ait televizyon kanalının devredilmesinden sonra belirtilen yasal kurala uyulmaksızın uyuşmazlığın esası hakkında verilen kararda usule uygunluk bulunmamaktadır.

KARŞI OY

..davacı şirkete ait bu televizyon kanalının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından Işıl TV Yayıncılık A.Ş.'ne satılması, bu satışın şartları incelenmek suretiyle, televizyon kanalı elinden çıkan ve alan yeni şirketin davaya konu işlemden dolayı hukuki yararlarının ne şekilde etkilendiği göz önüne alınmak suretiyle davanın sürdürülmesinde konumlarının belirlenmesi gerekirken, davacı Star Televizyon Hizmetleri A.Ş.'nin halen hukuki varlığını sürdürmesi karşısında davacı tarafın kişilik veya niteliğinde bir değişiklik olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan sebeplerle Mahkeme Kararı'nın esasının incelenmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

T.C. DANIŞTAY 5. DAİRE E. 2008/727 K. 2010/2940 T. 5.5.2010

Mahkeme kararının verilip tebliğ edilmesinden sonra temyiz incelemesinden önce ölümün gerçekleştiği durumda ortada taraflardan biri bulunmadığı için zorunlu olarak bu maddeye dayalı bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, davalı idarelerin, davacının mirasçıları aleyhine takibi yenilemesine kadar temyiz istemine ilişkin dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği hk.

26. madde hükmü, her ne kadar "dava esnasında" davanın tarafı olan gerçek kişinin ölümü ile ilgili bir düzenlemeye ilişkin ise de; kararın verilip tebliğ edilmesinden sonra, fakat temyiz dosyasının tekemmülünün tamamlanıp temyiz merciine intikalinden önce ölüm halinin söz konusu olması durumunda da, ortada taraflardan biri bulunmadığı için zorunlu olarak bu maddeye dayalı bir karar verilmesi gerekmektedir.



İncelenmekte olan dosyada, temyiz dosyasının tekemmül süreci tamamlanmadan davacının vefat ettiği, nitekim temyize konu İdare Mahkemesi kararının davacının vefat etmesi nedeniyle tebliğ edilemediği ve tebliğ evrakının iade edildiği anlaşılmakta olup; öncelikle Mahkeme kararının ölen davacının mirasçılarına tebliğ edilmesi; davalı idarelerin davacının mirasçılarına karşı istemini yenileyip yenilememesi durumuna göre işlem yapılabilmesi için, İdare Mahkemesince 2577 sayılı Yasa'nın yukarıda belirtilen 26. maddesi paralelinde bir karar verilmesi gerekmektedir.

Başka bir ifadeyle, Mahkemece, davalı idarelerin, davacının mirasçıları aleyhine takibi yenilemesine kadar temyiz istemine ilişkin dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmelidir. Bunun için dosyanın yeniden esas defterine kaydedilmesine de gerek bulunmamakta olup, temyiz defterine kayıt düşüldükten sonra karara dosyanın önceki esas ve karar numaralarının yazılması yeterli sayılmalıdır. Davalı idarelere tebliğ edilecek bu karardan sonra, idarelerce davacının mirasçıları aleyhine temyiz isteminde bulunulması halinde, dosyanın tekemmülünden sonra yeniden temyiz incelemesi için Danıştay'a gönderileceği; aksi halde makul bir sürenin dolmasından sonra dosyanın kesinleşmiş dosyalarla birlikte arşive kaldırılacağı doğaldır.

T.C. DANIŞTAY 9. DAİRE E. 2010/2948 K. 2010/6385 T. 2.12.2010



Ölen davacının mirasçıları 2577 sayılı Kanunun 26/1. maddesi uyarınca davayı yenilemeleri halinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilemez, yargılamaya devam edilmesi gerektiği hk.

KARAR : Davacı adına kayıtlı taşınmaz için 2004 yılına ilişkin olarak tarh edilen Emlak Vergisi, Kültür Varlıkları Katkı Payı ve hesaplanan gecikme faizinin kaldırılması istemiyle açılan davada 2577 sayılı Kanunun 26'ncı maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar veren vergi mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

İşlemden kaldırma kararları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yer verilen koşulların gerçekleşmesi halinde, taraflarca dosyanın yeniden işleme konulmasının istenilmesine kadar yargılamanın durdurulması yolunda tesis edilen, temyize konu olabilecek nihai karar niteliği taşımayan, ara kararı niteliğinde kararlar olduğu halde dava konusu olayda temyize konu edilen işlemden kaldırma kararının, vergi mahkemesince usule aykırı olarak nihai karar şeklinde tesis edildiği ve karar numarası verilerek dosyanın esas kaydının kapatıldığı görüldüğünden temyiz edilen işlemden kaldırma kararının esasının incelenmesine geçildi:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26 ncı maddesinin 1'inci fıkrasında; dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, 3. fıkrasında ise, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği hükme bağlanmıştır.

Görüldüğü üzere, 2577 sayılı Kanunun 26. maddesi, davanın taraflarının kişilik ve niteliğinde meydana gelebilecek değişiklikler üzerine yapılacak işlemleri düzenlemektedir. 2577 sayılı Kanunun 26. maddesinin 1. fıkrasında, ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik ve niteliğinde değişiklik meydana gelmesi halinde, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilecektir. Yani, işlemden kaldırma hali, takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar devam etmektedir. Bu durumda, kişilik ve nitelik değişikliğinin söz konusu olması halinde, davayı takip hakkının kime geçeceğinin belirlenmesi gerekmektedir.

İdari Yargıda, idarenin sürekli olarak hasım mevkiinde bulunduğu, yani davacı sıfatına sahip olan tarafın, idare edilenler olduğu görülmektedir. Bu durum göz önüne alındığında, 26. maddede yer alan ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olması halinin, dava aşamasına ilişkin olduğu ve bu aşamada davanın aktif tarafında bulunan yani davacı konumunda olan şahısların davayı yenileme haklarının olduğunun kabulü, ikinci halin ise, idarenin de şahıslar aleyhine takipte bulunabileceği yargılama aşaması olan itiraz, temyiz, yargılamanın yenilenmesi ve kararın düzeltilmesi gibi kanun yolu başvurularına ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü, dava aşamasında davanın pasif tarafında bulunanın, yani davalı konumunda olan idarenin, davayı yenilememesi durumunda davanın karara bağlanmasını imkansız hale getirir ki, bu durumun kabulü mümkün değildir.

Bu durumda, dava konusu olayda, davacının vekili tarafından dava dosyasına sunulan 15.2.2010 tarihli dilekçe ile davacının 25.1.2010 tarihinde vefat ettiği belirtilerek İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 5.2.2010 tarih ve E:2010/136, K:2010/106 sayılı kararının dilekçeye eklendiği ve yine aynı dilekçe ile mirasçıların davaya devam etmek istediklerinin belirtildiği anlaşıldığından, vergi mahkemesince, bu başvuru üzerine, davacı mevkiine, ölen davacının mirasçıları alınarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, gerçek kişinin ölümü halinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesinde yasal isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 17.2.2010 tarih ve E:2009/1490, K:2010/212 sayılı kararının bozulmasına, 02.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



1 Benzer yönde bir karar için bkz: DANIŞTAY 10. DAİRE E. 1986/1906 K. 1987/769 T. 14.4.1987. “Vatandaşlık hakkının şahsa bağlı haklardan bulunması nedeniyle bu konu da doğacak uyuşmazlıklarda dava açma hakkı münhasıran esas hak sahibine ait olacaktır. Ayrıca 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 34.mad desinde yer alan: "Kaybettirme ve çıkarma kararları şahsidir-ilgilinin eş ve çocuklarına tesir etmez" hükmü karşısında, vatandaşlığı kaybetti rilen şahsın eşinin bu işlem ile doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır Ancak dolaylı olarak bir alakanın varlığından söz edilebilirse de, bu alaka ona işlem aleyhine dava açma hakkını vermez.

SONUÇ : Bi itibarla vatandaşlığın kaybettirilmesi işlemiyle doğrudan menfaat ilişkisi bulunan, hakkında işlem tesis edilen kişinin dava açma konusunda herhangi bir iradesi bulunmadığı halde, doğrudan bir menfaati ol mayan eşinin sözkonusu karar hakkında dava açma ehliyeti bulunmadığından, davanın reddine karar verildi.





Yüklə 202,03 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə