İnsan Beyni Kariyeri Tanımlıyor



Yüklə 13,44 Kb.
tarix31.10.2017
ölçüsü13,44 Kb.

Beyin Lügatında Kariyer
Kariyer kelimesi Türk Dil Kurumu sözlüğünde, bir meslekte uzmanlaşmak olarak tanımlamaktadır. Ben ise kariyeri insan beyni açısından tanımlamayı tercih ediyorum. Kariyer ve uzmanlaşma kavramlarına baktığımızda dört süreç karşımıza çıkmaktadır.

  • Bilgi edinme süreci.

  • Bilgiyi eyleme dönüştürme süreci.

  • Bilgi ve yöntem konusunda yol gösterme süreci.

  • Kendi söylemini üretme, “ben bunu diyorum” süreci.

Yukarıda bahsettiğim aşamalardan en önemlisi bence kendi söylemini üretme sürecidir. Her insanın sahip olduğu benzersiz düşünsel ve duygusal güçleri ile kendi benzersiz söylemini üretmek üzere yaratılmıştır. Bilimin her alanında ve sanatta ileri giden ülkelerin en büyük özellikleri, kendi söylemini üreten çok sayıda düşünce insanına sahip olmalarıdır. Bilimsel çalışmaların kaynakça bölümlerinde bu kişilere sıkça atıflar yapılmaktadır. Bilim ve sanatta kendi söylemini üretemeyen toplumlarda ise “dedi” ve “demiş” kelimeleri sıkça kullanılır. Kariyer ve uzmanlaşmanın ilk açılımı ise bir beklentidir. “Sen ne dedin” veya “sen ne diyorsun” sorusudur bu beklenti.


Konuya biraz daha açıklık kazandırmak için, Abraham Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisini kariyer açısından yorumlamamızda fayda var.
1.Hayatta kalma aşaması: İnsanın temel fiziksel ihtiyaçlarını karşılaması aşamasıdır. Bu ihtiyaçlar yemek, su, barınak gibi temel ihtiyaçlardır. Felsefi yaklaşımla ruh, duygu ve düşünce özelliklerinin beden hapishanesine esir düştüğü andır. Yine bu aşama Kuantoloji’de enerjiden hasıl olan insanın, düşünsel ve duygusal enerji boyutlarıyla yarattığı maddi varoluş sembollerini zihin süreçlerinde ihtiyaca dönüştürdüğü andır.
2.Emniyet ve güvence aşaması: İnsanın fiziksel gereksinimlerini sürekli karşılaması aşamasıdır. Sürekli yemek, su ve barınak bu aşamanın nihai hedefi durumundadır. Artan dünya nüfusunun işsizlikle her geçen gün daha çok mücadele etmek durumunda kalacağı yeni dünya düzeninde, insan beyninin ve yaratıcılığının önündeki en önemli psikolojik engellerden birisidir bu aşama. Yine çoğu kez gelişmekte olan ülkelerde kariyer kelimesi ile eşleştirilen bir basamaktır emniyet ve güvence. İşte en önemli yanlışlardan birisi de tam bu noktada yapılmaktadır. Zira insan beyni yaratım sürecinde özgür olmalıdır. Maddesel ihtiyaçlardan kaynaklanan varoluş endişesi, insan beynine düşünsel ve duygusal parmaklıklar örer. Bu nedenledir ki çoğu kez duygusal olan insan, bu parmaklıkları görünce psikolojik sorunları yaşamına üst düzeyde davet eder hale gelir. Oysaki bu aşamanın sorun olarak görülmesi kimi zaman bir algı yanlışlığıdır. Siz evi emniyet ve güvence olarak gördüğünüzde, unutmamanız gereken diğer bir soru şu olmalıdır. Nasıl bir ev? Bu sorunun cevabını tarihin en büyük dahilerinden birisi olan Albert Einstein gibi verebilirsiniz. Albert Einstein maddi zorluklarla karşılaştığında, evinin bir odasını öğrencilere kiraya vermişti, o zamanlar üniversitede öğretim üyesiydi ve diğer odada dünya tarihine hükmedecek fizik çalışmalarını yapıyordu. Çünkü Einstein’ın zihinsel algı sürecinde emniyet ve güvence en alt basamaklardan biriydi ve beynini bununla meşgul edemezdi. Gereğinde asgari düzeyde aşılmalıydı. Japonya’da en üst düzeyde teknolojik çalışmaların yapıldığı ve dünyaya yön verildiği yıllarda, Japon şirketleri çalışanlarına ömür boyu iş garantisi veriyordu. Bu durum zihinleri maddi gereksinimler endişesinden arındırmış ve hızla ihtiyaçlar hiyerarşisinin üst basamaklarına yükseltmişti. Ancak şimdi işsizlik Japonya için bile tehdit ve Japonlarda tüm dünya ülkeleri gibi bu basamakla temas etmek durumunda.
3.Sevgi ve ait olma aşaması: Maddesel ihtiyaçlarını bir şekilde çözümleyen insan, ruhsal yönüne döner adeta. Bunun sonucunda da bir kişiyle duygularını paylaşma, insanlarla ilgi ve sevgi odaklı birliktelikler yaşama arayışına girer. Artık evlenebilirim, bir çocuğumuz olsa gibi söylemlerin doğduğu andır çoğu kez sevgi ve ait olma aşaması.
4.Ego, kendine saygı aşaması: Varoluşun sorgulanmaya başlandığı ilk andır. Burada kişi ya cevabı başkalarının söyleminde arar, ya da iç sese yönelir. Ego ve kendine saygı aşaması insanın kendisini değerli görme ihtiyacından beslenir. Kuantum mekaniğine göre ise bu aşama kişinin evrensel enerjinin bir parçası olmasından hareketle, kendisi aracılığıyla evrensel enerji ile bütünleşmeye başladığı ilk andır aslında. Zira insan tüm evrensel enerjinin bütün seviyelerini kendisinde barındırır. Aynı bir okyanus tanesinin tüm okyanusun özelliklerini taşıması gibi.
5.Kendini gerçekleştirme aşaması: İnsanın zihin süreçlerini ve evreni keşfetmeye yönelik sorular sorduğu andır. Cevabını bulanlar tarihte dahiler olarak anılırken, arayışta olanlar ise bilim ve sanatta ilerlemede başı çekenler olurlar . Felsefi yaklaşımda insanın yaşamına hükmettiği andır. Kuantum Mekaniğinde ise bu aşama zihin süreçlerini bilen ve yöneten insan tanımlamasıyla karşılık bulur. Kişi algısal olasılıkların farkındadır ve seçimini yapar. İşte bu aşama bence kariyer kelimesinin tanımlanmasının başlangıcıdır.
Ben kariyer kelimesini insan için Maslow’un bu hiyerarşiler sıralamasına eklediğim 6. basamakla ifade etmek istiyorum.
6.Kendini dönüştürme aşaması: İnsanın karakter özelliklerinde esneme gösterdiği, belirli alanlarda beyninde oluşturduğu yoğun sinaps bağlantıları arasında sörf yaptığı, eserleri, sözleri ve eylemleriyle zamana hükmettiği, düşünce ve duygularının tekrar tekrar yazıldığı, koşulduğu, çizildiği ve tartışıldığı aşamadır bu. Ben bu konuda bunları söylüyorum dediği aşamadır. Kendi söylemini ürettiği, diğer insanları kendini gerçekleştirme aşamasına çekecek yeni bilgilerle donattığı aşamadır kendini dönüştürme seviyesi. Bu aşamanın beyin lügatındaki bir diğer yazılış şeklide kariyerdir. Kariyer kelimesini bu boyutta yorumlayan bir insan tarihi değiştirecek bilgi ve cesarete sahip olmuş demektir. Kariyer bu kişi için bir hedef olmaktan çıkmış, yaşam yolculuğunun tamamı haline gelmiştir. Pascal’ın dediği gibi insanın varlığı kuşattığı andır kendini dönüştürme aşaması.
“İnsan varlığı kuşatır ama varlık insanı kuşatamaz.”

Pascal
İşte bu nedenle gençlerimizin hangi üniversiteye gideceği, hangi okullarda okuyacağı, sınavlardan kaç alacağı, deneme sınavlarında kaçıncı olacağı soruları yerine, hangi meslekte kendilerini dönüştürebileceklerini sorgulamalıyız. Hangi meslekte emniyet ve güvenceyi sağlar sorusu ile kariyer kelimesini özdeşleştirerek gençleri çeşitli mesleklerle etkileştirmek, bir ülkenin bilim ve sanatta “dedi”, “demiş” söyleminde yaşamasına neden olur. Bu durum dış sesli karakter özelliği baskın bireyler yetişmesini modeller. Toplum kendi söylemini üretemez olur. Özgüven sorunu yaşanmaya başlar. Unutmayın gençleri için zamanında bu soruyu soran ve eğitim sistemlerini buna göre yapılandıran ülkeler, bugün her alanda dünyayı yönetiyorlar.

Yüklə 13,44 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə