İnsan hakları zararlı mı?



Yüklə 18,36 Kb.
tarix01.12.2017
ölçüsü18,36 Kb.
#33482

İnsan hakları zararlı mı?
Baskın Oran
Hiç dikkat ettiniz mi bilmem. Bu insan hakları konusu, kimi polislerin arkadaş cenazelerinde "Kahrolsun insan hakları!" diye bağırmalarından öte bitakım eleştiri yada saldırılara göğüs germek zorunda kalıyor.

Bunları ikiye ayırabilirsiniz:

1) Marksist solun kimi üyeleri. Aslında, marksist solun, insan hakları yaklaşımına doğrudan bir eleştirisi yok; zaten olsaydı tuhaf kaçardı. Onun "Yeni Dünya Düzeni" yada "Globalleşme" adı altında fakir ülkelere yutturulmaya çalışılan zengin düzenine itirazı var. İnsan hakları da bu düzenin bir parçası olduğu için bu itirazdan dolaylı olarak nasibini alıyor. Örneğin, Helsinki Vatandaşlar Meclisi bu düzeni sevimli göstermeye çalışan bir örgüt olarak nitelendiği zaman, bu örgütün temeli olan uluslararası insan hakları da darbe yiyor.

2) Kimi kemalistler. Bunlar için "devlet" kavramı çok önemli. Önemli, çünkü dünyanın bütün azgelişmiş ülkelerinde antiemperyalist milliyetçilik burjuvazi tarafından değil aydınlar tarafından yönetilir ve sınıf temeli zayıf olan bu aydınlar bütün güçlerini devleti kontrol etmekten sağlarlar. Dolayısıyla, devlet zayıflarsa onlar da zayıflayacaklardır. Bugün azgelişmiş ülkelerdeki devlet, insan haklarını çiğnediği için Batı karşısında güç durumda kalmakta ve bu aydınlar bu yüzden insan hakları konusuna kuşkuyla bakmakta, "İnsan hakları ulus-devleti kuşatmakta kullanılıyor" demektedirler.

Biraz fazla kısa ve şematik oldu ama, bu bayram gününde de kafanızı daha fazla ütüleyemezdim.

Şimdi gelelim, bu eleştirilerin eleştirisine.

İnsan hakları, Batı'nın iç dinamiğinin yüzyıllardır işleyerek ürettiği güzel bir ürün. Bu bir gerçek.

Bununla birlikte, insan haklarının, globalleşme süreci içinde Batı tarafından azgelişmiş ülkelerde devleti "dört bir yandan kuşatmak" için kullanıldığı da bir başka gerçek.

Peki, güzel bişey çirkin bişey tarafından üretilmişse ne yapacaksınız?

Globalleşme demek, Batı'nın kendi değerlerini bütün dünyaya kabul ettirmesi demek. Peki, Batı'nın değerleri ne demek? İki şey demek: ekonomik bakımdan kapitalizm ve siyasal bakımdan da insan hakları. Zaten Batı da fakir ülkeleri bu iki cepheden sıkıştırıyor. Bir yandan mal, hizmet ve sermaye dolaşımı serbestleşiyor, bir yandan da insan hakları uygulamaları denetleniyor.

Ekonomik konuda Batı'ya karşı durmak şu anda güç. "Yerli Malı" haftalarında ilkokul çocukları okula incir ve üzüm yerine çikita muz ve kivi götürmeye başlamışlarsa, gerçekten güç. Batı burada fena vuruyor.

Peki, öteki konuda, siyasal konuda durum nasıl?

Çok farklı. Batı'nın insan haklarını kullanarak ulus-devleti zayıflattığı doğru ama, bu zayıflatılan ulus-devlet arkaik, ilkel ve geri olduğu için doğru. Acaba biz kendi insanımıza insan muamelesi yapsak, ulus-devlet gene böyle zayıflatılabilecek mi? Yada, soruyu farklı soralım: Böyle bir devletin zayıflatılması çok mu acayip?

Dün, Dışişleri'nden bir sınıf arkadaşımla oturmuş konuşuyorduk. Houston'daki fuar için Türkiye'den sanatçı gitmesi gerekmiş, Türkiye'yi temsil etmesi için Amerikalıların alıştığı türden uluslararası sanatçı bulmakta güçlük çekiyorlarmış. "Hem uluslararası tanıtım konusunda tecrübemiz az, hem düşmanımız çok, hem de yararlanabileceğimiz kadrolar Batı ülkelerindekine oranla çok çok sınırlı" dedi.

"Eğer bütün sorun bundan ibaret olsa, öp de başına koy" dedim. Çünkü bunlara ilaveten hem Dışişleri Bakanlığı olarak kimi devlet kurumlarının (İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü...) ülkeyi yurtdışında küçük düşüren binbir uygulamasını nasıl izah edeceğim diye her Allahın günü kafa patlatması gerek, hem de sevgili devletimiz eldeki sınırlı kadroyu durmadan kesip doğramayı "devleti kurtarmak" sayıyor.

Türkiye, bugüne kadar "sınırlı kadro" olarak, hedef aldığımız Batı'nın ölçülerine uygun olarak, üç sanatçı yetiştirdi: Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Aziz Nesin. Üçüne de devletin ne yaptığı ortada. Geçenlerde, Alman federal parlamentosuna seçilen tek Türk milletvekili olan bir genç geldi, "Türkiye'yi dışarıda savunmak çok güç" dedi.

İnsan hakları, Batı tarafından eskiden beri içişlerine müdahale için kullanılıyor. Bu doğru. İnsan hakları, globalleşmenin çirkinliğini örtmek için de kullanılıyor, bu da doğru.

Ama, sen adam ol da, Batı'ya bu fırsatları vermemek için ülkende insan hakları sorunu bırakma. Üstelik ve daha önemlisi, kendi insanına insan muamelesi yapmış olacaksın. Batı istese de, istemese de.



Böyle bir durumda, "İnsan hakları çirkin globalleşmenin bir parçasıdır" yada "İnsan hakları ulus-devleti zayıflatıyor" anlamına gelecek şeyler mırıldanmanın pek anlamını göremiyorum.


Kataloq: pre2000
pre2000 -> Bu hafta da mayıs'ı konuşmak istiyorum. Mayıs rezaletini. Çünkü gerçekten rezaletti
pre2000 -> Türkiye'de İnsan Hakları Uygulamaları ve Türkiye'nin Diplomatik İlişkileri 1980-1994
pre2000 -> Televizyonda "tefriT" İle "İfrat" Baskın Oran
pre2000 -> Lozan'da azinlik ve insan haklari baskın Oran
pre2000 -> Birisini ilk defa görmeye gidiyorum ve şu 54
pre2000 -> 'ınız hayırlı olsun. Hayırlı olacağı muhakkak, çünkü dergimiz gerçekten
pre2000 -> Üzerinde en fazla tartışma olan sultan
pre2000 -> Tanker uçaklarımız geliyor
pre2000 -> “Iğdır’da 1915-1920 yılları arasında yaşanan Ermeni mezaliminde ölen Türkler anısına 42 metre boyunda dev bir ‘Soykırım Anıtı’ inşa ediliyor. Anıtın yanında bir de ‘Soykırım Müzesi’ yer alıyor
pre2000 -> "Hıyar" derken, aklıma geldi

Yüklə 18,36 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə