İnsanlık tarihinin her döneminde hayvan imgesi, insanın yaratımlarına ilham kaynağı olmuş, bu ilham, sanata, edebiyata, folklo



Yüklə 48,97 Kb.
tarix24.02.2018
ölçüsü48,97 Kb.
#43276

Hayvan İmgesi ve Resimli Çocuk Kitaplarına Yansımaları

Animal Image and Reflection in Illustrated Childrens Books

Arş. Gör. Sevgi Can Pekmezci

H. Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi

Grafik Bölümü

sevgican@hacettepe.edu.tr



Özet: Her sektörün hızla kendini teknolojiye teslim ettiği günümüzde, çocuk kitapları da artık enteraktifleşerek, çocuğa ekrandan seslenmeye başladı. Çocuk, eliyle tutamadığı, kokusunu hissedemediği, resimlerini okşayamadığı sanal kitaplardan [sahte ortamdan] sevgiyi, dostluğu, iyiliği öğrenmeye çalışıyor. Basılı çocuk kitapları ise tüm bu sanal gelişmelere karşın, kimsenin kolay kolay vazgeçemeyeceği “hazineleri olarak raflardaki yerlerini korumaktadırlar. Bu hazinelerin en önemli motiflerinden olan hayvan imgesini özenli ve basmakalıp bilgilerden arındırarak yaratmak, çocukların hayvana bakışında daha önyargısız olmalarını, onları tanımaya, bilmediği özelliklerini keşfetmeye yönelmelerini sağlar. Geleceğin, çevresindeki her canlının yaşam hakkına saygı gösteren, insanı yüceltmeden, içinde yaşadığı doğanın sisteminin bir parçası olabilen duyarlı kuşaklarını yetiştirmek, toplumların en önemli amaçlarından biri olmalıdır.

Anahtar Sözcükler: Resimleme, Çocuk Kitapları, Hayvan İmgesi, İnsan-Hayvan İlişkisi

Abstract: Each sector cede itself very quickly to technology today, accordingly childrens books are being more interactive and starts to speeks to childrens through display. A child try to learn love, friendship and goodness thorugh imaginary books, from fake ambient, which the child can’t hold with his hand, can’t feel the smell and can’t caress the illustrations. Although this imaginary development the printed childens books keeping their place on our libraries like a treasure. Very carefully and purified to platitude informatively creating an animal image, who the most important motive of these treasures, can change the prejudgemently view of child to animal, and provide the child to inducement to know and discover an animal. The most important mission and aims of communities must be breeding sensitive generations, who respect all alives claim of life arround him and who can be a part of a nature system, without deification of a human.

Key Words: Illustration, Childrens Books, Animal Image, Human-Animal Relation

Kitap, yüzyıllardır eğitimin ve genel anlamda bilgi ve kültür yayımının temel araçlarından biridir. Teknolojik yenilikler, gelişmeler, gelişen tasarım, çizim, illüstrasyon zenginliği, bu alanın önemli bir sanayi haline gelmesine neden olmuş ve kitabın niteliğini artırmıştır. Kitabın insanlara ulaşım olanakları zenginleştiğinden, etki alanları da buna paralel olarak genişlemiştir. Hangi düzey ve yaş grubu için hazırlanmış olursa olsun, kitap önemini ve işlevini artırarak günümüze ulaşmıştır.

Çocuklar için kitabın bir bilgi kaynağı olması yanında içerdiği resimsel yaklaşım ve grafik tasarım zenginliği ile de önemli bir görsel eğitim aracı olmak gibi bir görevi vardır. Bu özellik verilmek istenen bilgi, mesaj; öğretinin görme ve algı zenginliği yaratmasına ve amaçlanan etkinin kuvvetlenmesine neden olan önemli bir unsurdur. Çocukta görsel eğitim okuma eğitiminden önce başladığından, resimli kitapların, çocuk eğitiminin her aşamasında ilgi çekecek biçimde ele alınmasına neden olmuştur.

İnsan – Hayvan İlişkisi

İnsanlık tarihinin her döneminde hayvan imgesi, anlatım ve iletişim öğesi olarak sürekli ele alına gelmiş, insanın yaratımlarına ilham kaynağı olmuş, bu ilham, sanata, edebiyata, folklora ve eğitime yansımıştır. Hayvanların dünyası insan zihnini öteden beri beslemiştir. Bunun sonucunda, insanların hayvanlarla ilişkisi, tarihin her döneminde ilginç örneklerle karşımıza çıkmıştır. Mağara duvarlarındaki resimlerde rastladığımız, 20,000 yıl öncesinden günümüze ulaşan av sahnelerindeki hayvan betimlemeleri, bu ilişkinin başlangıcının ilk örnekleri sayılmaktadır.(Resim.1)





Resim 1. Jericho Mağarası resimlerinden bir hayvan motifi Resim 2. Mısır, “Ölüler Kitabı”ndan bir hiyeroglif, M.Ö.1300

Tarihin ilerleyen dönemlerinde Mısır’da görkemli sfenkslerde ve hiyerogliflerde (Resim.2), Orta Asya Sanatı’nda, Hitit, Asur Roma, Grek Uygarlıkları mitolojilerindeki kabartma ve heykellerde, yazılı ve sözlü edebiyat geleneğinde, hayvanların önemli anlatım motifleri olarak işlendiği görülmektedir. Hayvan imgesi, La Fontaine ve Ezope’un fabllarında, Bosch ve Brüegel’in resimlerindeki masalsı tavırda, Siyah Kalem Mehmet’in ironik ve fantastik anlatımı gibi tarihin, plastik sanatların ve edebiyatın her alanında pek çok örnekte can bulmuştur. Hayvan imgesi, Fransız ırabiliminin (davranış biyolojisi) öncülerinden, aynı zamanda nöropsikiyatr, psikanalist ve psikolog olan Boris Cyrulnik’in değindiği gibi yaşamımızı değişik boyutlarda etkileyen motiflerden biridir:

Günlük yaşamımızda yoldaşımız olan hayvanlar, aynı zamanda düşüncelerimizin dayanakları arasındadırlar. Onlar inançlarımızı simgelediler, masal ve söylencelerimizi doldurdular, kendimizi daha iyi anlayabilmemizi sağlamak üzere, hiç aklımızdan çıkmadılar. (Cyrulnik 2003:119)

Ademoğlu ilkin başka canlılara bir “av” olarak başlamıştır yaşam serüvenine. Hayvanla arasında “av-avcı” olarak başlayan ilişkisi, insanın hayatta kalma ve ardından doğaya üstün gelme hayaliyle, önce “avcı - av”a, hayvanı evcilleştirme sürecinden sonra da “avcı - av arkadaşı”na dönüşmüştür. İleriki dönemlerde insanoğlunun bu evcilleştirme, sahip olma ve hükmetme hırsı, sadece hayvanlarla sınırlı kalmamış, kendi türünü de kapsamış ve tarihteki efendi-köle ilişkisinin temelini oluşturmuştur.

Binlerce yıldır insan kendi yarattığı dinsel, bilimsel, felsefi geleneklerle türünün diğer tüm türlerden apayrı olduğunu, insanın eşsiz bir konumu olduğunu iddia etmiştir. Bu sebeple de çevresindeki tüm diğer türlerle arasına aşılmaz sınırlar koymuştur. Ortak geçmişine ve evrimsel olarak benzerliklerine rağmen, “biz” ve “ötekiler” olarak doğadaki tüm canlılardan kendisini ayrı tutmuş ve aslında hayvan olan kökenini hep inkar etmiştir. Kendini hayvanların özellikle maymunların zengin dünyasını keşfetmeye adamış, paleontolog ve antropolog olan Pascal Picq bu inkarı en açık biçimde tanımlamaktadır. Ona göre:

İnsan düşünen tek hayvan değildir, ama bir hayvan olmadığını düşünen tek hayvandır. (Picq 2003:8)

Tarih boyunca insan, hayvan türlerini ve yararlanılabilecek özelliklerini keşfettikçe, onları çeşitli amaçları için kullanmış, ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir “kaynak” olarak görmüştür. Sonraları bir haberci olarak kullanılan hayvan, kimi zaman tüm yük sırtına yüklenerek, taşıyıcı yapılmış; kimi zaman da en kanlı savaşlarda insanoğlunun üstünlüğünü kanıtlamak, belki de kusurlarını örtmek için mücadeleye ortak edilmiştir.

İnsanoğlu hayvanları, bir ticaret malı olarak kullanmış, dövüştürmüş, kafese koyup, egemenliğine alarak “bizim” yapmıştır. Onların esaretleriyle eğlenmiş, ruhunu dinlendirmiştir. İnançları gereği öldürüp, kurban adını koyarak vicdanını rahatlatmış, dileklerine karşılık adak etmiş, giderek yok olan maneviyatını kanlarıyla gizlemiştir. Kutsal ilan edip tapınmış; şeytan damgasıyla lanetlemiştir. Bazen yoldaş saymış, bazen süs eşyası olarak yanında gezdirmiş, kimi zaman da bir sevgi hayvanı olarak evlatlarının yerine koymuştur. Severken yemiş ve giyim için kullanmıştır onları. Farklı renk ve boyutlarda üretip, çocuklarına canlı oyuncak yapmış, onların yaşamlarından, kendisine uzun ve genç yaşamın sırlarını aramıştır... Kısacası Hayvan-oğlu hiçbir türden çekmemiştir Adem-oğlundan çektiği kadar.

Hayvanı ilkin yemek üzere avladık, sonra insana yaklaştırdık, evcilleştirdik, yetiştirdik; derisini, gücünü, etini kullandık. Bugün, organlarının niteliklerini kullanmayı umuyoruz. Sonuç olarak, hayvanların yaşamsal gücünü kendine mal etmek, insanlığın çok eski bir düşü… (Digard, 2000:116)

Çocuk ve Hayvan İmgesi

Çocuk ve hayvan arasındaki ilişki ise yetişkinlerin aksine, sevgi üzerine kurulu bir ilişkidir. Çocuk, hayvanı kendine yakın bir varlık, bir arkadaş olarak görür. Hatta evde beslediği hayvanı, evin bir bireyi gibi görür ve onu akrabalık zincirine dahil eder. Freud’a göre: “… çocuğun hayvanla ilgili davranışları, bir çok bakımdan hayvanlarınkine benzemektedir. Çocuk hayvanları kendisinden daha aşağı varlıklar gibi görmez. Hayvanları kendisine eşit sayar.” <http://freud.hypermart.net/ totem.htm>


Çocuk, bembeyaz bir sayfaya resim yapar gibi öğrendikleriyle, deneyimleriyle dakika dakika doldurur zihnini. Zaman içerisinde oluşan bu resim, bir bakıma da çocuğun hayata bakışının temellerini oluşturur. Bu görüş aslında, başta Freud olmak üzere pek çok psikanalistin bilinçaltıyla ilgili araştırmalarının da kaynağını oluşturmuştur. Psikiyatrların klinik tedavileri sırasında, ilk olarak hastalarının çocukluklarına inmeye çalışmalarının altındaki neden de budur. Çevresinde gördüğü her şeyi incelemeye, tanımaya çalışan, ağzımızdan çıkan her sözcüğü ya da davranışı tıpkı bir kasete kaydedermişçesine, en küçük detayına kadar hafızasına alan çocuğun gelişimi için, doğru, nitelikli ve yaş düzeyine uygun ürünlerin seçimi bu yüzden çok önemlidir. Karşılaşacağı her olay, her insan, her hayvan, her kitap,… onun zihnine ekleyeceği (hatta kazıyacağı) yeni bir deneyim olarak bu bembeyaz sayfadaki yerini alacaktır.

Genel eğitim kapsamında resimli çocuk kitaplarının hazırlanmasında arkadaşlık, oyun, aile, sevgi,... gibi kavramların kullanılmasının yanı sıra, çocuğun doğayla tanışmasını sağlayacak kavramlar da anlatılmaktadır. Dolaylı anlatım ve eğitim yollarından biri olarak da hayvan imgesi, çocuk kitaplarında en çok kullanılan ve önemle ele alınan öğelerdendir.

Doğaya yaklaşım açısından, hem arkadaşlık ve dostluk kavramlarını aşılamaya çok yatkın olması hem de hayvan dünyasının renkliliği ve çok çeşitliliği sayesinde hayvan, çocuk için zengin bir öğedir. Hangi kültürde olursa olsun çocuk, hayvana ilgisiz kalamaz, dokunmak, sevmek, sahiplenmek ister. Çevresindeki insanlardan farklı olarak gördüğü her şeyi incelemek isteyen çocuk için hayvan, çok heyecan verici, gizemli ve merak konusu bir canlıdır. Hayvanlar alemi, anatomik yapıları, tür çeşitlilikleri ve farklı yaşamsal-davranışsal özellikleriyle büyükler olduğu kadar çocuklar için de sırlarla dolu, keşfedilmesi gereken bir dünya olarak görülmektedir. Bu nedenle de ülkemizde okul öncesi ve okul dönemi çocuklar için yayımlanan resimli çocuk kitaplarında karşılaştığımız hayvan imgelerinin, ileriki yaşlarda çocuğun, çevresine ve hayvanlara olan bakış açısını değiştirebileceği düşünülmektedir.

Hayvan öğesinin çocuk kitaplarında kullanılması, çocuğun doğada kendi dışında birçok farklı varlığın yaşadığını kavraması açısından önemlidir. Çocuk öncelikle kendisinin insan olduğunu öğrenir. Daha sonra, farklı bir canlı olarak hayvanı tanır ve insanla hayvan arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri öğrenmeye başlar. Doğada yaşayan diğer canlılardan farkımızı öğrenmek onlara ikinci bir dünya kazandırır. Çok basit bir biçimde de olsa çocuğun ekolojik sistemin parçalarını öğrenmesini sağlar.


Hayvanları tanımak, ister istemez kendimiz, kökenlerimiz, geleceğimiz konusunda özümüzü sorgulamaktır; biraz daha az kibirle doğadaki yerimizi yeniden keşfetmektir; bizlerin de, insansıların evrim geçiren soyunun son örnekleri olduğumuzu akıldan çıkarmamaktır. (Matignon 2002:12)

Çocuklar, hayvanların çoğunu doğal ortamlarında tanıma, gözlemleme olanağından yoksun olduklarından birçoğuyla ancak kitaplar sayesinde tanışabilirler. Bu yüzden kitaplarda hayvan karakterlerinin yanlış tasvirleri, çocukların her gördüğünden şekillenen hayal gücüne yanlış imgeler kaydetmesine, hayvanları yanlış tanımasına, büyüdüğünde ise hayvanlara önyargıyla yaklaşmasına neden olabilmektedir. Hayvan öğesinin doğru tasvirleri sayesinde çocuğa, doğada yaşayan tek türün insan (kendi) olmadığını ve insanın insan olmaktan kaynaklanan farklı yapısı nedeniyle diğer canlılara karşı koruyucu, özenli ve sevgi dolu olması gerektiği anlatılmalıdır. Korkuların ve ön yargının insanda öğrenim sürecinden sonra geliştiği düşünülürse, çocuğun her nesneye ve canlıya sevgi dolu yaklaşması doğal bir tavırdır. İnsanın yaşı büyüdükçe, toplumsal, çevresel etkiler ve şartlandırmalarla giderek ön yargıları ve korkuları, hayvan sevgisinin önüne geçerek büyür. Bu nedenle toplumsal olumsuz etkilerin olumluya çevrilmesi, hayvan-insan ilişkisini kendi doğal seyrine bırakması açısından gereklidir.

Çocuk kitaplarında hayvanlara birer kişilik yüklenmesi, ileride çocukların insan ilişkilerinde karşılaşabilecekleri olay örneklerini tanıdık kılar ve insanların davranış biçimlerinin nedenlerini algılamalarını kolaylaştırır. Empati kurmasını sağlar.

Resimli Çocuk Kitaplarında Hayvan İmgesi


Dünyada, insana ve geleceğe yatırım yapmayı amaç edinen ülkeler öncelikli olarak çocuklar için üretmektedirler. Çünkü nitelikli, estetik duyarlılık sahibi kuşaklar ancak bu şekilde yetişebilir. Çocuk kitapları yayıncılığı da bu düşünce paralelinde gelişmiş ve sürekli eğitimin değişik aşamalarında yararlanılan bir eğitim yöntemi olarak benimsenmiştir. Maurice Sendak, (Resim.3), Eric Carle (Resim.4), Anthony Browne (Resim.5), Antoon Krings (Resim.6), Adolf Born, Helme Heine, Dick Bruna, Josef Wilkon (Resim.7) ve Bob Staake gibi resimlemeciler, çocuklar için düşleyen, üreten ve bu üretimde hayvan imgelerinden yola çıkan eserleriyle dünya çapında ünlenmiş sanatçılardır.



Resim 3. Maurice Sendak - “Canavarlar Ülkesinin Kralı” – 1963 Resim 4. Eric Carle - “Çok Aç Tırtıl”



Resim 5. Anthony Browne - “Parktan Sesler” Resim 6. Antoon Krings Resim 6. Josef Wilkon

İnsan ve hayvanın birlikteliği ve iletişimi, Türk çocuk edebiyatına da yansımakta, bunun sonucunda da hayvanı konu alan sayısız örnek karşımıza çıkmaktadır. Can Göknil (Resim.7),

İsmail Kaya (Resim.8), Selçuk Demirel(Resim9), Nazan Erkmen (Resim.10), Ferit Avcı (Resim11) ve Feridun Oral (Resim 12) gibi resimlemeciler de nitelikli özgün hayvan karakterlerini çocuk kitaplarına kazandırmışlar ve bu alanda yurtdışında ülkemizi temsil etmişlerdir.



Resim 7. Can Göknil- Resim 8. İsmail Kaya - “Küçük Karganın Bir Günü” Resim 9. Selçuk Demirel - “Komşunun Kedisi “Süper Karga”



Resim 10. Nazan Erkmen Resim 11. Ferit Avcı - “Kırmızı Fili Gördünüz mü?” Resim 12. Feridun Oral- “Dağınık Karga” “Sarayın Süslü Kedisi”

Türkiye’de 2003 yılında okul öncesi dönem çocuklar için, yaklaşık 1000 adet resimli çocuk kitabı basılmıştır. Bu kitapların yarıdan fazlasını çeviri kitaplar, geri kalanını da ülkemiz yazar ve resimlemecilerinin ortak çalışmaları sonucu hazırlanan kitaplar oluşturmuştur. Sadece Ankara’da 40 adet yayınevi, çocuk kitabı basımı yapmaktadır. Türkiye genelinde düşünüldüğünde bu oranı kesin rakamlarla belirtmek neredeyse imkansızsa da, Neverland Çocuk Kitabevi’nden alınan veriler, bu kitapların %80’e yakın bölümünün hayvan öykülerinden oluştuğunu göstermektedir. Bu kadar büyük bir oran, hayvan imgesinin çocuk kitapları için ne kadar önemli bir öğe olduğunu ve bu yüzden önem verilmesi gerektiğini bize bir kez daha hatırlatmaktadır.

Ülkemizde yayımlanan (çeviri kitaplar hariç) hayvan öykülü çocuk kitaplarının bir çoğunda hayvan imgesine gereken önemin verilme yol ve yöntemleri tartışma konusudur. Kitaplarda yer alan resimlemenin estetik yönü, etik anlayışa ve pedagojiye uygunluğu bu kapsamda ele alınması gereken hususlardır.

Kitaplarda yer alan hayvan tiplemeleri, çoğunlukla anatomik olarak yanlış ve abartılı yansıtılmakta ya da hayvanların yaşam ortamları, davranış ve karakter farklılıkları bilinmeden, araştırılmadan çocuğa sunulmaktadır. Bu tür olumsuzluklar çocuğun her gördüğünden etkilenerek, şekillenen dünyasında, hayvanları yanlış tanımasına ve onlar hakkında kesin hükümler vermesine neden olabilmektedir.

Kitaplarda genel olarak görülen başka bir sorun da, hayvanların türlü sıfatlarla nitelendirilmeleridir. İnsan ırkı için genelleme yapmak ne kadar zor ve birçok konuda da imkansızsa, hayvanlar için de aynı zorluktadır. Ancak kendi dışındaki her şey için fazla inceleme yapmadan, kolayca hüküm vermek bir çok insan için ne yazık ki alışılmış bir davranıştır. Bir kediyi nankör, tilkiyi kurnaz veya tavuğu ödlek gibi, hayvanları sayısız hayvan-sıfat bağdaştırmalarıyla nitelendirilmesi ve bunun zaman içinde kolayca benimsenip, kalıp bir düşünce olarak yerleşmesi, şaşırılmaması gereken bir durumdur. Bir takım karakter özellikleri, türlere mâl edilmiş ve anlatımlarda türlerin hep bu özellikleri üzerinde durulmuştur. Halbuki hayvan da tıpkı insan gibi birçok farklı duyguyu, kendine has özelliği, karakter yapısını içinde barındırır ve tek bir sıfatla nitelendirilemez. Yani nankör kediler olduğu kadar, “nankör olmayan”, “değer bilir” kedilerin de varlığından şüphe yoktur. Bu yüzden hayvan imgesini daha özenli ve basmakalıp bilgilerden arındırarak yaratmak, çocukların hayvana bakışında daha önyargısız olmalarını, onları tanımaya, bilmediği özelliklerini keşfetmeye yönelmelerini sağlar.

Çocuk, hayvanı tanırken kendi türünü de keşfeder. Doğada kendi yerini ve konumunu sorgulaması, doğanın insan merkezli olmadığını, milyarlarca farklı türün bir arada yaşadığını bu yüzden her canlıya saygı gösterilmesi gerektiğini öğrenir. Her hayvanın kendine ait, diğerlerinden farklı bir dünyası olduğunu ve hayvan türleri arasında soğuk-sıcak, iyi-kötü, güzel-çirkin gibi nitelendirmeleri yaparken önyargılarıyla değil, onların bu davranışlarının biyolojik ve yaşamsal nedenlerden kaynaklandığını göz önünde bulundurarak değerlendirmeler yapması gerektiğinin bilincine varır.


Ortak atalarımıza, ortak yaşam mekanlarımıza rağmen, aynı havayı soluduğumuz hayvan dostlarımızla insan arasında giderek büyüyen uçurumu yok etmek, azalan paylaşımı ve yitirilen sevgiyi yeniden kazanmak; giderek daha fazla çıkar ve mecburiyet ilişkisine dönüşen hayvan - insan birlikteliğini, bir sevgi, şefkat ve saygı ilişkisine kavuşturabilmek, toplumların öncelikli hedefleri arasında yer almalıdır.

Sonuç olarak, resimli çocuk kitaplarında hayvan imgesinin, insanın bir başka insan yerine hayvanlar aleminden seçilen örneklerle psikolojik, sosyolojik motifler olarak kullanılması, içinde yaşadığımız doğayı her yönü ile yeniden keşfetmemizi sağlamakta ve insanoğlunun ben-bencilliğini “BİZ”e dönüştürmede olumlu yaklaşımlar sunmaktadır. Doğayı ve hayvanları koruma, yaşamı onlarla birlikte paylaşabilme bilincine sahip, çevresindeki her canlının yaşam hakkına saygı gösteren, insanı yüceltmeden, içinde yaşadığı doğanın sisteminin bir parçası olabilen, geleceğin duyarlı kuşakları bu ancak bu tarz yaklaşımlarla yetiştirilebilir. Bu nedenle çocuklarımıza ekolojik değerler sunan, estetik, psikolojik ve pedagojik yönden donanımlı çocuk kitapları hazırlanması öncelikli sorumluluklarımızdan olmalıdır.




KAYNAKÇA

ATAUZ, Akın. “Cogito – Hayvan: İmge, Simge, Gerçeklik”, Yaz 2002

BATUR, Enis. “Doğu ve Batı Kültürlerinde Düşsel Varlıklar

< http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/2.asp >

BENJAMIN, Walter. Çocuklar, Gençlik ve Eğitim Üzerine. Ankara: Dost Kitabevi Yayınları, 2001.


(orj. Suhrkamp Verlag, 1973).

BORGES, Jorge Luis. Düşsel Varlıklar Kitabı. İstanbul: Mitos Yayıncılık, 1996.

CYRULNIK, B., P. PICQ, J. P. DIGARD, K. L.MATIGNON. Hayvanların En Güzel Tarihi. Ankara: Türkiye
İş Bankası Kültür Yayınları, Ocak, 2003.

CRANE, Walter. The Decorative Illustration of Books (1896). London: Senate, 1994.

DAVIS, Marian Stamp. Hayvanların Sessiz Dünyası. Tübitak, 1999.

FLORES, Nona C. “Animals in The Mitle Ages.” New York&London: Routledge,1996.

MANGUEL, Alberto. “Cogito – Hayvan: İmge, Simge, Gerçeklik.” Yaz 2002.

MORRIS, Desmond. Hayvan-İnsan Sözleşmesi. İnkılap Kitabevi, (Çev. M.

Harmancı), 1991.

YAVUZER, Haluk. Çocuk Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1996.


Hypermart Page 20 Ocak 2004

<http://freud.hypermart.net/totem.htm>
Kataloq: ~pekmezci

Yüklə 48,97 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə