İsmail arabaci kiMDİR


Kaynaklar: 1. ATLAS aylık coğrafya ve keşif dergisi. Mart 2003. Sayı 120



Yüklə 2,91 Mb.
səhifə16/59
tarix31.10.2017
ölçüsü2,91 Mb.
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   59

Kaynaklar:

1. ATLAS aylık coğrafya ve keşif dergisi. Mart 2003. Sayı 120


2. www.kafkas.org.tr

3. Prof. Dr. Nadir DEVLET. Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi – Çağdaş Türkiler. Çağ Yayınları.



ÇERKES TARİHİ

Çerkesler kendilerini ‘’Adige’’ diye adlandırır. ‘’Çerkes’’ tabiri ise Çerkes olmayan milletlerin taktığı bir isimdir. Çerkeslerin tarih öncesindeki anavatanlarının sınırları Kırım yarımadası, Karadeniz’in kuzey kısımları, Don nehri ile Volga nehrinin birbirlerine yaklaştıkları yerlerden güneye doğru Kafkas dağları ve en güneyde İngur nehrine kadar tüm Karadeniz kıyıları ve tüm kuzeybatı Kafkasya’yı kapsıyordu. Hunların, Moğolların, Timur’un ve Tatarların baskısıyla gün gün kuzey yörelerinden güneye doğru çekilmek zorunda kalmışlardır. Çerkesya, yani Çerkeslerin tarihi anavatanı şimdi parçalanmış, yüzyıllık kolonizasyon politikası sonucu büyük ölçüde Ruslaştırılmış bir coğrafya olmuştur. Büyük Kafkasların kuzeyinden Kuma ve Kuban nehirleri havzalarına kadar uzanan bu topraklarda Çerkesler, üç küçük cumhuriyet içerisinde belli bölgelere sıkıştırılmış durumdadır. Adige Cumhuriyetinde 125.000 (toplam nüfusun %25’i), Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde 40.000 (toplam nüfusun %10’u), ve Kabardey-Balkar Cumhuriyetinde 365.000 (toplam nüfusun %50’si) Çerkes yaşmakta ve bu cumhuriyetlerin sınırları dışında yoğunluklu olarak Tuapse şehri ve çevresinde olmak üzere 10-15 bin kişilik bir Çerkes nüfus daha bulunmakta, bu da Kafkasya’da kendi anavatanlarında 550.000 kişilik azınlık bir nüfus anlamına gelmektedir.

Çerkesler, tarihin bilinen en eski devirlerinden beri Kuzeybatı Kafkasya’da yaşayan yerli halklarından biridir. MÖ. III.bin yılın ikinci yarısına tarihlendirlen Maykop kültürü ve Dolmen kültürü kadim Çerkes-Abaza halkıyla bağlandırılmaktadır. Eski Kuzey Kafkasya tarihinin sonraki aşaması Sint-Meot kültürünün geliştiği MÖ. I. Bin yılında ise Kuzey Kafkasya’nın asıl nüfusunu Meotlar ve Karadeniz sahilinin onlarla akraba kavimleri oluşturuyordu. Sint, Dandari, Fatey, Kerket, Zih, Henioh ve diğerleri ‘’Meot’’ kavimleri olarak biliniyordu. Çerkes adının da ‘’Kerket’’ kavminin adından geldiği kabul edilmektedir. Onların yaşadığı topraklar tarih boyunca pek çok istila, pek çok savaş görmüştür. MS. 4. yüzyılda Hristiyanlık Kafkasya’ya girmeye başlamış ve Bizanslılar aracılığıyla yayılmıştır. Hun akınlarını Bizans saldırıları, Hazar egemenliğini göçebe bozkır kavimlerinin istilası izlemiş ve en büyük acılar, en korkunç yıkımlar Cengiz Han’ın Moğol ordularının gelişiyle yaşanmıştır. Ancak, Çerkesya 16. yüzyıldan itibaren yeni güçlerin, Osmanlı ve Rusya’nın mücadele alanı haline geldiğinde bugünkü kaderini belirleyecek yeni sürece de adım atmış olmuştur.

Ruslar gelmeden önce Çerkesler kuzeyde Don nehri ağzından güneye Abhazya’ya; batıda Azak ve Karadeniz kıyılarından güneydoğuda Sunja’ya kadar geniş bir alana yayılmış olarak yaşıyorlardı. Batıda en yakın komşuları Kırım Tatarları, Kuban ve Kuma nehirlerinin kuzeyinde ise göçebe Nogaylardı. Güneybatıda ve güneyde, Kafkas sıradağları boyunca Abhaz ve Gürcü prenslikleriyle sınırdılar.Merkezi Kafkasya^da ise dağlık bölgelerde yaşayan Osetler ve Türk boyları Karaçay-Balkarlar ile komşuydular. Doğuda Vaynahlar (Çeçen ve İnguşlar), en doğu uçta ise Dağıstanlılar bulunuyordu. Geçim esas olarak tarım ve hayvancılığa dayanıyordu; zanaat da vardı. Çerkesler nüfus ve siyasi güç olarak Kuzey Kafkasya’daki en büyük halktılar. Kırım Tatarları aracılığıyla Osmanlılarla tanıştıklarında onların hükümranlığını hemen kabul etmediler. Müslümanlık Çerkeslere bu dönemde girmeye başlamış fakat eski geleneklerini de bırakamamışlardır. Tamamen Müslümanlaşmaları 1700’lü yıllarda olmuştur. O dönemde Çerkes ülkesine sefer düzenleyen Osmanlı ve Kırım Tatar orduları büyük zaiyatlarla döndüler. Rusya Osmanlı’nın Kafkasya’ya yayılmasını, Osmanlı’da Rusya’nın Karadenize ulaşmasının engellemek istiyordu. Kırım Hanlarının baskınlarından ve onlara ödenen ağır vergilerden bunalan Çerkesler başlangıçta Rusya’nın desteğini talep etmiş ancak Rusya’nın işgalci amaçlarını çok çabuk fark ederek Osmanlı’ya yönelmişlerdi. Bu iki devletin Kuzey Kafkasya’ya hakim olma arzusuna bağlı olarak savaşlar, ayaklanmalar birbirini izledi. Mücadeleden Rusya galip çıktı ve 19. yüzyılda Kuzey Kafkasya Rusya’nın hakimiyetine girdi.

Asıl darbe Kafkas-Rus savaşı tarihinde önemli bir yer tutan Rus General Yermolov döneminde (1816-1827) vuruldu. Kanlı harekatlar ve veba salgınları, Kabardeylerin 300.000 den fazla olan nüfusunu 1818’de 35.000 kişiye kadar indirdi ve Rusya hakimiyetinin kabuluyle sonuçlandı. Çerkeslerin ‘’Yer Molla’’ lakabını taktığı Yermolov 1822 yılında bütün Kabardey bölgesini yakıp yıktı. Aynı yıl Nalçik istihkamı inşa edildi. Rus hakimiyetini kabul etmek istemeyenler Kuban nehrinin karşı tarafına, henüz bağımsız olan Batı Çerkesya’ya geçerek mücadeleye devam ettiler. Çerkesya’nın siyasi konumu, 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşının bitiren Edirne Antlaşmasıyla tamamen değişti. Osmanlı imparatorluğu Çerkesya’yı Rusya’ya bırakıyordu ama ortada garip bir durum vardı. Karadeniz kıyısındaki birkaç kale dışında Çerkesya hiçbir zaman Osmanlı toprağı olmamıştı. Dini bağlılıktan öte Çerkesler de hiçbir zaman kendilerini Osmanlı sultanının tebası olarak görmemişlerdi. Rusya için asıl orun bundan sonra başlıyor, antlaşmayla elde ettiği toprakları fethetmesi gerekiyordu. Osmanlı padişahının ‘’Çerkesleri ve topraklarını Rus Çarına verdiği’’ haberi Çerkesler arasına yayılma başlandı ve savaşı bırakmaları istendi. General Malinovski Çerkeslere barışçı bir yaşamın nimetlerini anlatarak onları Rusya’ya itaat etmeleri için iknaya çalışır: ‘’Biliyorsunuz Edirne antlaşmasına göre Sultan hepinizi ve Kafkasya’yı ebediyen Rus Çarına verdi.’’ Yaşlı bir Çerkes, ağaca konmuş kuşu göstererek ‘’General, iyi sözlerin hatırına ben de sana ebediyen şu kuşu veriyorum, alabiliyorsan al’’ diye cevapladı. Edirne antlaşmasından sonra Çar I. Nikola yönetimi, yüzlerce yıllık deneyiminin ışığında Kuzey Kafkasya’daki problemi somut olarak tanımladı:’’ Kafkasya’nın fethi başka türlü gerçekleşmeyecekti. Çerkesler topraklarından sürülmeli ve yerlerine Ruslar yerleştirilmeliydi ve nitekim öyle de oldu.

Kuzey Kafkasya halklarını ortak mücadele için birleştirmek amacıyla efsanevi lider Şeyh Şamil 1846’da Kabardey’e geldi. Ancak zorlu savaşlardan ve veba salgınından sonra iyice zayıflayan Kabardeyler tekrar ayaklanmayı göze alamadılar. Şeyh Şamil Dağıstan’a geri döndü. Hemen ardından onu destekleyen bazı prensler de Kuban nehrinin ötesine geçmek veya Osmanlı’ya sığınmak zorunda kaldılar. 1859’da Şeyh Şamil’in kesin yenilgisi ve esir alınması Çarlığın bütün dikkatini ve güneydeki Çerkesya’ya kaydırmasını sağladı. Çerkesya’yı fetih için 1820’lerde bölgede bulunan 30.000 kişilik Rus ordusu, 1850’de zaten 200.000’e çıkmıştı. Kafkas-Rus savaşında ve Çerkeslerin bağımsızlık mücadelesinde din hep önemli bir faktör oldu. Fakat, Ruslar, dini Çerkeslerin göç etmesi için ustaca kullandılar. Çerkesler arasında, Rusların hakimiyeti altında dinlerini kaybedecekleri propagandası yapılıyor ve Osmanlı topraklarına göçe özendiriliyorlardı. Kont Yevdokimov 1860 yılında en az masrafla Kafkasya’nın nihai fethini sağlamak için geliştirdiği planı uygulamaya koydu. Tasarı Çerkeslerin Osmanlı topraklarına göç ettirilmesini ve yerlerine Rusların iskanını öngörüyordu. Abaza topluluklarının bir kısmı kendilerine tanınan sürede köylerini boşlatarak Osmanlıya göç etti. Sürgün emrine direne Besleneyler 20 haziran 1860’ta aniden kuşatıldı ve 4.000 aile Rus birliklerinin gözetiminde Osmanlı topraklarına gönderildi. Yevdokimov planı şöyle işliyordu: Boşaltılmak istene Çerkes köylerinin çevresindeki ormanlar kesilerek yol açılıyor, köyler birlikler tarafından sarılıyor ve zorla boşaltılıyordu. Yağmadan sonra köy ateşe veriliyordu. Böylece Kabardey bölgesinden 1860-1861 yıllarında 10.000’den fazla Çerkes göç etti. Boşalan Çerkes toprakları Ruslara paylaştırıldı. Abzehlere, Ubıhlara ve Şapsığlara göç etmeleri için verilen süre dolduktan sonra Rus birlikleri 3 gün boyunca bütün köyleri yakarak Çerkesleri denize doğru sürdüler. Bütün halk deniz kıyısına akın akın denize iniyordu. 25 mart 1864 yılında Soçi’nin alınmasıyla dağlık şeridin tamamı Rusların eline geçmiş oldu. Harekatı tamamlayan Rus birlikleri, 21 mayıs 1864’te büyük bir zafer töreni düzenledi. Aynı gün Anapa limanından 20.000 Natuhay gözyaşları içinde vatanlarından ayrılıyordu. Çarlık dönemi boyunca zaferin yıldönümü olarak kutlanan 21 mayıs, Çerkesler için bugün de sürgünün yıldönümü olarak anılmaktadır. Kafkasya’da geriye kalan çok az Çerkes Kuban bölgesine, Rus köylerinin aralarına dağınık olarak yerleştirildi.

Sürgün edilenlerin sayısı, Rusya Göç komisyonu verlerine göre 1858-1865 yılları arasında Karadenizin doğusundaki limanlardan 493.000 kişi gönderilmiş ancak kayıt dışı gidenlerin sayısının bunun iki katından fazla olduğu kesindir. Ancak göç bu tarihlerden önce başlamış ve 1910’lara kadar devam etmişti. Çerkesler bütün mallarını mülklerini bırakıp Karadeniz limanlarına yığıldı. Yiyeceksiz, parasız ve hatta giyeceksiz bazen 3-4 ay açık havada kendilerini Osmanlı’ya götürecek gemileri beklediler. Hastalıktan ve açlıktan toplu ölümler başladı. Kayıtlara göre 21 kasım 1864’te Novorossisysk’de bekleyen Abzeh, Şapsığ ve Bjeduğların sayısı 25.000 kişiydi ve bunların sadece 15.000’ni yola çıkacak kadar yaşadı. Ancak asıl trajedi göç yolunda ve vardıkları topraklarda yaşandı. Sıkıştırıldıkları teknelerde havasızlıktan ve ezilerek, yiyecek ve su yokluğundan, hastalıktan ve sık sık da aşırı yüklü gemilerin batmasından binlerce kişi yollarda öldü.

Çerkeslerin çoğu ilk önce Karadeniz kıyısındaki limanlara, Trabzon ve Samsun’a indirildi. Raporlarda, bu limanlarda 1864 bahar ve yaz aylarında günde 200’den fazla insan öldüğü bildiriliyor. Sadece Trabzon’da ölenlerin sayısı 53.000’e ulaşıyordu. Limanlarda yığılmayı azaltmak için Osmanlı hükümeti, sonradan dağıtılmak üzere önlem olarak iç bölgelere göndermeye başladı. Balkanlara gönderilen Çerkesler önce Köstence ve Varna’ya çıktılar. Haziran 1864’te Köstence’de 35.000’den fazla Çerkes vardı. Varna’ya ise 80.000 Çerkes çıkmıştı. Rumeli’de Çerkesler genellikle, Sırp ve Ruslara karşı savunma hattı oluşturmak için Sırp-Osmanlı sınırındaki ve Dobruca’ya kadar Tuna boyunca strajetik bölgelere yerleştirildi. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı (93 harbi) patlak verdikten sonra Çerkesler buralardan da Anadolu’nun Ege ve Marmara bölgelerine, bir kısmı da Suriye’ye yerleştirildi.

Üç kuşak Çerkes özgürlük ve bağımsızlık için savaştı. Rusya’nın yürüttüğü uzun ve kanlı savaşta 1.000.000’a yakın insan öldü. Sürgünün mantığını bir Rus generalin sözleri gayet güzel açıklıyordu:’’ Bize Çerkesler değil, Çerkes toprakları lazım.’’

Savaş sırasında ve daha sonra zorla veya gönüllü birkaç milyon kişi yerleştirildi. Kafkasya’da Çerkesleri hatırlatan her şey hafızalardan silinmeye çalışıldı. Yer adları değiştirildi. Çerkes adı yerine boy adları ön plana çıkarıldı. Çerkesya yerine Batı Kafkasya, Çerkesler yerine Dağlılar terimleri tercih edildi, Sovyetler Birliği kurulduğunda, Ruslar arasında küçük adacıklar halinde kalan Çerkes nüfusu değişik adlar altında farklı idari birimler içinde kaldı. Sınırları ve adları sık sık değişen bu idari birimler, bugün Rusya Federasyonu içinde özerk federal cumhuriyetler olarak varlıklarını sürdürüyor. Çerkesler de anavatanlarında azınlığa düşürülmüş ve parçalanmış bir halk olarak kimliğine, kültürüne ve geleneklerine sarılarak Çerkesya’da tutunmaya çalışmaktadırlar.

Ermeni soykırımı var diyenler! İşte bu Dünyanın en büyük gerçek bir soykırım öyküsüdür.


SÜRGÜN


Yüzyıllık yaşanılmış bir sürgün

gümüşsüz eğerleriyle

yırtık çizmeleriyle

bir gölge gibi sessiz

ağır ve aksak

gelip geçti dün...

Atını ve kalpağını yitirmişti

Sanırım maviydi gözlerindeki

hüzün.

Geldiği, gittiği yeri sordum,



duymadığım bir dağın adıyla yanıt

verdi.


Dağın adı mı? Bilmem, unuttum…

Refik ÖZDEMİR (Kafdağı Dergisi)



Kaynak: ATLAS aylık coğrafya ve keşif dergisi. Mart 2003. Sayı 120


Kataloq: 001703

Yüklə 2,91 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   59




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə