İsmail arabaci kiMDİR



Yüklə 2,91 Mb.
səhifə20/59
tarix31.10.2017
ölçüsü2,91 Mb.
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   59

İNGUŞ CUMHURİYETİ



Yüzölçümü : 9.600 km2

Nüfusu : 400.000

Başkenti : Nazran

Büyük Kafkas dağlarının kuzeyinde Çeçenistan'ın batısında yer alan İnguş Cumhuriyeti, dünya İnguşlarının anavatanıdır. Komşuları Gürcistan, Kuzey Osetya, Çeçenistan ve Dağıstan'dır. Çeçenlerle aynı coğrafyayı paylaşan ve aynı dili konuşan İnguşlar, yüzyıllardır beraber yaşadılar.

M.Ö. I. Yy.'da Alan Kavim Birliği'ne katıldılar. M.S. 4. yy.'da Doğu Kafkasya'ya yayıldılar. 8-9. yy'da İnguşistan ile birlikte bütün Kuzey Kafkasya, Hazarların hakimiyetinde kaldı. Malazgirt Zaferi (1071)'nden sonraki yıllarda ise bu bölge Selçukluların eline geçti. 1395'te Timur, muazzam bir ordu ile Terek nehri boylarına geldi ve burada Altın Orda Han'ı Toktamış ile yaptığı savaşı kazandı. 1396 yılı başında Kuzey Kafkasya'yı bütünüyle ele geçirdi. 16.yy'ın ikinci yarısının başlarında Ruslar Kazan ve Astrahan'ı ele geçirdikten sonra Kuzey Kafkasya'ya yöneldiler. Rus Çar'ı I. Petro (1689-1725) Kafkaslara bir sefer düzenleyerek Hazar Denizi kıyılarındaki Derbent ve Bakü'ye kadar olan bölgeyi işgal etti. Böylece yüzlerce yıl sürecek olan Kafkas halklarının Rusya ile mücadelesi başlamış oldu. 1917 Bolşevik Devrimi'nden sonra 20 Ocak 1921 tarihli Kararname ile iki Cumhuriyet kuruldu: Dağıstan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ve Dağlı Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti. Bununla yetinmeyen Sovyetler bir yıl geçmeden birer resmi kararname ile Dağlı Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni altı parçaya ayırdı. Böylece 20 Kasım 1922'de Çeçenistan; 7 Haziran 1924'te de İnguşistan Özerk eyaletleri teşekkül ettirildi. 15 Ocak 1934'te her iki özerk eyalet birleştirilerek Çeçen-İnguş Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne çevrildi. II. Dünya Savaşı sırasında Almanlarla işbirliği yapmakla suçlanan Çeçen-İnguşlar, bu yüzden Rusların şiddetli baskılarına maruz kaldıkları gibi, 1944'te de Orta Asya'ya sürgüne gönderildiler. Bu zorunlu göçün sonucunda Çeçen-İnguş Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti feshedilerek topraklarının bir kısmı Kuzey Osetya'ya, bir kısmı da Dağıstan'a verildi. Bundan tam 13 yıl sonra 9 Ocak 1957'de eski özerk idare yeniden kuruldu ve bu durum 1990'lara kadar devam etti. 1996 yılında yapılan Çeçen-Rus savaşı sonrasında İnguşlar, Çeçenistan'dan ayrıldı.

İnguş Cumhuriyeti’nin nüfusu yaklaşık 400.000 kadardır. %58 İnguş; %33 Çeçen; %9 diğer.

Uzun yıllar süren Çeçen-Rus savaşı, İnguş ekonomisini altüst etmiştir. Eski Sovyetler Birliği petrol tesislerine çok yakın bir bölgede bulunan İnguş Cumhuriyeti, petrol boru hatları ile Hazar Denizi kıyısındaki Mahaçkale'ye; Karadeniz'de Tuapse'ye ve Donets havzasına uzanır. Bölgede önemli ölçüde doğalgaz rezervleri vardır. Buna rağmen sanayi ve ziraat sektörü orta seviyededir. Ulaşım genellikle demiryolları ile sağlanır.
Kaynaklar:

1. ATLAS aylık coğrafya ve keşif dergisi. Mart 2003. Sayı 120.

2. www.kafkas.org.tr

DAĞISTAN



Düşler ve mitler bölgesi Kafkasya'da yer alan Dağıstan, adına yaraşır dağlık, tepelik arazisi ve bu araziyi nakış nakış işleyen irili ufaklı sayısız ırmağı ile dünyanın en ilginç ülkelerindendir. Yüzyıllar boyunca stratejik öneminden dolayı bir çok devletin işgaline uğramış olmasına rağmen bölgede tarihsel olarak Albanya'dan başka devlet kurulmamıştır. Ancak 1918'deki Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ve 1921 yılındaki Dağıstan Sovyet Sosyalist Muhtar Cumhuriyeti ile başlayan süreç sonunda müstakil bir devlet olma şansını elde etmiştir. Her iki siyasi oluşumda da kalkınma konusunda gerekli performansı gösteremeyen Dağıstan, 1990'lı yıllardaki siyasal çözülme sonrasında bu şansı bir kez daha ele geçirmiştir.

Dağıstan, "dağlar ülkesi" anlamına gelmektedir. Ülkenin adına yansıyan bu coğrafi yapı, 8 bin yıl öncesinde, halklar ve diller ülkesi Dağıstan'ın doğuşunu hazırlamıştır. Bu bölgedeki akraba milletler için tarihsel ve kültürel birlik bu kadar eskiye dayanır. Söz konusu birliğin temelinde bazı ortak özellikler yer almaktadır. Bunların içinde en önemlileri kültür, adet ve gelenek ile dindir. Tarihçilerin hemfikir oldukları husus, Dağıstan milletlerinin M.Ö. 6. yüzyılda Albanya Federasyonu içerisinde yaşadıklarıdır. Bu çerçevede Dağıstanlıların, yaklaşık 8 bin yıl önce Albanya Devleti'nin çatısı altında ortak bir dil ve kültüre sahip oldukları söylenebilir. Albanya, bu günkü siyasi coğrafya düşünülecek olursa, Azerbaycan'ın kuzeyini, Dağıstan'ı ve tartışmalı olarak Çeçenistan'ı içine almaktadır. M.Ö. binli yıllarda Albanya'nın yıkılması, bölge halklarının, özellikle dış etkiler tarafından sık sık işgali karşısında dağlara çekilip dış dünya ile ilişkilerini kesmelerine ve bir nevi izolasyon sonucunda, kendi bağımsız siyasal kurumlarını kurmalarına sebep olmuştur. Bu oluşumların doğal bir sonucu olarak, dillerin de yavaş yavaş birbirinden ayrılmaya başladığı ve sonuçta da bu günkü çeşitliliğin ortaya çıktığı ifade edilebilir. Bu günkü Dağıstan dilleri, bu ortak dilin; yani Alban dilinin kollarından oluşmaktadır. Yine Dağıstan milletlerinin ortaya çıkış felsefesi de bu teze dayandırılabilir. Sürekli çatışmalarla birlikte Dağıstan'da 4. yüzyılda Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin ortaya çıktığı görülmektedir. VI.Yüzyılda Hazarların hakimiyetine giren Dağıstan, VIII. Yüzyılla birlikte ve Araplar vasıtasıyla İslam'la tanışmıştır. Bu tanışına ile birlikte İslam'la, bu güne kadar süregelen bir etkileşim süreci başlamıştır. Arap akınlarıyla İslamiyet, Dağıstan'a güneyden girmiş ve Lakların başkenti olan Gazi Kumuk şehrini üs edinerek yayılmıştır. Bu yayılma 10. yüzyılda tamamlanmış ve küçük gruplar dışında tüm Dağıstan Müslümanlaşmıştır. Tarihi sürece bakıldığında bağımsız siyasi oluşumlar olarak ise; Gazi Kumuklar (Laklar), Avarlar, Kaytaklar, Tabasaranlar, Lezgiler ve daha sonra bölgeye yerleşen Kumuk, Nogay ve Azeri gibi Türk toplulukları görülmektedir. Bu oluşumlar kendilerine has yapılanmaları ile Dağıstan'a özgü özellikler taşımaktadır. Hanlık, utsimilik, şamhallık gibi yapılanmalar feodal dönemin özelliklerini içermelerinin yanı sıra, Dağıstan'ın toplumsal yapısının da motiflerini taşımışlardır. Bu gün ise bu halklar, bazı küçük problemler dışında Dağıstan Cumhuriyeti çatısı altında kültürel varlıklarını bağımsız bir şekilde sürdürmektedir.

Tarih boyunca çeşitli ulusların göç yolları üzerinde bulunan Dağıstan önemli bir geçit yeri olması sebebiyle muhtelif sebeplerle yurtlarını terk eden insanların bir kısmı buraya yerleşmiş, böylece ülke nüfusunun çeşitlenmesini sağlamışlardır. 1897'de Çarlık Rusya'nın bir vilayeti durumunda iken 571 bin nüfusa sahip olan, 1926'da 1 milyon 300 bin nüfusa ulaşan Dağıstan'ın 1916 yılı sayımına göre nüfusu 81 ayrı halktan oluşuyordu. Bunlardan 32'si Dağıstan'ın yerli halkıydı. Yani diyebiliriz ki Dağıstan büyüklüğüne kıyasla dünyanın en çok etnik nüfusuna sahip bölgedir.


Yirmiden fazla dilin konuşulduğu ülkenin etnik yapısı da çeşitlilik arz etmektedir. Kafkasya'nın ve bilhassa Dağıstan'ın önemli göç yolları üzerinde bulunması, çeşitli sebeplerle Kafkasları aşan bazı kavimlerin burada kalmasına yol açmıştır. Ayrıca, bu bölgede uzun yıllar boyuca devam eden Arap, Türk, Rus ve İran devletlerinin hakimiyet mücadelesi de bu hususta etkili bir rol oynamıştır. Bütün bu iddialara rağmen Dağıstan'ın etnik yapısı öteden beri muğlaklığını korumaya devam etmektedir. Bugünkü oluşum açısından Dağıstan halklarını üç ana grupta toplamak mümkündür. Buna göre;

Dağıstan'ın %75'i Kafkasya'nın yerli halklarından, %15'i Türk, %10'u ise İran halklarından oluşmaktadır. Dağıstan nüfusunun büyük bir çoğunluğunu oluşturan yerli halklar, birçok araştırmacıya göre aynı etnik kökenden yani Albanlardan gelmektedir. Buna göre Dağıstan başlıca milletleri şunlardır: Avarlar, Laklar, Darginler, Lezgiler, Tabasaranlar, Nogaylar ve Kumuklardır. Ayrıca muhacir olarak adlandırılan Azeriler, Çeçenler, Ruslar, Yahudiler ve Ermeniler de etnik yapıda yer almaktadır.

Bu halklar içerisinde 19 alt grubu bulunan Avarlar en fazla nüfusa sahiptir. Avarlar arasındaki alt ayrım, dildeki ses uyumu farklılığından kaynaklanmaktadır. Öte yandan Darginler, dil yapılarının farklılığına göre, Kaytaklar, Kubaçiler ve Akumiler olmak üzere üçe ayrılırlar. Dağıstan'ın en köklü halklarından biri kabul edilen Lezgiler ise, Agullar, Rutullar, Tsahurlar, Budullar gibi kollara ayrılır. Bu halklar arasında özellikle dil açısından büyük benzerlikler bulunmasına karşın, küçük ses farklılıkları ayırıcı unsur olmuştur. Bir başka Kafkas milleti olan Tabasaranlar, Güney Dağıstan ile dağlık bölge arasında yaşayan Dağıstan'ın en uyumlu milletlerinden birisidir. Bölgedeki tarihleri M.Ö. IV. yüzyıldan daha eskilere dayanmaktadır.

Nogaylar ise, bölgedeki Türkçe konuşan halklardandır. 17. yüzyıla kadar göçebe hayatı yaşayan bu halk, bu gün de Dağıstan'ın kuzeyini kaplayan kurak arazide yaşamakta ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Bu millet, Çarlık döneminde istihdam, tehcir ve asimile politikalarından en çok etkilenen Dağıstan halkı olarak kabul edilmektedir. Kıpçak kökenli bir toplum olan Kumuklar ise, 10. yüzyılla birlikte bölgeye gelip yerleşmiştir. Kumuklar, yerli ahali ile kaynaşmış ve Moğol istilası döneminde büyük bir katliama maruz kalmalarına karşılık Dağıstan'a yerleştikten sonra bu bölgede ticari faaliyetleri ellerinde bulundurmuşlardır. Bugün de bu halk Dağıstan'ın önemli ticaret merkezlerinde yaşamaktadır.

Dağıstan'da yaşayan yirmiden fazla etnik grubun, Tatlar hariç, hepsi Müslümandır. Bu gruplardan sadece on tanesi "millet" statüsüne alınarak 1959, 1970 ve 1979 nüfus sayımlarında gösterilmiştir. 1979 sayımında 50.300 km2'lik toprağıyla Dağıstan 1.627.000 nüfusa sahipken, 1989'daki toplam nüfus yaklaşık 2.000.000 olarak belirlenmiştir. Dağıstan'ın nüfusu Temmuz 1996 tahminlerine göre 2.137.600 olup, bu nüfusun yaklaşık %27'sini 540 bin kişi ile Avarlar oluşturmaktadır. İkinci büyük grup olan Darginler %15.5 oran ve 310 bin kişi ile Avarları izlemekte, ardından %13 oran ve 250 bin kişi ile Kumuklar gelmekte, bu topluluğu da %11.5 ve 230 bin nüfus ile Lezgiler takip etmektedir. Diğer etnik gruplar da oran ve nicelik itibarıyla %5 ve 100 bin kişiyle Laklar, %4.5 ve 90 bin nüfusla Tabasaranlar, %0.8 ve 16 bin kişiyle Rutullar, %0.75 veya 16 bin kişiyle Agullar ve %0.55 oran, 6 bin nüfusla Tsahurlar popülasyon içerisinde yerlerini almaktadır. Aynı zamanda Kuzey Dağıstan'da 70 bin Çeçen etnik nüfus, toplam nüfusun %8'ini, Nogaylar 31 bin kişi ile toplam nüfusun %1.5'unu oluşturmaktadır. Nogaylardan 37 bin kişi de Çeçenistan ve Stavrapol bölgesinde yaşamaktadır. Tatlar olarak bilinen Dağ Yahudileri 11.500 nüfus ile %0.55'lik bir nüfus oranına sahiptir. Güney Dağıstan'ın en kalabalık topluluklarından olan Azeriler de 80 bin nüfus ile toplam popülasyonun % 4'ünü oluşturmaktadır. En son nüfus tahminleri göstermektedir ki, nüfusun nicelik itibarıyla artması toplam nüfusu oluşturan unsurlar üzerinde oransal olarak fazla bir değiştirici etki oluşturamamıştır.

Anlaşma dili olarak ise ülke genelinde Rusça kullanılır. Dağıstan'da nüfusun yaklaşık bir çeyreğini teşkil eden Kumuk, Nogay ve Azeriler başta olmak üzere Türk kökenli kavimler, Dağlı diğer kavimlerle sosyo-kültürel bakımdan bütünleşmiş bulunmaktadır. Nüfusun %58’i dağ ve köylerde, %42’si şehirlerde yaşamaktadır.





Millet Adı

Oranı

Millet Adı

Oranı

Avarlar

27.2

Agullar

0.8

Darginler

15.6

Sahurlar

0.3

Kumuklar (Türk)

12.9

Ruslar (Slav)

9.2

Lezgiler

11.3

Azeriler (Türk)

4.2

Laklar

5.1

Çeçenler

3.2

Tabasaranlar

4.3

Tatlar (İrani)

0.5

Nogaylar (Türk)

1.6

Yahudiler

0.5

Rutullar

0.8

TOPLAM

100

Dağıstan'a tarih boyunca en büyük etkiyi Alban ve Sarmat kültürü yapmıştır. Ülkeyi siyasi ve kültürel yönden etkileyen diğer milletler ise; Rus, İran, Arap ve Osmanlılar olmuştur. Bunlardan Osmanlı, Arap ve İran kültürleri bu toplumları dini açıdan etkilemiştir. Bugünkü Dağıstan halklarının erken dönem kültür ve gelenekleri bu üç medeniyetin etkisiyle oluşmuştur. Ancak 1800'lü yıllarda başlayan Rus etkisi de kesinlikle gözardı edilmemelidir. Çünkü Dağıstan halklarının 20. yüzyıl kültürlerinin oluşmasında Rusların etkisi (özellikle Sovyet döneminde) çok büyük olmuştur. Bugün ise yerli halk üzerinde, Alban Devleti'nden feodal döneme kadar oluşmuş, dış etkilerle son şeklini almış bir kültürel yapı kendini göstermektedir.

İklimi karasal sayılabilir. Yazları sıcak ve kuraktır. Temmuz ayında sıcaklık 23 derece civarındadır. Dağlarda yaz geceleri bile oldukça soğuktur. Dağlık bölgenin bitki örtüsü yüksek tepelerde çam ve huş ağacından, kanyon ve vadilerde ise yaprak döken ağaçlı ormanlardan oluşur. Ağaç sınırının üzerinde Alp çayırları bulunur. Hazar denizi sahillerinde genellikle tuzlu bataklıklar ve yer yer kumsallar bulunmaktadır. Ülkenin Rusya sınırına yakın bölgesi yarı çöl yarı bozkır özellikleri gösterir.

Petrol ve doğalgaz yönünden zengin topraklara sahip Dağıstan'da kömür cevheri, azrak metal ve demir içermeyen metal yatakları da vardır. Diğer önemli sanayiler makine yapımı, inşaat malzemeleri yapımı, kereste işleme, cam, şarap ve gıda işleme alanlarındandır. Ülke ekonomisinde Hazar Denizinde balık ve havyar üretimi de önemli yer tutar.

Eğitim ve öğretim ilk üç yıl mahalli dillerde, üçüncü sınıftan itibaren Rusça yapılmaktadır. Ülkenin her yerinde kullanma serbestisi olan on bir dilden dokuzunda kitaplar basılabilmekte ve radyo yayını yapılmaktadır. Başlıca endüstri kaynakları petrol, doğalgaz ve kömür olan Dağıstan'da petrol ve gaz sondaj makineleri üretimi, gıda ve hafif endüstriler ile hububat tarımı ve hayvan besiciliği yoğun olarak yapılmaktadır.

Dağıstan'ın doğu sınırlarını kuşatan Hazar (Kaspi) Denizi sahilleri geniş kumsallara sahip olması nedeniyle, su sporları bakımından potansiyel oluşturmaktadır. Ayrıca yılın 12 ayı zirveleri karla kaplı dağlar dağcılık ve kayak turizmini olası kılmaktadır.


Kaynak: www.kafkas.org.tr (Bu yazı Dağıstan Özerk Cumhuriyeti Uluslararası Doğu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mehmet Dikkaya ve Reha Yılmaz'ın Uluslararası Doğu Üniversitesi Dergisi (Ocak 1999, Sayı 1)'nde yayınlanan bir çalışmasından derlenmiştir.)


Kataloq: 001703

Yüklə 2,91 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   59




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə