Kalan zamanı, Bundan böyle geçecek her ânı



Yüklə 2,66 Mb.
səhifə1/17
tarix24.07.2018
ölçüsü2,66 Mb.
#57475
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   17

Kalan zamanı, 
Bundan böyle geçecek her ânı, 
Ömrümün sonbaharını, 
Sana ayırdım. 
Önümde sevgiye engel dağ gibi birikmiş ihanetler, 
Her yanımda vefasızlar, göçüp gitmemi bekler, 
Hayatı yakıp yıkan dışı güzel, içi kirli sahte yürekler, 
Herşeye rağmen ayırdım parçalanmış bu kalpte sana yer. 
Sömürülmüş bir ruh, 
Hırpalanmış lakin öldürülemeyen beden, 
Tertemiz sevdalarla ben, 
Sana ayırmıştım kendimi, son nefesi vermeden. 
Kimi cüzdan sandı, aldı götürdü benden birşeyler, Kimi gururumu kirletti, onurumu yediler, 
Bekledim ki Mevla'm neylerse güzel eyler, 
Bir sana kaldım ben, 
Varlığına inandım ben. 
Hadi çık gel nerelerdeysen, 
Adını bilmiyorum her kimsen, 
Son bir kez beni insan gibi sevsen, 
Son zamanlarımı sana ayırdım, 
Bekletme artık çok ama çok yalnız kaldım, 
Sen ol ömrümde atacağım son birkaç adım, 
Sana susadım, 
Aşkına muhtacım, 
Gözüm tok ama sol yanımı sorma, açım, 
Sen, 
Bilmesem de kim isen, 
Sabrım son demlerinde, 
Gelsen,virane gönlümü bekletmesen. 
Sen, ah bir gelsen. (aposözü)

Bu sabah seninle uyandım yine, 
Baktığım heryerde, 
Dokunduğum herşeyde sen vardın, 
Eskisi gibi. 
İçime çektiğim nefeste, 
Yudumladığım suda, 
Uyandığım uykuda, 
Sen vardın. 
Şimdi yine seni yazıyorum, 
Seni yaşıyorum. 
Duyarmısın, hissedermisin bilmem, 
Ama ben yine sensiz bir adım dahi atamıyorum. 
Kimbilir belki de kuşlar haberdar eder, 
Ya da rüzgarlar kavuşturur sana ölümsüz sevdamı, 
Yağmurlar sel olur karışır sensizliğimin gözyaşlarıyla ve sana ulaşır, 
Ayrı diyarlarda bambaşka dünyalarda olsak da bize birlikte ölmek yakışır, 
Biliyorum ki sevmesen girmezdin rüyalarıma, 
Unutabilmiş olsaydın ruhunla gelmezdin birbaşıma yaşadığım odama, 
Katık olmazdın her öğün kurduğum aşk soframa, 
Sende benden kalan birşeyler var biliyorum, 
Bende ise yalnız sen varsın, her sabah sana dair şarkılar söylüyorum. 
İyi ki varsın meleğim, 
Uzaklıklar bana yakın, 
Penceremdeki güvercinler beni sana kavuşturan en iyi arkadaşım, 
Aynalar sırdaşım,
Çiçekler yoldaşım, 
Ve en büyük mutluluk, her yeni güne seninle uyanışım. (aposözü)

Bugün bir maziye yolculuk yapayım dedim öylesine, 
Eskilerden ne var ne yok bakmak niyetine. 
Biliyormusun pişman oldum gittiğime, 
Anılar ayaklar altında, 
Hatıraların çerçeveleri sökülmüş hepsi ayrı çöplükte, 
Eski sevdalara uğradım, 
Gözyaşı içinde, 
Sanki bugünleri görürcesine. 
Aşıklar mahsun, 
Şarkıları unutulmuş, 
Şiirleri okunmaz olmuş. 
Onlar da sanki bu zamana ayak uydurmuş. 
Nur yağmamış bit pazarına, 
Onlara rağbet çoktan uyutulmuş. 
Ne Heybelideki Mehtap, 
Ne adalardan gelen yar, 
Ne de kumsalda sevenlerin ayak izleri var. 
Beraber yürünmüyor yağan yağmurlarda, 
Kalbim senin diyen yok heryerde kar olsa da, 
Gitmez olaydım maziye, 
Onlara sığınırım diye, 
Bugünün karamsarlıkları, 
Almış onları da feleğin çemberine. 
Dönüş uzun sürmedi, 
Gözlerim kapalı, 
Yarı ağlamaklı, 
Bilmem ki artık maziyedemi bakmamalı, 
İçimde hüzün, 
Derin derin düşün, 
Ne yapmalıyım iki gözüm, 
Mazi talan edilmiş, 
Gelecek hayalmiş, 
Bugünleri sorma, öylesine geçip gidecekmiş. 
Neylesek bilmem, 
Tamamen tükenmeden, 
Ellerin diline düşmeden. 
(aposözü)

Şunun şurasında ne kaldı be gülüm. 
El bebek, gül bebek büyüdük, 
İncitmeden sevdik, 
Gün oldu hep birlikte elele yürüdük, 
Sonrasında vurulmayı öğrendik, 
Sürülmeyi de öğrendik, sürünmeyi de, 
Yıkılmadık, ayaktaydık, 
Gülerken kalabalıklar arasındaydık, 
Ağladığımızda sadece gözyaşlarımızdı yanımızda olan, 
Yalnızlığı da ezberlediğimiz oldu be gülüm. 
Alacakaranlıklarda kaybetmedik yolumuzu, 
Kendimiz seçtik sağımızı solumuzu, 
Eller düz yolları dertetmişken, 
Tırmanmadıkmı önümüze çıkan her yokuşumuzu. 
Mecburi ayrılıklar, zoraki vedalar, mendilsiz elvedalar, 
Sarsmış olsa da yürekleri, yerlere sermedik onurumuzu. 
Yaşarken öldü dediler, 
Hakkımızda fetva verdiler, 
Kimimizi çarmığa gerdiler, 
Yenemediler be gülüm gururumuzu. 
Saatler göstermiyor, 
Takvim yaprakları desen bihaber, 
Hangimiz biliyoruz ki sıramızı, 
Ha sen benden önce, 
Ha ben senden sonra, 
Farkımı var, 
Geçip gitti beyhude zamanlar, 
Şunun şurasında ne kaldı be gülüm, 
Ötesinde köy yok,son denilen şey, her doğanın tadacağı ölüm. (aposözü)

Bana gelmediğin saatler sende kalsın, 
Ben sensiz zamanları yaşamasını bilirim. 
Seninle gelmedimki fâni dünyaya, 
Nasıl yalnız geldiysem birbaşıma giderim. 
Seni sana bırakmışken yolunu kaybediyorsun, 
Sen beni değil ömründen yitiriyorsun, 
Bir vakitler elmas idin şimdi küle dönüyorsun, 
Unutulmaz değilsin bir kalemde silerim. 
Al benden, kalmışsa sana dair zerre kadar birşeyler, 
Bu gönül neler gördü, seni de mefta eyler, 
Bir bak şimdi ne halde senden önce gidenler, 
Bitecek sanma beni, birtek toprakta biterim. 
(aposözü)

Sil beni, 
Adımı yazdığın heryerden sil beni, 
Ezberlemek için yazdığın sayfalardan, 
Onca yaşanan anılardan, 
Yolcu olduğum han'dan, 
Bir varmış bir yokmuş dediğin masallardan, 
Yer bulamadığın sol yanından, 
Sil beni. 
Yoruldum artık sevmekten, 
Her an küçük bir yansıma beklemekten, 
Dertlerime dert eklemekten, 
Yoruldum artık, sil beni. 
Zaten sığamazdım, 
Ne sayfalara, 
Ne de yürek diye taşıdığın mezara, 
Fazla gelirim hatıralara, 
Ağır severim taşıyamazsın omuzlarında, 
Olmayacak duaya amin deme, sil beni. 
İsmimi kaldıramazken soyadım çok gelir sana, 
Git, sokul seni barındıracak sahte limanlara, 
Güler geçerim senin gibiler uğruna ağlayanlara, 
Sil beni, yorma artık, sil beni. 
Mevsimlerimi çaldın, 
Güneş soğudu, mehtabımı aldın, 
Benim için sen boş bir çerçevede kaldın, 
Daha da yormadan, 
Son çiçeklerimi yolmadan, 
Ruhum tamamen solmadan, 
Birkaç atımlık kalmış kalbim durmadan, 
Git, 
Giderken seni de götür,
Ve sendeki beni içinde öldür, 
Sil beni, 
Bırak da yaşayayım geriye kalan üç beş günlük ömürde, 
Gönülden seveni, 
Bana zorla değil, 
Kendinden geleni, 
Hayatıma omuz vereni. 
Sevdadan anlayanı, can diyeni. 
(aposözü)

Sine-i millet vardı bir zamanlar, 
Ona giderlerdi ülkeyi idarede darda kalanlar. 
Sineler bir bir kayboldu, 
Kimi iyi düşünmekten yargılandı, 
Kimi makarnaya kömüre bağlandı, 
Bir millet uyanıyor diye romanlar yazılırdı geçmişte, 
Şimdilerde ninnisiz geceyi gündüzü uykuda geçirmekte. 
Milleti dersen hiç sorma, 
Olanları hayra yorma, 
Birer kişilik Cumhuriyetler oluşturmuşuz, 
Gazileri şehitleri çoktan unutmuşuz. 
Ne gerek var ki sürüden oy istemeye, 
Otlanıyor kendi halinde, lüzummu var sandığa gitmeye. 
Körolmuş gözler, 
Nankör bedenler, 
Ağlamaklı bizden önce gidenler. 
Üç kuruşa satılık kişiliklerle, 
Dine alet olmuş yeşilliklerde, 
Eskiden yurdum dediğimiz bir yerde, 
Yaşıyoruz vesselam, 
Konuşmak yasak, edemiyoruz iki kelâm. 
Biz istemesek de bindirildik bir alamete, 
Farkında değil zat-ı muhteremler, birlikte gidiyoruz kıyamete. (aposözü)

Her mübarek Cuma selalar verilip ezanlar okunuyorsa, 
Eskisi gibi dostça kardeşçe olmasa da namazlar kılınıyorsa, 
Almışsa çan seslerinin yerini ezan sesi, 
Yıktırmadıysak ibadethanelerimizi, 
İndiremedilerse gönlerden kanla bütünleşmiş bayrağımızı, 
Maziyi aratsa bile yaşıyorsak bayramlarımızı, 
Değiştiremedilerse dinimizi, 
Sindiremeseler de alfabemizi, 
Kökümüz Orta Asya, 
Geleceğimiz tüm dünyaysa, 
Gururluysak Türk doğmaktan, 
Türk kalmaktan, 
Zincire vuramadılarsa, 
Bizi yok edecek tuzakları bir bir bozulduysa, 
Bu vatan ilelebet bizim kalacaksa, 
Kimler gelip geçse de, 
Kıymet bilseler ya da bilmeseler de, 
Kul yetim hakkı yense de, 
133 yıllık aşkımız var bizim, 
Ata'm yokluğun çok zor, 
Lakin ölmedin yüreğimizin baş köşesindesin, 
Bugünümüz, yarınımız, Gençlik ve torunların hepsinin gerçek oluşunun nedeni sensin. 
(aposözü)

Bu şiir hiçbirimiz için, 
Üzgünüm. 
Bu şiirde hiç yalan yok, 
İhanetin kapısı kapalı, yol yok kötülüklere, 
İzin yok kalp kırmaya, 
Sahtekarlıklarla gönül çalmaya, 
Paradan puldan eser bulamazsın bu şiirde, 
Çıkarsız vefalı dostun arkadaşın, 
Karşılık beklemeyen yoldaşın, 
Ser verse de konuşmayan sırdaşın, 
Şiirdir bu. 
Hayat var bu şiirde, 
Ölüm çok uzakta olmasa da, 
Herşeye rağmen özgürlüğü içinde yaşayanın, 
Haddini aşmayanın, 
İnsanlıktan taşmayanın, 
Nadir kalmış tertemiz ruhların, 
Şiiri bu. 
Mırıldanmalarınızı duyar gibiyim, 
Ama nafile, 
Ucundan da olsa var suçlarımız günahlarımız, 
Değişik zamanlarda, olmaması gereken mekânlarda, 
İz bırakmışızdır birilerinde kazınamayacak yaralarla. 
Düşünsek de dönmeye çalışsak da geçmişe, 
Çoktan unutulmuştur açtığımız yaralar bereler, karışmıştır olmuşa bitmişe, 
Üzgünüm kızsanız da söylensenseniz de için için, 
Bu şiir hiçbirimiz için. (aposözü)



Ya hayallerin kadar variyetin olsun, 
Ya da elinde avucunda ne varsa o kadar hayal kur. 
Ne hayallerin yıkılsın, 
Ne de boş hayallerle geçip gitsin bir ömür, 
Hayal uğruna virane olmasın gönül. 
(aposözü)

Geçerken öylesine uğrayım dedim sana, 
Belki ellerimde çiçekler yok, 
Sana sunmaya dünyaları getiremedim, 
Çok fazla birşeyler de vaadedemiyorum, 
Sevgiyle yoğrulmuş koskoca bir yürek, 
Bir ömür yetecek kadar sevda, 
Yalan olmayan aşk, 
Bendeki çiçekler gönlümde, 
Solmazlar asla, 
Sen koklayacaksın gerek yok koparmaya, 
Ben de hiç sonbahar da yok, 
Yapraklar hiç dökülmediki hazanla. 
Bende güneşi yaşarsın, 
Yüreğimle ısınır, 
Geceler boyu aydınlanırsın. 
Ben de ölmezsin, 
Hiç sönmeyen mum misali için yansa da erimezsin. 
Şöyle bir uğrayım dedim gönlüne, 
Bana dair olanlar bunlar, 
Sende ne var bilmiyorum, 
Uyarsa bedenine sevdam, 
Sıkmazsa ruhunu, 
Şükredeceksen beni bulduğunu, 
Kabulünsem kollarını iki yana ayır, 
Beklediğim bir evet ya da hayır. 
(aposözü)

Bizimki tuhaf bir aşk hikayesi, 
Göreceli aşkla başladı bu masal gibi sevda, 
Sen çocuklukla gençlik arasında, 
Ben biraz umutlarını yitirmiş, 
Biraz küşmüşken hayata, 
Çıkmıştın karşıma. 
Aşk ile başladı lakin, 
Sana sevmeleri öğrettim, 
Buz gibiydi ellerin, 
Sevgiyle ısınmayı öğrendin, 
Bendeki kadar koskoca bir yürek vardı sende de, Ne yaş ne uçurumlar, 
Vazgeçiremedi bizi eller ne derse, desede. 
Özgürlüğü öğrendin, 
Kurtuldun prangalardan, 
Hatırlarmısın bilmem, 
İlk bana seni çok ama çok seviyorum demiştin. 
Bizdeki bambaşkaydı, 
Yaşadıkça alevlenen, 
Hiç sönmeyen, 
Aşk ile sevda ile hergün büyüyen, 
Yaşanması zor, 
Bir dahası olmayan, 
Zor aşktı bizimkisi. 
Yıllar boyu incitmeden, incinmeden sevdik birbirimizi. 
Sen büyüdün, 
Ben ise sonbahara doğru yürüdüm. 
Sonsuza, ölene dek diye söz verişlerimiz vardı ya hani, 
Yasak bir aşktı bu, 
Sonunu bilemeden, 
Bahtımızın rüzgarına kapılmışken, 
Ben öğretmesem de, 
Sen uçmayı öğrendin kendiliğinden. 
Ve bir gün, 
Gözlerin yaşlı, 
Boğazın hıçkırıklı, 
Sesin ağlamaklı, 
Uçtun gittin, hiç mi hiç istemeden. 
Ben hala penceremde bekler dururum, 
Ekmekle doyurduğum güvercinlerle avunurum. 
Belki bir sabah kanadın kırık döneceksin, 
Bendeki ışık sönmeden ilk aşkını son kez göreceksin. (aposözü

Bir cafenin kuytu bir köşesinde yazasım geldi sana, 
Varsa şayet içinde kalmış olanlara, 
Hani diyorum, olur ya yolun düşerse, 
Ya da kimbilir bir zamanlar etrafındaki pervaneler terkeşmişse, 

Kataloq: wp-content -> uploads -> 2015

Yüklə 2,66 Mb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   17




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə