Kastamonu hayati



Yüklə 4,31 Mb.
səhifə65/112
tarix24.06.2018
ölçüsü4,31 Mb.
1   ...   61   62   63   64   65   66   67   68   ...   112

Nihayet, Afyon mahkemesi 30.1:954'de geri kalan bütün Nur risalelerinin tamamının iadesine karar verdi.(25) Müdde-i umumi bu kararı da temyiz etti. Temyiz mahkemesi bu defa eserlerin tamamının yeniden bir ehl-i vukufa incelettirilmesini istedi. Bu arada temyize giden dosya, temyizin incelemesi ve karara varması vesaire uzun bir zaman aldı.

Nihayet Afyon mahkemesi, temyiz mahkemesi kararı doğrultusunda, tüm kitapları yeniden incelettirmek üzere, Diyanet Riyasetine havale etti. Diyanet Müşavere kurulu uzun müddet kitapları inceledi.. Ve nihayet 23.5.1956 günü nisbeten müsbet bir rapor verdi. Mahkeme bu rapora ve diğer mahkeme kararlarına dayanarak 23.6.1956 günü umum Risale, mektup vesaireyi sahiplerine iade etti. Savcı ise, "bunu da temyiz edeyim" artık diyemedi. Böylece karar kesinleşti ve muhkem kaziye hükmünü aldı.

(25) Küçük dosya sıra no: 11

1679


1760

1680


1761

1681


ADI GEÇEN DİYANETİN SON RAPORU

"Bediüzzaman Said-i Nursi ve diğer şahıslara ait teslim olunan kitap ve defterlerin içlerinde, kanunen müsaderesi icab eden muzır kitaplar bulunup bulunmadığı hakkında, incelenip neticesinin bir raporla bildirilmesi için, Ankara l.Ağır Ceza Yüksek Reisliğince ehl-i vukuf seçilmemiz üzerine; İş bu beş çuval ve bir tahta sandık içindeki, ilişik listede isimleri yazılı kitap ve mektup ve defterler teker-teker okunup incelendikte:

Bunların çoğu Said-i Nursi'ye ait eserler olup münderecatlarının, hiç bir şahıs zikir edilmiyerek yalnız Kur'an-ı Kerim ve Ehadis-i şerifeden ilham alınarak, başka başka unvanlar altında karihasına göre hazırladığı bir takım esrar-ı ilmiye ve hikemiyenin madde aleminden temsiller getirilerek izahları yazılmış ve hal-i hazırdaki nev-i beşeri ve bilhassa memleketimizdeki küçük ve büyük insan kitlelerini gafletten ikaz ile; fikrî ve şehvanî dalâletten ve su-i i'tikad ve su-i ahlâk girivelerinden kurtarmaya matuf ifadelerden ve onları devletimizce dahi matlub olan güzel ahlâka sevkedebilecek yazılardan ibaret bulunmuş olduğu.. ve diğer şahıslara ait mektup vesaire dahi Said-i Nursi'nin eserlerinde okudukları noktalara ait hatırlarına gelen bazı mühim dinî ve ahlâkî mesailin kendisinden istifsarlarından ve bazıları dahi, bu zatın nâsih-i ümmet olduğundan bahisle, arkadaşlarına kendisini tanıttırmalarından ibaret defterler olduğu anlaşılmış.. ve netice itibarıyla münderecatlarında kanunî mevzuata muhalif siyasî ve idarî bir mahzur görülmemiş olduğundan, bu eserlerde müsaderelerini icab eden bir hal bulunmadığı kanaatına varılmış bulunduğuna dair iş bu raporumuz Ankara Birinci Ağır Ceza Yüksek Reisliğine sunulmuştur. 23.5.1956

Diyanet İşleri Reisliği Müşavere ve Dini eserleri inceleme hey'eti

Bilir kişi:

Hasan Fehmi Başoğlu, Hasan Hüsnü Erdem, M.Şehid Oral"

AFYON MAHKEMESİNİN SON BERAET KARARININ

HÜKÜM KISMI

AFYON

Ağır Ceza Mahkemesi



Esas: 954/278 karar: 955/218 savcı: 953/2083

Reis: Ali Kemaleddin Kamal 8169

Aza: Ali Niyazi Bayram 4864

Aza: Hayri Özbek 7670

1682

1763


Katip: Alaaddin Gevrek

DAVACI: Bitlis vilayetinin Nurs köyünden, Mirzaoğlu Said-i Nursî nam, Bediüzzaman.. ve arkadaşları.

Maznunların umumi vekili: Afyon Avukatlarından Ahmet Hikmet Gönen.

Suç: Elde edilen kitapların kısmen iade, kısmen müsaderesi. Suç Tarihi: 948

Gereği düşünüldü: Dini hissiyatı alet ederek devletin iç emniyetini bozmak ve Nurcular adı altında cem'iyet kurmaktan maznun Said-i Nursî ve arkadaşları haklarında icra edilmekte olan duruşma sırasında, maznunlardan elde edilen suç aleti kitap, Risale vesair eşyanın müsaderesi hakkında Afyon Ağır Ceza Mahkemesinde icra edilen duruşma sonunda:

Maznunlardan elde edilen bil-umum kitap, Risale, mektup ve sair evrak-ı matbuanın Diyanet İşleri Müşavere kurulunun 23.5.956 tarih ve sayısız raporunda, kitap vesair eşyanın kanunî mevzuata muhalif siyasî ve idarî bir mahzur görülmemiş olduğu bildirildiğinden; bilumum kitap, risale ve mektup vesair eşyanın maznunlara iadesine ve maznunlar vekili Ahmet Hikmet Gönen'e teslimine, isteğe uygun ve temyiz yolu açık olmak üzere 23.6.956 tarihinde oy birliğiyle verilen karar C.M.U.M. Mehmet Çağatay hazır olduğu halde, maznunlardan İbrahim Ethem Talas, Ziver Gündüzalp, Tahiri Mutlu i1e maznunların vekili Avukat Hikmet Gönen'in yüzlerinde. diğer maznunların gıyablarında usulen ve açık olarak tefhim kılındı. 23.6.956

Reis Aza Aza Katip

Ali Kemaleddin Ali Niyazi Hayri Özbek Alaaddin Gevrek

Kamal Bayram

İş bu hüküm aslının aynı olup, temyiz edilmeksizin 30/6/956 tarihinde kesinleşmiştir 12/7/956

300 Krş Harç 60 Krş Damga Pulu Başkâtip

İmza


Afyon mahkemesinin tarihçesi elbetteki üstte geçen kısacık icmalden ibaret değildir.Tam sekizbuçuk sene devam eden bu büyük ve muazzam davanın hikayesi için büyük bir kitap yazılabilir.

Meselâ mahkemenin 1950'den sonraki safhalarında fahri bir çok avukatların katılması olmuştur. İstanbul'un ünlü avukatlarından Mihrî Helav

1683

1764


ve Abdurrahman Şeref Laç'lar da Afyon mahkemesinde müdafaalarda bulundular. Bu celselerden 30 Mayıs 1952'deki bir duruşmada hazır bulunan Avukat Abdurrahman Şeref Laç mahkemeyi perişan etti. Mahkeme büyük kalabalığı görünce, evvelâ gizli duruşma yapmak istedi. Fakat Şeref Laç buna itiraz etti. Bunun üzerine mahkeme ister istemez duruşmayı açık yaptı. Bir gün sonra da Büyük Doğu Mecmuası mahkemenin bu celsesinin safahatını neşretti.

Hem Afyon mahkemesi devam etmekte iken, zamanın basını aleyhte iğrenç iftiralar düzmeye çalışıyordu. Fakat bu arada bilhassa 1950'den sonra meydana çıkan bir çok dindar ve dost gazeteler de, Üstad'ın hakikatlı şahsiyetini ve hakkaniyetli davasını dile getiren lehte yazılar neşrettiler. Sebilürreşad, Ehl-i Sünnet, Volkan, Büyük Doğu. Büyük Cihad gibi gazete ve mecmualar...

Mesela, Büyük Doğu Mecmuası 30 Mayıs 1952'deki mahkeme safahatını bir gün sonra şöyle veriyordu:

"Bediüzzaman mahkemede:

Abdurrahman Şeref Laç'ın gizliliğe itirazı üzerine duruşma alenî yapıldı. Said-i Nursi Hazretleri: "Bu devirden evvel gizli düşmanlarım mutlak bir istibdatla Cumhuriyeti siper alarak beni ta'zip ettiler:" dedi.

Bugün Afyon Ağır Ceza Mahkemesinde Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleriyle otuzdört talebesinin muhakemelerine bakılmıştır. Eskişehir, Isparta ve Emirdağ'ından ve diğer şehir ve kasabalardan yüzlerce meraklı bir dinleyici kitlesinin hazır bulunduğu bu davada, seksenlik ihtiyar Said-i Nursi Hazretleri hazır bulunuyordu. Ayrıca kendisini müdafaa için İstanbul'dan gelen avukat Abdurrahman Şeref Laç' da temsil ediyordu. Davanın mahiyeti şöyle idi:

Üstadın, (Risale-i Nur külliyatının) Afyon Savcılığı Ceza kanununun 163. maddesine göre dava açmıştı. Ankara profesörlerinden mürekkep bir bilirkişi: "Bu Risalelerin 163. maddeye, lâikliğe aykırı bir hareketi tazammun etmediğini tesbit ederek "rapor vermiş ve af kanunuyla cezaî ta'kibata devam edilemiyeceği anlaşılmış ve dava durdurulmuştu. Buna rağmen Afyon Ağır Ceza Mahkemesi yüzlerce Risale-i Nur külliyatının müsaderesine karar vermişti.

1684


Yapılan itiraz üzerine, temyiz mahkemesi bilirkişi hey'eti muvacehesinde Nur Risalelerinin müsaderesine nasıl karar verildiği noktasından hükmü bozmuş, yeniden duruşmaya başlâmıştır.

Celse açıldığı zaman, mahkeme hey'eti savcının talebiyle duruşmanın gizli olarak cereyan edeceğini bildirmiş ve salonu dolduran yüzlerce dinleyici dışarıya çıkarılmıştır.

1685

1765


Bunun üzerine, Avukat Abdurrahman Şeref Laç buna itiraz etmiş, duruşmanın gizli yapılması için kanunî sebeb olmadığını izah etmiştir.

Mahkeme hey'eti, bu ciheti tekrar müzakere ettikten sonra, duruşmanın alenen icrasına yeniden karar vermiş ve kapılar açılarak dinleyiciler tekrar salona alınmışlardır.

Duruşmaya bu suretle başlandıktan sonra, Abdurrahman Şeref Laç davadaki kanunî vaziyeti izah etti. Bundan sonra, mahkeme reisinin: "Mahkûmiyeti olup olmadığı sualine" Said-i Nursi cevab verdi ve şöyle dedi: "Mahkeme kararıyla hiç bir mahkûmiyetim yoktur. Fakat yirmi sekiz sene fiilen zulmün mahkûmuyum" dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

"Demokrasiden evvel düşmanlarım cumhuriyeti siper alarak bir istibdad-ı mutlakla ve kanunu siper alarak cebr-i keyfî-i küfriyi tatbik etmekle, beni tazib ettiler. Şimdi huzurunuzda maznun olarak bulunan ve muhtelif vilâyetlerden celbedilen Nur talebeleri aynı eserlerden dolayı muhakeme edilmekte ve binlerce lira masrafa maruz kalmaktadır. Bu iş dört sene uzamıştır. Kanun her yerde ve her mahkeme için birdir. Kaziye-i muhkeme mevcuttur. Bu iş burada daha uzamamalıdır. Risale-i Nur İslâmiyet, millet ve vatan için harika faydaları ve hüsn-ü te'sirleri hâiz olup, Ramazan-ı şerif hürmetine Cenab-ı Hak'tan niyaz ederiz ki; bu iş artık bitsin, daha fazla uzamasın" dedi.

Bunun üzerine, mahkeme bazı muamelelerin ikmali için duruşmayı başka bir güne bırakmıştır. Büyük Doğu(26)"

Böylece Hazret-i Üstad, mahkemenin her duruşmasında bizzat bulunmasa da, Afyon mahkeme safahatını adım adım takip etti. Bir an evvel bitmesi ve kitapların kurtarılması için çok çırpındı. Mahkeme reisine hususî mektuplar yazdı. Hakikat-ı hali en samimî şekilde izah etti: Ayrıca Demokrat Parti hükumet ve meb'uslarına da izahlı şekvanameler, istid'alar yazdı. Bunların yanında çok uzun devam eden Afyon mahkemesinin sürüncemeli hali ve te'hir üstüne te'hirlerine de bazen çok üzüldü, bazen öfkelendi. bazen de mühim hikmetleri olduğunu beyan etti.

Hülâsa Üstad Hazretleri Afyon mahkemesinde müsadere edilen kitapların kurtarılması ve mahkemenin beraet vermesini çok hararetle arzu ediyor ve bekliyordu. Hem de bu işi pek mühim görüyordu.

1686


(26) Emirdağ-2 Mütehapküçük dosya sıra no:86/1.

1687


1766

AFYON MAHKEMESİNİN SAİR DURUMLARI

Şimdi de Afyon mahkemesinin sair cihetlerine az da olsa temas etmek istiyor ve ilk önce Üstad Bediüzzaman'ın, Afyon mahkemesinin inadçı tutumu ve sürüncemeli tehirleri dolayısıyla kaleme almış olduğu bazı ifadelerini kaydediyoruz.

Birincisi: Temyiz mahkemesinin 1949'da ilk bozma kararından sonra Afyon mahkemesi yeniden, 11.1.1951 tarihinde Nurların müsaderesine dair verdiği menfi karar, Üstad'ın avukatları tarafından hemen temyiz edilmiş ve durum Üstad'a bildirilmişti.

Bu acı haberi Hazret-i Üstad da talebelerine mektupla şöyle bildirmişti. Haber Üstad'ın hiddet ve öfkesini çok heyecana getirmişti. Mektup aynen şöyledir:

"Aziz kardeşlerim! Avukatımız temyize bir istid'a yazmış. Afyon'daki kitaplarımızın tamamını müsadere eden kararname ile bana gönderdi. Ben de istid'a ve kararnameyi Ankara'daki Nurculara, bu hülâsa ile beraber malûmat gönderdim. Bir hülâsa da size gönderildi.

SAİD-İ NURSİ"

Ve Üstad'ın ifadesinde geçen bedduaya niyet ettiği şekil ve bahsini ettiği "Hülasa" yazısı şöyledir.(Bnu üstad,çizgiile daire şeklinde çizmiştir. Hülâsa yazısı ise, bundan sonra gelen yazıdır.)

"Reis Aza Aza Aza Savcı

Tevik Önen Kazım kaynak Dursun İlhan Vedat Menal A.Büker

Katip Katip Katip

Alaaddin Fevzi Yaman Lütfi Kaynak

Bunlar bu defaki müsadere kararıyla kahr duasına müstehak oldular.

SAİD-İ NURSİ

MAHKEME-İ KÜBRAYA ŞEKVA VE MÜDAFAATIN BİR HAŞİYESİ

OLAN PARÇANIN HÜLÂSASIDIR

Size bu defa mahkeme-i temyize gönderdiğimiz, avukatın Temyiz Mahkemesine gönderdiği istid'anın suretini ve dehşetli kararnameye karşı

1688


"hülâsa"sını gönderiyoruz. Sizin tarafınızdan bu mealde, müsadere kararnamesine mukabil dindar meb'uslara dersiniz:

1689


1767

"Bu tarzda müsadere, ne derece kanuna muhalif ve DP hükûmetini tanımamak ve Adliye Bakanının verdiği emri ne derece dinlemediklerini gösteriyor.. Ve Adliye adaleti hâricinde dehşetli bir garaz hüküm ediyoı:

Evet, elem ve ızdıraplar yüklü bulunan ve kitaplarımızın ellerindeki tamamını, binler kelimeden bir iki kelimeyi suç mevzuu bahanesiyle vermek istemediklerini ve bu suretle nurların hayrına mani’ olmak istediklerini ve suç diye gösterdikleri noktalarda, bizim tarafımızdan müdafaatımızda onların seksen bir hataları hata sevab cetvelinde ispat edilmekle; açık garazkârlıklarının gösterildiğini.. hem elyevm yasak olmıyan yüzbinler tefsirlerde yazılı bulunan tesettür ve irsiyet hakkındaki iki ayetin bir kaç satırlık tefsiri yüzünden, dünyada hiç bir kanunun müsaade etmediği acib zulüm ile dörtyüz sahifelik Zülfikâr mecmuasını müsadere edip, bize vermemek suretiyle bir zulüm irtikab ettiklerini.. Hem Afyon'da iki sene ellerinde kalan bütün Risale-i Nurun parçaları daha evvelden hem Denizli, hem Ankara, hem Isparta mahkemelerinde beraet ettirilip sahiplerine iade edildiğini; ve bilâhare Zülfikar ve Asa-yı Musa’yı ruhsatsız neşir bahanesiyle Isparta hükûmeti müsadere edip dört sene zaptettikten sonra, hiç bir noksan olmadan yüz yetmiş mecmuayı bize iade ettiklerini.. ve bizim en mühim suçumuz; Risale-i Nurun mahrem bir parçasında bir hadisin tefsirinde: "Cebrî kanunlarla şapkayı giydiren ve Din-i İslâmı mübarek Türk milletinden kaldırmak için Lozan muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen, hiç bir hakiki Müslüman Türkü protestan yapamıyan ve millet-i İslâm için pek çok zararlı olduğunu ef'aliyle ispat eden.. ve hadis-i şerifin haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu hayat ve mematıyla M.K.le bir mahrem eserde "Din yıkıcı Süfyan" dediğimizi ve kalblerdeki sevgisini bozmaya çalıştığımızı isnad edip kararnamede mahkûmiyetimize sebeb olduğunu ve mahkeme-i temyizin, Afyon mahkemesinin bu haksız kararını bozmasıyla; yeniden görülmeye başlanan dava, af kanunu çıkmasıyla, dosyalarıyla ve bütün Nur eserleriyle çürütülmek için mahzene atıldığını.. ve bilâhare Adliye Bakanlığınca Sungur'un keşide ettiği telgrafı üzerine- bütün eserlerin verilmesine emir verildiği halde, hiç biri iade edilmiyerek yeniden suç mevzuu olanlarını tefrik etmek, belki tamamını suç mevzuu yapmak istemeleriyle; Risale-i Nurun tam serbestiyetine mani' olmak istediklerini bildiren ve üç senedenberi bizi aldatan böyle eşhasa Nurun işlerini bırakmamak için Başbakan ve Adliye Bakanının nazar-ı dikkatlerine arzedilmek üzere. bu mealde adaletperver Demokratlara istid'a yazılması vatan ve millet menfaatına lüzumu var.

1690


1768

Lafza-i Celâl üzerinde i'cazı göz ile görünen Kur'anımızı almak için istid'a ile Diyanet Riyasetine müracaat edilmesi gibi, sırf garazla ve ecnebi parmağıyla aleyhimize dönen işlerden ve işkencelerden bizi ve Âlem-i İslâmı pek çok sevindiren Demokratların dikkat edip Nurcuları kurtarmalarını hürriyetperver hükûmetten rica ederiz..

SAİD-İ NURSİ(27)"

VE İKİNCİSİ: Üstte adı geçen müsadere meselesiyle ilgili Üstad'ın Ankara'ya gönderilen üstteki müdafaaları ulaştıktan sonra, Nur talebeleri harekete geçerek, orada yaptıkları iş ve hizmetleri hülâsatan Hazret-i Üstad'a şu şekilde bildiriyorlardı: (Bazı bölümlerini alıyoruz)

"

Çok aziz, çok mübarek sevgili Üstadımız efendimiz Hazretleri!



İstifsar-ı hatır ederek mübarek ellerinizden öper, dualarınızı rica ederiz. Siz sevgili Üstad'ımızdan üç mühim mektupları aldık...

.. Üçüncü mektubunuzu aldığımızda bizleri bir parça müteessir eden Afyon'daki kitaplarımızın müsadere edildiğine, yani onların irtidat ve dinsizlik namına müsadere kararı... Biz bunları alınca temyiz avukatımız Hulusi Bey'e gittik, vaziyeti anlattık. o da, "temyizde bozulması için çalışacağını ve fakat Afyon'daki avukattan temyize gönderdiğine dair dosya ve tarih numarasının istenmesini" söyledi. Biz de Afyon'dan istedik. Çok ehemmiyetli olan mahkeme-i kübraya şekvanın haşiyesinin hülâsasından ononbeş nüsha çıkarıp, dindar tanıdığımız meb'uslara bugün gönderdik. Onlar vasıtasıyla erkân-ı hükûmete mahkemenin bu zulmünü duyuracağız.

Ey Sevgili Muhterem Üstad! Ekalliyette ve fakat henüz kanun ellerinde bulunan dinsiz, mürted bir kısım kimselerin verdikleri zalimane kararı, Âlem-i İslâmın mühim devletlerinin temsilcilerinin müştakane ve ayn-ı hakikat izhar ettikleri bağlılık, hürmet ve takdirkârlık, o zalimane kararı nefy ediyor. Lisan-ı halile diyorlar ki: "Bediüzzaman Hazretlerinin hakikat cadde-i kübrasında açtığı çığırda bütün biz Âlem-i İslâm beraberiz ve dönmiyeceğiz.O zalimlerin dinsizlik ve irtidat hesabına verdikleri karar, onların bid’atkârlıklarına ve zulümlerine kat'iyyen iştirak etmediğinizi ve bil'âkis bütün şevket ve satvetiyle mücadele ettiğinizi gösteren bir delil olmaktan başka bir şey değildir...

1691


Ankara Nurcuları namına

Abdullah, Sungur, Osman, Ceylan, Salih, Abdünnur, Ahmet Atak, Mehmet(28)"

(27) Emirdağ-2 Müntehap küçük dosya sıra no: 36 ve yeni Yz.Emirdağ-2 S: 53

(28) Emirdağ-2 Müntehap küçük dosya sıra no: 38

1692

1769


AFYON MAHKEMESİNİN TE'HİRLERİ

Az üstte kaydettiğimiz veçhile, Afyon mahkemesi çeşitli tarihlerde vardığı mütebayin kararlar ve bunların temyizce bozulması şeklinde devam ederken, çok sürüncemeli te'hir üstüne te'hir veriyordu. Bu te'hirlerden birisi için 24.2.952'de Hazret-i Üstad'ın İstanbul'a mahremce gönderdiği bir mektupta hiddetli şekilde bu gelen sözleri yazıyordu:

"İstanbul'a gönderdiğimiz bir pusuladır. Beray-ı malûmat size gönderiyoruz.

(Mahremdir, haslara mahsustur)

Aziz Sıddık kardeşlerim!

1- Kat'iyyen tahakkuk etti ki: Bize karşı zındık düşmanlarımızın tahrikatıyla ve Ankara'da bazı dinsiz masonların plânıyla mahkeme bütün kuvvetiyle Risale-i Nurun intişarına mâni' olmaya çalıştıklarını; ve Nurcuların da tesanüdlerini kırmak, birbirinden soğutmak hakkımızdaki en baş proğramlarıdır. Medar-ı mes'uliyet hakikat noktasında bir şeyi bulamıyorlar. Resmen savcı demiş, makamata yazmış: "Denizli beraeti bütün bütün Risale-i Nuru parlattı ve tevsi' ettirdi. Ona karşı susturmak ve söndürmeye çalışmak Iâzımdır"

İşte bu dehşetli plânları içindir ki, iki üç günlük işi, üç sene bahanelerle uzatıyorlar.

İşte ey hakiki Nur şâkirdleri! Birinci vazifeniz, bu dinsizcesine hücuma karşı bütün kuvvetinizle Nurların perde altında neşrine ve muhafazalarına, onların maksadı aksine olarak kardeşlerinizin mabeyninizde tesanüdün takviyesine çalışmaktır. En ziyade lâzım ve ehl-i imanın imanına kuvvetli bir hizmet ve bu vatanın saadetine en ehemmiyetli bir medar-ı saadet budur.

2- İstanbul'daki Zülfikâr'ı bütün tedbirinizle ve kuvvetinizle müsadereye meydan vermemek ve zâyi' olmamak için muhafaza edip emin ellere yetiştirmektir. Çabuk cildleyiniz, hem çok ihtiyat ve tedbirle otuz kırk tane şahsıma emin bir zatla acele gönderin.

3- Bu muhakememizin te'hiri, gerçi onların plânıyla aleyhimizdedir. Fakat hakikatta Nurun hiç bir şeye alet olmadığını, hakaik-i imaniyeden başka bir maksad bulunmadığını göstermek ve ehl-i imanın tam i'timad ve kanaatlarına vesile olmak, bu tarafgirane, garazkârane seçimler zamanında kader-i ilâhi hakkımızda bu te'hire müsaade verdi.

1693

Elbaki Hüvelbaki



Said-i Nursi(29)"

(29) Emirdağ-2 Müntehap küçük dosya sıra no: 5

1694

1770


Hazret-i Üstad İstanbul'a gönderdiği bu mektubula beraber " Mahkeme-i Kübraya şekva" isimli yazısının devamı ve eki eklinde daha çok mahrem olan "Dokuzuncu maddesini" de, bir talebesi olan Bitlis'li Abdurrezzak lisanıyla kaleme almıştır. Bu mezkûr maddenin buraya derci şimdilik münasib görülmedi.

MAHKEMENİN TE'HİRLERİNİN HİKMETLERİ

Afyon mahkemesinin te'hir üstüne te'hirleri devam edip dururken, bunlardan yine bir te'hir üzerine, kader-i ilâhi noktasından hikmetlerini beyan eden Hazret-i Üstad 25.10.952'de neşretmiş olduğu bir mektubunda şunları yazıyordu:

"Üstadımız Diyor ki:

Mahkemelerin te'hirinde hayır var.. Şimdiye kadar Nura ve Nurculara verilen zahmetler, rahmetlere dönmesi gösteriyor ki, bu te'hirde de hayır var ki, birisi bu olmak ihtimali var:

Hariç Âlem-i İslâmda Nurun ehemmiyetle te'sire başlaması ve inkişaf ve intişarı; ve buranın siyasîleri Avrupa'ya bir rüşvet olarak bir derece Avrupalılaşmak meylini göstermesi, hâriçte zannedilmekle; mahkemelerce Nurun serbestiyet-i tammesi için karar vermek; hariç Âlem-i İslâmda Nurların hakikî ihlâsına böyle bir şüphe gelecekti: "Ya Nurcularda riyakârlığa mecbur olmuşlar.. veyahut böyle medenileşmek fikrinde olanlara ilişmiyorlar, za'af gösteriyorlar" diye nurun kıymetine büyük zarar olduğu için, bu te'ahhur(30) evhamları izale eder ve ispat eder ki; Otuz senedenberi İslâmiyetin şeairine muhalif şeylere baş eğmiyorlar...

SAİD-İ NURSİ(31)"

(Üstteki mektubun devamı uzundur.Mevzu' fazla uzamaması için dercedilmedi)

Yine başka bir te'hir münasebetiyle Hazret-i Üstad talebelerine gönderdiği bir mektubunda da şunları kaydetmiştir:

(30) Gerçekten de Afyon mahkemesi devam ederken 1956'ya kadar Türkiye'de yer yer bir çok mahkemeler açılıp cereyan ettiği gibi, 1956'daki Afyon'un umum-î serbestiyet kararı vermekle ve Nurlar o tarihten itibaren

1695

resmen matbaalarda serbest neşredilmekle birlikte, Üstad'ın hayatı boyunca da 1960'a kadar yine bir çok tutuklanmalar, hapisler ve mahkemeler cereyan etmişti, Hatta bu hal 1985'lere kadar genişlenerek Türkiye çapında devam etmiştir. A.B.



(31) Emirdağ-2 :Müntehap dosya sıra no: 59-88

1696


1771

Aziz Sıddık Kardeşlerim!

Evvelâ mahkememizin yine kırk gün te'hir etmesinde üç fayda var.Mucib-i merak değil, mucib-i teşekkürdür.

Birincisi: Maddeten ve manen hissedildi ki: Afyon adliyesi de Denizli gibi Nurlardan istifadeye perde altında başlamasıdır.

İkincisi: Risale-i Nurun harika kuvvetini mahkeme anlamış ki: Böyle bahanelerle bir iki günlük işi kırk güne atıyor ki, Adliye Vekili ve Başvekil Meclis-i Meb'usanda "Nurun faaliyetine karşı gelemiyoruz"(32) demeleri ve Afyon Adliyesi de aynı harika kuvveti bilmiş ki, serbestiyetine mâni' olmak için böyle te'hir etmiş ve ediyor.

Üçüncüsü: Bu te'hir gösteriyor ki, üç senede hakiki olarak medar-ı mes'uliyet bir şey bulamıyorlar. Yoksa habbeyi kubbe yaptıkları halde, böyle nâzik zamanlarda çok medar-ı mes'uliyet bahaneler gösterecekdiler. Demek Risale-i Nur tam galebe etmiş...

SAİD-İ NURSİ(33)"

Böylece Hz. Üstad'ın Afyon hapsinden tahliyesinden sonra da, altıbuçuk sene gürültülü bir şekilde devam eden Afyon mahkemesi safahatında Hazret-i Üstad bir çok şeyler yazdı. Gâh hiddetli ifadelerle, bazen de hikmetlerini ve menfaatlarını beyan eden sözlerle talebelerine mektuplar yazdı. Bunlar çoktur.Bir nümune daha vermek istiyoruz.

ARTIK YETER TAHAMMÜLÜM KALMADI



Yirmisekiz senede yüz senelik azabı bana çektirdiler. Bu işkencelere son verilmek için; hem bu memlekete hem Âlem-i İslâma hiç zararı olmadığı gibi çok menfaatı bulunan Risale-i Nurun tam serbestiyetini vermek, Hükûmet-i İslâmiyenin büyük vazifesidir.

Kat'iyen tahakkuk etmiş ki: Afyon mahkemesinde müthiş bir komitenin parmağıyla, beş mahkemenin ve dört emniyet dairesinin bize iade ettikleri aynı kitapları ve mahkeme-i temyiz de bu kitaplar lehinde beraat ile hükmedip, onbeş-yirmi gün zarfında zararsız olduğuna karar verdi

(32) 1948 başlarında Hazret-i Üstad ve Nur talebeleri Afyon hapisine alındıkları ilk günlerde, Mecliste CHP'li Adliye Bakanı Fuat Sirmen o menhus sözleri konuşmuştu.A.B.

(33) Emirdağ-2 Müntehap dosya sıra no: 2/1

1697

1698


1772

ği halde, Afyon mahkemesi dört buçuk senedir gayet az olan ve hiç bir kitap onlarda bulunmıyan ve hapiste bizimle beraber yatan bir iki Nur talebesine yanlış adreslerle haber verilmemiş diye bundan evvel iki ay, şimdi de bir ay geriye te'hir edilmiş. Bu biçare Nur talebelerine elli bin, belki yüzbin lira gidip gelme yol masrafları için zarar vermeleri ve hatta Afyon'un Nur Risalelerini müsadere kararı sebebiyle ve ihtarıyla, İstanbul'da müsadere edilen Rehber Risalesi ve mahkemesi sebebiyle, kışta benim gibi gayet iktisadlı bir fakir yüz banknotu otomobile ücret vermeye mecbur olması.. ve yirmi senede bazen yüz, bazen yetmiş, bazen elli arkadaşı çok defa lüzumsuz mahkemelere ve hapislere sevketmeleriyle; elbette yüzbinler lira zarar ve ziyanımız olması, gösteriyor ki; müthiş bir garazkârın parmağı bu işe karışıyor.



Yüklə 4,31 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   61   62   63   64   65   66   67   68   ...   112




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə