KiTÂBU't-tevhîD



Yüklə 0,76 Mb.
səhifə29/43
tarix03.01.2019
ölçüsü0,76 Mb.
#89032
1   ...   25   26   27   28   29   30   31   32   ...   43

İlgili Mes'eleler



1. Teğâbun Sûresı'nde geçen âyetin tefsiri.

2. Allah'ın kaderine sabır göstermenin İmanın bir gereği olduğu.

3. Soy ve sopuna yaralayıcı mahiyette ifadeler kullanma konusu.

4. Yanaklarına vuran, yaka-bağrmt yırtan ve cahiliyye da­vası güdenler hakkındaki şiddetli va'îdler.

5. Allah'ın kulu hakkında hayır murad ettiğinin alâmeti­nin ne olduğu.

6. Kul hakkında şer murad etmiş olmasının İşaretinin ne olduğu.

7. Allah'ın kulu sevdiğinin göstergesi.

8. Allah'ın kaderine öfke duymanın haram oluşu.

9. Belalara rıza göstermenin getireceği sevap.

Açıklamalar

İtaat konusunda sabır, günahları işlememeye karşı sabn . Her iki sabır türünün de İmanın gereği ve hatta esası ve şı besi olduğu herkesçe bilinmektedir. İman tamamen sabırdiı. Allah'ın sevdiği, razı olduğu, yakınlık duyduğu şeylere ve ha­ramlara karşı sabırdır.

Din üç temel esas etrafında döner:

[1-} Allah ve Rasûlü'nün getirdiği haberi tasdİklemek, {2-} Allah ve Rasûlü'nün emrine uymak ve {3-} yasakladıkla­rından kaçınmak.

Allah'ın takdir ettiği İnsana acı veren olaylar da bu genel manaya dâhildir. Ancak bilinmesine ve uygulanmasına şiddetle ihtiyaç duyulduğundan dolayı özellikle zikredilmiştir.

İnsan, musibetin Allah'ın iznine bağlı bulunduğunu, Allah'ın takdir ettiklerinde tam bit hikmete sahip olduğunu ve bu takdİratında kul üzerine sağanak yağmur gibi yağan nimet­leri İçinde barındırdığını bildiğinde Allah'ın kazasına razı olur; emrine teslim olur ve başına gelen sıkıntılara göğüs gererek sabır gösterin Bu tutumundaki gayesi de rabbine yakınlaşmak, sevabım ummak, cezasından korkmak ve güzle ahlakı özellik­lere sahip olmaktır. Böylelikle insanın kalbi huzura kavuşur iman ve tevhidi kuvvet bulur.



Otuzaltıncı Bâb

Riya Hakkında Bâb

«De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, llâh'ınızın, sadece bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi is yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.» (Kehf, ııo)

Ebû Hurayra radıyallâhu anh'tan merfu olarak rivayet edil­diğine göre kudsî bir hadiste Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

«Ben ortaklar arasında ortaklığa hiç ihtiyacı olmayanım. Bir amel İşleyip de bir başkasını bana ortak kılanı şirki ile baş başa bırakı­rım.» 119 Müslim rivayet etmiştir.

Ebû Sa'îd radıyallâhu anh'tan merfu olarak gelen rivayette şöyle buyurulmaktadır: «Size benim nazarımda Mesih-i deccalden daha korkunç gelen şeyi bildireyim mi?» "Elbette, ey Allah'ın ra-sûlü!" dediler. «O gizli şirktir. Adam kalkıp namaz kılar, birinin

baktlğmi gördüğü İÇİn namazım SÜ'$ler.» 120 Ahmed rivayet etmiştir.



İlgili Mes'eleler



1. Kehf Sûresi'nde yer alan âyetin tefsiri.

2. Amele Allah rızasından başka bir gaye karıştığı taktirde reddolunur. Bu da önemli bir meseledir.

3. Sebebi, Allah'ın kesinlikle ve kesinlikle ortağa ihtiyaç duymam asıdır.

4. Bİr sebebi de Allah'ın daha hayırlı olmasıdır.

5. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabı hakkında riya­dan endişe etmesi.

6. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bu durumu namaz kılan bir adamı misal göstererek vermektedir ki; bu misaldeki kişi bir başkasının kendisine baktığını fark ettiğinde namazını daha itinalı kılarak süslemekte ve riyaya düşmektedir.

Otuzyedinci Bâb

İnsanin Ameli İle Dünyayı Murad Etmesinin Şirk Olduğu Hakkında Bâb

«Kim dünya hayatını ve zinetİni istemekte ise, amellerinin kar­şılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar, iste onlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiçbir nasip olmayan kimselerdir; yaptıkları boşa gitmiştir; yapmakta ol­dukları şeyler (zaten) bâtıldır.» (Hûd, 15, 16)

Sahih'de yer alan rivayete göre Ebû Hurayra radıyallâhu anh RasûluÜah saüallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu anlatır: «Dinara (altın paraya) kul olanın bumu yerde sürtülsün! Dirheme (gümüş paraya) kul olanın burnu yerde sürtülsün! Giysilerin kulu olanın burnu yerde sürtülsün'. Kadifenin kulu olanın burnu yerde sürtülsün! Verilirse razı olur; verilmezse öfkelenir. Hem yüz üstü sür­tülsün, hem de zarar ve ziyana uğrasın, bir diken batsa çıkarttıracak kimse bulamasın. Atının dizginini Allah yolunda tutup, saçı bası dağılan ve ayaklan tozlanan kimseye ise müjdeler olsun! Korumayla vazifeli ise onun sevabnını alır; artçı kuvvetlerde ise onun sevabını alır. Hâlbuki (insanlar nazarında) izin istese izin verilmeyen, ara­cılık yapsa, aracılığı kabul edilmeyen birisidir.»121

İlgili Mes'eleler



1. Ahirete yönelik yapılan ameller karşılığında insanın dünyayı istemesi.

2. Hûd Sûresi'nde bulunan âyetin tefsiri.

3. Müslüman insanın dinarın, dirhemin ve giysinin kulu diye adlandırılması.

4. Bu isimlendirmenin sebebinin 'verildiğinde razı olmak, verilmediğinde ise öfkelenmek' şeklinde açıklanması.

5. «Zaten hem yüz üstü sürtülmüş, hem de zarar ve ziyana uğ­ramıştır» sözü.

6. «Bir diken batsa çıkarttıracak kimse bulamasın» sözü.

7. Zikredilen sıfatlara sahip mücahidin övgüyle anılması.

Açıklamalar

Dİnın temel esasının, tevhidin ve ibadetin ruhunun ihlâs olduğu bilinmelidir. İhlâs, kulun her amelinde Allah'ın rızasını, sevabını ve fazlını kazanmayı hedeflemesidİr. Kul, imanın altı temelini, İslam'ın beş ana unsurunu, ihsan manasına gelen imanî hakİkatları, Yüce Allah'ın hukukunu ve kulların hakla­rını eksiksiz olarak ve sırf rabbinİn rızası için, ahîret yurdunu hedefleyerek yerine getirir. Bu görevleri eda ederken duysun­lar, görsünler için değil, baş olma, öne çıkma sevdasıyla değil, yalnız ve yalnız Allah'ın sevgi ve rızasını kazanmak gayesiyle hareket eder. Bu yolla İman ve tevhidi mükemmeliyet kaza­nır.

İmana ve tevhide aykırı en önemli hususlardan biri insan­lara gösteriş yapmak, övgü ve saygılarını kazanmak için ya da dünyalık amaçlarla amelde bulunmaktır. Böyle bir amaç, ihlâs ve tevhidi zedeler.

Riya konusunun detaylandırılması gerekir:

İnsanı amele sevkeden faktör insanlara gösteriş yapmak düşüncesi ise ve bu bozuk gaye üzerinde devam edilirse, ya­pılan amel boşa gitmiş olur. Bu yapılan küçük şirktir. Büyük şirke yol açmasından endişe edilir.

Şayet insanı amele sevkeden etken Allah rızasını kazan­mak isteği İle birlikte insanlara gösteriş düşüncesi ise ve yaptığı amel ile gösterişte bulunmaktan geri durmazsa, nasların zahi­rine göre böyle bir amel de batıldır.

Kişiyi amele sevkeden saik, yalnızca rabbinin rızasını ka­zanmak olur da sadece amel esnasında riya düşüncesi arız olur ama kendini kontrol edip bu düşünceyi bertaraf eder ve ihlası-nı muhafaza ederse, bir zarar söz konusu olmaz. Ancak kendi haline bırakarak riya düşüncesini izale etmezse, amelde eksik­lik meydana gelir. Kalbindeki riya nisbetinde İman ve ihlasın-da zayıflık oluşur. İnsanın işlediği amelîn Allah için olmasını sağlaması ve şirk şaibesine karşı muhafaza etmesi gerekir.

Riya önemsenmesi gereken büyük bir afettir. Yoğun tedavi gerektiren bir hastalıktır. Riya karşısında nefsin ihlâsa alıştırıl-masi gerekmektedir. Riyanın etkisiyle oluşan düşüncelere ve zararlı hedeflere karşı koyabilmek için nefisle mücahede içinde bulunulmalıdır. Riyanın ortadan kaldırılabilmesi için yardımı­na başvurmakla Yüce Allah, kulun iman safiyetini sağlayarak tevhidi gerçekleştirmesine yardımcı olacaktır.

Dünya ve dünya menfaatlerinin kazanılması için amel işlemek: Kulun bütün hedef ve maksadı böyle bir amaca yönelik ise ve Allah rızası, ahiret gibi bir gayesi yoksa ahiretten hiçbir nasip elde edemez.

Bu nitelikte bir vasıf, müminden asla sudur etmez. Çünkü mümin, ne kadar imanı zayıf da olsa, Allah rızasını ve ahİreti hedeflemelİdir.

Ancak birbirine eşit ya da yakın derecede hem Allah rıza­sını kazanmak, hem de dünyayı elde etmek için amel işleyen kimse, mümin bile olsa imanı, tevhidi ve İhlâsı eksiktir. İhlâs mükemmelliğini yitirmesi nedeniyle ameli de eksiktir.

İnsan ameli sırf Allah rızası için ihlâsla yapmakla birlikte dinin ikâmesine yardımcı olmak üzere yaptığı amel ve çalış­madan dolayı -hayır İşlerine yönelik Ödenekler, cihad etmesi dolayısıyla ganimet vb. alan mücahid, cami, okul benzeri dinî vazifeleri ifa edenlere yönelik ödemede bulunan vakıflar gibi-belü bir ödenek alıyorsa, dünyalık bir amaç güdülmedİğinden dolayı kulun imanına ve tevhid inancına zarar vermez. Bununla kastedilen, dinî amaçlardır; dinin ikâmesi için yardımcı olacak hususlardır.

Bu nedenden ötürü Allah zekât, ganimet gibi şer'î gelir­lerde dinî ve faydalı dünyevî işleri gerçekleştiren kişiler için önemli bir pay tayin etmiştir.

Yukarıdaki satırlarda yapılan detaylı açıklamalar bu derece önemli bir konunun hükmünün ne olduğunu ve her şeyin yerli yerine konulması gerektiğini göstermektedir. Allah en iyisini bilir.





Yüklə 0,76 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   25   26   27   28   29   30   31   32   ...   43




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə