Korkuteli kiz anadolu I h lisesi 017-2018 ÖĞ,yili yil: sayi: ocak-2018



Yüklə 152,63 Kb.
tarix12.01.2019
ölçüsü152,63 Kb.


f:\ \kız imam hastip logosu 2 kopya.pngKORKUTELİ KIZ ANADOLU İ H LİSESİ


2017-2018 ÖĞ,YILI

YIL:2

SAYI:4

OCAK-2018



KORKUTELİ KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ 12-A SINIFI AYLIK KÜLTÜR –SANAT DERGİSİ


Yüce Allah Kur’anı Kerim’de buyuruyor : “…(ve) o kemiklere de et (kaslar) giydirdik…" (Mü`minun, 23/12-14)

"Biz insanı en güzel biçimde yarattık." (Tin, 95/4).
insan iskelet afiş ile ilgili görsel sonucu


HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ,

YA BÖYLE KALSAYDIK ?...

HÂLİMİZ NE OLURDU !..





HUZUR-ERDEM-BAŞARI
YAĞMUR DAMLASI kız imam hastip logosu 2 kopya

Korkuteli Kız Anadolu İ.H.Lisesi 12-A sınıfı



Aylık kültür ve sanat dergisi”

Hazırlama Ekibi:

12-A sınıfı öğrencileri

Yazı inceleme Kurulu:

Edebiyat Dersi Öğretmenleri

Tarih ve Coğrafya dersi Öğretmenleri

Mesleki Alan Dersi Öğretmenleri
Danışman Öğretmen:

Osman ÇELİK

12-A Sınıfı Rehber Öğretmeni

Dergi Basım Yayın Adresi:

Korkuteli Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”



M.K. ATATÜRK

dürüstlük afiş ile ilgili görsel sonucu




DÜRÜST OL,

CANIMI YE !..
dürüstlük afiş ile ilgili görsel sonucudürüstlük afiş ile ilgili görsel sonucudürüstlük afiş ile ilgili görsel sonucu
dürüstlük afiş ile ilgili görsel sonucu




c:\users\user\desktop\adsız.png



HİÇ BİR ÇALIŞMA , KARŞILIKSIZ KALMAZ


Sevgili Öğrenciler,

Allah Teâlâ, hayatın güzelliklerini insanlar ondan faydalansın diye yaratmıştır. Buna bağlı olarak çalışmanın, gayretin neticesi hem dünyada hem de ahirette kendini gösterecektir.

Dünya çalışma, yorulma, mesafe alma yeridir. Yerine göre gayret, yerine göre sabır ve sebat, yerine göre de neticenin güzelliği görülürken , ahiret hayatı sadece neticenin elde edildiği cefanın değil sefanın sürüldüğü yerdir.

Dünya-ahiret dengesi kefeli teraziye benzer. Bir tarafa yüklenmek dengenin bozulmasını ahengin yokluğunu gösterir. En mükemmeli teraziyi eşit noktada tutmaktır. Yani hedef büsbütün dünya için çalışmak değil; ahiret için de çalışmayı unutmamaktır.

Sadece bu dünyada yaşayacağımızı düşünerek yaşarsak  ölü gibi yaşarız. Ama öleceğimizi düşünerek yaşarsarsak diri  gibi yaşarız. İnanın o zaman , iman ettiğimiz ahireti daha burada iken yaşamaya başlarız. Fakat biz, tüm yatırımlarımızı bu dünyaya yönlendirecek olursak asıl gayeyi yani “niçin yaratılmışolduğumuz gerçeğini unutmuş oluruz.

Kur'ân-ı Kerîm , insandaki üretici ve değiştirici güce, yani emeğe büyük bir değer verir. Buna göre insanın kâinat içerisindeki yerini önce onun imanı ve sonra emeği tayin eder.

Kişinin sorumluluğunu gerçek manada tayin eden de emektir: "Ve gerçekten de insan ancak kendi çalıştığını elde eder ve yine Şüphesiz onun emeği kendisine pek yakında gösterilecektir. " (en-Necm, 53/39) âyeti tam olarak bunu ifade etmektedir.
Geleceğimizin teminatı gençler,

2017-2018 Öğretim yılının 1.Kanaat dönemi sonunda gayret ve çabalarınızın sonucunu göreceksiniz. Görüntü ne olursa olsun azim ve gayreti elden bırakmayınız.

Unutmayınız ki hayat sürüyor ve gerçekler her sabah bütün aydınlığı ile bizleri karşılıyor. Ara tatili sadece dinlenmek, gezip tozmak şeklinde algılamayınız.

Âsım’ın Nesliolarak bizim çok fazla istirahat etmeye hakkımız yoktur. Hepinizi en derin sevgilerimle selamlıyorum. İyi tatiller.



gayretle ilgili hadisler ile ilgili görsel sonucu

RABİA NUR BORAZAN

12/A
dürüstlük afiş ile ilgili görsel sonucu

Peygamber Efendimiz (SAV) buyurdular ki,

Sakın doğruluktan sapmayın! Çünkü doğruluk sizi üstün ahlâka ulaştırır, üstün ahlâk ise cennete götürür. Doğruluk ve dürüstlüğe devam eden kişi, neticede (Allah’ın katında) ‘sıddîk’ (yani dürüstlüğü karakter haline getiren insan) olarak yazılır. Yalan söylemekten de kaçının! Çünkü yalan insanı günahlara sürükler; günahlar ise cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye en sonunda Allah’ın katında kezzâb (yani yalancılığı huy haline getirmiş kimse) diye yazılır.

Doğruluk ve dürüstlüğüne düşmanlarının bile hayran olduğu Muhammedü’l-Emîn (s.a.v), “Benim için sözlerin en güzeli, en doğru olanıdır” buyuruyor.

İslâm âlimleri doğruluk ve dürüstlüğü ahlâkın en büyük alâmeti kabul etmişler ve –Nisâ sûresinin 69. âyetindeki ve ilgili hadislerdeki sıralamayı dikkate alarak- peygamberlerden sonra en yüksek derecede, sıddîkların yani dürüstlüğü hayatlarının ilkesi haline getirenlerin bulunduğunu bildirmişlerdir.

Yalan dolanla iş çevirenler, işlerine sahtekârlık katanlar, belki bir zaman için başarılı olabilirler; fakat sonunda kaybeden onlar olacak…

Allah’ın insanoğluna verdiği nimetlerin en büyüğü akıl, zekâ ve konuşma yeteneğidir. Yüce Rabbimiz bunları bize, hak ve hayır yolunda kullanalım diye vermiştir; yalancılık, hilekârlık gibi ahlâk dışı yollarla şunu bunu aldatmakiçindeğil..!


Resûl-i Zîşan efendimizin şu hadisi, dürüstlükten uzaklaşmanın dinî hayatımız için ne büyük bir tehlike teşkil ettiğini dile getirmektedir:

Münâfığın alâmeti üçtür:

  1. Konuştuğu zaman yalan söyler,

  2. Söz verdiğinde sözünden döner,

  3. Kendisine bir emanet bırakıldığında emanete hıyanet eder.

Bu hadis de gösteriyor ki, sadece sözlerimizde değil; işlerimizde, duygu, düşünce ve niyetlerimizde de dürüst olmamız gerekiyor.

Sözümüz özümüze, özümüz işimize uygun olmadıkça, görünüşteki iyiliklerimiz ne dinî ne de ahlâkî bir değer taşır. Çünkü Yüce Kitabımızın ifadesiyle Allah Teâlâ, “Gözlerin hâin bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” “İçinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da (fark etmeyecek), Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir.” Aynı uyarıyı, Efendimiz (s.a.v.) de “Ameller niyetlere bağlıdır” şeklindeki özlü hadisleriyle dile getirmiştir.



Doğruluk olmasa dinlerin hükümleri anlamını kaybeder. Öte yandan bir kimsenin yalanı huy haline getirmesi, onun insanlıktan çıkmasıyla aynı anlama gelir. Çünkü konuşma yeteneği sadece insanın özelliğidir. Yalancı olarak tanınanların sözlerine güvenilmez; konuşması hiç kimseye fayda getirmez; konuşması faydasız olan ise hayvanlarla eşit duruma düşer. Hatta –anılan âlime göre- böyle biri hayvandan da kötüdür; çünkü hayvan (konuşamadığı için) diliyle faydalı olamaz; ama zarar da vermez, yalan konuşan ise başkasına faydalı olmadığı gibi üstelik bir de zarar verir.

Yüce Rabbim bizleri sözümüzde, özümüzde ve işlerimizde doğruluktan, dürüstlükten ayırmasın...
dürüstlük afiş ile ilgili görsel sonucu


YARATILIŞ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA SALİHA NUR AĞAROĞLU 12-A
Yaratılıış konusu gerçekten geniş bir konudur. Onu basitleştirerek anlatmak zordur. Zira Kur’anın dili Arapçadır. Arapça’nın inceliklerini ve tefsir ilmini bilmek ve Resulullah efendimizin bu âyetleri nasıl açıkladığına vakıf olmak gerekir. Her zaman yazıyoruz, meallerden din öğrenilmez. Tıp kitabı okumakla doktor olup ameliyat yapılmaz. Anayasa kitabını okuyan hukukçu olamaz, Anayasayı da anlayamaz. Yüzme bilmeyen birinin eline bir tahta verip okyanusun ortasına bırakarak, tarif edildiği gibi sen burada yüzmeyi öğren denmez. Mealden dinin hükümleri öğrenilmez.
Türkçe’de olduğu gibi her dilde deyimler vardır. Manası ile söylenen farklı olur. Mesela bir kimseye gözümden düştün veya gözüme girdin denilse, göz ile hiç alakası olmadığını Türkçe bilen herkes bilir. Birine gözüme girdin, seni çok sevdim, yanımda çok itibarın var, seni takdir ediyorum dense, bunlar birbirinden farklı şeyler değildir. Farklı kelimeler kullanmakla başka şeyler söylenmiş olmuyor. 

Şimdi maddeler halinde açıklayalım:
1- Bu âyette, insanın alekadan yaratıldığı bildiriliyor. Aleka = Embriyo, erkekten gelen sperm [meni] ve dişiden gelen ovumun [yumurtanın] birleşmesiyle, yani döllenme ile oluşan organize yapıdır. Embriyo zamanla cenin ve çocuk oluyor.

2- Burada, insanın spermden meydana geldiği söyleniyor. Herkes bilir ki başlangıç olarak elbette çocuk spermden meydana geliyor. İnsan sûresinin ikinci âyetinde ise, biraz daha açıklamalıdır. Katışık nutfe deniyor. Yani erkekten gelen spermin ve kadından gelen ovumun birleşmesiyle meydana geliyor deniyor. Bunun çelişki neresindedir?


3- Her canlının sudan yaratıldığı bildiriliyor. Sperm de içi hücre dolu bir sudur. Yine insanın meniden geldiği bildiriliyor.


4- Burada ilk insanı yani Âdem aleyhisselamı topraktan yarattığı bildiriliyor. Sonraki insanların oluşumu ile bunun ne ilgisi vardır ki çelişki olsun.


5- Bu maddede de, insanın çamurdan yaratıldığı bildiriliyor. Çamur, sulandırılmış toprak demektir. Hadis-i şerifte açıklandığına göre, Allahü teâlâ dünyanın her yerinden alınan toprağın çamur haline getirilmesini emrediyor, bu çamur iyice yoğruluyor. Bu çamurdan bir insan heykeli meydana getiriliyor. Güneşte kalarak pişmiş tuğla gibi oluyor. Sonra, Allahü teâlâ bu heykele can veriyor ve Âdem aleyhisselam meydana geliyor. İlk insanın topraktan veya çamurdan yaratıldı denmesinde bir çelişki yoktur.


6- Burada ilk insanın topraktan, çamurdan meydana geldiğini, sonrakilerin ise, meni vasıtası ile ürediği bildiriliyor. Diğerleri ile çelişkili bir durum yoktur.


7- Burada ise öteki âyetlerin bir nevi açıklaması yapılıyor. İnsan önce topraktan, meydana geldi. Sonraki insanlar da sperm vasıtası ile çoğaldı. Sperm de kadında meni ile aleka halini, sonra cenin halini aldığı bildiriliyor. Yani çocuğun meydana geldiği devreler anlatılıyor. Burada da hiç çelişki yok.


8- Bu âyette de yedinci maddedeki durum açıklanıyor. İnsanın belli devreler, aşamalar halinde meydana geldiği açıklanıyor. 


9- Burada da, bütün insanların tek kişiden Hazret-i Âdem’den geldiği bildiriliyor. İkinci âyette de, Hazret-i Havva validemizle Hazret-i Âdem’den geldiği bildiriliyor. Bu ikisi farklı bir şey değildir.


10- Bu son maddede ise, ortada hiçbir şey yokken, ilk insan topraktan, sonrakiler de meni vasıtası ile yaratılmış oluyor. Bu on maddenin hiç biri, diğeriyle çelişkili değildir. 


Netice: 
1- Allahü teâlâ her şeyi yoktan yarattı. Yani Onun yaratmasından sonra var oldular.

2- Hazret-i Âdemi topraktan yarattı. Sonra Havva validemizi yarattı.
3- Bu ikisinden diğer insanları [sperm, ovum vasıtasıyla] yarattı.
4- Bunları ve yaratmasındaki aşamaları âyetlerinde bildirdi. Yaratılışın her aşaması bir hikmettir.


SEHER KAVASOĞLU 12-A
insan yaratılışı üzerine ile ilgili görsel sonucuhafize

Kur`an-ı Kerim, insanın muhtelif yaratılış devrelerinden bahseder. Bunu ana hatlarıyla ikiye ayırmak mümkündür. Birisi; ilk insan Hz. Âdem (as)`ın, ikincisi de diğer insanların yaratılmasıdır. Bu farklı yaratılışlara bazen ayrı ayrı ayetlerde, bazen de aynı ayette dikkat çekilir. Nitekim Mü`minun suresinde şöyle buyurulur:



"Andolsun biz insanı çamurdan (süzülmüş) bir hülasadan yarattık. Sonra onu (Hz. Âdem`in nesli olan) insanı sarp ve metin bir karargahta (rahimde) bir nutfe (zigot) yaptık. Sonra o nutfeyi alaka (yapışan şey) hâline getirdik, derken o alakayı mudga (bir çiğnem et) yaptık, o bir çiğnem eti kemik(lere) çevirdik (ve) o kemiklere de et (kaslar) giydirdik. Sonra onu başka yaratılışla inşa ettik (can verdik, konuşma verdik)..." (Mü`minun, 23/12-14).

Görüldüğü gibi, insanın ilk yaratılıştan itibaren geçirdiği devreler safha safha nazara verilmektedir. Bunlardan kendi yaratılış devrelerimizi anlamak, ilk yaratılışa da ışık tutacaktır.Yukarıdaki Ayet-i Kerimede geçen yaratılışla ilgili hususlara, bir hadis-i şerifte de işaret edilir:



"Her birinizin yaratılışı ana rahminde nutfe olarak 40 gün derlenip toparlanır. Sonra aynen öyle (40 gün daha) alaka (yapışan şey) olur. Sonra yine öyle (bir 40 gün daha) mudga (et parçası) hâlinde kalır. Ondan sonra melek gönderilir. Ona ruh üfler..."(Mehmet Sofuoğlu, Sahih-i Müslim ve Tercemesi, VIII, 114).

Bu hadiste, zigot, morula ve blastula safhaları, derlenip toparlanma devresi (nutfe) olarak ifade edilmiştir. Bugün embriyoloji ilminin tespiti de yukarıda bahsedilen gelişim devrelerine paralellik gösterir. Yumurtalık kanalında döllenen yumurta, ana rahmine doğru inmeye başlar. Daha inerken bile bölünmektedir. Ana rahmine gelen yumurta, plasenta (eten=eş) oluşunca mukoza ve kasları içine iyice yapışarak gömülür. Bir başka ifade ile tohum gibi ekilir. Bu safha, ayet ve hadislerde "alaka"(*) (yapışan şey) kelimesiyle ifade edilir.Şu ayet-i kerimede de yaratılışın bütün safhalarına işaret edilir:



"Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmek hususunda herhangi bir şüphe içinde iseniz, şu muhakkaktır ki biz sizi(aslınızı) topraktan, sonra (onun neslini) insan suyundan (spermadan) sonra alaka (yapışan şey)`dan daha sonra da hilkati belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık (ve bunları) size (kudretimizin kemalini) apaçık gösterelim diye (yaptık) sizi dileyeceğimiz muayyen bir vakte kadar rahimlerde tutuyoruz, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz."(Hac, 22/5).

Bu ayet-i kerimenin son bölümündeki hükümler, yani yaratılışta tabi olduğumuz kanunlar, günümüzde aynen cereyan ediyor. Bu bize, ayetin başında zikredilen topraktan yaratılmanın da vuku bulduğunu ifade etmez mi? Bütün bunlarla Cenab-ı Hak, dilediğini dilediği şekilde yaratacağını göstermiştir.



Şunu itiraf etmek durumundayız ki, insanın yaratılışı gerçekten bir mucize. İster ilk insan, isterse günümüz insanı olsun, bu hüküm hepsi için geçerli.Meselenin anlaşılmasındaki güçlük, sanırım yanlış kıyastan ileri geliyor. Biz, kâinattaki hadiselerin cereyan tarzını devamlı kendi güç, kuvvet ve ilmimizle mukayese ediyoruz. Tabii ki, sonuçta işin içinden çıkamıyoruz. Halbuki bu hadiselere Cenab-ı Hakk`ın kuvvet, kudret ve ilmi noktasından bakmak gerek. O zaman, her şeyin gerek vücuda gelmesi, gerekse ortadan kalkması o kadar kolay olur ki, şüpheye mahal kalmaz.

İlk insanın yaratılışını açıklamak hususunda evrimciler çıkmaz yoldadırlar. Bunu kendileri de itiraf ediyorlar. O hâlde, "Yapan bilir, bilen konuşur." kaidesince, yapanın beyanına kulak vermek gerekiyor. O, insanı topraktan yarattığını bildiriyor.



"Muhakkak sizi topraktan yarattık..." (Hac, 22/5). Hem de en güzel şekilde.İşte kanıtı:

"Biz insanı en güzel biçimde yarattık." (Tin, 95/4).


islamda zayıf ve kuvvetli ile ilgili görsel sonucu

AYŞE NUR ARITÜRK 12-A
iyilikte yarış ayet hadis afiş ile ilgili görsel sonucu
dürüstlük afiş ile ilgili görsel sonucu




YA RESULALLAH !

Sesinle renk alır, ayetlerimiz
Yüzüne yüz sürsem, Ya RESUL ALLAH !
Ömrümce sürsün hak muhabbetimiz
Eli kur-an tutan, Ya RESUL ALLAH !


Tek atar yürekler, hep senin için
Bak dinmiyor yaşım, göz için için
Bu millet bir yasin, okumaz niçin ?
Kalbim sana atar, Ya RESUL ALLAH !


Utanırız bak; biz, bu halimizden
Bu mahçup yüzümüz, birbirimizden
Dökülsün dualar, hep içimizden
Hak kabul eylesin, Ya RESUL ALLAH !


Gideceğimiz yer, bil ki orası
Gidecek muhakkak, gelen sırası
Geçici muhabbet, elbet burası
Varalım inşallah, Ya RESUL ALLAH !


Hac hak olsun cümle, mümin kuluna
Yüzümü de sürsem, ümre yoluna
Şükredip kapansam, ALLAH adına
Senle beraberiz, Ya RESUL ALLAH !
ZEYNEP BABUN

ALLAH ALLAH ! diyen, şu dillerimiz
Tutmazsa kur-anı, bu ellerimiz
Ne olur gelince, ecellerimiz
Bize şefaat et, Ya RESUL ALLAH !

Hakka bağlatansın, Ya HABİB ALLAH !


Cemal parlatansın, Ya NEBİ ALLAH !
Gönül çağlatansın, Ya ŞEFİ ALLAH !
Yürek dağlatansın, Ya RESUL ALLAH !

ADALETpelit




SEN VARSIN YA
Seni çok sevdik sünnetine sarıldık,

Sana gönül vermeyene darıldık.

Sana uyduk emrini baş tacı kıldık

Bizi kendine komşu et Ya Rasülallah

Sana olsun duamız Makam-ı Mahmud

Sensin bizim içn mahşerde umut

Ya Rasülallah n’olur elimizden tut,

Bizi kendine komşu et Ya Rasülallah

Kalplerimiz yalnız senin için çarpar

Seni anmazsak içimizde kıyamet kopar.

Sünnetinden ayrılan yanlış yola sapar

Bizi kendine komşu et, Ya Rasülallah

MÜNİRE SİNA TURGUT

12-A
GÖRMEDEN SEVDİK

Gözlerimiz görmez iken,

Kalplerimiz bağlı iken,

Ellerimiz dua bilmez iken,

Görmeden sevdik Ya Rasülallah.
Kulaklarımız duymaz iken

Ayaklarımız Hakka uymaz iken,

Sevgi ile bağlılık sürmez iken,

Görmeden sevdik Ya Rasülallah
İlk sözlerin “HÂKK” iken,

İlk sûre “Alak” iken,

Sen Allah’ın sevgilisi iken,

Görmeden sevdik Ya Rasülallah.
Sözün bizi aydınlatırken,

Ve sen Allah’ın Rasülü iken,

Kalbe giren kapı Sen iken,

Kalbin “ÜMMET,ÜMMET” derken,

Görmeden sevdik Ya Rasülallah.
Kur’anı açıklayan sen iken,

Ve Sen son Peygamber iken,

Muhammed’ül Emin iken,

Görmeden sevdik Ya Rasülallah.

Eylem SEVİM 10/A


Görmeden sevdik Ya Rasülallah.
Kur’anı açıklayan Sen iken,

Muhammed’ül Emin iken,

Ve Sen so Peygamber iken,

Görmeden sevdik Ya Rasülallah.

EYLEM SEVİM 10-A


KUR’AN SENİ ANLATIYOR

Kur’an’da yer aldı sana itaat, Topluca sünnetine sarıldık, Salat selam getirdik Sana,

Seni seviyoruz ya gönlümüz rahat, Senin emrinle batıldan ayrıldık. Zikrin tadını aldık kana kana,

Beklentimiz Sen’den şefaat, Seni düşünüp ummanlara daldık, Sen bize hem babasın ,hem ana

Alemlere rahmetsin ya Rasülallah. Alemlere rahmetsin ya Rasülallah. Alemlere rahmetsin ya Rasülallah.

CEMİLE ŞEVKAN 12-A

.



NANO TEKNOLOJİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ


SELMA SAKAR 12-A
http://ekstrembilgi.com/wp-content/uploads/2016/05/nanoteknoloji-nedir.jpg

Nano bir ölçek, nano teknoloji de o ölçekte geliştirilen teknolojiler anlamına geliyor, bu yüzden nanobilim ve nano teknoloji ile uğraşmak çok disiplinli bir durumdur; hedefi belirli bir konu değil; işbirliği gerektiren, birçok araştırmayı içine alan geniş bir kapsama alanını oluşturur. Nano milyarda 1 demek ve milyarda 1 ölçekle çalışmak demektir. Atomlarla ve onların dizilişleriyle; malzemede, üretim tekniklerinde, yenilik yapmak ve ihtiyaca uygun üstün özellikli yeni ürünler geliştirmek anlamına geliyor.

Nano sadece bir ölçü derecesi olduğu için nanoteknolojinin malzeme üretiminden başlayarak, elektronik, manyetik, optik, mekanik, ve biyomedikal amaçlı işlemler gibi birçok disiplini de kapsayan geniş bir uygulama alanı bulunmaktadır. Günümüzde kullanılan mühendislik malzemelerinin birçok özelliği mikrometreden büyük boyuttaki içyapılarından (tane, kristal) kaynaklanmaktadır. Nano malzemeler ise, üstün özelliklerini, mikrometreden 10 ile birkaç yüz kat daha küçük boyuttaki yapılara borçludurlar. Yakın zamanda bu alanda yapılan çalışmalar, nano boyutlu malzeme, aygıt ve sistemlerin üretimi, karakterizasyonu ve uygulamaları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Nano teknolojinin başlangıcı olarak kabul edilen bu konuşmada nano boyutlarda uğraşların olabilmek için, öncelikle nano ölçekte ölçme ve üretim yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu teknoloji ile yapılabilecek bazı harika işler :

-24 ciltlik büyük bir ansiklopedisi bir toplu iğne başına yazılabilir

-Küçük ölçeklerde motorlar

-Biyolojik yapılardakine benzer üstün özellikli yapı ve sistemler

-Minyatür bilgisayarlar

-Atomlara hükmetme, onları yeniden düzenleme gibi ilk defa duyulup daha sonra keşfedilecek birçok yeni görüşlerden bahsedilmektedir.

ETKİNLİKLER : “AİLE ZİYARETLERİ”
c:\users\user\desktop\nurseli veli z\182720a4-dfcb-4740-8b2b-e917f5f9b9d6.jpeg c:\users\user\desktop\nurseli veli z\947444a2-2d1b-4d5f-bfaa-3e8561f1dc89.jpeg
c:\users\user\desktop\nurseli veli z\6656019a-08e9-4b55-92d3-8d5a8140e438.jpegc:\users\user\desktop\nurseli veli z\bf71a9d5-79df-43f3-8253-c5734aff7d88.jpeg
c:\users\user\desktop\nurseli veli z\d0ef7952-3f3d-4ca3-b718-d58280064727.jpeg c:\users\user\desktop\nurseli veli z\b4ece518-183d-465d-98f9-2c448ef895f9.jpeg

MÜNAZARA YARIŞMALARI:
c:\users\user\desktop\nurseli munazara\0c758364-1b84-4e34-9111-95d71e5029fb.jpegc:\users\user\desktop\nurseli munazara\8eea4d60-272b-43a3-8ff8-080e7f5c07fe.jpeg
c:\users\user\desktop\nurseli munazara\43f8926c-47a6-4e05-8d4d-b32840eb6aec.jpegc:\users\user\desktop\nurseli munazara\893ea906-2041-40d6-82d2-1e19aa815fee.jpeg
c:\users\user\desktop\nurseli munazara\münazara 2\0ca91449-8fba-432a-8cce-7e6b4c964cab.jpegc:\users\user\desktop\nurseli munazara\münazara 2\aee91614-57ed-4036-844b-3aa20d679d96.jpeg

VE….. NİHAYET,

12-A FİNALDE !






YARI YIL TATİLİNE HAZIR MIYIZ? Esra CANYILDIRAN

Rehber Öğretmen






c:\users\user\desktop\kapak-sozler-facebook-resimli-kapak-sozler-kapak-sozler-resimli_823efab35.jpghttps://im0-tub-tr.yandex.net/i?id=8898857f4ee5901ec5b322b8a9927849&n=13

yaratılış ayetler afiş ile ilgili görsel sonucu

AYŞEAA


DOĞRULUK DEYİP GEÇME ! AYŞENUR TUNCER 12-A
Yalan, hayatı kolaylaştırmaz, zorlaştırır. Yalan söylemeyen bir insan, beyin gücünü daha güzel şeylere kanalize edebilir. Yalanlarını düşünmek zorunda kalmaz ve hayal dünyasında yaşamaz bu yüzden. Huzurlu olur.

Ayrıca yalan söylemediği için, kendisine yalan söylendiğinde o söz bir garip gelir. Yalan olduğunu hemen anlar. Çünkü yaşadığı dünyada yalan yok. Oraya yabancı madde gibi girer yalan. Hemen kendini belli eder. Yalancı ise her dediği yalan olduğu için beyni onlarla meşgul olduğundan bunu algılaması çok daha zor olur...

Çünkü doğrunun ortaya çıkmasının gecikmesi genellikle çok daha büyük sıkıntılara yol açar. Doğrusu insanların gerçeklerle yaşaması, acı da olsa o acılara göğüs gerecek şekilde mukavemet kazanmasıdır. Ama yalanlar içinde yüzen bir toplumda bunu yapman kötü sonuçlara yol açar. Çünkü adamın doğruya tahammülü yoktur. O yönü gelişmemiştir. Sen gelişmeyen bu noktadan doğruyu balyoz gibi indirirsen feryat figan bağırır çünkü acı çeker.

Bu yüzden "çok büyük" yanlışları şak diye doğru ile düzeltmek yerine yavaş yavaş, alıştıra alıştıra söylemek, önce doğruya yaklaştırıp sonra söylemek gerekir. Yani doğruyu söylemek için önce alıştırmalı, kişinin doğruyu inkar etmesi yoluna sapmasını engellemeli, doğruyu sonra damara zerk etmeli insan.

İnsanlar yalanların ne kadar tahrip edici ve yorucu olduğunu anladıklarında, yalanı bırakacaklardır da yalanı tanıtan kimse yok. Herkes doğrunun ne kadar güzel bir şey olduğundan bahsediyor, o kadar.

gayretle ilgili hadisler ile ilgili görsel sonucu
http://media-cdn.t24.com.tr/media/stories/2012/05/page_7-maddede-ofkeyi-kontrol-etmenin-yollari_308862641.jpg
ÖFKE KONTROL YÖNTEMLERİ MELİHAT TOPAL 12- A
 

Rahatlama  

Derin bir soluk ve rahatlatan bir görüntü gibi basit rahatlama araçları öfke duygusunu yatıştırabilir. Uzakdoğu felsefelerinde geniş bir yer tutan rahatlama teknikleri oldukça yararlıdır. Ancak ikili ilişkilerde her iki tarafın da bu konuda eğitilmesinde fayda vardır. Bu hedefe yönelik atılacak basit adımlar şöyledir: - Diyaframdan derin bir soluk alın; göğüsten alınan soluk sizi rahatlatmaz. Soluğunuzun karından geldiğini hayal edin.

 

- “Rahatla”, “aldırma” gibi, yavaşça, sakinleştirici ve yatıştırıcı sözcükleri tekrarlayın. Bu arada derin soluklar almaya devam edin. Hayal gücünüzü kullanın; sizi rahatlatan bir deneyiminizi anımsayın.

 

Düşünce sistemini yapılandırma

 Bu strateji yalın olarak düşünme şeklini değiştirmek anlamına gelir. Öfkeli insanlar küfür ederler, içlerinden geçen duyguları yansıtan kaba sözcükler kullanırlar. İnsanlar öfkeli olduğu zaman düşünceler abartılır ve dramatik bir hal alır. Bu duyguların yerini daha rasyonel duyguların alması için gayret sarf edin. Örneğin, “Eyvah! Her şey mahvoldu”, “felaket” “rezalet” gibi yorumlarda bulunmak yerine “Bu durum beni bunalıma sürüklüyor; beni altüst ediyor. Ancak bu dünyanın sonu değil. Öfkelenerek ben bu durumdan çıkamam” diyerek kendinize telkinde bulunun.

 

Ayrıca kendinizle veya yabancılarla konuşurken “asla” veya “daima” gibi sözcükleri dikkatli kullanın. “Sen zaten benim söylediklerimi daima kulak arkası ediyorsun”, “Bu aptal makine hiçbir zaman çalışmaz” gibi yorumlardan kaçının. Çünkü bunlar doğru olmadıkları gibi sorunun çözümüne katkı sağlamazlar. Kaldı ki bu sözcüklerin muhatabı olan kişi kendisini aşağılanmış veya dışlanmış gibi hissedeceği için yardım edeceği varsa bile etmez.

 

Öfkenizin gerçek nedenini keşfetmeye çalışın. Pek çok insan acı veren veya korku uyandıran duyguları öfke maskesinin ardında gizler. Umutsuz, korkak, çaresiz, suçlu, yitik, terk edilmiş gibi hissetmektense, öfke ile salgılanan adrenalinden kaynaklanan güçlülük hissi insanlara daha iyi gelebilir.

 

Sorun yaratmayın; sorun çözün

 Bazen öfke ve bunalım, hayatımızda kaçamadığımız bazı sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. Öfke nöbetlerinin tümü yanlış hedefe yöneltilmiş olmayabilir; sorunlar karşısında gösterilen son derece sağlıklı, doğal tepkiler olabilir. Her sorunun bir çözümü olduğu yönündeki yanlış yönlendirmenin sonucunda çözümsüz durumlarda bunalıma girebilirsiniz.

 

Bu gibi çözümsüz durumlarda çözüme odaklanmak yerine, sorun ile nasıl baş edeceğimiz ve en az zararı görecek şekilde nasıl bir strateji belirlememiz gerektiğine odaklanmalıyız. Böylece sorun çözülmemiş olsa bile daha sabırlı olmayı öğrenebilirsiniz.

 

 



Kendinizi rahatlatmanın diğer yolları

 Zamanlama: Tartışmaların kavgaya dönüşmeyeceği zamanlarda tartışmaya girin. Özellikle yorgun olduğunuz zamanlarda tartışmalardan uzak durun.

 

Göz ardı etme: Çocuğunuzun odasının dağınıklığı sizi öfkelendiriyorsa kapısını kapatın. Sizi kızdıran olaylardan ve nesnelerden uzak durun. “Çocuğum nasılsa bir gün odasını toplar ve ben de sinirlenmem” diye düşünmeyin. Hedefiniz bu olmamalı; hedefiniz sükûnetinizi korumak olmalı.

 

Alternatifler oluşturmak: İşe gidip gelirken trafikten rahatsız oluyorsanız farklı yolları deneyin. Kısaca sizi öfkelendirmeyecek yeni seçenekler yaratın.

 

Deyimlerin İlginç Hikayeleri NİDA ZORBAZ 12-A


Saçını Süpürge Etmek

Eskiden kadınlar saçlarını topuklarına kadar uzatırlardı. En uzun saç da en güzel saç kabul edilirdi. Kadın evini süpürmek için yere eğilince arkasındaki çift örgülü saçlar yere düşer ve bir süpürge gibi her yeri öperdi.
http://i.haber7.com/fotogaleri/haber7/album/mp6bl_1413192226_6845.jpg

işte o deyimlerin ilginç hikayeleri

Ateş pahası

Kanuni Sultan Süleyman maiyetiyle Halkalı civarında ava çıkar. Aniden başlayan şiddetli yağmur, padişah ve adamlarını karşılarına çıkan ilk eve sığınmak zorunda bırakır. Ev sahibinin yaktığı ateşin karşısında elbiselerini kurutup ısınan padişah, yanındakilere dönerek, "Şu ateş bin altın eder" der. Yağmurun dinmemesi üzerine padişah ve maiyetindekiler, geceyi de bu evde geçirirler. Konuklarını tanıyamasa da önemli ve zengin şahıslar olduklarını anlayan ev sahibi, sabah ona borcunu soran sultana "Binbir altın" cevabını verir. Bu cevabın şaşkınlıkla karşılanması üzerine ise ateşe bin altın değeri kendisinin biçtiğini, gecelik konaklamanın ise bir altın olduğunu söyler. "Ateş pahası" deyimi, bu hadise üzerine doğmuştur. Ederinden fazla çok pahalı şeyler için bugün de yaygın şekilde kullanılmaktadır.



Ateş Almaya mı Geldin?

Eskiden kibrit yokmuş. Ateş sönünce, ateş küreği ile komşuya gidilir, bir parça ateş alınırmış.Ateş almak için komşuya geçen kadınlar, kürekteki ateş sönmesin diye oturup çene çalamazlar ve acele ederlermiş.Kapıdan içeri girmeyerek, kısa bir konuşmadan sonra gitmek isteyen ziyaretçilere:-Ateş almaya mı geldin? denmesi de işte bu devirlerden kalmadır.


işte o deyimlerin ilginç hikayeleri


BİRAZ GÜLELİM Mİ? ESMA MOR 12-A
komik gülen yüz resimleri2.png komik gülen yüz resimleri1.jpg bebek, gözyaşı, küçük çocuk, üzgün

Baban Hazır


Karnesini olan Mert ilk iş olarak telefona sarıldı. Karşısındaki annesiydi;
"Anneciğim!" dedi. "Çok üzgünüm, sınıfta kaldım. Ben gelinceye kadar babamı bu durum için hazırlar mısın?"
Osman’ın annesi;
"Oğlum!" dedi. "Baban hazır, asıl sen kendini hazırla!"

Hata


Hoca matematik dersinde bir problem sorar Ali parmak kaldırır fakat soruyu yanlış yapar.
Hoca sınıfa dönerek evet çocuklar arkadaşınızın ilk hatası neydi emre cevap verir

- "Parmak kaldırmasıydı hocam" der.


39 Yaş


Temel'e öğretmeni sormuş: -Söyle bakalım, 1881'de ne oldu?

- Atatürk doğdu öğretmenim. - Peki, 1920'de ne oldu?



- Atatürk 39 yaşına bastı öğretmenim

Alinin Cevabı


Öğretmen Aliyi tahtaya kaldırır ve; - Ali bak cebinde 10 TL var bende sana 15 TL verdim. Cebinde ne kadar var.
- Cebimde ne var bilmem ama galiba üstümde başkasının pantolonu var.

İmza


- Babacığım, karanlıkta yazı yazabilir misin? - Sanırım yazabilirim. Ne yazmamı istersin?
- Karneme adını yazıp imza atar mısın!
NOT: Şarteli indirmeyi unutmaynız !...

tüp bebek dini açıdan sakıncalı mıdır?

insan yaratılışı üzerine ile ilgili görsel sonucu

yaratılış ayetler afiş ile ilgili görsel sonucu
insan yaratılışı üzerine ile ilgili görsel sonucu



Yüklə 152,63 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə