KüBA’nin tariHİne kisa bir bakiş



Yüklə 87,25 Kb.
tarix28.10.2017
ölçüsü87,25 Kb.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

YETİŞKİN EĞİTİMİ BÖLÜMÜ

EĞİTİMDE REFORM

2007-2008 GÜZ DÖNEMİ
Yrd.Doç.Dr. Hasan Hüseyin AKSOY


  • KÜBA’DA EĞİTİM




  • EĞİTİMDE REFORM DERSİ DÖNEM SONU DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI


HAZIRLAYAN

Seynur CÜREBAL KIRAN

04633032


ANKARA

-2008-

KÜBA’NIN TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ
Resmi adı Küba Cumhuriyeti (İspanyolca, Republica de Cuba) olan Küba, Atlas Okyanusunda, Yenidünya kara kütlesinin orta bölümünde bir ada ülkesidir. Küba, adını taşıyan asıl büyük adadan ve 3 bin 715 ten fazla ada ve adacıktan oluşan bir ülkedir.
1492’de İspanyollar, adayı keşfettiler ve adadaki yerli ilkel toplulukları zorbalıkla yok ettiler. Yerlileri topraklarından çıkardılar, köle olarak sattılar ve Afrika’dan köleler getirdiler ve adada temel ekonomik üretim olan şeker kamışının ticaretini ele geçirdiler.
Dünya piyasasının 1850’lerin sonlarında girdiği bunalımla birlikte, şeker ve kahve fiyatları düştü, ticareti ele geçirmiş olan İspanyollar kendilerine yük olan kölelerden kurtulmak istediler. Gücünü yitiren köle sahibi İspanyolların adadaki egemenliği de tartışılır hale geldi. Bu durum, Küba’daki egemen gruplarla İspanyol yönetim arasındaki çelişki ve çatışmaları artırdı.

Büyük toprak sahiplerinin İspanyol yönetimine karşı ayaklanması ve siyahları silahlandırması 10 yıl süren savaşlara neden oldu. İspanyolların “mambi” adını verdiği isyancıların bastırılmasından sonra İspanyollar, büyük bir terör uyguladılar, kuşku duydukları herkesi astılar, kurşuna dizdiler. Asılanların arasında öğretmenler, doktorlar, avukatlar ve 8 tıp öğrencisi de yer aldı (1871). Bunlar, bağımsızlık hareketini destekleyen aydınlardı. Tutuklananlar arasında, o sırada 16 yaşında olan Küba’nın ünlü ozanı José Marti de vardı ve İspanya’ya gönderilen Marti ancak 1875’te serbest bırakıldı. Marti, 1895’e kadar Madrid’te hukuk ve felsefe okudu, Fransa ve İngiltere’de bulundu ve Meksika’ya yerleşti.

Bağımsızlık mücadelesinin önderleri, Apostle José Marti, Dominican Maximo Gomez ve Antonio Maceo idi. 1895’te Küba’da başlayan ayaklanma, adanın batısında başarısız olurken, doğusundaki Oriente Eyaletinde, siyah lider Guillermo Moncada önderliğinde toplanan köylülerce başarıyla sonuçlandırıldı. Marti ve Gomez dört arkadaşlarıyla birlikte adaya çıktılar (Nisan 1895). Marti, Mayıs 1895’te çıkan bir çatışmada İspanyollarca öldürüldü.

İspanyollar terörü artırdılar. İşkenceler, kurşuna dizmeler ve köy yakmalar arttı. ABD’nin adaya ilişkin talepleri nedeniyle İspanyollar Küba’ya yarı özerklik tanımak zorunda kaldılar.


Şubat 1898’de Havana Limanına demirlemiş olan “Maine” gemisinin havaya uçurulması ve 265 Amerikan denizcisinin ölmesini fırsat bilen ABD, İspanya’ya savaş ilân etti ve Ağustos 1898’de adaya hakim olarak bir vali atadı.

Küba Ulusal Bilgi Ajansı’nın raporuna göre, 1886’da,

* Bağımsız çiftçi, zanaatçı ve entelektüellerin toplam sayısı 1 milyon iken,

* 400 bin köle vardı.

Kölelik, Küba’da 10 yıl süren Birinci anti-colonial Büyük Savaş’ın sonuçlarından biri olarak 1886’da sona erdi.

Küba’da işçiler, bağımsızlık savaşı sıralarında örgütlenmeye başlamışlardı. Kübalı işçiler, bağımsızlık savaşına katılmışlar, José Marti’nin Küba Devrimci Partisinde örgütlenmişler ve 1892’de ilk işçi kongresi 1000 delege ile toplanmıştır. Bu arada 8 saat işgünü için grevler yapılmış ve 1899’da ilk sosyalist parti, 1904’te Sosyalist işçi Partisi (POS) ve 1905’te Uluslararası Sosyalist Parti kurulmuştur. Son iki parti daha sonra birleşerek Küba Sosyalist Partisi adını almıştır. Birbirini izleyen büyük grevlerin ve 1924’te gerçekleştirilen bir dizi grevin ardından ilk merkezî işçi örgütü olan Küba Ulusal İşçi Federasyonu (CNOC) kurulmuştur.


Aynı yıl Küba Komünist Partisi kurulmuş, kurucuların arasında Carlos Boldino, avukat ve ozan Ruben Martinez Villena ve Julio Antonio Mella yer almıştır.

  • Mella, üniversite bünyesi içinde José Marti Halk Üniversitesinin kurulmasını sağlayan anti-emperyalist mücadele liderlerinden biridir ve Meksika’ya kaçtıktan sonra Machado tarafından öldürtülmüştür.

  • José Marti Halk Üniversitesinin tarihsel bir önemi vardır. Gece eğitimi yapan bu üniversiteye genç işçiler büyük ilgi göstermişlerdir. Bunun üzerine rektör, anfilerde ders yapılmasını yasaklamış ve derslere sendika lokallerinde devam edilmiştir.

  • Halk Üniversitesi sayesinde işçilerle öğrenciler arasında yakın ilişki kurulmuştur.

1924’te ABD’nin desteklediği Machado iktidardaydı. Machado, gazeteleri kapattı, birçok kentte insanları ağaçlara astırttı, üniversite özerkliğini kaldırdı.


1929 dünya Kapitalist Bunalımının acısını en fazla çeken ülkelerden biri de, tek ürün (şeker) satan ve ekonomik bağımlılık altında olan Küba oldu. Bu bunalım, halk muhalefetini hızlandırdı.
1933’te, öğrenci ve işçilerin birlikte gerçekleştirdikleri ulusal bir halk ayaklanması (sonradan ordu da harekete dâhil oldu) sonucunda Machado devrildi. Beşli Konsey (koalisyon hükümeti) oluşturuldu.

1940–1945 arasında, işçi sınıfının baskısıyla ve uluslararası konjonktürün de yardımıyla görece daha demokratik bir dönem yaşandı.

1952’de Batista, Fidel Castro’nun da üyesi olduğu ve devrimcilerin içinde yer aldığı Ortodoks Partinin, mutlak gözüyle bakılan seçim zaferini engellemek üzere, bir darbe ile iktidara geldi.

Bir avukat olan Fidel Castro, siyasî çalışmalarını öğrenci hareketi ve Ortodokslar arasında sürdürüyordu. 26 Temmuz 1953’de, Ortodoks Gençlik içinde yer alan ve Fidel’in birlikte mücadele ettiği Movimiento (Hareket) grubunca Moncada Kışlası baskını planlandı. Fakat baskın başarılı olmadı, pek çok insan öldürüldü. Fidel, 17 kişiyle Maestra Dağlarına çekilmek istediyse de başaramadı ve yakalandı.

Fidel, niçin eylem yaptıklarına ilişkin açıklamayı radyodan da yaptı. Mahkemede yaptığı ve gelecekteki devrimci hareketin toplumsal temelini ele aldığı, “Tarih Beni Aklayacaktır” başlıklı savunması, yasaklandığı halde, kısa sürede kitap olarak basıldı ve tüm Küba’ya dağıtıldı.

Fidel, bu savunmasında, Movimiento’nun başarılı olması halinde yapılacak toprak reformu da dâhil, işçi ve köylüler için uygulanacak politikaları (özel mülkiyetin kaldırılacağı vb) anlatılıyordu. Sonuçta Fidel 15 yıla mahkûm oldu. Üç yıl hapis yattıktan sonra, çıkarılan genel aftan yararlanarak 1955’te tahliye oldu ve Meksika’ya gitti.


Fidel, 1956’da Granma adlı gemiyle 82 arkadaşı ile birlikte Oriente’den Küba’ya çıktı. İlk çatışmaların ardından sağ kalan ve aralarında Fidel Castro, Che Guevara ve Camillio Cienfuegos’un da bulunduğu 12 kişi Sierra Maestra Dağlarına çıkarak devrimi başlattılar. 12 Haziran 1957’de, 26 Temmuz Hareketi, Sierra Maestra Manifestosu’nu yayınladı.

Manifesto, diktatörlüğe karşı mümkün olan en geniş siyasal birliğin sağlanması, başkanlık sisteminin seçimlerle yeniden getirilmesi, diktatörün çekilmesi ve derhal sivil bir hükümetin oluşturulması çağrısını içeriyordu.


Fidel’in önderliğinde gerillalar Havana’ya girdikten ve hareketin anti-emperyalist ve anti-kapitalist dinamiği anlaşıldıktan sonra, ABD sert ve hızlı tepki gösterdi, fakat kitlesel bir müdahalede bulunamadı. Çünkü Latin Amerika’da Küba Devrimi uluslararası bir destek görmekteydi ve devrimin öteki Latin Amerika ülkelerine sıçramasından endişe edilmekteydi.
1958’de kazanılan zaferden sonra 1959’da ilk devrim yasaları ilân edildi.

  • Birinci Tarım Reformu Anlaşması imzalandı.

  • Kumar, ırk ve cinsiyet ayrımcılığı, ilâç kaçakçılığı, fahişelik yok edildi.

  • Tekelcilerin zenginlikleri, burjuvazinin ve toprak sahiplerinin şirketleri ve küçük burjuvazinin zenginlikleri toplumsal mülkiyete geçirildi.

Yerli karşı-devrimciler ve zenginliklerini tehlikede gören burjuvazinin ve toprak sahiplerinin desteğiyle ABD, devrime karşı saldırıya geçti. İşçiler, çiftçiler ve yoksullar devrimi savunmak üzere birleştiler. 1961’de, ABD’nin örgütlediği ve finanse ettiği paralı askerler ve sabotajcılarıyla bir komando hareketi olan Domuzlar Körfezi çıkarması gerçekleştirildi.


Fidel’in önderliğindeki kitle hareketi bu çıkarmayı 72 saatte bozguna uğrattı. Devrimin sosyalist karakteri bundan sonra, 16 Nisan 1961’de ilân edildi. Devrimin sosyalist karakterinin ilân edilmesinden sonra,

*Petrol rafinerileri, elektrik, telefon ve banka şirketleri de ulusallaştırıldı.

*Kent Reformu Sözleşmesi imzalandı.

*İkinci Tarım Reformu yapıldı. Toprakların %70’i devlete verildi, geri kalan topraklar ise, daha önce bu topraklarda işçi olarak çalışanlara dağıtıldı.

*1968’de bazı küçük şirketler de ulusallaştırıldı.
1961 yılında ABD’nin baskısıyla Birleşmiş Milletler ablukası başladı, Küba tüm dünyadan tecrit edildi. Bu ablukanın maliyetinin 70 milyar ABD Doları olduğu ifade edilmektedir. 2004 Ekim’inde BM üyesi 183 ülkeden 180’i ablukanın kaldırılması yönünde oy kullanmasına karşın, ABD’nin vetosu nedeniyle abluka sürmektedir. Ayrıca ABD bugüne kadar Küba’ya çeşitli saldırılarda bulundu. Örneğin, Mart 1960’da Belçika yük gemisi ile başlattığı terörist saldırıları, “kendisinden 25 kez küçük olan” Küba’da, sinema, hastane, okul demeden havadan, denizden ve karadan sürdürdü. Sabotajları yaygınlaştırdı. CIA, hayvanlara bulaştırdığı bir virüsle Küba’da bir milyon hayvanın ölmesine neden oldu. ABD, Küba’ya mal getiren gemileri, örneğin oyuncak taşıyan İspanyol yük gemisini, Küba’dan şeker yüklemiş olan Rus gemisini, hatta balıkçı gemilerini bombaladı. 1974’de, 1976’da ve 1980’lerde Küba’nın çeşitli ülkelerdeki elçiliklerine (Madrid, NewYork, Buenos Aires, ..) sabotaj düzenledi.
Küba’da Siyasi Düzen

* Tek siyasi parti var.

* Her 5 yılda bir seçimler yapılıyor

* Seçimlerde parti aday göstermiyor ve seçim sürecine karışamıyor.

* Adaylar kamu meclislerinde doğrudan kendi seçmenleri tarafından öneriliyorlar.

* Seçim ve sayımlar sırasında isteyen herkes gözlemci olarak katılabiliyor.

* Parti listeleri olmadığında doğrudan isme oy kullanılıyor.

* Parlamento üyeleri ve delegeler maaş almıyor.

* Her delege yaşadığı bölgeden aday olabiliyor.

* Yasama yetkisi sendikalar, kadın örgütleri,... tarafından paylaşılıyor.

* Halkın seçimlere katılımı oldukça yüksek (% 95-98 arası).

* Devlet başkanı veya başka bir kurum parlamentoyu feshetme yetkisine sahip değil.


Küba’nın bugünkü sosyal ve politik durumunu, Küba Ulusal Bilgi Ajansı’nın raporundan alınan bir cümleyle betimleyebiliriz:

“Küba bir işçi ülkesidir ve varlığını sürdüren sınıflar, işçiler ve onlarla yakın bir bağ içinde olan çiftçiler ve toplumsal kesimlerdir ve Avrupa Sosyalizminin başına gelen felaketin sürmesine rağmen, ada, bu sosyal sistemin ilkeleri konusundaki kendi kararlı eğilimini sürdürmektedir.”
Kübalılar sağlık ve eğitim konusunda kaydettikleri gelişmeleri ve bu konudaki deneyimlerini gururla paylaşmaktadırlar
KÜBA’DA EĞİTİM
“Eğitim, ekonomik kalkınmanın ön koşulu ve insanı dönüştürmenin bir aracıdır.” (M. Huteau/J. Lautrey) Fidel Castro eğitim kurumları olan okulları ikiye ayırır:


  1. Kapitalist ülkelerdekinden farkı olmayan “geleneksel okul” diye adlandıracağımız bir okul,

  2. Yeni ve sürekli gelişme gösteren bir diğer okul. Gelişmekte olan bu eğitim sistemi tümüyle yeni, sosyalist bir sistemdir ve üretken çalışmayla öğretimin bütünleştirilmesi, kaynaştırılması temel ilkesine dayanır.

Che Guevara “Küba devrimcilerinin hedefi, komünist toplumu inşa etmektir. Bu hedef, bireyin tümden değiştirilmesini ve kapitalist toplumun yabancılaşmış bireyinin inkârı olan bir “yeni insan”ın doğuşunu varsayar. Yeni insan, sosyalist toplumun ekonomik gelişiminin bir ürünü olmayacaktır sadece, “insan da ekonomik temelle birlikte onunla aynı zamanda değiştirilmelidir.” İnsanı değiştirmek demek “çıkar-kazanç kavramını psikoloji dürtü olmaktan çıkartmak” bilinçlerde yeni değerler oluşturmak demektir. Küba devriminin tutkusu budur.” derken Küba eğitim sisteminin hedeflerini özetlemekteydi.


Küba’da Devrim Öncesi Eğitimin Durumu

1953 sayımına göre Küba’da 10 yaş üstü nüfusun % 23.6’sı okur yazar değildi.



  • Kentsel bölgelerde bu oran % 11,

  • Kırsal alanlarda %41.7

  • Çocukların % 54’ü okula gitmiyordu.

Bunlarla mücadele için 1959’da Temel Eğitim ve Okuma-Yazma Öğretimi Ulusal Komitesi kuruldu.


  • 1959 yılında Küba halkının % 90’ı okumaz-yazmaz ya da yarı okur-yazar durumdaydı; yarım milyondan fazla çocuk okula gidemiyordu ve 10 bin öğretmen işsizdi...


Devrim Sonrası Eğitim Sistemi
Temel Amaç ve İlkeleri

Küba devleti katılımcı, sistematik ve yeni kuşakların gelişimine dayalı bir ulusal eğitim sisteminin yapılandırılması ve işleyişinden sorumludur. Devlet, bu işlevleri halkın kendi örgütlerinin katılımını ve desteğini alarak yerine getirmektedir.
Devrim Sonrası

Küba‘da, Ocak 1959'dan bugüne 3 ana aşamada inceleyebileceğimiz yoğun bir eğitim devrimi gerçekleştirilmiştir.



  • Birinci aşama: Okuma - yazma kampanyası,

  • İkinci aşama: 1972 yılında Eğitim Tugayı (Manuel Ascunce Domenech) kuruluşu,

  • Üçüncü aşama: Halkın tamamının bütünlüklü ve genel bir kültür seviyesine ulaşmasını hedefleyen “Fikirler Savaşı”.

Fikirler savaşı” (Bataille d’îdées)

Fikirler Savaşı ilkesinin hedefi, eşitlik yoluyla tam sosyal adaleti sağlamaktır.
Herkesin okula kavuşturulması ve eğitimin herkes için ücretsiz olması yeterli görülmemekte; eğitimin nitelik düzeyini yükseltmek ve her yurttaşın aynı olanaklara sahip olması, herkesin kendi geliştirdiği yeteneklerinden hareketle eşit öğrenmelerinin sağlanması kastedilmektedir.
“Fikirler Savaşı” ilkesi, eğer politik, tarihsel, coğrafik, ekonomik, felsefî, bilimsel, artistik, edebî, hukuksal yönleriyle genel ve ortak bir yurttaşlık kültürü yaratılamazsa, bu yüzyılın meydan okumalarına karşı konulamayacağı saptamasından hareketle, böyle bir toplumsal varlığın gelişmesi için, doğumdan itibaren bu kültürü yurttaşa kazandıracak en mükemmel eğitimi ifade etmektedir.
Küba eğitim sisteminin temel ilkeleri:

a) Eğitimin hak olması ilkesi

Herkesin hakkı olan eğitim Küba'da başarıyla hayata geçirilmektedir. Yaş, cinsiyet, ırk, inanç ve yerleşim yeri ayrımı yapılmaksızın herkes bu haktan eşit bir şekilde yararlanabilmektedir.


Eğitim her seviyede hiçbir ücret talep edilmeksizin sağlanmaktadır. Devlet, tüm öğrenciler için geniş bir burs sistemi oluşturmakta ve öğretimin evrenselleştirilmesi için çalışanlara da birçok öğrenim olanağı sağlamaktadır.
b) Öğrenim ve işin bütünselliği ilkesi

Küba eğitim sisteminin asıl ilkesi teoriyle pratiği, okulla hayatı, eğitimle üretimi birbiriyle bağdaştırmaktır.



c) Farklı ilgi alanlarına duyarlılık ve eğitimin bütünselliği ilkesi

Küba eğitim sistemi, her bir öğrencinin özelliklerine, ilgilerine ve yeteneklerine göre gereksinim duyduğu eğitimi sağlamaktadır.


d) Toplumun demokratik katılımı ilkesi

Halk, eğitime ilişkin karar sürecine ve nitelik denetim sürecine katılır.


e) “Farklı ama eşit” eğitim ilkesi

Eğitime ilişkin düzenlemelerde toplumsal cinsiyet etkeni her aşamada dikkate alınır.




  • 1961 yılında, milyonlarca insana okuma yazma öğretmek için 100 binden fazla gencin katılımıyla gerçekleştirilen ve bir yıl süren bir kampanyayla okuma yazma sorunu ortadan kaldırılmıştır.

  • Devrim öncesinde okul sayısı 7.674 iken, sonrasında 12.442'ye yükseltilmiştir.

  • Eğitim her seviyede parasız hale getirilmiştir.

  • Öğrencilerin onuncu sınıfa kadar eğitimlerine devam etmeleri zorunlu hale getirilmiştir.

  • Küba'da her 42 (Türkiye’de yaklaşık 117) vatandaşa bir öğretmen düşmektedir.

  • Okulların çok büyük bir çoğunluğu, yılın 220 günü,günde 6 - 7 ders saati olmak üzere, tam gün eğitim vermektedir.

  • Kendilerini geliştirebilmeleri ve topluma dahil olabilmeleri için özel eğitime gereksinim duyan çocuklar için okullar açılmıştır.

Lise ve yüksek öğrenim mezunlarının istihdamı devlet güvencesine alınmıştır.


1961 Küba Eğitim Yılı

1961’deki büyük okuryazarlık kampanyası, devrim sonrası eğitime verilen önemi açıklar niteliktedir. Öncelikle, Temel Eğitim ve Okuma-Yazma Öğretimi Ulusal Komitesi öncülüğünde ülke genelinde anketler düzenlenmiş ve bu araştırma sonucunda Venceremos (Kazanacağız) adlı bir okuma yazma kitabı ve öğretmenler için Alfabeticemos (Okuryazar Olalım) adlı rehber bir kitap oluşturulmuştur. Bu ankette, kişilerin eğitim düzeyleri ölçülürken aynı zamanda, ülke genelinde gerçekleşecek bir okur yazarlık çalışmasında gönüllü olup olmayacakları da sorulmuştur. Sonuçta, bu kampanyada 35 bin öğretmen, ve ailelerinin de izniyle 105 bin genç, gönüllü olarak görev aldı. Gönüllü eğitmenlerin 55 bini kadındı. Kampanyanın ilk temel hedefi, okur-yazar insanların sayısının çok az bulunduğu kırsal bölgeler oldu. Gönüllü eğitmenler gittikleri bölgelerde gündüzleri halkla tarlalarda çalışıp, akşamları sorumlu oldukları ailenin eğitim etkinliklerini gerçekleştiriyorlardı. Bu kampanyanın Jose Marti’den alıntı olan iki temel sloganı vardı: “Her okuryazar olmayana bir eğitmen, her eğitmene bir okuryazar olmayan!” ve “Bilmiyorsan öğren, biliyorsan öğret”. Ayrıca kampanya, UNESCO’nun da dikkatini çekmiş, kurum 1964 tarihinde, “Okuryazarlıktan Yoksunluğun Ortadan Kaldırılmasında Küba’da Kullanılan Metot ve Araçlar” adlı raporu yayımlamıştır. Bu kampanyaya ek olarak, kitlesel yetişkin eğitimi etkinliklerine de ağırlık verilmiş, yetişkinler için gece kursları, köylü kadınlar için okullar, eski hizmetçilere ve devrim öncesi Amerikan zenginleri için fahişelik yapan kadınlara yönelik hem meslek edindirme hem de kültür çalışmaları başlatıldı. İsteyen yetişkinlere hem çalışıp hem de üniversite düzeyine kadar ücretlerinde bir düşüş olmaksızın eğitime devam edebilme hakkı tanındı. Ayrıca, eski kitapların içeriği yeni bir toplum yaratılmasına izin vermeyeceği düşüncesiyle, okullarda okutulacak ders kitapları, Kübalı eğitimciler tarafından yeniden yazılarak ülkede basılmaya başlandı. Bütün bu çalışmalar sonrasında, yüzde 23,6 olan okumaz yazmaz oranı yüzde 3,9’a gerilemiştir. (Huteu ve Lautrey, 1979). Yine 1961 Eğitim Yılı’nda eğitim, kanunla ulusallaştırarak tek bir eğitim sistemi kurulmuş, özel okullar kapatılıp, eğitim tüm düzeylerde parasız hale getirilmiştir (Aksoy, 1993).


Okuryazarlık

Dünyada 860 milyon yetişkin okumaz-yazmaz, Türkiye’de okuryazar olmayan yetişkin nüfus % 14.5 ve Türkiye’de 1 milyon kişi okumaz yazmaz iken, Küba’da bugün okuma-yazma oranı % 100 olarak kendini göstermektedir.



Küba Eğitim ve Okul Sisteminin Yapısı

Küba’da bugün, zorunlu eğitim (6-14 yaş arası), ilköğretim ve temel ortaöğretimi kapsayacak biçimde, 9 yıldır (UNESCO, 2005). Ülkede, dini ve özel okul bulunmamaktadır. Ancak, dini kurumlar kendi eğitimlerini verebilmekte, Afrika kökenli Kübalılar kendi yerel dinlerini yaşayabilmektedirler. Küba’da eğitim dili İspanyolca’dır (Aksoy, 1993); ayrıca ülkede yaşayan herkesin anadili İspanyolca olduğundan eğitim dili ile ilgili bir sorun yaşanmamaktadır.


Bir ülkenin eğitime verdiği önemin en büyük göstergelerinden biri bütçeden eğitime ayrılan paydır. Birleşmiş Milletlerin yayınladığı İnsani Gelişim Raporuna göre, 2002 yılında Küba, ulusal gelirinin yüzde 9’luk payını eğitim harcamalarına ayırırken, Türkiye için oran 3,7’dir (UNESCO, 2005). Küba’da eğitim bütün düzeylerde parasız olup, okul kırtasiye malzemeleri, üniformalar gibi gerekli bütün malzemeler öğrencilere ücretsiz olarak sağlanmaktadır.
Okulöncesi Eğitim

Küba’da, kırk beş günlükten beş yaşına kadar çocukları alan okullar vardır (Aksoy,1993). Bu düzeyde, üç değişik nitelikte okulöncesi eğitim kurumu bulunmaktadır: Bunlardan birincisi, yoğun çalışan annelerin çocuklarına eğitim verirken, ikincisi, özel eğitime ihtiyacı olan ve olmayan çocuklara beraber eğitim vermekte üçüncüsü ise, sadece özel eğitime alması gereken çocuklara hizmet ve eğitim vermektedir (Küba Eğitim Bakanlığı, 2005). Çalışan annelerin çocukları için, pek çok anaokulu, işyerleri ve fabrikalara yakın yerlerde konumlandırılmıştır. Küba’da, 2002-03 dönemi verilerine göre, 3-5 yaş grubu için okulöncesi düzeyde okullaşma oranı yüzde100’dür (UNESCO, 2005).


Bu okulların örgütlenmesinde doktorların, hastabakıcıların, kadın örgütlerinin ve mahalle örgütlerinin katkıda bulunduğu geniş bir sağlık ağını görülmektedir.
Okulöncesi ve başlangıç eğitimi, kreşler, çocuk yuvaları ve “Çocuğunu yetiştir” programı aracılığıyla veriliyor. Bu program, informel yollardan anababa eğitimine katkı sağlıyor.

Altı yaşındaki tüm çocuklar anaokuluna giriyor. Bu okullarda TV ve video programları olduğu gibi bilgisayara giriş dersleri vardır.


Politeknik ve Genel İş Eğitimi

Küba Eğitim Sistemi’nde Politeknik ve Genel İş Eğitimi üç kısımdan oluşmaktadır. Bunlar, 1-6. sınıfı içeren İlköğretim, 7-9. sınıfı içeren Temel Ortaöğretim ve 10-12. sınıfı içeren Üniversite Öncesi Eğitim’dir.


İlköğretim

Küba’da ilköğretim, 6 yıldır ve diğer bütün düzeyler gibi parasızdır (Aksoy, 1993). İlköğretim düzeyi, kendi içinde 1-4 ve 4-6 arası olmak üzere de iki kademeye ayrılmaktadır. İlk düzeyde, ağırlık İspanyolca ve matematiğe verilmekte, bunun yanında öğrenciler doğa ve toplum üzerine temel bilgileri edinmektedir. Beden eğitimi ve estetik eğitimi de yine bu düzeyde yer almaktadır İkinci kademe bir taraftan birinci kademe alınan eğitimin derinleştirilerek devamı olurken diğer taraftan bu kademede programa Küba tarihi ve coğrafyası, doğal bilimler ve yurttaş eğitimi gibi yeni başlıklar eklenmektedir. Hem okul öncesi eğitim de hem de ilköğretim de öğrenciler, iş içinde eğitim ilkesine bağlı olarak meyve bahçeleri ve arazilerde işlere katılmaktadırlar. (Küba Eğitim Bakanlığı, 2005). Sınıflarda 20 öğrenciye bir öğretmen ve daha fazla öğrenci olması durumunda ise iki öğretmen görev yapmaktadır. Ülke genelinde yayın yapan iki tane eğitim televizyon kanalı yayınları okullarda da gerektiğinde takip edilmekte, ayrıca okullarda bilgisayar laboratuarı ve video bulunmaktadır. Taşımalı eğitim türü bir uygulamanın olmadığı ülkede, kırsal bölgelerde ondan az öğrencisi bulunan 2000’in üzerinde okul bulunmaktadır (Gutierrez, 2004; Gasperini, 2000). Bu nedenle, UNESCO (2005)’nun 2002-03 öğretim yılından verilerinden derlemesine göre, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 11’dir. Bu düzeyde, yine aynı öğretim yılı için, Küba’da toplam okullaşma oranı yüzde 98; kız ve erkek çocuklar için bakıldığında, erkeklerde yüzde 100, kızlarda yüzde 96’dır. Türkiye verilerine göre, okullaşma oranı (2002-03 verilerine göre) yüzde 91’dir; toplumsal cinsiyet açısından, erkeklerde bu oran yüzde 95 iken, kızlarda yüzde 88’dir. Ayrıca özel okul bulunmayan Küba’ya karşılık Türkiye’de bu yaş grubunda yüzde 2’lik bir grup özel okullarda paralı olarak öğrenim görmektedir.


Temel Ortaöğretim

Küba’da, temel ortaöğretim üç yıldır. Sınıflarda, bir öğretmene 15 öğrenci düşer, ayrıca sanat ve beden eğitimi hariç diğer alanlardan tek bir sınıf öğretmeni sorumludur. Bu öğretmen, görev süresinin yüzde 80’ini okulda, yüzde 20’sini kendi öğrencilerinin aileleriyle geçirmek zorundadır; dolayısıyla okul-aile işbirliğini sağlamakla görevlidir (Gutierrez, 2004). Bu aşamadan sonra öğrenci ister üniversite öncesi eğitime isterse mesleki teknik eğitime gidebilmektedir (Aksoy,1993). Bu yaş grubu çocuk da, iş içinde eğitim ilkesi uygulamalarının bir parçası olarak okulda ve yakın çevrede bazı sorumluluklar üstlenmektedir. Yaşa bağlı olarak bu sorumluluk, okul temizliğinden, gerektiğinde tarlalarda, fabrikalarda çalışmaya kadar değişmektedir. Bu kademede okullaşma oranı 2002-03 öğretim yılı için Küba’da, yüzde 93’tür; erkekler çocuklarında bu oran yüzde 94, kız çocuklarında yüzde 92’dir. Türkiye için bu oranlar, genel olarak yüzde 79; erkekler için yüzde 90, kızlar için yüzde 67’dir (UNESCO, 2005).


Üniversite Öncesi Eğitim ve Mesleki Teknik Eğitim

Bu seviyede eğitim, 10-12.sınıfı içermektedir. Küba’da üniversite öncesi eğitim olarak adlandırılan kademede öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 30’dur. Türkiye’deki düz lise kavramına denk düşen üniversite öncesi eğitim sürecinde, her sınıfın sorumlu bir öğretmeni bulunmakta, branş öğretmenleri bu öğretmenin denetiminde derslere girmektedir (Gutierrez, 2004). Mesleki Teknik Eğitimde, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine bağlı olarak devam edebileceği teknik ve sanat eğitimi okulları bulunmaktadır. Bu kurumlarda, genel eğitimle üretim ya da hizmet alanlarına yönelik değişik konulardaki eğitim birlikte verilmektedir. Ayrıca, ülke genelinde, 15 tane güzel sanatlar eğitimi veren kurum bulunmaktadır (Gutierrez, 2004). İş ve eğitimin bütünselliğini sağlamak için, temel ortaöğretim, üniversite öncesi ve mesleki teknik eğitim kurumlarında, beş veya yedi haftası alanda uygulamayı kapsayacak biçimde, öğretim süresi 40 haftadır (Aksoy, 1993).


Eğitim Dışı Kalanlar

Bir nedenden dolayı eğitim dışı kalan ve eğitimlerine devam etmek isteyen 17-29 yaş arası genç (çalışan statüsünde olmayan), haftada 4 gün, günde 3 saat ya üniversiteye hazırlık ya da meslek edindirme programına devam edebilmektedir. Bu öğrenciler, katıldıkları bu programlar için mali yardım (maaş) almaktadırlar. Maaş ödeme nedeni ise, bu gençlerin eğitim almalarının ülkenin ilerlemesi için gerekli olması ve onların kendilerini üretim sürecinin dışında ve pasif bireyler olarak hissetmelerini engellemektir (Gutierrez, 2004). Türkiye’de ise eğitim sürecinin dışına düşmüşlere özel bir program bulunmamaktadır. Ancak, okuma yazma kursları ve yaygın eğitim kurumlarında (Halk Eğitim Merkezleri gibi) verilen kurslar bu içerikte kabul edilebilir.


Özel Eğitim

Özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar, 0-18 yaş arası yine parasız olarak bakım ve eğitim görebilmektedir. 1959 öncesi, 8 özel eğitim okulu varken bu sayı şu anda 425’e yükselmiştir. Ayrıca, özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar, yalıtılmış olarak bütün eğitim hayatlarını bu okullarda geçirmek durumunda bırakılmamakta; öğretmenler ve ailenin birlikte aldığı kararla bu çocuklar, özel eğitime ihtiyaç duymayan çocukların devam ettiği okullara da devam edebilmektedir. Yeni okullarında da iki yıl boyunca özel eğitimcilerinin gözetiminde, okul sürecindeki gelişim ve uyumları gözlenerek, onların da eşit eğitim hakları gözetilmektedir. Yatılı olan özel eğitim okulları da bulunmakta ve aileler belli dönemlerde ücretleri devlet tarafından ödenerek bu okullarda misafir edilerek uzmanlardan, çocuklarına nasıl yardımcı olabileceklerine dair eğitim almaktadır. Öğretmenler de düzenli olarak hizmetiçi eğitimlere devam etmektedirler (Gasperini, 2000).


Üniversite Eğitimi

Küba’da bu düzeyde eğitim, 12 yıllık ortaöğretimi bitirme diplomasına bağlıdır. Üniversiteye girişte, her yükseköğretim kurumu, kendi sınav yapmaktadır. Bunun yanında, yapılan merkezi sınav ve öğrencinin ortaöğretim notları da üniversiteye girişte etkili olmaktadır (Aksoy, 1993). Küba’da üniversiteler, Eğitim Bakanlığı’ndan ayrı bir kurum olan Yüksek Öğretim Bakanlığı’na bağlıdır. Diğer düzeylerde olduğu gibi yükseköğretimde de kitaplar ve diğer öğretim gereçleri ücretsizdir (Aksoy,1993).


Ülke genelinde, toplam 49 tane üniversite, ayrıca Yüksek Öğrenim Bakanlığı üniversitelerine bağlı 73 Araştırma Merkezi bulunmaktadır. 2004 yılı verilerine göre üniversitelerde, 125.000'den fazla öğrenci öğrenim görmektedir. Tüm yüksek öğretim sistemi dahilinde 8.626 yabancı öğrenci bulunmaktadır (Kahraman, 2005). Küba öncelikli olarak gelişmekte olan ülkelerden gelen öğrencileri ücretsiz olan eğitim sürecine dahil etmektedir. Ülke genelinde, 300'den fazla yüksek lisans, 140'tan fazla doktora programı vardır. Yüksek Öğrenim Bakanlığı'nca 35 bilimsel dergi yayınlanmaktadır. Üniversite ve sonrası eğitim de tamamen ücretsiz olarak sunulmaktadır (Kahraman, 2005). Yükseköğretim temelde beş yıl sürmekte, bunun yanında dört ve altı yıllık programlar da bulunmaktadır (Aksoy, 1993).
Öğretmen Eğitimi

Küba’da 15 tane pedagoji enstitüsü bulunmaktadır. Öğretmenlik eğitim süresi, lise sonrası 5 yıldır. Bu enstitülerde öğretmen eğitiminde 2002-03 yılında yeni bir uygulama başlatılmıştır. Yeni Öğretmen Yetiştirme Modeli’nde de yine, öğretmenler büyük bir sınavdan sonra özel görüşmeye alınarak değerlendirilmektedir. Birinci yıl, üniversite ve öğretmenliğe giriş düzeyindeki derslerini aldıkları çok yoğun bir programdan sonra, ikinci yıl bir okulda staja başlamaktadırlar. İkinci yıldan itibaren giderek artan miktarda sorumluluk alarak okulda geçirmeleri gereken sürenin yüzde 50’sini staj okulunda geçirmekte ve uygulama olanağı bulmaktadırlar. Staj okulları ile üniversiteler arası çok sıkı bir dayanışma ile yeni öğretmen adaylarının eksikleri üniversiteye bildirilmekte ve o konularda danışman öğretmenler ek destek sağlamaktadır. Öğrencilerin eğitim süreçlerinde iki tane büyük bitirme ödevleri bulunmakta ve en son tezlerini savunarak pedagoji enstitülerinden mezun olabilmektedirler. Herkes kendi bölgesindeki pedagoji enstitüsüne devam etmektedir. Ayrıca, işçiler içinden öğretmen olmak isteyenlere yönelik olarak program esnekleştirilmiştir, onlara göre ayarlamalarla enstitüler 6 yıllık bir eğitim verebilmektedir (Gutierrez, 2004).


Türkiye’de de nitelikli öğretmen yetiştirmeye yönelik arayışlar sürmektedir. Ülkemizde, öğretmen eğitimi sistemi 1997 yılında oldukça önemli bir değişim göstermiştir. Bu değişim temelde, 1986 yılında “Bir ulus hazırlanıyor: 21. yüzyıl için öğretmenler” (A nation prepared: Teachers for the 21st century) adıyla Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yayımlanan ve ABD eğitim sistemi için öneriler içeren bir rapora dayanmaktadır (Okçabol, 2004). Uygulama, genel olarak yabancı uzmanlar tarafından düşünülmüş “ülke gereksinimlerine” göre gerçekleştirilmiştir. Öğretmen adayları, merkezi bir sınav dışında bir seçme uygulamasına tabi tutulmamakta, sonrasında da verilen eğitimin niteliği konusunda şüpheler olsa gerek ki mezun olan öğretmen adayları Kamu Personeli Seçme Sınavı adlı bir sınava girerek ancak atanmaktadır.
Üniversitelerde Yabancı Öğrenciler

  • Küba öncelikli olarak gelişmekte olan ülkelerden gelen öğrencileri ücretsiz olan eğitim sürecine dahil eder. 120 farklı ülkeden, 16.000'den fazla yabancı öğrenci, Küba'nın üniversitelerinden mezun olmuştur .

  • Küba yükseköğretim sisteminde 8.626 yabancı öğrenci bulunmaktadır. Örneğin Güney Afrika’dan 183 tane öğrenci tıp okumak üzere Küba’da bulunmaktadır..

  • Kübalı 463 doktor da Güney Afrika’nın ücra yerlerinde çalışmaktadır.

  • Küba, eğitim deneyimlerini pek çok ülkeyle paylaşmaktadır. (Örneğin, Nikaragua, Yeni Zelanda, Arjantin,...)

  • Üçüncü Dünya ülkelerinden gelen 11 bin öğrenci Küba'da yüksek lisans eğitimi görmektedir.

24 ülkeden ve 63 etnik gruptan genç insan, Küba’nın Latin Amerika'daki Tıp Okullarında eğitim görmektedir ve her yıl 2 bin yeni öğrenci bu okullara kayıt yaptırmaktadır.


“Küba’nın eğitim deneyimi, halkın desteğini arkasına alan bir politik irade varolduğu sürece ve ölçüde, eşitlikçi ve özgürlükçü bir eğitim sisteminin kurulması yönünde ne mucizevî başarılara ulaşılabileceğini kanıtlamaktadır.
Küba’nın eğitim deneyimi, eğitim teori ve pratiklerinin enternasyonalizm ve küresel dayanışma değerleriyle uygunluk içinde olması gerekliliğini bize anımsatmaktadır.
Küba’nın eğitim deneyimi, eğitimde kaynak sorununun, kaynak kıtlığından çok, kaynaklar üzerinde söz hakkını tekelinde tutan toplumsal kesimlerin ve onların siyasal temsilcilerinin tercih farklılığından ortaya çıktığı savının apaçık bir kanıtıdır. Küba, eğitimde kaynak sorununun, sadece teknik bir sorun değil, bir politik tercih sorunu olduğu konusunda bize ders vermektedir.
Küba’nın eğitim deneyiminden ülkemiz için çıkarılabilecek önemli derslerden biri –özellikle “her şeyin başı eğitim” yanılsaması içinde olanlar için-, eğitim gibi tikel alanda sınırlı kalan reformların ulaşabileceği sınırları göstermesidir.
Küba’nın eğitim deneyimi, eğitim alanındaki düzenlemelerin, piyasanın görünmez eline terk edilemeyeceğini, bu düzenlemelerin ülkenin öncelikleri ve gereksinimlerine göre planlı ve kamusal bir biçimde gerçekleştirilmesinin zorunluluğunu bize bir kez daha duyumsatıyor.
Küba’nın eğitim deneyimi, eğitimde eşitlikçi, özgürlükçü ve adil politikaların ve uygulamaların ancak kamusal bir bakış açısıyla, kamu mülkiyetindeki kurumlarca ve kamu otoritesiyle gerçekleştirilebileceğini göstermektedir.
Küba’nın eğitim deneyimi, amaç-örgütsel yapı ve yönetsel süreç boyutlarıyla eğitim sisteminin tümüyle eşitlikçi değerler üzerine oturtulmadığı sürece eğitimdeki eşitsizliklerin ortadan kaldırılamayacağını göstermektedir.
Küba’nın eğitim deneyimi, bir alt sistem olarak eğitim sistemini diğer sistemlerden (toplumsal, siyasal ve ekonomik) yalıtarak düzenleme girişimlerinin başarılı olamayacağını; eğitim alanında gerçekleştirilecek eşitlikçi düzenlemelerin , ister istemez, eğitim alanının dışına taşacağını ve dolayısıyla eğitimin toplumsal dönüşümün bir parçası olarak ele alınması gerekliliğini ortaya koymaktadır.” (Ünal, I.)
Sonsöz

Fidel şu sözleriyle bizlere Küba Eğitim Sisteminin hedeflerinin neler olduğunu bir kez daha özetlemektedir. Küba’nın eğitim hayallerini insanlığın ve bizim eğitim hayallerimizle örtüşmektedir.


“ Bugün biz, kendi özgür irademizle, Kübalıların inşa etmeye karar verdiği toplum tipinde, tüm insanların moral ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayan, kendisine saygısını kazandıran, daha da eşit, tamamıyla âdil bir eğitim sisteminin nasıl olması gerektiğini ve bunun nasıl yapılacağını araştırıyoruz.” (Fidel)
KAYNAKÇA
Aksoy, H. H. (1993). Amaç Yapı ve Süreç Boyutları Açısından Küba Eğitim Sistemi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Cilt 25, Sayı 1. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. 163-185.
Çankaya D., Seçkin O. (28-30 Eylül 2005) Eğitim Hakkı Bağlamında Küba

Eğitim Sistemi, DENİZLİ: XIV. Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresi

Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Gasperini, L. (2000). The Cuban education system: Lessons and dillemas. Country Studies Education Reform and Management Publication Series. Vol. I, No. 5, July: Education the World Bank.
Gutierrez, L. G. (2004). Küba Eğitim Bakanı, “Cuba: The Profund Education Educational Revolution.” Havana: XII. Dünya Karşılaştırmalı Eğitim Kongresi Açılış Konuşması Kitapçığı.
Huteau M./Lautrey J. (Mayıs 1979) Üretken Çalıymayla Öğrenimin Bütünleşmesi Örneği Küba’da Eğitim, İstanbul: Gözlem Yayınları
Küba Eğitim Bakanlığı (2005). Küba Eğitim Bakanlığı resmi sitesi. Alınma Tarihi:15.3.2005.

(http://www.cubagob.cu/ingles/des_soc/mined/mined.htm).


Okçabol, R. (2004). Eğitim fakültelerinin derdi belli, YÖK’ün derdi ne? İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi.
Saavedra,Alejandro R. Torres;Educatıon: A Cuban Approach
UNESCO (2005). Global Education Digest 2005: Comparing Education Statistics Across the World (Dünya Eğitim Raporu 2005: Dünyada Eğitim İstatistiklerinin Karşılaştırılması) Alınma Tarihi: 02.05.2005 http://www.uis.unesco.org/
Ünal, Işıl (24.11.2007) Küba’da Eğitim, Devrim İçinde Devrim

http://www.sendikam.org.tr

Yüklə 87,25 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə