Madenlerde iŞ GÜvenliĞİ ve iŞÇİ sağLIĞI


Madencilik Sektöründe Ölümlü İş Kazalarının Yıllık Değişimi



Yüklə 307,05 Kb.
səhifə4/4
tarix07.01.2018
ölçüsü307,05 Kb.
#37309
1   2   3   4

9.3 Madencilik Sektöründe Ölümlü İş Kazalarının Yıllık Değişimi
Türkiye madencilik sektöründe 1992 - 2008 yılları arasında meydana gelen ölümlü iş kazalarının yıllık değişimi Şekilde verildiği gibidir. Şekil 9.3’de de görüldüğü gibi, ölümlü iş kazaları 1992 yılından 1995 yılına kadar hızla azalmış ve iş kazalarında ölen işçi sayıları 1992 yılında 607 iken 1995 yılında 96 olmuştur. İş kazalarında ölen işçi sayısı 2008 yılında 66 olmuştur.

Şekil 9.3 Türkiye madencilik sektöründe 1992 - 2008 yılları arasında meydana gelen iş kazalarında ölen işçi sayıları



9.4 Madenlerde Yaşanan İş Kazaları ve Sonuçları Üzerine Bir Değerlendirme Madenlerde Meydana Gelen İş Kazaları

Madencilik sektörü iş kazaları ve meslek hastalıklarının en fazla görüldüğü sektörlerdendir. Türkiye’de son yaşanan Zonguldak maden kazası ve son yıllarda bu tür kazaların sıklıkla tekrarlanması ve ölümlerin yaşanması maden ocaklarının yapısı, işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili soruları gündeme getirmiştir. Sadece kömür sektöründe, 1991-2008 döneminde iş kazaları ve meslek hastalığı nedeniyle toplam 2554 kişi hayatını kaybederken, sürekli iş göremez hale gelenlerin sayısı ise 13087’e ulaşmıştır.

Maden kazaları ile ilgili istatistikleri incelediğimizde kazalardaki ölüm sayılarının taş kömürü ve linyit ocaklarında şekil 9.4’deki gibi farklılaştığı görülmektedir. Milyon ton başına düşen ölüm sayısı 2007 yılında taş kömürü ocaklarında linyitin 30 katı kadardır. Yıllara göre bakıldığında aradaki fark değişmekle birlikte yine de her yıl taş kömürü ocaklarındaki ölüm oranı linyitin oldukça üzerindedir.

Şekil 9.4Türkiye, taş kömürü ve linyit milyon ton üretimi başına düşen ölüm sayısı

SGK verileri ve Birleşmiş Milletler İstatistik Birimi (UNSD) Enerji İstatistikleri

Taş kömürü üretiminin TTK ve taşeronları tarafından yapılması dışında 2000 yılı sonrasında özel işletmeler tarafından da üretim yapılmaktadır. Kazalar sonucu meydana gelen ölüm sayılarına TTK ve özel işletilen maden ocakları ayrımında bakıldığında milyon ton üretim başına düşen ölüm sayısının özel işletmelerde daha fazla olduğu görülmektedir. Özel işletmeli maden ocaklarında 2000 yılından itibaren üretim yapılmakta fakat asıl üretim artışı 2005 yılından itibaren görülmektedir. Özel ocaklarda üretim başına düşen ölüm sayısının 2003 yılında bir sıçrama göstermesinin nedeni 2002 yılına göre hem üretimin düşmesi hem de kaza sonucu ölen kişi sayısının iki katına çıkmasıdır.

Çizelge 9.2 Türkiye, TTK ve Özel İşletmelerde üretilen milyon ton taş kömürü başına düşen ölüm sayısı



Yıllar

Taş kömürü

(TTK)


Taş kömürü

(Özel)


2000

3.98

59.25

2001

2.12

94.82

2002

3.56

80.38

2003

3.98

229.44

2004

2.66

76.78

2005

6.00

3.91

2006

1.97

3.77

2007

2.98

18.36

2008

4.41

11.50

TMMOB Taş Kömürü Raporu 2008

Dünyanın ilk iki büyük kömür üreticisi olan Çin ve ABD’de meydana gelen maden kazaları incelendiğinde taş kömürü için milyon ton üretim başına ölüm oranlarının Türkiye’den düşük olduğu görülmektedir. 2008 yılında, Çin’de milyon ton başına düşen ölüm sayısı 1,27 iken, aynı oranın Türkiye’de 5 kat daha fazla olması oldukça kaygı verici olarak değerlendirilmektedir.

Çizelge 9.3 Taş kömürü kazaları sonucu ölümlerin Türkiye, Çin ve ABD karşılaştırması

Taş kömürü maden kazaları sonucu Milyon ton taş kömürü üretimi başına



ölüm sayısı ölüm sayısı

Yıllar

Türkiye

Çin

ABD

Türkiye

Çin

ABD

2000

17

5300

18

7.10

4.08

0.03

2001

18

5670

13

7.22

4.11

0.02

2002

14

5791

19

6.04

3.98

0.04

2003

19

6995

19

9.23

4.06

0.04

2004

10

6027

14

5.14

3.03

0.03

2005

12

5986

7

5.51

2.72

0.01

2006

6

4746

33

2.59

2.00

0.06

2007

20

3786

20

8.02

1.50

0.04

2008

19

3215

9

7.22

1.27

0.02

Maden kazalarındaki ölüm oranları tarihsel açıdan incelendiğinde, ABD’de 1940’lara kadar maden kazaları ve ölüm sayıları artış gösterdiği, 1940-1950 döneminde düşme yaşandığı, sonrasında 1970’lara kadar ise ölüm oranlarında değişim yaşanmadığı görülmektedir. 1970’lerden itibaren ise hem kaza sayıları hem de ölüm sayılarında daha keskin bir düşüş olmuştur. 1940’lı yıllara kadar görülen kazalar ve ölümlerdeki artışlar sonucunda, 1940’tan itibaren kömür madenciliği iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yasalar çıkarılmış, maden ocaklarındaki sorunlar ve iş güvenliğini tehlikeye sokan durumlar ile ilgili yeni teknolojiler geliştirilmiş ve yaygınlaştırılmıştır. 1960 yılından itibaren gelişmeler hızlandırılmıştır. Bu gelişmelerin sonucunda ABD’de ölüm oranlarının özellikle 1970’lerden itibaren hızla düştüğü görülmektedir. Çin’de ise madenlerde meydana gelen kaza sayılarında ve ölümlerdeki hızlı artış sonucunda, 2004 yılında maden ocaklarının yenilenmesi kararı alınmış ve 2004-2006 döneminde maden ocaklarında yeniden yapılanmaya gidilmiştir.5 Çin’de de 2004 yılından itibaren ölüm oranlarında düşüş gözlenmektedir. Ayrıca Çin’de yeniden yapılandırma ile birlikte küçük, verimsiz ve zarar eden maden ocakları kapatılmıştır. Bu uygulamanın Çin örneğinden yola çıkılarak DPT Özel İhtisas Komisyonu raporunda maden ocaklarının yeniden yapılandırılması gerekliliğinin üzerinde önemle durulmakta ve Türkiye’deki küçük, eski teknoloji ile ve verimsiz çalışan, dolayısıyla da kazalara daha çok sebebiyet veren ocakların özelleştirilerek geliştirilmesi ya da kapatılmasına ilişkin politika önerisinde bulunulmaktadır.

9.5 İş Kazalarının Nedenleri ve Ekonomik Boyutu

Literatürde konu ile ilgili çalışmalar ve ülke örnekleri ile, maden ocaklarında kullanılan sistemlerin ve teknolojinin kazaların meydana gelmesi ve ölüm oranlarının seviyesi ile ilişkili olduğu görülmektedir. Modern tekniklerin kullanıldığı bir maden ocağı ile klasik yöntemler ile çalıştırılan bir maden ocağının karşılaştırıldığı bir çalışmada yeni teknolojilerin kullanılmasının klasik yöntemlere göre hem verimliliği arttırdığı hem de kazalar sonucu zarar gören kişi sayısını azalttığı gösterilmiştir. Bununla birlikte iş güvenliğini geliştirmek üzerine sistematik eğitim programlarının etkisi üzerinde önemle durulmaktadır. (M. Sari, H.S.B. Düzgün.2004)

Konu ile ilgili uzmanların görüşleri de, kazalar sonucu meydana gelen ölümlerin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki eksik uygulamalardan kaynaklandığını desteklemektedir. Kazalar ve ölümlerin nedenleri arasında havalandırma sistemlerindeki sorunlar, kaçış yolları yetersizliği, kişisel koruyucu donanımların yetersizliği gibi altyapı ve teknolojik sorunlar sayılmaktadır. Bu tür problemlerin önlenebilir olduğu ve iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili denetim ve yaptırım yetersizliklerinden kaynaklandığı üzerinde önemle durulmaktadır.

Türkiye’de maden ocaklarında meydana gelen patlamalar ve yangınların nedenleri araştırıldığında; genel nedenlere benzer şekilde üretim yönteminin gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi, üretim plan ve projesinin bulunmaması ve havalandırmadaki eksiklik ve aksaklıklar ilk sıralarda yer almaktadır.(Güyagüler, Tevfik.2002)

Maden kazaları ile meydana gelen ölümler dışında, kazalar ve meslek hastalıkları sonucunda sürekli iş göremez durumuna gelen kişilerin sayısı da oldukça fazladır. 1991 yılından itibaren maden kazaları ve meslek hastalıkları sonucunda 13087 kişi sürekli iş göremez durumundadır. Bu tür kayıplar ve ölümlerin ekonomik yükü de önemli boyuttadır.

Türkiye’nin taş kömürü üretim maliyetleri dünyadaki büyük kömür üreticilerine göre yüksektir ve bu nedenle fiyat konusunda da rekabet edememektedir. (Arıoğlu E. Ve Yılmaz, A.O.2002).Bu duruma bir de yüksek ölüm ve sürekli iş göremezlik oranları eklendiğinde iş kazalarının ekonomik sonuçları önemli boyutlara ulaşmaktadır. Ortalama kömür üretim maliyetimizin diğer ülkelere göre yüksek olmasına katkı sağlayan faktörler arasında üretim ve teknoloji durumunun havzalara göre geliştirilmemesi, bazı tesis, makine ve donanımın verimliliğinin düşük, işletme giderlerinin ise yüksek olması ve yüksek sayıda iş kazası ve meslek hastalığı nedeni ile yüksek oranda tazminat ödemeleri yer almaktadır.

Sonuç olarak;

Madenlerde meydana gelen iş kazası istatistiklerinin taşkömürü ve linyit ayrımında, üretim ve ithalat durumları ile birlikte ele alınarak değerlendirilmesi, maden sektörüne yönelik bir yol haritası çıkarılması açısından oldukça önemlidir. Kazaların başlıca nedenlerinin alt yapı ve teknoloji ile ilgili önlenebilir sorunlardan kaynaklanması, denetim ve yaptırımların tekrar gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Kazalar sonucu yaşanan kayıplar ile birlikte ekonomik boyutun da incelenmesi ve konu ile ilgili yapılan çalışmalar da dikkate alınarak bu tür kayıpların önlenmesi için bir madencilik sektörü stratejisi belirlenmesi gereklidir.(TEPAV- 2010 )



10. MADEN KAZALARI

10.1 Elektrikli Kapsüllerin Hatalı Kullanımından Kaynaklanan İş Kazaları

Patlayıcıların güvenli şekilde ateşlenmesi için geliştirilmiş olan ateşleme sistemlerinden elektrikli kapsüller 1870’lerde ortaya çıkmıştır. Daha büyük hacimli ve verimli patlatmalar yapmak gibi ihtiyaçlar sonucu 1900’lü yılların başında gecikmeli elektrikli kapsüller geliştirilmiştir. Elektrikli kapsüllerin icadı ile patlayıcı maddelerin ateşlenmesi emniyetli mesafelerden yapılmaya başlanmış ancak yaşanan bazı kazalardan sonra düşünüldüğü kadar emniyetli olmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsüllerin hatalı kullanımından kaynaklanan iş kazaları günümüzde de azımsanmayacak boyutlardadır.

Ne yazık ki son zamanlarda, ülkemizde yaygın olarak kullanılan elektrikli kapsüllerin uygunsuz kullanımından kaynaklanan birçok kaza haberleri aldık. Bu kazalar; elektriksel yüklü havalarda atım yapma, cep telefonu ya da telsizi atım sahasına sokma, elektrikli kapsül test edilirken uygun olmayan test cihazı kullanma, kapsül testinde manyeto kullanma gibi hatalı davranışlardan kaynaklanmıştır.

Son yıllarda vukua gelmiş olan elektrikli kapsülün kazara ateşlenmesi ile sonuçlanmış bazı kazaları örneklersek:

• Elektrikli kapsülün elektrikçi ohm metresi ile kontrol edilmesi sırasında kapsülün patlaması ile ateşçinin parmağı kopmuştur.

• Açık hava koşullarında elektrikli kapsüllerin patlaması ile ateşçi vefat etmiştir. Sebebin cep telefonu ya da telsizden olabileceği düşünülmektedir.

• Kapalı, elektriksel yüklü havalarda dolum yapılması sırasında elektrikli kapsüllerin ateşlenmiş sonuçta can ve mal kaybı yaşanmıştır.

• Patlamamış elektrikli kapsülün manyeto ile tekrar kontrol edilmesi sırasında ateşlenmesi sonucu yaşanan 4 farklı kazanın hepsinde ateşçiler vefat etmiştir.

Tüm bu kaza örnekleri önümüzde dururken kullanıcıların hatalı davranışları, denetimdeki yetersizlikler, patlayıcı piyasasına sürülen ürünlerin (patlayıcılar, manyeto, ohm-metre vb) onayını verecek bir kurumun bulunmayışı önümüzdeki yıllarda da benzeri üzücü haberleri alacağımız endişesini taşımamıza yol açmaktadır. Bu aşamada kullanıcılar açısından yapılması gereken yaşanan olaylardan ders alarak güvenlik ile ilgili kurallara üşenmeden uymaları ve önerileri dikkate almalarıdır. (KILIÇ, 2010)

10.2 Kastamonu Kure'de Maden Kazası
Kastamonu'nun Küre İlçesi'nde işletilmekte olan Aşıköy yeraltı bakır ocağında, 8 Eylül 2004 tarihinde meydana gelen kaza sonucu, biri Maden Mühendisi olmak üzere 19 çalışan yaşamını yitirmiştir.

Söz konusu ocak, zorlu çalışma koşullarına sahiptir. Üretim, yüzeyden yaklaşık 150 metre derinde yapılmaktadır. Bakır üretimi yapılan yerlere yer altı galerileri, eğik ve dik kuyular ile ulaşılmakta, cevher, bu yollar boyunca tesis edilen bantlar vasıtasıyla yeryüzüne çıkarılmaktadır. Çalışma ortamları, kaza olasılığı bakımından büyük riskler taşımaktadır.

Kaza, cevherin nakledildiği 150 metre uzunluğundaki dikey bandın tutuşması nedeniyle oluşmuş, yangın daha sonra yaklaşık 900 metre uzunluğunda yatay ve dikey yönlerde tesis edilmiş nakliyat sistemindeki bantlara da sirayet etmiştir. Bantların yanması ile açığa çıkan karbon monoksit ve diğer zararlı gazlar çalışanların zehirlenerek ölmelerine ya da yaralanmalarına sebebiyet vermiştir.
Madencilik sektöründe iş kazaları her geçen yıl biraz daha artmaktadır. Geçtiğimiz bir yılda, sadece Aşkale,Ermenek ve Çorum' da meydana gelen kazalarda 20 işçi yaşamını kaybetmiştir. Her kazadan sonra yetkililerin "gereken yapılacaktır..." türünden alışılmış söylemleri bu olayda da görülmektedir. Ancak, bu tür söylemler ile sorunlar çözülememektedir. İnsan emeğini ve sağlığını en önde tutan planlama ve uygulamaların yapılması büyük önem taşımaktadır. Bu önceliklerden vazgeçmek için ileri sürülecek hiçbir gerekçe kabul edilemez.(Maden Mühendisleri Odası, Eylül 2004)

11. İŞ KAZALARININ ÖNLENMESİ

Kaza önleme çalışmaları tanım olarak iş gücü performansının, alet-cihaz-makine performansının ve fiziki çevrenin kontrol altında tutulabilmesi anlamına gelmektedir. Kontrol sözcüğünün kullanılmasındaki amaç; onun, önleme ve güvenli olmayan koşulların ve olayların düzeltilmesi olgularının her ikisini de içeriyor olmasıdır. Kaza önleme, her endüstriyel kuruluş için yaşamsal bir öneme sahiptir. Kazalarla yeterince ilgilenilmemesi halinde yaralanma, ölüm ve maddi kayıplara yol açacağından işletmeyi olumsuz yönde etkileyecektir. Ayrıca kaza önleme çalışmaları; üretim ya da hizmetin sürekliliği, üretimin artırılması, verimliliğin iyileştirilmesi ve işçi-işveren arasındaki ilişkilerin İyileştirilmesi konularında olumlu ve yararlı sonuçları beraberinde getirmektedir (Güyagüler, 1992).

Kaza önleme programlarında çevresel ve davranışsal nedenlerin kontrol altında tutulmasının büyük önemi vardır. Bazı durumlarda çevresel nedenlerin (ya da tehlikelerin) kontrolü, yönetimin kazaları önlemeye olan isteğini iş görenlere kanıtlaması açısından çok yararlıdır. Çünkü, bir işletmede kaza önlemeye yönelik olarak yapılacak çalışmaların basan ya da başarısızlığı, üst yönetimin tutumu ile yakından ilişkilidir.

Yapılan istatistikler, meydana gelen iş kazalarının %50'sinİn kolaylıkla önlenebilir mahiyette olduğunu, %48'inin ancak bir etüt ve metotlu çalışma ile Önlenebileceğini, %2'sinin ise önlenmesinin mümkün olmayacağını göstermiştir (Akyüz, 1982). Gelişmiş ülkelerde öncelikli olarak karşılaşılan sağlık ve güvenlik problemleri içinde ergonomik problemler büyük oranda yer almıyorsa da, giderek artan sayıda işçi kötü işyeri dizaynı gibi ergonomik problemlerden etkilenmektedir. Sonuç olarak, sağlık problemlerinin sıklığı ve önemi zayıf ergonomik ilişkilerden doğmaktadır (Orhun,2001).

İnsan biyolojik bir varlık olarak, belli yapısal özellikler gösterir, insanın çalışacağı yerin çevresinde ve onun kolayca hareket edebileceği boyutların saptanmasında, daima beden ölçüleri esas alınır. Dar alanda çalışma, dar geçitlerden geçerek yer değiştirme, insanların normal ve sağlıklı durumunu zorlaştıran yerlere sığmak zorunluluğunun getirilmesi İnsan işinin verimini azaltır, akıcılığını bozar (Erkan, 1982).

İnsan-makine sistemlerinin karmaşıklığı ölçüsünde sinyalleri algılama ve kontrol elemanlarını yeniden düzenleme sorumluluğu da büyük ölçülerde artar. Devamlı algılama ve reaksiyon gösterme işlevi, merkezi sinir sisteminden uyanıklık ister ve bu uyanıklık İse belli ölçülerin ötesine geçemez, insanın beden gücü yanı sıra zihinsel gücü de dikkate alınarak, iş gücü buna göre düzenlenmelidir. Herhangi bir yükleme ya da yetenek ötesi İstek, insanın makine İle ahenkli bir şekilde çalışmasına olumsuz etki yapar, insan ve makine sistemleri imalat türüne bağlı olarak; sıcak, soğuk, rutubetli, toz, is, gaz, radyasyon, gürültü, titreşim ya da yetersiz aydınlatma gibi çevresel sorunları olan bir iş yerinde bulunabilir. Söz konusu çevre faktörleri sağlık açısından çeşitli sakıncalar getirdiğinde, insan organizmasının normal işleyişini zorladığı için, iş verimi üstünde olumsuz etkiler yapar. Çevre koşullan, gerçekte kısa ya da uzun bir süreç içinde zararlı etkilerini gösterebilir ve insanın önceleri pek fark etmeden maruz kaldığı bu zararlı etkenler, belli bir düzeyden sonra iş verimini olumsuz şekilde etkiler.

Ayrıca, insanın iş, aile ve arkadaş çevresi ile günlük yaşamının getirdiği psiko-sosyal sorunlar, insan-makine-çevre kompleksinde çeşitli etkileşimlere sebep olur. Sosyal ve psiko-sosyal konular sadece insan ve onun ruh halini etkiliyor gibi görünmesine rağmen, makinelerini işletmek, işini devamlı ve eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmek zorunda olan insan için çeşitli uyumsuzluklar sistemi de etkilemeye başlar, iş verimi düşer, iş hevesi kaybolur, davranışlar değişir ve insan içinde bulunduğu ruh halini işine de aksettirir.

12 İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI

22.05.2003 tarihinde yürürlüğe girene 4857 sayılı İş Kanunun 81 inci maddesi ve “İşyeri sağlık ve güvenlik birimleri ile ortak sağlık ve Güvenlik birimleri hakkında yönetmelik” hükümlerine göre  İşverenler, devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırdıkları işyerlerinde bu hizmeti vermek için, işyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturmakla ve bir veya birden fazla işyeri hekimi ile gereğinde diğer personeli ve sanayiden sayılan işlerde bir veya birden fazla iş güvenliği uzmanını görevlendirmekle yükümlüdürler. İşverenler, bu yükümlülüklerini, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin tamamını veya bir kısmını işyeri dışında kurulu ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden alarak da yerine getirebilirler.


  • Şirket İş Sağlığı ve Güvenliği Politikasını hazırlamak,

  • Yasalara uygunluk taahhütlerini yerine getirmek,

  • Şirket risk haritasını çıkarmak,

  • Risk değerlendirme faaliyetlerini yürütmek,

  • Sağlıklı ve güvenli iş ortamları oluşturmak,

  • Çalışanların ihtiyaçlarına uygun yıllık eğitim planı hazırlamak,

  • İş Güvenliği eğitimlerini gerçekleştirilmek,

  • İş kazalarını kontrol altına almak,

  • Şirket itibarını artırmak için.

İlgili yönetmelikte İş Güvenliği Uzmanı'nın ve kimlerden olabileceği aşağıdaki gibi tanımlanmıştır. 

İş güvenliği uzmanı: İş sağlığı ve güvenliği konularında görev yapmak üzere Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilen mühendis veya teknik elemanı,

Teknik eleman: Üniversitelerin fizik ve kimya bölümlerinden lisans düzeyinde mezun olanlar ile teknik öğretmenler ve iş sağlığı ve güvenliği bölümü mezunlarını ifade eder.

Eğitim programları teorik ve uygulamalı olmak üzere iki bölümden oluşur. Eğitimin süresi, her iş güvenliği uzmanlığı sınıfı için 180 saat teorik ve 40 saat uygulama olmak üzere toplam 220 saatten az olamaz. (Md.54)



12.1 İş Güvenliği Uzmanı Eğitim ve Sınavı

İş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarının sonunda Genel Müdürlükçe sınav yaptırılır.

İş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olamayanlar sınava girdikleri tarihten itibaren bir yıl içinde bir kez daha sınava girme hakkına sahiptirler. Ancak, bu hakkını kullanmayan veya iki sınavda da başarılı olamayan adaylar yeniden eğitim programına katılmak zorundadırlar.

Sertifika eğitim programı ve sınavları komisyon tarafından belirlenir. Komisyonun sekreterya işleri Genel Müdürlük tarafından yürütülür.



12.2 İŞ Güvenliği Uzmanının Hizmet Süresi

 

 İş güvenliği uzmanları, bu Yönetmelikte belirtilen görevleri eksiksiz yerine getirmek için;



 

  • I inci Risk Grubunda yer alan işyerlerine; ayda en az 1 iş günü,

  • II inci Risk Grubunda yer alan işyerlerine; ayda en az 2 iş günü,

  • III üncü Risk Grubunda yer alan işyerlerine; ayda en az 3 iş günü,

  • IV üncü Risk Grubunda yer alan işyerlerine; ayda en az 4 iş günü,

  • V inci Risk Grubunda yer alan işyerlerine; ayda en az 5 iş günü,  gitmek zorundadırlar.

12.3 İşçilerin Eğitimi

İşyerlerinde sağlıklı ve güvenli bir iş ortamı sağlanması ve sürdürülmesi çalışanların eğitimi ile mümkündür. Çalışanlarımızın eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, yıllık eğitim planı hazırlanması, ve eğitimlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Heryıl tekrarlanması yasal zorunluluk olan bu eğitimlerin kayıt altına alınması ve saklanması zorunludur. İlgili yasa gereği eğitimlerin sertifikalı "iş güvenliği uzmanı" veya yetkili kuruluşlardan alaınması gerekmektedir.

İş güvenliği uzmanlığı belgesi

       MADDE 56 - (1) İş güvenliği uzmanlığı belgesinin sınıfları aşağıda belirtilmiştir:

       a) (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi;

       1) İş sağlığı ve güvenliği alanında en az üç yıl teftiş yapmış iş müfettişlerine istekleri halinde,

       2) Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde iş sağlığı ve güvenliği alanında en az sekiz yıl görev yapmış iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarına istekleri halinde,

       3) (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az beş yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyerek eğitim kurumları tarafından düzenlenen iş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarına katılanlardan Genel Müdürlükçe yaptırılan (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis veya teknik elemanlara, Genel Müdürlükçe verilir.

       b) (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi;

       1) Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde iş sağlığı ve güvenliği alanında en az üç yıl görev yapmış iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarına istekleri halinde,

       2) İş sağlığı ve güvenliği alanında doktora yapmış olan mühendis veya teknik elemanlardan (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programının pratik bölümünü tamamlayanlara istekleri halinde,

       3) Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde iş sağlığı ve güvenliği alanında en az beş yıl görev yapmış mühendis veya teknik elemanlardan Genel Müdürlükçe yaptırılan (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlara,

       4) (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az iki yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyerek eğitim kurumları tarafından düzenlenen iş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarına katılanlardan Genel Müdürlükçe yaptırılan (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis veya teknik elemanlara, Genel Müdürlükçe verilir.

       c) (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi;

       1) Eğitim kurumları tarafından düzenlenen (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarına katıldıklarını belgeleyen ve Genel Müdürlükçe yaptırılan (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis veya teknik elemanlara,

       2) İş sağlığı ve güvenliği alanında yüksek lisans yapmış olan mühendis veya teknik elemanlardan (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programının pratik bölümünü tamamlayanlara istekleri halinde, Genel Müdürlükçe verilir. 

KAYNAKLAR

Madencilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliği .http://www.isguvenligi.net/index.php?option=com_content&task=view&id=939&Itemid=52


MEB-MEGEP İş Güvenliği Ve İşçi Sağlığı Ankara Ocak 2005
BİLGİ A.; “Önce Emek Vardı”, Bilim ve Sanat Dergisi Sayı 81

ERKAN C.; “İş Sağlığı ve Meslek Hastalıkları”, AÜ Tıp Fakültesi Yayınları

TALAS C.; “Toplumsal Politikaya Giriş”, Savaş Yayınları

“Çalışma İstatistikleri”, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Yayını


YILMAZG.;“İş Güvenliğine Genel Bakış”, Mühendis ve Makine Dergisi Sayı 224

SÜZEK S.; “İş Güvenliği Hukuku”, Savaş Yayınları

TOPUZOĞLU İ.; “Çevre Sağlığı ve İş Sağlığı”, Çalışma Bakanlığı Yayını

“İş Yerlerinde Tükenen Yaşam”, Petrol-İş Sendikası Yayını



“İstatistik Yıllıkları”, SSK Yayınları
İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği - Resmi Gazete:27.11.2010-27768
HENDEM B.; İşçi sağlığı ve işçi güvenliğinde kullanılan kişisel koruyu donanımlar ve standartları , yüksek lisans tezi, Ankara Haziran 2007
Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği raporu- Sosyal İş (2010).
http://www.sendika.org/yazi.php yazi_no=29505 (02.03.10)
"Madencilik Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği" Eğitimi (2007).
http://www.haberler.com/madencilik-sektorunde-is-sagligi-ve-guvenligi-haberi/ (23.06.07)



Yüklə 307,05 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə