M.Ö Yy. Bati anadolu ion yapilarinda çati mimariSİ hazirlayan öğül Emre ÖNCÜ



Yüklə 0,73 Mb.
səhifə10/12
tarix03.01.2019
ölçüsü0,73 Mb.
#89075
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   12

ÖZGEÇMİŞ

1977 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve Orta Öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra, 1996 yılında Trakya Üniversitesi K.Arkeoloji bölümünde yüksek öğrenimine başladı ve 2000 yılında mezun oldu. Aynı yıl Adnan Menderes Üniversitesi Arkeoloji bölümünde yükseklisans programına başladı. 1997 Kültür Bakanlığı / Kırklareli Müzesi Kırklareli Vize Tiyatrosu, 1998 Kültür Bakanlığı / Aydın Müzesi Tralleis (Aydın), 1999 Kültür Bakanlığı / Aydın Müzesi Tralleis (Aydın), 2000 Kültür Bakanlığı / Aydın Müzesi Alabanda (Aydın-Çine), 2003 Kültür Bakanlığı / Aydın Müzesi Alabanda (Aydın-Çine) kazılarına katıldı. 2001 yılında Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne bağlı Araştırma Görevlisi olarak göreve başladı ve halen bu göreve devam etmektedir.




1 Vitruvius, Dor ve Ion düzenlerinin bakışım kurallarının insan vücudunun oranları örnek alınarak oluşturulduğunu belirtir. Buna göre Dor düzeni erkek vücudunu örnek almış ve erkeğin ayak ile boy oranı, sütun yüksekliğinin alt çapa oranını oluşturarak 1/6 olarak belirlenmiştir. Ion düzeninde ise kadın vücudu örnek alınarak, benzer düşünceyle 1/9 oranı belirlenmiştir, bkz.Vitruvius IV. 1-5, 6, 9.

2 Ege ahşap mimari örnekleri ile ilgili buluntuların yokluğuna karşın, vazo resimleri, model yapılar ve anıtsal taş yapıların mimari detayları gibi bilgilendirici örneklerden fikir edinmek mümkündür. Elde edilen bu verilerin analizi, Batı Anadolu Ion mimarisinin şekillenmesinde, Ege ahşap mimari geleneklerinin etkin olduğu teorilerini ortaya koyabilir, Barletta 2001, 25-29, 39-46, 84-84.

3 Ege Adaları’nda yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıkartılan, özellikle Naksos Yria Dionysos ve Sangri Demeter tapınaklarının buluntuları sonucu Ion düzeninin orijinleri üzerine önemli fikirler ortaya koyulmuştur, bkz.Gruben 1972 ; Gruben 1985 ; Gruben 1993 ; Gruben 1996 ; Lambrinoudakis-Gruben 1987 ; Lambrinoudakis 1996.

4 1960 öncesi buluntulara dayanılarak oluşturulan ve halen Hellen mimarisinin temel el kitapları niteliğinde kullanılan çalışmalar, Ion mimarisi için de önemli bilgiler içermektedir. Buna karşın özellikle Adalar mimarisi örneklerini içermeyişi bu çalışmalar açısından eksiklik olarak görülebilir, bkz. Anderson-Spiers 1927 ; Dinsmoor 1950 ; Scranton 1967 ; Lawrence 1983. Bu değerlendirme ile Grube’nin yayını, Adalar mimarisi örneklerini de içine alacak şekilde güncellenmiş olmasıyla önemlidir, bkz. Gruben 2001.

5 Gruben 1993, 107 ; Gruben 2001, 366.

6 M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion mimarisi örnekleri, bu dönem içinde bölgede yaşanan siyasal kargaşa ve savaş ortamı nedeniyle duraksamıştır. Yüzyılın başına ait buluntular sayıca az olsa da, nitelikli buluntular içermesi, M.Ö.5.yy. Batı Anadolu Ion mimarisi için önemli olduğu kadar, M.Ö.6.yy. ile M.Ö.4.yy. arasında bağlatı kurulabilmesi açısından da önemlidir.

7 Sevinç 1996.

8 Hellström-Thieme 1993.

9 Ateşlier 1998 ; Ateşlier 2001.

10 Roos 1972 ; Roos 1974b ; Roos 1989.

11 Hellström-Thieme 1994 ; Hellström 1994.

12 Jeppesen 1989 ; Pedersen 1989 ; Jeppesen 1992 ; Jeppesen 1994 ; Jeppesen 2002.

13 Anderson-Spiers 1927 ; Dinsmoor 1950 ; Scranton 1967 ; Robertson 1979 ; Lawrence 1983 ; Gruben 2001.

14 Barletta 2001.

15 Gruben-Koenigs 1968 ; Gruben 1972 ; Gruben 1985 ; Gruben 1993 ; Gruben 1996 ; Gruben 1997 ; Lambrinoudakis-Gruben 1987 ; Lambrinoudakis 1996.

16 Boardman 1959.

17 Courbin 1980.

18 Ohnesorg 1993.

19 Drerup 1969.

20 Holland 1920.

21 Schattner 1990.

22 Bammer 1990.

23 Hogarth 1908.

24 Muss 1994.

25 Gruben 1963.

26 Schneider 1996.

27 Schattner 1996.

28 Buschor 1933.

29 Johannes 1937.

30 Courbin 1980.

31 Lambrinoudakis-Gruben 1987 ; Guruben 1996.

32 Dinsmoor 1913.

33 Sevinç, 1996. Bu yayın Polyksena lahdinin, özellikle kurtarma kazısı, buluntuları ve üzerindeki plastik bezemelerin genel değerlendirmesi şeklindedir. Yayın lahit kapağında tasvir edildiğini düşündüğümüz Ion düzeni çatı mimarisi ile ilgili ölçüler, oranlar gibi bilgileri içermemesi nedeniyle çalışmamız için yeteri derecede tatmin edici olmamıştır. Bununla birlikte lahit kapağındaki Ion düzeni mimari tasvirin incelenmesi için Çanakkale müzesine yapılan başvurumuz, bu konunun kendileri tarafından çalışılacağı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak bahsedilen bu çalışma henüz yayınlanmamıştır. Sevinç’in çalışması dışında lahdin ikonografisi ve mitolojik tasvirlerinin Etrüsk bağlantısı gibi konularda yayınlar mevcuttur, bkz. Reinsberg 2001 ; Gilotta 1998.

34 Hellström-Thieme 1983 ; Thieme 1993.

35 Ateşlier 1998 ; Ateşlier 2001. Sayın Ateşliere’e yayınlarına ulaşmam konusunda sağladığı kolaylıklar yanı sıra, Daskyleion Erken Klasik Yapı hakkındaki değerli düşüncelerini, tüm detaylarıyla paylaştığı ve Daskyleion Erken Klasik Yapı buluntuları ışığında oluşturduğu, yapının çatı mimarisine ait çizimi kullanmama izin verdiği için teşekkür ederim.

36 Hanfmann-Erhart 1981.

37 Coupel-Demargne 1969.

38 Demargne 1978.

39 Krischen 1923.

40 Martin 1971.

41 Childs 1973 ; Childs 1979.

42 Koenigs 1993.

43 Koenigs 1996.

44 Jeppesen 1973 ; Jeppesen-Zahle 1975 ; Jeppesen 1976 ; Jeppesen 1989 ; Jeppesen 1992 ; Jeppesen 1994 ; Jeppesen 2002.

45 Pedersen 1983 ; Pedersen 1987 ; Pedersen 1989 ; Pedersen 1991 ; Pedersen 1994.

46 Hellström 1989 ; Hellström 1994.

47 Hellström-Thieme 1982 ; Hellström-Thieme 1994.

48 Roos 1971 ; Roos 1972 ; Roos 1974 a ; Roos 1974b ; Roos 1989.

49 Vitruvius IV, 1-3.

50 Vitruvius IV, 1-5.

51 Vitruvius IV, 1-6.

52 Vitruvius IV,2-2, 3, 5.

53 Pausanias V, 20-6.

54 Pausanias VI, 24-9.

55 Gerkan 1946, 17 ; Bingöl 1990, 101.

56 Vitruvius IV, 2-2.

57 Dinsmoor 1950, 67 ; İdil 1998, 20, lev.2-2, 8-2.

58 Borchhardt 1978, 813-814, pl.256, abb.9-10.

59 Vitruvius IV, 1-5.

60 Dinsmoor, volütlü başlıkların Mısır’dan Mezopotamya’ya oradan da Suriye’ye geçerek M.Ö.885-852’de Nabu-Apaliddina’da ve daha sonra Khorsebad’taki Sargon II (M.Ö.722-705) Sarayı’nda kullanılmış olduğunu ortaya koyar; Dinsmoor 1950, 61. Bu örneklerin, ticaret yoluyla aralarında bağ oluşan, Doğu Akdeniz – Ege kültürleri arasında etkileşim sonucu Ion mimarisine girmiş olduğunu düşünebiliriz; Lawrence 1983, 160-161. Volüt motifi Ege Bronz çağında bilinmez. Ancak M.Ö.8.yy. sonlarında Hellen sanatçılarının repertuarına girer. Bundan yaklaşık bir yüzyıl sonra ise mimaride yaygın kullanımı başlar, bkz. Boardman 1959, 214. Volüt Yakındoğu kökenli olabilir, ancak bunun Yakındoğu’ da tam olarak örtüşen benzerleri yoktur, bkz. Barletta 2001, 123.

61 Dinsmoor 1950, 61.

62 Neandria, Larisa, Lesbos ve Mytilene başlıklarının tümü M.Ö.6.yy.’ın ilk yarısına aittir; Dinsmoor 1950, 62 ; Lawrence 1983, 160.

63 Gerkan 1946, 18 ; Boardman 1959, 215.

64 Smyrna III. tapınak M.Ö.610 civarına tarihlenir ve ele geçen başlıklar bu yapıya aittir; Akurgal 1997, 59-60; Nicholls, 1991, 162. Smyrna’dan ele geçen başlıkların tipolojik dizini ve öneri çizimleri için bkz. Akurgal 1997, 78-82, şek.62, 63, 64, 66, 67,68,69, 70-72a, lev.153, 154, 155, 156, 157, 159, 160, 161, 162, 163.

65 Gruben 1972, 379, abb.35.

66 Radt 1978, 332-333, plt.91.

67 Dinsmoor 1950, 60.

68 Ion başlıkları hakkında önemli teorilerden biri orijininin ahşap olması gerektiği yönündedir, bkz. Dinsmoor 1950, 62. İşlenmemiş ağaç gövdelerinin dikey kullanımı sütunlar şeklinde, tomruklardan kesilmiş küçük parçalar ise dikey ağaçların üzerine yerleştirilerek başlıkları oluşturacak şekilde düzenlenmiş olabilir. Ancak silindir gövdeli başlıklar, ahşap sütunlar üzerine bağlama ve sağlamlık problemleri nedeniyle dikdörtgen prizması formunda torna edilerek kullanılmış ve Ion sütun başlığının temel çizgisini oluşturan yapının ortaya çıkmış olabileceği düşünülebilir. Dikdörtgen prizması formunda kesilmiş ağaç başlıklar, süslemeye dayalı kaygılar sonucu, üzeri boya ile volüt şeklinde bezenerek kullanılmış ve daha sonra ahşap ustalarının bunları volütlü şekilde yontmaları sonucu, klasik Ion başlığının prototipi oluşturulmuş olabilir, bkz. Gruben 1996, 65, abb.5 ; Barletta 2001, 133. Dikdörtgen prizması şeklinde kesilmiş ağaç gövdelerini işlerken uygulanabilecek en başarılı tasarım çizgisi, dar yatay hattı en zarif şekilde süsleyen ve volütlerin dengeli görüntüsü ile kullanıldığı yapıya ayrı bir görsellik katan Ion sütununu oluşturmuştur. Didyma buluntusu M.Ö.7.yy.’ a tarihlenen volütlü taş sütun parçası ve M.Ö.7.yy. son çeyreğine verilen Sangri adak sütunu, ahşap başlıkların taşa dönüşümünün M.Ö.7. yy. içinde olmuş olabileceğini gösterir, bkz. Gruben 1989, 161-165, abb.1-2, taf.19- 1, 2, 3, 4. Gruben 1996, 64-65, abb.3, 5-5 ; Barletta 2001, 133-134. M.Ö.6.yy.’ da ise, Ion sütunları taş malzemede klasik formunu kazanmış olmalıdır ve bu düşünceyi destekleyen örnekler Aigina Sphinksli adak sütununda (M.Ö.6.yy. başları) ve Delphi Naksoslular adak sütununda (M.Ö. 580-570) kullanılmış olan başlıklardır, bkz. Dinsmoor 1950, 62 ; Gruben 1996, abb.18.

69 Wesenberg 1996, 8.

70 Megaronun Anadolu kökeni için bkz. Işık 1997. Işık bu çalışmasında, Troia’da tüm Tunç çağ boyunca tabakalar arasında süreklilik gösteren (yaklaşık M.Ö.3000-1200) megaronları işaret ederek bu yapı tipinin Anadolu kökeni üzerine yorumlar yapar. Aynı zamanda megaron planlı yapıların hiçbir bölgede yaşanmamasına karşın, bu kadar uzun bir süreçte aralıksız kullanılmış olmasını da tezini kuvvetlendiren bir kanıt olarak ortaya koyar, Işık 1997, 10. Ayrıca Batı Anadolu’da bir “Akha sömürgesi” olarak yorumladığı Miletos’ta bugüne dek megaron planlı yapıların ortaya çıkmamış olmasını da, megaronun Kıta Yunanistan değil, Anadolu kökenli olması düşüncesini desteklediğini belirtir, Işık 1997, 9.

71 Drerup 1969, 10-11, abb.8.

72 Drerup 1969, 13-14, abb. 11.

73 Gruben 1993, 99, abb.1, 5.

74 Vitruvius IV, 2-2 ; Dinsmoor 1950, 56-57, fig.20 ; Gruben 2001, 35, abb.21. Dor düzeni taş yapılardaki trigliflerin, ahşap mimarideki tavan kirişlerinin duvar sonlarındaki uzantılarını temsil ettiğine dair teoriler 1920’li yıllarda tartışılmaya başlanmıştır, bkz. Holland 1920, 232.

75 Vitruvius IV, 2-4. Cook triglifin orijinleri üzerine yazdığı makalesinde, trigliflerin ortaya çıkışıyla ilgili 5 farklı teoriyi ortaya koyarak, trigliflerin ahşap mimarideki ana kirişlerin uzantısı olarak, taş mimaride yapıcı bir mimari eleman olmamasına karşın, dekoratif olarak kullanılmış olabileceği fikri üzerinde yoğunlaşmıştır, bkz. Cook 1951, 50-51. Sparta Orthia kutsal alanında ele geçen ve M.Ö.6.yy ortalarına tarihlenen apsisli bir model yapıda uygulanan ilkel şekilli triglif - metop dizilimi ise, M.Ö.6.yy.’ da yoğunluk kazanan Dor düzeni taş yapılarda uygulanan trigliflerin kaçınılmaz bir süsleme elemanı olarak uygulanmış olduğunu gösterir, bkz. Löcht 1984, 145-148, abb.1, taf.22.

76 Vitruvius IV, 2-3.

77 Vitruvius IV, 2-5.

78 Gruben 1993 ; Gruben 1996 ; Gruben 2001.

79 Gruben 1993, 99, abb.1 ; Gruben 1996, 67, abb.6-I ; Gruben 2001, 375.

80 Gruben 1993, 99, abb.5, pl.XV-1,4 ; Gruben, 1996, 65, abb.6-I.

81 Gruben 1993, 102 ; Gruben 1996, 67.

82 Gruben 1993, abb.2.

83 Gruben 1993, 102, abb.2, 5, pl.XV-1,4 ; Gruben 1996, 67.

84 Gruben 1993, 102, abb.3, 5, pl.XV-1,4 ; Gruben 1996, 67, abb.6-III ; Lambrinoudakis 1996, 55, abb.1.

85 Lambrinoudakis 1996, 55 ; Gruben 1993, abb.5.

86 Lambrinoudakis 1996, 56-57, abb.1, 5, 7.

87 Gruben 1993, abb.5.

88 Lambrinoudakis 1996, 57-58, abb.5, 7.

89 Lambrinoudakis 1996, abb.6.

90 Lambrinoudakis 1996, 58.

91 Yria Dionysos tapınağına ait ilk üç evrede tespit edilen ve III. tapınakta yapının önüne de yerleştirilen taş altlıklar ahşap sütunların kullanımını işaret eder. Benzer bir uygulama Batı Anadolu’da, Ephesos Artemis kutsal alanında tespit edilen geometrik tapınakta da görülmektedir, bkz. Bammer 1990. M.Ö.8.yy. ikinci yarısına tarihlenen Ephesos Artemis geometrik tapınağın 1. evresine ait yapı, basit bir cella çevresinde ele geçen ve tam anlamıyla düzenli olmayan 8 X 4 taş sütun altlığına dayanılarak peripteros olarak önerilmiştir, Bammer 1990, 141-142, Fig.1, 6, 13. Lefkandi Heroon’u ve Termos B tapınağındakine benzer, ancak daha düzenli bir peripteros planlama ile yapılmış olduğu anlaşılan Geometrik Artemision, ele geçen bu taş altlıklar ile, Adalar’daki gibi ahşap sütunlar ve ahşap çatı mimarisiyle düzenlenmiş olduğu söylenebilir.

92 Gruben 1996, 65

93 Gruben 1993, 104, pl.XVI-3 ; Gruben 1996, abb.7 ; Gruben 2001, 380. Naksos Yria IV. tapınak sütun altlıkları için, bkz. Lambrinoudakis-Gruben, 1987 abb.34-36.

94 Naksos Yria IV. tapınağa ait herhangi bir architrav bloğu ele geçmemiştir, buna karşı Gruben yapıya ait rekonstriksyonunda düz architravı üst yapı dizilimine dahil etmiştir, bkz. Gruben 1993, 104 ; Gruben 1996, abb.7. Ion mimarisine ait ele geçen en erken taş architrav M.Ö.560 yıllarına tarihlenen Delos’taki Naksos’lular Oikosu’na ait iki fascialı bloktur, Courbin 1980, 105-107. Daha erken buluntuların olmaması, architravın; sütun, sütun başlığı veya geisipodeste olduğu gibi erken yapılarda ahşap olduğunu ve daha sonra taşa dönüştüğünü düşünmemize neden olmaktadır. Dinsmoor bu teoriyi destekleyen açıklamasında, Lykia kaya mezarlarında ortaya çıkan ve ahşap yapılarla bağlantılı olan yatay baştabanların; Ion taş mimarisinde düz, iki veya üç fascialı olarak ortaya çıkan architravın, ahşap mimarideki hatılların ikili veya üçlü dizisini sunduğunu önerir, bkz. Dinsmoor 1950, 67. Ancak düz, iki veya üç fascialı architrav, erken mimarideki düz ahşap baştabanlar üzerinden de gelişmiş olabilir, Barletta 2001, 117.

95 Yria IV. tapınakta architrav gibi, friz ve geisona ait buluntularda yoktur; ancak Gruben’in öneri çizimlerinde bu mimari elemanlarda kullanılmıştır, bkz. Lambrinoudakis – Gruben 1987, abb.39 ; Gruben 1993, 104-105 ; Gruben 1996, abb.8.

96 Gruben 1993, abb.1.

97 Gruben 1993, abb. 2.

98 Vitruvius IV, 2-2.

99 Vitruvius geisipodesi, triglif ve metop kadar detaylı ele almamıştır. Bununla birlikte, kitabının geisipodes ile ilgili bölümündeki ifadeler bazı karışıklıklar içerir. İfadeler Dor düzenindeki mutuluslar ile Ion düzenindeki geisipodesin, merteklerin saçaklıklarda yaptığı çıkmalar olarak, benzer şekilde kullanıldığını işaret eder, bkz. Vitruvius IV, 2-5.. Mutuluslar saçaklıklardan sarkan eğimli profilleriyle merteklerin devamı olabilirler. Ancak Ion mimarisinde yaygın olan iki yöne eğimli çatıyla, düz profilli dişli bloklar tezat oluşturur. Geisipodes mutuluslar gibi eğimli olmadığı gibi, her zaman geisonun hemen altında bulunmaz. Bu nedenle geisipodes merteklerden çok, tavan düzlemini oluşturan sistemin parçası olan tavan kirişlerinin taş mimariye yansıması olarak değerlendirilmelidir, bkz. Barletta 2001, 137. Barletta geisipodesin ahşap yapılarda, taş/mermer yapılarda yapının tüm çevresini dolanmasının aksine, sadece uzun kanatlarda olması gerektiğini önerir. Bu düşüncesini ise Durm’un yaptığı öneri çizime dayandırır; Barletta 2001, 137, fig.80. Ancak Naksos Yria buluntuları ışığında, geisipodesin ahşap yapılarda, ön ve arka cephelerde şekillenmiş olabileceği de vurgulanmalıdır.

100 Schattner 1990, kat.no.19, abb.18, taf.9.

101 Schattner 1990, kat.no.26, abb.26, taf.16, 1.2. Geisipodesin tasvir edildiği diğer model yapılar için, bkz. Schattner 1990, kat.no.32, abb.31, taf.18, 3.4 (M.Ö.geç 7.yy.) ; kat.no.24, abb.24, taf.14 (arkaik dönem) ; kat.no.34, abb.32, taf.19, 1 (Arkaik döem) ; Kat.no.25, abb.25, taf.15 (M.Ö.6.yy. ortası). Pişmiş toprak model yapılar mimari formları taklit etmiş olsa da, bezeme çoğunlukla seramik repertuarından alınmış geometrik motifleri içerir; Barletta 2001, 41. Ancak Argos Heraion buluntusu model üzerinde, çatının hemen altında yer alan silmede, modelin ön ve yan yüzlerinde olmak üzere üç cephesini dolanan siyah firnis-kil rengi sıralı kare kutucuklar şeklindeki bezemeler; ahşap yapılardaki kirişleri taklit etmiş olmalıdır; Drerup 1969, 70-72, abb.55, taf. 0 III-a ; Schattner 1990, kat.no.1, abb.1-2, taf.1 ; Barletta 2001, 42. Bu ise geisipodesin orijini konusundaki; taş yapılardaki dişlerin, ahşap yapılardaki tavan kirişlerini simgelediği teorisini güçlendirmektedir.

102 Gruben Samos II.Hekatompedon’un bulunduğu kutsal alanın güney kanadında ele geçen 14x19 cm’ lik 54 adet taş altlığa dayanarak, burada bir stoanın bulunduğu ve stoanın çatısını taşıyan sütunların ahşap olduğu önerisinde bulunmuştur, Gruben 1996, 62-63. Bu stoaya ait öneri çiziminde ise ahşap sütunların üzerinde, ana kiriş ile paralel uzanan dikdörtgen prizması şeklinde başlıklara yer vermiştir, Gruben 1996, abb.2. Nitekim, Gruben geisipodesin tavan kirişlerini tasvir ettiğini ve düz çatılı yapılar üzerinden şekillenmiş olması gerektiğini söyler, bkz. Gruben 1963, 150.

103 Gruben 1996, 65, abb.6.I, II, III ; Lambrinoudakis 1996, 57, abb.7. Gerkan, iki yöne eğimli çatının ve örtü sistemine ait çatı kiremitlerinin ilk olarak Kıta Yunanistan Dor yapılarında kullanıldığı ve daha sonra mevcut bilgilerin arkaik dönemde Ion yapılarında uygulandığı düşüncesini savunur, bkz. Gerkan 1946, 25.

104 Gruben 1996, 65, abb.7-8. Naksos Yria IV. tapınağa ait ele geçen mermer çatı kiremitleri, yapının iki yöne eğimli çatı ile örtülmüş olduğunu gösterir, bkz. Gruben 1993, 104, pl.XVII, 2-3. Naxsos’ta mermer çatı kiremitlerinin kullanımıyla ilgili Pausanias’ın verdiği bilgiler için, bkz. Pausanias V.10.3. Ele geçen parçalar içinde antefiksler mevcuttur ve kalypterler Korinth formundadır, bkz. Gruben 1993, 105. Kıta Yunanistan ve Batı Anadolu’da bu tarihlerden mermer kiremitler olmayışı, Naksos Yria buluntuları ışığında en erken kullanımının Adalar’da olabileceğini gösterir, bkz. Gruben 1993, 107. Lambrinoudakis, Anadolu ve Adalar Ion düzeninin karakteristik özelliği olan iki yöne eğimli çatının, ahşap yansımaların sonucu olarak ortaya çıktığı ve düz çatılı, peristasisi olmayan yapılar üzerinden geliştiğini öne sürer. Buna kanıt olarak Naxos Yria Dionysos kutsal alanındaki birbirini takip eden yapıları örnek verir. Buna göre I. ve II. tapınaklarda olmayan ön prostasis III. tapınakta uygulanmış, ilk üç tapınakta olmayan iki yöne eğimli çatı ise IV.tapınağa eklenmiştir, bkz. Lambrinoudakis 1996, 60. Holland benzer teoriyi Dor düzeni yapılar için önermiştir, bkz. Holland 1920, 329.

105 Lawrence 1983, 122, fig.84 ; Dinsmoor 1950, 47. Düz çatı kullanımı ayrıca, geisipodesin orijinleri üzerindeki tartışmalara da açıklık getirebilir. Erken Ion yapılarının üst örtüsü düz dam şeklinde ise, dişli bloklar iki yöne eğimli çatılardaki merteklerin değil; düz çatıyı taşıyan kirişlerin uzantısı olarak ortaya çıkmış olmalıdır, bkz. dipnot.99 ; Barletta 2001 137. Holland, Ege erken mimarisinde çatı tiplerini 3 grup altında incelemiştir. Bunlardan ilki, en erken kullanımı ortaya koyan ve aynı zamanda neolitik dönemden başlayarak kullanımı süre gelen yuvarlak yapıların üst örtü şekli olan konik saz çatılardır. Bu tip çatılar American – İndian tip olarak isimlendirilmiştir, Holland 1920, 324. İkinci tip, duvarlar üzerine düz tavan kirişlerinin uzatılmasıyla yapılan düz çatıdır. Bu tip çatı için örnekler Myken megaronları olarak önerilir ve Troia II megaronları da benzer çatılı tasarımlar olarak Anadolu temsilcileri olarak gösterilir, Holland 1920, 328-334. Üçüncü tip iki yöne eğimli çatılardır. Bu tip çatıların apsidal planlı yapılar üzerinden türetilmiş olabileceği üzerinde durulur. En erken örneklerinin M.Ö. 8.yy.’dan önce olması gerektiği vurgulanır, Holland 1920, 334-336.

106 Holland iki yöne eğimli çatıların düz çatılar üzerinden gelişmiş olması gerektiğini söyleyerek, Dor düzeni yapıların erken örneklerinin düz çatılı yapılmış, daha sonra iki yöne eğimli çatıların bunlara adapte edilmiş olabileceğini önermiştir, Holland 1920, 323-324. Bu teoriden hareketle Dor düzeni yapıların Myken dönemi sonrası, iki yöne eğimli şekilde yapılmadan önce friz detaylarının uygulanmaya başlanmış olduğu da öne sürülmüştür, Holland 1920, 232.

107 Barletta 2001, 27-28, fig.6 ; Gruben 2001, 26-27, abb.15.

108 Dinsmoor 1950, 65 ; Barlette 2001, 40.

109 Scranton 1967, 21, fig.22 ; Drerup 1969, 72-73, taf. 0 II a-b ; Lawrence 1983, 116, fig.80 ; Schattner 1990, kat.no.6, abb.6, taf.4 ; Weber 1998, 365-371, abb.1, 2, 6 ; Barletta 2001, 40, fig.13. Perakhora modeli için faklı tarihler önerilmektedir, bkz. Dinsmoor 1950, 41 (M.Ö.8.yy. ilk yarısı), Drerup 1969, 72-73 (M.Ö.geç 9. – erken 8.yy.) ; Goldberg 1983, 305 (M.Ö. geç 9. – erken 8.yy.) ; Schattner 1990, kat.no.6 (M.Ö.9.yy. sonu).

110 Dinsmoor 1950, 42-43, fig.15 ; Drerup 1969, 70-71, abb.55, taf. 0 III-a ; Lawrence 1983, 116-117, fig.80 ; Goldberg 1983, 305 ; Schattner 1990, kat.no.1, abb.1.2, taf.1 ; Gruben 2001, 30, abb.17 ; Barletta 2001, 40, fig.14. Argos modeli için M.Ö.8.yy. ilk yarısı ile M.Ö.7.yy. ilk çeyreği arasında farklı tarihler önerilmektedir, bkz. Dinsmoor 1950 (geç geometrik dönem), Goldberg 1983, 305 (M.Ö.8.yy. ilk yarısı) ; Schattner 1990, kat.no.1 (M.Ö.7.yy. ilk çeyreği), Gruben 2001, 30 (M.Ö.8.yy.).

111 Schattner 1990, kat.no.14, abb.15, taf.7, 1.2 (M.Ö.640-630) ; kat.no.18, abb.17, taf.8 (M.Ö.8.yy.) ; Kat.no.36, abb.34-35, taf.19, 3.4 - 20, 1 (M.Ö.7.yy. sonu) ; kat.no.37, abb.36, taf.20, 2.3 (M.Ö.725-700) ; kat.no.38, abb.37, taf.21, 1.2 (M.Ö.650-600).

112 Samos I. dipteros buluntuları içinde üst yapıya ait herhangi bir parçanın mevcut olmayışı, yapının üst bölümünün ahşap olduğu yorumunu gündeme getirir. Bununla birlikte ele geçen çatı kiremitleri, çatının iki yöne eğimli şekilde düzenlenmiş olması gerektiğini ortaya koyar, Boardman 1959, 177 ; Gruben 1963, 78.

113 Goldberg 1983, 308-310.

114 Gruben 1989, 161-165, abb.1, 2, taf.19. 1-4 ; Gruben 1996, 65, abb.5. 5.

115 Gruben 1996, abb.18 ; Gruben 2001, abb.262.

116 Gruben 1993, 102 ; Gruben 1996, 67.

117 Gruben 1993, Pl.XV.4, XVII.2-3, XVIII.1. Yria 4. tapınağın, buluntular ışığında çizilen sütun ve sütun başlıkları için bkz. Lambrinoudakis-Gruben 1982, fig.39 ; Gruben 1996, abb.18. ; Ohnesorg 1996, abb.3.

118 Gruben Yria 4. tapınağın çatı tasarımını, Delos Naksos’lular Oikosu ve Sangri Demeter tapınağında ele geçen buluntular ışığında yapılan çatı önerileriyle karşılaştırarak değerlendirir, Gruben 1993, 102-104.

119 Gruben 1993, 105.

120 Ohnesorg 1993, 22, taf. 5 ; Gruben 1993, 105, Pl.XVII. 2-3.

121 Gruben 1993, 105, Pl.XVI. 3 ; Gruben 1996, abb.8.

122 Courbin 1980, pl.1.

123 Delos Naksos’lular Oikosu’nun çatı kiremitleri mimarisi için, bkz. Gruben 1997, 344-350, abb.43. Gruben yapının boyutları ve ele geçen mermer kiremitler ışığında yaptığı hesaplamalar sonucu, Naksos’lular Oikosu’nun iki yöne eğimli çatısında yaklaşık 1800 adet mermer kiremit ve 222 adet antefiksli son kiremit kullanılmış olması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Bunun yanında bu tür bir çatıda m² maliyetinin yaklaşık 3200 DM olacağını ve yapının tümünün üst örtüsünün 310 m² olduğu düşünülürse bunun da yaklaşık 1.000.000 DM gibi bir rakam ortaya çıkaracağını hesaplamıştır, bkz. Gruben 1985, 107.

124 Courbin 1980, 105 – 107, pl.26, 74.2 ; Gruben 1983, 105 ; Barletta 2001, 115.

125125 Courbin 1980, 105 – 107, pl.26 ; Ohnesorg 1993, taf.3-4.

126 Courbin 1980, pl.27, 28.

127 Courbin 1980, pl.31, 76.1.

128 Courbin 1980, pl.32, 35, 76.2, 77.2, 77.4.

129 Courbin 1980, pl.15, 16, 60 ; Ohnesorg 1993, 22, 53, taf.1-4.

130 Genel düşünce Rhoikos tapınağının, Samos Hera kutsal alanındaki III. tapınak olduğu yönündeyken, Dinsmoor Samos Hera kutsal alanındaki Rhoikos tapınağını IV. evre olarak önerir, Dinsmoor 1950, 124. Mallwitz ise Samos Hekatompedon I ve II. tapınakları tek yapı evresi olarak tanımlamış ve MÖ.7.yy. başlarına vermiştir. Bunun sonucu olarak Rhoikos tapınağını II. evre olarak önermiştir, Malwitz 1981, 624-633.

131 Rhoikos ve Theodoros ile ilgili antik yazarların verdiği bilgiler için, bkz. Herodotos I. 51, III. 41, III, 60 ; Platon Ion, 533a, Plinius Nat.His., VII. 198, XXXIV. 83, XXXV. 152, XXXVI. 90 ; Pausanias III. 12.10, VIII. 14.8, IX. 41.1, X. 35.5 ; Vitruvius VII. 12 ; Athenagoras Leg.Chris., 17. 3, 17. 4.

132 Buschor 1933 ; Johannes 1937, fig.1-6, pls.18-21 ; Boardman 1959, 177.

133 Buschor Samos Rhoikos tapınağının başlıklarının da ahşap olması gerektiğini önerir, Buschor 1933, 19. Ancak bu teori Ion taş başlıkların M.Ö.7.yy. sonundan itibaren kullanılmaya başlandığını gösteren Sangri votiv sütunu, Naksos’lular ve Delos Sphinksli sütunları ve Yria 4. tapınak sütun başlıkları ile olanaksız görünmektedir. Bunun dışında Reuther, Rhoikos tapınağını, Ephesos Artemis arkaik tapınakta da benzer olduğunu kabul ettiği, düz çatılı tasarımlar listesine koyar, Reuther 1957, 62. Ancak Samos Rhoikos tapınağından ele geçen çatı kiremitleri bu düşünceyi güçleştirir, Boardman 1959, 177.

134 Gruben Samos Hera kutsal alanında bulunan II. Hekatompedon ve güney stoada architravın kullanılmamış olduğunu önerir, bkz. Gruben 1963, 148.

135 Gruben 2001, 380-388. Ephesos arkaik Artemis tapınağı planı için, bkz. Gruben 2001, abb.295.

136 Plinius Nat.His., XXXVI. 14.

137 Artemision’un mimarları Khersiphron ve Metagenes hakkında antik kaynaklarda verilen bilgiler için, bkz. Strabon XIV. 1.22 ; Plinius Nat.His., VII. 125, XXXVI. 95-97 ; Vitruvius III. 2.7, VII. 12, VII. 16, X. 2.11-14.

138 Kroisos (M.Ö.560-546) Lydia kralı olduğu dönemde, Ephesos Artemis tapınağına 36 adet kabartmalı sütun tanburu vakfetmiştir, Herodotos I. 92.1. Bu altlıklar plastik tarihleme yanında, Kroisos’un kral olduğu dönemin bilinen tarihi ile, tapınağın da tarihlenmesi aşamasında önemlidir, bkz. Hogarth 1908, pl.XVI ; Dinsmoor 1950, 127.

139 Ephesos arkaik Artemision 1869-1874 yılları arasında Wood tarafından bulunmuştur, Dinsmoor 1950, 127. Kazılar ise 1904-1905 yılları arasında British Museum adına, Hogarth tarafından yapılmış ve kazı sonrası buluntular yine Hogarth tarafından yayınlanmıştır, bkz. Hogarth 1908. Ephesos Artemis tapınağı sütun altlıkları için, bkz. Hogarth 1908, pl.IV. Ephesos Artemis tapınağı sütun başlığı buluntuları için, bkz.Hogarth 1908, pl.VI-VIII. Ephesos Artemis tapınağı geison buluntuları için, bkz. Hogarth 1908, pl.X. Ephesos Artemis tapınağı Ion kyması buluntuları için, bkz. Hogarth 1908, pl.IX. Ephesos arkaik Artemision’un mimari plastiği ve bununla bağlantılı olarak parapet simaları için, bkz. Muss 1994. Yapının üst örtü sistemine ait ele geçen mermer çatı kremitleri, arkaik veya klasik evrelerin hangisine ait olduğu net olarak tespit edilemeyen parçalardan ibarettir, bkz. Ohnesorg 1993, 20-21, 154-155, taf. 28-31, 66-68.

140 Dinsmoor 1950, 133 ; Gruben 2001, 396-399. Didyma arkaik Apollon tapınağı planı için, bkz. Gruben 2001, abb.303.

141 Gruben 1963, 142-146, frgt.31, 32, abb.34, 35 ; Schattner 1996, abb.1-7.

142 Gruben 1963, 149.

143 Schneider 1996, abb.7, 8.

144 Gruben 1963, 142 ; Schattner 1996, abb.7.

145 Gruben 1996, 144.

146 Schattner 1996, abb.4.a-b.

147 Gruben 1996, 144, abb.36.

148 Schneider 1996, abb.7.

149 Ohnesorg 1993, 20-21, 153-154, taf.27, 65.

150 Gruben 1985, 108.

151 Gruben 1996, abb.18.

152 Gruben 2001, 367.

153 Gruben 1985, 108. Sangri Demeter tapınağı planı ve iç mekana ait deneme çizimi için, bkz. Gruben 1996, abb.10, 12 ; Gruben 1993, pl.XVIII. 2.

154 Gruben 1985, abb.5.

155 Gruben 1985, abb.3, 4, 5, 6 ; Gruben 1993, Pl.XVIII. 3-4, XIX.1-3 ; Ohnesorg 1993, 63, taf.7-9. Sangri Demeter tapınağı iki yöne eğimli çatısını taşıyan mermer sistemle ön plana çıkar. Buna göre cella içindeki 5 sütun, her biri mahyaları destekleyen ve cellaya dik eksende uzanan 5 mermer mahya kirişine destek teşkil eder, bkz. Gruben 1996, abb.11, 12 ; Gruben 1985, 108, abb.6.a-b. Mahya kirişlerinin üzerine binen mahyalarda mermerdir ve her birinin uzunluğu yaklaşık 2 m dir; Gruben 1985, 108. Bunun yanında pronaosta tavan kasetlerini destekleyen mermer tavan kirişleri mevcuttur; Gruben 1985, abb.4.

156 Dinsmoor 1950, 134 ; Robertson 1979, 95 ; Gruben 2001, 359-360.

157 Herodotos Samos Hera III. ve IV.tapınakları biribirini takip eden yapılar olarak değerlendirerek, yapının ilk mimarının Rhoikos olduğunu söyler. Bunun yanında Herodotos’un gördüğü yapı Polykrates tapınağı olmalıdır ve Herodotos bu yapıyı “bilinen tapınakların en büyüğü” şeklinde tasvir etmiştir, bkz. Herodotos III. 60. Samos Hera tapınağı, Herodotos dışında Pausanias tarafından da kaydedilmiştir, bkz. Pausanias VII. 5-4.

158 Barletta 2001, 98. Polykrates tapınağının planı için, bkz. Gruben 2001, abb.270.

159 Gruben 1996, abb.17.

160 Barletta 2001, 118. Buluntular ışığında yapılmış olan Polykrates tapınağı öneri çizimi için, bkz. Gruben 2001, abb.274.

161 Samos Polykrates tapınağı, Ephesos Artemis ve Didyma Apollon tapınakları gibi, buluntuların azlığı nedeniyle tanımlanabilmesi güç yapılar grubu içerisinde anılabilir. Benzer şekilde her üç yapı büyük ölçülere sahiptir ve olasılıklı teorilerden biri, bu tapınakların üst yapısına ait inşa faaliyetlerinin tamamlanamamış, belki de hiçbir zaman başlayamamış olabileceği yönündedir. Polykrates tapınağının bitirilememiş olabileceğine dair düşünceler için, bkz. Dinsmoor 1950, 135 ; Lawrence 1983, 167.

162 Dinsmoor 1950, 132.

163 Dinsmoor 1950, 132.

164 Dinsmoor 1950, 132 ; Lawrence 1983, 167-68. Lawrence, Paros tapınağına ait üç sıra Ion kyması bezekli friz kuşağını, Kıta Yunanistan gelenekli Ion mimarisi özelliği olarak önerirken, bunun Batı Anadolu gelenekli olduğunu düşündüğü geisipodes yerine kullanıldığını belirtir, bkz. Lawrence 1983, 167.

165 Ohnesorg 1993, 26, 76-83, taf.11-18.

166 Ohnesorg 1993, taf. 48.3-5, 49.

167 Dinsmoor Knidoslular Hazine Binasını M.Ö.565’e tarihler, bkz. Dinsmoor 1913, 5. Ancak yapı için önerilen genel tarih M.Ö.560-550 dir, bkz. Gruben 2001, 70 ; Barletta 2001, 115.

168 Dinsmoor 1913, 61. Knidos, bir Batı Anadolu kenti olmasına karşın, bu kentin yerleşimcileri tarafından Delphi’de yaptırılmış olan hazine binasının, Batı Anadolu Ion mimarisi örneklerine dahil edilip edilemeyeceği tartışmalıdır. Bunun en önemli nedeni, yapının Kıta Yunanistan mimari faaliyetleri içinde, yerel ustalar ve bunun sonucu olarak Kıta Yunanistan gelenekleriyle yapılmış olması düşüncesinin ağırlık kazanmasıdır, Barletta 2001, 115. Ancak yapıda, Siphnoslular Hazine Binasında olduğu gibi, sütunlar yerine kullanılmış olan karyatidler yapının Ion mimarisine yakın bir çizgide olduğunu işaret eder. Knidoslular Hazine Binası karyatidleri için, bkz. Dinsmoor 1913, 5 ; Anderson 1927, 107 ; Lawrance 1983, 168 ; Gruben 2001, 83, abb.59, 61.

169 Dinsmoor 1913, 61.

170 Gruben 1963, 142-147. Dinsmoor da benzer şekilde her iki bloğun architrava ait olduğunu savunur, İstanbul bloğundaki aslanı, Assos Athena tapınağı architravı ile benzer sayar ve kabartmalı architrav olarak önerir, bkz. Dinsmoor 1950, 133.

171 Gruben 1963, 144-146.

172 Schattner 1996.

173 Schattner 1996, 2,17-23, abb.19a-b.

174 Öneri çizim için, bkz. Gruben 1963, 36, 39 ; Gruben 2001, abb.301.

175 Barletta 2001, 117.

176 Gruben 2001, abb.276, 278. Gruben’in Naksos Sangri Demeter tapınağının architravının düz olduğuna dair öneride bulunmasının bir diğer nedeni, Sangri Demeter tapınağına yakın tarihli diğer bir örnek olan Delphi Siphnoslular Hazine Binasının düz architravıdır, bkz. Gruben 2001, 368.

177 Dinsmoor 1950, 132 ; Lawrence 1983, 167-168.

178 Dinsmoor 1913, 62, fig.10

179 Mertens 1977, 157, fig.9.

180 Barletta 2001, 136.

181 Barletta, Delos Naksos’lular Oikosu iki fascialı architravının, doğu Ionia olarak nitelediği Batı Anadolu yapıları için genellediği üç fascialı architravlar ile kontrast yarattığını öne sürer, bkz. Barletta 2001, 115.

182 Samos Rhoikos tapınağının architravının ahşap olabileceği üzerine benzer teoriler mevcuttur, bkz. Barletta 2001, 115.Ancak I. dipterosa ait çatı kiremitleri, yapının architravının ahşap olması ihtimalini güçleştirir, bkz. Gruben 1963, 79.

183 Dinsmoor 1950, 131; Barletta 2001, 115.

184 Barletta, Knidoslular Hazine Binasında Batı Anadolu mimari etkilerinin tartışmalı olduğu üzerine düşünceler sunar, bkz. Barletta 2001, 115.

185 Gruben 1963, 142-147, 175-176.

186 Schattner 1990, 31, abb.5, taf.3, 1.2.

187 Adalar mimarisinde architrav ahşap prototipleri izleyen bir mimari eleman olmalıdır, bkz. Barletta 2001, 118.

188 Barletta, benzer şekilde, fascianın dekoratif amaçlı kullanılmış olabileceğini söylerken, Gruben fascialı architravı; ahşap mimari gelenekten gelen, kaydedilmiş ilgili mimari elemanların (architravı oluşturan ahşap hatıllar) birleştirilerek tek blok olarak uygulanması şeklinde yorumlar, bkz. Barletta 2001, 136 ; Gruben 1963, 147.

189 Boardman Samos, Ephesos, Chios ve Athina mimari okullarının bazı mimari gelişmelere öncülük ettiğini vurgular. Ancak bu okulların birbirleriyle yakın haberleşme içinde olduklarını ummanın zor olduğunu öne sürerek, her okulun yerel mimari özellikler üzerinden gelişim sağladığını öne sürer, bkz. Boardman 1959, 198. Samos üzerindeki Ephesos mimari okulu etkileri için, bkz. Robertson 1979, 98-99.

190 Courbin 1980, 108-112 ; Gruben 1993, 105-106 ; Gruben 1997, 344-145 ; Gruben 2001, abb.276.

191 Courbin 1980, pl.31.

192 Lambrinoudakis 1996, abb.6 ; Gruben 2001, abb.248.

193 Lambrinoudakis 1996, abb.7.

194 Gruben 1996, abb.8 ; Gruben 2001, abb.248.

195 Barletta 2001, 118.

196 Samos II. Hekotompedon’a ait (M.Ö.yaklaşık 675) 97.5 cm uzunluğunda, 15.4 cm yüksekliğindeki blok üzerinde, kazıma çizgi şeklinde işlenmiş üç savaşçının, baş ve mızrak uçlarına ait izler görülür. Bu parçaya dayanılarak en erken friz kullanımının Samos II. Hekotompedon’da olduğu önerilmektedir, bkz. Freyer-Schauenberg 1974, 184-185, no.103, pl.77. Ancak yapıya ait birkaç pişmiş toprak çatı kiremiti dışında başka bir üst yapı elemanı mevcut değildir, bkz. Dinsmoor 1950, 125. Bu nedenle tartışma konusu bloğun, Samos II. Hekotompedon’a ait friz olması önerisinin doğruluğu kesin sayılamaz.

197 Gruben 1963, 142-144, abb.34.

198 Schattner 1996, 6-8, abb.8, 19.a-b.

199 Schattner 1996, 10-12, abb. 10-18.

200 Gruben 2001, 368, abb.276.

201 Lawrence 1983, 167-168.

202 Siphnoslular zengin altın ve gümüş madenleri sayesinde M.Ö.6.yy.’ da üst düzeyde bir refah seviyesine ulaşmışlar ve bu nedenle Delphi’de oldukça özenli işçiliğe sahip bir hazine binası yaptırmışlardır. Yapının inşası M.Ö.525’te Siphnos’un Samos tarafından kuşatılmasından hemen önce tamamlanmış olmalıdır. Yapının özenli mimari ve plastik işçiliği adanın zenginliği ile orantılı olmalıdır, bkz. Boardman 1996, 158-159, fig.212.2.

203 Mertens 1977, 134-135, fig.9.

204 Lambrinoudakis-Gruben 1987, abb.39.

205 Gruben, Ion yapılarında iki yöne eğimli çatıyı taşıyan tavan kirişlerinin, yapı dışında friz kuşağıyla örtüldüğü yönünde öneri sunmaktadır, bkz. Gruben 1993, 102-105.

206 Barletta 2001, 118.

207 Ephesos Artemis kabartmalı sütun tamburları için, bkz. Gruben 2001, abb.293, 294. Didyma Apollon tapınağı kabartmalı sütun tamburları için, bkz. Gruben 2001, abb.302. Arkaik tapınaklarda kabartmalı sütun tamburu kullanımına dair diğer bir buluntu Kyzikos’tan ele geçmiştir ve M.Ö.6.yy. III. çeyreğine tarihlenir, bkz. Boardman 1996, 161, fig.220.

208 Barletta 2001, 118-119.

209 Boardman 1996, 156.

210 Barletta 2001, 119.

211 Bkz. s.18-21.

212 Wesenberg 1996, 14, abb.13-14.

213 Gruben 1993, 107.

214 Miletos Athena arkaik tapınak hakkında, Mallwitz tarafından yapılan çalışmada; in-antis planlı yapının önünde yer alan iki sütunlu tek dizi içeren prostasis iki farklı deneme çizimiyle sunulmuştur. Bu önerilerin her ikisinde de, sütunlar üzerinde taşınan ana kiriş/kirişler ve bunların üzerinde yer alan tavan kirişleri gösterilmiştir. Birinci deneme çizimde sütunlar üzerinde, sütun başlıklarına dik eksende uzanan ana kiriş ve bunun üzerinde yatay eksende uzanan tavan kirişleri şeklinde sunulmuştur, bkz. Mallwitz 1968, abb.13. İkinci öneri çizimde ise sütun başlıklarına paralel uzanan iki ana kiriş ve bunun üzerinde cepheye dik uzanan tavan kirişleri şeklinde bir öneri mevcuttur, bkz. Mallwitz 1968, abb.14. Birinci öneri sütun başlığı-ana kiriş uyumu açısından yanlış görülmektedir. İkinci öneri ise, ana kirişlerin sütun başlıkları ile paralel olması ve tavan kirişlerinin yapı ön cephesinde, geisipodes şeklinde dizi oluşturması nedeniyle daha olanaklıdır. Mallwitz’ in Miletos Athena arkaik tapınak konusundaki ikinci öneri çizimi doğru kabul edilirse, bu aynı zamanda erken Ion yapılarındaki architrav-geisipodes ilişkisi ve geisipodesin ahşap orijini hakkında oluşturduğumuz öneriyi de doğrular nitelikte delil teşkil eder.

215 Courbin 1980, pl.32, 35, 76.2, 77.2, 77.4.

216 Courbin 1980, pl.32, 77.2, 77.4.

217 Dinsmoor 1913, 71.

218 Hogarth 1908, pl.X. Didyma buluntusu geisonlar için, bkz. Schneider 1996, 82, abb.7, 8.

219 Gruben 1993, 71, abb.12 ; Gruben 2001, abb.276.

220 Masselialılar Hazine Binası geisonu için, bkz. Barletta 2001, 114, fig.69. Siphnoslular Hazine Binası geisonu için, bkz. Dinsmoor 1913, 71, fig.10 ; Gruben 2001, abb.277.

221 Dinsmoor 1913, 71.

222 Mertens 1977, 157, fig.9.

223 Bkz. s.21-22.

224 Gruben 2001, abb.284.

225 Gruben 2001, abb.276.

226 Dinsmoor 1913, 72-72, fig.10.

227 Taş yapılarda kabartmalı alınlık kullanımına ait en erken örnek, M.Ö.6.yy. ilk çeyreğine tarihlenen Dor düzenindeki Korphu Artemis tapınağındadır, bkz. Boardman 1996, 153, fig.187. Athina Akropolis’ten bulunan kireçtaşı alınlık buluntuları (M.Ö.570-550) kabartmalı alınlıklar konusunda diğer önemli buluntu grubunu oluşturur, bkz. Boardman 1996, 153-154, fig.190-193. Assos Athena tapınağı (M.Ö.yaklaşık 540) alınlığı düzdür ve düz alınlık kullanımı yapıdaki bir diğer Ion özelliği olarak düşünülür, bkz. Beyer 1977, 55-71, abb.9-32 ; Boardman 1996, 160.

228 Boardman 1996, 159, fig.211.

229 Lydia-Pers savaşlarının nedenleri ve M.Ö.547-46 yılları arasındaki mücadele dönemi için, bkz. Herodotos I.79-85.

230 Herodotos IV.1.

231 Tyranlıkla yönetilen Ion ve Aiol kentleri M.Ö.7.yy.’ dan itibaren hızla gelişen deniz ticareti sayesinde ciddi başarılar kazanmışlar ve bununla yetinmeyerek, yeni pazarlar bulabilmek amacıyla Troas, Marmara, Karadeniz kıyılarında yeni koloniler kurmuşlardır. Sadece Miletos’un yüz civarında koloni kurmuş olduğu düşünülürse, bu ticari yayılımın büyüklüğü ortaya koyulabilir. Özellikle kuzey Ege, Karadeniz ve Sicilya kıyıları bu dönemde yoğun bir kolonizasyona sahne olmuştur. M.Ö.7.yy. başlarında başlayan bu hareket, M.Ö.6.yy. ilk yarısında yoğunlaşırken, Pers hakimiyetinden sonra tümüyle ortadan kalkmıştır, bkz. Gezgin 1997, 5. M.Ö.5.yy.’da Ionia’da yaşanan siyasal, ekonomik ve sosyal alanda gerilemeler hakkında detaylı bilgi için, bkz. Balcer 1979.

232 Dinsmoor, 1950 216 ; Mansel 1988, 368 ; Serdaroğlu 1979, 349-350.

233 Herodotos V.30 ; Hammond 1986, 204.

234 Herodotos V.35-36. Miletos tyranı Aristagoros, Naksos üzerine bir sefer düzenlemek amacıyla Dareios’un kardeşi Sardeis satrapı Artaphernes’ten yardım istemiştir. Artaphernes, Büyük Kral’ın da izniyle, 200 gemiyi Megabates komutasında Aristagoros’a göndermiştir. Aristagoros’un Naksos seferindeki asıl amacı, ticaret alanları daralmış Miletos ekonomisine para kazandırmak iken, Megabates ile arasında yaşanan anlaşmazlık sonucu; Megabates Naksos’luları düzenlenecek seferden haberdar etmiş ve bunun üzerine hazırlık yapan Naksos donanması Aristagoros donanmasını yenmiştir, bkz. Herodotos V.30-37.

235 Ionia İhtilaline katılan kentler için, bkz.Herodotos V.98-104.

236 Mansel 1988, 268. Ionia İhtilali’nin en önemli nedenlerinden biri Batı Anadolu kentlerinin Persler’e ödedikleri vergiler olmalıdır. Ionia, Karia, Pamphylia ve diğer Batı Anadolu kentlerinin her yıl için Persler’ e ödedikleri vergi miktarı 400 talenttir, bkz. Gezgin 1997, 21-22.

237 Hammond 1986, 207.

238 Lade savaşı ve sonrasında Miletos’un Pers egemenliğine girişi, Miletos’ luların kentten sürülüşüyle ilgili olarak, bkz. Herodotos VI.7-25.

239 Herodotos VI.22-25.

240 Athina M.Ö.490 yıllarından başlayarak, Kıta Yunanistan üzerine yoğunlaşan Pers saldırılarıyla mücadele etmek durumunda kalmıştır, bkz.Hammond 1986, 212-218.

241 Herodotos VII.151.

242 Kallias barışı sonucu Batı Anadolu’da ortaya çıkan siyasal tablo için, bkz. Gezgin 1997, 53.

243 Thukydides I.69. Attika-Delos Deniz Birliği üyesi kentler ve bu kentlerin birlik içindeki konumları hakkında detaylı bilgi için, bkz. Gezgin 1997, 47-49.

244 Attika-Delos Deniz Birliği’ nin sadece Athina’ nın siyasal kaygılarıyla şekillenen askeri eylemleri için kullanılmaya başlandığı M.Ö.460 yıllarında, birlik üyesi kentler, bu döneme değin özgürlük için istekli olarak ödedikleri ağır vergileri ödeme isteğini yitirmişlerdir, bkz. Balcer 1986, 11. Birlik kasasının M.Ö.454 yılında Delos’ tan Attika’ ya taşınması bu kaygıları güçlendiren en önemli nedenlerden biri olmalıdır, bkz. Diodoros Siculus XII.38.2.

245 Hammond 1986, 401-403.

246 Mansel 1988, 332.

247 M.Ö.5.yy.’ a tarihlenen Anadolu Ion mimarisi tekil buluntuları; M.Ö.490-80’ e tarihlenen Ephesos, Miletos, Kyzikos, Halikarnassos Ion başlıkları, yaklaşık M.Ö.435 tarihine verilen Sinope mimari terracotaları ve Didyma ante başlıkları şeklinde sıralanabilir, bkz. Serdaroğlu 1979, abb.7 ; Hahland 1964, 176-187, abb.32-44.

248 Sevinç 1996, 251-252.

249 Lahitte tasvir edilen, Polyksena’nın kurban ediliş sahnesi için, bkz. Sevinç 1996, fig.9, 10b. Polyksena lahdi mitolojisi ve ikonografisi üzerine detaylı inceleme için, bkz. Reinsberg 2001.

250 Polyksena lahdi Sevinç tarafından, plastik özelliklerin stil kritiği ile M.Ö.520-500 tarihlerine verilir, bkz. Sevinç 1996, 162. Ateşlier ise kapakta işlenen mimari elemanların değerlendirilmesiyle, lahdi M.Ö.500-475 arasına tarihler, Ateşlier 1998, 91. Karaosmanoğlu lahit kapağındaki Ion kymalarını M.Ö.510-500 yıllarına tarihler, bkz. Karaosmanoğlu 1997, 205.

251 Thieme 1993, 50, fig.8.

252 Thieme 1993, 47, fig.1-2, pl.IX.1-2.

253 Thieme 1993, 47-48, fig.3, 4, pl.IX.3-5.

254 Thieme 1993, 48, fig.4-6, pl.IX.6-7.

255 Pedersen 1983, 87-97, abb.1-4 ; Pedersen 1994, 29, fig.27-29.

256 Pedersen 1994, 29-30.

257 Pedersen 1994, 30.

258 Miletos Athena tapınağı mimari parçalarının değerlendirmesi için, bkz. Weber 1999.

259 Mallwitz 1975, 69, abb.1.

260 Weber 1999, 226, 228, abb.2, 14-20.

261 Dinsmoor 1950, 136 ; Mallwitz 1975, 78 ; Weber 1999, 419-424, abb.3-7. Miletos’tan bulunmuş ve şu anda Milet müzesinde korunan, Miletos Athena tapınağına yakın tarihli Ion kymalı bloklar mevcuttur. Ancak bunların yapıya ait olup olmadığı konusunda yorum yapmak güçtür.

262 Akurgal 1961, 168, fig.115.

263 Ateşlier 1999 ; Ateşlier 2001.

264 Ateşlier 1999, 85, 110.

265 Daskyleion Erken Klasik Yapı rekonstrüksiyon değerlendirmesi ve deneme çizimi için, bkz. Ateşlier 1999, 110-116, şek.8 ; Ateşlier 2001, fig.21.

266 Ateşlier 1999, 118-120.

267 Ateşlier 1999, 90-93, Lev. 3-4, 23-24, 26-27, 35a, 36, 37b, 38, 39b, 43, şek. 18-23.

268 Ateşlier 1999, 95-99, Lev.6-10, 13, şek.3, 5, 33-35, 37.

269 Ateşlier 1999, 94, Lev.5, 9, 11-13, şek. 5, 16-17. Ateşlier tarafından yayınlanan, 1988 sonrası buluntusu geisipodes dışında, 1954-59 kazıları sırasında ortaya çıkarılan bir grup geisipodes ve Ion kyması bloğu halen İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ nde korunmaktadır.

270 Ateşlier 1999, Lev.39a.

271 Ateşlier tarafından, yapının iki yöne eğimli çatıyla örtülmüş olabileceği konusunda, Daskyleion kazılarında ele geçen palmet bezemeli mermer antefiks parçası kanıt olarak gösterilmektedir, bkz. Ateşlier 1999, 111-112, Lev.30.

272 Ateşlier 1999, 111-113, şek.8.

273 Hanfmann-Erhart 1981, 82.

274 Hanfmann-Erhart 1981, 82, fig.1, 4-7.

275 Hanfmann-Erhart 1981, 82.

276 Sardeis Mezar Anıtı deneme çizimleri için, bkz. Hanfmann-Erhart 1981, fig.8.

277 Dinsmoor Nereidler Anıtı’ nı plastik ve mimari özellikleri ile M.Ö.410-400 arasına tarihler, bkz. Dinsmoor 1950, 256. Childs anıtı plastik özelliklerinin stil kritiğiyle M.Ö.425-400/395 yıllarına verir, bkz, Childs 1973, 106. Lawrence mimari detayları ile yapı için yaklaşık M.Ö.400 yıllarını önerir, Lawrence 1983, 247.

278 Nereidler Anıtı mimari parçaları ve parçalara dayanılarak oluşturulan deneme çizimi için, bkz. Coupel-Demargne 1969.

279 Martin 1971, 327, fig.1.

280 Polyksena lahdinin bulunduğu Çanakkale’nin Biga ilçesi Kızöldün tümülüsü kazısı, Polyksena lahdi genel değerlendirmesi ve buluntuları için, bkz. Sevinç 1996. 332 X 160 cm ölçülerine sahip Polyksena lahdi Anadolu’da bulunmuş en erken kabartmalı lahittir, bkz. Sevinç 1996, 252.

281 Polyksena lahdi kapağında işlenen Ion düzeni çatı mimarisi tasviri, benzer şekilde M.Ö.4.yy. ortalarına tarihlenen Ağlayan Kadınlar lahdinde, tüm lahdin Ion düzeninde bir yapıyı örnek almasıyla desteklenebilir, bkz.Koenigs 1996, 133, abb.1-2. Lahitlerin bir mimari yapıyı örnek alması özelliği, bazı Roma İmparatorluk dönemi lahitlerinde de izlenebilmektedir, bkz.Koch 2001, 32, 169, res.6.3, 7.3, 45, 64, 65, 68. Özellikle Antalya müzesinde sergilenmekte olan ve üzerinde Herakles tasvirleri yer alan Roma İmparatorluk dönemi lahdi, bu öneri için önemli bir örnektir, bkz. Koch 2001, 170, res.68. Aydın ilinin Germencik ilçesinden bulunmuş olan ve Aydın Müzesi’nde sergilenen bir diğer örnek, Antalya örneği ile benzer şekilde, bir mimari yapıyı tasvir eden Roma İmparatorluk dönemi lahitleri içinde önemli bir örnektir.

282 Sevinç 1996, 255.

283 Polyksena lahdi kısa kenarlarından birinde işlenen kadın tasvirlerinden birinin eli, lahit kapağında Polyksena’ nın kurban edilişinin tasvir edildiği uzun kenarın üstünde yer alan çatı kapama kiremitleri, mahya kiremitleri ve antefiksler ile alınlık bölümleri tamamlanamamıştır, bkz. Sevinç 1996, fig.11.

284 Arkaik Didyma Apollon tapınağına ait, ele geçen buluntular içinde yer alan köşe palmeti parçası, Polyksena lahdinde olduğu üzere Ion kymasını köşede sınırlamak için kullanılmış olabilir, bkz. Gruben 1963, frgt.20, abb.24.

285 Schneider 1984, 333-343, fig.6-12 ; Koenigs 1986, 118 ; Karaosmanoğlu 1997, 190.

286 Boardman 1959, 180, pl.XXVI ; Tieme 1993, 49, pl.IX.3.

287 Koenigs 1986, lev.11.1-2 ; Gruben 1982, lev.14b.

288 Thieme 1993, 49.

289 Ateşlier, Polyksena lahdinin T. Bakır tarafından M.Ö.490 yıllarına tarihlendiğini ve lahitte yer alan kymaların da bu tarihleri gösterdiğini belirtir, bkz. Ateşlier 1999, 98. Karaosmanoğlu Polyksena lahdi kymalarını M.Ö.510-500 yılları arasına tarihler, bkz. Karaosmanoğlu 1997, 205.

290 Bingöl 1990, 102.

291 Polyksena lahdi geisipodes tasvirleri için, bkz.Sevinç 1996, fig.8.

292 Bingöl, Polyksena lahdi, Daskyleion Erken Klasik Yapı ve Labraunda geç arkaik malzemeleri ile ilgili çalışmalardan önce yayınladığı makalesinde, Batı Anadolu’daki en erken geisipodes örneğini M.Ö.460/50 tarihlerine verilen Sinope stelinde, Ion sütunları üzerinde taşınır şekilde gösterilen tasvir olarak önermiştir, bkz. Bingöl 1990, 104. Son yayınlarından birinde ise M.Ö.6.-5.yy. Batı Anadolu ve bölgeye yakın Adalar peripteral Ion yapılarında geisipodes buluntusuna rastlanmadığını, Erechteion’ un karyatidli portikosundaki kullanımına kadar klasik dönem uygulamalarının olmadığını ve bu dönem peripteral yapılarının çatı mimarisi deneme çizimlerine eklenen geisipodeslerin kabul edilemez olduğunu söyler, bkz. Bingöl 2001, 32.

293 Kyma aksında dörtlü inci grubu kullanımı, Ion düzeni diğer yapılarda görülmeyen istisna bir özelliktir.

294 Mimari terracotalarda Korinth sistemi ile ilgili genel değerlendirme ve form özellikleri için, bkz. Winter 1993, 19-21. M.Ö.550 sonrası Batı Anadolu’da yaygın şekilde kullanılan mimari çatı terracotaları Korinth sistemindedir, Winter 1993, 251-252. Yaklaşık M.Ö.6.yy. ortalalarına tarihlenen Larisa ve Thasos buluntuları bu öneriyi destekler niteliktedir, Winter 1993, 252, fig.25. Ayrıca Didyma’ da bulunan ve “Ostbau” olarak isimlendirilen yapıda (M.Ö.6.yy. ortaları), Laconia tipi kalypterler kullanılmışken, antefiksler ve mahya kiremitleri Korinth formludur, bkz. Tuchelt 1989, 158-170, abb.25, 27-29 ; Schneider 1990, 218-220, fig.2-4, 8.

295 Winter 1993, pl.77-78.

296 Winter 1993, pl.83-84.

2

29797 Winter 1993, pl.104-105.

29

2988 Polyksena lahdi kapağında işlenen antefiksler, kabartma şeklinde yapılacak bir bezeme için yeterli profil genişliğine sahip görülmemektedir. Bu nedenle üzerinde yapılacak bezeme kazıma veya boya ile yapılmak istenmiş olmalıdır, ancak her iki uygulamaya yönelik izler mevcut değildir.

299299 Ion yapılarında alınlığın kabartmalı yapılması M.Ö. erken 5.yy. özelliğidir, bkz. Dinsmoor 1950, 132. Alınlık kabartmalarının en erken örnekleri, Gela ve Selinus’taki tapınaklarda kullanılan pişmiş topraktan yapılmış büyük Gorgon başları olarak karşımıza çıkar, bkz. Boardman 1996, 152. Kıta Yunanistan’daki ilk taş alınlık ise Korphu Artemis tapınağına aittir, Boardman 1996, 153, fig.187. Athina Akropolisi’nde ise büyük çoğunluğu kireç taşından yapılmış alınlık fragmanları mevcuttur ve bunlar büyük oranda M.Ö.510, yani Tyran karşıtı ayaklanma ve peşinden gelen yıkımdan hemen önceye tarihlenir. Bu parçalar eski Athena tapınağına ait olabileceği gibi, daha küçük oranlı alınlık parçalarının varlığı, en azından birkaç küçük boyutlu kabartmalı alınlığa sahip yapının bu dönemde Akrpolis’ te varolduğunu işaret eder, bkz. Beyer 1977, 50-74, abb.11-18, 20-21, 23-24, 26-29, 32 ; Boardman 1996, 154-155, fig.188-193. Bu buluntular klasik dönem öncesi mimari yapılarda kabartmalı taş alınlık kullanımını ortaya koyar. Ancak Batı Anadolu’ da arkaik Ion mimarisine ait kabartmalı alınlık buluntuları henüz ele geçmemiştir

300


301 32.

 Kyma aksında dörtlü inci grubu kullanımı, Ion düzeni diğer yapılarda görülmeyen istisna bir özellik

302tir.

 Mimari terracotalarda Korinth sistemi ile ilgili genel değerlendirme ve form özellikleri için, bkz. Winter 1993, 19-21. M.Ö.550 sonrası Batı Anadolu’da yaygın şekilde kullanılan mimari çatı terracotaları Korinth sistemindedir, Winter 1993, 251-252. Yaklaşık M.Ö.6.yy. ortalalarına tarihlenen Larisa ve Thasos buluntuları bu öneriyi destekler niteliktedir, Winter 1993, 252, fig.25. Ayrıca Didyma’ da bulunan ve “Ostbau” olarak isimlendirilen yapıda (M.Ö.6.yy. ortaları), Laconia tipi kalypterler kullanılmışken, antefiksler ve mahya kiremitleri Korinth formludur, bkz. Tuchelt 1989, 158-170, abb.25, 27-29 ; Schneider 1990, 218-220, fig.2-4, 8.

303


 Winter 1993, pl.77-78.

304


 Winter 1993, pl.83-84.

305


297 Winter 1993, pl.104-10

3065.

298 Polyksena lahdi kapağında işlenen antefiksler, kabartma şeklinde yapılacak bir bezeme için yeterli profil genişliğine sahip görülmemektedir. Bu nedenle üzerinde yapılacak bezeme kazıma veya boya ile yapılmak istenmiş olmalıdır, ancak her iki uygulamaya yönelik izler mevcut değildi

307r.

299 Ion yapılarında alınlığın kabartmalı yapılması M.Ö. erken 5.yy. özelliğidir, bkz. Dinsmoor 1950, 132. Alınlık kabartmalarının en erken örnekleri, Gela ve Selinus’taki tapınaklarda kullanılan pişmiş topraktan yapılmış büyük Gorgon başları olarak karşımıza çıkar, bkz. Boardman 1996, 152. Kıta Yunanistan’daki ilk taş alınlık ise Korphu Artemis tapınağına aittir, Boardman 1996, 153, fig.187. Athina Akropolisi’nde ise büyük çoğunluğu kireç taşından yapılmış alınlık fragmanları mevcuttur ve bunlar büyük oranda M.Ö.510, yani Tyran karşıtı ayaklanma ve peşinden gelen yıkımdan hemen önceye tarihlenir. Bu parçalar eski Athena tapınağına ait olabileceği gibi, daha küçük oranlı alınlık parçalarının varlığı, en azından birkaç küçük boyutlu kabartmalı alınlığa sahip yapının bu dönemde Akrpolis’ te varolduğunu işaret eder, bkz. Beyer 1977, 50-74, abb.11-18, 20-21, 23-24, 26-29, 32 ; Boardman 1996, 154-155, fig.188-193. Bu buluntular klasik dönem öncesi mimari yapılarda kabartmalı taş alınlık kullanımını ortaya koyar. Ancak Batı Anadolu’ da arkaik Ion mimarisine ait kabartmalı alınlık buluntuları henüz ele geçmemiştir.

308300 Labraunda buluntuları için iki farklı tarih önerilmektedir. Bunlardan ilki M.Ö.6.yy. sonundan Ionia İhtilali’ ne (M.Ö.499-494) kadar geçen dönemde bölgenin oldukça faal olduğunu gösteren Attika siyah figür seramik buluntularıyla da desteklenen dönemdir. Diğer öneri ise M.Ö.4.yy. başları, yani Hekotomnos dönemidir, bkz. Hellström-Thieme 1982, 42. M.Ö.6.yy. sonlarını işaret eden ilk öneri daha olasıdır. Hatta Ion kymalarının, Polyksena lahdi ve Daskyleion Erken Klasik Yapı’ nın kymalarıyla yakın benzerliği M.Ö.5.yy. başlarını işaret eder.

301 Thieme 1993, 47-48, fig.3-4, pl.IX.3-5.

302 Thieme 1993, 48, fig.5-6, pl.IX.6-7.

303 Kutsal alanda yapılan çalışmalarda temel izlerine rastlanan ve klasik dönem Zeus tapınağının ilk evresi olabileceği düşünülen Oikos in-antis planlıdır, Hellström-Tieme 1982, 43 ; Thieme 1993, 50, fig.8.

304 Thieme 1993, 47, fig.1-2, pl.IX.1-2.

305 Thieme 1993, 47, pl.IX.3.

306 Hellström-Thieme 1982, 41 ; Thieme 1993, 48, fig.3, pl.IX.4.

307 Hellström-Thieme 1982, 41 ; Thieme 1993, 48, fig.4, pl.IX.5.

 Thieme Ion kymalı blokları M.Ö.540-500 yılları arasına tarihler, bkz. Thieme 1993, 49. Ancak Polyksena lahdi ile görülen yakın benzerlik ve Labraunda kymalarının stilistik özellikleri M.Ö.540 tarihlerinin çok erken olduğunu gösterir.

309 Thieme 1993, 48, fig.5, pl.IX.6.

310 Thieme 1993, 48, fig.6, pl.IX.7.

311 Thieme, iki farklı boyutta kymalı bloğun ve geisipodes parçasının olmasına dayanarak, kutsal alanda iki farklı yapının olabileceğini önerir, bkz.Thieme 1993, 50.

312 Ateşlier 1999, 111, lev.39. Sayın Ateşlier, Daskyleion Erken Klasik Yapı hakkındaki görüşmelerimizde; yapıyla ilişkili olabilecek ölçülere sahip düz blokların varlığını ve bunların Polyksena lahdinde olduğu gibi geisipodesin altında ince bir silme oluşturabileceğini belirtmiştir.

313 Ateşlier 1999, 90, lev.3 ; Ateşlier 2001, 149, fig.1.

314 Ateşlier 1999, 90, lev.23, 24b, 26-27, 35a, 37b, şek.19-20 ; Ateşlier 2001, 149, fig.7-10.

315 Ateşlier 1999, 92, lev.3, 24a, 43, şek.21-23 ; Ateşlier 2001, 149.

316 Ateşlier 1999, 91.

317 Ateşlier 2001, 149.

318 Ateşlier 1999, 95, lev.6-10, 13, şek.3, 5, 33-35, 37 ; Ateşlier 2001, 150-151, fig.12-16.

319 Ateşlier 1999, 96.

320 Ateşlier 1999, 98, lev.10, şek.3.

321 Ateşlier 1999, 98, lev.13a, şek.5 ; Ateşlier 2001, 151, fig.16.a-b.

322 Ateşlier 1999, 97 ; Ateşlier, 2001 150-151.

323 Ateşlier 1999, 97.

324 Koenigs 1986, 118.

325 Thieme 1993, 49.

326 Koenigs 1986, lev.11.1-2.

327 Thieme 1993, 49.

328 Ateşlier 1999, 97 ; Ateşlier 2001, 151.

329 Ateşlier 1999, 94, lev.11-13, şek.5, 16-17 ; Ateşlier 2001, 149-150, fig.12.

330 Ateşlier 1999, 94, lev.9.a-b ; Ateşlier 2001, fig.13.

331 Ateşlier 1999, 94 ; Ateşlier 2001, 150.

332 Ateşlier 1999, 111, lev.39. Sayın Ateşlier, Daskyleion Erken Klasik Yapı üzerine yaptığımız görüşmelerde, bu blokların; Polyksena lahdinde olduğu gibi, alttaki büyük Ion kymalarının oluşturduğu birinci kuşak ile geisipodes arasında da yer almış olabileceğini belirtmiştir. Bu öneri, Polyksena lahdi ile desteklendiği için daha olanaklı görülmektedir ve aynı zamanda erken Ion yapılarında dar friz kullanımını destekleyebilir.

333 Ateşlier 1999, 111, lev.30.

334 Ateşlier 1999, şek.8 ; Ateşlier 2001, fig.21.

335 Ateşlier 1999, 111.

336 Ateşlier 1999, 112-113.

337 Sardeis Mezar Anıtı alınlıklarının tarihlemesi, ağırlıklı olarak plastik eserlerin stil kritiği ve özellikle Ksanthos Nereidler Anıtı ile karşılaştırarak yapılmıştır, bkz. Hanfmann-Erhart 1981, 87.

338 Hanfmann-Erhart 1981, 82.

339 Hanfmann-Erhart 1981, 82, fig.1, 7.

340 Hanfmann-Erhart 1981, 85-87, fig.1, 7.

341 Hanfmann-Erhart 1981, 85-87, fig.1, 4-7.

342 Hanfmann-Erhart 1981, 87, fig.1, 4-7.

343 Hanfmann-Erhart 1981, 82.

344 Hanfmann-Erhart 1981, 82.

345 Hanfmann-Erhart 1981, 82, 84.

346 Polyksena lahdi, alınlığın kabartmalı yapılmak istendiği, ancak tamamlanamadığı anlaşılan bir örnektir. Ancak Sardeis mezar anıtında alınlık kabartmalarının işlenmiş olması bu yöndeki bir öneri için olanak sağlar.

347 Boardman 1996, 152.

348 Hanfmann-Erhart 1981, 89.

349 Hanfmann-Erhart 1981, 89.

350 Hanfmann-Erhart 1981, 89, fig.8.

351 Hanfmann-Erhart 1981, 89, fig.8.

352 Krischen 1923, 69 ; Childs 1973, 105.

353 Martin 1971, fig.1.

354 Nereidler Anıtı mimarisi ve rekonstrüksyonu hakkında en önemli çalışma Coupel ve Demargne tarafından yapılan araştırmanın yayınıdır, bkz. Coupel-Demargne 1969.

355 Childs Nereidler Anıtı’ nı, özellikle yüksek podyumdaki frizlerin stil kritiği ile tarihler ve Athina Erechteion ve Nike tapınakları frizleri ile karşılaştırarak; Nereidler Anıtı kabartmaları için terminus postquem verdiğini düşündüğü şeffaf ve ıslak görünümlü elbise kıvrımlarını işaret ederek, bu özelliklerin M.Ö.5.yy. sonu 4.yy. başında Kıta Yunanistan’ da ortaya çıktığını, Lykia’ nın anakaraya olan uzaklığından dolayı Nereidler Anıtı’nın M.Ö.400-380 yılları arasına tarihlenmesi gerektiğini söyler, bkz. Childs 1973, 105-106, fig.1-2, 4-5. Childs bir sonraki makalesinde yapıyı, epigrafik buluntular ışığında, yaklaşık M.Ö.400 yıllarına tarihler, bkz.Childs 1979, 97, 101-102. Dinsmoor mimari ve plastik eserlerin bağlantılı değerlendirilmesi sonucu yapı için en uygun tarihin M.Ö.410-400 yılları olması gerektiğini önerir, Dinsmoor 1950, 256. Martin mimari değerlendirmeleri ışığında Nereidler Anıtı’ nı M.Ö.400 yıllarına tarihler, Martin 1971, 333. Coupel-Demargne detaylı mimari değerlendirmeleri sonucu M.Ö.400 yıllarının en uygun tarih olacağını önerirler, Coupel-Demargne 1969, 157.

356 Dinsmoor 1950, 256 ; Childs 1979, 98-100.

357 Yapının tasarımındaki salt Ion mimarisi özellikleri kadar, plastik unsurlar da, yapının Batı Anadolu gelenekli düzenlemesini doğrular niteliktedir, bkz. Childs 1973, 196.

358 Coupel-Demargne 1969, pl.XXV, XLIII.

359 Coupel-Demargne 1969, pl.XLI, LXXXIV, LXXXVII, LXXXIX, XCI, XCV.

360 Krischen 1923, abb.3 ; Coupel-Demargne 1969, pl.XCVIII.

361 Coupel-Demargne 1969, pl.XXXVI-XLI.

362 Coupel-Demargne 1969, pl.LXXIX-XCI.

363 Coupel-Demargne 1969, pl.XXXV.

364 Coupel-Demargne 1969, pl.XXXIV-XXXV.

365 Dinsmoor 1950, 257 ; Martin 1971, 335 ; Ridgway 1997, 82, pl.18.

366 Coupel-Demargne 1969, pl.XXXV.

367 Coupel-Demargne 1969, pl.XXXVI.

368 Coupel-Demargne 1969, pl.XXXVI.

369 Coupel-Demargne 1969, pl.XXXVII.

370 Krischen 1923, 72, 74 ; Coupel-Demargne 1969, pl.XXXVIII-XL. Yapıya ait tavan kirişleri ve kasetleri ışığında oluşturulan tavan tasarımı öneri çizimleri için, bkz. Coupel-Demargne 1969, pl.XLI-XLII.

371 Coupel-Demargne 1969, pl.XXXVIII, XLII.

372 Krischen 1923 tarihli yayınında, Nereidler Anıtı’ nın iki yöne eğimli çatısının taşıma sistemini ahşap olarak önermiştir; ancak daha sonraki buluntular, tüm çatı konstrüksyonun mermer olduğunu ortaya koyar, bkz. Krischen 1923, 84-85, taf.10-11.

373 Krischen 1923, 72.

374 Ridgway 1997, 84. Demargne Nereidler Anıtı’ nın batı alınlığına ait buluntuları incelediği makalesinde yapıyı M.Ö.394-393 yıllarına tarihler, bkz. Demargne 1978, 89, fig.1-4.

375 Coupel-Demargne 1969, pl.LXXX, XCI-XCII.

376 Coupel-Demargne 1969, pl.LXXXI, LXXXIV.

377 Krischen 1923, 72 ; Coupel-Demargne 1969, pl.LXXXV-LXXXVI, LXXXIX, XCIX.

378 Coupel-Demargne 1969, pl.LXXXV-LXXXVI.

379 Coupel-Demargne 1969, pl.LXXXV-LXXXVII, XC.

380 Dinsmoor Kıta Yunanistan M.Ö.5.yy. yapılarından Nike ve Erechtheion tapınaklarının üç fascialı architravlarını Batı Anadolu stili olarak değerlendirmektedir, bkz. Dinsmoor 1950, 187, 193. Benzer teori Gruben tarafından da ortaya koyulmuştur, bkz. Gruben 1963, 147.

381 Nereidler Anıtı architravlarının fasciasız oluşu, architravının kabartmalı yapılmış olmasıyla da açıklanabilir. Nitekim yapının cephelerindeki yatay düzlemin hareketlendirilme isteği, fascia gibi daha düşük maliyetli uygulamanın yanı sıra, bu alanın plastik unsurlarla bezenmesiyle sağlanmış olmalıdır.

382 Bingöl 1990, 102 ; Bingöl 2001 32-33.

383 Gruben Didyma Apollon tapınağı çatı mimarisi öneri çizimini; Polyksena lahdi, Labraunda ve Daskyleion buluntularının ele geçmesinden daha önce yapmış olsa da, önerisi bu örneklerle karşılaştırıldığında güç kazanmaktadır, bkz. Gruben 1963.

384 Ksanthos Nereidler Anıtı çatı mimarisine ait ele geçmiş Ion kyması buluntusu yoktur. Buna karşın architravın üst kenarı boyunca izlenebilen dışbükey profil Ion kymasını simgelemiş olabilir. Ancak bu profili, kyma reversa şeklinde basit bir süsleme detayı olarak düşünmek akla daha yatkın görünmektedir, bkz. Coupel-Demargne 1969, pl.XXXIV.

385 Ksanthos H Heroonu’na ait ele geçmiş alınlık kabartmaları, Batı Anadolu mimarisinde kabartmalı alınlık kullanımına dair en erken buluntu olarak sunulabilir. Yaklaşık 45º açılıma sahip alınlık blokları üzerinde karşılıklı iki aslan bulunan ve muhtemelen ahşap bir yapı olarak düşünülebilecek tasvirin iki yanında, alçak kabartma şeklinde karşılıklı iki sphinks yer alır, bkz. Boardman, 1995, 189, fig.213. Ancak Ksanthos H Heroonu bir Ion yapısı olmaması nedeniyle, yapıya ait alınlık buluntuları, Batı Anadolu Ion yapılarında kabartmalı alınlık kullanımıyla ilgili tartışmalara dahil edilmesi aşamasında tartışmalıdır.

386 Gruben 1996, 71-72, abb. 14-15.

387 Dinsmoor 1950, 186-193 ; Lawrence 1983, 210-221 ; Gruben 2001, 202-222.

388 Lawrence 1983, fig.180.

389 Dinsmoor 1950, 186-187.

390 Dinsmoor 1950, 187.

391 Dinsmoor 1950, 193 ; Lawrence 1983, fig.185-195.

392 Lawrence 1983, fig.188.

393 Dinsmoor 1950, 187, 193.

394 Thukydides V.18, 23.

395 Hammond 1986, 379-420 ; Mansel 1988, 314-324, 383-384.

396 Ksenophon Hell. 1.4.4 ; Ksenophon Anab. 1.1.2, 1.9.7.

397 Pharnabazos ve Tissaphernes kendi aralarındaki çekişme ve Pers genel siyasetinin ortaya koyduğu çizgiyle, Kıta Yunanistan’ da uzun soluklu bir savaş ortamı yaratmak, bunun sonucunda Athina-Sparta çekişmesi ile bu kentlerin Batı Anadolu üzerindeki etkilerini çökertmek amacıyla, iki tarafa birbirlerini dengeleyici politik yaklaşımlarda bulunmuşlardır, bkz. Gezgin 1997, 81.

398 Ksenophon Anab. I. 1. 1-5.

399 Ksenophon Anab. 1.1.4-11 ; Diodoros Siculus XIV.19.2.

400 Ksenophon Hell. III. 2. 7, 18, 20, VI. 1, 12. Kyros’ un Artaxerxes’ e karşı düzenlediği seferde ordunun asker sayısı ve askerlerin nitelikleri için, bkz. Diodoros Siculus XIV. 19-21 ; Ksenophon Anab. 1.7.10-13.

401 Ksenophon Anab. 1.8.19, 1.8.25, 2.1.4.

402 Kyros’ un ordusundaki Yunan kökenli askerlerin savaş sonrası ülkelerine dönüşte yaşadıkları olaylar için, bkz. Ksenophon Anab.

403 Ksenophon Hell. III. 1, 3.

404 Ksenophon Anab. VII. 8. 7-24.

405 Ksenophon Hell. III. 1. 12-21.

406 Ksenophon Hell. III. 1. 3.

407 Ksenophon Hell. 3.4.21-24.

408 Ksenophon Hell. V. 1. 31.

409 Diodoros Siculus XV. 47. 2.

410 II. Attika-Delos Deniz Birliği Athina’ nın komutası altında kurulmuştur. Ancak Athina bu yönetim gücü ile, birlik üyesi kentler üzerinde hegemonya kurmaktan kesin olarak vazgeçmiştir. Birlik üyeleri özgürlük ve otonomilerini korumuşlar, birlik meclisinde bir oyla temsil edilimişlerdir. Athina ise birlik meclisinde oy hakkına sahip değildir ve temsil edilmemiştir, ancak birlik meclisinin aldığı kararlar Athina halk meclisine bildirilmiştir, Mansel 1988, 388.

411 Gezgin, II.Attika-Delos Birliği’ nin Karia’ nın Hellenleşmesinde etkili olduğunu belirtir, Gezgin 1997, 94.

412 Gezgin 1997, 95.

413 II. Attika-Delos Birliği yapılanması, birlik üyesi kentler ve birlik süresince oluşan siyasal durumun genel değerlendirmesi için, bkz. Hammond 1986, 485-491.

414 Diodoros Siculus XV. 90. 3, XV. 91. 1, XV. 92. 2.

415 Ksenophon Hell. I. 4. 7, V. 1. 28, VII. 1. 27.

416 Gezgin 1997, 97.

417 Ksenophon Ages. 2. 27.

418 Maussollos’ un Satrap İsyanı’ na destek verdiğine dair kesin bilgiler yoktur. Ancak isyana destek vermiş olsa da, isyan sonrasında cezalandırılmamış olması, bu desteğin oldukça gizli olduğunu veya Maussollos’ un iki tarafı da desteklemekteki kusursuz politik çizgisini ortaya koyar, Gezgin 1997, 97-98.

419 Hammond 1986, 604-605 ; Mansel 1988, 435-437.

420 Hammond 1986, 605-608.

421 Plinius Nat.His. V. 107 ; Strabon XIII. 611.

422 Pedersen 1994, 12.

423 Jeppesen 1994, 82-83.

424 Jeppesen 1994, 80-83.

425 Jeppesen, kent kurucusu kültü, Maussollos’ un bu kültle ilgili uygulamaları ve Halikarnassos Maussolleionu’ nun kent kurucusu kültündeki propaganda konumuyla ilgili yayınında; kent kurucusu kültü ve erken dönem geleneğinde tanrısallaştırılmış kahramanlar kavramıyla ilgili bağlantısı konusunda geniş bilgiler sunar. Bunun yanında Moskova Kızıl Meydan’ daki Lenin’ in Mezar Anıtı gibi çağdaş örneklerle karşılaştırmalar yapılmış olması konunun çağımıza yansımalarını gösterirken, çalışmanın ilgi çekici olmasını sağlamıştır, bkz. Jeppesen 1994.

426 Pedersen 1994, 12.

427 Perikles, Persler tarafından Maraton Savaşı sonrası dönemde yıkılan Athina Akropolis’ inde, hem yurttaşların yönetime karşı güvenlerini yükseltmek hem de politik alanda kentin prestijini yeniden eski düzeylere ulaştırmak amacıyla, özellikle Attika-Delos Deniz Birliği’ nin bütçesini kullanarak Parthenon, Erechtheion, Nike tapınakları ve Propylon’ u içeren büyük bir imar faaliyetine girişmiştir, bkz. Meiggs 1974, 105-107.

428 Halikarnassos’ daki Maussolleion, Anadolu anıt mezar mimarisinde önemli bir örnek olması yanında, kendinden sonraki benzer örneklerin Maussolleion, Mausoleum, Mausole şeklinde adlandırılmasına da öncülük etmiştir. Anadolu mausoleum geleneği hakkında ilginç bir çalışma Waywell’ in yayınıdır ve bu çalışmada Halikarnassos Maussolleion’ u ile Mylasa Gümüşkesen, Knidos Aslanlı, Bargylia Skylia ve Ephesos Belevi Mezar Anıtları’ nın yüksek podyum ve piramidal çatı gibi benzer Mısır etkileri içerdiği üzerinde durulmuştur, bkz. Waywell 1980, 5-8.

429 Vitruvius VII. praef.13 ; Plinius Nat.His. 36.30-31.

430430 Vitruvius, Maussolleion’ un mimarları konusunda Satyros ve Pytheos’ un isimlerini verir; “...,


Yüklə 0,73 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   12




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə