Siyer-i Nebi



Yüklə 1,2 Mb.
səhifə22/62
tarix23.01.2018
ölçüsü1,2 Mb.
1   ...   18   19   20   21   22   23   24   25   ...   62

Dımadü'l Ezdî:


Yemen civarından Ezd kabilesindendir. Cin çarpması, delilik ve şeytanlardan tedavi ederdi. Mekke’ye geldiğinde müşriklerin “Muhammed’e cinler musallat olmuş” dediklerini duydu. Tedavi etmek amacıyla Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in yanına geldi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- şöyle dedi. “Muhakkak ki hamd Allah içindir. O’nu hamd eder, O’ndan yardım dileriz. Allah kimi hidayet ederse, artık kimse onu saptıramaz. Kimi de saptırırsa, onu da kimse hidayete eriştiremez. Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.”

Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem-’in söylediği bu sözleri Dımad üç defa kendi kendine tekrarladı. Sonra da: “Ben kahinlerin, sihirbazların ve şairlerin sözlerini dinledim. Hiç birisinin sözleri senin şu güzel sözlerini tutmaz. Elini ver de İslam üzere sana biat edeyim” dedi ve biat etti.


İslâm Medine'de:


Bilahare Medine halkından şu altı bahtiyar insan İslam’a girmiştir. Bunların tamamı Hazrec kabilesindendir.

- Esad bin Zürare

- Avf bin Haris bin Rüfa’a

- Rafi bin Malik bin el-Aclan

- Kutbe bin Amir bin Cedide

- Ukbe bin Amir bin Nabi

- Cabir bin Abdullah bin Riab

Bu bahtiyarların tamamı Nübüvvetin 11. yılında hacca gelen kafilelerle berabar bulunan şahsiyetlerdir. Yahudilerle Medineliler’in arasında herhangi bir olay olduğunda Yahudiler onlara ikide bir: Allah tarafından bir Peygamber gönderilmek üzere olduğunu ve o Peygamberlerin kendileri ile bir olup putperestlere karşı geleceğini söylerler, Arapların o zaman, Ad ve İrem gibi helak olacağını anlatırlardı. Medine’den gelen bu grup Akabe’de iken Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- efendimiz gece vakti onları ziyarete gitti. Yanlarına varınca

“Siz kimsiniz?” diye sordu. Onlar da

“Hazrec’den bir grup” diye cevap verdiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-

“Yahudilerin müttefikleri mi?” diye buyurdu. Onlar

“Evet” dediler.

Allah Rasulu -sallallahu aleyhi vesellem-

“Oturup sizinle konuşalım mı?” diye izin istediğinde

“otur” dediler. Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem- onlara İslam’ın hakikatını anlatıp, Kur’an okudu ve onları İslam’ı kabule çağırdı. Onlar birbirlerine bakışıp

“Yahudilerin haber verdikleri Peygamber işte bu olacak, O’na uyup inanmakta gecikmeyelim” diyerek hemen İslam’ı kabul ettiler. Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-‘e şunları söylediler:

“Biz kavmimizi en kötü bir hal üzere bıraktık, aralarındaki düşmanlığın hududu yok. Allahu Teâlâ belki senin sayende onları anlaştırıp birleştirir. Çünkü senden daha iyisini bulamazlar.” Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’e insanları O’nun dinine çağırma ve gelecek yılki hacda buluşma sözü verdiler.

Birinci Akabe Bey'atı:


Aradan bir yıl geçti. Nübüvvetin 12. yılı hac mevsiminde Halk akın akın Mekke’ye yöneliyordu. Medine’den gelen hacılar arasında on iki kişilik ayrı bir grup vardı. Bunlardan On’u Hazrec kabilesinden, ikisi de Evs kabilesindendi. Hazreclilerden gelen on kişiden beşi Cabir b. Abdullah dışında geçen seneden gelip müslüman olanlardan müteşekkildi. Diğer beş kişi ise şunlardır.

Muaz bin Haris

Zevkan bin Abdi Kays

Ubade bin Samit

Yezid bin Salebe

Abbas bin Ubade bin Nadle’dir.

Diğer iki Evsli ise şunlardır. Ebu’l Heysem bin Teyyihan ve Uveym bin Saide

Bu şahıslar Mekke kenarında Akabe denilen yerde Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- ile buluştular. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- onlara İslam’ı öğretti ve “Gelin bana Allah’a şirk koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukları öldürmemek, bühtan ve iftirada bulunmamak, doğru bir işte Peygamber’e karşı gelmemek üzere biat edin.” dedi. Onlar da bu şartlar üzerine biat ettiler. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- efendimiz şöyle buyurdu:

“Eğer sözünüzde durursanız, size cennet vardır. Eğer bunlardan birini yaparsanız, sizin işiniz Yüce Allah’a kalmıştır. Dilerse azab eder ve dilerse bağışlar.”

Yesrib'de İslâm Dâveti:


Bu topluluk, Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’den ayrılınca, onlarla beraber Mus’ab bin Umeyr -radıyallahu anh-’i gönderdi. Mus’ab -radıyallahu anh-’a onlara Kur’an okutmasını, İslam’ı öğretmesini ve onları dinde bilgili kılmasını emretti. Musab Medine’ye giderek Ebu Emme Esad bin Zürare’ye konuk oldu. İslami faaliyetlere beraber başladılar.

Günlerden bir gün Esad bin Zürare, beraberinde Mus’ab bin Umeyr olduğu halde, Evs kabilesine mensup ailelerden Abdül Eşhel oğullarına ait bir bağa varmışlardı. Orada otururlarken etraftan birkaç müslüman daha toplanarak yanlarına geldiler. Bu sırada Sa’d bin Muaz ve Üseyyid bin Hudeyr onları yakın mesafeden izliyorlardı. Sa’d amcasıoğlu Üseyyid’e şöyle dedi.

“Bak şu iki adam evimize girmiş kapımızda saf insanlarımızı yoldan çıkarıyorlar, git de onlara engel ol ve söyle bir daha böyle çevremize gelmesinler.”

Bunun üzerine Üseyd eline mızrağını alarak onların üzerine gitti. Es’ad; Üseyyid’in kendilerine doğru gelmekte olduğunu görünce Musab’a dönerek:

“Bak bu adam kabilesinin lideridir. Sonra geliyor. O’nu Allah’a inandırmaya çalış” dedi.

Üseyyid gelip başlarına dikildi ve:

“Hangi gayeyle ve hangi cesaretle civarımıza kadar sokulmuş saf insanlarımızı yoldan çıkarıyorsunuz? Eğer canınızı seviyorsanız defolun gidin!” diye bağırıp çağırdı.

Musab yumuşak bir ses tonu ve nezaketle:

“Oturup biraz bizi dinlemez misin? Hoşuna gidecek birşey duyarsan kabul edersin, hoşuna gitmeyeni de reddedersin” deyince Üseyyid yumuşayarak:

“Doğru söylüyorsun” dedi. Elindeki mızrağı toprağa saplayarak yanlarına oturdu. Musab O’na İslamı anlatıp, Kur’an okudu. Üseyyid İslam dinini güzel buldu ve kelimeyi şehadeti söyleyip müslüman oldu.

Üseyyid daha sonra onlara Sa’d bin Muaz’ı göndermeye çalışacağını söyleyerek ayrıldı. Saad’ın yanına gelip:

“Her iki adamla konuştum, fakat vallahi sözlelerinde hiç bir kötülük bulamadım. Onlara engel olmaya çalıştım, bana: Nasıl istersen öyle yaparız, dediler” diye cevap verdi ve:

“Bak bir hadise var: Şu Hariseoğulları sözde seni korumak için Esad bin Zürare’yi öldürmeye hazırlanmışlar. O’nun senin teyzenin oğlu olduğunu da biliyorlar!” diye ilave etti.

Sa’d sinirlenip, öfkeyle onlara doğru gitti. Musab O’na Useyyid’e yaptığı gibi yaptı. Allah O’na da hidayet verdi. Şehadet kelimesini söyleyip İslam dinine girdi. Sonra kavmine giderek şöyle konuştu.

“Ey Abdü’l-Eşheloğulları! Beni nasıl bilirsiniz? Ona, bir ağızdan:

“Sen bizim efendimiz ve içimizde en isabetli görüş sahibi olan birisin” dediler. Bunun üzerine Sa’d onlara:

“O halde bakın, Allah’a ve Rasulu’ne iman etmediğiniz müddetçe ne erkeklerinizle ne de kadınlarınızla konuşacağım” dedi. O gece Sa’ad’ın kavminin ismi Üseyrim olan bir ferdi dışında tamamı müslüman oldu. Bu şahıs ise Uhud günü İslam’a girip aynı gün başı hiç secdeye varmamış olarak şehid oldu.

Musab daha sonra ertesi yılın hacc mevsiminden önce bu müjdeli haberlerle beraber Mekke’ye Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in yanına döndü.



Kataloq: data

Yüklə 1,2 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   18   19   20   21   22   23   24   25   ...   62




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə