Siyer-i Nebi


Kuşatmadan Sonra Müslümanların Genel Durumu



Yüklə 1,2 Mb.
səhifə34/62
tarix23.01.2018
ölçüsü1,2 Mb.
1   ...   30   31   32   33   34   35   36   37   ...   62

Kuşatmadan Sonra Müslümanların Genel Durumu:


Müslümanlar kuşatıldıklarını görünce telaşa kapılıp sağa sola dağılmaya başladılar. Bir kısmı Güneye Medine’ye doğru kaçıştı bir kısmı da Uhud yamaçlarına doğru kaçarak savaş meydanını terkettiler. Ancak büyük çoğunluk yerlerini terketmedi ve çarpışmaya devam ettiler. Ancak aralarına onları düzenli bir şekilde komuta edecek bir komutandan mahrum idiler. Dolayısıyla saflar birbirlerine girdi ve yanlışlıkla birbirerini vurmaya başladılar. Hatta Huzeyfe’nin babası Yeman bu karışıklık esnasında yanlışlıkla müslümanlar tarafından öldürüldü. Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-’in ölüm haberi yayılınca çoğunun azimeti kırıldı, gevşekliğe düşüp savaşı bırakmaya karar verdiler. Ancak diğer bir grup onları cesaretlendirmeye çalışarak “Haydi silkinin! Rasûlullah’ın uğrunda canını verdiği dava için canlarınızı vermekten çekinmeyin” diye haykırarak düşmana saldırdılar.

Müslümanlar bu durumdayken içlerinden Ka’b bin Malik Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’ı kendilerine doğru gelmeye çalışırken gördü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’ın yüzü miğferle kapandığından O’nu gözlerinden tanıdı. Kab yüksek bir sesle “Ey müslümanlar! Müjdelenin, işte Rasûlullah” diye haykırdı. Bunun üzerine müslümanlar Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’ın etrafında toplanmaya başladılar. Otuz kişi kadardılar. Müşrik saflarını yararak Uhud yamaçlarına doğru çekildiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- müşriklerin şiddetli saldırılarına rağmen, kuşatma altındaki ordusunu kuşatmadan kurtarıp, Uhud Dağı’nın yüksek bir yamacına çekmeyi başardı. Bu hikmetli planla İslam ordusu yok olmaktan kurtuldu. Ancak okçuların Allah Rasulu’nün kesin talimatını dinlememelerinin bedelini ağır bir şekilde ödedikten sonra.


Dağın Yamacında:


Müslümanlar Kureyş kuşatmasını yarıp Dağın yamacına mevzilendikten sonra, bazı ufak çaplı ferdi çarpışmalar dışında müşriklerle aralarında herhangi bir çarpışma yaşanmadı. Müşrikler onlara saldırmaya cesaret edemediler. Bir müddet savaş meydınında kalıp, savaşta ölen müslümanları temsil ederek, kulaklarını, burunlarını ve cinsel organlarını kesip, karınlarını yardılar. Ebu Süfyan’ın karısı Hint binti Utbe Hamza’nın ciğerlerini yararak ciğerlerini çıkardı ve yemek istedi, ancak yutamadı. Kureyş kadınları ölülerden kestikleri kulak ve burunları dizi yaparak boyunlarına taktılar.

Bu sırada Übey bin Halef, öldürmek amacıyla Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’e doğru saldırıya geçti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-, elindeki mızrağı ona attı ve vurdu. Übey dana gibi böğürerek geri döndü. Mekke yolunda aldığı bu mızrak yarasının etkisiyle öldü.

Sonra Ebu Süfyan ve Halid bin Velid komutasındaki bazı müşrikler dağa doğru çıkarak müslümanlara saldırmak istediler. Ancak Ömer bin Hattab komutasındaki bazı muhacirlerin sert direnişleri sonucu geri çekilmek zorunda kaldılar. Bazı rivayetlere göre Sad bin Vakkas -radıyallahu anh-’ın bu sırada müşriklerden üç kişiyi öldürmüştür.

Bu savaşta müşriklerden yirmi iki kişi (bir rivayete göre otuz yedi kişi) öldürüldü. Müslümanlar ise, kırk biri Hazrec, yirmi dördü Evs ve dördü muhacirlerden olmak üzere toplam yetmiş şehid verdiler. Müslüman saflarında çarpışan bir de yahudi öldürülmüştür.

Ebu Süfyan ve Halid bin Velid’in son başarısız saldırılarından sonra, müşrikler Mekke’ye dönmek üzere hazırlıklara giriştiler.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-, dağın yamacına mevzilendikten sonra Ali kalkanıyla içmesi için O’na bir miktar su getirdi. Ancak su koktuğu için Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-, onu içmeyip, onunla yüzünü yıkayıp bir miktarını da başına döktü. Yaralarından hala kan akmaktaydı.

Fatıma -radıyallahu anha-, bir hasır parçası yakarak külünü kanayan bölgelere döktü ve bu şekilde kanamayı durdurdu. Daha sonra Muhammed bin Mesleme tatlı su getirdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-, ondan içti ve ona hayır duada bulundu. Öğle namazını oturarak kıldı. Müslümanlar da ona uyarak namazlarını oturarak eda ettiler.Daha sonra muhacir ve ensardan bazı kadınlar geldiler.Bu kadınların içerisinde Âişe, Ümmü Eymen, Ümmü Süleym, Ümmü Süleyt vardı.Bunlar kırbalara su doldurup yaralılara su veriyorlardı.Allah onların hepsinden râzı olsun.

Karşılıklı Konuşma ve Karar:


Müşrikler dönüş hazırlığına başlarken Ebu Süfyan Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- ve sahabelerin bulunduğu dağa yaklaşarak

“Muhammed içinizde midir?” diye bağırdı. Cevap veren olmadı.

“Ebu Bekir orada mı?” diye sordu, cevap alamadı.

“Ömer aranızda mı?” diye haykırdı. Yine cevap alamadı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- müslümanlara cevap vermeyi yasaklamıştı. Ebu Süfyan yine cevap alamayınca

“Demek bunların hepsi ölmüş!” dedi. Bunun üzerine Ömer kendisine hakim olamayarak:

“Ey Allah’ın düşmanı adlarını andıklarının hepsi de sağdır,hayattadır. Allah seni kahretmek için onları sağ bırakmış bulunuyor” diye cevap verdi. Daha sonra Ebu Süfyan:

“Ölüleriniz arasında cesetleri sonradan parçalanmış olanları bulacaksınız. Benim bunda ne isteğim ne de engel olmam gibi bir rolüm olmadı.” dedi. Sonra da

“Yüce ol Hubel” diye bağırdı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- sahabelerine

“Allah daha yücedir ve uludur” demelerini emretti.

Ebu Süfyan

“Bizim Uzza’mız var! Sizin ise Uzza’nız yok” dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- sahabelere

“Allah bizim mevlamızdır. Sizin ise mevlanız yoktur.” diye karşılık vermelerini emretti. Ebu Süfyan: “Bugün Bedir'in intikamıdır. Savaş böyledir.Birgün lehimize birgün de aleyhimize sonuçlanabilir.” dedi. Ömer O’na

“Müsavi değil. Bizim şehitlerimiz cennettedir, sizin ölüleriniz ise ateştedir.” diye karşılık verdi.

Sonra Ebu Sufyan Ömeri kendisine doğru çağırdı. İkisi birbirine yaklaşınca Ebu Sufyan Hz. Ömer’e: “Allah aşkına ey Ömer! Söyler misin? Biz gerçekten Muhammed’i öldürdük mü?” Diye sordu. Hz. Ömer O’na “Hayır. O şu anda senin sözlerini duyuyor” diye cevap verince Ebu Sufyan: “Doğrusu sen, İbni Kama’dan doğru ve daha dürüst bir insansın” dedi.

Kureyş ordusu giderken Ebu Sufyan müslümanlara hitaben şöyle seslendi:

“Gelecek yıl sizinle Bedir’de buluşuruz!”

Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- sahabelerinden birine emrederek O’na

“Anlaştık! Orası aramızdaki buluşma yeridir.” demesini emretti.



Kataloq: data

Yüklə 1,2 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   30   31   32   33   34   35   36   37   ...   62




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə