Siyer-i Nebi


Müşriklerin Dönmesi, Müslümanların Yaralılarını Aramak ve Şehidlerini Defnetmek Üzere Harekete Geçmeleri



Yüklə 1,2 Mb.
səhifə35/62
tarix23.01.2018
ölçüsü1,2 Mb.
1   ...   31   32   33   34   35   36   37   38   ...   62

Müşriklerin Dönmesi, Müslümanların Yaralılarını Aramak ve Şehidlerini Defnetmek Üzere Harekete Geçmeleri:


Sonra Ebu Sufyan ordusunun başına gerçek Mekke’ye dönmek üzere harekete geçtiler. Ebu Sufyan’ın atını yanına alıp devesine binmesi onların Mekke’ye yöneldiklerinin deliliydi. Müşrikler ile Medine arasında onların savunmasız Medine’ye girmesine hiçbir engel olmamasına rağmen Medine’ye girmemeleri Allah’ın müslümanlara bir fazlu keremiydi. Allah onlar ile kalpleri arasına girmiştir.

Müslümanlar ölü ve yaralılarını araştırmak üzere savaş alanına girdiler. Bazı müslümanlar ölülerini Medine’ye nakletmek istedilerse de Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- buna izin vermedi.Uhud şehitleri Namazsız ve gasilsiz olarak elbiseleriyle gömüldüler.Aynı kabre ikişer ve üçer kişi defnedildi.Çoğunlukla bir ellbise ile iki şehidi bir araya getiriyorlardı.Kabre önce Kur’an ezberi daha çok olan koyuluyordu.Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- Uhud şehidleri hakkında “Kıyamet gününde ben onlara şahit olacağım” buyurdu.

Hanzala bin Ebi Amir’in naaşından su aktığını gördüler Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem- “O’nu melekler yıkıyor” buyurdu. Zira savaş için çağrı yapıldığında Hanzala daha henüz yeni gerdeğe girmişti. Savaş çağrısını duyar duymaz hemen hanımını bırakıp savaş meydanına koştu. Öldürülünceye kadar çarpıştı. Öldüğünde cunüptü. O’nu melekler yıkadılar. O’nun için meleklerin yıkadığı kişi olarak isimlendirilir.

Hamza’yı saracakları bir kefen bulamadılar. Buldukları örtüyle başını örtseler bacakları açık kalıyordu. Bacaklarına izhar koyup o şekilde defnettiler. Musab bin Umeyr de Hamza gibi defnedildi.


Medine’de:


Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- ve müslümanlar şehidlerini defnedip onlara dua ettikten sonra Medine’ye döndüler. Yakınları katledilen kadınlar yollara dökülmüşlerdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- ile yolda karşılaştılar. Allah Rasulu -sallallahu aleyhi vesellem- O’nlara taziye ve duada bulundu. Sonra da Dinar oğullarından kocası, kardeşi ve babası şehid düşen bir kadın geldi. Kendisine taziyede bulunanlara Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’i sordu.

“Allah’a hamd olsun. iyidir” dediler.

“Onu bana gösterin” dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’i işaret ettiler. Kadın Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’i gördükten sonra

“Senden sonra her musibet bana küçüktür” dedi.

Bundan sonra da müslümanlar alarm durumunda beklediler. Onca yorgunluk üzüntü ve yaralarına rağmen Medine’yi ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’i korumak için nöbet tuttular. Allah Rasulu -sallallahu aleyhi vesellem- düşmanın geri dönüp Medine’ye saldırmasından çekiniyordu. Bunun için düşmanın tüm hareketlerini takip ettirdi ve gereken tedbirleri aldı.

Hamrâu’l-Esed Gazvesi:


İslam ordusunun Medine’ye dönüşünün hemen ertesi günü sabah namazından sonra, Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-’in tellalları çok acil bir şekilde düşmanla karşılaşmak üzere müslümanların derhal toplanmaları çağrısında bulundular. Ayrıca sadece Uhud’a katılanların hazırlanmasını onlardan başka kimsenin gelmemesini haber verdiler. Bitkin ve yaralı olmalarına rağmen, bir gün önce o çetin Uhud savaşına katılan asker derhal Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-’in çağrısına uyarak toplandı. İslam ordusu toplanıp Medine’ye sekiz mil mesafedeki Hamrau’l-Esed’e varıp orada kamp kurdu.

Müşrikler ise Medine’ye 36 mil mesafedeki Revha bölgesinde konaklamış bulunuyorlardı. Burada geri dönüp Medine’ye saldırıp saldırmama konusunda tartışıyorlardı. Daha önce Medine’ye saldırmak için ellerine geçen çok uygun fırsatı değerlendiremediklerine şimdi çok pişmandılar.

Huzai kabilesinin reisi Mabed bin Mabed henüz müslüman olmamakla beraber İslama sempati duymaktaydı. Hamrau’l-Esed civarına gelerek Uhud hadisesinden dolayı Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’e üzüntü ve taziyesini sundu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-, ona Ebu Sufyan’a giderek onu aldatması talimatını verdi. Mabed, Revha’ya geldiğinde müşrik ordusu tekrar Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- ve ashabına saldırmak için hazırlanıyorlardı. Mabed, Ebu Sufyan’a çıkarak ona: “Muhammed sizinle karşılaşmakta ısrar ediyor, beraberinde daha önce görülmemiş bir kuvvet var. Kureyşliler için en iyisi derhal kalkıp Mekke’ye çekilmektir.” diyerek korkuttu. Kureyşli komutanlar onun bu sözlerini duyunca korkuya kapıldılar. Azimet ve maneviyatları sarsıldı. Ebu Süfyan, Müslümanlarla sinir savaşına girmekle iktifa ederek, hızla Mekke’ye yöneldiler. Ebu Sufyan’ın adamları, müslümanları yıldırmak için şöyle diyorlardı: “İnsanlar sizin için toplandı. Onlardan korkun! Oysa bu uyarı müslümanları korkutmadı. Bilakis imanlarını artırdı ve Allah bize yeter. O ne güzel vekildir” dediler. (Ali İmran, 3/173)

Müslümanlar, çarşamba gününe kadar Hamrau’l-Esed’de kaldıktan sonra Medine’ye geri döndüler. “Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan Allah’ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah’ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.” (Ali İmran, 3/174)


Olaylar ve Gazveler:


Uhud savaşından sonra Adal ve Kare kabileleri Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-’e adamlar göndererek müslümanlığı kabul ettiklerini ve bundan dolayı kendilerine dini ve Kur’an’ı öğretecek İslam tebliğcilerine ihtiyaç duyduklarını bildirdiler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Asım bin Sabit başkanlığındaki on kişilik bir öğretmenler heyetini onlarla beraber gönderdi. Raci suyuna ulaştıkları esnada kabile temsilcileri onlara hainlik ederek Huzey kabilesinden Lahyan oğullarını çağırarak yüz kişiyle onları kuşattılar. Müslüman öğretmenler yüksekçe bir yerde duruyorlardı. Çete elemanları onlara teslim olursalar canlarına kıymayacaklarına dair söz verdiler. Ancak Asım teslim olmayı reddetti ve yedi arkadaşıyla şehid düşünceye kadar çarpıştı. Diğer üç sahabe müşriklerin dokunmama sözü üzerine teslim oldular. Ancak müşrikler yine sözlerini tutmayarak onları bağlayarak esir aldılar. Yolda kendilerine karşı koyan bağlı sahabelerden bir diğerini daha şehit ettikten sonra diğer iki sahabeyi Mekke’ye götürdüler. Bu iki sahabe Hubeyb bin Adiy ve Zeyd bin Desine’dir. Çete elemanları onları Mekkeli müşriklere sattılar. Hubeyb Bedir’de Haris bin Amir’i öldürmüştü. Dolayısıyla O’nu Haris bin Amir’in kızı ve kardeşi satın alıp bir müddet hapsettikten sonra öldürmek üzere Tenim mevkiine götürdüler. Hubeyb iki rekat namaz kıldıktan sonra, müşrikler aleyhine dua etti. Söylediği beyitler arasında şu anlamda mısralar da vardı.

“Müslüman olarak ve müslümanlık uğruna öldürüldükten sonra ne şekilde ölürsem öleyim, önem vermem. Bunlar Allah uğrunadır. O dilerse bu parçalanan vücudumu mübarek kılar.”

Öldürülmeden önce Ebu Sufyan ona: “Allah aşkına!Şu anda senin yerine Muhammed’in boynunun vurulup, sen de kurtularak ailene kavuşmak ister miydin?” diye sordu. Hubeyb ona şu cevabı verdi:

“Asla! Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in hayatı yanında benim hayatım bir hiçtir. Dolayısıyla canımın kurtulacağını bile bilsem, Rasûlullah’ın değil burada sizin elinizde öldürülmesine hatta Medine’de ayağına bir diken batmasına bile razı olamam!”

Sonra Ukbe bin Haris bin Amir onu, babasına karşılık olarak şehid etti.

Zeyd bin Desine ise Bedir’de Ümeyye bin Mahrer’i öldürmüştü. Dolayısıyla onu da Ümeyye’nin oğlu Safvan satın alarak babasına karşı öldürdü. Yukarıda geçen sözlerin Zeyd tarafından söylenildiğini rivayet edenler de olmuştur.

Kureyş müşrikleri Asım’ın cesedinden bir parça almaya geldiklerinde, Allah, onun cesedini yaban arıları göndererek korudu. Asım daha önce Allah’a hiçbir müşrike dokunmama ve hiçbir müşriğin de ona dokunmaması sözünü vermişti. Allah onu öldükten sonra da müşriklerin dokunmasından korudu.


Kataloq: data

Yüklə 1,2 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   31   32   33   34   35   36   37   38   ...   62




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə