Siyer-i Nebi


Dımeşk Prensi Haris Bin Ebi Şemr el-Ğassaniye Mektubu



Yüklə 1,2 Mb.
səhifə46/62
tarix23.01.2018
ölçüsü1,2 Mb.
1   ...   42   43   44   45   46   47   48   49   ...   62

5. Dımeşk Prensi Haris Bin Ebi Şemr el-Ğassaniye Mektubu:


Rahman Rahim Allah’ın Adıyla;

Allah’ın Elçisi Muhammed’den Haris bin Ebi Şemr’e;

Hidayete uyup, Allah’a iman eden ve doğrulayana selam olsun! Ben seni hiçbir ortağı olmayan bir tek Allah’a iman etmeye çağırıyorum. Böyle yaparsan memleketin sana kalır.

Bu mektubu da Şuca bin Vehb el-Esedi ile gönderdi. Prens mektubu okuduktan sonra attı ve “Kim benim memleketimi benden alacakmış?” diye haykırdı. Müslümanlara saldırmak üzere bir ordu hazırlamaya koyuldu. Ancak Kayser O’nun Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in üzerine yürümesine izin vermedi. Bunun üzerine mektubu getiren Allah elçisinin elçisine çeşitli hediyeler vererek geri gönderdi.


6. Basra Prensine Mektubu:


Basra prensini İslam’a davet etmek için hazırladığı mektubunu Haris bin Umeyr el-Ezdi ile gönderdi. Haris Ürdün’ün güneyinde bulunan Muta mevkine gelmişti ki Şürahbil bin Amr el-Gassani’nin saldırısına uğradı ve şehid edildi.

Bu Allah Rasulunün elçilerine yönelmiş düşmanca tavırların en şiddetlisi idi. Allah Rasulu -sallallahu aleyhi vesellem- kimsenin elçisini öldürtmemişti. Fakat O’nun elçisi öldürülmüştü. Bu Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’i derinden yaraladı. İleride geleceği gibi, Muta savaşına bu olay neden oldu.


7. Yemame Reisi Hevze bin Ali’ye Mektubu:


Rahman Rahim Allah’ın Adıyla

Allah’ın Rasulu Muhammed’den Hevze bin Ali’ye; Hidayete uyanlara selam olsun! Bil ki dinim tüm Arabistan’a yayılacaktır. İslam’a gir, selamet bul. Elin altındaki mülkünü sana bağışlayayım.

Bu mektubu da Süheyl bin Amr el-Amiri ile gönderdi. Yemame emiri Allah Rasulu’nün elçisine iyi davrandı ve ikramda bulundu.

Cevap olarak şöyle yazdı.

“Çağrın çok güzel. Ben kavmimin şairi ve hatibiyim. Arap bana saygı duyar. Bana bazı hususiyetler tanı sana uyayım.”

O’nun bu cevabı Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’e ulaşınca “Benden bir parça toprak istese yine O’na vermem” buyurdu. Bu zat Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Mekke’nin fethinden dönerken öldü.


8. Bahreyn Kralı Münzir bin Savi'ye Mektubu:


Ala bin el-Hadramiyi İslam’a çağıran mektubu ile O’na gönderdi. Münzir mektubu alır almaz kavminden bir çok kimseyle beraber müslüman oldu. Bahreynlilerin bazıları ise Yahudilik ve mecusilik üzerine bulundukları dinlerine bağlılıklarını sürdürdüler. Münzir bu durumu Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’e yazarak ne yapması gerektiğini sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- de müslüman olanları kendi hallerine bırakmasını, yahudi ve mecusilerden ise cizye almasını emretti ve islah ettiği sürece görevinde kalabileceğini bildirdi.

9. Umman Kralı Cifer ve Kardeşine Mektubu:

Rahman Rahim Allah’ın Adıyla

Allah’ın Rasulu Muhammed’den Cifer ve İyaz’a;

Hidayete uyana selam olsun! Ben sizi İslam’ın bütün çağırışıyla çağırıyorum. İslam’a girin, selamet bulun. Zira be her canlıyı dine davet, kafirlere karşı Allah’ın sözünü yerine getirmek için bütün insanların nezdinde Allah’ın Rasuluyüm. İslam’ı kabul ederseniz, sizi mülkünüzde emir sahibi olarak bırakırım, İslam’ı kabul etmekten çekinirseniz, mülkünüz yok olacaktır.

Rasûlullah bu mektubunu da Amr bin As aracılığıyla gönderdi. Amr Umman’a geldiğinde Cifer’in kardeşi İyaz ile karşılaştı ve O’nu İslam’a davet etti. İyaz Amr’dan Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in daveti hakkında ayrıntılı bilgiler aldı. Duyduğu şeyler hoşuna gitti. Sonra Amr’ı alarak Umman kralı olan kardeşinin huzuruna çıkardı. Amr O’na Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in mektubunu takdim etti. O da mektubu okuyup kardeşine verdi ve Kureyş’in ne yaptığını sordu. Amr O’na Kureyş’in İslam’a girdiğini bildirdi. Kendilerinin de İslam’a girmesini aksi halde İslam ordusu tarafından memleketinin çiğneneceğini söyledi.

Cifer birkaç gün düşünüp durumu kardeşiyle müşavere ettikten sonra İslama girdi. O ve kardeşi zekatların toplanılması hususunda Amr’a yardımcı oldular.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Umman kralına bu mektubu Mekke’nin fethinden sonra göndermiştir. Diğer tüm mektuplar ise fetihten önce gönderilmiştir.

Müslümanlar ve Diğer Hizipler:


Hudeybiye antlaşması on yıl boyunca savaş yapılmaması maddesini içeriyordu. Bu madde ile, Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Arap yarımadasındaki en büyük düşmanı olan Kureyş’den gelebilecek bir tehlikenin önünü kesmiş oldu. Bundan sonra, hiziplerin hile ve hıyanet bakımından en habisi olan yahudilerle olan hesabı kapatmak zamanı gelmişti. Yahudiler Kuzey bölgesinde bulunan Hayber ve civarında temerküz etmişlerdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Hayber’e hareket etmek üzere hazırlanırken, küçük çapta başka bir savaş oldu.

Ğâbe Gazvesi:


Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- Hayber’e hareket etmeden üç gün önce vuku bulmuştur. Olay, civardaki çetelerin müslümanların hayvanlarını otlatan çobanlara saldırıp, hayvanları ele geçirmeleri üzerine başlamıştır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- durumu haber alır almaz derhal harekete geçmiş ve çeteyi takip ederek birçoklarını öldürdükleri gibi, hayvanlarını da geri almışlardır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- bu hususta gösterdikleri başarılardan dolayı Ebu Katade ve Ebu Seleme -radıyallahu anh-’yı övmüştür.

Hayber Gazvesi:


Hicri 7. yılın Muharrem ayında Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Hayber’e hareket etti. Hudeybiye seferine katılmamış olan kimseler de ganimet elde etmek amacıyla bu sefere katılmak istediler. Ancak Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- onların İslam ordusuna katılmalarına izin vermedi ve ancak cihad nedeniyle savaşa çıkılacağını bildirdi. İslam ordusu sadece Rıdvan beyatına katılan 1400 kişiden müteşekkil olarak Hayber’e yürüdü. Medine’ye naib olarak Süba bin Arfate el-Gıffari bırakıldı.

İslam ordusu önce bilinen Hayber yolu üzerinde ilerledi. Sonra yolun yarısında yahudilerin Şam’a kaçmalarını önlemek için Şam cihetinde ki başka bir yoldan yürüyüşe devam edildi.

Son gecelerini Hayber yakınlarındaki bir mevkiide geçirdiler. Yahudilerin bundan haberleri yoktu. Müslümanlar sabah namazını burada eda ettikten sonra şehre doğru yürüyüşlerini sürdürdüler. Yahudiler ise müslümanların geldiğinden habersiz tarla ve bağlarında çalışmak üzere evlerinden çıkmışlardı. İslam ordusunu karşılarında görünce “Muhammed ve Ordusu” diyerek koşup kalelerine sığındılar.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- :

“Allahü ekber, Hayber halkı çıkmış, biz bir kavmin sahasına indiğimiz zaman, inzar olunanların sabahı ne kötüdür.” buyurdu.

Medine’nin 181 Km. kuzeyinde kalan Hayber üç semtten oluşuyordu.Nata, Küteybe ve Şak.

Nata’da üç kale vardı. Naim, Sa’b ve Zübeyr kaleleri.

Şak’da ise iki kale vardı. Eba ve Nezzar kaleleri.

Küteybe’de ise üç kale bulunmaktaydı. Kamus, Vatih ve Selalem kaleleri.

Ayrıca bu büyük kalelerin yanısıra birçok küçük kalecik de bulunmaktaydı.



Kataloq: data

Yüklə 1,2 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   42   43   44   45   46   47   48   49   ...   62




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə