Siyer-i Nebi


Müşriklerin Takip Edilmesi



Yüklə 1,2 Mb.
səhifə54/62
tarix23.01.2018
ölçüsü1,2 Mb.
1   ...   50   51   52   53   54   55   56   57   ...   62

Müşriklerin Takip Edilmesi:


Huneyn’de bozguna uğrayan müşrikler üç fırkaya ayrıldılar. Bir kısmı Taif’e sığındılar ki bunlar çoğunluktaydı. Bir kısmı Nahle vadisine sığındılar ve bir kısmı da Evtas’a geçerek savaş düzeni aldılar. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Evtas’a Ebu Musa el-Eşari’nin amcası Ebu Amir komutasında bir birlik göndererek orada bulunan müşrikleri dağıttı ve ellerinde bulunan mallarını ganimet olarak aldı. Bu çarpışmalar sırasında Ebu Amir’in şehit düşmesinden sonra birliğin komutanlığını yeğeni Ebu Musa el-Eşari üstlendi ve muzaffer olarak Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in yanına döndü.

Müslümanlardan bir birlik de Nahle’ye kaçan müşrikleri takip etti ve Düreyd bin Simme de dahil olmak üzere onları kılıçtan geçirdi.

Savaştan sonra Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- ganimet ve esirlerin bir araya toplanılmasını emretti. Yaklaşık 24 bin deve ve 40 binden fazla koyunun yanı sıra 4 bin ukiyye gümüş ile 6 bin esirden müteşekkil büyük bir ganimet alınmıştı. Tüm bu ganimet malları esirlerle beraber Cirane vadisine götürülerek Mesud bin Amr el-Gıffari’nin sorumluluğunda koruma altına alındı.

Taif Gazvesi:


Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- daha sonra askerinin başında Taif’e yöneldi. Yolda Malik bin Avf’ın bir kalesine rastladılar ve onu yıktılar. Müslümanlar Taif’e geldiklerinde düşmanlar kalelerine sığındılar. Beraberlerinde bir yıl yetecek kadar yiyecekleri de vardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- onları muhasara altına aldı. Müslümanlar düşmana çok yakın bir mevkide bulunduklarından bazıları düşman oklarıyla yaralandı. Bunun üzerine ordugah şimdiki Taif mescidinin bulunduğu yere kuruldu.

Müslümanlar düşmanı kalelerinden çıkarmak için değişik metotlar denemelerine rağmen bu konuda başarısız oldular. Halid bin Velid hergün çıkıp onları mübarezeye çağırmasına rağmen içlerinden çıkan kimse olmuyordu. Ayrıca mancınık ile dövülmelerine rağmen yine bir netice alınamadı. Bazı yiğit müslümanlar kale duvarlarına tırmanmaya çalıştılarsa da düşman yukarıdan kızgın demirler atarak onları geri dönmek zorunda bıraktılar. Üzüm ve hurma ağaçları kesildi. Ancak onlar Allah ve akrabalık bağları hatırına ağaçlara dokunulmamasını rica ettiler ve bu ricaları kabul edildi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- münadi çıkararak “Kaleden çıkan her köle hürdür” diye bağırttı. Bunun üzerine içlerinde Ebu Bekre’nin de olduğu 23 köle kalelerinden kaçarak müslümanlara katılıp hürriyetlerini elde ettiler. Bu kölelerin kaçması Taiflilere acı gelse de kalelerinden çıkmamakta ısrar ettiler.

Kuşatma hiçbir sonuç alınmadan yirmigün devam etti. Bir ay devam ettiği de rivayet edilir. Sonunda Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Nevfel bin Muaviye ed-Deyli’nin “Onlar delikteki tilkiler gibidir. Beklersen alırsın. Bırakırsan sana bir zarar veremezler” şeklindeki sözlerinden sonra kuşatmanın kaldırılmasını emretti. Bazı müslümanlar O’ndan Sakif aleyhine dua etmesini istediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- de:

“Allah’ım Sakiflileri hidayete erdir ve onları bize müslüman olarak getir” diye dua etti.



Ganimet ve Esirlerin Paylaşımı:

Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Ci’rane vadisine dönerek on günden fazla burada bekledi. Hevazin kabilesinin belki pişman olup gelip esir ve mallarını kurtarabileceklerini düşünüyordu. Bu süre zarfında kimse gelmeyince ganimet ve esirlerin paylaşımına geçildi. Ganimetin beşte biri ayrılarak henüz yeni İslama girmiş zayıf imanlı kimselerle, henüz İslama girmemiş ancak girmesi umulan insanlara dağıtıldı. Özellikle Kureyş’in ileri gelenleri olan bu insanlara düşünemeyecekleri kadar bol mal verildi.

Ebu Süfyan’a, 40 ukiye gümüş ve yüz deve, oğulları Yezid ve Muaviye’ye yüzer deve ve kırkar ukiye gümüş, Safvan Bin Umeyye’ye üçyüz deve, Hakim bin Hizam, Haris bin Haris Kelde, Uyeyne bin Hısn, Akra bin Habis, Abbas bin Harise, Haris bin Hişam, Cübeyr bin Mutim, Süheyl bin Amr, Huveylid bin Abduluzza ve daha başka birçok Kureyşlilere yüzer deve verildi. Diğerlerine ise ellişer, kırkar deve verdi. Hatta O’nun bu ikramı öyle büyük bir şaşkınlığa yol açtı ki insanlar birbirlerine “Muhammed öyle veriyor ki, asla yoksulluktan korkulmaz” demeye başladılar. Bedeviler koşup Peygamber-sallallahu aleyhi vesellem-’i sıkıştırmaya başladılar. Hatta Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem-’i kuşatıp ridasından tutmaya başladılar. Her biri mal istiyordu. Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- onlara öfkelenerek “Ridamı bırakın, nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki elimde ağaçların sayısı kadar mal olsa onu yine size paylaştırırım. Sonra bana cimri, korkak veya yalancı olarak iltifat etmezdiniz.

Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- daha sonra halka nasihat ederek ganimet malından izinsiz olarak aldıkları en küçük şeyi, iğne ve ipliği dahi geri iade etmelerini emretti. İnsanlar onun bu emrine uyarak ganimet malından aldıkları en küçük şeyi dahi geri iade ettiler.

Ganimet malının beşte biri “Müellefetül Kulub (İslama yeni ısınanlar)” denilen kişilere dağıtıldıktan sonra geri kalanı askerler arasında paylaşıldı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- ganimetin paylaşılma işlemiyle Zeyd bin Sabit’i görevlendirdi. Her askere bir buçuk deve ikibuçuk koyun on dirhem ve bir esirin üçte biri düştü.

Ensar'ın Yakınması ve Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem-’in Hutbesi:


Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in kalbleri İslam’a ısındırmak istenen kimselere büyük miktarda mal vermesi Ensar’ı şaşkınlığa düşürdü. Oysa kendilerine hiç bir şey verilmemişti. Bunun üzerine Ensar’dan bazı müslümanlar “Bu nasıl iştir? Kureyş’e veriyor bizi mahrum bırakıyor. Oysa daha henüz kılıçlarımızdan onların kanı akıyor” diye söylenmeye başladılar. Ensar’ın bu rahatsızlığını reisleri Sa’d bin Ubade Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’e bildirdi.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Ensar’ı bir araya topladı. Allah’a hamdü sena ettikten sonra, kendisinin Ensar’a yaptığı iyilikleri sonra da onların kendisine yaptıkları iyilikleri saydı ve sonra şöyle buyurdu.

“Ey Ensar topluluğu! Gönülleri İslam’a ısınsın diye bir gruba dünyalık birşey verdiğim, size ise müslümanlığınızla başbaşa bıraktığım için mi bana gücendiniz? Ey Ensar! İnsanlar koyunlarla, develerle buradan dönerken siz de Allah’ın Rasulu ile beraber memleketinize dönmeyi tercih etmez misiniz? Muhammed’in canını elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki eğer hicret olmasaydı Ensardan biri olmak isterdim. İnsanlar bir yol tuttukları zaman ben Ensar’ın yolundan yürürdüm. Allah’ım! Ensar’a çocuklarına ve torunlarına rahmet eyle!”

O’nun bu beliğ hutbesi üzerine Ensar askerleri sakalları ıslanıncaya kadar ağladılar. Ve: “Biz nasip ve pay olarak Allah’ın Rasuluna razı olduk” dediler ve sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in oradan ayrılması ile onlar da dağıldılar.



Kataloq: data

Yüklə 1,2 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   50   51   52   53   54   55   56   57   ...   62




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə