Siyer-i Nebi



Yüklə 1,2 Mb.
səhifə58/62
tarix23.01.2018
ölçüsü1,2 Mb.
1   ...   54   55   56   57   58   59   60   61   62

Ebu Bekr Sıddîk'ın Haccı:


Araplar İbrahim aleyhisselam’ın dininden kalan bazı şiarları sahiplendiklerinden, kendilerini gerçekten O’nun dini üzerine zannediyorlardı. Bu yüzden İbrahim aleyhisselam’den kendilerine kalan Hacc işine çok büyük bir önem verirler ve her yıl Allah’ın evini hacc ederlerdi. Ancak İbrahim aleyhisselam’den kalan hacc’ı değiştirmişler ve içine yeni birçok şeyler sokmuşlardı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- 8. yılda Mekke’yi fethedince buraya vali olarak Attab bin Üseyd’i tayin etti. Aynı yıl Attab, Beytullah’ı aynı cahiliyye döneminde olduğu gibi müslümanlar ve müşriklerle beraber hacc etti. Ertesi yıl H. 9 Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- Ebu Bekir es-Sıddık’ı -radıyallahu anh- Zilkade ayının sonlarında insanlara hac görevini yaptırmak üzere Hacc görevini ifa etmek isteyen üçyüz müslüman ve yirmibeş tane de kurbanlık hayvan vardı. Bunlardan yirmisi Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in, beşi ise O’nundu.

Ebu Bekir yola çıktıktan sonra Beraet suresinin başlangıç kısmı nazil oldu. Allah bu ayeti kerimelerle tüm müşriklerle her türlü bağın kesildiğini, onlara dört ay süre tanındığını, bu süre içinde yeryüzünde dolaşıp, Allah ve Rasulunü aciz bırakmayacaklarını anlamalarını ve anlaşmalarına sadık kalanların anlaşmalarına riayet edilmesini emrediyordu.

Bu ayeti kerimelerin inzalinden sonra Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- Ali -radıyallahu anh-’yi Ebu Bekir’in peşinden göndererek büyük Hac günü durumu insanlara bildirmesini emretti ve “Bu görevi ancak benden olan bir adam yerine getirebilir” buyurdu. Ali, Ebu Bekir’e yetişince Ebu Bekir O’na “Emir olarak mı geldin, memur olarak mı?” diye sordu. Ali memur olduğunu bildirdi. Vakit namazlarını Ebu Bekir’in arkasında kılıyordu.

Ebu Bekir -radıyallahu anh- insanlara Hacc görevini yaptırdı. kurban günü ise Ali Cemre mevkiinde ayağa kalkarak, insanlara Beraet suresinin başlangıcını okudu. Ebu Bekir de adamlar çıkararak: “Dikkat! Bu yıldan sonra hiçbir müşrik artık haccedemeyecektir. Allah’ın evi çıplak olarak tavaf edilmeyecektir” diye ilan ettirdi.


Heyetler, Davetçiler ve Zekat Memurları:


Arap kabileleri Peygamber -sallallahu aleyhi vesellem- ile Kureyş arasındaki mücadelenin neticesini beklemekteydiler. Batıl bir gücün zorla Mescid-i Haram’a sahip olamayacağına inanıyorlardı. Zira fil olayı hala belleklerindeki canlılığını koruyordu. Ne zaman ki Allah elçisine Mekke’nin fethini ve Mescid-i Haram’a girmeyi nasip etti. Araplar arasında onun Allah’ın gerçek bir elçisi olduğu konusunda en küçük şüpheleri kalmadı. Mekke’nin fethinden sonra Arap kabileleri birer birer Rasûlullah’ın -sallallahu aleyhi vesellem- huzuruna gelip İslam’a girişlerini ilan etmeye, insanlar bölük bölük İslama girmeye başladılar. Böylece kısa bir süre içinde İslam Devletinin sınırları Kızıldeniz sahillerinden, Fars körfezine, Ürdün ve Şam’dan Yemen ve Umman sahillerine kadar uzandı. Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- bu geniş ülkenin işlerini düzenlemeye ve yürütmeye başladı. Değişik bölgelere, valiler, davetçiler ve zekat memurları gönderiyor ve her bölgenin ihtiyacına göre hakim ve memurlar tayin ediyorlardı.

Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem-’e gelen heyetlerin sayısı yetmişi aşar.

Bu heyetlerden bazıları Fetih’den önce hatta hicretin ilk yıllarında gelmişlerdir. Ancak genel olarak heyetlerin Medine’ye akın etmeleri ancak fetih’den sonra 9. yılda gerçekleşmiştir ve 10. yıla kadar devam etmiştir. Hatta daha sonrasına kadar da devam etmiştir. Bu gelişlerin özellikle 9. yılda yoğunluk kazanması nedeniyle bu yıla “Heyetler Yılı” denilmiştir.

Bu heyetler çoğunlukla muhtelif kabilelerin liderleri ve ileri gelenlerinden oluşmaktaydı. Bazen de kabilesini temsilen bir veya birkaç kişinin de geldiği oluyordu.

Her heyetin geliş amacı bir değildi. Kimileri müslümanların eline geçen esir ve mallarını kurtarmak için, kimilerinin de sadece kendilerine veya kavimlerine eman temin etmek için geldikleri oluyordu. Kimileri de övünmek için, kimileri anlaşma yapmak için ve kimileri de cizye verip itaat etmek için geliyorlardı. kimileri ise sadece müslüman olmak için veya İslam’ı öğrenmek için geliyordu.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- kendisine gelen tüm bu heyetleri son derece iyi karşılıyor ve ikramda bulunuyor, onları memnun etmeye çalışıyordu. Ayrıca onları İslam’a girmeye teşvik ediyor, onlara iman ve şeriatı öğretiyordu. Geliş amaçlarının çok çeşitli olmasına rağmen bu heyetlerin büyük çoğunluğu İslam’a girmiş olarak ve kavimlerini İslam’a davet etmek üzere dönüyorlardı. Şimdi bu heyetlerden bazılarına kısaca değinelim.


Abdu’l-Kays Heyeti:


Arapyarımadası’nın Doğusunda oturan bir halk idiler. Bu halk Medine dışında İslam’a giren ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in mescidinden sonra cuma’nın kılındığı ilk mescide sahip olan kabiledir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’in yanına iki kere gelmişlerdir. İlk kez Hicri 5. yılda, sonra da Heyetler Yılında geldiler. İlk gelişlerinde onüç kişilerdi. Medine’ye gelip Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-’i görünce koşup selam verdiler. İçlerinde en küçükleri Abdullah bin Avf el-Eşec idi. O diğerlerinden sonra iyice süslendikten sonra Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem-’in yanına geldi.Rasûlullah-sallallahu aleyhi vesellem- O’na:

“Sende Allah ve Rasûlü'nün sevdiği iki haslet var. Yumuşaklık ve tedbirli davranma, acele etmeme” buyurdu.

Onlar daha Medine’ye varmadan Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- şöyle buyurmuştur.

“Biraz sonra Doğu halkının en hayırlılarından bir grup atlı gelecek. İslam’a karşı iyi olmuşlardır. Allahım Abduşşems’i bağışla” Beklenen kimseler gelir gelmez Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem- onlara çok yakın ve sıcak davrandı. Onlara dinin eseslarını öğretti.



1- Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O‘nun elçisi olduğuna tanıklık etmek.

2- Namaz kılmak

3- Zekat’ı vermek

4- Ramazan orucunu tutmak

Henüz Hacc görevi farz kılınmadığından, onlara Haccı emretmedi. Ayrıca onlardan ganimet malının beşte birini İslam Devletine vermelerini, sarhoşluk yapıcı içkiler içmemelerini- ki çok içiyorlardı- emretti.

Abdu’l-Kays kabilesi ikinci kez kırk kişilik bir heyetle geldiler. İçlerinde daha önce hristiyan olan Carud bin el-Ala da vardı. Bu şahıs müslüman olarak İslam’ını güzel yaptı.


Kataloq: data

Yüklə 1,2 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   54   55   56   57   58   59   60   61   62




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə