SunuŞ konuŞmasını yapmak üzere sayın baŞkanımız Yahya



Yüklə 132,13 Kb.
səhifə1/3
tarix28.07.2018
ölçüsü132,13 Kb.
  1   2   3


ÖNSÖZ

Çevre konusu da diğer konularda olduğu gibi Türkiye’nin gündemine çok geç geldi. Başıboş sanayileşme ve kentleşme sonucunda çevre kirliliği maksimum düzeye çıktı. Çok değil 30-40 yıl öncesinde yüzlerce çeşit balığın yaşadığı Marmara Denizi’nin neredeyse hiçbir yerinde balık kalmadı, denize girmek cesaret istiyor.

Çevreyi böylesine yoketmek, bizim gelecek kuşaklara bırakacağımız çok ağır bir miras olacaktır.

Toplumda yaşayan, üreten kişi ve kuruluşların, çevrelerini kirlettikleri, verdikleri zarar ölçüsünde bedel ödemeleri gerektiği de yeni yeni kabul edildi.

Bu toplantımızda çevre kirliliğinin bedelini her yönüyle ele aldık. Uzmanlarımız dünya örneklerini ortaya döktü. Galiba oldukça geç kaldık. Çevre için kent sakinlerinden alınan sembolik düzeydeki paralar günü kurtarmaya bile yetmiyor. Çevremizin tümüyle eski hale getirilmesi ise çok daha kapsamlı ve planlı büyük bir mali operasyonu gerektiriyor. Bunun da hiç gecikmeden yapılması gerekiyor. Kitabımızı çevre kirliliğinden dolayı üzüntü ve sorumluluk duyan tüm meslektaş ve yurttaşlarımıza ithaf ediyorum.

Saygılarımla.


Yahya ARIKAN

İSMMMO Başkanı



Çevre ve Çevre Finansmanının Dünü ve Bugünü

(30 Mart 1996)
- Sunuş konuşmasını yapmak üzere sayın başkanımız Yahya Arıkan'ı mikrofona davet ediyorum.

- Yahya Arıkan

Sayın başkanım, sayın belediye başkanlarım, sayın genel başkanım, basınımızın değerli mensupları, değerli meslektaşlarım, değerli konuklar. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir çoğunuzun izlediği gibi odamız mesleki sorunlarda olduğu kadar çeşitli toplumsal konularda da duyarlılığımızı hem teorik hem pratik boyutlarda göstermeye çalışmaktadır. İster muhasebecinin sosyal sorumluluk kavramıyla hayata bakalım, ister denetimin bugünkü geldiği sosyal boyutuyla düşünelim biraz önce sözünü ettiğimiz duyarlılık zaten bizim vazgeçilmez bir zorunluluktur. Çağdaş mali yaklaşımda şirketlerin, yanlızca hissedarlarına değil, aynı zamanda şirketle ilgili tüm taraflara da sorumluluğu vardır. Bunların arasında halk ve çevre de yer almaktadır. İşte düzenlediğimiz panel bu düşünsel ve pratik gelişme bağlamında ele alınmalıdır. Elbetteki muhasebeciler olarak çevre konusunun öncelikle finansmanı ile ilgili boyutta duyarlılık göstermemiz doğaldır. Çevre Temizlik Vergisi olarak 24.7.1992 tarihinde 3914 sayılı yasa ile uygulamaya girmiş olan çevre finansman aracı bu konudaki “kirleten öder” ilkesinin yaşama geçirmiş bir biçimidir. Biz muhasebeciler, hizmet verdiğimiz mükelleflerin çevre temizlik vergilerinin toplanmasında belediyelere yardımcı olmamızın gerekliliğinin bilincindeyiz. Tabii ki mükelleflerden toplanan bu vergilerin yerinde ve en etkin biçimde harcanması gerekir. İşte bu konulardaki teorik ve pratik sorunları konuşmak ve olası çözümler üretmek amacıyla düzenlediğimiz bu panelin yararlı geçeceğini umuyoruz.Bu noktada panelin düzenlenmesinde maddi manevi katkıda bulunan Sampaş Bilgisayar Anonim Şirketi değerli yöneticilerine, Mikro yazılım Limited Şirketi'ne, Escort Computer Elektronik Limited Şirketi’ne ve değerli zamanını ayıran değerli panelistlere de içten teşekkür ediyorum. Bir teşekkürü bugün bizleri onurlandıran sayın Devlet Bakanımız Ali Talip Özdemir'e iletmek istiyorum. Bir teşekkürümü de titiz bir çalışmayla bu paneli düzenleyen Çevre Komisyonu’nun değerli üyelerine iletmek istiyorum. Panelin başarıyla gerçekleşmesi dileğiyle saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum.

Şimdi TÜRMOB Başkanı sayın Mustafa Özyürek'i görüşlerini bildirmek üzere davet ediyorum.

- Mustafa Özyürek

Sayın bakanım, değerli arkadaşlarım. Bugün toplantımıza Küçükçekmece Belediye Başkanımız Sayın Nurettin Şen,Zeytinburnu Belediye BaŞkanı Adil Emecan ve Bakırköy Belediye Başkan Vekili Ahmet Bahadırlı ve sayın bakanımızla birlikte Bakırköy Belediye Meclisi üyeleri yöneticileri ve diğer arkadaşlarımız da katılmıştır. Öncelikle onlara hoş geldiniz diyorum ve değerli meslektaşlarımı saygıyla sevgiyle

selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu toplantının yapılmış olmasından büyük mutluluk duyuyorum. Çünkü muuhasebecilerin, mali müşavirlerin sadece hesap kitapla ve kendi konularıyla ilgilendiğine dair bir genel kanı vardır. Bu toplantı bu kanının yanlış olduğunu gösteriyor. Bizim meslektaşımız ülke sorunlarıyla da dünya sorunlarıyla da çok yakından ilgilidir ve bu arada çevresiyle doğasıyla çevre sorunlarıyla da yakından ilgilidir. Bu toplantıyı düzenlemiş olan Çevre Komisyonu üyelerine gerçekten teşekkürlerimi sunuyorum. Böylesine bir toplantıya öncülük ettiği için de İstanbul Serbest Muhasebeciler Mali MüŞavirler odamızı kutluyorum.

Değerli arkadaşlarım, dünyanın her yerinde giderek çevre duyarlılığı artıyor gelişiyor. İnsanlar belli dönemde güçlerini sadece doğaya hakim olmakla ölçmüşlerdir. Doğaya hakim olmak da giderek biraz doğanın tahribi sonucunu doğurmuştur. Bu sanayileşmenin birlikte getirdiği bir tahribattır. Bu tahribat bugün de aynen devam ediyor. Ama insanlar artık doğayı korumanın ve bu tempoda tahribat devam ederse yaşanılacak bir dünya kalmayacağının farkına varmışlardır. O nedenle de her tarafta özellikle uygar ülkelerde şimdi müthiş bir doğa bilinci, çevre bilinci gelişmeye başlamıştır. Türkiye bu konuda oldukca geç kalmış, pek çok değerinin tahribine göz yummuş bir ülkedir. En güzel denizlerimiz en güzel doğamız tahrip olmuştur, ya fabrika yapılmıştır ya iskana açılmıştır ve ormanıyla, ağacıyla tahrip olmuştur. İlk defa kağıt fabrikası dünyanın en güzel körfezlerinden biri olan Marmara Denizi'nde ve İzmit Körfezi'nde kurulmuştur. SEKA oraya herhalde geldiği zaman insanlar büyük mutluluk duymuşlardır. Bir fabrika açıldığını, insanlara iş imkanı yaratıldığını düşünmüşlerdir. Ama bir süre sonra baktık ki dünyanın o en

güzel denizi peşpeşe gelen fabrikalarla tahrip olmuş. Artık neredeyse su demeye, deniz demeye bin şahit ister bir hale gelmiştir. Bunun gibi pek çok, İstanbul'da oturanlara doğa tahribatını anlatmaya gerek yok. Dünyanın en güzel doğasını maalesef çok tahrip ettik. Bunca tahribattan sonra insanlar doğayı koruma, çevreyi koruma noktasına geldiler. Burada çok eksiğimiz var, fakat başlamış olmasını büyük mutlulukla karşılıyorum.

Bugün bu çevre konusunun öncülerinden biri de aramızda, sayın Ali Talip Özdemir. Biliyorsunuz ilk Çevre Bakanı’mızdır ve belediye başkanlığında ben belediye meclisi

üyesi olarak birlikte çalıştık. O zaman da çevreye ne kadar duyarlı olduğunu çok yakından biliyorum. Tabii başbakanların takdirine karışmak benim haddim değildir, ama, kendisini Çevre Bakanı yapmış olsalardı öyle inanıyorum ki daha yararlı olurdu ülke için. Ama kendisinin, bu görevi de, içinde olduğu görevi de en iyi şekilde değerlendireceğine inanıyorum.

Bir diğer nokta, insanlar sevgilerini, sempatilerini ve takdirlerini açıkça söylemelidirler. Kendisi ile başka partiden olmamıza rağmen görev yaparken de başka partideydik, şimdi de başka partideyiz. Ama çok paylaştığımız noktalarda oldu. Kendisi uzlaşmacı, diyaloğa açık, insana değer veren vasıflarını her zaman takdirle şükranla karşıladım. Bu vasıflarından kendisinin de çok şey kazandığına eminim. Bütün insanlara söylediğiniz zaman bir taktirle, bir sempatiyle anarlar Ali Talip Özdemir'i. Bu önemli bir özelliktir ve inanıyorum ki toplumumuz da bu tip insanlara büyük arzu duyuyor, artık kavgayı değil uzlaşmayı, kavgayı değil diyaloğu

arıyor toplum. Sayın bakanımız bu arayışın simgesidir. Öyle zannediyorum ki Bakanlar Kurulu’nda da yeni hükümette de bu noktada önemli bir görev üstlenecektir.

Değerli arkadaşlarım, bizim camiamız çevre konusuna duyarlıdır, dedim. İlk defa 1950 öncesi Gelir Vergisi, Kurumlar vergisi ve kanunu hazırlanırken hepinizin adını duyduğu Ali Anay Bey o gün kanunları hazırlayan komisyona "arkadaşlar, ekolojik konuları da bu konulara dahil edelim" demiştir. Fakat ekoloji ve çevreyi hiç duymamış olan komisyonun diğer üyeleri "üstadım bırakın böyle alafranga işleri ne alakası var" demişlerdir. Yani düşününüz, 1950 yılında bir maliyeci, bir hesap uzmanı üstadımız, rahmetli büyüğümüz, ekolojinin, çevrenin önemini görmüş ve vergi kanunlarına bunu koymak istemiştir. Maalesef bizim kendi kanunlarımızda hala bu konularda bir düzenleme yoktur. Bugün burada bu panel sırasında eminim tartışılacaktır. Gerçekten artık vergi kanunlarımızı çevre açısından yeni baştan düzenleme ihtiyacıyla karşı karşıyayız ve dünyanın her tarafında çevre muhasebesi tekniği gelişmiştir. Bizim de artık bu konulara eğilmemiz ve meslek camiası olarak bunun öncülüğünü yapmamız lazım. Yani çevre muhasebesinin eğitimine, yaygınlaşmasına öncülük etmeliyiz, bu panel onun bir başlangıcıdır. Vergi kanunlarımızda çevreyle ilgili düzenlemelerin yer almasını mutlaka sağlamalıyız. Bu toplantı bunun da bir öncüsüdür.

Geçtiğimiz aylarda meslek camiasının 100. kuruluş yıldönümüne katıldık. 100. kuruluş yıldönümüne etkinlikleri çerçevesinde bizim giderken kafamızdaki daha çok işte tek düzen muhasebe, vergi planı, vergilendirme filan gibi konuların tartışılacağını zannediyorduk. Fakat sloganları, "İnsan insan içindir" sloganı

altında çevre konularını, insani sorunları, Bosna sorunlarını uzun uzun tartıştılar. Ne muhasebe konuşuldu, ne vergi konuşuldu. Bütünüyle çevre konusu, insancıl sorunlar konuşuldu. Yani bütün dünya, önce hepimiz görevimizi en iyi şekilde yapacağız, gereklerini yerine getireceğiz, ama insani değerlere, insani konulara olabildiği kadar vakit ayıracağız. Onun için ben bu toplantının yapılmış olmasından büyük mutluluk duydum. Mesleki konularımızla ilgili her zaman çalışmalar yapıyoruz, konuşuyoruz, ama bu şekilde çevre konusuna, insani bir soruna el atmış olmamızdan büyük mutluluk duydum.

Değerli arkadaşlarım,bu vesileyle hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, panelimizin yararlı olmasını diliyorum ve başta sayın bakanımız olmak üzere diğer konuklarımıza onur verdikleri ve sıkışık zamanını bize ayırdıkları için tekrar

saygılar sevgiler sunuyorum. Hepinize teşekkürler sunuyorum efendim.


- TÜRMOB Genel Başkanı Mustafa Özyürek'e konuşmalarından dolayı teşekkür ediyoruz.Değerli izleyiciler gerek geçmişte yapmış olduğu Çevre Bakanlığı’ndan, gerekse Bakırköy Belediye Başkanlığı sırasında yapmış olduğu çalışmalardan ve

başarılardan çok yakından tanıdığımız Devlet Bakanımız Sayın Ali Talip Özdemir'i konuşmalarını yapmak üzere mikrofona davet ediyorum.


- İstanbul Serbest Muhasebeci Mali MüŞavirler Odası'nın değerli temsilcileri ve birlik başkanımız Mustafa Özyürek bey, oda başkanımız, belediye başkanlarımız, değerli misafirler, kıymetli konuklar, sevgili basın mensubu arkadaşlarım. Bu toplantıda benim emeğim olduğunu ifade etmek istiyorum. Bunu söylerken gerçekten çok yoğun bir mesai içerisinde Ankara'dan gelişimi kastetmek istiyorum. Rahmetli Özal’la birlikte 1987 yılından itibaren sivil toplum örgütlerinin çok ciddi bir şekilde artık ülkemizde bir yapılanma içersinde olması gerekliliğine inandım. Bu yüzden özellikle sizin gibi dünyada ve ülkemizde geliŞmelere ışık tutan sivil toplum örgütlerinin artık bir dernek çerçevesi içerisinde değil de bir oda bünyesinde bulunmasnın çok büyük faydası olduğuna inanmıştım. Bu vesileyle Plan Bütçe

Komisyonu’nun eski milletvekili olarak, o dönemde Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak parlementoda meslek gruplarının odalar nezdinde temsil edilmesi için kanun teklifini savunan arkadaşlardan bir tanesiyim. O yüzden bu toplantıda, oda birliği içerisinde arkadaşlarımızın biraraya gelmesinde katkım olduğu için bu toplantıda emeğim olduğunu ifade etmek istiyorum. O yüzden gerçekten çok teşekkür ediyorum

başkanımıza. Özellikle sayın Özyürek Bakırköy Belediyesi’nde bizim belediyemizin Meclis Başkanı’ydı. Çok güzel bir program içerisinde iyi şeyler ürettik o dönemde. Bakınız Türkiye çok sıkıntılı bir dönem geçiriyor. Bizde yasa gereği seçimler 5 yılda bir yapılır. Ama 5 yıl sonrasında ertesi gün tekrar politika başlıyor ve 5yıl süre içerisinde tekrar sanki seçim dönemindeymiş gibi insanlar birbirleriyle tartışıyorlar. Mutlaka demokratik ortamda, demokratik kitle örgütleri bu tartıŞmayı meşru bir zemin üzerinde yapacaklar, ama sanki seçim arenasındaymış gibi birbirlerini itham edercesine, birbirlerine karşı olumsuz bir tablo içerisinde bu tartışmayı sürdürürlerse ülkenin bugünkü sıkıntılı görüntüsünü aşmamız pek fazla mümkün olmayacaktır.
Şu anda bir konsensüsün görüntüsüne ihtiyacımız vardır bizim. Bu gerek parlementoda gerek siyasi partiler içerisinde gerekse sivil toplum örgütlerinde ve sizin de içinde bulunduğunuz her türlü ortamda bir araya gelerek, ülkenin ana

temel problemleri üzerinde bir mutabakata varmamız gerektiğine inanıyorum. Ben şahsen o dönem içerisinde Belediye Meclisinde, Parlementoda da, şimdi de Bakanlar Kurulu’nda bu konsensüsün gelişmesi için mücadele eden kardeşlerimizden bir tanesiyim. Mutlaka insanların kendi fikirleri vardır. Onları uygulamak, onları gündeme getirmek için mücadele edeceksiniz. Ama bu geminin içerisinde hepimizin olduğunu, bu tartışmayı, bu platformu genişletirken ülkenin menfaatlerini dış politikasında özellikle zarar vermemek üzere beraberliğin gelişmesinde büyük fayda olduğuna inanıyorum.O yüzden sayın Özyürek'e teşekkür ediyorum. Hakikaten bir sosyal demokrat olarak fevkalade hoş görülü bir yaklaşım içerisinde bizim o çalışma programımıza katkıda bulundular. Bugün de aynı ortamda bu programın gelişmesi için mücadele eden iyi bir teknisyen olduğunu söylemek istiyorum.

Efendim çevre bizim ülkemizde aslında diğer idari mekanizmalarla birlikte gelişmeye başlayan bilincinin yaygın hale geldiği bir önemli konu, hatta birçok konuyu içerisine alan birinci konu demekte fayda var. Çünkü çok kısa süre içerisinde gündemde olan bir İngiltere'de özellikle Londra'da baŞlayan bir deli dana hikayesi bugün bütün dünyayı çok yakından ilgilendirdi. Hatta ülkemizi bu konuda daha hassas bir hale soktu.O kubbede hoş bir seda nebiinden, bu konunun ilk Çevre Bakanı olması onurunu her zaman taşıyorum ve gururunu her zaman taşıyorum. Ne

yapabildim? Belki ilk etapta çok önemli şeyler ortaya çıkmadı. Ama şunu açıkca ifade etmek istiyorum. O dönem içerisinde tavrımız ve amacımız sadece ilk etapta çevre bilincinin yaygın hale gelmesiydi. Sanıyorum bu program gelişmeye devam ediyor. Öncelikle insanların çevre konusundaki bilinci yaygın hale getirip özümsemesi gerekmektedir. Bu konuda Türkiye'de artık terennüm edilmeye başlandı ve şimdi yeni bakanımızda, diğer arkadaşlar da, benden sonra gelen arkadaşlarımız da fevkalade hassas bir şekilde konuya eğilmektedirler. Tekrar belediye başkanlığına

dönüyorum. Aslında sivil toplum örgütleri yerinde yönetimle güçlenen bir yapıda eğer akılcı bir çalışmaya başlarlarsa çok daha önemli bir program uygulayacaklarına inanıyorum. O yüzden de hemen belediye başkanlarımla burada parlamentoda, Bakanlar Kurulu’nda biran önce 1580 sayılı yasayla 3030 sayılı yasanın tekrar revize edilerek yerinde yönetime ağırlık veren bir mekanizma içerisinde gelişmesi gerekmektedir. Çevrenin korunması da bunun içerisinde yapılmaktadır aslında. Bu tablo içerisinde gelişmektedir. O yüzden bir an önce bu konunun tekrar revize edilerek çıkartılması belediyelere, yerel yönetimlere gereken ağırlığın verilmesi gerekmektedir. Bakın size mesleğinizle ve konu itibariyle içinde panelimizin konusu

olması dolayısıyla çok çarpıcı bir örnek vermek istiyorum.Yine Bakırköy'de belediye başkanlığım döneminde çevre temizlik vergisi adı altında çöp toplama vergisi

dediğimiz, vatandaşın öyle terennüm ettiği bir vergi konuldu. Bu aslında belediyeler için çok rahatlatıcı bir gelir kaynağı oldu ve belediyelerimiz bundan nemalandı. Tahmin ediyorum 93 yılında 7 trilyon mertebesinde bir rakam sisteme dahil edildi ve bu dönem içerisinde de, 96 da'da hesaplara göre 25 trilyon gibi bütçenin 8'de 1'i gibi bir rakam belediyelere vergi olarak aktarılmaya çalışılmaktadır. Bunda hiçbir terettüdüm yok.Yani belediyelere kaynak sağlanmasına bir itirazım olmuştu o zaman belediye başkanı olarak. Ben zamanın çevre bakanına bir telgrafla, bir faksla bu konuyu açıklayıcı bir talepte bulunmuştum. Bunu vergi olarak yapmayınız, çevre korunmasının bir prensibi vardır, kirleten öder. Eğer bu prensibi bu konuda geniş

perspektifte uygulamaya koyamazsınız Belediyeler zaten çok büyük bir borç batağı içinde. Oradan alınan paralarla, oradan gelecek imkanlarla biz çevre konusunda ciddi çalışmalara giremeyiz. Bir belediye başkanı olarak o zaman içerisinde, ekonomisinde ve gelirlerinde sıkıntı olan bir belediye başkanı olarak çok açık bir şekilde bunu duyurmuştum ama onlar da o bürokratik hızlı çalışma temposu içerisinde bu



konuda taleplerimizi pek fazla değerlendiremediler. Bundan maddenin ruhuna uygun olmak üzere % 20'si hiç olmazsa çöp depolu alanlarının oluşturulmasında kullanılır ibaresini gerçekleştirebilmek mümkün olsaydı diye düşünüyorum. Ama maalesef o günden itibaren çok ciddi olarak takip ettim, araştırdım. Malesef bu amaçla toplanan verginin % 20 oranında çöp depolu alanları veya tekrar değerlendirme, yeniden kazandırma, recycl konusunda kullanılmadığını gördüm. Bu imkan da yok zaten. Belediyelerimiz için % 20'sinin 3030'dan büyük şehirlere aktararak o bölgenin çöp problemlerinin çözümünde yeniden yeni çöp depolu alanlarının yapılmasında çöp izale edilmesinde ve recycle olarak geriye dönüşümde kullanılmasında bu sistemin gelişmesi gerekiyordu. Ama maalesef yerine getirilemedi. Bu yüzden muhasebeci arkadaşlarımla beraber bu konuda tekrar yeni bir hazırlık safhasında işbirliği içerisinde olabiliriz.Eğer bu konuda bize ışık tutarsanız gerçek piyasada uygulayıcı olarak sizler hangi noktada hatalar varsa benim gördüğüm hatayı size arz ediyorum. Ayrıca bir de buna ayrıca bir kalem olarak toplanmanında sıkıntı içersinde görüyorum. Belki su faturasına ilave etmek gibi bir kolaylıkla bu sistemi geliştirmek hem ekonomik olma açısından, hem de belediyelerin yükünü azaltma açısından fevkalade önemli olacaktı diye düşünüyorum. Bugün artık kullandığımız çevrenin bir değerinin olması gerekmektedir. Toprak, su, hava gibi ama geriye dönüşümlü bu sayım yapılacağı için bu değeri ortaya koymamız da fevkalade zor bir hale gelmiştir. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu en önemli çevre sıkıntısı erozyondur. Eğer erozyonu kontrol altına alamazsak biz nasıl çok ciddi manada bize verilenle ortaya koyduk. 2020 yılında gerçekten yedi ülkeden bir tanesi olan, kendi kendine yeten Türkiye Cumhuriyeti Devleti kıraç bir arazi içerisinde dışardan yardım bekler bir hale gelecektir. Bu çok vahim bir görüntüdür, çok üzerinde durulması gereken bir noktadır. Ama biz bunu hep çok söylüyoruz, parlementoya da girip orada da çok konuşuyoruz. Bir türlü önlemini alamadık. Hala Mera Kanunu çıkmadı. Onun için bu Mera Kanunu’nun da çıkması için ben bizzat yine çevre bakanımızla birlikte her ne kadar enformasyondan sorumlu devlet bakanı da olsam bu konuda daha ciddi bir yaklaşımla, arkadaşlarımla işbirliği yaparak konunun önemini ortaya koymak durumundayız. Hepinizin bildiği rakamlar işte insanların aklında kalabilmesi için bir yıl içerisinde 500 milyon metreküp toprak, 500 milyon ton alüviyonlu diğer malzemeyle beraber 800 milyon ton malzeme akarsular vasıtasıyla denizlerde kaybolmaktadır. Yani bu sürekli Kıbrıs adasının 5 cm kalınlığındaki büyük bir toprak kitlesinin kaybolduğunu düşünecek olursak bu vahim görüntü ülkemiz için dünyada birinci sırada bir erozyon kaybına uğrayan ender ülkelerden bir tanesi olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu konuda herkesin çok ciddi manada hassas olması gerektiğine inanıyorum. Arkasından biraz önce söylediğim gibi çevre noktasında çok büyük felaketleri beraber yaşamamak için, bu çevre vergisini ben belki biraz uzattım, kusura bakmayın. Panelistleri bekletmek istemiyorum. Aslında çevre konusunda azalt, kullan geri kazan ve uygun bertaraf et prensibini mutlaka sisteme dahil etmemiz gerekiyor. Azaltmak, yani bugün gelişmiş toplumlarda çöpler çok daha değişik dizayn edilmektedir. Bizim çöp depolu alanımızın yani İstanbul Halkalı çöplüğü kapandı gerçi ama, gidip etüd ettiğiniz zaman bunun % 60'ının çöp olmadığını görürsünüz. Çok enteresan bir rakam, % 60 malzeme orada çöp değildir, recycl olarak geriye dönüşümü mümkündür o malzemenin. Gerçi şimdi geçmiştir orada yapılacak tek işlem komposto değildir. Sadece çevre olarak geriye kazanım o toprak için rehabilite edilebilir, ancak üzeri kapanacaktır. Gaz çıkışı ile belki mutfakta kullanacağımız gazı elde edebiliriz, orada bir de acı su dediğimiz suyunu çekerek kanalizasyonla bağlantılı değişik bir modeli orada kurmamız mümkündür. İnsanların kafasında kalabilir, orayı tekrar kazandırmak başka türlü mümkün değildir şu anda. Halkalı çöplüğünde hem % 60 yer tasarrufu sağlayacaksınız, hem de o % 60’ı recycle olarak kullanıma açacaksınız.Bu yüzden az kullan, geri kazan, uygun bertaraf et. Mutlaka artık çöp vergisinden elde edilen miktar % 20 oranında gerçek manada uygulamaya konmalı ve çöp depolu alanlarının bu şekilde bir an önce ülkenin çok değişik noktalarında dizayn edilmesi gerekir ki bunun önceliği İstanbul'dur. İstanbul'da maalesef çöp problemi hala çözülememiştir ve giderek artmaktadır. Çünkü yaklaşık 12.000 ton civarındadır günlük. Her ne kadar literatürde 18.000 ton civarında olarak geçiyorsa da benim ölçümüme göre 12.000 tona varan bir çöp miktarı vardır. Aslında bu konuda çalışan arkadaşlar Türkiye'nin günlük çöp miktarının 50.000 ton civarında olduğunu düşünecek olursak İstanbul'un bu konuda ne kadar büyük bir hacme sahip olduğunu ve ne kadar acil bir duruma gereksinim duyduğunu ortaya koymaktadır.

Değerli misafirler, biraz önce de arz etmeye çalıştım. Şahsen yirmi gündür çok daha farklı bir çalışma ortamından, çok daha huzursuz bir çalıŞma ortamında bir şeyler üretmeye çalışıyorum. Bana verilen devlet bakanlığı görevi içerisinde ülkemin sıkıntıları büyük ama ben şunu hep çalışma periyodu içerisinde, çalışma hayatında hep şunu gönlüme sindirdim. Bu makamlar ağlama makamı değildir, şikayet makamı da değildir. Madem bu görevi kabul ettiniz en uygun olanını halka, vatandaşa, insanlara objektif onların hakkını yemeden dürüst bir şekilde yapma zorunluluğuna sahipsiniz. Aksi taktirde kimse sizi bu makamda zorla silah gücüyle tutmuyor. O yüzden ben başta kanunun çok ağır ve sıkıntılı olduğunu söylerken şikayet ebabında arz etmek istemiyorum noktayı. Ama hakikaten yapılmış bir bütçeyi devraldık. Ancak bir iki nokta da rehabilitasyon çalışması yapma imkanına sahibiz. 802 trilyonluk bir açık olan bütçe ve bu bütçenin 404 trilyonluk Şu an gerçekleşmiş açık itibarıyle.O zaman geriye kalan periyot içerisinde açığın daha da fazla olacağı gözükmektedir. Bütün bunları zor bir dönemde çok zor bir bütçenin teslin alındığını veya öyle geliştiğini göstermek açısından ifade edilmiştir.Bu demektir ki bundan sonra kaynakları bakanlık görevi görevi içerisinde bulunan insanların, parlementonun çok ciddi manada kaynakları israf etmeden yerinde ve bizzat iŞin baŞına giderek, sahip olarak, kordinasyon mekanizmasını çalıştırarak dizayn etmesi gerektiğine inanıyorum. Aksi taktirde sıkıntı giderek büyüyecektir. Onun için herkesin buna ortak bir tavır içersinde destek olması gerektiğine inanıyorum. Biraz önce benim görüşüm ve felsefem doğrultusunda 5 yıllık periyot içersinde eğer seçim tekrar yapılacaksa gene insanlar bunun mücadelesini verir .Ama bu ülke bizimdir ve Şimdi içinde bulunduğumuz durumu değerlendirerek objektif bir çalışma ortamında bunu gerçekleştirmek zorunda olduğumuzu ifade etmek istiyorum ve dıŞ politikadaki sıkıntımıza herkesin, her siyasi partinin ayrı bir görüşle görüşlerini beyan etmesi, ayrı bir tavırla görüşlerini beyan etmesinin fevkalade büyük sıkıntılar yarattığını çok yakından görüyorum. O yüzden aynı gemi içersinde olan vatandaşlarımızla birlikte inşallah ümit var olarak bu konuda çok çalışan bir kardeşiniz olarak bir şeyler yapabilme çabası içersindeyiz. Sizin desteğiniz olmadan, kamuoyunun desteği olmadan bir yere varmak mümkün değil. Bu konuda umutlu olmanın gerekliliğine inanıyorum. Türkiye'nin kaynakları var.Bu kaynakları fizibıl kullandığınız zaman, objektif kullandığınız zaman,başkalarıyla paylaşmadığınız zaman, kendi yakınlarınızla paylaşmadığınız zaman Türkiye'nin kaynakları kendine yetecek durumdadır. Ben buna gönülden inanıyorum ve bu vesileyle tekrar bu organizasyonu yapan arkadaşlarımı gönülden kutluyorum. Bir kardeşiniz olarak orada her ne kadar muhasebeci olmasam da bir mühendis arkadaŞınız, kardeŞiniz olarak her zaman orada sizin gözünüz, kulağınız olmaya hazır olduğumu ifade ediyorum, sevgiler, saygılar sunuyorum.



Yüklə 132,13 Kb.

Dostları ilə paylaş:
  1   2   3




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə