T. C. İStanbul 13. AĞIr ceza mahkemesi


Duruşmaya kısa bir ara verildi



Yüklə 1,24 Mb.
səhifə4/10
tarix31.10.2017
ölçüsü1,24 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10

Duruşmaya kısa bir ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Tanık odasındaki Gizli Tanık 17 daha önceki oturumlarda olduğu şekilde huzura alındı.

Doğrudan soru sorma işlemine devam olundu.

Mahkeme Başkanı: "Buyurun. Savcı Bey buyurun.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sayın Başkan izninizle sorularıma devam ediyorum. Oturuma ara vermeden önce. Tanık 17 sesim geliyor mu?”

Gizli Tanık 17: “Geliyor efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Oturuma ara vermeden önce size bir soru sormuştum. Veli Küçük’ün Kuvayı Milliye 1919 Derneğinin Kadıköy’deki genel merkezine geldiği konusunda beyanınızı açıklamanızı istemiştim. Yarım kalmıştı.”

Gizli Tanık 17: “Evet efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne zaman geldi, orada kimler vardı, neler yaptı. Kimler gördü onları açıklar mısınız açık açık?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim derneğe çok gelen giden olduğundan dolayı yani böyle bir kere Kahraman Şahin Hüseyin yoktu Hüseyin pek çıkmazdı paşanın odasına.”

Mahkeme Başkanı: "Mikrofona yaklaşın ve yüksek sesle konuşun.”

Gizli Tanık 17: “Özür dilerim efendim. Şimdi bir de diğer paşanın yanında gelenler vardı. Ben vardım. Yani toplam 10 kişi civarında zaten çoğu paşanın yanında gelmişti efendim Mehmet Fikri paşamız vardı. O 10 kişi civarında zaten oda o kadar büyük değil yani odayı doldurmak çünkü ağır misafir geldiği için zaten gecenin saat on bir…”

Mahkeme Başkanı: "İsimlerini tek tek söyleyebilir misiniz?”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Mahkeme Başkanı: "İsimlerini tek tek söyleyebilir misiniz?”

Gizli Tanık 17: “Bir tanesi Kahraman Şahin teşkilattan. Bir tanesini hatırlayamıyorum çünkü çay getirip götüren bir arkadaştı. Bir ben vardım bir Mehmet Fikri Kara. Ondan sonra efendim bir de gece saat 11 civarlarında olduğu için pek böyle tenhaydı yani o açıdan dedim yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne yaptı yani orada gelip konuşma mı yaptı oturdu gitti mi ne yaptı?”

Gizli Tanık 17: “Ya geldi işte Çanakkale, Çanakkale’deki olay biraz şey oldu yani oradaki kitleyi bölme gibi bir şeye girdi. Yani kitle mesela oraya diyelim ki bütün siyasi gruplar veya marjinal ufak ulusalcı gruplar toplandı ya. Şimdi bunların içinde böyle Tuncay Özkan’a aşırı bir tepki olunca bunlar tabi duyuldu. Hatta provokasyoncu diye bizi şey etmeye başladılar. Tabi o günlerde de ulusalcıların birlik ve beraberliği çok öne çıktığı için buna çok değer veriyorlardı. İşte o sebeple gelmiş olabilir yani paşa.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Veli Küçük’ün Ümraniye ilçesinde bir koruduğu güvenlik şirketinin koruduğu bir binadan bahsediliyor ifadenizde.”

Gizli Tanık 17: “Evet, evet Kahraman’la ilgili.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu konuyu açıklar mısınız nasıl oldu bu olay?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim orası ma… maruf bir yer yani böyle eskiden market olmuş.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Adres olarak verebilir misiniz?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sokak, cadde adres verebilir misiniz?”

Gizli Tanık 17: “Efendim şimdi adres olarak değil de fakat merkezi bir yerde tam karşısında çok meşhur bir inşaat şirketi var şimdi aklıma gelir böyle ama maruf bir yer. Eski bir market eski süper bir marketmiş orası.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Bir dakika. Orası süper...”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Karşısında ne inşaatı vardı?”

Gizli Tanık 17: “Süper bir marketmiş.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Karşısında ne var veya yanında, önünde dediniz ne var?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bir orayı tarif etmek için kullanabileceğiniz yakınında okul mu, spor salonu mu yani hastane mi bir şey var mı yani bilinebilecek veya (1 kelime anlaşılmadı).”

Gizli Tanık 17: “Tam karşısında inşaat şirketi vardı efendim bir şey.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Neydi inşaat şirketinin ismi?”

Gizli Tanık 17: “İşte onu onu hatta devamlı reklamlara çıkar bir büyük bir inşaat şirketi. Şimdi aklıma gelir böylede site vardı büyük baya blok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Böyle sokak olarak pek hatırlayamıyorum ama Gülay Altun bir eski Anayasa Mahkemesi Başkanı bir hanımefendinin olduğunu onu da ben nereden bana söyledi oradaki çalışan oradaki personeller söyledi efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim vardı orada, kaç kişi vardı?”

Gizli Tanık 17: “15 kişi civarında vardı. 2’de biz gittik.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne yapıyorlardı orada?”

Gizli Tanık 17: “Efendim valla böyle bir teras gibi değil de teras var, terasa çıktılar. Orada bir iki esrar sardılar ondan sonra aşağı indik. Aşağıda yine ayrı bir kapalı alan var. Orada oturuldu muhabbet, sohbet. Ondan sonra teşkilatlanmalardan…. biz dedik siz gelin, biz gidelim böyle bir kaynaşma havası oldu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Veli Küçük ile ne irtibatı var yani o gençlerin orada olan kişilerin Veli Küçük ile ne irtibatı vardı, yani nereden çıkartınız Veli Küçük’ü?”

Gizli Tanık 17: “Efendim şimdi Veli, Veli Bey, Veli Paşamız özellikle biraz gözü kara, biraz daha sahipsiz böyle efendim sabıkalı tipleri zaten hepsi böyle yani bir tane böyle şey yok içlerinde yani böyle istikrarlı bir arkadaş ben görmedim. Çoğu pazarcı da varmış içlerinde pazarcı. Birkaç tanesi pazarcı. Hani böyle kullanılabileceği, kullanabileceği insanlar benim gibi insanlar efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O insanları bahsediyorsunuz da Veli Küçük ile ne ilgisi var o kişilerin yani nereden irtibat kuruyorsunuz?”

Gizli Tanık 17: “Efendim Veli Küçük. Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Veli Küçük’ün tanıdığı olduğunu onun adamı olduğunu nereden çıkarıyorsunuz?”

Gizli Tanık 17: “Efendim kendileri söyledi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne dediler?”

Gizli Tanık 17: “Veli Abi, Veli Abi diyorlar Paşam diyorlar başka Paşam diyorlar yani başka Paşam hatta çeşitli yerlerde de varmış. Oralara sırayla yolluyormuş.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Net olarak ne dediler size yani net olarak?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Net olarak ne dediler Veli Paşa ile ilgili?”

Gizli Tanık 17: “Valla işte Veli, Veli Paşanın da bir teşkilatının olduğunu hatta bir birkaç tanesinde böyle silah vardı böyle normal ufak tüfek silahlar. Yani biz Veli, Veli Abi için ölürüz, Veli Abim bize hepimiz babamız böyle yani emir kipi insanlar yani. Bu kadar efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet bir 150 kişiden bahsediyorsunuz?”

Gizli Tanık 17: “O 150 kişi bize liste verdi. Bize bizden o kontenjanı bize verdi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “150 kişi siz hazırlayın mı dediler size?”

Gizli Tanık 17: “Evet bize dedi 150 kişi hazırlayın. Hatta 1 tane müdürü getirdi bir bi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim dedi yani bunların içinde hangisi ismi filan var mı?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kiminle muhatap oldunuz ismi nedir oradaki kişilerin?”

Gizli Tanık 17: “Bir, bir müdür getirdi. Şeymiş yani bu işleri yapan bir vatandaş geldi dedi ki tam 150 kişilik dedi kontenjanımız var dedi. Yalnız dedi seçip alınacak dedi işte mülakat.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nereye alınacak bunlar?”

Gizli Tanık 17: “Şeye bir güvenlik şirketi işte o da çeşitli.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İsmini biliyor musunuz şirketin?”

Gizli Tanık 17: “Valla ben geçmişte hatırlayamadım ama bir ismi vardı orada yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bilmiyorsunuz.”

Gizli Tanık 17: “Unuttum yani şimdi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet bu insanlar toplanacak diyorsunuz, bütün sivil toplum kuruluşları.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ankara’da meclis önünde büyük bir kalabalık toplanacak.”

Gizli Tanık 17: “Evet efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Toplanan insanların birden bire ceplerinde kalpakları.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bordo ve siyah bereleri takarak.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Meclise yürüyecekleri, kalabalıkların önünde bu oluşumda yer alan Ahmet Hurşit Tolon ve bir kısım emekli paşaların yer alacağı.”

Gizli Tanık 17: “Evet çevresinde de biz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Meclisi koruyan askeri birliğin bu kişileri görünce direnemeyecekleri anlatılıyordu diyorsunuz.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim anlattı bunları size?”

Gizli Tanık 17: “Mehmet Fikri Karadayı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Siz kimden duydunuz bizzat duyduğunuz kişi kimdir?”

Gizli Tanık 17: “Mehmet Fikri Karadayı’nın bu özellikle planı. Özellikle bütçeyi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nerede anlatıyordu bunu başka duyan oldu mu sizin dışınızda?”

Gizli Tanık 17: “Şeyde efendim kendi başkanlık odasında, bütün hepimizi topluyordu. Aman çocuklar, aman çocuklar meclisi ele geçireceğiz, pazarlık edeceğiz. Pazarlık bir de pazarlık edecek yani kimle edecek? Demek ki o zaman öyle bir şey olsa Allah korusun askeriye çevrilecek çünkü hepsi isimli adamlar efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Şener Eruygur’un da ismi geldi. Şener Eruygur paşanın da ismi geçti. Yani böyle.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Burada Ahmet Hurşit Tolon’dan bahsetmişsiniz.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu kişiyi gördünüz mü hiç yani derneğe geldi mi veya dışarıdan?”

Gizli Tanık 17: “Efendim ben ismen, ismen yani ismen.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “İsmen mi söylüyordu?”

Gizli Tanık 17: “İsmen yani o.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Mehmet Fikri Karadağ’dan mı duydunuz?”

Gizli Tanık 17: “Mehmet Fikri Karadağ’dan duydum efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Şener Eruygur’u nerede duydunuz?”

Gizli Tanık 17: “Şener Eruygur da o, o da söyledi. Onu da söyledi de ben o gün.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Onu ne şekilde söyledi?”

Gizli Tanık 17: “İfademi onu not düşmedim yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Onu ne diye söyledi anlamadım.”

Gizli Tanık 17: “Aynı o da emekli grupta o da yani bütün bu ulusalcılar efendim Atatürkçü Düşünce Derneği, çağdaş bilmem ne işte bütün ulusalcı hepsi oraya toplanacak. Ondan sonra herkes cebinden bir anda efendim beresi olan bere, kalpağı olan kalpak. Yürüyecek 10. yıl nutku marşı söylenecek, meclise asker afallayıncaya kadar zaten içeri girilmiş olacak. Yani bir nevi meclis işgali gibi bir şey düşünüyorlardı. Çünkü son çare diyorlardı, askeriye diyorlardı hain diyorlardı. Askeri.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Tarih veriyorlar mıydı bu konuda bir tarih veriyorlar mıydı?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi tarih veremiyorlardı. Niye veremiyorlardı kendi aralarında birlik yoktu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Kendi aralarında.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yine.”

Gizli Tanık 17: “Şimdi bunların bir şeyi vardır.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Sayın Savcım şimdi şuanda bu ana davada yargılanan önemli kişilere bakacağız. Bunların ya siyasi partisi var, ya televizyonu var ya bir makamı var, yani bunlar makam sahibi insanlar. E makam sahibi insan muhakkak öne çıkmak ister. Benim tahminim, benim görüşüm veya izlenimlerimde hepsi öne çıkmak istiyorlardı. Bunun en yakın örneğini anlatabilir miyim efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani sorularım net yani kısa kısa cevaplar verirseniz.”

Gizli Tanık 17: “İzmir mitinginde bu meydana çıktı. İzmir mitinginde Kuvayı Milliye’ye protokolde yer vermeyince Hüseyin, İmam şey Hüseyin Görüm, ben saldırdık şeye, paşayı yukarı çıkarttık çok büyük münazara çıkarttı adamlar almadı yani bizi almadı. Ne dese almadılar korkuyorlardı çünkü hepimiz bereli mereli.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim, kim tertip etmişti İzmir mitingini?”

Gizli Tanık 17: “Yine aynı şey organizasyon.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim onlar organizasyon dediğiniz?”

Gizli Tanık 17: “Yani şeyler cum… Cumhuriyet mitinglerini organize edenler.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Yani organize edenleri ben pek bilmiyorum efendim ama.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bilmiyorsunuz.”

Gizli Tanık 17: “Bir şey bildiğim va…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani size engel olmak isteyen kimdi, orada bulunmanızı istemeyen kimdi?”

Gizli Tanık 17: “Atatürkçü Düşünce Derneği.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Atatürkçü Düşünce Derneği.”

Gizli Tanık 17: “Atatürkçü Düşünce Derneği efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Anladım. Şimdi beyanınızda Mehmet Fikri Karadağ’ı, Hüseyin Görüm’ün takip ettirdiğinden bahsediyorsunuz.”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hüseyin Görüm’ün Mehmet Fikri Karadağ’ı takip ettirdiğinden söz ediyorsunuz.”

Gizli Tanık 17: “Evet efendim evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Niçin takip ettirdi ve ne elde ettiniz bu takipten?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi, şimdi efendim bu paşa kızdığı zaman mesela uyuşturucuya şuna buna çok kızardı. Ama bilmiyorum niye engellemiyordu. Derdi ki bak bir şey olurdu ben çocuklara danışıyım, Hüseyin Görüm’ün de en kızdığı kelime bu. Ya bu kime gidiyor ya. Bizim yönetimimiz var biz burada eşekbaşı mıyız? Biz neyiz ya bu gide gide bizi, nereye gidiyor derken o yöntemle takip ettirdi. Ondan başladı efendim. Yani şüpheleri kendi ağzından kaçırdı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nereye gitti yani Mehmet Fikri Karadağ nereye gitti, kimle görüştü? Yani.”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu takipten ne elde ettiniz?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi bu paşanın şeyde Kadıköy’de Acıbadem’in üst tarafında bir evi var. Her zaman arabayla gidiyordu o gün yaya.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ailesinin oturduğu bir yer mi başka bir yer mi?”

Gizli Tanık 17: “Kendi evi orada bir ara sokakta güzel bir evi var efendim daire tipi bir şey. Oradan elinde çantayla Üsküdar’a indi, Üsküdar oradan Üsküdar’dan Karaköy’e indi zaten Karaköy’den yayan o zaten ara sokakta orada ufak eski ta antika bir kilise. Oraya girdi zaten bende geldim söyledim. Dedi ya bu zaten Hıristiyan dedi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne zaman oldu bu gündüz vakti mi, gece vakti mi?”

Gizli Tanık 17: “Gündüz, gündüz, gündüz, gündüz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Gündüz vakti. Başka girip çıkan var mıydı o kiliseye?”

Gizli Tanık 17: “Efendim araba çoktu. Yani içeride bir aktivite vardı belliydi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Ben geldim söyledim. Dedi ki bu zaten Hıristiyan dedi ya. Bu dedi zaten kendisi dönme dedi ya.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. İç, içeride kimlerle görüştüğü konusunda bir bilginiz var mı?”

Gizli Tanık 17: “Malumatım yok efendim çünkü biz öyle yere.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yok.”

Gizli Tanık 17: “Biraz şey. Çünkü aslında ben merak etmedim de değil de.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani gittiği yer Türk Ortodoks patrikhanesi diyorsunuz, öyle mi kilise?”

Gizli Tanık 17: “Evet, evet efendim, evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kiliseye girdi öyle mi hiç?”

Gizli Tanık 17: “Girdi, girdi efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Girerken oradaki polisler veya işte şeyler bir şey sormadılar mı?”

Gizli Tanık 17: “Efendim o elinde çanta girdi zaten onun konuşu ben girsem belki ben haydut tipim bana sorardı ona sormadı efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sormuyorlar. Yine ifadenizde Kemal Kerinçsiz’den bahsediyorsunuz. Mehmet Fikri Karadağ’ın hazırlatmış olduğu bakır levha olarak beyan etmişsiniz ancak yuvarlak şekilli bir levha diyorsunuz.”

Gizli Tanık 17: “İçinde boşluk olarak terazi var.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu duruşmada plaket olarak anlaşıldı.”

Gizli Tanık 17: “Plaket değildi efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Plaket işte verilmesiyle ilgili prosedürlerden bahsedildi. Nasıl bir şeydi yani tam olarak tarif edebilir misiniz siz götürdüğünüz şey nasıl bir levhaydı?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim. Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Paket içerisinde miydi?”

Gizli Tanık 17: “Değil efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nasıl götürdünüz, ne şekilde verdiniz biraz ayrıntılı açıklar mısınız?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi, şimdi ben onu net açıklayayım Kemal Beyde bunu hatırlayacak. Hatırlayacak.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani tarih olarak filanda yakın bir zamanını söyler misiniz?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi bakırın eskimiş tipini düşünelim bir bakır şey pirinç, pirinç. Bakır değil pirinç.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Pirinç evet.”

Gizli Tanık 17: “Böyle bir yuvarlak halka düşünelim güzel.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Halka şeklinde pirinç.”

Gizli Tanık 17: “(1 kelime anlaşılamadı) halka. İçinde adalet terazisi var.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Terazi var.”

Gizli Tanık 17: “Aldı benden dedi ki bunu dedi onların derneği varmış.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu ne süs eşyası mıdır nedir bu yani üzerinde Kemal Kerinçsiz’e işte teşekkür ederiz filan bir şey mi yazıyordu neydi?”

Gizli Tanık 17: “Vardı ufak bir kart vardı da ben dikkat etmedim yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hayır o levhanın üzerinde herhangi bir yazı var mıydı Kemal Kerinçsiz veya Kuvayı Milliye’yi andıran bir şey var mıydı?”

Gizli Tanık 17: “Değil. Kuvayı Milliye şey eden hiçbir şey yoktu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yoktu. Yani herhangi, hediye mi bu?”

Gizli Tanık 17: “Yalnız ben bir şey hatırlatmak istiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu götürdüğünüz şey hediye miydi?”

Gizli Tanık 17: “Hediyeydi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hediye yani plaket veya başka bir şilt, ödül değil öyle mi?”

Gizli Tanık 17: “Yok, yok yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Anladım.”

Gizli Tanık 17: “Kemal Bey bunu aldı dedi ki ya bizim derneğe götürelim dedi. Onların bir derneği varmış ne derneğiyse. Sonradan ben anladım ki bunların hukukçular derneği var ya:”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Orada herhalde yine duvarda asılıdır orada.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hukukçular Derneğine mi götürdüğünüz siz bunu?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hukukçular Derneği binasına mı götürdünüz, kendi bürosuna mı götürdünüz?”

Gizli Tanık 17: “Yok ben kendi bürosuna götürdüm, bürosuna götürdüm. Bürosundaki.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nerede bürosu?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kemal Kerinçsiz’in bürosu nerede?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi Vatan Caddesinden yukarı doğru çıkıyorsun orada Türkiş Blokları mı, Emlak blokları mı öyle bir şey eski bir site ama ikişer katlı ikişer katlı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani büroya girdiğinizde kimle görüştünüz?”

Gizli Tanık 17: “Efendim direkman Kemal Beyle görüştüm elinde evraklar vardı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Girişte hemen Kemal Bey mi oturuyordu?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani büroya girdiğinizde kimle karşılaştınız?”

Gizli Tanık 17: “Hayır efendim girişte bir delikanlı faks çekiyordu orada yine böyle etine.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nasıl birisiydi o?”

Gizli Tanık 17: “Etine dolgun bir arkadaş yani orada herhalde…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Adını biliyor musunuz?”

Gizli Tanık 17: “Bilmiyorum efendim ben zaten ayaküstü…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bilmiyorsunuz. Ne dediniz yani o şahsa ne söylediniz?”

Gizli Tanık 17: “Dedim ki; Kuvayı Milliye’den dedim Mehmet Fikri Karadağ’ın dedim böyle bir hatırası var. Sizi dedim kartı da verdim zaten benimde kendi”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet o anda Kemal Bey orada mıydı?”

Gizli Tanık 17: “Oradaydı zaten kendisine verdim ben.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bizzat kendisine verdiniz, odasında mı verdiniz?”

Gizli Tanık 17: “Kendisine verdim o da hiç oraya koymadı dedi ki oradaki bunu dedi bizim derneğimize koyalım dedi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Oradaki şahıs mı dedi derneğe koyalım diye.”

Gizli Tanık 17: “Yok Kemal Bey dedi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kemal Bey dedi.”

Gizli Tanık 17: “Bak iyi düşünsün hatırlar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet anladım.”

Gizli Tanık 17: “İyi düşünsün hatırlar yani burada olmadık bir şey değil. Belki hatırlamayabilir ama iyi düşünsün hiçbir şey yapmazsa o derneğe gitsin o duvarda asılıdır o.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Bunların bir derneği var herhalde bu dernek dediğine göre.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Bu dosya içerisinde İhsan Göktaş isimli sanıktan elde edilen video görüntüleri var, kamera çekimleri. Mehmet Fikri Karadağ’la, Hüseyin Görüm bir akşam böyle karşılıklı konuşuyorlar. Bu görüntüler çekilmiş. Sizde orada mıydınız hatırlıyor musunuz?”

Gizli Tanık 17: “Oradaydım efendim, oradaydım ben çok iyi hatırlıyorum o olayı. İçeriğini anlat…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim çekti o görüntüleri önce onu sorayım?”

Gizli Tanık 17: “Kahraman çekti.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kahraman Şahin mi çekti?”

Gizli Tanık 17: “Kahraman Şahin çekti.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Orada şöyle deniyor. Hendek İlçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğu şeklinde anlaşma yaptıkları konusundan bahsediliyor.”

Gizli Tanık 17: “Aynen doğru.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Siz bu Hendek anlaşmasını duydunuz mu, nedir bu Hendek İlçesinde yapılan anlaşma?”

Gizli Tanık 17: “Efendim şimdi; Hüseyin Görüm her zaman kendi kendine yatınır paşa bana ihanet ediyor, paşa bana ihanet ediyor. Gayrimeşru ilişkilere giriyor, bilinmeyen X bilinmeyen kişilerle temasa geçiyor. Şimdi bu Danıştay bir saldırısında Danıştay saldırısında Hüseyin Başkanı gözaltına aldıklarında bu Mehmet Fikri Karadayı paşa bir gecede ne kadar Hüseyin Görüm’e ait evrak, ıvır zıvır varsa hepsi kaldırmış. Daha sonra bu bırakılınca işte bunlar çok zorunda gidiyor adamın. Yani ondan sonra efendim kendi aralarında efendim yok narkotik almış, yok eroin kaçakçılığından yakalanmak istemişler falan. Bayağı bir direniş göstermiş sonuçta temize çıkmış, gelmiş efendim yani. Ama işte o 2., 3. kişi ilişkilerle hani bizim çocuklara bir danışayım diyor ya bütün mesele oradan kaynaklanıyor. Zaten Hüseyin Görüm’de biraz asabi elinde eski bir tane baston, içinde bir kama gibi bir kılıç. Ondan sonra ortaya koydu bizi de topladı çevresine. Dedi ki; olay böyle böyle biz dedi bununla dedi bu dedi harekata bu savaşa başlarken kendimize dedi bir söz verdik. Kim kime dedi ihanet eder, ben görmedim de. Fakat Hüseyin orada anlatıyor, bize anlatıyor yani olayı anlatıyor. Kim ihanet ederse, ihanet edenin ihanete uğrayan işte bir kanı helaldir. Olayı anlattı ondan sonra biz kendi aramızda karar verdik.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ayrıntısını biliyor musunuz yani böyle bir anlaşma yaptıklarını siz duydunuz mu, sadece görüntüler zaten mahkemenin şeyinde var.”

Gizli Tanık 17: “Biz duymadık da fakat paşa.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Mahkemede var o görüntüler. Yani onun dışında benim size sorduğum bu Hendek anlaşması dedikleri anlaşma sırasında siz var mıydınız?”

Gizli Tanık 17: “Yoktum efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Başka ayrıntılı bir bilgiye sahip misiniz?”

Gizli Tanık 17: “Yok değilim efendim ayrıntılı bilgiye sahip değilim onlar kendi aralarında birtakım şeyler.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Anladım. Bu ifadenizde yine Sami Hoştan’ın para gönderdiği konusunda bir beyanınız var.”

Gizli Tanık 17: “Evet efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nedir, ne zaman, ne şekilde Sami Hoştan, Mehmet Fikri Karadağ veya derneğe para göndermiş?”

Gizli Tanık 17: “Efendim şey var Cafe Crown var Bağdat Caddesinde. Cafe Crown’un önünde telefonla işte bir irtibat bir şey oldu oraya gittim aldım geldim efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bir dakika kiminle telefonlaştınız?”

Gizli Tanık 17: “Bilmiyorum bana dedi ki Cafe Crown’un önüne git orada dedi (1 kelime anlaşılamadı) gelecek üzerimde de bir tane kırmızı bir mont vardı. Kırmızı bir montum vardı böyle tüylü.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kimin üzerinde?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kimin üzerinde?”

Gizli Tanık 17: “Benim, benim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sizin üzerinizde kırmızı mont vardı. Evet.”

Gizli Tanık 17: “Evet böyle kırmızımsı şey vişne rengi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Adam geldi dedi paşamıza selam söyle ellerinden öperim verdi getirdim kendisine takdim ettim yani pekte önemsemedim ben çünkü belki de.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kimdir o?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim getirdi o poşeti şeyi?”

Gizli Tanık 17: “Poşet değil efendim bir zarfın içinde verdi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Zarfı size veren kişi kim?”

Gizli Tanık 17: “Sami Hoştan orada gösterdim ya.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bizzat kendisi mi verdi adamı mı, şoförü mü?”

Gizli Tanık 17: “Kendisi kendisi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kendisi.”

Gizli Tanık 17: “Kendisi evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Cafe Crown’un önünde buluştunuz.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Size bir zarf verdi. Bu zarfı Mehmet Fikri Karadağ’a mı götürün dedi?”

Gizli Tanık 17: “Evet ona götür dedi, götürdüm verdim efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani içinde nasıl bir zarftı yani içinde para olduğunu nasıl anladınız kapalı mıydı, açık mıydı?”

Gizli Tanık 17: “Belli efendim zaten böyle şey para olduğu belli yani. Yani bir zarf böyle.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Para olduğu belli. Kalın mıydı böyle?”

Gizli Tanık 17: “Fazla değildi yani ince bir şeydi fazla bir şey olduğunu zannetmiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Fazla bir şey zannetmiyorsunuz.”

Mahkeme Başkanı: "Savcı Bey bir dakika.

Gizli tanığın beyanının alınması sırasında tutuksuz sanıklardan Hüseyin Görüm geldiği görüldü.

Huzurdaki yerine alındı.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kahraman Şahin’de geldi galiba.”

Mahkeme Başkanı: "Kahraman Şahin mi?”

Ayrıca Kahraman Şahin’inde geldiği görüldü.

Huzurdaki yerine alındı.

Mahkeme Başkanı: "Buyurun Savcı Bey.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Yine bu beyanınızda hükümetin ihanet içerisinde olduğu, başka ihanet edenlerinde bulunduğu, Mehmet Fikri Karadağ’ın elinde 13500 kişilik bir ihanet edenler listesi olduğundan bahsediyorsunuz.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Zamanı gelince hepsi hesap verecek işte halkın ayaklandırılmasının gerektiği şeklinde konuşmalar yapardı diyorsunuz.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bunu biraz açar mısınız, o listeyi siz gördünüz mü?”

Gizli Tanık 17: “”Görmedim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kim hatırladı bu listeyi?”

Gizli Tanık 17: “Valla hep rivayet, rivayet söylüyorlar herkes…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kendisi mi söylüyordu?”

Gizli Tanık 17: “Kendisi söylüyordu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O listeyi gördünüz mü bizzat?”

Gizli Tanık 17: “Görmedim efendim görmedim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bu Kuvayı Milliye Derneğinin siz içinde de bulunmuşsunuz. Amacı neydi yani ne yapmaya çalışıyorlardı?”

Gizli Tanık 17: “Evet. Valla efendim amacı ben pek anlamadım. Ama amacı zannedersem bu Kuvayı Milliye olsun veya buna benzer çünkü hepimiz bir mitingde toplanıyorduk provokasyondan başka bir şey yok. Çünkü bütün ben bak kendileri orada; bir tane desinler ki hayırlı bir iş yaptık, güzel bir kelime söyledik. Bütün faaliyetleri, bütün konuştukları hep ihanet, ihanet o Kürt, bu Alevi, şu Sünni şu bilmem ne. Ya bunun dışında efendim başka bir şeyde yok yani böyle bir trajikomik.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet ben size önceki oturumda Durmuş Ali Özoğlu’nu sormuştum. Bir motorize ekip kurma konusunda Tempo dergisinde bir röportajı çıkmıştı.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O konuda bir bilginiz var mı?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim o konuda benim bilgim yokta. Fakat o şöyle olabilir; şimdi bu Kuvayı Milliye’den birkaç tane var. Bir Kuvayı Milliye 1919 var.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Benim bahsettiğim 19, 1919.”

Gizli Tanık 17: “Evet, evet yani bir malumatım yok yani belki o bir demeç vermiş olabilir, ben (1, 2 kelime anlaşılmadı).”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Şimdi ben size Kuvayı Milliye’nin hedefinin ne olduğunu sordum. Şundan dolayı. Mehmet Fikri Karadağ’ın Ahmet Sayar isimli kişiyle 27 Nisan 2007 saat 23:34’te yapmış olduğu bir telefon görüşmesi var. Bu telefon görüşmesinin önemi şu; 27 Nisan 2007 tarihinde Genelkurmayın sitesinde bir muhtıra yayınlandı.”

Gizli Tanık 17: “Evet efendim. Doğrudur.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Saat 23:20 sıralarında bu televizyonlarda da gösterdi. Bunun üzerine Mehmet Fikri Karadağ’la, Ahmet Sayar bir telefon görüşmesi yapıyorlar şu şekilde ben okuyayım size.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Fikri Karadağ: Alo. Ahmet Sayar: Hayırlı akşamlar genel başkanım nasılsınız efendim? Karadağ: Sağol baba sen nasılsın. Ahmet: Sağolun teşekkür ederim ben Ahmet Sayar aldınız sesimi değil mi? Karadağ: Tabi almaz olur muyum canım tabi her zaman. Ahmet: Efendim Genelkurmayın açıklamasını, muhtırayı dinlediniz değil mi herhalde?”

Gizli Tanık 17: “Evet."

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Mehmet Fikri Karadağ: Ne diyor dinlemedim valla. Ahmet: Kanal D’yi açarsanız zaten onu okuyorlar Kanaltürk’te de var. Şimdi reklama geçti tekrar yazılı beyan geçti. Mehmet Fikri Karadağ: He iyi. Ahmet: Muhtıra geldi. Mehmet Fikri Karadağ: Ne diyor hiç kimse sulan, gerisi anlaşılmamış. Ahmet: Geçen geçen ki şeye Genelkurmay Başkanlığının özde, sözde değil özde bunların olması gerektiği şeyine riayet edilmediği. Mehmet Fikri Karadağ: Hı he rivayet edilmiyor. Ahmet: Dinin kullanıldığını siyasette ve Ne Mutlu Türküm diyene olayına karşı duranlarda bizim düşmanımızdır dediler, Genelkurmay bildirisini açıkladılar bu bir muhtıradır biliyorsunuz. Mehmet Fikri Karadağ: Ooh. Ahmet: Evet evet. Mehmet Fikri Karadağ: Ya ne iyi olmuş aferin. Kanal D mi açıklıyorlar? Ahmet: Kanaltürk’te genel başkanım. Mehmet Fikri Karadağ: İyi o kadar. Ahmet: Evet evet. Mehmet Fikri Karadağ: Heh aman aman dur Ahmet Abi hemen gidiyorum şimdi. Ahmet: Oldu genel başkanım. Mehmet Fikri Karadağ: İyi. Ahmet: Ben izliyordum zaten şeylerde. Mehmet Fikri Karadağ: Ne Mutlu türküm diyemeyen hiç kimseyi tanımayacağız mı dediler? Ahmet: Evet Ne Mutlu Türküm diyemeyen bizim düşmanımızdır dediler, bizim söylemlerimizle birebir. Mehmet Fikri Karadağ: Ooh ne güzel demek ki Kuvayı Milliye hedefine ulaştı. Ahmet: Evet, evet. Mehmet Fikri Karadağ: Hedefine ulaştı. Yani burada şuana kadar okumuş olduğum bölümde bir muhtıradan söz ediyorlar ve Mehmet Fikri Karadağ diyor ki; Kuvayı Milliye hedefine ulaştı diyor.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Kuvayı Milliye’nin hedefi neydi ki yani sizin bildiğiniz, bu muhtıra verilince hedefine ulaştığından söz ediliyor?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim şimdi efendim; hedef, bu mevcut Türkiye’de önlenemeyen muhafazakar bir oylar var, önlenemeyen. Mesela 28 Şubatta bir darbe bir kapalı bir örtülü bir darbe oldu. Devamında mevcut siyasi parti devamında, devamında şimdi bunun önüne bir türlü geçemediler. Bunun önüne geçmenin yolu böyle Kuvayı Milliye gibi vatansever efendim güç birliği gibi. Efendim böyle illegal marjinal yapılandırmalarla bunlarında en tehlikelilerinden biri de İşçi Partisinin kendisidir. Efendim toplumda bir gerginlik, bir düşmanlık yaratarak muhafazakar oyları dağıtmak. Şimdi ben bunun en yakın örneğini ben duydum. Hüseyin Görüm geldi mi efendim salona?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Duruşma salonunda şuanda.”

Gizli Tanık 17: “Şimdi Hüseyin Görüm benim bildiğim en yiğit, en babayiğit adamdır. Şimdi ben Ak Partinin daha muhtıra verilmemiş şey kapatılma davası verilmemişti şeye. Şimdi Kahraman Şahin ‘de orada. Kahraman Şahin, Hüseyin Görüm, ben, bir tanede bir arkadaşın arabası var o sıradan bir adam. Ataşehir'de bir toplantıya gittik bak lafı nereye getireceğim; toplantıda Amerika’dan gelen ya Kaan olacak ya Hakan olacak çok beyefendi bir arkadaş. Muhatapta olan Hüseyin Başkandır. Şimdi Hüseyin Başkanla efendim Ak Partinin içindeki çeşitli gruplar var laz grubu efendim şu grubu, bu grubu ve Ak Partinin kapatılacağını, kapatma davası açılacağını ben oradan duydum. Bilahare adam kalktı Kuvayı Milliye’nin Amerika’da da tanıtılacağını efendim böyle bunu benzer. Sonra dedi ki; maddi ve manevi bir yardımımız olabilir mi? Hüseyin Görüm dedi; kesinlikle almaz zaten öyle kişilerden. Dedi sağol teşekkür ederim biz çıktık geldik. Geldiğimizde efendim teşkilatın, karargâhın kapısında Mehmet Fikri Karadayı ya dedi para aldınız mı bize bir ton kızdı. Yani şimdi burada şunu diyorum; yani o kadar bir kirli ilişkilerin içindeler ki bunlar ama maalesef. Şimdi fikir birliği yapmışçasına burada bir karartma şeyi var. Dikkat ediyorum herkes burada birbirine sırtını dönmüş, efendim birbirini sanki tanımıyor. Eğer müsaade ederseniz şu salonda bazı kişilerin özelliklerini söyleyebilirim efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani sorum hedefi ne oldu yönünde yani bu Kuvayı Milliye’nin hedefi.”

Gizli Tanık 17: “Yani hedefi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani bir muhtıra verilmesi mi başka bir şey mi yani nedir bu?”

Gizli Tanık 17: “Bir muhtıra efendim askeriyeyi, askeriyeyi bir darbeye çağırma. Şimdi bunu ben savcılıktan ben bunun telefonlarını dinledim. Kahraman Şahin ben Antalya’dayken bana telefon açıyor; abi gel Genelkurmaya gideceğiz orada vardır kayıtları.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nereye gideceğiz?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nereye gideceğiz diyor.”

Gizli Tanık 17: “Genelkurmay Başkanlığına gideceğiz. Ben dedim ki niye gideceğiz? Abi hazırız. Ya dedim bak Kahraman biz kimiz ya, biz ne vasıfla gideceğiz yani buna benzer trajikomik işler ama muhakkak bunların temelinde ben Mehmet Fikri Karadayı’nın efendim Doğu Perinçek’in, Veli Küçük’ün efendim Kemal Kireçsiz’in, efendim Şener Eruygur’un, Hurşit Tolon’un yani bunlarda bir sivil toplum kuruluşunun çeşitli yollardan. Bunların hepsinin bir araya geldiğine ama hepsinin de bir amacının olduğunu kendi grup ve kendi çevrelerinde efendim demokrasiyi durdurmak yeniden Kemalizm denen devlet ideolojisini etkin kılmak için ellerinden ne gelirlerse yaptılar. Şimdi ben sabahtan beri anlatıyorum. Şimdi hiçbiri bunu kabul etmez. Niye kabul etmez? Ben daha burada yokken ilk başta bana şeytan dediler, bana yalancı dediler. Peki kendi bu soruşturma başlamadan evvel bütün medyada, televizyonda, internette bunların aktiviteleri, bunların faaliyetlerini açın izleyin veya herkes izlesin bu işle ilgilenen insanlar. Bunlarda bir tane ciddiyet, demokrasi uğruna, bir faaliyet var mı? Yok. Onun için Mahkeme Heyetinden ben şunu rica ediyorum. Bu davanın temelinde bir Ergenekon olayını ben bir Ergenekon’u ben ilk defa gazeteden duydum bu haberlerden duydum bir de Metal Fırtına diye bir kitaptan okudum ben yani Ergenekon’u biliyordum desem yalan olur ama bir derin yapılanma olduğunu ben görüyorum. Niye ben 12 Eylül’ü yaşamış bir insanım, 12 Eylül’ü gördüm, 28 Şubat’ı gördüm, demokrasinin en kötüsü silahlı kuvvetlerin yönetiminden iyidir. Bu arkadaşlara söylüyorum. İnternetten devamlı izliyorum ben bu duruşmayı, internetten izliyorum. Mahkeme Heyetine.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu, anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Gizli Tanık. Gizli Tanık.”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Mahkeme Başkanı: “Gizli Tanık 17 kanaatinizi değil.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika efendim, lütfen efendim. Kanaatinizi değil bildiklerinizi açıklayın.”

Gizli Tanık 17: “Oldu efendim özür dilerim.”

Mahkeme Başkanı: “Sizin, sizin yorumunuzu istemiyoruz. Buyurun”

Gizli Tanık 17: “Özür dilerim, özür dilerim efendim, evet özür dilerim.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Bir dakika.

Tanığın beyanının alınması sırasında tutuksuz sanıklardan Erol Ölmez ile bir kısım sanıklar müdafilerinden Av. Taner Kazanoğlu’nun geldiği görüldü.

Huzurdaki yerine alındı.

Mahkeme Başkanı: “Buyurun Savcı Bey.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet bu dernek kapatma davasıyla ilgili herhangi bir çalışma var mıydı?”

Gizli Tanık 17: “Vardı efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nasıl bir çalışma vardı?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim. Gelen hanımefendiler Bağdat Caddesinden gelen hanımefendilere devamlı Meclise, Genelkurmay Başkanlığına mektup yazmaları, şikayet etmeleri, telefon edilmeleri isteniyordu efendim. Yani bilhassa şikayet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne gibi şikayet yani ne yazıyorlardı?”

Gizli Tanık 17: “Sosyal yaşantımızla efendim giyimimizden, kuşamımızdan, içkimizden yani böyle bir trajik bir şeyler yani yazılıyordu yani şikayet. Yani bugün mesela 28 Şubat’ın oluş nedenlerinden biride bu Fadime Şahin olayıdır efendim ona benzer olaylar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Lütfen efendim müdahale etmeyin.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılmadı.

Mahkeme Başkanı: “Lütfen.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Yine bu biraz önce okumuş olduğum görüşmenin devamında şu tabirler var onun için sordum. Diyor ki; Mehmet Fikri Karadağ: Oh ne güzel demek ki Kuvayı Milliye hedefine ulaştı. Ahmet: Evet evet evet diyor. Karadağ: Hedefine ulaştı. Ahmet: Evet evet gerçekten memnunuz ordumuzdan, paşalarımızdan şuan ki ordumuzun yapısından, çatısından her şeyden memnunuz. Karadağ: İyi Anayasa Mahkemesi diyor. Ahmet: Bu millete artık Türklüğünü hissettirmesi gereken mercilerin olması gerekiyordu. Karadağ: İyi Ahmet o zaman Anayasa Mahkemesi de yarın bu işi aynen bağlar. Ahmet: ki çözecekler tabi ki çözülmesi gerekiyor zaten olay tehlikeye gidiyor. Karadağ: Köpek gibi bağlayacaklar diyor. Bu görüşmenin devamında evet güvenimiz sonsuz zaten güveniyoruz ordumuza, zaten Türk milletinin tek sahibi orası kaldı diyor Ahmet. Yine devamında Mehmet Fikri Karadağ: Ne Mutlu Türküm diyemeyen köpeklerin ne işi var Atatürk’ün köşkünde valla? Ahmet: Evet. Karadağ: O zaman generallerin kafasını keserdi bu genç subaylar ha. Ahmet: Evet diyor ve devamında yine Mehmet Fikri Karadağ: hadi bakalım başarıya ulaştık bu bizimdir diyor ve o yemin var ya o yemin o yemin Mehmet Fikri Karadağ.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet evet diyor Ahmet. Mehmet Fikri Karadağ: Bizim Mersin’deki konuşmalarında hepsi gitti bunlarda bir B… yapamaz falan dedik evet diye devam ediyor. O yemin olayını biliyor musunuz siz Mersin’de yapılan yemin olayını?”

Gizli Tanık 17: “Mersin’deki bilmiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O zaman dernekte miydiniz?”

Gizli Tanık 17: “Yok ben derneğe o sıralarda gelmemiştim efendim o ilk başlangıçta gazete arşivlerinden okudum şeylerden yani şey ölme, öldürme diye…”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani sizde derneğe geldiğiniz zaman o yemin yaptırılıyor muydu yani yemin kimlere yaptırılıyordu?”

Gizli Tanık 17: “Yaptım, yaptım, yaptım efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nasıl yapılıyordu, tören mi düzenleniyordu?”

Gizli Tanık 17: “Efendim yine aynı vatan millet için geçmişte öldürmeye, ölmeye, fedakarlık çekmeye bir yemin yani böyle sapıkça bir yemin efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani siz yaptınız öyle mi?”

Gizli Tanık 17: “Yaptım efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Başka kimler yaptı?”

Gizli Tanık 17: “Efendim derneğe üye olanların hepsi yapma mecburiyetinde.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Bir provokasyon gibi bir olaydan bahsettiniz İSKİ’den geldiler.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Derneğin önünde bazı olaylar oldu dediniz tam anlaşılmadı. Onu net açıklar mısınız nasıl bir şey oldu yani?”

Gizli Tanık 17: “Şimdi efendim İSKİ’den açıklayayım arkadaşlarda buraya geldi. Şimdi İSKİ su borcu vardı, İSKİ’ye baya bir meblağ ödenmiyordu. Ödenmemesinin nedeni de Kuvayı Milliye Cumhuriyetin kurucusu bir harekettir, bunu vergi ödemez, böyle bunun gibi şeyler. Bir gün sabahleyin erkenden İSKİ elemanları geliyorlar suyu kesiyorlar suyu. Suyu kestikten sonra biz indik suyu açmaya kalktık suyu. Efendim suyun vanası fırladı fakat biz bu esnada İSKİ’nin elemanlarını kapının önünde görünce şimdi bu geçmiş bir şey olduğu için ama bunun kayıtları Kadıköy Cumhuriyet Savcılığında var, bir CD var. Şimdi Kahraman kamerayı aldı geldi aşağıya. Dedi abi bunun dedi resimlerini çekelim baya bir kalabalık ana baba günü. Adamlarda diyor ki kardeşim biz şeyiz, biz efendim görevliyiz, bize emir verildi, biz geleceğiz, keseceğiz eğer şikayetiniz varsa İSKİ’ye gidin gibi Hüseyin Başkan biraz sinirlidir. Adamlara daldı tabi sinirlendi bağırdı çağırdı. Bizde o arada Kahraman kamerayı çekerken bende arkadan dedim ki ya dedim Atatürk’te kim efendim böyle bir konuşma yapıldı yani adamların söylemiş gibi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani sizin söylediğiniz sözleri görevliler söylemiş şeklinde mi anlaşıldı?”

Gizli Tanık 17: “Evet evet efendim tam bir provokasyonun örneğidir bu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sizi kim tahrik etti, kim söylettirdi öyle?”

Gizli Tanık 17: “Efendim Mehmet Fikri Karadayı orda efendim kendisi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne dedi size, ne söyleyin dedi?”

Gizli Tanık 17: “Ya dedi hem dedi su borcumuzu öderiz dedi hem dedi adamları dedi korkuturuz dedi bunları. Ondan sonra CD’yi aldı beraber gittik, bana dedi ki sakın ses çıkartma senin sesini tanırlar dedi. Kadıköy Savcılığa girdik, verdik bir müddet sonra adamları toplamışlar, etmişler adamlar geldi ağladılar, sızladılar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Atatürk’e hakaretten mi işlem yapıldı kişiler hakkında?”

Gizli Tanık 17: “Atatürk’e hakaretten Cumhuriyet savcılı….”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Siz tanık olarak ifade verdiniz mi dava?”

Gizli Tanık 17: “Vermedik. Ben vermedim. Neden vermedim? Benim sesimi tanırlar diye vermedim yani bak bunlar hep yaşanmış olaylar bunlar gerçekler yani bunları kimse inkar edemez.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sesiniz gelmiyor.”

Mahkeme Başkanı: “Biraz yaklaşın mikrofona.”

Gizli Tanık 17: “Bunları kimse inkar edemez, kimse inkar edemez efendim burada yaşanan bir olaylar var. Yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ceza aldılar mı o kişiler?”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “O kişiler ceza aldılar mı?”

Gizli Tanık 17: “Almadılar geldiler anlaştık, anlaşma yapıldı, artık bir şeyler alındı verildi herhalde ben öyle biliyorum daha devamını bilmiyorum. Adamlar geldi ya Elazığlı Elazığ’dan bir adamlar yalvardı köylü adamlar, mazlum adamlar. He bir yanlış yaptık, yüreğimiz sızladı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Ama efendim bir şey söyleyeyim yani orda doğrudan bir insan muhakkak bir hataya düşer, bir hataya düşer iyi ki de erkenden ayrılmışım, iyi ki de kurtulmuşum aha çok şükür yani böyle bir şeyi yaşamak istemem yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Selim Akkurt’u tanıyor musunuz?”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Selim Akkurt.”

Gizli Tanık 17: “Duydum da efendim ben pek hatırlayamıyorum çünkü 3 buçuk sene oldu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Şimdi bu Orhan Pamuk.”

Mahkeme Başkanı: “Savcı Bey fotoğrafı olması lazım. Var mı?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Var mı Selim Akkurt’un fotoğrafı?”

Mahkeme Başkanı: “Evet. Bu şahsı gördünüz mü monitördeki şahsı?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Şuanda görüntüye gelen şahsı?”

Gizli Tanık 17: “Daha çıkmadı efendim resim. Hatırlamadım efendim.”

Mahkeme Başkanı: “Şuanda gördüğünüz şahıs Selim Akkurt.”

Gizli Tanık 17: “Hatırlamadım.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Muhammet Yüce derneğe geliyor muydu?”

Gizli Tanık 17: “Efendim 2, 3 sefer geldi paşayla kendi özel işleri vardı, paşayla.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Ne olarak tanıttı kendisini?”

Gizli Tanık 17: “Astsubay şey uzman çavuş.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Uzman çavuş olarak tanıttı.”

Gizli Tanık 17: “Jandarma Uzman Çavuş.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Sizde görüşmelerde bulundunuz mu Mehmet Fikri Karadağ’la görüşürken?”

Gizli Tanık 17: “Yok efendim yok öyle ayaküstü merhaba, hoş geldin paşayla kendi özel işleri vardı.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet. Bir Orhan Pamuk’a suikastla ilgili telefon görüşmeleri var.”

Gizli Tanık 17: “Ben duymadım o konuda.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Tapeler var. Bu konuda herhangi bir bilginiz var mı?”

Gizli Tanık 17: “Yok efendim o konuda bir malumatım yok. O konuda bir malumatım yok efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Gazetecilere yönelik veya internet üzerinden yapılan derneğin herhangi bir faaliyeti var mıydı?”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hackerlik gibi veya başka sitelere görüntü koyma gibi bir şey var mıydı öyle bir çalışma var mıydı?”

Gizli Tanık 17: “Benim oldu, benim oldu, benim oldu Sayın Savcım benim oldu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Efendim.”

Gizli Tanık 17: “Oldu çeşitli, çeşitli yayınlar oldu da bir tane benim var benim şeydi neydi efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Siz bilgisayar biliyor musunuz?”

Gizli Tanık 17: “Bilirim, kullanırım bilgisayar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nasıl bir şey oldu hackerlik biliyor musunuz yani?”

Gizli Tanık 17: “Şey photoshop yaptım bir tane şey Batı Trakya üzerinden Batı Trakya Türk Cumhuriyeti diye en son baktığımda 170 bin kişi civarında insan girmiş yani öyle bir işte o zamanki bir boşluklardan onu da yaptık efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Nasıl bir şey yaptınız?”

Gizli Tanık 17: “Yani şimdi benim üzerimde askeriye elbise var, sanal alem yani sanal olarak darbe yapıyorum bilgisayarda Batı Trakya’nın Gümülcüne, Selanik o Cevre civarını ikiye bölüyorum yeniden ufak bir Türk Cumhuriyet kuruyorum. Batı Trakya Türk Cumhuriyeti. Oraya da mehteran marşı koydum. Baya bir şey izlenme olmuş yani hakaretten makaretten bir nevi işte.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Yani Batı Trakya’da bir devlet kurmuş şeklinde öyle mi, siz komutan olarak mı çıktınız?”

Gizli Tanık 17: “Evet evet öyle işte. Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Siz komutan olarak mı gözüküyorsunuz?”

Gizli Tanık 17: “Evet efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Hangi fotoğrafınız?”

Gizli Tanık 17: “Valla bir tane çekinmiştim o pek yaygın değil, o fotoğraf yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Evet.”

Gizli Tanık 17: “Pek yaygın değil.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Gazetecilerle ilgili herhangi bir çalışma yapıldığına şahit oldunuz mu?”

Gizli Tanık 17: “Olmadım efendim hatırlamıyorum yani çok geçmiş 3 buçuk sene oldu efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel: “Teşekkür ediyorum, teşekkür ediyorum, Sayın Başkanım sorularım bu kadar.”

Mahkeme Başkanı: “Müdahil vekilinin. Pardon Savcı Bey buyurun.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Murat Dalkuş: “Başkanım, benim Gizli Tanık 17’ye bir sorum olacak müsaadenizle.”

Mahkeme Başkanı: “Buyurun.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Murat Dalkuş: “Sesimi alabiliyor musunuz?”

Gizli Tanık 17: “Kimle görüşüyorum?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Murat Dalkuş: “Cumhuriyet Savcısı Murat Dalkuş.”

Gizli Tanık 17: “Buyurun efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Murat Dalkuş: “Sabahki oturumda Başkan Bey eski ifadenizi okurken şöyle bir ifade kullandınız; dernektekilerin lafına uysaydım uzun yıllar cezaevinde kalacaktım, iyi ki çıkmıştım dediniz.”

Gizli Tanık 17: “Evet efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Murat Dalkuş: “Bu sözünüzde bahsettiğiniz onların lafına uymak kavramını açar mısınız, sizden dernekte ya da derneğe gelen kişiler tarafından herhangi bir yasadışı talepte mi bulunuldu?”

Gizli Tanık 17: “Efendim şimdi dernek, dernekler yasasına kuruldu ama faaliyetleri sanki bir terör örgütü veyahut da bir efendim provokasyon için kurulmuş, bir özel birim gibi çalışıyordu. Çünkü biz… ben 51 yaşındayım böyle bir büyük soruşturma aklımızın ucundan da gelmezdi ama şimdi düşünen insan olduğumuz için ya diyoruz bu kanunlar bu kadar mı ya çünkü devlet sahipsiz gibiydi yani bu kadar böyle marjinal ufak ufak (1 kelime anlaşılmadı) böyle provokasyon yapan efendim gruplar o kadar yaygınlaştı ki her köşede bir dernek, her ilde bir dernek özellikle Adana, Mersin, Hatay o bölgelerde bu tür dernekler çoğaldı. Efendim bende 12 Eylül, 28 Şubat dönemlerini yaşamış bir insan olarak aklıma geliyordu bunlar bizim başımıza çok büyük çorap şey olacak. Mesela şimdi Kahraman Şahin var orda efendim. Bir din….”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Murat Dalkuş: “Şimdi soruma. Bir dakika sizden sadece belirttiğiniz İSKİ olayı ve internetteki fotomontaj dışında herhangi bir somut talepte bulunan oldu mu dernekte sadece bu soruya cevap verirseniz?”

Gizli Tanık 17: “Tamam efendim. Şimdi bunun içinde ben dernekte kimseyi vur, kır ben duymadım. Dernekte özellikle yani vurma, kırma ben dernekte bir tane silah bir çakı bile görmedim. Dernekte sadece kelimeler üzerinde yani insanları birbirine düşürme o dönme, şu Ermeni bunun gibi bölücülük yapılıyordu yani, bunun gibi bölücülük yapılıyordu yani kelimeyle. Yani şimdi ben desem ki, onu gördüm yalan olur.”

Saatin 16:08 olduğu görüldü.




Yüklə 1,24 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə