T. C. İStanbul 13. AĞIr ceza mahkemesi


Duruşmaya kısa bir ara verildi



Yüklə 1,24 Mb.
səhifə6/10
tarix31.10.2017
ölçüsü1,24 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10

Duruşmaya kısa bir ara verildi.

Duruşmaya kaldığı yerden devam olundu.

Gizli Tanık 17 daha önce olduğu şekilde huzura alındı.

Doğrudan soru sorma işlemine devam olundu.

Mahkeme Başkanı: "Buyurun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sayın Başkanım müsaadenizle devam ediyorum sorularıma Gizli Tanık 17’ye. Sizin evinize gittiğimiz zaman annenizin eviydi değil mi orası?”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Annenizin evine mi gittik?”

Gizli Tanık 17: “Evet şimdi değişti.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Seçimde bana oy istemek üzere.”

Gizli Tanık 17: “Evet.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Gittik orada annenizin yemeklerini yedik kardeşleriniz geldi.”

Gizli Tanık 17: “Doğrudur, doğrudur, doğrudur efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Akrabalarınız filan geldi.”

Gizli Tanık 17: “Doğrudur.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Yani ta Haremi ismetinize kadar baba diye, paşa diye.”

Gizli Tanık 17: “Doğrudur.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Beni oraya kadar soktunuz.”

Gizli Tanık 17: “Evet, evet.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Bende tabi ki bundan çok memnun oldum yani.”

Gizli Tanık 17: “Memnun oldun da sonradan bizi başımızı belaya sokacaktın. Senin faaliyetlerinden ben midem bulandı.”

Mahkeme Başkanı: "Gizli Tanık 17 sorulan soruya cevap verin.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Şimdi bırak. Sayın Başkanım, şimdi ondan sonra orada gayet güzel samimi olarak benim reklamımı yaptın. Ondan sonra yine memleketli, hemşerilerin olan yerlere gittik bir yerlere götürdün bizi. Onlara da seçimde işte paşamız 1. sıra 6. sıradan bağımsız adaydır, onlara oy verin diye söyledik değil mi?”

Gizli Tanık 17: “Doğrudur.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Söyledik. Peki, benim yanımdan benim bildiğim en son ayrılan sensin, en son ayrılan sensin.”

Gizli Tanık 17: “Hayır efendim en son ayrılan ben değilim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Ben öyle hatırlıyorum.”

Gizli Tanık 17: “Sen öyle hatırlıyorsun ama ben.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Ben Kuvayı Milliye’den ayrılmak üzere vedalaşmaya geldiğim zaman hatta aşağı katta bağırdın baba gel yemek yaptım yiyelim diye aşağıda balkon gibi bir yere çıktık güzel bize tepsinin içerisinde yemek yedirdin mi?”

Gizli Tanık 17: “Hatırlamıyorum öyle bir şey.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Yedirdin çok güzel bir yemek yapmıştın teşekkür ettik. Ondan sonra ayrıldık. Yani senin Kuvayı Milliye’den kovulma olayını falan ben hiç hatırlamıyorum. Benden sonra olmuş çünkü sen benimle beraber devam ediyordun.”

Gizli Tanık 17: “Kovuldum, kovuldum, kovuldum ordan.”

Mahkeme Başkanı: "Mehmet Fikri Bey sadece soruları soralım.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Tamam peki. Peki Sayın Başkanım.”

Gizli Tanık 17: “Buyurun efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sizi tabi bir ben götürdüm diyor bir o (1 kelime anlaşılamadı) seni götürdü diyor falan filan onu.”

Mahkeme Başkanı: "Efendim lütfen soruları soralım. Siz, siz, siz cevapları alın sorularınızı sorun cevaplarını alın daha sonra değerlendirme yaparsınız.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sizi zor durumda bırakmayayım ben başkanım sormayayım onu sormayayım onları. Neyse onu sormayayım. Sayın, Sayın Veli Küçük dedi falancanın burada şey olarak dinlenmesini istiyorum diye. Sayın Veli Küçük Kuvayı Milliye derneğine işte bir akşamüstü veya gece geldi diyorsunuz. Sizden başka Kahraman Şahin’in gördüğünü söylüyorsunuz doğru mu?”

Gizli Tanık 17: “Geldi efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sayın Başkanım şuanda Kahraman Şahin’e bu sorunun sorulmasını istirham ediyorum.”

Gizli Tanık 17: “Tabi gelmedi diyecek.”

Mahkeme Başkanı: "Siz karışmayın efendim siz kendinize düşen soru cevabını verin.”

Gizli Tanık 17: “Özür dilerim efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Kahraman Şahin’e lütfen sorun Sayın Başkanım.”

Mahkeme Başkanı: "Mikrofonu uzatalım. Soru şu idi. Veli Küçük Kuvayı Milliye derneğine geldi mi gelmedi mi o soruluyor. İsminizi alalım. Buyurun”

Sanık Kahraman Şahin: “Saygıdeğer Başkanım, burada çok büyük iftiralar oluyor.”

Mahkeme Başkanı: "Lütfen efendim sorulan soruya cevap verin. Veli Küçük Kuvayı Milliye derneğine Kadıköy’deki Kuvayı Milliye derneğine geldi mi, gelmedi mi?”

Sanık Kahraman Şahin: “Efendim ben gelmedi yani hiçbir zaman gelmedi.”

Mahkeme Başkanı: "Gelmedi mi diyorsunuz?”

Sanık Kahraman Şahin: “Gelse de biz onur duyardık, gurur duyardık Veli Paşamızla ama burada Veli Paşaya çok büyük bir iftira atılıyor.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam. Tamam.”

Sanık Kahraman Şahin: “Kemal Kerinçsiz’e çok büyük iftira atılıyor ve halen devam ediliyor.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam, buyurunuz gelmedi diyorsunuz buyurun. Buyurun oturun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.”

Sanık Kahraman Şahin: “Ben teşekkür ederim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Aynı soruyu lütfen Hüseyin Görüm oraya gidip gelen herkes haberi olur yani aramızda hiçbir gizli saklı yoktur. Hüseyin Görüm’e de sorar mısınız lütfen Sayın Başkanım?”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun Hüseyin Görüm buyurun.”

Sanık Hüseyin Görüm söz istedi verildi: “Sayın Başkan, Sayın heyet, Sayın savcılar 2 yıl hiç çıkmaksızın Kuvayı Milliye binasında yattım, kalktım. Bundan önceki duruşmalarda ve ilk savunmamda Veli Paşa ile ilgili bu soruda sorulduydu. Ben kürsüde şunu söyledim Veli Küçük gelseydi onur duyardım. Yerimizi açardık, hizmette ederdim kendisine ama kesinlikle ken… Veli Küçük gelmemiştir.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam.”

Sanık Hüseyin Görüm: “Bir başkalarıyla belki karıştırıyor olabilir ama kesinlikle ve kesinlikle Veli Küçük gelmemiştir. Bir de ufak bir şey eklemek istiyorum Sayın Başkan. Bu konuşmalar bittikten sonra soru değil de bir iki konuya.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Tabi canım söz hakkın var.”

Sanık Hüseyin Görüm: “Aydınlatabilir miyim?”

Mahkeme Başkanı: "Tamam buyurun vakit ilerliyor.”

Sanık Hüseyin Görüm: “Teşekkür ederim.”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun oturun.”

Salonda söz almadan konuşanlar oldu anlaşılamadı.

Mahkeme Başkanı: "Buyurun oturun söz vermiyorum. Buyurun, buyurun oturun, buyurun oturun Tamam cevabını…. soru sordunuz cevap verildi buyurun oturun. Lütfen efendim oturun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Baz istasyonları Veli Küçük’ün Kuvayı Milliye’ye gelip gelmediğini hiçbir şekilde teyit etmiyor yok. Eğer sorulursa oraya gelip gelmediği bir de onlarla teyit edilmiş olur. Daha doğrusu gelmedi. Veli Küçük gelse ben niye saklayayım gelmedi.”

Mahkeme Başkanı: "Mehmet Fikri Bey lütfen soru, sorunuzu sorun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Baz istasyonlarının istenilmesini istiyorum Veli Küçük’ün oraya gelip gelmediğine dair.”

Mahkeme Başkanı: "Değer…. değerlendireceğiz.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sayın Başkanım Gizli Tanık 17 cevap verebilir mi Sami Hoştan’a para almak üzere ben kendisini ne zaman gönderdim?”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Sami, Sami Hoştan’a bir zarf götürmüşsünüz, ne zaman götürdüğünüzü hatırlıyor musunuz?”

Gizli Tanık 17: “Gününü hatırlamıyorum efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Hatırlamıyor. Sayın Başkanım bizim Kuvayı Milliye’ye para girdiği zaman Hüseyin Görüm’ün de Kahraman Şahin zaten muhasebemizdi. Şey işlerine bakardı muhasebe işlerine. Bir yerden para geldiği zamanda yazılır mutlaka. Mutlaka yazılır yazılmaması mümkün değil. Ben çünkü onlara dedim ki bir tek kuruş yazılacak nitelikli dolandırıcılığa girer diye.”

Mahkeme Başkanı: "Evet sorunuzu sorun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Aynı şahıslara hem Hüseyin Görüm’e hem Kahraman Şahin’e lütfen sorar mısınız Sami Hoştan veya herhangi birisinden özellikle Sami Hoştan’dan böyle bir para geldi mi gelmedi mi onlar mutlaka biliyorlardır.”

Sanık Hüseyin Görüm: “Sayın Başkan.”

Mahkeme Başkanı: "Soruyu anladınız Sami Hoştan’dan herhangi bir zarf veya para geldi mi Kuvayı Milliye derneğine?”

Sanık Hüseyin Görüm: “Sami Hoştan’dan kes.. kesinlikle efendim gelmemiştir. Kesinlikle.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam buyurun, buyurun.”

Sanık Kahraman Şahin: “Saygıdeğer Başkanım. Kesinlikle Sami Beyden biz ne tanırız, ne biliriz. Biz burada tanıştık, burada görüştük ve hiçbir şek…”

Mahkeme Başkanı: "Siz sorulan soruya cevap verin böyle bir para geldi mi Sami Hoştan’dan.”

Sanık Kahraman Şahin: “Efendim hiçbir şekilde biz para almadık kimseden.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam buyurun Sami Beye soralım.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Değerli Başkanım hah. Teşekkür ederim.”

Sanık Sami Hoştan: “Sayın Başkanım yani bugün biraz geç geldim fakat dinlediğim şeyi hayretle dinledim yani.”

Mahkeme Başkanı: "Efendim lütfen sorulan sorulara, sorulan soruya cevap verin.”

Sanık Sami Hoştan: “Sorulan sorular ama bu arkadaş öyle şeyler söyledi ki bu.”

Mahkeme Başkanı: "Sami Bey lütfen.”

Sanık Sami Hoştan: “Bu defolu bir mal. Şimdi söylediği.”

Mahkeme Başkanı: "Siz, Sami Bey lütfen.”

Sanık Sami Hoştan: “Ama.”

Mahkeme Başkanı: "Soru, soru şu. Kuvayı Milliye derneğine herhangi zarf veya para gönderdiniz mi?”

Sanık Sami Hoştan: “Ben göndermedim ben.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam.”

Sanık Sami Hoştan: “Birilerini de tanımıyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam Kuvayı Milliye derneğinden size herhangi bir mektup, bir not falan geldi mi?”

Sanık Sami Hoştan: “Yok Başkanım böyle ne bir mektup ne de bir para göndere….”

Mahkeme Başkanı: "Tamam.”

Sanık Sami Hoştan: “Sonra ben kendi ayağımla nasıl gideceğim yani hem bağış vereceğim hem de dediği yere kendi ayağımla para götüreceğim.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam.”

Sanık Sami Hoştan: “Böyle bir şey var mıdır Sayın.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam buyurun anlaşıldı sorunun cevabını verdiniz buyurun.”

Sanık Sami Hoştan: “Bu kadar mı?”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun. Mehmet Fikri Bey devam edin.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sayın Başkanım Sayın Emekli Orgeneral Tunçer Kılınç’ın da derneğe geldiğini söylüyor. Tunçer Kılınç ne zaman geldi derneğe, cevap verebilir misin?”

Gizli Tanık 17: “Gününü hatırlamıyorum benim gün ve saatle şeyim yok. Yani.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Hiç gördün mü, görseniz tanır mısınız?”

Gizli Tanık 17: “Ben bir bir yere bir şey yazacak bir not alacak durumda değiliz efendim zaten.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Gördünüz mü tanır mısınız hiç gördünüz mü?”

Gizli Tanık 17: “Efendim en son şeyde karşılaştırdım resimlerden.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Ha resimlerden gördünüz.”

Gizli Tanık 17: “Siz burada ağız birliği yapıyorsunuz, ağız birliği yapıyorsunuz.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sayın Başkanım, Sayın Başkanım Tunçer Kılınç’ın da gelip gelmediği.”

Mahkeme Başkanı: "Efendim yorumlarınızı daha sonraya bırakın lütfen soruları sorun cevabınızı alın yani bakın.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Baz istasyonlarından.”

Mahkeme Başkanı: "Vakit ilerliyor daha soracak başkaları var.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Tamam anladım, anladım tamam peki peki Başkanım tamam. Şimdi Gizli Tanık 17 diyor ki ben Atatürkçü değilim. Atatürkçü değilse Kuvayı Milliye lafını bulduğu zaman, duyduğu zaman niçin gelmiş acaba oraya, bunu bize lütfen açıklayabilir mi?”

Gizli Tanık 17: “Efendim?”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Ben Atatürkçü değilim dediniz.”

Gizli Tanık 17: “Kuvayı Milliye ile Atatürk’ün ne alakası var?”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sayın Doğu Perinçek’e (1 kelime anlaşılamadı) konuşurken ben Atatürkçü değilim ki dediniz.”

Gizli Tanık 17: “Şimdi Kuvayı Milliye, milli kuvvet demek.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Niçin Kuvayı Milliye’ye geldiniz diye soruyorum.”

Gizli Tanık 17: “Kuvayı Milliye demek milli kuvvet demek. Kuvayı Milliye demek Atatürk demek değil ki bir halk hareketidir.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Peki anlaşıldı siz Atatürk’ü o şekilde değerlendiriyorsunuz. Hem Atatürk’ü tanımıyorsunuz, sevmiyorsunuz ve onun sembolü olan derneğe geliyorsunuz. Sizi birisi mi gönderdi yoksa gönüllü mü geldiniz?”

Gizli Tanık 17: “Daha evvel söylemiştim.”

Mahkeme Başkanı: "Cevabını verdi efendim başka soru sorun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Bir de ifadesinde Sayın Başkanım literatürden bahsediyor. Literatür kelimesini bize açıklayabilir mi kendisini? Bu kelime kendisine mi aittir?”

Gizli Tanık 17: “Ne kelimesi?”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Literatürden bahsetti literatürden. Literatür ne demek acaba o konuda bize açıklama yapabilir mi?”

Gizli Tanık 17: “Efendim bu konuyu açar mısınız çünkü çok yani.”

Mahkeme Başkanı: "Efendim bu sorunun nasıl katkısı olacak efendim?”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sayın Başkanım bilmediği kelimeleri kendisi kullanıyor.”

Mahkeme Başkanı: " (3, 4 kelime anlaşılamadı) başka sorun efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Başkasının söylediğini yazıyor da onun için anlayasınız diye soruyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Başka sor…. başka soru sorun efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Size katkıda bulunuyorum belki kanaat edinirsiniz Sayın Başkanım.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam, tamam başka soru sorun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Kızma ya. Kızacak ne var bunda?”

Mahkeme Başkanı: "Başka soru sorun efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sayın Başkanım ben o şeyde Kuvayı Milliye’de kızdığım zaman bu şeylerde konularda burası tekke değil Kuvayı Milliye. Kuvayı Milliye’de tekkecilik oynanmaz diye söyledim mi söylemedim mi duydu mu acaba bunları hiç? Çocuklara söylerdim kızdığım zaman.”

Mahkeme Başkanı: "Soruyu anladınız mı?”

Gizli Tanık 17: “Anlamadım efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Tekrarlar mısınız?”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Burası tekke değil Kuvayı Milliye. Kuvayı Milliye’de bağnazlık yok, yobazlık yok diye devamlı söyler miydim duydunuz mu hiç bunları benden?”

Gizli Tanık 17: “Çok söylerdin.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Söylerdim peki.”

Gizli Tanık 17: “Çok söylerdin hatta orada bir de duvardan bir yemek duası vardı onu da yırttın burası dedin tekke değil, burası Kuvayı Milliye.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Ha tabi onu da açıklayayım Sayın Başkanım. Çok önemli çünkü yandaş medyaya malzeme olur lütfen, lütfen. Kuran-ı Kerim’i ben o zaman 17 defa hatmetmiştim. Ama şimdi Allah’a şükür 74 defa hatmettim. İlmine ve fennine sahibim. Kim profesörse gelsin dersini vereyim. Orada Maun suresinin yanlışı vardı, uydurulmuşu vardı. Onun için sinirlendim yırttım. Allah adına yalan söylemeyin diye hepsi budur.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam buyurun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Bu konuda bana yeryüzünde bir tek Hazreti Ali’den sonra ders verecek kimse yoktur. Bunu da açıkça bütün Dünya’ya ilan ediyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Efendim burada, burada kimsenin dini bilgisi tartışılmıyor.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Bütün Dünya’ya ilan ediyorum. Hani şimdi yandaş medya (1 kelime anlaşılmadı).”

Mahkeme Başkanı: "Bu lütfen efendim başka sorunuz var mı?”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Onlara malzeme verilmesin. Son bir sorum var.”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Mehmet Fikri Karadağ veya paşamız diyor tabi ne kadar olsa azıcık kalbinde gene sevgi ve saygı kırıntısı kaldığı belli. Benim ona karşı hiçbir hıncım veya hiçbir öfkem yok. Çünkü beni ta ailesine kadar götürdü, anacığının yanına götürdü. Anacığının elini öptürdü.”

Mahkeme Başkanı: "Efendim sorunuzu alalım onları, onları, onları beyanda bulunur sorunuzu alalım.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Adama hizmet eden onlar. Bu kadar tehlikeli bulundurduğu bir adamı niçin oraya kadar götürmüş Sayın Başkanım bunu söylesin bana söylesin.”

Gizli Tanık 17: “Doğrudur doğru doğrudur efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Kendi kendine mi götürdü yoksa başka birisinin emriyle mi götürdü, gönüllü mü götürdü?”

Gizli Tanık 17: “Hayır efendim şimdi sen dersen ki yer altına girin, örgütlenin, efendim hazırlanın, sen bizim başımızı belaya mı saracaksın paşam?”

Mahkeme Başkanı: "Siz sorulan, sorulan soruya cevap verin.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “İşte ben onu soruyorum niçin son güne kadar milletvekili seçilmem için gayret gösteriyorsun? Bağımsız adayım, seçilmeyeceğimi bende biliyordum da seçilemeyeceğimi.”

Gizli Tanık 17: “Ama aradan daha sonra.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Niçin ta oralara kadar götürdü bütün köylülerine kadar reklam yaptın?”

Gizli Tanık 17: “Aradan süre geçti paşam.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Ne süresi o günlerdeydi işte 22 Temmuz.”

Gizli Tanık 17: “Süre geçti.”

Mahkeme Başkanı: "Bir dakika efendim, bir dakika. Fikri Bey lütfen.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Ondan sonra ben bir daha zaten uğramadım karargâha.”

Mahkeme Başkanı: "Lütfen. Şu şekilde soruyorum soruyu. Mehmet Fikri Karadağ’ı siz ailenize tanıştırmışsınız köyünüze götürmüşsünüz.”

Gizli Tanık 17: “Doğrudur efendim."

Mahkeme Başkanı: "Yani bulunduğunuz yere götürmüşsünüz.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Köylülerinin olduğu yere.”

Mahkeme Başkanı: "Oraya götürmüşsünüz. Bunun maksadı neydi, niye götürdünüz?”

Gizli Tanık 17: “Efendim şimdi seçim süresince bir şeyini görmedik. Daha sonra seçimden sonra geçen süre zarfında efendim burada arkadaşlarda orada ama bak düzgün konuşsunlar. Zaten o videodaki kayıtta da var yere girin, yer altına girin yani bize orada bir suç şebekesi yapacak. Bizim yeraltında bizim ne işimiz var yer üstünde de demokrasi varken yeraltına girip de devlete mi karşı çıkacağız, neye karşı çıkacağız bunlarında orada açıklamasını yapsın. Niye yeraltına sokuyor bizi?”

Mahkeme Başkanı: "Tamam anlaşıldı.”

Gizli Tanık 17: “Niye hücrelenin diyor, örgütlenin diyor, yeraltına girin diyor.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam sorunun cevabı anlaşıldı.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Bu, bu dediklerine bir tane şahit göstersin Sayın Başkanım lütfen.”

Gizli Tanık 17: “Kurmay albaylık yapmış (1, 2 kelime anlaşılamadı) bir adam değil…”

Mahkeme Başkanı: "Tamam efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Lütfen, lütfen bir şahit göstersin. Ben niye yeraltına gireyim? Büyük davalar.”

Mahkeme Başkanı: "Bu, bunu bunları.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Yerüstünde yapılır, açık yapılır diye her gün söylemişimdir hepsine ben.”

Mahkeme Başkanı: "Mehmet Fikri Karadağ’ın bunları söylediğine dair herhangi bir şahidiniz var mı, görenler, duyanlar var mı?”

Gizli Tanık 17: “Efendim bir video kaydı var orada zaten bu konunun tartışması da var.”

Mahkeme Başkanı: "Kayıt derken neyi kast ediyorsunuz?”

Gizli Tanık 17: “Orada yeri bizi yeraltına niye sokuyorsun bizi karanlık işlere orada bir tartışma var mahkemenin elinde bir kaset bir CD olması lazım.”

Mahkeme Başkanı: "Orada var diyorsunuz öyle mi?”

Gizli Tanık 17: “Efendim orada var efendim cümleleri bulursun.”

Mahkeme Başkanı: " Tamam anlaşıldı. Başka sorunuz var mı Mehmet Fikri Bey?”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Sayın Başkanım iki cümle izin verin iki cümle, iki cümle.”

Mahkeme Başkanı: "Efendim bunlar, bunlar, bunlar, bunlar olmaz efendim.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Çok rica ediyorum, çok rica ediyorum bunlara bel bağlayıp kanaat getirecekseniz bu mahkemeyi lağvedin ya.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam buyurun.”

Sanık Mehmet Fikri Karadağ: “Bunlara güveniyorsanız.”

Sanık Mehmet Zekeriya Öztürk söz istedi verildi: “Sayın Başkanım hem heyetinizin hem de iddia makamının dikkatini çekmek istediğim bir husus var. Dinlenen Gizli Tanık 17 öğleden önceki duruşmada kamerayla buradaki sanıklar gösterilirken Sayın Muzaffer Tekin’e, Zekeriya yüzbaşı dedi. Öğleden sonra Sayın savcının Mehmet Ali Pekgüzel’in sorusu karşısında emekli binbaşı diye tanımlamış, ben o an kalemdeydim heyetinizin izniyle. Salona geldikten sonrada tamamladı emekli Binbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk olarak bana anlatıldı dedi. Buradaki çelişkiye heyetinizin ve iddia makamının dikkatini çekmek istedim teşekkür ediyorum.”

Mahkeme Başkanı: "Buyurun.”

Gizli Tanık 17: “Buyurun efendim.”

Mahkeme Başkanı: "Bedirhan Bey kendinizle ilgili sorular sorun. Sorunuz var mı Buyurun?”

Sanık Bedirhan Şinal: “Sayın Başkanım heyetinizi ve şahsınızı saygıyla selamlıyorum. Bende sayın gizli sabahtan beri burada dinliyoruz gizli tanığı. Bilgilerinden baya bir keramet edindik, bizde ilmimiz ilerledi.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam efendim soru, sorunuz neyse onu alalım.”

Sanık Bedirhan Şinal: “Şimdi şeyi soracağım Sayın Muhterem Başkanım şimdi biz burada bizim geçmişimizi açıkladık hani bir ülkücülük geçmişimiz var burada. Sayın tanık ocaklarla alakalı ülkücülükle alakalı bir şeyler söyledi. Yani Atatürk ile sabahtan beri Atatürk’e söylemediği laf kalmadı da şunu ben merak ediyorum. Acaba bu gizli tanığa birileri bunu söyletiyor mu yoksa kendisi özgür iradesiyle mi bu ifadeyi bunu bir cevaplandırabilir mi müsaadenizle Sayın Başkanım.”

Mahkeme Başkanı: "Soruyu anladınız mı?”

Gizli Tanık 17: “Aldım efendim. Kendi özgür irademle.”

Sanık Bedirhan Şinal: “Peki diğer bir sorum siz Sayın gizli tanık burada ifade verirken benim özellikle dikkatimi çeken burada size Savcı Beyler iddia makamı tarafından fotoğraf teşhisleri yaptırıldı. Burada fotoğraf teşhisleri yaptırıldığı şeyde yaptırılırken hep 2 kere gidildi ve ilk etapta size sorulduğu vakit siz şuan hatırlamıyorum, tanımıyorum deyip 2. seferde sorulduğu zaman siz evet efendim şu şudur, şu budur dediniz. Şuan sizin yanınızda Sayın heyetten veya iddia makamının savcılarından kim vardır acaba, onların etkisi veya tesiri altında.”

Gizli Tanık 17: “Ne alakası var?”

Mahkeme Başkanı: "Efendim baştan Hakim Beyin beyanını aldık. Benim yanımda şunlar şunlar var dedi. Kendisinin olduğunu söyledi lütfen oturun lütfen efendim.”

Sanık Bedirhan Şinal: “Peki yok yok soru sorum var bir saniye başka sorularım müsaadenizle sorum var.”

Mahkeme Başkanı: "Lütfen oturun efendim.”

Sanık Bedirhan Şinal: “Bir devam edeceğim Sayın Başkanım. Bir iki sorum daha var. Acaba Sayın gizli tanığın fotoğraf teşhislerinde kendisine gösterilen fotoğrafların altında isimler yazıyor mu yoksa kendisi bu bilgiyi bildiğinden yani bu kişileri tanıdığı tanıyarak mı teşhis ediyor. Yani o gösterilen fotoğrafların altında onun bizim görmediğimiz bilgisayarın altında isim şeyi var mı?”

Mahkeme Başkanı: "Tamam. Gizli Tanık 17 siz teşhis ettiğiniz şahısları fotoğrafları ekranda görerek mi söylüyorsunuz?”

Gizli Tanık 17: “Resimlere bakarak altlarda isim yok.”

Mahkeme Başkanı: "Tamam.”

Sanık Bedirhan Şinal: “Evet. Peki son sorum Sayın Başkanım müsaadenizle son sorum. Sayın gizli tanık siz burada şuan Sayın Heyetin, Sayın Başkanın yaptığı yeminli ifadeyle huzurda ifade veriyorsunuz. Siz buraya gelmeden önce dışarıdan veya buraya geldikten sonra içeriden herhangi birilerinin yönlendirmesi veya baskısıyla buradaki bazı insanları suçluyor musunuz diğer bir şey de iki soru sorayım.”

Mahkeme Başkanı: "Efendim bunu sordunuz herhangi bir baskı var mı diye sorduk.”

Sanık Bedirhan Şinal: “Yok hayır bu burayla alakalı ben diyorum ki dışarıdan bir yönlendirme var mı, size bir baskı var mı, birileri sizi kullanıyor mu buradaki sanıklar hakkında ifade vermek için para aldınız mı? Burada veya bilmem hakaret etmek için birileri sizi yönlendirdi mi yani kendi özgür iradenizle mi şey yapıyorsunuz burada bu insanları tanıyorsunuz. Baba diyorsunuz, amca diyorsunuz.”

Mahkeme Başkanı: "Anlaşıldı, anlaşıldı.”

Sanık Bedirhan Şinal: “Ama insanlara bir ana avrat dümdüz küfretmediğiniz kalıyor yani.”

Mahkeme Başkanı: "Bedirhan Bey lütfen, lütfen bu tür şeyler söylemeyin.”

Sanık Bedirhan Şinal: “Örgür, özgür, özgür olarak mı ifade veriyorsunuz burda?”

Mahkeme Başkanı: "Gizli Tanık 17”

Gizli Tanık 17: “Efendim.”



Yüklə 1,24 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə