T. C. İStanbul



Yüklə 0,54 Mb.
səhifə2/6
tarix23.01.2018
ölçüsü0,54 Mb.
1   2   3   4   5   6

Mahkeme Başkanı:" Yani anlatılan konu hafriyatla ilgili mi?”

Sanık İbrahim Özcan:” Hafriyat dökümü evet evet efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” MİT ile ne alakası var onu açıklar mısınız?”

Sanık İbrahim Özcan:” MİT diyorum işte MİT, emniyet, jandarma gibi tür şeyleri kullanırlar bu tip söylerler bu tür şeyleri söylerler adamlar. Yani karşısındakilerini ikna etmek için.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Alev kimdir Alev ile konuştuğunu söylüyorsunuz?”

Sanık İbrahim Özcan:” Ben tanımıyorum. Alev, ben Alev ile konuştuğumu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Alev’i çektim konuştum diyorsunuz.”

Sanık İbrahim Özcan:” Alev’i. Alev’i diye birisiyle ben konuştuğumu söylemiyorum. Alev diye birisiyle ben konuştuğumu söylemiyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” İbrahim Özcan bende o kadar da diyor hani Alev’i çektim konuştum diyorum. Burada her tür var ama sen dikkat et her duyduğuna burada inanma bunlar zarfı koyar adamın önüne bir şey koyar arkasına bakar kim gelsin diye.”

Sanık İbrahim Özcan:” Yok benim Alev diye tanıdığım bir bayan yok.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Adamı uyardım ben diyor dedim o camiayı bilmez o tür yapıları bilmez ona göre. Bu hafriyat camiası mı?”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Hafriyat yapıları mı?”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet, hafriyat çünkü çok farklı mafyacıyım diyen birçok insan da var işin içinde.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Bundan sonra başka bir konuya geçiyorsunuz. Valla ne yapacağız şu işi çocuklar işte konuşuyorlar abi diyor çok güzel olmuş diyor. Şeyden Ankara’dan aradılar diyor Durmuş Ali Özoğlu. Hı izlemişler, sizde Mazhar mı diye soruyorsunuz. Mazhar’a izletsene Mazhar’a diyorsunuz. Durmuş Ali Özoğlu Mazhar aradı bir de asıl merkezden aradılar. Bu nerenin merkezidir?”

Sanık İbrahim Özcan:” Bilmiyorum Ali beye söyleyin ben açıklamıyor orda.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Siz Mazhar’a izletmesini söylüyorsunuz.”

Sanık İbrahim Özcan:” Bu bir kliptir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Efendim.”

Sanık İbrahim Özcan:” Kliptir klip.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Klip.”

Sanık İbrahim Özcan:” Aldığınız çantamdaki ajandamda vardır. Bir klip şarkı söz klip. Daha sonra yayınlandı o da. Kliptir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Neyle ilgili?”

Sanık İbrahim Özcan:” Şarkı, şarkı söz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Siz mi hazırladınız?”

Sanık İbrahim Özcan:” Hayır onu gençler hazırlamış bende hoşuma gitti çocuklar da getirdi. Biz de dedim internette yayınlayalım, yayınladık. Yayınladık internet gazetesinde de yayınladık.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Asıl merkez neresi oluyor?”

Sanık İbrahim Özcan:” Onu bilmiyorum asıl merkez dediğini bilmiyorum Ali beye sorarsınız.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Durmuş Ali Özoğlu malum yere izletecekler diyor. Malum yer olarak söylediği yer neresidir?”

Sanık İbrahim Özcan:” Ali bey açıklar o malum yerin neresi olduğunu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Efendim.”

Sanık İbrahim Özcan:” Ben bilmiyorum ki, ben söylemiyorum ki malum yer neresi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” De ki ona şey Ankara’da da bir de bir konser vermiş Ankara’dakine söyledim söyledim onu diyor. Söyledin mi evet. Sonra başka konuya geçiyorsunuz. Şu Selime işini ihmal etme ihmal etmiyorum onu ihmal etmiyorum. Ne yapalım çözmemiz lazım çözeceğiz bir şekilde diyor Durmuş Ali Özoğlu. Bu Selim Selime işi nedir?”

Sanık İbrahim Özcan:” Bu Selime burada kelime eksiktir bu selime diye bir şey bir anlam bir, yani selime diye tanıdığım biri de yok. Ama bu kelime düşük eksiktir burada ya harf eksikliği vardır ya bir şey vardır tam olursa açıklayabilirim. Ama şu an anlamıyorum Selime diye Selim diye bi tanıdığım kimseyi tahmin etmiyorum yok yani şu anda hafızamda olsa da söylerim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet. Fatih isminde bir şahsın dönüp dönmediğinden bahsediyorsunuz. Bu Fatih ismindeki şahıs kimdir size viski getirecek olan?”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet okuyun devamını.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Emanet getirecek olan kimdir bu Fatih.”

Sanık İbrahim Özcan:” Ne içki getiriyor adam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Uzun uzun şey yapmak istemiyorum siz okuyorsunuz önünüzde.”

Sanık İbrahim Özcan:” Ya okuyorum da şimdi savcı beyim şimdi kelime kelime Fatih denilen insan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Dağa ormana gidelim diyor emanet getirmiş.”

Sanık İbrahim Özcan:” Havaalanında görevli zaten orda okuduğunuzda görüyorsunuz eksporttan gelirken diyorum bir tane viski al. Adam eksporttan gelirken getir diyorum. Adam İskoçya’dan geliyor. Görevli adam gelirken diyorum bir tane al.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet.”

Sanık İbrahim Özcan:” Yani okuyorsunuz sizde görüyorsunuz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” O konunun devamında bir gün hafta sonu gidelim şeklinde konuşuyorsunuz gidelim Ankara’ya gittik geldik hafta sonu Ankara da kalacak halimiz var mı, siz Ankara’ya niçin gittiniz geldiniz?”

Sanık İbrahim Özcan:” Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Ankara’ya gittik geldik hafta sonu Ankara da kalacak halimiz var mı diyorsunuz. Durmuş Ali Özoğlu var abi belki öteye de gideceğiz yani diyor.”

Sanık İbrahim Özcan:” Ankara’ya, Ankara’ya gitmişizdir yani bir işimiz vardır gitmişizdir.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Neyle ilgili gittiniz?”

Sanık İbrahim Özcan:” Ticari gideriz, kitapla ilgili gideriz yayınla ilgili gideriz, konferans Ali beyin”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Bu özel olarak bu olaya ilişkin niçin gitmiştiniz?”

Sanık İbrahim Özcan:” O olayla ilgili gitmedim ben, Ali beyin televizyon görüşme televizyon programı olur gideriz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Yine devamında şu emniyetçilerin konusunu ihmal etme onlar şimdi onlar tutuşmuş bazı şeylere diyorsunuz. Devamında. Aşağı doğru inerseniz. Tutuşan emniyetçilerden bahsediyorsunuz. O da diyor ki oğlum onlar bak şey yapacaklar yani yazı verecekler ki ben onu düzenleyeceğim koyacağım onu. Siz de yok yazı değil bak şimdi bu Ankara’ya gittiğimizde bu emniyet müdürü var dı ya konuştuğumuz. Ankara da bir emniyet müdürüyle konuştuğunuzdan bahsediyorsunuz. kitap konusunu mu konuşmuşsunuz nedir bu konu?”

Sanık İbrahim Özcan:” Devam edin emniyetçilerin şikayetlerini işte, emniyetçiler şikayet anlatıyor onlar da yazılı versinler yayınlayak bir şey yapak diyor Ali bey.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet o birkaç tane onları bir toparlayacağız tamam mı ağabeyciğim onlardan bir çerçeve çıkarttıracağız yani taslak. Nasıl taslak o ne yapılır ne olur. Durmuş Ali Özoğlu, olmaz onlar Fethullahçı. Siz yav bakalım zikri ne. Durmuş Ali Özoğlu, Fethullahçı. Siz şimdi çoğunu deşifre edeceğiz. Durmuş Ali Özoğlu, abi Fethullahçı onlar. Siz deşifre edeceğiz. Durmuş Ali Özoğlu yani yanımızdaki arkadaşlar demedi mi bunların hepsi nurcu diye. Siz de he yani iyi o zaman. Neyse onları konuşuruz. Konuşuruz tamam o zaman pazartesi öğlene. Burada deşifre edeceğiz diyor. Israrla.”

Sanık İbrahim Özcan:” devam edin, devam edin, evet devam.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Pazartesi gel diyor yani devamı başka bir konu pazartesi günü erken gel diyor yani şu konuyu kimle hangi emniyet müdürüyle neyi konuştunuz. Neyi deşifre ediyorsunuz. O diyor ki, size ısrarla onlar Fethullahçı nurcu diyor.”

Sanık İbrahim Özcan:” E tamam emniyetçiler söylüyor. Falan diyor Fethullahçı nurcu diyor. Bizde diyoruz bununla ilgili.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Yani görüştüğünüz kişi mi bu şekilde onu.”

Sanık İbrahim Özcan:” Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Sizin görüştüğünüz emniyet müdürü mü bu şekilde?”

Sanık İbrahim Özcan:” Emniyetçiler söylüyor Fethullahçıları ben birçok görüşmemde de söylüyor. Bunlar diyor şunlar diyor Fethullahçı diyor. Bizde diyoruz ki Ali beyde diyor ki, onlarla ilgili şey olsun deşifre edelim. Belge edelim deşifre edelim diyor.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” He bir bak hele bir ayar yap diyor size yav ben zaten yani en son var ya kendimi şey dedim. Emniyete git ayar, askeriye de ayar, MİTÇİ ayar birde kendi içimizde bunlar ayar ayar kendime artık şey dedim şey. Durmuş Ali Özoğlu seslenmiyor. Şey yani bir şey vardır ya saatin kolları her tarafı emniyetçiler Ankara da zaten emniyet müdürüne aynı bunlara şimdi konuşacaklarımız da var bir yazı hazırlamamız lazım ya pazartesine. Nedir bu emniyetteki ayar askeriyedeki ayar MİTÇİ de ayar kendi içinizde ayar konuları?”

Sanık İbrahim Özcan:” İşte bunları yazılı belge olsun açıklansın.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Bak emniyetle ilgili bir araştırma yaptım diyorsunuz siz. O dört tane tarikat yapıları var bu dinleyen i nokta dinlesin çünkü onlar da bu işin içinde. Ya dinlesin aynısı dinleyen i nokta dinlesin aynen. O dinleyen i başındaki dinlesin. Onların da hepsi aynı. O Tayyip’e birileri hakkında bunlar dosyaları vermişler. Şişman’ın evine gidiyor ya hafta sonları bu bunu mahsustan söylüyorum ki, telefonda dinlesinler diye diyorsunuz. Bu konu nedir?”

Sanık İbrahim Özcan:” Devam edin anlatıyor zaten.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Burada bazı isimlerden bahsediyor merhum bir milletvekilinden falan bahsediliyor.”

Sanık İbrahim Özcan:” Kim o milletvekili bahsedilen?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Siz açıklar mısınız yani bu nedir yani bu özellikle dinlesinler dediğiniz.”

Sanık İbrahim Özcan:” Tape önünüzde sayın savcım ya isimlere gelince niye atlıyorsunuz. A okuyun orayı da devamını da.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Sizin konuşmanız.”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet okuyun devamında kim o milletvekilinin ismi?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet bazı Jeeple pazarlıklar yapıldığından bahsediyorsunuz.”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Nedir bu konular ne pazarlığı yapılıyor?”

Sanık İbrahim Özcan:” İşte diyor. Televizyonda çıktı siz televizyonda seyretmediniz mi? Dün de açıkladım bunu. Çarmıhlı’nın jeepiyle Tayyip Erdoğan’ın gittiğini televizyonlarda çıktı bunu siz televizyon takip basın takip etmiyor musunuz? Hatta eleştirdiler bir.”

Mahkeme Başkanı:" soru sormayın devamlı devam cevap verin.”

Sanık İbrahim Özcan:” E cevap istiyor efendim.”

Mahkeme Başkanı:" E televizyon izlememiş olabilir.”

Sanık İbrahim Özcan:” Yok ben açıklıyorum işte ben onu da açıklıyorum orda.”

Mahkeme Başkanı:" Siz bunu açıklayın. Siz açıklayın yani neyi açıklamak istiyorsanız onu açıklayın.”

Sanık İbrahim Özcan:” Açıklıyorum sayın başkanım. Ha onu dünde açıkladım. Başbakanın Çarmıhlı’nın jeepiyle gitmesini basında da eleştirildi çünkü bir başbakanın devletin araçlarında olacağını bir özel şirket sahibinin kamu yani şirket sahibinin aracıyla gidemeyeceğini konu bu. Zaten o milletvekili de var konunun içinde. Onun için basında da çıktı pazarlıklar mı yapılıyor ne yapılıyor diye.”

Mahkeme Başkanı:" Bak gördünüz mü ne kadar net işte açıkladınız (4-5 kelime anlaşılamadı)”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet, başka bir telefon tapesinde 6917 numaralı Maruf Şinik isimli şahısla 30 Haziran 2008 tarihinde yaptığınız bir telefon görüşmesi var.”

Mahkeme Başkanı:" Kaç numarası savcı bey?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” 6917. Maruf Şinik. İbrahim Özcan 30 Haziran 2008 saat 13:31 burada hal hatır sormadan sonra size Maruf ismindeki şahıs abi şey diyeceğim ya ben Ali ağabeye ulaşamıyorum.”

Mahkeme Başkanı:" Buldunuz mu, buldunuz mu?”

Sanık İbrahim Özcan:” Buldum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Telefonları kapalı şeyde ofiste cevap vermiyor. Siz de dışarıda maslakta şeyde olabilir akademide olabilir belki bilmiyorum. Maruf ha öyle mi siz he oraya girdiler mi telefonları kapatırlar. Nedir bu akademi dediğiniz maslaktaki yer. Telefonların kapatıldığı?”

Sanık İbrahim Özcan:” Emniyete girdiğiniz zaman birçok yere girdiğiniz zaman telefonlarınızı da alıyorlar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Akademi neresidir?”

Sanık İbrahim Özcan:” Ali bey akademide olabilir maslakta kitap götürmüş olabilir. Maslakta akademi var harp akademileri kitap götürmüş olabilir. Bir şey olabilir çünkü oralara girdiği zaman emniyette bile telefonlarınızı alıyorsunuz kapatıyorlar. Biz savcılığa giriyoruz adliyeye girerken telefonlarımızı alıyorlar kapatıyorsunuz bırakıyorsunuz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet. Anladım ya şimdi şöyle bir konu var diyor Maruf ben bizim burada hani bu Büyükçekmece de bir festival var ya evet diyorsunuz şimdi ben geçenlerde hatırlarsan ordan epey bir afiş almıştım ben. Sizden afiş almış. Evet diyorsunuz. Şimdi bizim Metin yarbayda bunları böyle dağıtayım falan demiş. Ordaki bir grup da demiş işte biz bunu dağıtalım demişler falan. Daha sonra o gruptaki elemanların şey olduğunu öğrendik. Biz şu hani biz kaç kişiyiz kom falan muhabbeti var ya o elamanlar olduğunu öğrendik. Metin yarbay dedi ki ya Maruf başçavuş dedi böyle böyle dedi biz dedi bunları şimdi bilgi vermeden dağıtmayalım ki, onlarla terstir muhtemelen dedi. Onu konuşacaktık ya onları vermemizde bir mahsur olur diye düşünüyorum ama bilmiyorum. Siz biraz önce de sordum afişleri kitapları promosyon olarak verdiğinizi söylüyorsunuz. Bu şahısta başçavuş olduğu anlaşılıyor. Sizden afiş almış ama nereye dağıtacağını size soruyor yani siz verdiğiniz afişleri şunlara verin veya bunlara vermeyin şeklinde yönlendirme yapıyor musunuz?”

Sanık İbrahim Özcan:” Sayın savcım dün açıkladık burada biz Cumhuriyet mitinglerini tasvip etmiyoruz diye. Ve onların o grupların içerisindekilere de verdirtmiyoruz. Tasvip etmiyoruz. Katılmadığımızı da söyledik Cumhuriyet mitinglerine. Sadece anıtkabire katıldığımızı bunların promosyon olduğunu ve onlara da vermediğimizi söylüyoruz zaten bu onun teyididir. Dünkü biz sadece anıtkabire katıldığımızı anıtkabirde dağıttığımızı bu tür gruplara da vermediğimizi. Birçok yani parti grupları da istiyordu onlar kendileri dağıtmak istiyordu biz vermiyorduk. Yani bu A, B partisi.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Siz promosyon olarak bir kuruma bir şey veriyorsunuz kitap afiş yani onun dağıtımını da şuraya yapın buraya yapın şeklinde yönlendirebiliyor musunuz?”

Sanık İbrahim Özcan:” Bunlar kurum mu bu kurum mu? Da isteyen kurum mu dikkatinizi çekerim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Kim bu başçavuş olduğunu söylüyor. Yani kurum olarak değil şahsa mı verdiniz?”

Sanık İbrahim Özcan:” Ya siz ya biz kaç kişiyiz kom grubuna vermek istiyor dikkatinizi çekerim. Bende diyorum ki verme. Ha götür.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Niçin size soruyor yani siz ona vermişsiniz istediği gibi tasarruf etme hakkı yok mu?”

Sanık İbrahim Özcan:” Ya biz bunlar promosyon niye herkese ver benim görüşünü tasvip etmediğim insanlara ver kullansın böyle bir şey olur mu?”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Siz şunu söylüyorum siz bir başçavuşa vermişsiniz bir kuruma vermişsiniz bunu. Verdikten sonra o ne yapacağını niçin size soruyor sizin elemanınız mı bu yani bu şahıs sizin çalışanınız mı da size soruyor şuraya vereyim mi buraya vereyim mi?”

Sanık İbrahim Özcan:” Kurum değil bu başçavuş. Başçavuş bu. Yok (1-2 kelime anlaşılamadı). Ya almış benden götüreceğim bir etkinlik kitap fuarı yada bir etkinliktir burası ama biz diğer gruplara verilmesin biz oraya koruz onları dağıtırız kişisel bir eser olarak. Başkasının alıp dağıtmasına da müsaade etmeyiz. Niye dağıttırayım ki başkasına ben diyorum birçok parti dernek teşkilat da geldi vermedik. Vermiyoruz ama kişilere dağıtırız. Parasız promosyon olarak dağıtılır. Parasız promosyon olarak dağıtılır. “

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Fakat siz bu görüşmede daha farklı söylüyorsunuz.”

Sanık İbrahim Özcan:” Neyi farklı söylüyorum verme diyorum.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Ya Metin yarbay kime vermek istiyorsa versin sorumluluk Metin yarbayındır yani biz o karşıdakiler için olduğu önemli değil.”

Sanık İbrahim Özcan:” Ama yayınevi biziz yani.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Önemli olan biliyorsun astsubayım onların dağıtılması önemli olan ne kadar insana ulaşması yani. Yani şimdi dediğinizin tam tersini söylüyorsunuz kendisine. Metin yarbay istediğini yapsın diyorsunuz.”

Sanık İbrahim Özcan:” Yahu tam tersini söylemiyorum yine dağıtın diyorum dağıtın ama kişilere gruplara vermeyin. Grupların kontrolüne vermeyin diyorum kişilere dağıtın. Kişilere dağıtılır. Bu şey edecek bir şey değil ki, kişilere dağıtın diyorum. Koyarız oraya kişilere dağıtırsınız”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet, daha sonra işte standlara koyacağından bahsediyor siz de diyorsunuz standa koyacaksa olmaz o olmaz.

Sanık İbrahim Özcan:” Tabi adam kendi standına koyacak.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Öyle yok ama dağıttırırız öyle yok bizim işimizi başkasının standında biz ona müsaade etmeyiz.”

Sanık İbrahim Özcan:” Gördünüz mü işte dediğimize geliyor işte. Yani başkasının standına şey yapmış gibi benim bizim promosyon dağıttığımız şeyi niye dağıttıralım koyarız dağıtırız diyorum orda herkese.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Yani siz her verdiğiniz kitabı şurda kullanın veya işte burada yapın. Bu afişi şuraya koyun buraya koyun şeklinde gittiğiniz yerlere söylüyorsunuz öyle mi onu mu anlamaya çalışalım?”

Sanık İbrahim Özcan:” Şimdi. Şimdi burada açıkça söylemiyor mu deniyor onların.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Yani tasarruf tamamen ona geçmiyor mu artık.”

Sanık İbrahim Özcan:” Efendim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Siz promosyonunuzu verdiğiniz şahısta tasarruf hakkı yok mu istediği gibi kullanamaz mı istediği gruba istediği yere veremez mi?”

Sanık İbrahim Özcan:” Dağıtırız diyoruz bak orda herkese dağıtın diyorum. Bir grubun kontrolüne vermeyin. Koyun herkes alsın. Ama bir grup alıp onu kendi yapmış gibi niye promosyonunu yaptırsın kim yaptırır kendi yaptığı bir işi başkasının dağıtmasına. İster mi? Yani ister mi ben şimdi bir promosyon yapacağım burada başka bir gruba vereceğim o onun üzerinden şey yapacak siz buna müsaade eder misiniz?””

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Siz bu şahsa Maruf ismindeki şahsa verirken herhangi para veya ücret istediniz mi?”

Sanık İbrahim Özcan:” Asla, asla para karşılığı satılmaz bunlar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Değil.”

Sanık İbrahim Özcan:” Bunlar para karşılığı satılmaz.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet şöyle devam ediyor görüşmeniz. Abi işte onun için Ali abim müsait hem genel mesaj attım da siz de tamam ben ona ben dönerim. Ama onun diyeceği de odur yani aynı şeyi diyecektir.”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet çünkü daha önce bunu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Ben hayır ben o şekilde söyledim zaten bizler Metin yarbayda aynı o şekilde düşünüyor tamam. Maruf Şinik onun için aradım maruf. Tamam Metin yarbay doğrusunu düşünüyor abi. Tamam şimdi ben konuştum haberin olsun hı. Onu işte fatura şeklinde bir şey yapacağız tamam. Hı. Tamam işte onu şey yapacağız şey işlerini de yapacağız yani sizin o iş şey inşaat işi de olacak. Burada bir faturadan bahsediliyor. Bu nedir?”

Sanık İbrahim Özcan:” onu hatırlamıyorum bilmiyorum o bir konu için.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Fatura şeklinde bir şey yapacağız yani promosyon verdim diyorsunuz şimdi fatura yapacağız.”

Sanık İbrahim Özcan:” O promosyonla alakalı değildir o. (2-3 kelime anlaşılamadı)”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Nedir, açıklar mısınız nedir?”

Sanık İbrahim Özcan:” Onu ben hatırlayamıyorum şu an ama Ali bey bilir bu konuyu fatura işi neyse açıklar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Ayrıca bir inşaat işinden de bahsediyorsunuz. devam ediyor. Tamam abi ben şimdi beraber geldiğimiz arkadaş vardı ya hani o arkadaşa numaralarınızı vereceğim zaten Ali ağabeyle tanıştırdım konuştuk. Öyle yani o organizasyonu falan takip işlerini falan o yapacak yani orda. Tamam o astsubay değil mi o arkadaş. He, he,tamam oldu tamam mı abi. Burada bir organizasyondan bahsediliyor. Sizinle görüşmeye geldiğinde yanında bir astsubay getirmiş bu konu nedir?”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet. Bu konu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Neyi takip edecekler?”

Sanık İbrahim Özcan:” Grafiti denilen bir sanat vardır bilir misiniz? Grafiti, hani duvar çizimleri yaparlar ya sayın başkanım büyük hani gittiğiniz yerlerde duvarlarda sanatçılar vardır. Grafiti çocuklar vardı. Biz Kadıköy belediyesine de bu teklifi götürdük kirli duvarlara grafiti ve bunu birçok yere de sunduk. Mesela büyük bayrak. Asker vs. grafiti sanatçılarının yapılmasıdır. Bu o görüşmedir. Grafiti sanat yani grafiti sanatçıları derler. Ve bunlar çok güzel genç çocuklar var belli bir boya var onların kullandıkları. Bu konuda birkaç yere de öneri götürdük. Grafiti sanatçılarına Kadıköy de bugün Haydarpaşa da birçok yerde görürseniz hatta belediyeler bunu duvarlara da yaptılar. Bu o onunla ilgilidir. Ve bunu birçok yere de götürmek hatta kışla duvarları vardı onlardan izin almak istedik büyük kışla duvarlarından. Dış yani halka bakan.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Askeri bölgelerde mi yapacaktınız bu işi?”

Sanık İbrahim Özcan:” Şimdi kışlaların büyük duvarları var. Mezarlıkların mesela büyük duvarları var oraları panolarla kapatmak değil de grafiti sanat yani grafiti bir sanattır. Bunlara resimler yaptırmak için görüşmelerimiz oldu. Belediyeyle oldu mezarlıklar müdürlüğüyle oldu. Birçok yerle, ama bir sonuçlanamadı bunlar.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Siz mi yapacaktınız bu grafiti sanatını?”

Sanık İbrahim Özcan:” Ben değil yapan ekip var. Yani arkadaşlarım var benim.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet. Şöyle diyor çünkü.”

Sanık İbrahim Özcan:” Hatta belediyeler yaptırıyor bunu.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Sizi şeye çağırıyor keşfe gelecek sen geleceksin abi”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Bu tarafa sen bi geleceksin.”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Ya oraya geleceğim abi o ayrı bir şey evet keşfe ne zaman geleceksiniz diye size soruyor.”

Sanık İbrahim Özcan:” İşte bu işte evet.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:”Siz de işte sen gel buraya programı yapalım tarihini belirleyelim ondan sonra kışlaya gideriz (1-2 kelime anlaşılamadı)”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet işte orda büyük bir duvara biz onu yapmak eğer şimdi çocuklar diyor ki, bunu her yere yapamazsınız.”

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” sizin keşif yapacağınızdan bahsediyor yani başka bir şahıstan bahsetmiyor.”

Sanık İbrahim Özcan:” Evet ben çocukları da götürüyorum. Evet grafiti götüreceğim. Bakacaklar bu duvara olur olmaz çünkü bazı duvarlar var ki olmuyor. Çocuklar buna yaparsanız üç gün sonra beş gün sonra bu akar. Dökülür. (1-2 kelime anlaşılamadı) birçok belediye daha sonra bu birçok bu konuda çalışmalar yaptılar. Ve yaptırdılar da. “

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel:” Evet çok uzun sürmemesi bugün taleplerin de alınacağını dikkate alarak 6912 nolu tape var Mustafa Karaçalı ile yaptığınız 7 Haziran 2008 tarihli görüşme uzunca bir görüşme burada sadece size şunu sormak istiyorum. O orda, o orda farkına varmadı. Ha pardon şöyle başlıyor. Orda isterse ben ona dedim ya istersek bazı şeyleri kitleriz yani diyorsunuz. Kitlersin anasını da kendi kontrolü altında olmayacak mı problemi yaşadım. Siz de diyorsunuz o orda. O orda farkına varmadı en son uyandırdım ben onla şile jandarma komutanı falan dedi ya. Hı. Siz de ulan bilmiyor ki bölge komutanı şimdi alay komutanlarından bir trafiği kuruyum da bak ben adamı nasıl sıkarım bir görecek o. Şeklinde bir beyanınız var. Bu konuyu biraz açar mısınız?”



Yüklə 0,54 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə