T. C. İStanbul


Duruşmaya kısa bir ara verildi



Yüklə 0,54 Mb.
səhifə5/6
tarix23.01.2018
ölçüsü0,54 Mb.
#40137
1   2   3   4   5   6
Duruşmaya kısa bir ara verildi.

Duruşmaya kalığı yerden devam olundu.

Bu arada bir kısım sanıklar müdafileri Av. Köksal Bayraktar ve Cavit Subaşı’nın da geldikleri görülmekle huzurdaki yerlerine alındı.



Bir kısım tutuklu sanıklar ve tutuksuz sanıklar müdafii Av. Celal Ülgen söz istedi verildi: “Sayın Başkan, Değerli mahkemenin üyeleri ve Sayın savcılar aslında bu taleplerimde özellikle tutuklu sanık Hüseyin Keskin ve tutuklu sanık Hasan Atilla Uğur hakkında talepte bulunacağım. Müvekkilim Tuncay Özcan için 3, 3 savunmanla sınırlı tutulma kararı olduğu için diğer arkadaşlarıma söz hakkı verilebilmesi açısından Tuncay Özcan’la ilgili beyanda bulunmayacağım. Öncelikle Hüseyin Keskin ile başlamak istiyorum. Hüseyin Keskin’in ifadesi alındıktan sonra tahliyesini talep etmiştik ancak Sayın mahkeme bir ara karar alarak Sarıkamış’tan herhangi bir olay olup olmadığını Hüseyin Keskin’in oraya gittiği dönemde sorulmasına karar vermişti. O yazının cevabı gelmiş olmakla ve yanıtta olumlu olmakla Hüseyin Keskin’in tutuklu kalmasının bir nedeni kalmamıştır, bir hakkın tahliyesine karar verilmesini talep ediyorum. İkinci olarak Sayın müvekkilim Hasan Atilla Uğur’la başlamak istiyorum ancak bugün sabahki oturumda sanıklardan İbrahim Özcan’ın çapraz sorgusunun yapıldığı sırada Sayın Cumhuriyet savcısının sorularına tanık olduk bu soruları dinlerken Ceza Muhakemesi Kanununun 201. maddesinin bir kez dana irdelenmesi gerektiğini düşündüm bilindiği gibi bizim hukukumuzda CMK’da her ne kadar adına çapraz sorgu desek de bu yöntemin asıl adı doğrudan soru sorma yöntemidir. Çapraz sorgu jüri sistemli hukuklarda mevcuttur. Bu nedenle doğrudan soru sorma ile soruşturma aşamasındaki sorgu arasında büyük farklar vardır. Ama gerek mahkemenin yapısı fiziksel yapısı gerekse sanığın ifade verdiği kürsünün hemen savcıların önünde olması ve savunmaya uzak bulunması Cumhuriyet savcılarına yasada olmayan 2. bir sorgulama yöntemi veriyor. Bu bütün sanıkların ve bizimde müvekkillerimizi etkilediğinden bu hususu söylüyorum çünkü Sayın Cumhuriyet savcıları bugün tipik bir soruşturma aşaması sorusu yaptılar. Sayın mahkemenin Ceza Muhakemesi Yasasının 201. maddesini dikkate alarak Sayın savcıların bundan sonraki sorgularında bu maddeye uygun soru sormalarının sağlanmasını öncelikle talep ediyorum. Ayrıca bugün 12 Mart yani 12 Mart muhtırasının ve yakın tarihimizdeki darbelerin başlangıcının bilmem kaçıncı yıl dönümü bu nedenle hem bizim ülkemizdeki tüm muhtıraları ve hem de gerçekleşmiş darbeleri kınamakla söze başlamak istiyorum. Ülkemizde her ne kadar bu darbeleri kınasak da bugün yoğun bir darbe iddiası ile karşı karşıya bulunmaktayız. Kafes, Balyoz, Oraj, Suga, Çarşaf, Sakal her gün yeni bir darbe iddiası her gün yeni bir tutuklama furyası sürüp gidiyor. Ancak burada çok önemli bir hususun altını çizmek gerekir. Bizim darbeler tarihimizde muhtıralar tarihimizde Amerikanın desteği olmadan yapılmış bir darbede yoktur verilmiş bir muhtırada yoktur. Ama şimdi görmekteyiz ki darbe ve muhtıra iddialarının arkasında bir takım oligarşik güçler var ve bu oligarşik güçlerde büyük bir olasılıkla yurtdışından yönlendiriliyor, bir merkezden yönlendiriliyor, hedefte TSK’yı bitirme ve tasfiye etme. Bu kadar silahlı kuvvetler mensubunun üst düzey komutanının bu kadar yaşamlarını terörle mücadeleye vermiş insanların bir bir tutuklanması uzun süre gözaltında tutulması sonra tutuklu kalması elbette ki ülkemizin bütün gen yapısını dahi bozmaktadır. Gerçekten bir darbe gerçekten bir teşebbüs var mıdır yok mudur? Onu mahkemeler mutlaka gün yüzüne çıkaracaktır ama bizim görev aldığımız savunma yüklendiğimiz davalarda gördüğümüz ve algıladığımız odur ki bütün bu savların bir temeli yoktur, asılsızdır, dayanakları yoktur. İşte müvekkillerimizden Hasan Atilla Uğur’da aleyhinde ki 4 tür kanıt çeşidi ile suçlanmaktadır. Birisi telefon çözümlemeleri, diğeri bilgisayar kütüklerinde arama sonucu elde edilen deliller diğeri dokümanlar ve birde gene ülkemizin kanayan bir yarası haline dönüşeceği anlaşılan gizli tanık ifadeleri. Bunları anlatırken öncelikle sayın sanıklardan Emcet Olcaytu’nun da sözüne ettiği ve soruşturma değil kovuşturma aşamasında ki aksaklıklardan bahsettiği bir konunun biraz daha ayrıntısına fazla zamanınızı almadan girmek istiyorum. Elimde İstanbul 10. ağır ceza mahkemesinin arama, el koyma ve inceleme kararı var. Bu kararda müvekkilimiz Hasan Atilla Uğur’un da evinin aranması istenmiş. 1 denmiş Ankara Çankaya Çukur ambar filan sitesi, 2 Çankaya Yıldız 4. cadde filan sokak, 3 iş demiş bir adres vermiş, 4 Antalya demiş bir yazlık vermiş ve burda dikkatinizi çekmek istediğim bir şer daha var 5 ev, Bahçelievler mahallesi filan caddesi ve sonrada 22/16’dan sonra bacanağı Zafer Yaşar Kılıç demiş. Yine aynı şekilde sanıklardan Mehmet Şener Eruygur’un arama listesinde de İstanbul Caferağa Mahallesi Moda Caddesi No:46 daire 2 Kadıköy, ADD Kadıköy şubesi demiş. Bu arama kararının mahkemenin arama kararının altında şu gerekçeler yasal gerekçeler yazılı. Türkiye Cumhuriyeti anayasanın 20 ve 21. maddesi. Ceza Muhakemesi Kanununun 119 ve 127. maddelerine göre yukarıda belirtilen şüpheliler ve irtibatlı oldukları adreslerde ve müştemilatlarda ve ilgili şüphelilerin üzerinde arama yapılmasına diyor. Şimdi işin ilginç tarafı bütün müvekkillere ait arama kararlarını incelediğimde aynı gerekçelerle karşılaştım aramayı 119. madde ve 127. madde kapsamında yapıyor talep ediyor Sayın savcılar. Mahkemelerde hiç değiştirmeden 119 ve 127. maddelere göre karar veriyor. Şimdi okuyorum madde 116, yakalanabileceği veya suç delilinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa şüphelinin veya sanığın üstü eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerler aranabilir, Sayın savcılar neden 116. maddeyi yazmıyorlar da bu arama kararlarına dayanak olarak CMK’nun 119.maddesini yazıyorlar? Sayın mahkemelerde neden Sayın savcıların bu yanlışlığına katılarak 119. maddeye göre arama kararı veriyorlar? Mahkemelerin 119. maddeye göre arama kararı vermelerini anlamak mümkün çünkü 119. madde bir arama kararında olması gereken koşulları sayıyor ama bakın 116’nın altında bir 117. madde var. Neden 116’yı tercih etmediklerini neden 119’uncu maddeyi tercih ettiklerini 117. maddeyi okuduğumuz zaman anlayacağız. 117. madde diğer kişilerle ilgili arama. Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla diğer kişinin de üstü, eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerler aranabilir. Bu diğer kişi kimdir? Biraz önce örneğini verdim Mehmet Şener Eruygur’da Kadıköy ADD, müvekkilimizde de bacanağı. Bu diğer kişi kapsamında ancak 2. fıkrasında bir madde var, bir düzenleme var diyor ki bu hallerde yani hangi hallerde diğer kişilerin aranması durumunda yapılabilmesi aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerde bulunduğunun kabul edilmesine olanak sağlayan olayların varlığı gereklidir diyor. Arama kararlarında 117. maddeden bahsedilmiş mi? Hayır, peki nasıl 117. madde kapsamında diğer kişilerin konutları aranabilmiş? Bunu Sayın savcılara da sormak gerekir bu kararı veren mahkeme üyelerine de sormak gerekir. 116. maddenin, 117. maddenin 3. fıkrası bir tek istisna getiriyor, o da diyor ki yukarıda yani biraz önce söylediğim sınırlama şüphelinin veya sanığın bulunduğu yerler ile izlendiği sıraca girdiği yerler hakkında geçerli değildir. Mehmet Şener Eruygur için düşünürsek Kadıköy ADD onun bulunduğu yer midir? Değildir. Peki, müvekkilimiz açısından düşünürsek bacanağının eve müvekkilimizin bulunduğu yer midir? Değildir. Peki, bu madde hükmü neden uygulanmamış ve deliller toplanmış? Bunların hepsinin sorgulanması gerekir. Evet, şimdi biraz önce konuşan arkadaşlarımızdan bir kısmı ve özellikle Emcet Olcaytu açıkladı özellikle 134. madde ile ilgili bir bilirkişi raporundan söz edildi. Ben bu konuyu da çok yadırgadığımı hemen söylemeliyim. 134. madde Ceza Muhakemesi Yasasında düzenlenmiş bir maddedir. Bu maddenin nasıl uygulanacağı konusunda bir bilirkişi raporu düzenlenmesini anlamak mümkün değil çünkü oldukça açık her şeyi anlatan ve açıklayan bir maddedir. Bunun için bir bilirkişi raporu istemek Ceza Muhakemesi Yasasının diğer bütün hükümleri diğer düzenlemeleri içinde bilirkişi incelemesi gereğini doğurur. Ama uygulama onu da getiriyor. Müvekkilimizle ilgili 24.07.2008 gününü. Bir tutanak var, devir ve teslim tutanağı. Ne devir ve teslim edilmiş? Müvekkilimiz evinde yapılan aramada bulunan bütün dijital veriler ve bakın nasıl söylenmiş. Bir adet seagate marka falan hard disk ve yüzlerce hafıza kartı, hard disk yada laptop tutanakta şöyle diyor. Zapt edilmiş, zapt edilen materyallerin gerekli teknik incelemesinin yapılabilmesi için tarafımızdan imajları alınmış olup asılları sağlam ve çalışır vaziyette terörle mücadele şube müdürlüğünden gelen görevli memura teslim edilmiştir. Altında ki imzalar teslim eden polis memuru, hazirun polis memuru, teslim alan polis memuru. 134. maddeye göre bu imajların nasıl alınacağını çok açık bilirkişi incelemesine, bilirkişi görüşünün alınmasına gerek yok. 134. maddeye göre usulüne uygun yapılması şey hodbehot el konulmuş Hasan Atilla Uğur’dan alınmış. 28 gün veya 20 gün tutulduktan sonra incelemeciler incelemeyi yaparak imajlarını alarak ne kendisi ne vekili olmadan teslim ve tesellüm tutanağı tutuyor ve bu tutanakta da zapt edilen materyal diyor bilgisayarlar için. Zapt edilen materyal olamaz. Ayrıca sağlam ve çalışır diyor şimdi bu uygulamayla buna benzer uygulamalarla, elde değilmiş delillerin delil olmayacağı içinde bir savcının dava açmasını beklemeye asla gerek yok. Sayın Cumhuriyet savcıları bu arama kararını ve el koyma kararını terörle mücadele şube müdürlüğüne gönderirken açıklama olarak da şunu söylüyorlar ki burda imzası bulunan sayın savcılardan ikisi şu anda mahkemede bulunmakta Sayın meslektaşlarım. El konulacak suç eşyası ve dijital verilerle alakalı olarak CD veya Disketlerin numaralarının mutlaka tutanağa yazılması, arama yapılan kişi veya varsa vekilinin de imzalarının mutlaka alınması ve usulüne uygun olarak mühürlenmesi. CMK 134 bu kadar mı? Sadece bunlar mı yani dijital verilere el koyarken uyulacak titizlik gösterilecek konu bu kadar mı? Sadece mühürlenmesi mi? sadece vekilin imzasının mı alınması? Tabi Sayın savcılarımız bu konuya, bu konuyla ilgili terörle mücadele şube yetkililerini yeteri kadar bilgilendirmedikleri için onlarda hodbehot giderek el koyarak zapt ederek bilgisayar ve kütüklerini alıp emniyet müdürlüğüne getirmektedirler. Şimdi bütün bunlar delillerin incelenmesi sırasında mutlaka ortaya çıkacak sayın heyet tarafından da değerlendirilecektir. Ama sorun bu delillerin yanlış yöntemle, yasadışı yöntemle elde edilmiş olmasının saptanması veya saptanamamasında değildir sorun böylesine yasaya aykırı delillerle açılan bir davada tutukluluk müessesinin yanlış uygulanmasıdır. Bir mahkemenin hükmü bu delillere dayanırsa hukuki açıdan büyük sorunlar da doğar. Ama bir mahkemenin temyizi mümkün olmayan etkili üst makamlara başvurusu mümkün olmayan bir tutuklama kararını böylesine yasal olmayan yöntemle elde edilmiş delillere dayandırması oldukça bizleri üzmektedir. Sayın mahkeme Sayın iddia makamları ile bizim aramızda başlığı atılmış ama içerisi doldurulmamış bir gazete gibi olmalıdır, Sayın iddia makamı söyleyeceklerini söylemeli, bizde söyleyeceklerimizi söylemeliyiz ve gazete öyle çıkmalıdır. Ama görüyoruz ki Sayın mahkemenin huzuruna gazete yazılmış ve dolu veriliyor ve biz söyleyecek hiçbir şey yazacak hiçbir sayfa, hiçbir sütun bulamıyoruz. Sıkıntı buradadır. 3. ordu komutanı Sayın Saldıray Berk Erzincan bölgesindeki bir yargılama faaliyetinde 1 numaralı sanık ama ülkemizin en büyük tatbikatını yönetiyor. Onun tutuklanmasına gerek yok bu doğrusu ama aynı şey bizim bu davada da hem müvekkilimiz Hasan Atilla Uğur için geçerli hem de diğer sanıklar için geçerli. Bunlar yargılanacaklar sonuçta suçsuz oldukları zaman elbette cezalarını da çekecekler ama suçsuz oldukları zaman geriye dönüp baktıklarında arkalarında haksız olarak yattıkları bir 2 yıl göze çarpacak. Sayın mahkemenin öncelikle bütün bunları düşünerek bir çözüm bulması gerekir, evet ülkemiz zor günlerden geçiyor, bu davanın en büyük özelliği sanıklarının haksız tutuklu olmasıdır. Sayın mahkemeden tutukluluk koşullarının artık kalmadığı için müvekkilimiz tahliyesine karar verilmesini talep ediyorum.”

Sanık Osman Gürbüz müdafii Av. Erdem Olgun söz istedi verildi: ”Saygıdeğer Başkanım Muhterem heyet. Sayın Başkanım 1 Temmuz 2008 günü müvekkilim Osman Gürbüz bir sabah baskını ile evinden polislerce alınmış Antalya’da. Daha sonra aynı gün TEM’e getirilmiş İstanbul TEM’e. 4 gün gözetim süresinden sonra 5 Temmuz 2008 günü müvekkil Osman Gürbüz tutuklanmıştır, tutuklandığımız zaman o gün sorgu hakimi olan Sayın Haşıloğlu mahkemede doğrunun ve yanlışın anlaşılacağını, söyleyerek müvekkil yüzüne karşı o zamana kadar düşün ne gerekiyorsa söyle diyerek müvekkilimi ilk önce Metris cezaevine ordan Tekirdağ cezaevine ordanda malumunuz olduğu üzere Silivri 4 nolu cezaevine göndermişlerdir ve bizim müvekkilimiz tam 20 ay boyunca yargılanmayı beklemiş, bu 20 ayın yaklaşık bir 10, 11 ayı iddianamenin hazırlanmasıyla geçmiş geri kalanda sorgu sıramızın gelmesini beklemişizdir. Bu 20 ayın sonunda bu 2010’un Şubat ayında müvekkilim ve biz cümle savunmalarımızı yapmış, bizim aleyhimizde delil olarak kullanılan gizli tanık ve açık tanık ifadelerine yine iddianamede ve bizim topladığımız eklerde resmi belgelere dayanarak çürütmüş idik. Ancak mahkeme yine kafasında soru işaretleri olacak ki biz tahliye beklerken şok bir karar vererek Beyoğlu 2. Asliye ceza mahkemesine, Ankara CMK 250 ile yetkilendirilmiş özel yetkili Cumhuriyet savcılığına ve malumunuz üzere Beşiktaş özel yetkili Cumhuriyet savcılığa Necip Hablemitoğlu, Gazi mahallesi olayları, Susurluk kazası diye bilinen olay hakkında müvekkilimin aleyhinde her hangi bir soruşturma bir yargılanma yapılıp yapılmadığını sorulmuştur ve teşekkürlerimizi sunarak da evrakı elden takip etme yetkisi de şahsımıza verilmiştir. Bizde ilk iş olarak nasıl olsa İstanbul yakın Ankara’ya sürekli gidemiyoruz diye direk Ankara’ya gitmişizdir ve Sayın Şemseddin Özcan 250 ile yetkili Cumhuriyet savcısı tarafından tarafımıza verilen yazıda aslı budur efendim size şimdi vereceğim aynı zamanda postada da mahkemeler arası yazışmalarda da gelecek aynen söyle der. İlgi sayılı yazınız ile sorulan sanık İdris oğlu Makbule’den olma 1962 doğumlu Osman Gürbüz hakkında Susurluk kazası olarak bilinen olay, Gazi mahallesi olayları ve Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesi olayları ile ilgili açılmış herhangi bir soruşturma bulunmamaktadır. Bilgi edinilmesi rica olunur. Aydın bey bunu Sayın Başkanımıza iletir misiniz? Efendim biz bunu aldık alır almaz İstanbul’a döndük Beyoğlu 2. asliye ceza mahkemesinin malum olduğunuz üzere 1997 senesinde müvekkilimin yargılanmış olduğu mahkemeye gittik koştura koştura. Elden takip müzekkeremizi verdik ve yanılmıyorsam 21 Şubat günü ben mübaşir arkadaş tesadüfi orda incelemeye gelen 2 tane müfettiş eşliğinde dosyayı, mühürlü zarfa koyarak Sayın Mahkemenize gönderdik ancak ne Sayın mahkemenize ulaştı evrak daha doğrusu koskoca dosya ne yerinde kaldı postada bir yerde duruyor. Buraya soruyoruz gelmedi diyor oraya gidiyoruz gönderdik diyor. Dedik ki illaki gelir bu postadadır biz bu arada zaman kaybetmeyelim Beşiktaş’a gidelim sayın mahkemenin istemiş olduğu yazıları biz götürelim onlarda bize versin. Biz elden takip müzekkeremizi Sayın savcılığa verdik Sayın savcılıkta bakın efendim siz savcılıktan dediniz ki Osman Gürbüz hakkında Hablemitoğlu cinayeti zaten o Ankara’nın işiydi Ankara’da olmadı en büyük itham edildiğimiz o malum gizli tanık Osmanımın da belirttiği suçtan Ankara savcılığı her hangi bir malumat ve soruşturma yapmamış 24 ay boyunca ve yapmayacakta. Dediniz ki tekrar Beşiktaş savcılığına Gazi mahallesi olayları, Hablemitoğlu olayları ve Susurluk kazasından yargılanıp yargılanmadığı. Efendim önünüzde sizin de Uyap’ınız var, aynı ekranda zaten Uyap’a yazıldığı zaman belli oluyor, çıkıyor. Her hangi bir soruşturma yok, Yetinilmedi arşivden soruşturuldu belki arşivde kalmıştır filan, arşivde de her hangi bir soruşturma yok müvekkilim Osman Gürbüz aleyhine. İstanbul özel yetkili savcılarınca her hangi bir soruşturma açılmamış ancak her ne hikmetse biz Ankara’dan 2 günde aldığımız yazıyı yaklaşık 20 günden beri alamıyoruz, bunun sebebi de burda onu da sunacağım. Sayın savcı Zekeriya Öz bu sefer TEM’e yazı yazıyor, diyor ki aynen yazıda böyle ilgili yazıya konu olarak Osman Gürbüz hakkında Susurluk kazası, Gazi mahallesi ayrıca Necip Hablemitoğlu öldürülmesi olayıyla ilgili olarak herhangi bir araştırma ve tespit yapılıp yapılmadığının araştırılarak savcılığıma bildirilmesi. Şimdi Sayın Başkanım savcılığın herhangi bir bilgisi ve haberi olmadan herhangi bir izni olmadan gerek TEM olsun gerek organize olsun gerek kaçakçılık, mali şube olsun herhangi bir soruşturma yapabilir mi? Böyle bir şeyin mümkünatı var mı? Yani polis kafasına göre savcılıktan izin almadan bir soruşturmayı başlatabilir mi? Ya da başlatsa haber vermez olur mu? Olmaz tabi ki yok ama maalesef sayın savcılık buna inanmamak istememize rağmen artık bu yönde ve burda da 10 gün içinde cevap verin diyor efendim 23.02’de TEM’de görevli polis memuru teslim almış hala cevap yok aradan geçti 25 gün daha ne zaman gelecek belli değil. Artık hakikaten ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmaya başlayacağız yani şu güne kadar sustuk, şu güne kadar hep işlerin yoğunluğunu, hep mahkemenin saygınlığını korumaya çalıştığını tahmin ediyorduk ama bu günden sonra artık iddia makamının kaçak dövüşmeye başladığını. İddia makamının zaman kazanmaya başladığını şu belgelerde şey yapıyoruz yani şu an açık açık bizim hakkımızda yazılan iddianamenin savcılık tarafından değil, TEM tarafından yazıldığı savcılığın bu konu hakkında herhangi bir bilgisi olmadığı TEM’in daha çok bilgisi o dahilinde olduğu ortaya çıkıyor. Şimdi bu evrak 23.02’de teslim alınmış efendim aradan geçmiş 25 gün neredeyse müvekkilim 22 aydan beri tutuklu. Bu evrak 7 ay sonra gelse, 8 ay sonra gelse siz sırf bu evraka dayanarak müvekkilimi burada mı tutacaksınız? Ya da şimdi diyeceğiz ki yeniden yazdıralım aynı şey olacak. Şimdi siz savcılığa istiyorsunuz bir şey sorulmuş var mı soruşturma açılmış mı yapılmış mı? Herhangi bir şey çıkmıyor tutun ki şimdi bunu da uzatır mısınız Aydın bey? Beyoğlu 2 Asliye ceza mahkemesinin kararı 1997 senesinde yani yaklaşık olarak 13 sene geçmiş. Müvekkilim de o suçtan 5 sene 10 ay ceza almış efendim, cezasını çekerken de af çıkmış olay bitmiş şimdi siz müvekkilimi 97 senesinde ki olaylarla mı yargılıyorsunuz huzurunuzda? Yoksa daha varlığı bile kabul edilmeyen hayali terör örgütüne üye olmak suçundan mı yargılıyorsunuz? Tek bir suçumuz var 314/2 ile yargılanıyoruz o da müvekkilimin bir dönem üyesi olmuş olduğu Kuvayi Milliye derneğinin başkanı Sayın Mehmet Fikri Karadağ bir kere 1 dakika 43 saniye süren telefon görüşmesi. O dönemde de malumunuz olduğu üzere YÖK Başkanına suikast girişiminde bulunulmuş müvekkilimde derneğin ismi geçtiği için tedirginlikle başkanını aramış buda suç sayılıyor. Ama diğerleri herhangi bir şey sayılmıyor yine efendim tutun ki o dosya illaki gelecek, geldi e müvekkilim de dedi ki ya kardeşim ben zaten bundan cezamı çektim, yattım, afla çıktım. Bir daha hüküm kurulamaz dese ki şöyle ya bana bu yargılandığım silahları Mehmet Eymür verdi bu kimlikleri Mehmet Eymür verdi. Ne yapacaksınız? Mehmet Eymür’ü de mi burada yargılayacaksınız? Onu da mı buraya getireceksiniz? Öyle bir şey olmayacak. Ya da efendim en başta gizli tanık 9 dedi ki Hablemitoğlu’nun parasını müvekkilim kumar masalarında yemiş, sözde öyle demiş, işte Ankara söylüyor böyle bir şey yok diye olay yok diye buda yalan. Gizli tanık 9 namı değer Osmanım karalıyor, e biz onun karaladığını siliyoruz beyazlatıyoruz ama bu sefer karşımıza bahaneler çıkıyor efendim. Resmen artık Don Kişot’u da da geçtik yani bu dönem burda ki bir yazar olsa ben değil burda ki bütün arkadaşlarımı Don Kişot’tan daha üstün gösterecek. Yani bizim elimizde ki güç kuvvet belli. Ben TEM’e de gittim o evrakın sorumuna. TEM’de nerede ise vatan hainliği ile karşılaştım. Sen karışamazsın, şöyle yapamazsınız, böyle yapamazsın, önümüzde bir sürü dağ. Evraklar gelmiyor müvekkilim 22 aydan beri tutuklu ve tutuklu olduğu tek şey Mehmet Fikri Karadağ ile 1 dakika 43 saniye efendim onunda izahını yaptık. Daha sonra siz dediniz ki Sayın müvekkilime niye sen? Niye sen olduğunu onu o zaman Mehmet Eymür’e soralım. Bakın müvekkilim celse arası gazete kupürlerini verdi Mehmet Eymür demiş ki ben Yeşili kullandım e sen Yeşili kullandığın dönemde Yeşil aranıyordu. Kanun kaçağıydı e sen bir kanun kaçağını devlette resmi görevli iken kullanırsan demek ki sen açık açık suç işliyorsun. Ondan sonra efendim Susurluk kazası e Susurluk kazasının komisyon raporları 1. iddianameden beri sizde var. Burda da var ismimiz geçmiyor. Yargılanmamışız bir şey yapmamışız. Yeniden mi yargılanacak Susurluk’tan.? O zaman Tansu Çiller buraya gelsin, Mehmet Ağar buraya gelsin, eski Urfa milletvekili Sayın Bucak gelsin hepsini yargılayalım burda tekrar yani efendim diyeceğim o ki biz elimizden gelen en iyi savunmayı resmi belgelerle yaptık müvekkilimin masum olduğunu ispat ettik. Ama Sayın heyet ya da Sayın iddia makamı müvekkilimi suçlu göstermek için elinden gelen her türlü gayreti çabalamaktadır. Şimdi efendim birde şöyle düşünün, 22 ay bitecek 23 ay olacak müvekkilim çocuğu konuşmayı bilmiyordu şimdi ilkokul 1’i bitirecek. Nerde insan hakları? E Habur’dakiler geldi konuşuyor onu gitti bunu gitti e benim müvekkilim burada yatıyor suçu ne? Hayali terör örgütüne üye olmak. Nerde öyle bir örgüt kurulmuş mu? Hayır, 314/2’den sadece üyelikten benim müvekkilimden daha uzun süre ne 1. iddianamede ne burda yatan başka insan yok. Tutuyorsanız efendim müvekkilim niye tuttuğunuzu söyleyin bizde ona göre sizin iş yükünüzü hafifletelim, delilleri bulup çıkartalım, bakın bizim evimizde yapılan bütün aramalar bize geri verildi herhangi bir suç unsuru yoktur diye. Bilgisayarımızda yapılan bütün aramalarda raporlarımız var, bizde sunduk iddianamede de var. Herhangi bir suç unsuru yoktur diye. İddia makamı müvekkilimi vahşi, cani bir katil olarak göstermek için elinden gelin yapıyor bizde hayır öyle değil kardeşim bak yalan söyleniyor, yalana alet oluyorsunuz gizli tanığa inanmayın yalan söylüyor sadece bizim hakkımızda değil herkes hakkında yalan söylüyor. E resmi belgelerle sunuyoruz yine inanılmıyor. Akdeniz olayları bahane çıkılıyor Akdeniz’deki ağır ceza mahkemesi müvekkilimi ne sanık ne tanık ne başka bir şey olarak muhatap görmüyor ama savcılık illah böyle ya tamam çocukla konuşmuş ne demiş? Niye yaptın evladım demiş utanmıyor musun demiş sen niye karışıyorsun? Sen öğrenci değil misin? İşine baksana demiş. Efendim bize göre bu geçen 22 ayda gerek sizin gerek iddia makamının resen yürüteceği müvekkilim lehine veya aleyhine olan deliler maalesef 22 ay sonra toplanılmıştır, toplanılmaya başlanmıştır. Şimdi burada savcılığa şu soru sorulması lazım esasında TEM’e yazılan aklın 22 ay önce nerdeydi? Sen zaten bizi suçladın Hablemitoğlu ile Gazi Mahallesi ile Susurlukla o zaman sorsaydın TEM’e. TEM’den yazı gelecek 8, 9 ay sonra benim müvekkilim 9 ay daha tutuklu kalacak ondan sonra başka bir şeyler bahane edilir en son çıkacak bir film vardı Pardon diye pardon mu olacak efendim? Zamanında ki bütün gazeteler bütün televizyon yayınları işte Hablemitoğlu’nun katilinin oğlu şudur budur ne oldu işte Ankara’dan yazı getirdik. Herhangi bir şey yoktur diye, diyeceğim o ki efendim gerek sizin gerekte iddia makamının günahını benim müvekkilim 22 aydan beri tutuklu kalarak geçirmektedir. Sorgumuz tamamlanmıştır. Delilerin hepside toplanmıştır. Bundan sonra ki delillerde dediğim gibi TEM’den gelecek olan yazı ki Uyap’a baktığımızda hakkımızda herhangi bir soruşturma olmadığı görülecektir. E müvekkilimde gidip TEM’de ki yazıyı çalamayacağına göre ya da Beyoğlu 2 asliye ceza mahkemesinin yargılanmış olduğu davanın gelecek olan dosyası postada bir yerde kayboldu belki geldi saklıyorlar yani artık komplo teorisi üretmeyelim diyoruz ama her şey olabilir efendim çünkü ben kendi ellerimle verdim postaya mübaşir, ben, ikide müfettiş. Kırmızı mühürle bağladılar bez torbaya hatta bilerek söyledim dedim ki Beşiktaş’a göndermeyin Silivri’de ki Kampüse gönderin oraya da yazıldı puntolarla iadeli taahhütlü. Ama yok Beyoğlu’na gidiyorum gönderdik buraya geldik gelmiyor e nerde kardeşim bu ona da kimse cevap vermiyor. Ne olacak benim müvekkilim? Bakın benim müvekkilim 6 tane dükkanı vardı Milli emlak tan kiralanan 2 tane kaldı yıkıldı. Antalya’da ailesi yaşıyordu artık yaşayamıyor baskılardan başka ile göç etmek zorunda kaldılar ve çocuğu da okulda sürekli tacize uğruyor. Yanlış yazılanlardan, şunlardan, bunlardan dolayı. Şimdi efendim siz en başta müvekkilime bir soru sormuştunuz niye sen? Zaten onun cevabını bilsek müvekkilim burda olmazdı yani bu herkese sorulabilir atıyorum bende müvekkilime sorarım niye ben bu kadar avukat varken niye beni seçtin? Ya da efendim kendinize de sorabiliriz. Niye siz koskoca İstanbul Beşiktaş adliyesinde en az sizin kıdemli, en az sizin kadar bilgili başka ağır ceza reisi yok muydu sizi buraya reis olarak atadılar? Şans Mehmet Eymür’de zaten Mehmet Eymür’ün söylediği yeni bir şey yok efendim bakın o dönemki gazeteye ve internet haberlerine hep aynı. Kopyala yapıştır, kopyala yapıştır aynı şeyler söyleniyor o zaman biz şimdi söyleyelim müvekkilim buradan çıksın desin ki ben silahları Mehmet Eymür’den aldım, kimlikleri Mehmet Eymür’den aldım ne bileyim en işte bu Hablemitoğlu cinayeti ile ilgili saçma sapan şeylere yorum yapsa insan karalamak bu kadar kolay mı efendim? Taktirleri size bırakmakla beraber müvekkilim 22 aydan beri tutukludur ve tek suçu hayali Ergenekon terör örgütüne üye olmaktadır 314/2’ye göre yargılanıyoruz. 22 aydan beri cezaevindedir artık tahliyesini istiyorum efendim. Hakikaten tahliyesini istiyoruz çünkü yani bırakın onu ben yoruldum müvekkilim 12, 13 sene cezaevinde yattı doğru yatmadı değil ama suç işledi de yattı, burda niye yatıyor? Hiç bir şey. Söyleyin deyin ki bize Osman Gürbüz şu suçtan dolayı şu ithamdan dolayı yargılanıyor ben nerde olursa olsun Fiyzan’da olsun Fiyzan’dan da getiririm o evrakı ama suçlu çıkar ama suçsuz çıkar. O zaman derim ki bak adam suçlu yatıyor böyle bir şey yok Ankara’ya gittim Hablemitoğlu cinayetini Hablemitoğlu cinayeti ta meclislere kadar taşındı bakanlar söylüyor Hablemitoğlu aydınlanmadı. İşte aydınlandı Hablemitoğlu daha nasıl aydınlansın? Bizim aleyhimize herhangi bir şey yok soruşturma yok yani illa bize bir suç mu yıkılmak isteniyor? Bu mudur yani amaç? Öyleyse söylensin müvekkilimde yatsın yada kapatalım diyelim ki tamam biz suçumuzu kabul ediyoruz arkadaş kesin cezamızı Yargıtay bizim göbeğimizi kessin. E buda yok, saygılarımı sunuyorum müvekkilimin bihakkın tahliyesini talep ediyorum efendim.”


Yüklə 0,54 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə