X. TÜRKİye muhasebe denetiMİ sempozyumu & IV. Uluslararasi tüRKİye muhasebe denetiMİ sempozyumu kurumsallaşma ve denetiM



Yüklə 458,33 Kb.
səhifə4/8
tarix11.01.2018
ölçüsü458,33 Kb.
#37583
1   2   3   4   5   6   7   8

OTURUM BAŞKANI _

Başka acaba soru var mı Bay David Szafran’a? Teşekkür ediyorum David konuşma için, biraz koşturduk kendisini ama uçağı da yarım saat ertelendiği için en azından biraz da bizimle kalabilir.

Efendim, diğer konuşmacımız İngiltere ve Galler Odasının Temsilcisi, Avrupa Bölge Müdürü Sayın Martin Manuzi. Kendisi son zamanlarda Avrupa’nın gündeminde daha da sık olan gözetim faaliyetlerinin arttırılması, şekil değiştirilmesi, denetçilerin gözetimi, şirketlerin gözetim faaliyetlerinin arttırılması yönünde görüşlerini bizlerle paylaşacak. Martin.

Uluslararası Muhasebe ve Denetim Mesleğinin Geleceğinde Gözetim Kurullarının/ Otoritelerinin Çalışma ve Değerlendirme Usullerinin Önemi”



MARTIN MANUZI _ICAEW _AVRUPA BÖLGE MÜDÜRÜ _

David gerçek bir Belçikalı ve ben de 13-14 yıl Belçika’da yaşadım ama soyadımdan da anlayabilirsiniz İtalyan’ım, daha doğrusu babası İskoçya’da yaşamış bir İngiliz’im. İtalyan babası İskoçya’da yaşamış bir İngiliz’im. Burada bulunmak benim için çok büyük bir mutluluk.

Sizin açınızdan bu meslekte bir meslek kuruluşu olarak çok uzun süre geçirmiş bir grup olarak çok önemli bir dönemde bulunuyorsunuz ve ben de sizlerle bu konudaki deneyimlerimizi ve fikirlerimi paylaşmak istiyorum, Sayın TÜRMOB Başkanı da ve meslektaşlarımızla da burada bir araya geldik ve görüşlerimizi paylaştık. Belki de benim bugün anlatacaklarım sizin şu anda yapmaya çalıştığınız faaliyetleri tamamlayıcı olabilir 2013’e hazırlık bağlamında. Profesör Tekinalp de daha önce bütünlük ilkesinden bahsetti. Gerçekten bunun ne kadar önemli olduğunu ne kadar söylesem azdır. Eğer bütünlük olmasa hiçbir meslek mevcut olamazdı ve düzenleyicilerle olan diyalogumuzu da tamamen değiştiren bir prensip bu ve diğer prensipleri de doğrudan etkiliyor.

Öncelikle denetçiler üzerindeki baskı mekanizmaları nelerdir bunlara değineceğim ama bundan önce şunu söyleyeyim; bizim düzenleyici mekanizmalardan gelen baskı konusunda ve bürokratik baskının kaldırılması konusunda uzun süredir bir söylemimiz var. Ve denetim bir katma değerli hizmet olmak zorundadır, bürokratik hizmet olmamalıdır. Ve denetim neden gereklidir? Çünkü paydaşlara bir şeyler sunmaktadır. Bu bence şu anda süregitmekte olan tartışmanın uluslararası düzeyde finansal krizle ilgili süren tartışmanın da bir parçası. Eğer denetçiler finansal krizde acaba gerçekten iyi bir iş yaptı mı finansal denetçiler bu krizde? İşte, meslek mensupları olarak biz yaptığımız işin gerekliliği ve doğruluğu konusunda sürekli kendimize soru sormak zorundayız.

Son olarak da size ICAEW’i size tanıtmak istiyorum. Çok ski bir endüstri, slaytlarda da görüyorsunuz maalesef Türkçe’ye tercüme edilmedi, özür dilerim. 136 bin üyesi olan bir kurum ve hem bir denetim hem de muhasebe kurumu. Her iki komponente de sahip. Ama üyelerimiz için ilave bir takım şartlar da koyuyoruz, denetim yapan üyelerimiz için. Ne gibi sınavlar ya da testler istendiğini daha önce anlatmışlardı. Slaytta uluslararası planda düzenleyici kurumlar, meslek kuruluşları, odalarla çalışmak konusunda çok çaba gösterdiğimizi anlatıyor bu slaytım.

Peki, bu sunumda bu kısa zaman içerisinde nelerden bahsedeceğiz? Öncelikle David’in bıraktığı yerden başlamak istiyorum ve Avrupa’da bu mesleğin nasıl deformize edilmesi gerektiği konusunda yapılan tartışmadan bahsetmek istiyorum ve tüm dünyada da bu konuda bir tartışma var. O nedenle ben de bu konuda yorum yapacağım ve kamu gözetimi, kalite güvencesi konularına değineceğim. Sizlere İngiltere’deki deneyimlerimizi anlatacağım ve kalite güvence konularını 2013 gelmeden önce nasıl halledebileceğiniz konusundaki görüşlerimi aktarmaya çalışacağım. Ben kamu sektörü konusuna detaylı değinmeyeceğim ancak gerçekten şaşırtıcı değil mi, politikacılar çok fazla regülasyondan bahsediyorlar, riski anlamaktan bahsediyorlar ve uluslararası planda baktığımızda ise politikacılarımızın bu prensipleri kamu sektörüne aktarmadaki performansı o kadar da iyi çıkmıyor. Ve bence bu çok önemli bir zorluk aynı zamanda büyük de bir fırsat sunuyor bizim meslek mensuplarımıza. Umarım ki bu tartışma daha da canlı olarak devam edebilir. Çok hızlı gidiyorum, umarım ki tercümanlarımız yetişebiliyorlardır ama sonuçta yorumlara vakit bırakmak istediğim için hızlı gidiyorum.

Şimdi, Avrupa Birliği’nde neler oluyor? O konuda bir şeyler söyleyeyim. David yeni teklifleri gayet güzel bir biçimde anlattı ama bu teklifler henüz resmi olarak yayınlanmadı. Bunu altını çizmek gerekir ve resmi olarak yayınlandıklarında bile neyse ki demokraside yaşıyoruz, Avrupa Birliği Komisyonu istediği her şeyi uygulama hakkına sahip değil, öncelikle demokratik bir sürecin Avrupa Parlamentosundan ve Bakanlar Kurulundan geçmesi gerekiyor. Yani garantisi yok bu tekliflerin gerçekten uygulamaya sokulacağının olduğu gibi. Ama basında bu konuda çok şey yazıldı çizildi şu ana kadar da. Ben basında yalnızca Financial Times’da değil diğer gazetelerde de olanları size tek tek anlatmak istiyorum. Avrupa Birliği Komisyonunun en üst düzey yöneticisi bir takım ana noktaların, Sayın Barnie’nin altını çizdiği ana noktaların özetini yapmış ve bunlar genellikle piyasa yapısına odaklanıyor. Burada şunu görüyoruz, hepsini size tek tek okumayacağım ancak özellikle ortaklı denetimler, rotasyon ve ortak denetimlerin küçük ve büyük firmaları içermesi gerektiği ve bunun dışındaki her türlü tartışmalı konuyu içeriyor. Şunu söylemek doğru olur herhalde; en doğrudan cerrahi yaklaşım piyasayı değiştirmeye yönelik, bu sektörde görülüyor hiçbir sektörde görülmediği kadarıyla. Çok tartışmalı ve çok farklı görüşler var. Benim kurumumda bile kamu menfaati söz konusu olduğunda mantıklı bir şekilde bu konuya yaklaşmanın bir yolunu bulmaya çalışıyoruz ve bu slaytta da bizim kurumumuzun yöneticisinin basında bu tedbirlerle ilgili yer alan yorumlara olan cevaplarını görüyorsunuz. Eğer değişim istiyorsak, statükonun değişmesini istiyorsak ilerleyici bir şekilde bu değişimi yapmak üzere çalışmak zorundayız ve meslek mensupları olarak hayır, hayır, hayır demekle yetinemeyiz. Aynı zamanda biz bu kaliteyi, mesleğimizde şu şekilde sağlamak istiyoruz ya da kamu menfaati hedeflerimizi şu şekilde gerçekleştirebiliriz diye yol göstermemiz gerekiyor. Bence esas adanmışlık bu şekilde gösterilir. Ancak basında çok da tartışılmayan başka bir nokta var ki o da meslek kurumlarının bu noktadaki rolü. David buna biraz değindi, taslak tekliflere, henüz resmi teklifler yok, taslak aşamasında. Meslek kurumalarından bütün sorumluluklar alınmaya çalışılıyor ve yalnızca birer tescil kuruluşu haline getirilmeye çalışılıyor, kalite güvencede herhangi bir rolümüz olması istenmiyor ki bence bu çok kötü ve bir meslek kuruluşunun gerçek amacını göz ardı etmektedir bu. Yalnızca bir sendika değiliz biz, kaliteyi meslekte garanti altına alma rolüne sahip kuruluşlarız. Tabii ki gözetim kuruluşları olacaktır ama bizim de bu noktada bir rolümüz var. Dediğim gibi meslek kuruluşlarından belirli sorumlulukları alma yolunda ortaya konulmuş bir takım taslaklar var henüz bunlar resmi aşamada olmasa dahi.

Bu slaytta da konsantrasyonla ilgili bir takım bilgiler var. Bunun detaylarına girmeyeceğim ama bu konuda sorular varsa cevaplarım memnuniyetle. Avrupa Birliği’nde ve tüm dünyada süregelen bir tartışma var; ortak denetimlerin, özellikle büyük şirketler için yapılması isteniyor. Bence böyle zorunlulukların her ülkede konulması çok zarar verici, çok maliyetli ve çok karmaşık olacaktır. Hem bunları getirmesi hem de yönetmesi çok maliyetli olacaktır. O nedenle bence ülkelere konsantrasyon problemi olan ülkelere bu problemi belirleme yönünde yardımcı olunmalı ve çok daha şeffaf bir süreç ortaya konulması sağlanmalı. Acaba denetçiler bu işin içerisine nasıl giriyor ve ihale süreci nasıl işliyor? Bu kaliteye odaklı olmalı, yalnızca fiyata değil. Genellikle ihalelerde şirketler yalnızca fiyatı düşürmekle ilgilenir ve kaliteyi birazcık göz ardı eder. İhaleyi kim kazanırsa objektif kriterlere göre, kimin kazanması gerekiyorsa ihalenin ona verilmesi lazımdır. Ama bizim bu konuda alacağımız kararların mevcut olduğu yerlerde konsantrasyon üzerinde önemli bir etkisi olacaktır. Ama her piyasada bu tür bir problemin olmadığını görüyoruz komisyonun da söylediği gibi. Bunun bir örneğini verebilir misiniz? Hangi piyasalarda var bu zorluk? Avrupa’da bu konuda verilmiş örnekler var; mesela Almanya’da üst düzey piyasalarda Top 30 şirketin denetiminde böyle bir şey söz konusu. Sektörel konsantrasyondan da bahsedebiliriz. Burada İspanya örneğini verebilirim. Bir denetim şirketi bütün bankacılık sektörünü teslim almış durumda. İngiltere’de bu konuda çok önemli tartışmalar var ve en büyük dört firmanın 99 tane şirketini denetlediğini biliyoruz. 100’ün içinden 99 şirketi onlar denetliyor. Ve bu alanlarda daha fazla ihaleye ihtiyaç var. Ben konuşurken de soru sormak isteyenler olursa hemen sonunu beklemeden sunumumun bu soruları alabiliriz Sayın Başkan.



OTURUM BAŞKANI _

Tabii şu anda da soru alabiliriz, kendisi de öyle tercih ediyor ama sonunda bir soru seansımız olacak kısaca.



MARTIN MANUZI _

Su içeyim diye hemen bunu ortaya attım! Şimdi, kamu gözetiminden bahsedeyim çünkü bu konuya da çok değinildi. Bazen bazı meslek kuruluşları bu konuda çok fazla korku bildirdiler. Tabii ki kamu gözetimi bir değişim gerektirmektedir ve meslek hayatımızın bir gerçeğidir. Uluslararası planda gördüğümüz bir trend var bu yönde ve bizim çalışma şekillerimizi de değiştirecek bu. Slaydımda cevaplarının hayır olduğu bir takım sorular koydum. Mesela tek başına bir özel kurum kamu menfaati sorumluluklarından sorumlu olabilir mi? Cevabı hayır! Kamu gözetimine geldiğimizde görüyoruz ki zaten her şey kendi kendine aşikar ve farklı şekillerde, farklı seviyelerde kendisini gösteriyor. David, ülke seviyesinde mesela Avrupa yasalarının uygulanmasından bahsetti ve Avrupa Birliği yasalarının Avrupa Birliği dışındaki ülkelere de etkileri var. Çünkü bir takım eşdeğerlik prensipleri söz konusu. Kamu gözetimi sistemleri Avrupa seviyesinde olduğu kadar uluslararası seviyede UFR’de gördüğünüz gibi bir araya geliyor, birleşiyor sermaye piyasalarında olduğu gibi ve kamu gözetimi standartların oluşturulmasında da işliyor. Bu standart IFAC ve diğer kuruluşların koyduğu standartların kredibilitesini arttırma etkisi gösteriyor. Dediğim gibi bu meslek hayatımızın bir parçası ve bunu kucaklamak, bununla çalışmayı öğrenmek zorundayız. Hatta bir ölçüde bundan zevk almayı da öğrenmek zorundayız çünkü bizim mesleğimizin inanırlığını arttırıyor. David, konuşmasında kurumsal denetim direktifine ve bunun getirdiklerine değindi. Avrupa’daki konsept şu; bir gözetim kurulunun nihai sorumluluğu olmak zorunda. Eğer bir şeyler kötü giderse nihai sorumluluk bu gözetim kuruluşu üzerinde olacak. Ancak gözetim kuruluşu bu sorumlulukları meslek kuruluşlarına da delege edebilir, verebilir. Bu mevcut Avrupa Birliği yasalarında mevcut. Daha önce de benim söylediğim ve David’in söylediği gibi yeni tekliflerde bu değiştirilmeye çalışılıyor ve bence biz buna karşı mücadele edeceğiz ve buna karşı duracağız. Şu anda sisteminize baktığınızda ve mevcut Avrupa yasalarıyla bunun nasıl uyumlu olacağını değerlendirdiğinizde meslek kuruluşlarına sorumlulukların delege edilmesi konusu dediğim gibi zaten yasalarda mevcut. Tüm sorumluluklarda olduğu gibi eğer burada da sorumluluklarınızı profesyonelce yerine getirmezseniz ve onları nasıl yerine getirdiğinizi anlatamazsanız, raporlayamazsanız o sorumluluğu size vermezler, bunu hak edemezsiniz. Yani gözetim yaparken göreve delege ettiğiniz kurumları da izlemeniz ve kontrol etmeniz gerekiyor. Yoksa sorumluluğunuz doğru bir biçimde yerine getirdiğinizi söyleyemeyiz, o nedenle 2013’e doğru bir planlama yapmak çok büyük önem taşıyor.

Sayın Başkan ben İngiltere sisteminin tek tek detaylarının üzerinden geçmeyeceğim ancak genel tabloyu size göstermeye çalışacağım. İngiltere’de aslında sistem oldukça karmaşık, ancak şunu söyleyebilirim; bu sistemin uygulanmasında nihai sorumluluk hükümette ve hükümette bir kurula bu sorumluluğu delege etmiş durumda. Bunlar standartları koymaktan sorumlu, yani kurumsal yönetişim, denetim konusundaki standartları koyuyorlar ve yalnızca halka açık şirketleri inceliyorlar ve denetçilerle ilgili şikayetleri değerlendiriyorlar. Ancak benim kurumum bu işi yapan en büyük kurumlardan bir tanesi ve tescil ve düzenleme ile sorumlu bu denetçileri. Ve bunun dışında denetçilerin büyük bir bölümünü teftiş sorumluluğumuz da var. Benim bizimkinin dışında kurumların da bu sorumluluğu var ancak işi temel olarak biz yapıyoruz, bu görevi temel olarak biz yerine getiriyoruz. Ama muhasebeciler konusunda bu görevi yerine getiren başka kurumlar var.

Nihai sorumluluğun hükümetin olduğunu söyledikten sonra genel yapıya bakmak üzere bu slayta da geçmek istiyorum. Hükümet finansal raporlama konusunda görevi delege ediyor, bakanlık doğrudan bu işin içerisinde değil ilk başta sizin düşünebileceğiniz gibi. Mali hizmetler sol tarafta yer alıyor, işin delege edilmesi ancak bu iş İngiltere’de ayrı ayrı kurumlara delege edilmiş durumda. ICAEW’nun denetim konusunda en büyük sorumluluğa sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ama bunun dışında kayıtların tutulması ve denetim firmalarının teftişi konusunda görevli başka çok sayıda kurum da var. Eğer biz, bize delege edilen sorumlulukları profesyonelce yapmasaydık ya da yapmazsak bu sorumlulukları hak edemeyiz.

Bu hafta başında Sayın Sanlı ile Başkanla ve Yönetim Kurulundan başka meslektaşlarla bir araya geldik ve izleme ve teftiş rolünü geliştirmekten bahsettik çünkü aslında 2013’e kendimizi hazırlarken yapılandırmanız gereken önemli birleşenlerden bir tanesi de bu. Evet, eğitime önem veriyorsunuz, bu zaten çok gerekli ama aynı zamanda denetlemek, teftiş etmek yani Avrupa’daki mevzuatın gerektirdiklerini yerine getirmek konusunda da çalışmak oldukça önemli. O toplantıda da söylediğim gibi bu bağlamda bizim oldukça eskilere giden bir tarihimiz var ve çok faydalı olabilir size bu tarihten bahsetmek çünkü yaptığımız birçok hatayı siz yapmayabilirsiniz. 1992’de ilk denetim izlemesine başladık. O zaman süreç çok uzundu, çok fazla vakit harcıyorduk, çok detaylı raporlar hazırlıyorduk ve uygulayıcıların büyük bir çoğunluğu bunun çok büyük bir yük olduğunu ve faydalı olmadığını düşünüyorlardı. Dolayısıyla biz bu yaklaşımı değiştirdik, çok daha odaklı bir sistem haline getirdik. Hem şirketlere yardımı hem de hata yaptıklarında onları disipline etmeyi amaçlayan bir sistem haline getirdik ama sonuçta daha yapıcı bir yaklaşım haline getirdik. O yüzden şimdi, genel olarak bu süreçte mevcut firmaların devam eden faaliyetleri konusunda çok fazla bilgi edinebiliyoruz. Böylece riske dayalı değerlendirmeler yapıyoruz. Bu firmalara yapılan ziyaretler, küçük firmaysa bir gün kadar sürüyor. Genel yönetimine bakıyoruz firmanın ve birkaç tane de denetim dosyasına bakıyoruz. Dolayısıyla çok daha odaklı bir sistem haline getirdik. Sayın Sanlı ile de bunu konuşmuştuk. Ne tür yapıların İngiltere’de uygulanarak denetim izlemsinin yapıldığıyla ilgili bilgileri kendisi ile de paylaştım ki bu sayede sizin uygulayıcılar tarafından hem denetlenmeniz hem desteklenmeniz mümkün olsun ve bu sayede de kaliteye ulaşın.

Bu slaytta aynı zamanda bizim yaptığımız denetimler ve FRS tarafından halka açık şirketlerde yapılan denetimlerin arasındaki etkileşimden de bahsediyorum. Tabii ki tüm vaktinizi denetçileri denetleyerek geçirmek istemezsiniz, asıl işinizi yapmanız gerekir. Dolayısıyla denetçilerin denetlenmesi dediğim gibi çok daha odaklı bir yaklaşım gerektiriyor. Hali hazırda belki zaten çok bariz bir şekilde anlaşılmıştır, David Belçika’da Avrupa mevzuatını nasıl uyguladıklarını anlatmıştı. Bu firmalara yapılan ziyaretlerin sıklığıyla ilgili olarak. İngiltere’de en büyük firmalar her yıl ziyaret ediliyorlar, halka açık firmalar her üç yılda bir halka açık olmayanlar her altı yılda bir denetleniyorlar. Ama bir takım ek ziyaretler de denetçiler tarafından bu firmalara yapılabiliyor. Firmanın bazı kayıtları veya veri tabanı bir takım riskler olduğunu işaret ediyorsa o zaman geri gidiyoruz o firmaya ya da bir firmayı ziyaret edip orada bir takim sorunlar gördüysek o sorunların çözülüp çözülmediğini görmek için daha düzenli ziyaretler tekrar bu firmaya gerçekleştirebiliyoruz. Yılda yaklaşık 700 ziyaret gerçekleştiriyoruz toplamda. 40 tam zamanlı denetçi çalışıyor, benim kurumumun çalışanları bunlar hepsi. TÜRMOB’la şu anda tartıştığımız nokta da doğru insanların nasıl seçeceğiz, nasıl eğiteceğiz bu denetimleri yapabilmeleri için ve bu bir bürokratik uygulama değil yapıcı bir uygulama olmalı ve kalitenin iyileşmesine de katkıda bulunmalı dedik. Bir bölümün kurulması ve bunun organize edilmesi aslında oldukça zor bir nokta ve eğer istenirse bu konuda destek vermeye hazırız. Buradan da görebileceğiniz gibi 2010’da yapılan tüm ziyaretlerin sonuçları burada yer alıyor, sadece firmaların % 11’inde çok ciddi bir takım endişelerimiz ortaya çıkmış ve dolayısıyla denetim tescil komitesine detaylı raporlar vermişiz firmaların % 11’i ile ilgili olarak. Kalitenin iyileştirilmesi ve bazı sorunların çözülebilmesi için kuruma verilen destek burada ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Aslında uygulayıcıları hem denetlemek hem desteklemek gerekiyor. Ve bu anlamda meslek organlarının, meslek kurumlarının çok önemli bir rolü var. Üyelerini eğitmek, kalifiye hale getirmek, onlara aynı zamanda değişen denetim standartları, en iyi uygulamalar konusunda bilgi sağlayarak destek olmak. Genellikle pratik bir yol gösterme ihtiyacı duyuyor uygulayıcılar, o yüzden oldukça sağlam ama yapıcı bir şekilde bu süreci geliştirmek ve yürütmek gerekiyor.

Umuyorum ki size ve kamu gözetimi, kalite güvence ve profesyonel yaşamın gerçekleri konusunda bir miktar bilgi verebildim. Siz de bu yönde ilerliyorsunuz, herkes bu yönde ilerliyor. Şunu da bilmeniz gerekiyor ki, aslında korkulması değil yakalanması gereken bir fırsat bu, çünkü eğer mesleğin kalitesini arttıracak olursanız bu size faydalı olacaktır ve yatırımları, işletmeler arasındaki etkileşimi de bu arttıracaktır. Yani daha fazla profesyonellik, daha fazla şeffaflık istiyoruz. Mesleğimizin çok fazla gözaltında olduğu, çok fazla incelendiği bu dönemde eğer o profesyonelliği gösteremeyecek olursak o zaman düzenleyicilerin elinde şu anda sahip olduğumuz sorumlulukları elimizden alma hakkı olur. Çok özür diliyorum çevirmenlerden biraz hızlı konuştuysam ve umuyorum ki sizlere bir miktar kilit konularla ilgili az da olsa bilgi verebildim. Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

OTURUM BAŞKANI _

Teşekkürler Martin. Önce soruları alalım daha sonra plaket törenini yapalım. Buyurun.

Martin İngiltere örneğinden, overside gözetim faaliyetlerinden kendi TÜRMOB örgütlerinin ne tür aktiviteler yaptığını gayet detaylı bir şekilde bizlerle paylaştı, rakamlarda enteresan büyüklükler var ve etkin bir gözetim faaliyeti içinde olduklarının göstergesi olarak son sene içerisinde yapmış oldukları 755 ziyaretten % 11’inde anladığımız kadarıyla ciddi bulguları olmuş. Ben bu aşamada sizlere dönmek istiyorum. Martin’e ve İngiltere’deki uygulamalara yönelik acaba sorular var mı? Var. Tuğba Hanım’dan başlayalım. Evet, el kaldırıyor ama mikrofonu arkadaşımıza götürürlerse,

TUĞBA ŞAVLI _ İSTANBUL _

2010 yılında yapılan ziyaretlerle ilgili bazı bilgiler verdiniz ve 755 ziyaret olduğunu söylediniz. Türkiye’de de benzer bir sistemin kurulması için altyapı çalışmaları devam ederken ben şunu merak ediyorum; 755 ziyareti kaç kişi ile gerçekleştirdiniz? Bu denetmenler eski denetçiler mi, tamamen bu iş için yetiştirilmiş kişiler mi? Bu kişilerin eğitimini nasıl sağlıyorsunuz? Hangi kalifikasyona sahip insanlar bu ziyaretleri yapıyorlar? Teşekkür ederim.



MARTIN MANUZİ _

Teşekkür ederim sorunuza. Bizim yapımız, bizim profesyonel standartlar bölümümzde daha önce de söylediğim gibi 40 tane tam zamanlı çalışan var. Bütün bunlar nitelikli muhasebeciler ve hatta üst düzey yöneticiler ya da firma ortakları. Daha sonrasında bu kişiler spesifik olarak bizim gözden geçirme metodolojimiz konusunda eğitildiler. Daha önce de söylediğim gibi hata yapmak size bazı şeyleri çok daha iyi öğretiyor, dolayısıyla zaman içerisinde yaptığımı hatalardan ders alarak sistemi değiştirdik ve çok katı bir eğitim programı uyguluyoruz. Eğer Grand Forten’den gelmişseniz tabii ki gidip Grand Forten’i incelemeyeceksiniz, denetlemeyeceksiniz. Bu tür kurallarımız da var. Dolayısıyla bizim yaptığımız yatırımın en büyük kısmı bu insanlara yapılmış ve oraya neyi araması gerektiğini, neye bakması gerektiğini bilmeyen insanları göndermemeye çalışıyoruz. Avrupa’da birçok ülkede bu bir sorun, kamu otoriteleri aslında denetimi yapmayı bilen kişilere çok fazla yatırım yapmıyorlar. Asıl sorun bu.



OTURUM BAŞKANI _

Bir soru daha vardı galiba,



METİN ETKİN _ BAŞDENETÇİ _

Öncelikle hoş geldiniz diyorum. Bildiğim kadarıyla İngiltere’de halka açık denetim firması bulunmakta, ben şu soruyu sormak istiyorum; Türkiye’de SMMM’lerin ve YMM’lerin kurumsallaşması açısından halka açılma bir yöntem olabilir mi, bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bir de ikinci bir sorum olacak; konsantrasyonun çok önemli olduğunu söylediniz denetim piyasasında hatta bir örnek verdiniz Almanya’da ilk 30 şirketi iki tane denetim firması denetliyor dediniz. Bu adaletli dağıtımı sağlamak için bir yöntem var mı İngiltere’de? Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?



MARTIN MANUZI _

İkinci soruyu önce cevaplandırayım. Almanya ile ilgili olarak şunu söyledim; en üstteki 30 şirket iki denetim şirketi tarafından denetleniyor dedim ve bu da tabii ki Almanya’daki bir takım tarihi koşullardan ve kamu sektörü ile bankalar arasındaki ilişkilerden kaynaklanan bir durum. Bu konsantrasyonla ilgili olarak biz, konsantrasyona yönelik yükselen trendi hafifletmek için çalışmalar yaptık. Denetim firmaları için yönetişim kuralları bile belirledik ki bir takım önlemler devreye sokabilelim. Ancak Avrupa Komisyonunun Green Paper’ına baktığımızda daha fazlasının yapılmasını gerektiğini düşünüyoruz ve daha fazla çalışmanın şeffaflık ve seçim kriterleri üzerinde yoğunlaşması gerekiyor. Özür dilerim, sürekli dönüp size bakıyorum ama diğer firmalara da bir adil pazar seçimi olacağı konusunda temin etmek gerekiyor diğer firmaları da ve aynı zamanda büyük denetim firmaları dışındaki firmaların da buraya yatırım yapmasını teşvik etmek gerekiyor. Bu yeni önerilerde de bunu görüyoruz. Halka açık şirketler konusunda evet, haklısınız ama denetim ile ilişkili olarak çok karmaşık bir alan burası. David’in de söylediği gibi Avrupa düzeyinde tüm kuralları, yani denetim firmalarının mülkiyetine dair kuralları kaldırma eğilimi var. Bu kuralları değiştirme eğilimi var. Ancak bu noktada ilk aklımıza gelen şey borsalardaki oynaklığı düşünecek olursak denetim firmaları nasıl borsada bu senaryo içerisinde, bu oynaklık içerisinde performans gösterebilecek? Başka meseleler de var, mesela mükellefiyetle ilgili. Siz gerçek anlamda bir hizmet veren ve herhangi bir şekilde profesyonel mükellefiyet konusunda sınırlaması olmayan bir alanda hizmet veren bir firmaya gidip yatırım yapar mısınız yatırımcı olsanız? Bir de bağımsızlık konusu ne olacak? Yani her gün şirketinizin hisselerini kim sahip, bunu kontrol etmeniz gerekecek bağımsızlık ilkesini yerine getirebilmek için. Evet, denetim firmalarına daha fazla yatırım yapılmasını teşvik edebilir bu uygulama ama İngilizcede söylediğimiz gibi çok zor olabilecek bir takım pratik sorunları da beraberinde getiriyor.



OTURUM BAŞKANI _

Burada bir soru var, bir de orada. Yakınsak oradan soruyu alalım, zaman kazanalım.



YILDIRAY ERDOĞAN _

İngiltere’de kaç tane bağımsız denetim firması var ve bunlar halka açık şirketlerin denetimini yapanlar ve yapmayanlar diye keskin bir ayrım var mı?



MARTIN MANUZI _

Teşekkür ederim sorunuza. Yine önce ikinci kısmı ile başlayayım sorunuzun. Halka açık şirketlerin olduğu pazarda bir konsantrasyon var, yani ilk 100 değil ilk 350. Yani bazı firmalar özellikle o pazara yoğunlaşmış durumda bazıları değil. O yüzden İngiltere’deki rekabet kurumu bu alanlar konusunda da çalışmalar yapıyor ama henüz vardıkları sonucu bilmiyoruz.

Sorunuzun diğer kısmına gelecek olursak şöyle söyleyebilirim; bugün tescilli firmaları denetleyen denetim firması sayısı eskisine göre çok daha az. 8.000 idi 4.000’e düştü. Denetim firmaları derken ben sadece şirketlerden değil küçük bireysel uygulayıcılardan da bahsediyorum. Bunun sebebi de şu; David de bir miktar bu trendden bahsetti; İngiltere şirketleri Avrupa Mevzuatının izin verdiği en üst düzeye kadar olan eşikte muaf kıldı denetimden. Yani son 15 yılda 1 milyon denetim kaybettik diyebiliriz. Bence Türkiye’yi İngiltere’ye yollamak lazım ki biz bu kaybımızı telafi edebilelim. Ama bütün bu gelişmeler genel anlamıyla Avrupa’da tartışılan bir argümanı ortaya çıkarttı. Yani başka sınırlı güvenceler konusu dile getirildi. Bağımsız bir denetim için bir yatırımcının başka birini kullanması söz konusu oldu. Bilmiyorum belki Sayın Başkan da bu soruyla ilgili olarak da bir şeyler söylemek ister ama İngiltere’de bu değişim gerçekten çok çelişkili oldu. Fikir ayrılığı ortaya çıktı İngiltere’de. Daha önce de bahsetmiştim, bir muhasebe organımız bir denetim organımız var. Üyelerimizin büyük bir çoğunluğu başka profesyonel hizmetler sağlamaktan, denetimden kurtulmuş olmaktan memnun bile oldu. Sonuçta bugüne geldiğimizde deneyimimiz bu şekilde. Avrupa ülkelerinin birçoğunda eşikler değiştirilmeye başlandı, mesela Norveç ülkeleri, İsveç’e bakacak olursanız her şeyin denetlenmesi gerekliliğinden tam muafiyete kadar giden bir değişim yaşandı. Bizim deneyimimiz bu şekilde oldu ve umuyorum ki sorunuza yanıt verebildim.



Yüklə 458,33 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə