Yaratıcı İnsanların Gündelik Hayatta Sık Sık Uyguladığı 8 Hareket



Yüklə 20,32 Kb.
tarix28.12.2017
ölçüsü20,32 Kb.
#36322










Yaratıcı İnsanların Gündelik Hayatta Sık Sık Uyguladığı 8 Hareket

Yaratıcılık gerçekten de dünyamıza gizemli bir biçimde giren bir olgu. Hızlı hayatlarımızın keşmekeşinde yaratıcılık her ne kadar vurgulanan bir olgu olsa da, yaşanan bir fenomenden çok sanki ulaşılamayan bir hedef gibi. New York Üniversitesi’nden psikolog Scott Barry Kauffman, yaratıcı insanların kendilerini tanımlayabilmesinin daha zor olduğunu öne sürüyor, çünkü yaratıcı zihin gerçekten de kişilikte birçok kompleks boyut gerektiriyor, ve Kaufmann, yaratıcı insanların daha “dağınık bir zihin”leri olduğunu söylüyor. Sık tekrarlanan bir Einstein özlü sözündeki gibi, “Eğer dağınık bir masa dağınık bir zihnin göstergesiyse, o zaman üstü bomboş bir masanın neyin göstergesi olduğunu düşünmek istemiyorum.” Bu yazıda sizlerle yaratıcı insanların hayatlarında sıklıkla uyguladıkları 8 eylemi paylaştık.



1. Sık sık gündüz düşlerine dalarlar.

Yaratıcı insanlar gündüz düşlemine dalıp gitmenin bir zaman kaybı olduğunu düşünmekten ziyade, onların yaratıcı deposunu besleyen bir aktivite olarak görürler. Psikolojik araştırmalarda gösteriyor ki, gündüz düşlemine dalmak insanların alakasız konularla ilgili bağlantı kurmasına yardımcı olarak hayal gücünü ve yaratıcılığı tetikliyor.

2. Yalnız kalmak için zaman ayırırlar.

Yaratıcı insanlar için yalnızlık korkulacak, utanılacak veya çekinilecek bir durumdan ziyade, onların düşüncelerinin akışını besleyen bir durumdur. 

Varoluşçu terapist Rollo May, yalnızlık üzerine şöyle demişti: “Yaratıcılığa kapılarınızı açmak için, yalnızlığı yapıcı bir şekilde kullanabilmelisiniz. Ve yalnızlığın korkusunu aşmalısınız.” Psikolog Kauffman ise, yalnız kalmanın kişinin içsel monologunu beslediğini söylüyor.

3. Yeni deneyimler ararlar.

Yaratıcı insanlar için yeni deneyimler zihinlerinin sınırlarını genişletmek, duyularını açmak, duyumlarını artırmak ve yeni şeyler görmek için bir zemin hazırlar. Psikolojik testler de gösteriyor kiyeni tecrübelere açıklık (Openness to Experience) yaratıcılığı belirleyen en önemli kişilik faktörlerinden biri. Kaufman da yaratıcı zihinlerin hayatta neleri aradığını şöyle sıralıyor:“Entelektüel merak, fanteziye açıklık, duygulara açıklık ve yeni deneyimler aramak.”



4. Başarısızlıkları onların yaratıcılık serüvenini tetikleyen bir tecrübedir.

Forbes yazarı Steve Kotler yaratıcı insanları şöyle betimlemişti: “Yaratıcı insanlar başarısız olurlar ve çok yaratıcılar sık sık başarısız olurlar.” Başarısızlıklar karşısında metanetli durabilme, yılmama, ve başarısızlıktan ders çıkarma yaratıcı insanların en kıymetli özelliklerindendir. Yaratım ve üretim süreci her zaman sihirli bir biçimde olagelen bir durum değildir. Dolayısıyla, yaratıcı insanlar başarısızlıklarını içselleştirebilen veya buna uğraşan insanlardır.



5. İnsanları gözlemlerler.

Bir cafede oturup insanları izlerler veya bir sokağın köşesinde gelip geçene bakarlar. Yaratıcı insanlar için her insan kendi bilinmezliğiyle bir yaşam getirir ve bu durum onlarda büyük bir merak uyandırır. Özellikle yazarlar için insanları gözlemlemek sonraki yaratım süreci için harika bir malzeme sunar.



6. Hayatlarını kendilerini ifade etmek için bir alan olarak görürler.

Nietzsche tüm hayatın ve tüm dünyanın sanatsal bir uğraşı gibi algılanması gerektiğini düşünüyordu. Yaratıcı insanlar da bu hayat felsefesini hayatlarının bir parçası olarak görerek, hayatı kendilerini ifade etmek için sık sık kullanırlar. 



7. Kendi kafalarının içinden çıkarlar.

Yaratıcı insanların yaptığı birçok aktivite kendi kafalarının içinden çıkıp, olayları başkalarının gözünden görmek içindir. Kendi kafalarının içinden çıkmak ise kendi günlük meşgalelerini ve dertlerini unutarak yaratım süreci için zihinlerini doğru kıvama getirmek içindir. Kaufman, hayal kurmanın, gündüz düşlemlerinin ve bu tip “psikolojik mesafe” almanın yaratıcı süreci beslediğini belirtiyor.



8. Noktaları birleştirirler.

Yaratıcı insanları başkalarından ayıran en önemli özellik ise, başkalarının göremediği şeyleri, kendilerinin görmesi ve ona göre hareket etmeleridir. Steve Jobs’un sözleri bu işlemi şöyle açıklıyor: “Yaratıcılık bir şeyleri birleştirmektir. Yaratıcı insanlara bir şeyi nasıl yaptıklarını sorduğunuzda biraz mahcup oluyorlar çünkü aslında tam olarak da bir şey yapmadılar. Sadece bir şey gördüler. Aslında gördükleri şey de, başkaları için değilken, onlar için çok barizdi. Çünkü onlar deneyimlerini sentezleyip, yeni bir şey üretebildiler.”



Bir Başarı Hikayesi

ABD’nin Kansas eyaletinin Elkhart kentinde, çok yoksul bir ailenin çocukları olan iki kardeş, bir okulda çalışıyorlardı. Her sabah sınıflardaki sobaları yakmak onların göreviydi. 

Soğuk bir günün sabahı, kardeşler sobayı temizlediler ve odunla doldurdular. Kardeşlerden biri, bir şişe gazı odunların üstüne döktü ve ateşe verdi. Öyle büyük bir patlama oldu ki, eski bina sallandı. Patlama sırasında büyük kardeş öldü, diğerinin de bacakları feci şekilde yandı. Daha sonra, şişeye yanlışlıkla benzin doldurulduğu ortaya çıktı. 

Yaralanan çocuğu tedavi eden doktorlar, çocuğun bacaklarını kesmekten başka çare olmadığını söylediler. Anne ve babası yıkılmıştı. Zaten bir oğullarını yitirmişlerdi. Şimdi ise diğer oğulları bacaklarını kaybedecekti. 

Anne ve baba, çocuğun bacaklarının kesilmesine razı olmadılar. Doktorlara, kesme işlemini ertelemesini rica ettiler. Doktorlar ise, çocuğun bacaklarının tamamen yandığını, kesilmezse çocuğun ölebileceğini söylüyorlardı. 
Doktorlar ısrar ettikçe, aile ertelettiriyordu. Anne ve baba, inançlarını kaybetmemişlerdi. Çocuklarının bacaklarının iyileşmesi için her gece Tanrıya dua ediyorlardı. Hatta çocuğun annesinin yaptığı dualar, bazen sabah saatlerine kadar sürerdi. Geceleri dua eden anne baba, gündüzleri ise doktorlara yalvarıp, kesme işlemini bir gün daha ertelemeyi istiyorlar ve doktorlarla her gün tartışıyorlardı. 

Bu durum, bu şekilde tam iki ay sürdü. Çocuğun bacakları kesilmedi ama iki ay sonra sargılar açıldığında, sağ bacağının sol bacağından 6 cm daha kısa olduğu ortaya çıktı. Sol ayağındaki parmaklar ise neredeyse hiç yoktu. Ancak aile yine de kararlıydı. Anne ve baba, her gün çocuklarıyla evde egzersiz yapıyor, onu yürüyeceğine inandırmaya çalışıyorlardı. 

Aylarca süren egzersiz hareketleri nihayet başarılı oldu ve çocuk, bir iki adım atmayı başardı. Bu çocuk, gençlik yaşına geldiğinde koltuk değneklerinden de kurtuldu ve yürümeye başladı. 

Mucize gerçekleşmişti ve genç adam, koltuk değneklerine ihtiyaç duymadan yürüyordu. 

Yürüdü, yürüdü, yürüdü… 
Derken, koşmaya da başladı… 
Koştu, koştu, koştu… 
Hiç durmadan koştu… 
Öyle bir koştu, öyle bir koştu ki… 

1934 yılında düzenlenen atletizm yarışmalarında 4.06’lık dereceyle maratonda dünya rekoru kırdı. Bu genç adam, Glenn Cunningham’dı. Madison Sguare Garden’da "Yüzyılın Sporcusu" seçilen Glenn Cunningham, daha sonra "Dünyanın En Hızlı İnsanı" ünvanını da kazandı.


Birbirinden İlginç Sosyal Psikoloji Deneyi


1. Pratfall Etkisi – Eğer mükemmel değilseniz, insanlar sizi daha çok sevecek.

Belki de Jennifer Lawrence’ın iki Oscar töreninde milyonların gözü önünde düşmesinin sebebi budur. Psikolojik araştırmalar gösteriyor ki, başkalarının önünde hata yapmanız, veya bir hatanızı itiraf etmeniz sizi başkalarına daha çok sevdiriyor.



Psikolog Elliott Aronson bir grup insana bir sınav sorusu yanıtlayan öğrencileri dinletiyor. Öğrencilerin bazıları ses kaydında bir fincan kahveyi döküyorlar. Araştırmacılar, dinleyicilerin hangi kişileri daha çok sevdiğini sorduğunda, sonuçlar gösteriyor ki dinleyiciler, fincan kahve döken grubu daha çok sevmişler.

Bu psikolojik araştırmadan çıkarmanız gereken şey:  Hatalı olmak sorun değil. Hatta bu sizi başkalarının gözünde daha sevimli kılacaktır.

Yüklə 20,32 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə