Yüksek lisans tezi tarih anabiLİm dali yakinçAĞ tariHİ BİLİm dali akademik danişman yrd. Doç. Dr. Süleyman uygun ordu-2016



Yüklə 0,71 Mb.
səhifə21/24
tarix31.10.2017
ölçüsü0,71 Mb.
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   24

SONUÇ


Medeniyet, tüm milletlerin az veya çok katkısıyla zaman içinde gelişen, insanlığın ortak değeri ve gelecek kuşaklara bırakılacak ortak mirasıdır. Tarih boyunca milletler arasındaki irtibat olmasa idi, her toplum diğer toplumlardan tecrit edilmiş biçimde yaşayacağından insanlığın ortak değeri olan medeniyetin gelişim süreci çok daha uzun bir zaman dilimine yayılabilirdi.


Tarihin akışı içerisinde bu süreç hep bu şekilde devam etmiştir. Birkaç yüzyıl öncesinin muzaffer milletleri veya toplumları birkaç asır sonrasının mağlup, hatta belki tarihten silinen öğeleri olmuşlardır. Ancak tarih sahnesinden silinen toplumlar dahi kendilerinden sonra da devam eden medeniyete kültürlerinden bakiye bırakmışlardır.
Bu noktadan hareketle medeniyetin oluşması ve gelişimindeki en önemli husus toplumlar ve milletler arasındaki irtibattır. İrtibatın sağlanması noktasında da ticaret her zaman en önemli vasıta olmuştur. Tarihin ilk dönemlerinde ticaretin sağlanmasında etkin olan yöntem genelde kara ve deniz yollarıdır. Kara yollarında gelişim ve değişim deniz yollarına oranla daha sade ve kısır bir suretle uzun yıllar devam ederken, su yollarında gelişim ve değişim nehir, akarsu, göl, deniz ve okyanus olmak üzere bunlara hem hudut olan muhtelif toplumlara göre mütenevvi suretle yapılabilmekteydi. Bu yönüyle su yollarındaki araçların gelişim çizgisi daha çeşitli ve zengin bir gelişme gösterdi.
Bilim ve tekniğin gelişmesi ile denizcilik insanlık tarihinde giderek daha önemli bir rol üstlenmeye başlamıştır. Genel kabule göre Eski Mısır’dan itibaren deniz ticareti insanlık tarihinde önem kazanmaya başlayıp Akdeniz havzası etrafındaki toplumlar arasında irtibat sağlamıştır. Genel kabulün dışında da tarihçilerin henüz ulaşamadığı ya da çözümleyemediği bir çok bölgede ve toplumda da su yollarının etkin bir şekilde kullanıldığı muhakkaktır.
Ticari ya da askeri yönden olsun su yollarına ulaşıldığında kara yollarının ticari bütünlüğü ve de güvenliğinin tamamlayıcısı olan su yollarına hakim olmak kara yollarına oranla daha fazla bilgi, tecrübe ve teknoloji gerektirmekteydi. Denizciliğin sırrına vakıf olamayan kara devletlerinin cihan şümul bir devlet kurmaları imkânsız bir hal almaktaydı. Bu nedenledir ki Fenike’den Yunan’a, Roma’dan Müslüman ve Türk Müslüman devletlerine kadar Akdeniz ve havzasında kurulmuş olan tüm devletler zorunlu olarak denizcilik mesleğinde mahir olabilmenin ve su yollarına hükmedebilmenin yollarını aramışlardır. Müslüman Türkler karşısında zor durumda kalan Kıta Avrupa’sı devletleri bu yüzdendir ki ancak su taşımacılığında yeni teknik ve sırlara vakıf olduklarında büyük keşifler gerçekleştirdiler ve Yeni Dünya ile birlikte bilinen bilinmeyen tüm coğrafyalara ulaştılar. Avrupa krallıkları varlık ve diriliş sebepleri olarak gördükleri denizciliğe, deniz gücü ve ticaretine her geçen gün daha çok ehemmiyet vermek durumunda kaldılar.
Sahip olduğu zenginlik nedeni ile yeni teknolojiler geliştirme konusunda sürekli yol alan Avrupa, XVIII. yüzyıl sonu ile XIX. yüzyılda Sanayi Devrimini de gerçekleştirerek gücünün doruğuna ulaştı. Artık kıta Avrupa’sında yapılan sonu gelmez savaşlardan ziyade denizler üzerinden yapılan ticareti korumak adına yapılan deniz gücü üstünlüğü mücadelesi daha önemli hale gelmişti. Yani zenginliğin ölçüsü sahip olunan toprak ile değil gerçekleştirilen ticaretin hacmi ile ölçülür olmuştu. Sanayi devrimi ile denizcilikte yeni sayfalar açılmış ve Avrupa’daki sanayileşmiş devletlerin gücü dünyanın her köşesinde hissedilir hale gelmiştir.
Buhar gücü sayesinde “Küreselleşme” süreci başlamıştır. Küreklerden, yelkenliye, yelkenliden buharlıya sürekli bir gelişim çizgisi içinde olan ve merkantilist deniz kapitalizminin vazgeçilmez araçları olan deniz taşıtları, kendilerine atfedilen öneme göre sivil ve askeri sektörde daha fazla ihtiyacı karşılar hale geldiler. Küresel ticaret özellikle de deniz ticareti yeni bir çehre kazanmıştır. Avrupa endüstrisi ve küresel ticaretin denizlerdeki hamalları ya da sırtlayıcıları deniz taşıtları oldu.
Coğrafi Keşiflerle başlayan ve Sanayi Devrimi ile olgunluğa ulaşan bu süreç neticesinde dünya üzerindeki sermaye Avrupa’nın sanayileşmiş güçleri ve kısmen de yeni kurulan Amerika Birleşik Devletleri’nde birikmiş idi. Bunun sonucunda ise artık küresel ticarette sadece bir taraf üretim yapabilir iken diğer taraf sürekli hammadde tedarikine memur edilmiştir.
Bu ise dünya tarihinde ilk kez rastlanan bir süreçti. Tarih içinde egemen devletler her yönden kendilerine nazaran güçsüz olan diğerlerine karşı üstünlük kurmuşsa da üretimde kullanılan tüm araçların dünyanın yalnızca belli bir kesiminde toplanması önceden görülmemiş bir durumdu. Sömürgeci güçlerin rakipsiz olduğu XIX. yüzyılın yaklaşık dörtte üçlük bir bölümü bu şekilde devam etti. Batılı devletler bilhassa Coğrafya Keşifleri’nden XX. yüzyıla kadar nimetlerinden sonuna kadar istifade ettiği deniz ulaşım araçlarına ve deniz harp araç/gereçlerine atfettikleri olağanüstü önem sayesinde bu alanda bitmek tükenmek bilmeyen araştırma geliştirme içerisinde oldular. Beyinlerinde zuhur eden rekabet ve deniz savaşları dolayısıyla birbirlerine karşı üstün olabilmenin yollarını aradılar. Sürekli araştırma ve geliştirme tüm sektörlerde olduğu gibi denizcilik sektörünün de endüstriyel devrimle taçlanmasına yol açtı. Buhar gücünün deniz araçlarına uyarlanması Batılı devletleri insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar talassokratik imparatorluklar haline getirdi. Giderek gelişen buharlı gemi teknolojisi ve yüzlerce yüksek tonajlı buharlı gemi filosundan oluşan kumpanyalar, bir yandan Avrupa endüstrisine taşınan hammadde diğer yandan endüstrinin mamul mallarını doğanın meydan okumasına inatla dünya pazarlarına taşıyan devasa sırtlayıcılar/hamallar olarak karşımıza çıkmaktaydı. Buharlı gemi teknolojisinde dayanıklılık, tonaj ve hız yönüyle niteliksel ve niceliksel olarak üstünlük kimdeyse güç o devlette idi. Dolayısıyla daha önceki yüzyıl ve XIX. yüzyıl boyunca diğer sektörlerde olduğu gibi denizcilik sektöründe de teknoloji ve güç birinin diğerine tercih edilemeyeceği siyam ikizleri gibi oldular. Bu yönüyle buharlı gemiler uzun yüzyıllar boyunca Kıta Avrupası’nın metropol kentleri ile deniz aşırı müstemlekeler ve pazarlarla münasebet tesis etmede başat ehemmiyeti haiz rol oynadılar. Üstün buharlı gemi teknolojisine sahip devletler ekonomik ve siyasi yönden uluslararası bir güç haline geldiler. Gebe kaldıkları bu teknolojiye her daim yatırım yaparak bitmek tükenmek bilmeyen araştırma ve geliştirme faaliyeti içinde oldular. Bu sayede geçen her anı daha da tasarruflu kullanarak yeni teknolojilere kapı aralamaya devam ettiler.


Yüklə 0,71 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   24




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə