Yurt kaygisi


AYDINLARIN GÖRÜŞLERINDEN DERLEMELER



Yüklə 428,12 Kb.
səhifə4/6
tarix29.10.2017
ölçüsü428,12 Kb.
#19568
1   2   3   4   5   6

AYDINLARIN GÖRÜŞLERINDEN DERLEMELER

 

Prof. Dr. Ahad ANDICAN



"DİKTATÖR KERİMOV, DEMOKRASİ DÜŞMANIDIR"

 

   "Nüfus açısından en yoğun olan Özbekistan'da ortaya çıkacak gelişmelerin bölgedeki değişmeleri çok derinden etkileyeceği söylenebilir. Perestroika sürecinde Türkistan Cumhuriyeti içerisinde en dinamik halk hareketinin (birlik) ortaya çıktığı Özbekistan'da Kerimov yönetimi, uyguladığı baskı politikasıyla demokratik gelişmeleri büyük ölçüde kontrol altına almıştır. Bağımsızlıktan sonra eski Komünist Partisini başka bir isim altında aynen muhafaza eden Kerimov, giderek güçlendirdiği KGB örgütü ve İçişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulan "özel terör grupları" aracılığıyla yalnızca kendi iktidarını koruyabilmek ve sürdürebilmek için her türlü kanunsuzluğu rahatça uygulayabilmektedir. Yoğun bir sansürün uygulandığı basın ve televizyonun tek ve en önemli görevi halkın beynini yıkamak ve Kerimov iktidarının Özbekistan için vazgeçilmez olduğu fikrini yerleştirmektir. Muhalefetteki Erk Partisi'nin yayın organı çok yoğun engellemeler ve sansür nedeniyle halka yeterince ulaşamamaktadır. Temmuz 1992'den beri de basılması engellenmektedir.



 

   Kerimov, ülke zenginliklerini yurt dışına kaçırıyor.

 

   Nepotizm ve korrupsiyon yaygınlaşmıştır. Bu süreden beri ülke zenginliklerinin ve Kerimov'un yakın çevresindeki bazı aracılar vasıtasıyla Zürih ve New York gibi merkezlere kaçırıldığı bilinmektedir. Bölge liderleri arasında en opportunist yönetici olarak tanınan Kerimov, kendi ülkesinde bazı aydınlar tarafından kurulan "Karabağ'ı Destekleme Komitesi"ni dağıtarak üyelerini tutuklamak gibi "Ermeni yanlısı politikalarla" açıkça Türklük düşmanlığı yaparken, Türkiye ziyareti esnasında rahatça "Türk Milletinden ve Türk Birliğinden" bahsedebilmektedir. Diğer taraftan aynı Kerimov, insan haklarıyla ilgili Helsinki antlaşmasına attığı imzanın mürekkebi kurumadan, muhalefet liderlerinden birisine suikast yaptıracak kadar gözü kara demokrasi düşmanlığı örnekleri sergileyebilmektedir." [34]



 

Dr. Baymirza HAYİT

"KERİMOV İÇİN DEMOKRASİ YOK FARZEDİLMEKTE"

 

   "Özbekistan Sovyet Cumhuriyeti'nin ve Komünist Partisi'nin birinci katibi İslam Kerimov cenablarının 3 Ağustos 1990'da Özbekistan'ın Komünist Partisi Merkez Meclisindeki konuşmasında;



   "Başka Partilerle münasebete gelindiğinde, şunu söylemek gerekir ki, hala cumhuriyette böyle münasebetlerin geliştiği yoktur. Onun için şimdi bu münasebetlerin esası hakkında konuşmak iyi olur. Özbekistan Komünist Partisi "sosyalist yolu izleyen ve sosyalizmi kabul eden güçlerle" yardımlaşmaya hazırdır. Fakat bu partinin çıkarları ve prensiplerine ters düşen gayelere içimizde yer yoktur."

 

   Kerimov "Sosyalist Yolu" tercih etmiştir.



 

   Başkan'ın bu konuşmasından anladığımıza göre; komünist olmayan partiler teşkil edilmesine rağmen "bunlar yok farz edilmekte"dir. Fakat açık söylemeleri gerekir ki, niçin başka partilere resmi izin verilmedi? Başka partilerin "sosyalist yolu tercih etmeleri gerekirmiş"... Niçin başka partiler, yıllardan beri milletimizin ölüm döşeğinde saklamakta olduğu memleketini, yokluk, açlık ve harabeliğe düşüren "sosyalist yolu" tercih etsinler?..

   Eğer "başka partiler" yıllardan beri sosyalizmden aldıkları dersleri unutup, tekrar bu yolu izleseler, o zaman "başka partiler" olamazlar. Demokratik partiler, KP yolundan giderlerse, halkımızın böyle partileri hainlikle suçlamaları haktır. Memleketimizdeki komünist olmayan partiler, sosyalizm yolunda değil, milletinin varlığı ve menfaatlerini korumak için teşkil etmektedir. Bizim şimdiki milli partilerimizin (ERK gibi) maksadı, milletimizin istiklaline kavuşmasını temin etmekten ibarettir. Eğer (Kerimov'un) Komünist partisi böyle bir prensibi kabul etmezse durum ne olur? Komünist Partisi'nin liderleri ve onların yardakçıları böyle bir durumda, "sosyalizm prensiplerinin dışına çıktınız" diyerek bu partileri yasak edebilirler."

 

   Sayın Baymirza Hayit'in dediği gibi;



 

   "Bizim esas vazifelerimizden birisi, komünizm gayesine karşı fikri mücadeleyi devam ettirmektir. Biz komünistleri takip etmek veya onlara ceza vermek taraftarı değiliz. Ancak ‘adalet için’ katiller rolü oynayanlara kanuni mesuliyet talep ediyoruz...

   Türkistanlı komünistler arasında milletimizin hasretini taşıyan ve milletimize yardım etmek isteyen insanlar da yok değildir. Bunları "Milli Azadlık Cephesi"ne davet etmemiz gerekir. Abdullah Fıtrat'ın "Vatanını sevganlar, onin gül çiçeklerini emes (değil) taş ve dikenlerini hem sevediler" tavsiyesine dikkat etmemiz lazım." [35]

 

   Özbekistan'da diktatör Kerimov'a karşı yeraltında mücadelesini sürdüren "milli muhalefet" halkının geleceğini düşünerek demokrasi yoluyla arzularını dile getirmeye çalışmaktadırlar. Kerimov ise terörle, gençlerin üstüne kurşun atmakla karşılık vermektedir.



 

Tacikistan İslami Muhalefet Lideri Turcanzade

"KERİMOV, HİLE VE DESİSELERE BAŞVURAN AZILI KOMÜNİSTTİR..."

 

   “Özbekistan rejiminin başındaki adam azılı bir komünisttir. Aynı zamanda kendi hedeflerine ulaşmak için her türlü hile ve desiseye tevessül eden ve renkten renge girebilen birisidir. Zayıf ve güç durumda olduğu bir zamanda muhaliflerinin önünde diz çöküp saatlerce onlara yalvarabildiği, el ve ayaklarını öpebildiği halde, durum lehine döndüğünde daha önlerinde diz çöktüğü ve el-ayaklarını öptüğü kişileri en acımasız bir şekilde ortadan kaldırabilecek bir yapıdadır.



   Özbekistan cumhurbaşkanı ilk başlarda oradaki islami hareketi küçümsüyor ve onları görmemezlikten geliyordu. Ama inkılapçı müslümanların çalışmalarının kendisi açısından tehlikeli boyutlara ulaştığını hissedince bu müslüman gençlerle irtibata geçti. Kendisinin de müslüman ve hoca çocuğu olduğunu, iktidarı ele geçirince Islami değerleri hakim kılmak için çalışacağını söyleyerek müslümanlardan kendisini Islam düşmanları ve komünistler karşısında desteklemelerini istedi ve bu konuda müslümanları kandırabildi. Ama iktidarı ele geçirip "cumhurbaşkanı" olunca da bu müslümanların çoğunu zindanlara tıktı. Canını kurtarıp kaçabilen, ülke dışına kaçtı. Özbekistan'daki Islami liderlerden olan Molla Tahir şu anda bizimle beraber cihad etmektedir.”

 

   "Muhammed Salih'in hareketi Milliyetçi Harekettir."



 

   Tacikistan İslami Nahda Hareketi Başkan Yardımcısı olan Hacı Ekber Turcanzade, Türkiye'de yayınlanan "Selam" isimli gazetenin kendisiyle yapılan röportajda Muhammed Salih'in kimliğiyle ilgili sorulan bir soruyu şöyle cevaplandırıyordu:

 

   "Muhammed Salih, muhalefet gruplarından birisinin lideridir. Bu ve bunun gibi muhaliflerin içinde alim, doktor, yazar, düşünür ve gazeteci gibi kendilerini aydın diye isimlendiren kişiler bulunmaktadır."



 

   "Salih, Özbekistan'ın ikinci adamıdır."

   Tacikistan'da genel müftülük yapan ve şu anda Tahran'da ikamet etmekte olan Turcanzade, Salih ile ilgili açıklamasını şöyle sürdürüyor:

 

   "Gerçekte Muhammed Salih, Sovyet Rusya döneminde Özbekistan Parlamentosunun bir üyesiydi. Özbekistan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de ikinci adamdı ve 6 milyon civarında oy aldı. Halk arasında epey taraftarı var. Ama onun hareketi Islami bir hareket değildir. (*)



   Tabii bizim de bunlarla çeşitli zeminlerde irtibatlarımız var ve zaman zaman bunlarla telefon görüşmelerimiz olmaktadır.

   Şimdi asıl konumuza dönecek olursak, işte Kerimov böyle hile ve desiselere başvurarak nifak örneklerini sergiliyordu." [36]

 

   (*) Erk hareketi siyasi bir harekettir ve İslam dışı değildir.



 

ALMAN TELEVİZYONU ARD SUNUCUSU

"ÖZBEKİSTAN HAPİSHANEYE DÖNÜŞMÜŞTÜR"

 

   Almanya Televizyonu ARD'nin birinci kanlındaki "der Shpigel" programında sunulan "Haftanın Haberi" programında Özbekistan'a ve Kerimov'a değinildi. Bu haberde sunucu aynen şunları söylüyordu:



 

   "Hitler, kendi ülkesinde kamplar kurarak, dünyanın mazlum halklarına eziyet çektirmişti. Ama İslam Kerimov'da (Hitler'den daha ileri giderek) kendi ülkesini (esir) kampına dönüştürerek kendi halkına eziyet çektirmektedir...

   Halk, ona karşı muhalefettedir... O, muhalefeti zincire vurdurarak işi bitirmek düşüncesindedir. Özbekistan'ı hapishaneye dönüştürmüştür..."

 

GAZETECİ NİLÜFER YALÇIN



"KERİMOV, TOTALİTER YÖNETİMİ AYAKTA TUTUYOR..."

 

   Özbekistan'da iki haftalık bir programın önemli bir kısmını üniversite rektörleri, akademisyenler, bazı bakanlar, öğrenciler ve muhalefet liderleriyle tartışarak geçirdik. Ayrıca sokaktaki adamla, kolhoz işçisi ve yöneticileriyle medresede gençlerle ve din bilgisi veren mollalarla da sohbet ettik. "Milliyet Gazetesi" olarak Taşkent gazeteleriyle bir toplantıya davet edildik. Tüm bu temaslarda herkesin şu görüşte birleştiği ortaya çıktı:



   "Bu günkü Cumhurbaşkanı Islam Kerimov, ülkede eski komünist sistemi olduğu gibi korumaya kararlı olanları işbaşında tutmakta, gerekli reformları ve atılımları geciktirmektedir. (...) Ruslardan da korkmakta ve muhalefetin beklediği temel hak ve özgürlükleri uygulamaya yanaşmamaktadır."

   ...1991'de cumhurbaşkanlığına seçilen eski KP üyesi Kerimov'un eşinin Rus asıllı olması da, bu hoşnutsuzluğu ve kuşkuları da körüklüyor. Genel kanı, hala totaliter bir yönetimi ayakta tuttuğu ve muhalefete hak tanımadığı yolunda.[37]

 

PROF. DR. AYDIN YALÇIN



"KERİMOV'UN NE YAPTIĞI BELLİ DEĞİL"

 

   ...Özbekistan'daki konuşmalarımızda, gözlemlerimizde, hem ekonomik ve hem de siyasi ve sosyal alanda neler yaptıklarını, eski rejimi ve totaliter sistemi tasfiye girişimlerinde ne mesafe alındığı , sistemli ve kapsamlı bir biçimde inceleme fırsatı bulduğumuzu söyleyemem.



   ...Bununla beraber, ülkenin geleceği bakımından son derece önemli bir reformlar ve yenilikler hakkında kısmen de olsa, bazı önemli bilgiler ve izlenimler edindik. Edindiğimiz genel izlenimi şöyle özetleyebiliriz: Yönetici olsun, resmi görevli, memur, hoca, akademisyen, öğrenci veya sıradan vatandaş olsun hemen herkes, ülkede henüz hiçbir şeyin değişmediğini, bu yönetim değişmeden ve eski Komünist Partisi kadroları yerlerini başkalarına bırakmadan, herhangi bir yeniliğin veya reform hareketinin gerçekleşemeyeceğini iddia etmektedir.

   Cumhurbaşkanı Kerimov'un konuşmalarında halkın son derece hassas olduğu konularda milliyetçi bir tavır takındığını onaylamakla beraber, tek muhalefet partisi olarak ülkede örgütlenmiş olan Erk Partisi lideri Muhammed Salih'in belirttiği gibi, bugün memlekette "sistemsiz bir sistem" uygulanmaktadır. Ne demokratik sisteme uyumda, ne iktisadi alanda piyasa ekonomisine geçme çabalarında sağlam bir strateji yoktur. (...) Bununla beraber, Özbekistan'da demokratikleşme konusunda bazı engeller bulunmakla beraber, ümitsizliğe düşmemek gerektiğini düşünüyorum. Her ne kadar akademisyen Aybekoğlu'nun da belirttiği gibi, demokratik muhalefet henüz potansiyeline tam kavuşup, iktidarı zorlayacak bir güce ulaşamamıştır ama ortada varlığı tanınmış meşruiyeti tescil edilmiş bir güç de mevcuttur. Onun daha da güçlenmesi ve bir cephede toplanması için temaslar sürmektedir. Kendisi de bu çabaların içindedir. Fakat yönetim, toplantı ve miting yapmalarına, gazetelerde eleştirilerini halka duyurmaya çalışırken, yönetim pek çok engeller çıkarmaktadır. Erk Partisi'nin sözcüsü gazete sık sık toplatılmakta, her şey devlet tekelinde olduğu için, bazen gazetenin baskısı bile engellenmektedir. Kendisi (Muhammed Salih) düşüncelerini halka, köylüye anlatmak için çıktığı bir propaganda gezisinde gözaltına alınmış ve daha sonra da serbest bırakılmıştır. "Bu zihniyetle ülkede demokrasi nasıl gelişir, muhalefet nasıl görev yapabilir?" diye sormuştur. "Bu yüzden ERK Partisi, gazetesini Moskova'da basmak zorunda kalmıştır. Bu, Çarlık döneminde Lenin'in Iskra'yı, Isviçre'de bastırıp, gizlice Rusya'ya yollamasına benzer bir durumdur. Bu günkü dünyada, artık böyle şeylere başvurulmamalıdır" diye yakınmıştır. "Bu tür baskılar yüzünden, aydınların siyasi mücadeleye, demokratik bir düzen kurma çabalarına daha aktif bir şekilde katılması zorlaşmaktadır. Ben her şeyi göze alarak bu mücadeleyi yapıyorum ama, ben istisna olmamalıyım" demiştir.

   Muhammed Salih'le yaptığımız görüşmede, onu gelecek için oldukça iyimser buldum. Ülkede örgütlü, meşru ve demokratik muhalefeti kendilerinin temsil ettiğini, Birlik adı verilen siyasi hareketin dağınık olduğunu, ancak Taşkent içinde bazı üst düzey temsilcilerinin bulunduğunu, taşra illerindeki Birlik Hareketinin kendileriyle sıkı işbirliği yaptıklarını, kendilerinin bütün ülkede 50 bin kayıtlı üyeye sahip olduklarını, bütün vilayetlerde örgütlerinin bulunduğunu, fabrika ve kolhozlara kadar örgütlerini yaymış olduklarını belirterek, iyimser bir tablo çizmiştir. (...) Özellikle aydın kesitler arasında, bu partinin geniş bir desteğe sahip olduğu söyleniyor. Nitekim ünlü bir yazar ve şair olan Erk Partisi lideri Muhammed Salih, kadrolarının ülkenin yetiştirdiği en değerli kişilerden oluştuğunu belirtmiş, üniversitelerdeki konferans ve konuşmalarımda beni alkışlayan, sorular soran ve Türkiye'yi çok merak ettiklerini söyleyen öğrencilerinin pek çoğunun, Erk Partisini destekledikleri ifade edilmiştir.[38]

 

Hürriyet Yazarı, Halit ULUENGİN



TAŞKENT'IN KIBLESI MOSKOVA'YA BAKIYOR

 

   Özbekistan'ın gerçekte kızıl, vitrinde "demokrat" Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, önceki gün Turgut Özal ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Azerbaycan'a ilişkin tüm soruları es geçiyor, kaçak güreşiyor.



   Totaliter laf ebeliğinin "odun dili" arkasına saklanıyor. O, Hazar kıyısındaki uzak ülkeden değil, yanı başındaki Tacikistan'dan bahsediyor.

   Kerimov, Tacik komünistlerin Özbek ordusu desteğinde Duşanbe'de iktidara gelmesini "İslami tehlike" gerekçesiyle Türk tarafına yutturmak istiyor.

   Keçiden kıl koparmak misali de, Ankara'dan para talep ediyor. Açıkçası Azerbaycan'ın derdi, Özbekistan'ı hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Bura bozkırı o tarafa tınmıyor.

   ...Taşkent'in kıblesi de hiç tereddütsüz Moskova'ya bakıyor. Ama buradaki şark salçalı Moskova, Gorbaçov öncesi Moskova'yı yansıtıyor. Çünkü iktidarın tek ve mutlak hakimi Islam Kerimov'un, 1991 Ağustosundaki komünist darbeyi daha ilk ondan itibaren desteklediği bir sır teşkil etmiyor.

   Zaten Kerimov, Brejnev döneminde Özbekistan'da sulta kuran ve pamuk ticaretiyle zengin olan kızıl mafyanın "namuslu üyeleri" arasında yer alıyor. Metazori bağımsızlık kararı olan Taşkent lideri, şimdi de ülkesini tam bir totaliter zihniyetle yönetiyor. Komünist sera sürüyor. Lenin sopası sallanıyor. Özbekistan'da özgürlüğün adına rastlanmıyor. Cismini jandarma arıyor. Buradan bakınca, Turan hayali ve demokrasi gerçeği çok uzak gözüküyor.[39]

 

Türkiye Gazetesi Yazarı; M. Necati ÖZFATURA



"KERİMOV GİDİCİDİR"

 

   Ankara ziyareti ile Özbekistan kamuoyunu aldatan Kerimov, demokratik ve özgür bir Özbekistan için mücadele eden ve Özbekistan'ın Rusya'nın yeniden peyki parçası olmasını istemeyen muhalefeti susturmak için ilan edilmemiş bir olağanüstü hal icra ederek tutuklama kampanyası başlatmıştır. Yurt içinde olduğu gibi yurt dışındaki takiplerine karşı da savaş açmıştır. Özbekistan ve bütün Orta Asya'yı etkileyecek boyutta, son derece tehlikeli siyasi bir krize doğru gitmektedir. Kerimov, Özbekistan'daki bütün hapishaneleri ve KGB zindanlarını kendisine tabi olmayan, insan haklarını, demokrasiyi, özgür düşünceyi, Türklük şuurunu, Türk Dünyasının bütünleşmesini, gerçek İslam inancını savunan, sansüre direnen siyasi, yazar, şair, gazeteci ve fikir adamlarını tutuklayarak doldurmuştur.



   ...Ancak Özbek halkı, muhalefet partileri etrafında bütünleşerek gün geçtikçe güçlenmektedirler. Kerimov gidicidir ve muhalefet, yarınki Özbekistan'ın iktidar namzedidir.

   ...Türkiye pasif tavrını terk etmelidir. Kerimov'u karşısına almasın ama, kendisine sığınan, yardım talep eden, insan haklarını savunan, demokrasi ve özgürlük için mücadele edenleri himaye etsin. Türkiye, soydaşlarına bir sığınma ve kurtuluş yuvası olmalıdır.[40]

 

Gazeteci; Arslan TEKİN



KERİMOV'UN MUHALİF FOBİSİ

 

   ...İslam Kerimov, eski komünist geleneğine bağlı bir devlet başkanıdır. Devlet Başkanlığı seçimlerinde aklın almayacağı bir hile uygulanmış, muhalifler sindirilmek istenmiş... Bütün bunlara rağmen Erk Partisi meclisi 12 milletvekili sokmayı başarmış. Özbekistan'da "Türk'e göre" reformlar isteyen, Kerimov'un uygulamalarının Türk Milletine zarar verdiğini söyleyen bu milletvekillerini, Kerimov meclisten attı. Şu sıra milletvekillerinin üçü de hapis... Erk Partisi Genel Başkanı Muhammed Salih, Kerimov'un uygulamasını protesto ederek 2 Temmuz 1992'de milletvekilliğinden ayrıldı. Hükümet, Erk Partisi mensuplarını takibin ötesinde partinin mülküne de el koydu... Kerimov, muhalifine göz açtırmak niyetinde değildir. Yeniden hapse atmak istediği sırada, Muhammed Salih, partili arkadaşlarının ısrarı üzerine ülkeyi terk ediyor ve Bakü üzerinden Türkiye'ye geliyor.



   Elbette Türkiye'ye gelecek... Nereye gidecek başka!

   Muhammed Salih gelmeden önce Özal'la randevulaşıyor. Randevu tarihi 17 Nisan 1993. Tarihin garip cilvesi, görüşmek mümkün olmuyor. O gün Özal hayata gözlerini yumuyor. Muhammed Salih, Türkiye'de barınmak zorunda kaldığı için, Kerimov ülkemizi suçlu ilan ediyor. Kerimov'un durumu aslında sallantıda, bunu hissettiği için baskıyı gittikçe arttırıyor. Hatta Ruslarla askeri alanlarda antlaşmalar yapıyor.

   ...Kerimov, Türkiye ile suçluların iadesi antlaşmasını imzalamak istiyor. Maksadı Muhammed Salih ve diğer muhalifleri almak. Türkiye'de her şeye rağmen aklı başında yöneticilerin bulunduğuna inanıyorum. Kerimov, suçluların iadesi antlaşması için Almanya'ya ve diğer Avrupa ülkelerine de müracaat etmiş ancak ret cevabı almıştır.[41]

 

Gazeteci Orhan TOKATLI



"TÜRK-ÖZBEK İLİŞKİLERİNDE SERİNLİK"

 

   Türkiye ile Özbekistan arasında siyasal, kültürel, ekonomik ve sosyal ilişkilerde bir durgunluk olduğuna dikkat çekiliyor... Taşkent'in bağımsızlığa kavuştuğu günlerdeki sıcaklık, yerini serinliğe terk etmiş bulunuyor.



   Cumhurbaşkanı Islam Kerimov'un muhalifi olduğu belirtilen Muhammed Salih'in bilinmeyen nedenlerle Türkiye'ye yerleşmesi ve Devlet Başkanı'nın yönetimindeki hükümetini çeşitli eylemlerle rahatsız etmesi, eleştirmesi huzursuzluğun başlıca kaynağı olarak değerlendiriliyor... Özbek yöneticileri "Türk" "Türk Cumhuriyetleri" gibi ifadelerden pek hoşlanmıyorlar ve kendilerinin öncelikle "Özbek" olduklarını açıkça dile getiriyorlar.[42]

 

Colombia Üniv. Dr. Cassandra Cavanaugh



"ÖZBEKİSTAN'DA GERÇEK MUHALEFETE İZİN Y OK..."

 

   ...Aralık 1991'de SSCB'nin dağılması, Rusya'da mevcut olan demokrasinin yardımıyla Özbekistan'a demokrasinin getirilmesi olasılığını ortadan kaldırdı... 1991'in sonunda yapılan başkanlık seçimlerinden bu yana, İslam Kerimov tarafından yönetilen Özbekistan Hükümeti, fiziksel saldırılar da dahil çeşitli yöntemlerle demokratik muhalefeti bastırmak için yaptığı girişimleri yoğunlaştırdı... ERK'in parlamentodan çekilmesi, yeni seçimler yapılana kadar millet meclisinde muhalefete tölerans tanıyan bir hükümet görüntüsünü geçici olarak bozacaktır. Bununla beraber, yeni itaatkar sahte muhalefet partilerinin oluşmasına rağmen, gelecekteki parlamento seçimlerinin, öncekilerden daha demokratik olacağına inanmak için hiç bir neden yoktur... Eskinin komünist liderleri gibi, Kerimov'da, en ufak bir eleştiri belirtisinden duyduğu rahatsızlığı göstermiştir. Onu diktatörce eğilimlerinden dolayı suçlayanlar sadece demokratik muhalefet değildir; eski yardımcısı Mirsaidov da hükümetteki atamaların profesyonelliğe göre değil yalnızca sadakat temeline dayanarak yapıldığı görüşünü taşımaktadır. Şimdilik, Özbekistan'da, en azından bir muhalefet partisi faaliyetlerini sürdürmek, "yapılmasına izin verilmeyen" kategorisi içinde bulunmaktadır...[43]



 

Newsweek: C. Bogert - S. Levine

KERİMOV, MUHALİFLERİNİN BAŞINI AĞRITIYOR...

 

   ...Özbekistan'da geçtiğimiz aylarda, Cumhurbaşkanı Kerimov, kendi hükümetini eleştiren gazeteleri kapattırmış, muhalif partileri insafsızca ezmiş ve düzinelerce siyasi eylemciyi tutuklattırmıştı... 1991 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Kerimov'un rakibi olan muhalif Erk Partisi'nin lideri Muhammed Salih, Kerimov için "hiç bir inancı olmayan adam" ifadesini kullanıyor ve şöyle devam ediyor:



 

   "Kerimov komünist de olabilir, milliyetçi de, herhangi başka bir şey de... Ama yüzündeki maskeyi çıkarırsanız, O'nun hiçbir şey olmadığını görürsünüz ki; bu ise korkutucudur..."

 

   Barış ve istikrarın sağlanması ise, çokça rastladığımız gibi, "baskı" önlemi geliyor. ABD kaynaklı yıllık İnsan Hakları Raporu'na göre, muhalefet liderlerinin sık sık kimliği belirsiz kişilerin saldırılarına maruz kalmaları ve dövülmeleri, muhalefeti yıldırmaya yönelik planlı bir hükümet eylemi olduğunu göstermektedir. Muhalifler düzenli olarak tutuklanmakta ya da bahane nedenlerle alıkonulmakta ve mensubu oldukları partiler de "karanlığa" (yasa dışılığa) itilmektedir. Muhalefet partilerinden Birlik, geçenlerde üç aylık süre ile kapatıldı. Erk Partisi'nin başka hesapları kapatıldı, arabalarına el konuldu, bilgisayarları haczedildi, üyeleri işten çıkartıldı ve parti gazetesi bir kez daha kapatıldı. Tüm bunlara sebep ise, kullanımı suç niteliği taşıyan "bürokrat" kelimesinin bir kez kullanılmış olması.



   Taşkent'teki batılı bir diplomat, "Kerimov'un tüm muhalifleri yok etmek istediği izlenimini taşıyorum" demektedir. Aynı diplomat sözlerini şöyle sürdürüyor:

   "Kerimov, gösterilerin sürmesine müsaade edilirse, hükümetin sonunda düşeceğine inanıyor..." [44]

 

Orient Enstitüsü : Abidin BOZDAĞ



"BATI, MUHALİF GÜÇLERE DESTEK OLMALIDIR"

 

   ...Özbekistan'da bütün muhalefet hareketleri ve partileri, bağımsızlıktan sonraki faaliyetleri, yeni cumhuriyetlerdeki yönetim elitlerine karşı olduğundan dolayı yasaklanmışlardır. (...) Demokratik muhalefetin önde gelen üyeleri defalarca hapse atılıp, işkencelere uğradı. Nisan 1993'te yine çok sayıda muhalefet temsilcileri tutuklandı. Komünist Partisi ancak "resmi şekilde" feshedildi ve ismi "Demokratik Halk Partisi" olarak değiştirildi. 1991'in sonunda Kerimov cumhurbaşkanı seçildi. Muhalefet Partisi ERK'ten tek kabul edilen karşı aday Muhammed Salih, Kerimov'u seçim sahtekarlığından dolayı suçluyordu. Dışarı karşı kendini demokratik olarak kanıtlamak için, küçük ve tanınmamış bir parti olan ERK'e karşı hoşgörü, bir çoğulcu sistem yalanı sergilemesine yardımcı oluyor.[45]



   ERK'in muhalefet gazetesi, Ocak 1993'te yasaklandı, parti binalarına el konuldu ve parti üyeleri mahkeme önüne çıkarıldılar. Kerimov'un, demokratik güçleri hala bastırmaya niyeti varsa, bu yalnız yeraltında çalışan aşırı dincileri güçlendirecektir. Özbekistan'da hükümet ve parlamento, fiilen eski nomenklatura tarafından yönetiliyor. Kerimov cumhurbaşkanı olarak onaylandıktan sonra bir Başkanlık Sistemi oluşturdu. Otoriter ve özellikle başkanlık genelgeleriyle yöneten Kerimov'a bir Başkanlık Konseyi yardım ediyor. Fiilen, yargı, yasama ve yürütme arasında ayrım yok.

   ...Devletin engelleme ve yasaklamalarından dolayı Özbekistan'daki milli-demokratik-İslami hareket yeraltında faaliyetini sürdürüyor. Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan'daki bu güçlerin yasaklanması, bu güçlerin yok edildiği anlamına gelmiyor. Bu ancak Cumhuriyet yönetimleri için bir dinlenme molası; muhalefetin faaliyetleri uzun vadede yoğunlaşacaktır...

   ...Batı, Orta Asya'daki bütün muhalif güçlerin siyasi sürece ortak olmaları için çaba göstermek zorundadır. Sonuç itibariyle muhalefete baskı, siyasi durumu istikrarsız bir ortama sokuyor; çünkü yeraltında direniş büyüyor...[46]

 

Prof. Dr. Baskın ORAN



"İKTİDARLARA FAZLA ANGAJE OLMAMAK GEREKİR"

 

   Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan gibi ülkelerin, 70 yıllık bir komünizmden çıkmış insanlar olarak liberalizm yapmaları çok güç. Bizim KİT ve Devlet tecrübemizdir aslında, bunların yararlanacağı... Başka açılardan da tabi çekici geliyoruz biz bunlara... Çünkü Türk'üz Müslümanız ve elbette laikiz. Gelişmişliğimizi Özal yaptı sanıyorlar. Oysa, tamam şimdi devletçilik yapmayayım ama temelini devletçiliğe borçluyuz ve şu an için bunların yapmaları gereken de bunlar... Sistem alışkanlıkları da buna uygun.



 

   İktidarları kadar bunların muhalefetleri ile de ilişki kurmak gerekiyor... Çünkü bunlar, komünist iktidarlar, yarın düşecek bunlar. İktidarlara fazla angaje olmamak gerekir. Onlar da bunu bildikleri için bize sarılıyorlar, şimdi kendi içlerinde olmayan bir meşruiyeti dışarıdan yani bizden sağlamaya çalışıyorlar.

   Yanlış at'a oynamamak lazım...[47]

 

Gazeteci-Yazar: Sedat SERTOĞLU



"ONURLU MÜCADELE"

 

   Demokrasi için mücadele etmek, onurların en büyüklerinden biridir...



   Ve bir avuç Özbek, ülkelerini Kerimov'un diktasından kurtarmak için böyle onurlu bir mücadele içine girdiler...

   Bu mücadeleyi de ülkemizden yönetiyorlar... Özbekistan'ı içinde bulunduğu dikta rejiminden kurtarıp, demokrasi kayığına bindirmek çabasındaki bu insanların lideri Muhammed Salih...

   Buna karşılık geçtiğimiz günlerde ülkemizi ziyaret eden Özbekistan lideri Islam Kerimov, Muhammed Salih ve arkadaşlarının derdest edilerek bir uçağa konup, Taşkent'e gönderilmelerini istedi... Ankara buna kibarca "Türkiye bir hukuk devletidir, bu nedenle de hayır" cevabını verirken Kerimov'a da ayrıca "Demokrasinin erdemleri" konusunda nutuk çekildi...

   Muhammed Salih ise Türkiye'nin Özbekistan ile ilişkisini bozmamak için artık geri planda kalacak... Çünkü bizim Dışişleri kendisine "gazetecilerle görüşme" demiş... Muhammed Salih ve arkadaşları üzerinde baskıyı arttırırsak, yakında Türkiye'yi terk edip mücadelelerini bir başka ülkede sürdürebilirler. Bu da Türkiye'yi "bir diktatörü desteklemek" gibi hiç de hoş olmayacak bir görüntüye itebilir...

   Diplomasi mesleğinin incelikleri arasında, böyle durumlardan başarı ile çıkmak önemlidir... Yoksa sorunları çözmek için okulları kapatmayı düşünen Milli Eğitim Bakanı mantığına düşebiliriz ki bizim Dışişlerine bu yakışmaz...

   Kaldı ki, dışişlerinin haberi var mı bilmiyorum ama, bir süre önce Özbekistan KGB'sine mensup kişiler Türkiye'ye gelerek Muhammed Salih ve arkadaşları konusunda inceleme yapmışlar...

   Özbek KGB'sinin eski Sovyet KGB'si yöntemlerini uyguladığını bilen biliyor zaten...

   Türkiye, Özbekistan KGB'sinin yol geçen hanı olmamalı...[48]

 

Günaydın Gazetesi'nin Yorumu



"ÇETİN'İN DIŞ POLİTİKADAKİ SON ZAFERİ"

 

   Dışişleri Bakanımız Hikmet Çetin, Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov'u yumuşatmak için ve öfkelendiği "kardeş" Türkiye'ye davet etmek amacıyla Taşkent'e gitmişti.



   Kerimov-Çetin görüşmesi başladı. Özbekistan Cumhurbaşkanı, Hikmet Çetin'e kırgın bir tavırla şu sözleri söyleyiverdi. "Ben Süleman ağabeyin (Demirel) bir düşmanı buraya gelse 24 saat içerisinde tutuklayıp uçakla kendisine teslim ederim. O, neden benim düşmanımı bana teslim etmiyor?" Kerimov'un kastettiği, bir yıl önce kendisine karşı Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyan şair, yazar ve ana muhalefet partisi ERK'in Türkiye'de sürgünde yaşayan lideri Muhammed Salih idi. Hikmet Çetin tam bir saat Kerimov'un bu konuda söylediklerini dinledi ve kendisine söz verdi: "Sayın Başkan, meseleyi dönünce halledeceğim." Cumhurbaşkanı Demirel, Çetin'in "isterseniz Salih'i hemen Türkiye'den gönderelim" sözlerine karşı çıktı. Ancak ne hikmetse aynı günlerde H. Çetin'e ve Dışişleri Bakanlığı'ne yalın bir gazetemizde "Kimdir bu Muhammed Salih, Türkiye-Özbekistan ilişkilerini bozuyor?" şeklinde Çetin'in bakanlığına atfen yazı ve haberler peş peşe yayınlanmaya başladı. Türk Dışişleri, Türk Dünyasında ünlenmiş, Türkiye'ye bağlılığı yadsınamaz, üstelik hayatında bir kez bile Komünist Partisi'ne üye olmamış bir muhalefet liderini, sığındığı Türkiye'den kovmak için kamuoyu yaratmaya çalışıyordu. Sonuçta Salih, Türkiye'de kaldı ama Dışişleri kendisine sürekli "Ya hiçbir şeye karışma, demeç verme, yerinde otur, ya da başka bir ülkeye git" diye haber yollamaya başlayınca kararını verdi. Şimdi Salih, gönlüyle, yüreğiyle bağlı olduğu, ikinci vatanı saydığı ülkemizden ayrılmaya hazırlanıyor...

   Bu anlattığımız olay, Sayın Çetin'in dış politikadaki, bakanlıktan ayrılmadan önceki son zaferi olsa gerek(!) diye düşünüyoruz.[49]

 

 

 



 

 

BÖLÜM III

 



Yüklə 428,12 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə