ZiKİr ehline sorun kitabın Orijinal Adı: «Fes'elu Ehle'z Zikri» Pr. Dr. Muhammed Ticani Semavi Ensariyan Yayınları – Kum Bas


Soru 23: Kavmin ileri gelenleri neden Üsame ordusuna katılmaktan çekindiler?



Yüklə 1,17 Mb.
səhifə20/26
tarix31.10.2017
ölçüsü1,17 Mb.
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   26

        Soru 23: Kavmin ileri gelenleri neden Üsame ordusuna katılmaktan çekindiler?

        Cevap: Ebu Bekir, Müslümanlardan birçoğunun karşı çıkmasına rağmen Ömer'in çabalarıyla halife olunca, halifeye yardım etmesi için Üsame'den Ömer bin Hattab'ı bırakmasını istedi. Çünkü o tek başına planlarını uygulayamazdı. Onun, zamanında Resulullah'a (s.a.a.) bile karşı çıkabilmiş, Üsama'nin ordusuna katılmadıklarında Allah'ın ve Resulünün lanetine uğrayacaklarına aldırmayan, faal ve cüretli adamlara ihtiyacı vardı. Bu nedenle, bu planı hazırlayanlar, hükümetlerinin temellerini sağlamlaştırmak ve tuzaktarının meyve vermesini sağlamak için orduya katılmaktan çekinmişlerdi.

        Soru 24: Neden Hz. Ali'yi bütün görevlerden uzaklaştırıp hiçbir mevkide ona yer vermediler?

        Cevap: Onlar, Tuleka'dan (Mekke fethinden sonra mecbur kalarak Müslüman olan Ümeyye Oğulları) birçoğunu kendilerine yaklaştırarak onlara pek çok makamlar verdiler ve hükümetlerine ortak edip bütün İslam ülkelerinde ve Arap Yarımadası'nda onları vali ve emir yaptılar. Örneğin; Velit bin Ukbe, Mervan bin Hakem, Ebu Süfyan'ın oğulları Yezid ve Muaviye, Amr bin As, Muğayre bin Şu'be, Ebu Hureyre ve bunlar gibi


Hilafet Hakkında /349


Resulullah'ı (s.a.a.) üzen birçok kimseleri işbaşına getirdiler. Ama Hz. Ali'yi her türlü görevden uzaklaştırıp evine hapsettiler ve göz altına aldılar. Onu alçaltıp, zelil kılmak ve halkın gözünden düşürmek için çeyrek asırlık hükümetlerinde ona hiçbir görev vermediler. Niçin mi? Çünkü insanlar dünyaya taparlar, güç ve para kimdeyse onun etrafında toplanırlar. Hz. Ali (a.s.) günlük yiyeceğini pazusunun gücüyle ve alnının teriyle kazanmaya mecbur olduğu müddetçe, insanlar da ona meyletmeyeceklerdi.

        Bu nedenle, Hz. Ali (a.s.) Ebu Bekir, Ömer ve Osman'ın hilafetleri boyunca evine kapatıldı ve hepsi de onu küçük düşürmeye ve nurunu söndürmeye, fazilet ve menkıbelerini gizlemeye çalıştılar. Hz. Ali'nin yanında dünya metaından bir şey olmadığı için de insanlar etrafına toplanmadılar.

        Soru 25: Resulullah'ın (s.a.a.) haram etmesine rağmen, niçin zekat vermeyenlere karşı savaştılar?

        Cevap: Veda Haccı'nda ve Gadir-i Hum'da Resulullah'la birlikte olan ve Hz.Ali'ye yapılan biate şahit olan bazı sahabiler, Ebu Bekir'e zekat vermekten kaçındılar. Zira Resul-i Ekrem'in vefatı esnasında Medine'de değillerdi ve hilafetin Ebu Bekir'e nasıl geçtiğini bilmiyorlardı. Öte yandan Hz. Fatıma'nın (s.a.), zamanın halifesine karşı çıktığı, onlara gazaplandığı ve Hz. Ali'nin de biat etmediği haberi onlara ulaşmıştı. Bu yüzden durumun açıklığa kavuşması için Ebu Bekir'e zekat ödemekten kaçındılar.

        Bu ortamda Ebu Bekir, Ömer ve yandaşları onlara karşı savaşmaları için Halid bin Velid komutasında bir ordu göndermeye karar verdiler. Halid de onların hareketini



350/ Zikir Ehline Sorun

bastırıp erkeklerini öldürdü, kadın ve çocuklarını esir aldı, muhalefeti düşünen ve hükümetin huzurunu bozmak isteyenler için bir ibret olsun diye.



        Soru 26: Neden Resulullah'ın (s.a.a.) hadislerinin yazılmasını yasakladılar?

        Cevap: Onlar hükümetlerinin ilk günlerinden itibaren kesin olarak Resulullah'ın (s.a.a.) hadislerinin yazılması ve anlatılmasını yasakladılar. Bu karar, sadece hadislerde Hz. Ali'nin hilafeti ve faziletleri anlatıldığı için alınmadı. Bununla birlikte hadisler, onların amelleri, sözleri, yaşamları ve yönetimleriyle çelişmekteydi.

        Soru 27: Acaba Ebu Bekir; hilafeti yüklenebilecek kapasitede miydi?

        Cevap: Eğer Ömer ile Ümeyye Oğullarının bazı siyasetçileri olmasaydı, Ebu Bekir tek başına hilafet yükünü omuzlayamazdı. Tarih şöyle kaydeder: "Ebu Bekir, her zaman Ömer'in hükümleri ve görüşü karşısında teslim oluyordu. Gerçekte halife Ebu Bekir değil, Ömer' di. Bunun delili de şudur: Hilafetin başlangıcında "müellefet'ül- kulup"tan olanlar Ebu Bekir' in yanına geldiler. Ebu Bekir de bir mektup yazarak onları Ömer'in yanına gönderdi. Zira beytülmal, Ömer'in elindeydi. Ama Ömer mektubu yırtarak onları reddetti. Onlar da Ebu Bekir'in yanına giderek dediler ki: "Sen mi halifesin, o mu?!" Ebu Bekir de; "Allah'ın izniyle halife odur." dedi. 1

        Aynı şekilde, Ebu Bekir, Uyeyne bin Hısn ve Akra' bin Habis'e bir arsa verdiğinde Ömer, Ebu Bekir'in yazısını


--------------------------------
1- el- Cevheret'ün-Neyyire, c. 1, s. 164.


Hilafet Hakkında /351

okuyunca ona tükürdükten sonra yırttı. Onlar, Ebu Bekir'e dönerek Ömer' i şikayet ettiler ve dediler ki: "Vallahi anlayamadık! Sen mi halifesin, Ömer mi?!" Ebu Bekir: "Hayır! Halife Ömer'dir." cevabını verdi. Daha sonra Ömer sinirlenerek Ebu Bekir'in yanına gelip arsa olayından dolayı ona kızınca Ebu Bekir dedi ki: "Hilafet konusunda benden daha güçlü olduğunu söylemedim mi? Ama sen zorla beni halife " 1 yaptın.

        Nitekim Sahih-i Buhari' de şöyle naklolunur: "Ömer, halkı Ebu Bekir'e biate teşvik edip diyordu ki: "Ebu Bekir, Resulullah'ın mağara arkadaşıdır, o Müslümanların işlerini yürütmeye daha layıktır. Hadi kalkın ona biat edin." Enes bin Malik der ki: "O gün gördüm ki Ömer, Ebu Bekir'e; "Kalk minbere çık" diyordu ve bu konuda o kadar ısrar etti ki sonunda Ebu Bekir minbere çıktı ve halk ona biat etti."2

        Soru 28: Ebu Bekir neden ölmeden önce Ömer'i hilafete getirdi?

        Cevap: Zira Ömer bin Hattap, Hz. Ali'nin hilafetten uzaklaştırılmasında baş rolü oynamış, bu konuda Resulullah'a muhalefet etmiş, Ensar'ı Ebu Bekir'e biate zorlamış ve bunu halka zorla kabullendirmişti. Hatta Hz.Fatıma'nın (s.a.) evini bile yakmakla tehdit etmişti. Daha önce de beyan ettiğimiz gibi gerçek hakim ve halife Ömer'di. İlk ve son sözü o söylerdi ve hiç şüphesiz o, Arapların en büyük siyasetçilerindendi. Ama sinirli ve kaba biri olduğunu çok iyi biliyordu. Dolayısıyla, halkın kendisini
--------------------------
1- Askalani, el-İsabe Fi Ma'rifet'is-Sahabe, c. 3, s. 55; İbn-i Ebi'l-Hacıid, Şerh-i Nehc'ül-Belağa, c. 12, s. 58 - 59.
2- Sahih-i Buhari, c. 9, s. 100 - 101.

352 / Zikir Ehline Sorun


kabul etmeyeceğini sezdiğinden Ebu Bekir'i kendisinden öne geçirdi. Çünkü o, daha yumuşak olup kendisinden önce Müslüman olmuştu. Ayrıca, Ebu Bekir'in kızı Aişe de zor işleri başaracak ve durumu değiştirecek güce sahipti. Öte yandan Ebu Bekir'i kendi elindeki bir parmak gibi oynatabileceğini ve emirleri karşısında Ebu Bekir' in teslim olacağını da çok iyi biliyordu.

        Doğal olarak ashabın çoğu da, Ebu Bekir'in Ömer'i halife yapacağını biliyorlardı. Daha ilk günlerde Hz. Ali (a.s.), Ömer'e demişti ki: "Öyle bir süt sağ ki, yarısı senin olsun. Bugün onun için çalış da yarın işi sana bıraksın." Bir başkası, Ömer'in Ebu Bekir'in vasiyetini eline aldığını duyup Ebu Bekir'in onu halife seçtiğini ve onu halka gösterdiğini görünce dedi ki: "Vallahi, bu vasiyette ne yazıldığını biliyorum. Geçen yıl sen onu halife yaptın; bu yıl da o seni halife yaptı."

        O halde, Ebu Bekir' in hilafeti Ömer' e bırakmak istediğini herkes biliyordu. Ebu Bekir daha hayatta iken Ömer'in hilafet konusunda daha güçlü olduğunu söylüyorsa, ölürken hilafeti ona bırakmasına şaşırmamak gerekir.

        Böylece, Ehl-i Sünnet'in "Hilafet ancak şurayla olur" şeklindeki ilkesinin bir iddiadan öteye geçmediği ve Ebu Bekir ile Ömer'in yanında bu ilkenin hiçbir değer ifade etmediği gerçeği ortaya çıkıyor. Eğer Resulullah ölürken -Sünnilerin iddiası üzere- hilafeti şuraya bıraktıysa, bu ilkeyi ilk bozan ve Ömer'i tayin ederek Resulullah'ın (s.a.a.) sünnetini ilk çiğneyen şahıs, Ebu Bekir'dir.

        Ehl-i Sünnet'in her zaman şura ile iftihar ettiklerini ve bu işin sadece şura ile olması gerektiğini söylediklerini, öte


--------------------------

Hilafet Hakkında / 353

yandan bunu kabul etmeyip halifeyi sadece Allah ve Resulünün belirleyebileceğine inanan Şia'nın inançlarıyla alay ettiklerini ve bu inancı, saltanat düzenine sahip olan İslam'dan önceki İranlılardan aldıklarını ileri sürdüklerini görüyoruz. Kendi iddialarına delil olarak ise "... Ve işleri aralarmdaki şura iledir." ayetini gösterir ve bu ayetin hilafet konusunda nazil olduğunu söylerler.

        Bu durumda şöyle bir sorunca varıyoruz: Ebu Bekir ve Ömer; Allah'ın Kitabı'na ve sünnete muhalefet ettiler ve hilafet konusunda Kitap ve sünnete itina etmediler.

        Soru 29: Abdurrahman bin Avf, neden Hz. Ali'nin Ebu Bekir ile Ömer'in sünnetine uyması gerektiğini şart koştu?

        Cevap: Çok üzücü olaylardan biri de, Ömer'den sonra ümmetin kaderinin Abdurrahman bin Avf'a bırakılmasıydı. O, istediğini hilafete getirip istediğini hilafetten uzaklaştırabilirdi. Bu yetkiyi ona veren de Ömer idi. Abdurrahman bin Avf, Arap kurnazlarından bir diğeriydi. Hiç kuşkusuz, hilafeti şer'i sahibinden almak için tuzak kuranlardan biri de o idi. Buhari, Abdurrahman bin Avf'ın Hz.Ali'den biraz korktuğunu söylediğine göre,1 demek ki doğal olarak o da Hz. Ali'yi hilafetten uzaklaştırmaya çalışacaktır. Abdurrah- man, diğer sahabiler gibi, Hz. Ali'nin kesinlikle Ebu Bekir ile Ömer'in gidişatını uygulamayacağını ve onların Kur'an karşısındaki içtihatlarını kabullenmeyeceğini biliyordu. Bu nedenle, Hz. Ali'ye o ikisinin sünnetine uymasını şart koştu. O, Hz. Ali'nin siyaset icabı yalan söylemeyeceğini ve bu şartı asla kabul etmeyeceğini çok iyi biliyordu. Böyle olunca da, sıra damadı Osman'a yetişecek ve o da seve seve bu
-------------------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 9, s. 97, Halk İmama Nasıl Biat Eder Babı.


354 / Zikir Ehline Sorun

şartı kabul ederek hilafete getirilecekti. Kureyşliler ve komplo sahipleri de bunu istiyorlardı.

        Soru 30: "On İki İmam Hadisi", Ehl-i Sünnet kitaplarında da var mı?

        Cevap: Buhari, Müslim ve bütün Sünni hadisçileri, Resul-i Ekrem'in (s.a.a.) şöyle buyurduğunu yazarlar: "Din kıyamete kadar sürecek ve (bu süre içinde) on iki kişi size halife olacaktır; onların hepsi de Kureyş'tendir."1

        Bu hadis Ehl-i Sünnet'in çözemediği bir bulmacadır ve bunun cevabını bir türlü bulamamaktadırlar. Ehl-i Sünnet alimleri, Raşit Halifeler dedikleri dört kişiden sonra onlara ekleyebilecek sadece Ömer bin Abdülaziz'i buluyorlar; geri kalan yedi kişiyi tayin edemiyorlar. Bu durumda ya İmamiyye Şiasının kabul ettiği On İki İmam' a, yani Hz. Ali ve evlatlarına inanarak Resulullah'ın Ehl-i Beyt'inin Şiası olmalıdırlar; ya da bu hadisi yalanlayıp Sahihlerinin yalanlarla dolu olduğunu söylemeli ve onlara itibar etmemelidirler.

        Bunu da geçersek, hilafeti sadece Kureyş'e ait bilen bu hadis, "Şura" teorisine aykırıdır. Zira seçim ve demokrasi, bütün ümmeti kapsamalı ve hiçbir kabileye mahsus olmamalıdır. Hatta Arap kabilelerden Arap olmayanlara da geçmelidir.

        Bunlar, okuyucuların sorduğu sorulara verilen kısa cevaplardır. Daha ayrıntılı cevap isteyenler tarih kitaplarına ve bu hakirin "Nasıl Hidayete Kavuşturn?" ve "Doğrularla Birlikte" adlı kitaplarına başvurabilirler.
------------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 9, s. 101; Sahih-i Müslim, c. 3, s. 1453, h. 1822.




Hilafet Hakkında / 355

        Araştırmacının güvenilir kaynaklara başvurması, hakikatleri kabullenmeye hazırlanması, tarihi olayları dikkatle araştırması ve hakikatleri, onlara karışan batıllardan ayırıp, olduğu gibi görmesi gerekir.


---------------------


Elhamdulillah,
Selam ona layık olanların üzerine olsun.

YEDİNCİ BÖLÜM

HADİS-İ ŞERİFLER HAKKINDA s.359

RESULULLAH'A (S.A.A) İNSANLARI GAFİL AVLAMA İFTİRASI s.360
RESULULLAH (S.AA) MÜSLÜMANLARA AĞIR CEZALAR VERİYORMUŞ! s.361
RESULULLAH'A (S.AA) CİNSEL İLİŞKİYE DÜŞKÜNLÜK İFTİRASI! s.364
RESULULLAH'IN (S.AA) HUZURUNDA MÜZİK VE RAKS! s.366
RESULULLAH'A -HAŞA- ŞARAP İÇME İFTİRASI! s.368
RESULULLAH , A (S.AA) HAYA ETMEME İFTİRASI! s.369
RESULULLAH'A (S.AA) AVRET YERİNİ AÇMA İFTİRASI! s.370
RESULULLAH (S.AA) NAMAZDA ŞAŞIRIYORMUŞ!!! s.371
RESULULLAH , A (S.AA) YEMİNİNİ BOZMA İFTİRASI! ...s.373
AİŞE YEMİNİNİ BOZDUĞU İÇİN KIRK KÖLE AZAT ETMİŞ! s.375
RESULULLAH'A (S.AA) ALLAH'IN HÜKÜMLERİNE İTİNASIZLIK İFTİRASI! s.376
RESULULLAH'A (S.AA) ÇOCUKÇA DAVRANIŞLAR İFTİRASI! s.382
RESULULLAH'A KUR'AN'I UNUTMA İFTİRASI! s.383
RESULULLAH (S.AA) VE -HAŞA- ÇELİŞKİLİ KONUŞMALAR! s.393
FAZİLETLERDEKİ ÇELİŞKİ! s.397
RESULULLAH (S.AA) TIP VE İLİMLE ÇELİŞKİDE! (???) 404

        Günümüzde Müslümanların en büyük sorunlarından biri, hadis sorunudur. Bugün hadis alanında Vahhabi üniversitelerinden mezun olan doktorlar, sadece kendi mezhep ve akidelerine uyan hadisleri ezberlemiş, onları tekrarlayıp durmaktalar. Oysa bu hadislerin çoğu, risalet nurunu söndürrnek ve Resulullah'ı -Allah'a sığınırız- ne söylediğini bilmeyen, aklını kaybetmiş, sözleri ve davranışlarıyla delileri dahi güldüren biri olarak göstermek isteyen Emevi ve Abbasiler'in uydurmasıdır.

        Ehl-i Sünnet'ten bazı araştırmacılar, hadis kaynaklarını bu gibi uydurma hadislerden temizlemeye çalışmışlarsa da, ama ne yazık ki, sahih ve muteber kitapları hala bu hadislerle doludur. Az da olsa Şiilerin kitaplarında da bu gibi rivayetlere rastlanıyorsa da Şiiler, Kur'an dışında hiçbir kitabın yüzde yüz sahih olduğunu kabul etmezler. Oysa Ehl-i Sünnet, Kur'an'dan sonra en sahih kitapların Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim olduğunda ittifak etmişlerdir. Hatta bu iki kitaptaki bütün hadislerin sahih olduğunu da iddia ederler.

        İşte bu yüzden Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de bulunan ve Resulullah (s.a.a.) ile Ehl-i Beyt'in (a.s.) kutsallığına gölge düşüren rivayetleri okuyucularla birlikte ince-


---------------------

360/ Zikir Ehline Sorun

lemeye çalışacağız. Bu arada Emevi ve Abbasi halifelerinin amellerini sahih göstermek için uydurulan hadislere değinerek gerçekte kendi cinayetlerini onaylamak için Resulullah'a (s.a.a.) nasıl iftiralar attıklarını hep birlikte göreceğiz.



RESULULLAH'A (S.A.A.) İNSANLARI GAFİL AVLAMA İFTİRASI!

        Buhari, Sahih'inn "Diyat Kitabı, Biri Başkasının Evine Bakar Da Gözünü Çıkarırlarsa Diyeti Olmaz Babı"nda; Müslim ise, Sahih'inin "Adab Kitabı, Başkasının Evine Bakmanın Haram Oluşu Babı"nda Enes bin Malik'ten şöyle naklederler:

        "Adamın biri gizlice Resulullah'ın odalarından birinin içine bakıyordu. Resulullah eline bir bıçak alıp sinerek ona doğru ilerledi. Resulullah (s.a.a.) o adamı gafil avlayarak bıçaklamak istiyor gibiydi." 1

        Resul-i Ekrem'in yüce ahlakı kesinlikle böyle bir olaya izin vermez. O, müminlere karşı rauf ve rahimdir; bu adama islamı edebi öğretmeli ve bu işin haram olduğunu bildirmelidir. O, kesinlikle eline bıçağı alıp gizlice arkadan gelerek adamı yaralayıp gözünü çıkarmaya kalkışmaz. Kaldı ki o adamın kötü bir niyeti olduğu da bilinmemektedir. Zira o oda Resulullah'ın zevcelerinden birinin odası değildi. Enes bin Malik'in de o odada bulunması bunun en açık delilidir.

        Peygamber efendimizi, insanları gafil avlayarak gözlerini


-----------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 8, s. 66 ve c. 9, s. 13; Sahih-i Müslim, c. 3, s. 1699, h. 2157.




Hadis-i Şerifler Hakkında / 361

çıkarmak isteyen kaba ve katı yürekli biri olarak tanıtan bu iftiralardan Allah'a sığınırız! Sahih-i Buhari'nin şarihi bile bu rivayete şaşırarak diyor ki: "Hadiste geçen kelime, "Saklanıp sinerek gelip gafil avlamak" anlamını ifade eder. Başkaları da bu kelimeyi böyle açıklamışlardır. Ama böyle bir hareket, kesinlikle Resulullah'a yakışmamaktadır."1



RESULULLAH (S.A.A.) MÜSLÜMANLARA AĞIR CEZALAR VERİYORMUŞ!

        Buhari, Sahih'inin "Tıp Kitabı, Devenin Sütünden İlaç ve Devenin İdrarından İlaç Babları"nda Enes'ten şöyle nakleder:

        "Halktan bir grup hasta olmuştu. Bunun üzerine Resulullah'a giderek; "Ya Resulallah! Bize sığınak ve yiyecek ver." dediler. Resulullah, onları develerin çobanının yanına göndererek develerin sütü ve idrarından içmelerini söyledi. Onlar da develerin sütünden ve idrarından içtiler. Böylece hastalıktan kurtuldular. Ama çobanı öldürüp develerini çaldılar. Peygamber (s.a.a.) peşlerinden adam göndererek onları yakalattı. Sonra onların ellerini ve ayaklarını kesti ve kızgın çivi ile gözlerini çıkardı. Nihayet onların, dilleriyle yeri yaladıkları halde öldüklerini gördüm."2

        Resulullah'ın kendisi, işkence etmeyi ve bedenleri parçalamayı yasakladığı halde, kendisi böyle bir cinayeti işler mi? Hangi Müslüman bunu kabullenebilir? Çobanı öldürdüler diye kızgın çiviyle gözlerini çıkarır mı? Onların çobana aynı işi yaptıklarını farzetsek dahi, Resulullah olayı araştırıp
-----------------------

1- Sahih-i Buhari, Kirmani Şerhiyle, c. 24, s. 30.


2- Sahih-i Buhari, c. 7, s. 159 - 160.

362 / Zikir Ehline Sorun

katili bulmadan, istisnasız hepsini nasıl öldürebilir? Birisi; "Onların hepsi ortaklaşa çobanı öldürmüşlerdi." diyebilir. Peki Resulullah onları bağışlayamaz mıydı? Çünkü onlar Müslüman idiler. Bunun delili ise Peygamber efendimize "Ey Allah'ın Resulü!" diye hitap etmeleridir. Acaba Resulullah (s.a.a.) Allah Teala'nın şu sözünü işitmemiş miydi: "Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın aynısını onlara yapın. Ama eğer sabrederseniz, bu sabredenler için daha hayırlıdır."1

        Bu ayetin nüzul sebebi şudur: Resulullah (s.a.a.), amcası Hamza'yı şehit ederek ciğerlerini yiyip bedenini parçaladıklarını görünce; "Allah bana kudret verirse, onlardan yetmiş kişiyi parça parça edeceğim." dedi. (Bazı rivayetlerde böyle geçer.) Bu ayet nazil olunca Resulullah (s.a.a.); "Allah'ım sabrettim." dedi. Böylece amcasının katili Vahşi ve onun bedenini parçalayarak ciğerlerini yiyen Hind' i bağışladı. 2

        Buhari'den aktardığımız bu rivayet o kadar ürkütücüdür ki, rivayeti nakleden şahıs bile bunu biraz hafifletmek için şöyle der: "Katade der ki: Muhammed bin Sirin, bu olayın hudut (ceza) hükümleri inmeden önce vuku bulduğunu söyler. "

        Bildiğimiz gibi Resulullah (s.a.a.), hiçbir konuda kendinden hüküm vermezdi. En küçük bir işte bile vahyi beklerdi. Bu Resulullah, halkın canıyla ilgili olan ceza kanunları gibi önemli bir konuda nasıl olur da vahyi beklemez?!

        Bu rivayetler üzerinde biraz düşünen bir şahıs hemen şu
------------------------

1- Nahl Suresi / 126.


2- İbn-i Hişam, es-Siret'ün-Nebeviyye, c. 3, s. 101 - 102.


Hadis-i Şerifler Hakkında / 363

sonuca varır: Emevi hükümdarları ve onların taraftarları, işledikleri cinayetleri ve suçsuz insanları korkunç şekilde cezalandırmalarını yorumlayabilmek için bu rivayetleri uydurmuşlardır. Nitekim bu rivayetin sonunda söylenen sözler de bunu teyit eder. Rivayetin sonunda şöyle geçer:

        "Selam der ki: Haccac, Enes bin Malik'e; "Resulullah'ın verdiği en ağır ceza neydi?" diye sorunca, Enes'in bu hadisi naklettiğini duydum. Bu haber Hasan'a ulaşınca; "Keşke bu hadisi Haccac'a nakletmeseydi!" dedi."1

        Bu rivayetten yalan kokuları gelmektedir. Zira bu rivayetin Haccac'ın hoşnut olması için uydurulduğu belli oluyor. Yeryüzünün en büyük bozguncularından olan Haccac, Ehl-i Beyt Şiilerinden binlercesini öldürtüp bedenlerini parçalıyor, ellerini - ayaklarını çaprazlama kesip çiviyle gözlerini deşiyor, dillerini arkadan çıkarıyor ve bedenleri yansın diye güneşin önüne asıyordu. Böyle rivayetler kesinlikle onun amellerini onaylıyordu. Çünkü Haccac, böyle yapmakla Resulullah' a uyarak Kur'an'a uygun davranmış oluyordu! La havle ve la kuvvete illa billah'il-Aliyy'il- Azim!

        Bu işin uzmanlarından biri de Muaviye idi. O, Hz. Ali'yi seven Müslümanlara feci şekilde işkence yapıyor, bedenlerini parça parça doğruyordu. Birçok Şiiyi ateşe atmış, birçok suçsuz insanı diri diri toprağa gömmüş, birçok mümini ağaç dallarına asmıştı. Muaviye'nin veziri olan Amr bin As, Muhammed bin Ebu Bekir'i doğrayarak eşek
-----------------

1- Sahih-i Buhari, c. 7, s. 159 - 160.

364/ Zikir Ehline Sorun

derisine doldurdu ve ateşe atarak yaktı. 1

        Şimdi de kendi şehvetperestliklerini ve kadınlara düşkünlüklerini yorumlamak için Resulullah'a (s.a.a.) ne gibi iftiralar attıklarını göreceğiz.

RESULULLAH'A (S.A.A.) CİNSEL İLİŞKİYE DÜŞKÜNLÜK İFTİRASI!

        Buhari, Sahih'inin "Gusül Kitabı, Eşiyle Birleştikten Sonra Tekrar Birleşmek Babı"nda Enes'in şöyle dediğini nakleder: "Resulullah bir gece ve gündüzde bir saatte on bir eşine gidip onlarla münasebette bulunuyordu." Ravi der ki: Ben Enes'e; "Buna gücü yetiyor muydu?" diye sorunca, Enes dedi ki: "Biz de onun otuz erkeğin gücüne sahip olduğunu söylüyorduk."2

        Bu rivayet, sırf Resulullah'ın (s.a.a.) azametini düşürmek ve Muaviye ile Yezid'in pisliklerini, Harun Reşit gibilerin fasıklığını ve şehvetperestliğini örtbas etmek için uydurulmuştur. Yoksa Enes bin Malik, Resulullah'ın bir saatte on bir eşiyle yattığını nereden anlamıştı?! Acaba Resulullah (s.a.a.) mı ona bunu haber vermişti? Yoksa Enes'in kendisi mi olaya şahit olmuştu?! Onun otuz kişinin gücüne sahip olduğunu nereden biliyordu?! Bu büyük iftiradan Allah'a sığınırız!

        Allah'a andolsun ki bunlar, ömrünü cihat, ibadet ve ümmetini eğitmek yolunda harcayan Resul-i Ekrem (s.a.a.) hakkında bağışlanmayacak suçlardır.
------------------------------
1- Tarih-i Taberi, c. 5, s. 104 - 105; Müruc'üz-Zeheb, c. 2, s. 420. 2- Sahih-i Buhari, c. 1, s. 75 - 76.


Hadis-i Şerifler Hakkında / 365

        Böyle saçma yalanları rivayet eden cahiller ve akılsızlar ne düşünüyorlar acaba?! Hayvansal şehvetleriyle düşüncelerini kirleten bu adamlar, şehvetlerinin çokluğuyla başkalarına karşı böbürlenmek mi istiyorlar?! Aslında onlar bu rivayetleri uydurmakla iki hedefi güdüyorlardı: Birincisi; Resulullah'ın (s.a.a.) kutsallığı ve azametini düşürmek. İkincisi ise; sarayları kadın ve cariyelerle dolu olan halife ve padişahların amellerine bu şekilde mazeret bulmak.

        Bu rivayeti nakleden Enes bin Malik, eğer Resulullah'ın eşi Aişe'nin ona karşı çıktığını görürse, ne der acaba? Çünkü Aişe, Resulullah'ın bu konuda diğer erkeklerden üstün olmadığını söylüyor.

        Müslim, Sahih'inin "Taharet Kitabı, Gusül Babı"nda Aişe'nin şöyle dediğini nakleder: "Adamın birisi Resulullah'a (s.a.a.) dedi ki: "Eğer birisi karısıyla cima eder, sonra halsizleşirse gusül alması gerekir mi?" -Aişe der ki:- Ben Resulullah'ın yanında oturmuştum. Bunun üzerine Resulullah o adama; "Ben bu kadınla aynı işi yapıyorum ve sonra gusül alıyoruz." dedi."1

        Rivayeti şerh eden şahıs, Sahih-i Müslüm'in hamişinde; "halsizleşme"yi, "meni gelmeden önce insanın zaaftan veya başka bir sebepten dolayı aletini çıkarması" olarak açıklıyor.2 Öyleyse hani Resulullah'ta otuz kişinin gücü?!

        Bu hadis de yalancıların uydurmasıdır. Allah onların cezasını versin! Allah onları kahretsin! Yoksa aklı başında birisi; Resulullah'ın, normal bir müminin bile diline getire-


--------------------------
1- Sahih-i Müslim, c. 1, s. 272, h. 350. 2- Sahih-i Müslim, c. 1, s. 187, hamiş.

366 / Zikir Ehline Sorun

meyeceği sözleri hem de zevcesinin huzurunda ve yabancı erkeklerin yanında söyleyebileceğini nasıl kabul edebilir?! Dünyanın en üstün insanı, nasıl böyle bir söz söyleyebilir?!

RESULULLAH'IN (S.A.A.) HUZURUNDA MÜZİK VE RAKS!

        Emeviler zamanında yaygın olan müzik ve raksı yorumlamak için birçok rivayetler uydurmuşlar. Örneğin:

        Buhari, Sahih'inin "Nikah Kitabı, Nikahta Tef Çalma Babı"nda Bişr bin Mufazzal'dan, o da Halid bin Zekvan' dan şöyle rivayet eder: Muavviz bin Afra' kızı Rabi' der ki: "Benim nikah törenimde Resulullah gelerek sizin oturduğunuz gibi benim için serilen serginin üzerine oturdu. O sırada, birkaç kız saz ve tef çalarak Bedir'de öldürülen babalarının hakkında şiir okuyorlardı. Onlardan biri şiirin devamında dedi ki: "Aramızda gelecekten haberi olan bir peygamber de var." Bunun üzerine Resulullah; "Bu lafı bırak da şiirlerini oku." dedi."1

        Yine Buhari, Sahih'inin "Cihat Kitabı"nda, Müslim ise, Sahih' inin "Bayram Namazları Kitabı" nda Aişe'den şöyle naklederler: "Yanımdaki iki cariye coşkulu bir şarkı söyledikleri halde Resulullah içeri girdi. Hiçbir şey demeden geçip yatağına uzanarak yüzünü çevirdi. O sırada Ebu Bekir içeriye girdi ve sinirlenerek; "Şeytanın zurnasını Resulullah'ın yanına mı getirdin?!" dedi. Resulullah Ebu Bekir'e dedi ki: "Bırak o ikisini." Ben, o fark etmeyecek bir şekilde cariyelere dışarı çıkmalarını söyledim. Onlar da çıkıp gittiler."
---------------

1- Sahih-i Buhari, c. 7, s. 25.




Hadis-i Şerifler Hakkında / 367

        Aişe der ki: "Bayram günü Sudanlılar kalkan ve hançerlerle oynuyorlardı. Ya ben, Resulullah'a (s.a.a.); "Onlara bakabilir miyim?" diye sordum, ya da Resulullah'ın kendisi bana; "Bakmak istiyor musun?" dedi. Ben de; "Evet!" dedim. Bunun üzerine Resulullah beni omuzuna aldı. O anda yanağı yanağıma değiyor -Allah'a sığınırız- ve "Ey Erfede'nin evlatları! Biraz yavaş!" diyordu. Benim yorulduğumu hissedince de; "Yeter mi?" dedi. Ben de; "Evet!" dedim. Bunun üzerine "Haydi git!" dedi."1

        Yine Buhari, Sahih'inin "Nikah Kitabı, Kadının Habeşlilere Bakması Babı"nda Aişe'den şöyle nakleder: "Resulullah beni abasına sarmış, ben de camide oynayan Habeşlilere bakıyordum. Ben yoruluncaya kadar Resulullah beni öylece tutmuştu. Öyleyse yaşı az olup da oynamayı çok seven kızların değerini bilin."2

        Müslim de, Sahih'inin "Bayram Namazları Kitabı, Oynamaya İzin Babı"nda Aişe'den şöyle nakleder: "Bayram günü bazı Habeşliler camiye gelerek oynamaya başladılar. Resulullah beni çağırdı. Ben başımı onun omuzlarına dayadığım halde onların oyununu seyrettim. Sonra da yorulup kenara çekildim."3

        Buhari, Sahih'inin "Nikah Kitabı, Kadın ve Çocukların Düğüne Gitmesi Babı"nda Enes bin Malik'ten şöyle nakleder: "Resulullah düğünden dönen kadın ve çocukları görünce, sevinerek hızla onlara doğru ilerledi ve şöyle dedi: "Allah biliyor ki, sizler benim yanımda en sevgili insanlar-
----------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 4, s. 47; Sahih-i Müslim, c. 2, s. 609, h. 892.


2- Sahih-i Buhari, c. 7, s. 47 - 48.
3- Sahih-i Müslim, c. 2, s. 609, h. 892.

368/ Zikir Ehline Sorun

sınız.1

Şarap içmeyi ve sarhoşluğu tevcih edip yorumlamak için bakın neler naklediyorlar!




Yüklə 1,17 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   16   17   18   19   20   21   22   23   ...   26




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2020
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə