Araş. Gör. Barış GÜnaydin



Yüklə 45.36 Kb.
tarix12.09.2018
ölçüsü45.36 Kb.

İNTERNET YAYINCILIĞININ HUKUKSAL DÜZENLEMESİ

Araş. Gör. Barış GÜNAYDIN


e-mail :barisg@anadolu.edu.tr
GİRİŞ

İnternet günümüz kitle iletişim araçları arasında yerini almıştır. Her geçen gün kullanıcı sayısıda artmaktadır. Türkiye e-devlet projesi ile internet kullanımını yaşamın her alanına yayma çabasındadır. İnternet’in; ekonomiden ticarete, iş yaşamı ve sanayiden devlet kurumlarına, bankalardan adliyelere, medyadan hastanelere kadar uzanan kullanım alanları çoğaldıkça tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hukuki sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yasalarda internet ile ilgili hukuki düzenlemelerin eksikliği ve yetersizliği sorun yaratmaktadır. İnternet’in yaşamımıza girmesiyle hukuki düzenlemelerin gözden geçirilmesi ve uluslar arası sözleşmeler de dikkate alınarak internetin niteliğine uygun yasalar çıkarılması zorunlu hale gelmiştir.


1.İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE İNTERNET YAYINCILIĞI

“Haber vermek hakkı” olayların anlatılması kadar olaylarla ilgili “görüş” “eleştiri”, “yorum” ve yaratma haklarını kapsar. Bu açıdan “yorum” , “eleştiri”, “yaratma” hakları da genelde “düşünce açıklamak hakkı” özelde “Haber oluşturma özgürlüğü” kapsamındadır.( Özek, 1978) Değinilen hukuksal gerçek, demokratik siyasal yapının özünü oluşturan “çok seslilik” kuralının vazgeçilmez, tartışılamaz gereğidir. Aksi düşünülüp, uygulandığında “tek seslilik”, “resmi siyasal yaşam” ile uzlaşmaz çelişki oluşturur. Bu açıdandır ki demokratik düzenlerde, siyasal iktidar “suç oluşturmak” konusunda sınırlı bir “güç”e sahiptir. Düşünce açıklamak, haber vermek, halkın öğrenme hakkını sınırlayıcı “suç tipleri” oluşturamaz, yasa kuralları özgürlüğü sınırlayıcı yönde uygulanamaz (Özek, 1978)


Demokratik sistemler siyasal katılma, çoğulculuk esasına bağlı olduğundan kişilerin bilgi edinerek siyasal/politik tercihlerini daha sağlıklı biçimde kullanabilmeleri için “özgür haber dolaşımı” önemli bir öncelik kazanmıştır. “Bilgi edinme” veya “özgür haber dolaşımı” insanlar için hak olarak, kitle iletişim araçları da “özgür haber dolaşımı”nın gerçekleştirilmesini sağlamakla görevli birer araç olarak kabul edilmiştir. “Bilgi edinme hakkı” uluslarası bir haktır ve kavram olarak kitle iletişim araçlarının sağladığı haber akışının bir ürünü, sonucudur. “Haberleşme/İletişim Özgürlüğü” ise bilgi edinme hakkı ile elde edilen bilginin iletilmesini sağlayan süreçtir. (Gemalmaz, 1999)

İfade özgürlüğünün ne zaman, nasıl hangi koşullarda sınırlandırılabileceği veya bir başka deyişle bu özgürlüğünün kullanılmasının koşullarının neler olduğu AİHS’nin 10. maddesinin ikinci bölümünde gösterilmiştir. Öncelikle ifade özgürlüğünün çerçevesi çizilirken 10. maddenin 10. maddenin ikinci paragrafında yer alan aşağıdaki ölçütler önemlidir. Bu özgürlüklerin kullanılması, ödevler ve sorumluluklar ile yürütülür. Bu özgürlüklerin kullanılmasının sınırı söz konusudur. Başka deyişle, kamusal makamlar, bu özgürlüklerin kullanılmasına müdahalede bulunabilirler.

İkinci paragrafta sıralanan sınırlamalar ise şöyle gösterilmiştir: Ulusal güvenlik, ülke bütünlüğü, kamu emniyeti, suç işlenmesi ve düzensizliğin önlenmesi, genel sağlığın korunması, genel ahlakın korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, yargı organlarının otorite ve tarafsızlığının sağlanması.

"İfade özgürlüğünü" formüle edrken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10.maddesinde yer alan ifade özgürlüğünü esas almak gerekir. Sınırlama olarak da basın yayın fiilleri için geçerli olan 10.maddenin ikinci paragrafında yer alan sınırları kabul etmek gerekmektedir.

Kişilik haklarının korunmasını, ulusal güvenliği ve kamu güvenliğini, yargı otoritesini koruyarak hak ve özgürlüğü görev ve sorumluluk bilinciyle kullanılması gerekir. İnternet ortamındaki yayınları da yasal olarak bu kıstaslara uygun biçimde "ifade özgürlüğü" hakkına uygun olan yasayla korunması ve yine ifade özgürlüğü için kabul edilen sınırlamalarla "denetimi" ni de sağlanması esas olmalıdır. İnternet ortamındaki yayınların denetimi yargıda olacak, yargı hükümlerinin denetiminde de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uluslarüstü denetimini kabul edilecektir. Kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın haber alma ve bilgi edinme hakkı kabul edilerek internet ortamında kullanılması için geliştirilecek, elde edilen bilginin özgürce dolaşması ve yorumlanması da ifade özgürlüğü kullanımının sonucu sayılacaktır. Bu hak kullanılırken görev ve sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi ve yasanın buna göre düzenlenmesi gerekmektedir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi, Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi yasa yapılırken başvurulacak uluslararası belgelerdir. Gazetecilik ve internet için en önemli başvuru kaynaklarından birisi de Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'dir. Gerçekten bu Bildirgede "Gazeteci" tanımı şöyle verilmektedir :

" Düzenli bir şekilde, günlük yahut sürekli bir yazılı, görüntülü, sesli, elektronik veya dijital basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli ya da telif karşılığı, haber alma, işleme, iletme veya görüş , fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl işi ile başlıca geçim kaynğı bu olup çalıştığı işletme ile ilgili yasalar karşısındaki konumu bu tanıma uygun olan gazetecidir"

Hak ve Sorumluluk Bildirgesinde de belirtildiği gibi "elektronik veya dijital basın ve yayın organında" gazetecilik tanımlanmıştır.

Yasa koyucu 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Yasası, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Yasa ve 5680 sayılı Basın Kanunu hükümlerinden yararlanarak yasa yapabilir. Web sayfasının sahibi, sayfada yayınlanan yazıyı yazanlarla birlikte kimlerin sorumlu sayılacağı tıpkı Basın Yasasının 16.maddesine benzer bir düzenleme ile düzenlenebilir. İnternet Servis Sağlayıcılarının hukuksal sorumlulukları ile içerik sağlayıcıların hukuksal konumu yapılacak yasada açıkca gösterilmelidir. Yayından sorumlu olanların kimler olduğu belirlendiğinde, Basın Yasasında olduğu gibi düzenlenecek bir beyanname verilmek suretiyle "kimin neden sorumlu olduğu" açıklığa kavuşturulabilir. Aksi takdirde siyasi iktidar "internete sansür" uygulamak için kapının önünde bekliyor.

Yasanın kamuoyuna anlatılması ve yasasızlık ortamında kimlerin neler yapmak istediğini halka anlatacak olan da kamuoyunun güvencesi, demokrasinin gözlemcisi olan gazetecilere düşmektedir.

"Suç duyurusunda" bulunmak isteyen kişilerde herhangi bir başvuru yaptığında kimi şikayet ettiğini ve savcılık kurumuda kimin hakkında hangi davayı açacağını bilir hale gelir. Devletin kendi sitesinde adres göstererek internet ortamında yapılan yayınlarda yasaya aykırılık veya kişilik haklarına saldırı görüldüğünde "ihbar" edilmesini istemesine gerek kalmaz. Aksi takdirde kimin kimi ihbar ettiği belli olmayan ve yapılan ihbarlardan kaynaklanan başka kaoslar yaşanır. Denetim olmalı ve adreside "yargı" kabul edilerek yasa düzenlenmelidir.

2.AVRUPA KOMİSYONUNDAKİ GELİŞMELER :

28 Mayıs 2003 tarihindeki 840. Delegeler Komitesi toplantısında, Bakanlar Komitesince kabul edilen, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi İnternette İletişim Özgürlüğü Deklarasyonu bu alandaki son gelişme olarak önemli konuların altını çizmektedir.


Avrupa Konseyi'nin üye devletleri, İnternet'te iletişim özgürlüğünün ana ilkesi olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 10. maddesinde güvence altına alınan düşünce ve ifade özgürlüğünü esas alıyor. Bu temel hak ve özgürlüğün diğer yasal hak ve özgürlüklerle dengelenmesinin gerekliliğini özellikle kabul etmişler. Kabul edilen ilkeye göre "Siber suç Sözleşmesi" de hatırlatılarak, Internet'te iletişim özgürlüğü; insanının saygınlığına, insan hakları ve başkalarının temel hak ve özgürlüklerine, özellikle küçüklerin haklarına zarar verecek biçimde olmamalıdır.

Devletin Internet yayınlarını sınırlandırma yetkisi "en az" düzeye çekilmelidir. Devletin İnternet'e müdahalesi "minimum" seviyede tutulmalıdır. Kamu makamları, ulusal sınırlara bakılmaksızın genel sınırlandırma ya da filtreleme tedbirleri açısından, kamunun Internet'te bilgiye yada diğer iletişime erişiminden yoksun bırakmamalıdır.

Ama bu durum, küçüklerin korunması bakımından, okullar ve kütüphaneler gibi özellikle küçüklerin erişimine açık yerlerde yapılacak filtrelemelere engel değildir. AİHS 10. maddesi, 2. paragrafındaki koruyucu hükümlere uyulmasıyla koşuluyla, yetkili ulusal otoriteler Internet içeriğinin yasa dışılığı hakkında geçici veya nihai bir karar verebilirler.

Bu nedenle Internet içeriğinin kaldırılmasına veya alternatif olarak bu içeriğe erişimin önlenmesine zorlayıcı tedbirler alabilirler. Internet yoluyla servislerin sağlanması, yalnızca kullanılan iletim araçları nedeniyle özel izin rejimlerine tabi tutulmamalıdır.

Üye devletler, kullanıcıların ve sosyal grupların farklı ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran servislerin çoğulcu bir biçimde Internet yoluyla sunumunu teşvik edecek tedbirleri araştırmalıdırlar. Servis sağlayıcıların onlara ulusal ve uluslararası telekomünikasyon ağlarına ayrım yapmaksızın erişimini garanti eden düzenleyici bir çerçevede işletim yapmalarına izin verilmelidir.

Servis Sağlayıcıların Internet içeriğinden "sınırlı sorumluluğu" kabul edilmelidir. Üye devletler ne servis sağlayıcıların erişim verdiği, ilettiği veya depoladığı Internet üzerindeki içeriğin izlenmesi ne de yasal olmayan veya yasaya aykırı olabilecek nitelikteki faaliyetlerin göstergesi olan olaylar veya koşulların aktif olarak araştırılması konusundaki "sorumluluk" servis sağlayıcıların üzerine yüklememelidirler.

Üye devletler, işlevleri ulusal hukukta tanımlandığı üzere bilginin iletimi veya Internet erişimin sağlanmasıyla sınırlı olan ve hukuki sorumlulukları bununla sınırlı tutulan servis sağlayıcıların Internet üzerindeki içerikten sorumlu tutulmamalarını temin etmelidirler.

Servis sağlayıcıların işlevlerinin daha geniş olduğu ve 3. kişilerden kaynaklanan içeriği depoladıkları durumlarda, eğer servis sağlayıcılar onların (bilgileri veya servislerinin) ulusal hukukta tanımlandığı üzere yasadışı özelliklerinden veya bir zarara uğrama iddiası karşısında faaliyetin veya bilginin yasal olmadığını ortaya çıkaran olaylardan veya koşullardan haberdar olur olmaz; bilgiye veya servislere erişimi önlemek veya bunları kaldırmak için süratle hareket etmezlerse, üye devletler servis sağlayıcıları; hukuka aykırılığı yaratanlarla müşterek sorumlu tutabilirler.

Servis sağlayıcıların ulusal hukuk uyarınca yükümlülüklerini tanımlanırken, her şeyden önce kullanıcıların bilgiye ulaşmadaki benzer hakları kadar, bilgiyi ulaşılabilir hale getirenlerin ifade özgürlüğüne de saygı göstermek için yeterli özen gösterilmelidir.

Bilgi ve düşüncelerin özgürce ifadesini çoğaltmak amacıyla üye devletler, Internet kullanıcılarının kimliklerini açıklamama isteklerine saygı göstermelidirler. Bu durum, üye devletlerin ulusal hukuk, AİHS ve diğer uluslararası sözleşmeler gereğince gerekli önlemleri almalarını ve cezai eylemlerden sorumlu olanların takibatını yapmak amacıyla işbirliği yapmalarını engellemez.

İfade özgürlüğünün esas alındığı ilkeler doğrultusunda; çeşitli yasalarda değişiklik yapan "uyum yasaları" çıkararak yaşama geçirmemiz ve hukuki sorumlulukları "İnternet'te İletişim Özgürlüğü" Deklarasyonuna "uyumlu" hale getirmeliyiz
3.TÜRKİYEDE MEVCUT YASAL DÜZENLEME

İnternet yayıncılığı kavramını anlamak için öncelikle iletişim alanındaki yasal düzenlemelere göz atarak buradaki yayın tanımlarına bakmakta fayda görüyoruz.



Yasalardaki Yayın tanımları:

a)Basın Yasası:

5680 sayılı Basın Yasası’nın 3. maddesi tanımlanan neşir(=yayın) « basılmış eserlerin herkesin görebileceği veya girebileceği yerlerde gösterilmesi veya asılması veya dağıtılması veya satılamsı veya satışa arzı olarak » ifade edilmiştir.



b)Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasa:

3984 sayılı yasanın tanımlar bölümünde çeşili yayın tipleri tanımlanmıştır. Buna göre



Radyo Yayını: Elektromanyetik dalgalar, veri şebekeleri ve diğer yollarla halkın doğrudan alması maksadıyla yapıan ses yayınlarını,

Veri Yayını: Radyo ve televizyon yayını ile birlikte, radyo ve televizyon programlarıyla ilintili ve radyo ve televizyon programlarından bağımsız verilerin, elektromanyetik dalgalar, veri şebekeleri ve diğer yollarla halkın doğrudan alması maksadıyla yapılan yayınları,

Televizyon Yayını: Elektromanyetik dalgalar, veri şebekeleri ve diğer yollarla halkın doğrudan alması maksadıyla yapılan hareketli veya sabit resimlerin (görüntü) sesli veya sessiz kalıcı olmayan yayınlarını,

Ek yayın hizmetleri: Televizyon yayınlarına tahsis edilen kanal içinde kalmakla birlikte kullanılmayan bölümler üzerinden, radyo yayınlarında ise tahsis edilen frekans içinde ek taşıyıcılar aracılığıyla, televizyon ve radyo program yayınlarıyla birlikte yapılan radyo veri sistemi(AMDS, RDS), veri yayıncılığı, teleks ve benzeri bağımsız hizmetleri,

Uydu yayını: Radyo ve televizyon programlarının yetkili yayıncı veya hizmetini temin edecek kişi veya kuruluş tarafından şifreli veya şifresiz olarak uzayda sinyal iletebilen herhangi bir araç vasıtasıyla yapılan ilk yayını,

Yeniden iletim: Yetkili yayın kuruluşu tarafından kullanılan teknik araç ne olursa olsun, halkın izlemesi amacıyla yayınlanan radyo ve televizyon program hizmetlerinin değişiklik yapılmaksızın bütününün veya bir bölümünün alınmasını ve aynı anda veya daha sonra iletilmesini,ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

c)Türkiye Radyo ve Televizyon Yasası:

2954 sayılı yasaya göre tanımlar başlığında ise şu şekilde tanımlara yer verilmiştir.



Radyodifüzyon(Radyo yayını): Elektromnyetik dalgalar yoluyla halkın doğrudan alması maksadıyla yapılan ses yayınlarını,

Televizyon yayını:Elektromanyetik dalgalar yoluyla halkın doğrudan alması maksadıyla yapılan, hareketli veya sabit resimlerin sesli veya sessiz kalıcı olmayan yayınını,

Elektromanyetik dalga: Boşlukta veya kablo, cam iletken ve benzeri fizikî ortamda ışık hızı ile yayılan, sunî olarak üretilmiş elektirk ve manyetik özellikleri olan dalgayı ifade eder.
İnternette yayıncılık esaslarını ve sorumluluk rejimini düzenleyen ayrı bir yasa olmamasına rağmen, 15.5.2002 tarih 4756 sayılı yasa ile değişik Basın Yasası ek madde 9 “Bu Kanunun yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddî ve manevî zararlarla ilgili hükümleri, bilişim teknolojileri ve internet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elektronik bülten vb. suretiyle yayınlanan her türlü yazı, resim, işaret, sesli veya sessiz görüntü ve benzerleri hakkında da uygulanır.” diyerek internet yayınlarını basın yasası kapsamında değerlendirmiştir. Ancak internet yayınları ile işlenen suçların basın suçu oluşturabilmesi için gerekli unsurları taşımalarına bağlıdır. Öncelikle basın suçunun oluşabilmesi bakımından yasanın aradığı basılmış eser ve yayın unsurları gerçekleşmiş olması şartı aranmalıdır.(Sınar, 2001) Basılmış eserin oluşabilmesi için objektif koşul olarak fikri bir içeriğe sahip olması ve ayrıca çoğaltılması aranır, subjektif koşul olarak ise yayınlanma amacının varolması gerekir. İnternet ortamındaki bir web sayfası basın yasası anlamında basılmış bir eser değildir, web sayfası her ne kadar fikri bir içerik taşısa da maddi varlık ve çoğaltma koşulu mevcut değildir. Her ne kadar web sayfasının yazıcıdan çıktısının alınıp yazılı hale dönüştürülmesi düşünülse de bu çıktıyı alma iradesi bizzat o web sayfasını ziyaret eden kullanıcıya aittir. (Sınar, 2001)Bu nedenle yazılı basın için öngörülmüş bir kavam olan “basılmış eser”i internet yayınlarını da kapsar şekilde yorumlamak; yazılı ve elektronik basın arasındaki niteliksel ve işlevsel faklılıkların göz ardı edilmesi sonucunu yaratacak hatalı bir yaklaşımdır. (İlkiz, 2001)
Ayrıca Basın Yasası’nın 3. maddesinde tanımlanan neşir fiili; basılmış eserin herkesin görebileceği veya girebileceği yerlerde gösterilmesi veya asılması veya dağıtılması veya dinletilmesi veya satılması veya satışa arzı ile meydana gelir. Bu anlamda web sayfasındaki yayını “basılmış eser” saymak ve eylemi “neşir” olarak nitelendirmek de mümkün değildir. Çünkü daha internet ortamında oluşan suç teşkil eden eylemlerin kimin tarafından meydana getirilmiş sayılacağı, yayın fiilinin nerede gerçekleşmiş olduğu ve nerede bittiği dahi tartışmalıdır.
4.SONUÇ VE ÖNERİLER

İnternet ortamındaki suç kavramını düzenleyen olasılıklar ve karşılaşılacak yasal sorunların çözümü için bir yasa olmalıdır ve bu yasada web sayfasındaki sorumluluklar da belirlenmelidir.

Sorumluluk belirlenirken sorumluluğun öncelikle

1-İnternet ortamında yayın yapan internet gazetelerinin web sayfasındaki suç içeren veya hukuka aykırı bilgi sunumu yapan, bilgiyi ve haberi veren, yazıyı, çizimi yapan gerçek kişiye (içerik sağlayıcıya)

2-Web sayfasının yer aldığı sitenin sahibine

3-Server, host veya İnternet Servis Sağlayıcı hukuka aykırı olan veya suç içeren haber, yazı reism ve çizimden haberdar olmuş ve içeriğin suç olduğunu biliyor ve eğer teknik olarak yayını denetleme olanağı varken yayına engel olmamış ve zararı önleyecek çaba göstermemiş kişi veya tüzel kişiliğe ait olacağını belirleyen hukuki sorumluluk sistemi kurulmalıdır.



Yapılacak yasal düzenlemede internetin diğer kitle iletişim araçları bakımından kendine özgü (sui generis) yapısını göz önüne alınarak .Yani tekniği, alt yapısı, işleyiş biçimi, uluslararası niteliği, suç yeri ve zamanı, sorumlu olabilecek kişiler vb yönünden yazılı basındaki yayıncılıkla asla bağdaşmayan özgün bir yayıncılıktır. Bu noktada yapılması gereken, internett yayınlarına ilişkin hukuki çerçevenin, bu yayıncılık türünün, özgün karekteri ile uyumlu, bağımsız bir yasa düzenlemesidir.
Sonuç olarak 4676 sayılı yasa ile ilgili Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer geri gönderme gerekçesinde ifade ettiği gibi “ İletişim teknolojisinde bir devrim niteliğindeki internet yayıncılığının en baskın yönü , düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün, özgün kanaat oluşumunun günümüzdeki en etkin kullanım alanı olmasıdır. İnternet ortamındaki yayıncılıkta; hukukun üstün kılınması, kişilik haklarının korunması ve bunun yanında da yayın yoluyla düşünce ve ifade özgürlüğü gibi duyarlı alanların dengelenmesi sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlar ancak, ifade özgürlüğü esas alınarak ve yayınlar üzerindeki denetim yargıya bırakılarak sağlanabilir. Dolayısıyla, internet yayıncılığına ilişkin ilkelerin ve öteki düzenlemelerin özel bir yasa ile ile yapılması en doğru yol olacaktır.
Bu yola gidilmeyerek, yayınların düzenlenmesi tümüyle kamu otoritelerinin takdirine bırakılması ve Basın Yasası’na bağlı kılınması internet yayıncılığının özelliği ile bağdaşmamaktadır.”

KAYNAKÇA

-Av. Fikret İlkiz, “3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasa Tasarısı ve Basın Yasası Değişiklikleri ile İnternet Yayıncılığı Düzenlemesinin Yaratacağı Sorunlar” http://bt-stk.inet.org.tr/rtuk-inet-basin.ilkiz.htm

-Av. Fikret İlkiz, Kişilik Hakları ve Özel Yaşam Gazetecilerin Korunması Hak ve Özgürlükleri, İstanbul Barosu Dergisi


Cilt 73 Ocak/Şubat/Mart 1999
-Hasan Sınar, İnternet ve Ceza Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul, 2001
-Kitle İletişim Özgürlüğü, Prof. Dr. Semih Gemalmaz, Şubat 1999 İstanbul Baro Gündemi Eki,
-Türk Basın Hukuku, Çeitn Özek, İstanbul 1978. s.34
-Yaman Akdeniz, “The Regulation of Pornography and Child Pornography On the Internet”, http://elj.warwic k.ac.ukjilt/internet/1997/97_lakdz , s.8
-http://www.coe.int/T/E/Communication_and_Research/Press/News/2003/20030528_declaration.asp







Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə