“biz sanat ve mimarlığın tarihsel gücünü



Yüklə 448 b.
tarix18.11.2017
ölçüsü448 b.



“biz sanat ve mimarlığın tarihsel gücünü (Academi, National İnstitü V.b.)

  • “biz sanat ve mimarlığın tarihsel gücünü (Academi, National İnstitü V.b.)

  • resmi kurumların elinden aldık, bu güç şimdi bizimledir, bizim

  • birliğimizde bulunmaktadır. Bundan böyle artık ne tüccar ne de devlet

  • ne de bizim dışımızdaki güçlerin desteğine ihtiyacımız vardır. Artık

  • sanatın kutsal ışığında yıkanmak isteyenler birliğimize katılıp bizim

  • normlarımızı kabul etmelidir. Müşterinin değişiklik önerileri, özel

  • siparişleri, direktifleri kabul edilemez. Her şeyin en iyisini biz biliriz .

  • mimarinin gelecekteki gerçek yolunu biz görüyoruz.”



İşte modern dönem geçmişin bu normatif değerlerinin yıkılması ile

  • İşte modern dönem geçmişin bu normatif değerlerinin yıkılması ile

  • başlamaktadır. Bu dönemde artık pozitif bilimlere olan inanç, dini,

  • siyaseti, devleti sorgulamakta ve sınamaktadır.

  • Toplumsal yaşamda, ahlaki değerler, toplumsal kurallar hepsi

  • sorgulanmaktadır. Her şeyin neden ve sonuçları sorgulanmaya

  • başlamıştır.



Buna paralel olarak mimaride ise “biçim işlevi izler” anlayışı etkili

  • Buna paralel olarak mimaride ise “biçim işlevi izler” anlayışı etkili

  • olmaya başlamıştır. Bu anlamda fonksiyonneden” e karşılık ,

  • gelirken, formda “sonuç” olmaktadır.

  • 20. Yüzyılın ilk yarısında dünyadaki mimari alışkanlıklar tümüyle

  • değişmiştir. Bu dönemde, değişim sürecinin merkezinde bugün

  • genellikle “modern hareket” olarak adlandırdığımız tarihsel olguyu

  • görürüz.



Söz konusu hareketin başlangıcı 1914’den önceki 10 yıla dayanır;

  • Söz konusu hareketin başlangıcı 1914’den önceki 10 yıla dayanır;

  • yaratıcı gücünün en yüksek noktasına 20’li yıların sonlarında ulaşmış,

  • I.Dünya savaşının ardından ise savaş yıllarının getirdiği büyük boşluğu

  • doldurmak istercesine gecikmiş bir patlama ile yeniden ortaya

  • çıkmıştır.



Modern hareketin etkileri, hızla yayılarak bu güne gelmiştir;

  • Modern hareketin etkileri, hızla yayılarak bu güne gelmiştir;

  • endüstrileşmiş dünyanın her köşesine ince yüksek ve parlak bloklarla,

  • beton taşıyıcıların verdiği görüntülerle ve pencere açıklıklarının yarattığı

  • noktalı dokuyla taşınmıştır



Yüzyılın mimari devrimi işte böyle ortaya çıkmıştır. Bu dünya tarihindeki

  • Yüzyılın mimari devrimi işte böyle ortaya çıkmıştır. Bu dünya tarihindeki

  • en köklü ve evrensel dönüşümdür. Bu büyük süreçte mimari biçim

  • sorunları aslnda arka plandadır; teknoloji ve endüstrileşme, büyük

  • ölçekli planlama ve toplumsal ihtiyaçlara yönelik kitlesel üretim gibi

  • sorunlar mimarlıktan çok inşaat alanın ilgilendiren konulardır.



Artık geçmişin süslü binalarının karşısında son derece pür bir anlayışla

  • Artık geçmişin süslü binalarının karşısında son derece pür bir anlayışla

  • inşa edilmiş binalar yükselmeye başlamıştır. Bu da Pürist anlayışın

  • doğmasına neden olmuştur. Ancak Pürist yaklaşımın ustaları olan

  • Mies, Corbusier ve Alto gibi sanatçılar bir tek akımın Modernizmin

  • savunucuları oldukları halde her birinin kişisel üslupları olmuştur.



-Le Corbusier: (1887-1965)

  • -Le Corbusier: (1887-1965)

  • Sanatçı özellikle Behrens’le birlikte I. Dünya Savaşı yıllarında inşa

  • edilen ilk konut tasarımlarında etkili olmuştur. Savaş sonrasında

  • Amédéé Ozenfant’la birlikte yakında doğacağını his ettikleri Kübizme

  • matematiksel bir içerik kazandırmak üzere Pürizm hareketini

  • başlatmışlardır.



1920’de mimarlık üzerine yazılar yazmaya başlamış, makaleleri

  • 1920’de mimarlık üzerine yazılar yazmaya başlamış, makaleleri

  • 1923’de basılan “Bir Mimarlığa Doğru” adlı kitapta bir araya

  • getirilmiştir. Le Corbusier’in mimari başarısının özetlemek gerekirse

  • Modern mimarlığı tümüyle tersine döndürmüş ve baş aşağı etmiştir.

  • Kendinden öncekiler deneysel mühendislikten ve endüstriyel

  • İnşaatdan kaynaklanan kaousu denetim altına almışlar ve bunu klasik

  • ilkeler göre tasarlmış ve bir çerçeveye oturtmuşlardır. Le Corbusier

  • ise bu çerçeveyi kırmış ve endüstriyel biçimlerin özgün hatta

  • yadırgatıcı diline konuşma olanağı tanımıştır



Bunu de yeni düzenleme çizgileri adını verdiği bir yöntem uygulamıştır.

  • Bunu de yeni düzenleme çizgileri adını verdiği bir yöntem uygulamıştır.

  • Le Corbusier bu yolla Alberti ve Palladio’nun yapıtlarına temel oluşturan

  • Rönesans’a özgü bir denetim anlayışını tekrar tasarıma getirmiştir.

  • Buna göre; mimarlıkta uyumlu ilişkiler ancak mekan biçimleri, duvar

  • açıklıkları ve yapıdaki diğer tüm öğeler belli oranlar gözetilerek

  • tasarlandığında kurulabilir, bu oranlar ayrıca yapıda kullanılan diğer

  • oranlarla da ilişki içinde olmalıdır.



Sanatçı için uyumlu olanın sergilenmesi her zaman önem taşımıştır. II.

  • Sanatçı için uyumlu olanın sergilenmesi her zaman önem taşımıştır. II.

  • Dünya savaşının ilk yılarında “Modulor” adını verdiği bir sistem

  • kurmuştur. “Modulor” modül (ölçü birimi) ve section d’or (altın kesim)

  • sözcüklerinden oluşmaktadır.



Modulor; mutlak bir geometriye dayanan ve bir boyutlar bütünü

  • Modulor; mutlak bir geometriye dayanan ve bir boyutlar bütünü

  • oluşturan mekan ölçü sistemidir.



1920’lerde yeni bir çağın başladığnı bildiren Le Corbusier , Endüstri

  • 1920’lerde yeni bir çağın başladığnı bildiren Le Corbusier , Endüstri

  • çağının gerektirdiği yeni estetik değerlerin oluşmasına çaba

  • harcamıştır. Bu estetik değerleri Pürizmin saf, yalın birincil geometrik

  • formlarda bulmuştur.

  • Le Corbusier’nin güzelik anlayışı Platon’unkiyle bağdaşır; bu açıdan

  • kökleri Antikiteye kadar gider: bu anlayış, klasik olarak adlandırılabilir.

  • Esas olarak üzerinde durulan konu yalınlıktır.



Buna göre Pürizm; her türlü karışıklıktan, dekorasyondan uzak, saflık,

  • Buna göre Pürizm; her türlü karışıklıktan, dekorasyondan uzak, saflık,

  • arınmışlık ve yalınlık gibi özellikleri içermektedir ve mimarlıkta esas

  • olarak birincil soyut gometrik formlarla ifade edilirler (küp, küre, silndir

  • v.b.).

  • Bu formlar evrensel formlardır dolayısıyla bu formarla yapılan tasarımlar

  • da evrensel olacaktır. Böylece Pürizm, Rasyonalizme yol açıyor ve

  • giderek “Uluslararası Mimarlık” akımını doğuruyordu.



Citrohan Evi (1920)

  • Citrohan Evi (1920)









Ronchamp Katedrali

  • Ronchamp Katedrali

  • (1950-1953)

  • (Dışavurumcu bir anlayışla inşa

  • edilmiş)



Le Corbusier’in savunduğu Pürist-Rasyonel anlayışı, tasarımcı daha da

  • Le Corbusier’in savunduğu Pürist-Rasyonel anlayışı, tasarımcı daha da

  • ileri götürmüştür. Mekanı, total bir mekan olarak ele almış ve binayı tek

  • bir dikdörtgen prizmadan oluşan mekan şeklinde ifade edecek şekile

  • getirmiştir.

  • Tasarımcı kendi mimarlığını “Az Çoktur (les is more) ile açıklamaktadır.

  • Ona göre mimari kompozisyonlar, mümkün mertebe yalın, az, saf

  • elemanlarla yaratılmalıdır.



Tasarımcı eserlerinde dikdörtgen prizmatik formları gayet yalın, saf bir

  • Tasarımcı eserlerinde dikdörtgen prizmatik formları gayet yalın, saf bir

  • biçimde kullanmış ve bu konudaki fikrini şöyle açıklamıştır;

  • “ Biz formal problemlerle uğraşmayı red ediyor, fakat sadece binanın

  • problemleriye uğraşmayı kabul ediyoruz”

  • Tasarımcı bu söylemi iel tümdengelim metodunu uyguladığını

  • vurgulamaktadır.Tamamen saf yalın cam kutular tasarımcının mimari

  • dilini oluşturmaktadır.



Barselona-Alman

  • Barselona-Alman

  • Pavyonu(1929)





Sagram Büro Binası (1958)

  • Sagram Büro Binası (1958)







“İç ve dış mekan diye iki ayrı mekan yoktur.... içinde yaşadığmız mekan

  • “İç ve dış mekan diye iki ayrı mekan yoktur.... içinde yaşadığmız mekan

  • dışarıya çıkabilmeli, dış mekanla serbestçe birleşebilmelidir....”

  • Tasarımcı, iç mekanı kapalı bir kutu olarak tanımlamakta ve bundan

  • kurtulunması gerektiğini savunmaktadır. Bu kapalılık ortadan

  • kalkmadığı sürece, hakiki mekanı doğa ile bütünleştirmeye imkan

  • yoktur demektedir.



Kutudaki bu kapalılığın en çok dikey elemanların birleşme yeri olan

  • Kutudaki bu kapalılığın en çok dikey elemanların birleşme yeri olan

  • köşelerde olduğunu savundu ve ilk olarak KÖŞELERİ açmıştır

  • Diğer bir dış mekan –iç mekan ilişkisini kurma eylemi ise ilişkiyi

  • güçlendirmek için dikey elemanları iç çekmek olmuştur.



Tasarımcıya göre çatının ayırıcı değil birleştirici bir özelliği vardır.

  • Tasarımcıya göre çatının ayırıcı değil birleştirici bir özelliği vardır.

  • Bunun için diğer elemanlardan kurtulup serbestce uzanabilmeli ve

  • mekanı dışarıya taşıya bilmelidir.

  • Tasarımcı mekanı bu şekilde parçalayarak organik mimariyi

  • savunmuştur ve organik mimariyi şu şekilde tanımlar;

  • “Bütünün parçasıyla ilişkisi neyse, parçanın bütünle ilişkisi odur.

  • Dolayısıyla organiğin esas anlamı bütüncül olarak var olan şeydir”












Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə