Cehennemde fiLİzlenen öZGÜRLÜk- "Lİberhell"İn yazari eşİtmez

Sizin üçün oyun:

Google Play'də əldə edin


Yüklə 11.66 Kb.
tarix06.03.2018
ölçüsü11.66 Kb.

CEHENNEMDE FİLİZLENEN ÖZGÜRLÜK- “LİBERHELL”İN YAZARI EŞİTMEZ,

EDEBİYATSEVERLER VE OKURLARIYLA BULUŞTU

“KOŞULLAR HİÇ DE DOSTANE OLMASA BİLE İNSANLAR YERİ GELDİĞİNDE SORUMLULUK ALMAKTAN KAÇAMIYORLAR. MUKTEDİR KARŞISINDA DAYANIŞMA, ZOR DA OLSA BİR YERLERDE FİLİZLENMEYE DEVAM EDİYOR”

Distopya romanının çarpıcı bir örneği olarak nitelenen ancak çok da uzak görünmeyen gelecekteki bir “kara” kent tasavvurunun geri planında, yaşanılan toplumu, dünyayı ve sistemi eleştirmesi nedeniyle aynı zamanda gerçekçi roman da denebileceği yorumları yapılan Cehennemde Filizlenen Özgürlük- Liberhell’in yazarı Mahmut Eşitmez, İzmir’de okurları ve edebiyatseverlerle buluştu.



Yakın Kitapevi tarafından organize edilen imza günü ve söyleşide Çoşkun Üsterci, ütopya ve distopyaya ilişkin anlatımıyla başlayan bir sunum yaptı. Üsterci, kitabın gelecekteki bir zaman ve mekanda geçtiğini ancak bugünle çok güçlü bir ilişkisi olduğuna işaret etti. Kitaptaki güvenlik toplumu anlatımına dikkati çekerek bugünden örnek verdi. Üsterci, 4+4+4 yasasına karşı özellikle Eğitim Sen öncülüğünde protestolar gerçekleştirdi. 30 Mart’ta Meclis’te görüşüleceği gün Eğitim Sen’de Ankara’da yasaya karşı buluşma çağrısı yapmıştı. Eğitim Sen’in bu yasaya karşı Türkiye’nin her yerinde yaptığı eylemler polisin sert şiddetine maruz kaldı. Eylemler Ankara’da da engellendi. Ertesi günü Ankara Valliği bir açıklama yaptı; açıklama ‘çağdaş güvenlik mühendisliğinin emsalsiz örneğiyle olayları durdurduk’ dediler. Bu cümle distopyanın en temel kavramlarını içinde barındırıyor” dedi.

“KORKUTULMUŞ, SON DERECE İÇİNE KAPANIK VE TEDBİRLİ İNSANLARIN HİKAYESİ”

Yakın Kitabevinde, insan hakları ve barış savunucusu Çoşkun Üsterci’nin sunumuyla düzenlenen söyleşide Eşitmez, Walter Benjamin’in “Hikayenin gücü, anlatıcının hikayenin önüne geçmemesinden gelir” sözlerine atıfta bulunurken, roman söz konusu olduğunda da yazarın, hem hikayenin bağlamından, hem de okurların düzleminden farklı bir düzlemde olmadığını düşündüğünü söyleyerek,

“Liberhell denen yerin yakınlarında yaşayan insanların hikayesini ilk duyduğumda, bu hikayeyi paylaşma gereği duydum” dedi.

Eşitmez, daha sonra kendisine “bunu nasıl yapmalıyım?” sorusuyla birlikte “kronik bir totalitarizm altında yaşayan, özgürlük arzuları iğdiş edilmiş, korkutulmuş, son derece içine kapanık ve tedbirli insanların hikayesinin kime ne yararı olur?” diye sorduğunu anlattı.

Yazar, Benjamin’in 20. yy’da hikaye anlatıcısını ortadan kaybolduğunu anlattığı ünlü makalesindeki “her hikayenin açık ya da örtük yararlı bir şey barındırdığı” şeklindeki sözlerinin ise kendisinin bu konuda harekete geçmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Eşitmez, kendisinin de adını bile bilmediği bu kentte yaşayan insanların başına gelen ibretlik olayları anlatırken, elinden geldiğince lafı dolandırmadan doğrudan anlatmaya çalıştığını; öncelikle amacının bu insanların neler yaşadıklarını, dünyayı nasıl gördüklerini, hayata dair ne düşündüklerini ve nasıl bir yerde yaşadıklarını anlatmak olduğunu belirtti.

Yazar Eşitmez, Liberhell’in yayınlanmasının ardından distopya türünde bir roman olarak sınıflandırıldığına işaret ederken de “Ben de Liberhell hikayesini ilk duyduğunda bu bir distopyaya benziyor demiştim kendime” dedi.

Romanın geçtiği zamana ilişkin olarak da Mahmut Eşitmez, “Liberhell şimdi miydi, yoksa gelecek mi?” sorunuyla ilgili olarak da kendisinin ,“bizim şimdi yaşadıklarımız, Liberhell’in içerisinde muhtemel geçmişlerden biri olabilirdi ancak” şeklinde bir uzlaşma noktasına ulaştığını anlattı.

“GELECEK HER AN YENİDEN KURULMAYA MÜSAİTTİR”

Eşitmez, “Liberhell bizim geleceğimiz mi?” sorusuyla ilgili olarak “geleceği kimse kestiremez” dogmasından hareketle “geleceğin her zaman ucu açıktır ve gelecek her an yeniden kurulmaya müsaittir” dedi.

Distopyada hakim olan kente ilişkin de Eşitmez, mekanın insan varoluşu üzerindeki etkisin çok fazla olduğuna işaret ederek, günümüz kentlerinin geldiği korkunç düzeyin, modern bir kente bakanın hayırlı bir şey görmesini neredeyse olanaksız hale getirdiğini söyledi.

Eşitmez, distopyadaki kentin anti-hümanist bir hiper-iktidar mekanı olarak kurulmasının son derece anlaşılır olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Ama ben her zaman, bu yeni kentte yeni bir imkandan söz edilir mi diye merak etmişimdir. Kim bilir koşullar da yardım ederse, yeni imkan yeni bir umuda dönüşebilir mi diye kendime sormuşumdur.”

Eşitmez, insanın iç dünyasında, teknolojiye, zamana ve mekana direnen değişmeyen ya da çok yavaş değişen bir taraf olduğunu düşündüğünü de anlatırken sözlerini “Dostoyevski buna ‘insandaki insan...’ demişti” diye sürdürdü.

Liberhell çevresinde yaşayan insanların hikayesinin de kendisine bu durumu çağrıştırdığını belirten Eşitmez, şunları söyledi:

“Bir çok şey değişse de koşullar hiç de dostane olmasa bile insanlar yeri geldiğinde sorumluluk almaktan kaçınamıyorlar. Muktedir karşısındaki lanetlilerin tek silahı olan dayanışma, zor da olsa bir yerlerde filizlenmeye devam ediyor.”

Söyleşinin ardından Mahmut Eşitmez, ilk kitabı olan Liberhell’i okurlarına imzaladı.

Dostları ilə paylaş:
Orklarla döyüş:

Google Play'də əldə edin


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə