Küresel Sosyal Politika Aktörü Olarak Birleşmiş Milletler (BM)



Yüklə 142.75 Kb.
tarix06.03.2018
ölçüsü142.75 Kb.



Küresel Sosyal Politika Aktörü Olarak Birleşmiş Milletler (BM)


Üçüncü Bölüm

Küresel Sosyal Politika Aktörü Olarak Birleşmiş Milletler (BM) 1
Ders: Uluslararası Sosyal Politika Yrd. Doç. Dr. Cihan SELEK ÖZ

c:\users\sau\desktop\set\13.png


Hedefler

Bu üniteyi çalıştıktan sonra;



  • Birleşmiş Milletler’in tarihi gelişimi, amaçları, ilkeleri, faaliyet alanları ve bütçesi hakkında,

  • Birleşmiş Milletler’in yapısı ve organları hakkında ve

  • Birleşmiş Milletler’in temel belgeleri hakkında bilgi sahibi olacaksınız.

Öneriler

Bu üniteyi daha iyi kavrayabilmek için;



  • Ünitenin sonunda verilen kaynaklar listesinden de yararlanarak ünitede ele alınan konularla ilgili daha geniş okumalar yapabilirsiniz.

  • Uluslararası sosyal politika ile ilgili güncel gelişmeleri takip etmelisiniz.

Anahtar Kavramlar

  • Birleşmiş Milletler

  • İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

  • İkiz Sözleşmeler

  • Küresel İlkeler

  • Milenyum Hedefleri

İçindekiler

  1. Birleşmiş Milletler’in Genel Yapısı

    1. Tarihi Gelişimi

    2. Amaçları ve İlkeleri

    3. Faaliyet Alanları

    4. Yapısı ve Organları

      1. Genel Kurul

      2. Güvenlik Konseyi

      3. Ekonomik ve Sosyal Konsey

      4. Vesayet Konseyi

      5. Uluslararası Adalet Divanı

      6. Genel Sekreterlik (Sekreterya)

    5. Bütçesi

  2. Birleşmiş Milletler’in Temel Belgeleri

    1. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

    2. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi

    3. Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi

    4. Küresel İlkeler Sözleşmesi

    5. Milenyum Beyannamesi

Özet

Değerlendirme Soruları

Bölümde Kullanılan Kaynaklar

KÜRESEL SOSYAL POLİTİKA AKTÖRÜ OLARAK

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)


  1. BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN GENEL YAPISI

Hedef: Birleşmiş Milletler’in tarihi gelişimi, amaçları, ilkeleri, faaliyet alanları ve bütçesi hakkında bilgi sahibi olmak.

Birleşmiş Milletler (BM ya da United Nations-UN) II. Dünya Savaşı’ndan sonra 1945 yılında kurulmuş olup, günümüzde çocuk gelişimi ve sağlığı, çevre koruma, insan hakları, yoksullukla mücadele ve ekonomik kalkınma, tarımsal kalkınma, eğitim, kadın hakları, doğal afet yardımı, atom enerjisinin barışçıl amaçlar için kullanılması ve iş ve işçi hakları gibi pek çok alanda çalışmalarını sürdürmekte olan uluslararası bir kurumdur (www.un.org.tr).

Birleşmiş Milletler bir dünya hükümeti değildir, hükümetlerin hükümeti de değildir. Yasa çıkaramaz. Buna rağmen, uluslararası anlaşmazlıkları çözmek ve insanlığı ilgilendiren konuklarda politikalar geliştirmek için en uygun ortamı sağlamaya çalışır.

Farklı siyasi görüşlere sahip ve sosyal sistemleri birbirinden farklı olan BM’ye üye tüm devletler karar mekanizması içinde eşit birer oy hakkına sahiptir. Birleşmiş Milletler tüm üyelerini temsil eder ve üye devletlerin verdiği kararlar doğrultusunda hareket eder. Birleşmiş Milletler, uluslararası sorunlara karşılıklı etkileşim ve ulusal çıkarların dengelendiği çözüm imkânları sunmaya çalışır (Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği Enformasyon Merkezi, 2008: 1-3). Bugün itibariyle BM’ye üye ülke sayısı 193’tür.



    1. Tarihî Gelişimi

Almanya ile itilaf devletleri arasında 1919 yılında imzalanan Versay Antlaşması (ve öteki barış antlaşmaları) ile Birinci Dünya Savaşı sona ermiş, Versay Antlaşması ile uluslararası işbirliğini güçlendirmek ve “barış ve güvenliği” sağlamak amacıyla Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam ya da Kavimler Cemiyeti) kurulmuştur (Gülmez, 2008: 69). Ancak bu kuruluş dünyanın ikinci defa büyük bir savaşa sürüklenmesine engel olamamış ve savaşın hemen ardından yapılan Cenevre Konferansı ile feshedilmiştir (Şişman, 2004: 87). Dolayısıyla Birleşmiş Milletler’in atası olan Milletler Cemiyeti, İkinci Dünya Savaşı sonrası sona ermiş, yerine 1945 yılında Birleşmiş Milletler (BM) oluşturulmuştur (Koç, 2000: 8).

“Birleşmiş Milletler” ifadesi ilk kez Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin D. Roosevelt tarafından ortaya atılmış ve ilk olarak İkinci Dünya Savaşı sırasında 26 ülkenin Mihver Güçlerine karşı birlikte mücadeleye devam etmek için taahhütte bulundukları 1 Ocak 1942 tarihli Bildirge’de kullanılmıştır.

Birleşmiş Milletler Antlaşmasını hazırlamak üzere 1945 yılında 51 ülke temsilcisi San Francisco’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Uluslararası Örgüt Konferansı’nda bir araya gelmiştir. Söz konusu görüşmeler Çin, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri temsilcilerinin Amerika’nın Dumbarton Oaks şehrinde 1944 yılı Ağustos-Ekim ayları  arasında yaptıkları çalışmalar sonucu hazırlanan taslak metin çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Birleşmiş Milletler, Çin, Fransa, Sovyetler Birliği, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve  (Türkiye dahil) diğer kurucu üyelerin Antlaşmayı onaylamasıyla 24 Ekim 1945 yılında resmen kurulmuştur. Her yıl 24 Ekim Birleşmiş Milletler günü olarak kutlanmaktadır (UN Department of Public Information, 2008).


    1. Amaçları ve İlkeleri

Birleşmiş Milletler’in (BM) kuruluştaki temel amacı, büyük bir tahribat yaratmış korkunç bir savaş sonrasında, uluslararası ilişkileri istikrara kavuşturmak ve barışı daha sağlam temeller üzerine oturtmak olarak ifade edilmektedir (www.un.org.tr). Birleşmiş Milletler 60 yılı aşkın bir süre önce, gelecek nesilleri savaştan korumak, insan haklarını güvence altına almak, adalet zeminini oluşturmak, sosyal gelişimi ve daha iyi yaşam standartlarını teşvik etmek için kurulmuştur.  Birleşmiş Milletlerin kuruluşundan bu yana, uluslararası terörizmden iklim değişikliğine, bulaşıcı hastalıkların yayılmasının önlenmesinden diğer tehditlerle mücadeleye kadar, ulusal sınırları aşan yeni sorunlar ortaya çıkmıştır. Böylesine küresel sorunların tek başına hareket eden ülkeler tarafından çözüme kavuşturulması mümkün değildir.  Dolayısıyla Birleşmiş Milletler, var olan zorlukların üstesinden gelmek üzere ortak küresel bir eylem başlatılmasına imkân tanıyan bir forumdur (Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği Enformasyon Merkezi, 2012).

Birleşmiş Milletler Kurucu Antlaşması’na göre BM’nin amaçları şunlardır:



  • Uluslararası barış ve güvenliği korumak;

  • Hak eşitliği ve halkların kendi geleceğini belirleme ilkelerine saygı göstererek milletler arasında dostça ilişkiler geliştirmek;

  • Uluslararası ekonomik, sosyal, kültürel, insani sorunların çözümünde işbirliği yapmak ve temel insan hak ve özgürlüklerine karşı saygıyı teşvik etmek;

  • Bu ortak çıkarların elde edilmesi hususunda milletler arasında uyum sağlayıcı bir merkez olmak.

Birleşmiş Milletler aşağıda belirtilen ilkeler doğrultusunda hareket etmektedir:

  • Tüm üyelerinin eşit egemenliğine dayanır;

  • Tüm üyeler iyi niyet çerçevesinde Antlaşmada belirtilen yükümlülüklerin gereklerini yerine getirmelidir;

  • Tüm üyeler uluslararası anlaşmazlıkları, uluslararası barış, güvenlik ve adaleti tehlikeye sokmadan barışçıl yollarla çözümlemelidir;

  • Tüm üyeler başka bir devlete tehdit oluşturmaktan ya da başka bir devlete karşı güç kullanmaktan kaçınmalıdır;

  • Tüm üye devletler, Birleşmiş Milletler Antlaşmasına göre vukuu bulan her faaliyetin uygulamasına tam destek vermelidir;

  • Antlaşmada geçen hiçbir madde Birleşmiş Milletler’e hiçbir devletin iç işlerine karışma yetkisi vermez.

    1. Faaliyet Alanları

Birleşmiş Milletler, faaliyet alanlarını altmış başlık altında sıralamaktadır (Birleşmiş Milletler Enformasyon Merkezi, 2012). Bu başlıklar, BM’nin tüm dünyadaki faaliyetlerinin ne kadar geniş bir yelpazede olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

  1. Barış ve Güvenliği Sağlamak

  2. Uzlaşı Sağlamak

  3. Nükleer Silahlanmayı Engellemek

  4. Kalkınmayı Desteklemek

  5. Afrika’nın Kalkınmasına Yardım Etmek

  6. İklim Değişikliğine Küresel Çözüm Aramak

  7. İklim Değişikliği ile Mücadelede Ülkelere Yardımcı Olmak

  8. Çevreyi Korumaya Yardımcı Olmak

  9. İnsan Haklarının Gelişmesini Desteklemek

  10. Demokrasiyi Desteklemek

  11. Kadın Haklarını Desteklemek

  12. Savaş Suçlularını Yargılamak

  13. Güney Afrika’da Irkçı Rejimin Sona Erdirilmesine Yardımcı Olmuştur

  14. Ülkelerin Bağımsızlıklarına ve Kendi Geleceklerini Tayin Etmelerine Yardımcı Olmak

  15. Uluslararası Hukukun Güçlendirilmesine Yardımcı Olmak

  16. Mültecilere İnsani Yardım Sağlamak

  17. Filistinli Mültecilere Yardım Etmektedir

  18. Gelişmekte Olan Ülkelerde Kırsal Kesimdeki Yoksulluğun Azaltılmasına Yardımcı Olmak

  19. Kadınların Refahının Artırılmasını Desteklemek

  20. Üreme ve Ana Sağlığı Konularında Çalışmak

  21. Temiz İçme Suyu Sağlamak

  22. HIV/AIDS ile Mücadele Etmek

  23. Çiçek Hastalığını BM Ortadan Kaldırmıştır

  24. Çocuk Felcini BM Ortadan Kaldırmıştır

  25. Tropik Hastalıklarla Mücadele Etmek

  26. Salgın Hastalıklarla Mücadele Etmek

  27. Aşıyı Herkes İçin Ulaşılır Kılmak

  28. Çocuk Ölümlerini Azaltmak İçin Çalışmak

  29. Çalışma Hayatını Kolaylaştırıcı Önlemler Almak

  30. Gelişmekte Olan Ülkelerde Sanayiyi Desteklemek

  31. Afetzedelere Yardım Etmek

  32. Doğal Afetlerin Etkilerini Azaltmak

  33. Tsunami Kurbanlarına Yardım Etmek

  34. Ozon Tabakasını Korumak Üzere Çalışmalar Yapmak

  35. Dünyanın Kara Mayınlarından Arındırılması için Çalışmak

  36. En Fazla İhtiyacı Olanlara Gıda Yardımı Yapmak

  37. Açlıkla Mücadele Etmek 

  38. Balık Stokunun Azalmasını Önlemeye Çalışmak

  39. Zehirli Maddeleri Yasaklamak

  40. Tüketici Sağlığını Korumak

  41. Terörizmle Mücadele Etmek 

  42. Büyük Uluslararası Sorunlara Hukuki Çözümler Sağlamak 

  43. Küresel Ticari İlişkileri Geliştirmek 

  44. Ekonomik Reformları Desteklemek 

  45. Açık Denizlerde İstikrar ve Düzeni Sağlamak

  46. Hava ve Deniz Yolculuğunu Geliştirmek

  47. Uluslararası Suçlarla Mücadele Etmek

  48. Dünyanın Uyuşturucu Sorununa Çözüm Aramak

  49. İnsan Onuruna Uygun Çalışma Ortamını Geliştirmek

  50. Gelişmekte Olan Ülkelerde Okur-Yazar Sayısını ve Eğitim Seviyesini Artırmaya Çalışmak

  51. Çocuklara Karşı Olan Sorumluluk Bilincinin Dünya Genelinde Artırılması için Çalışmak

  52. Tarihi, Kültürel, Mimari ve Doğal Alanları Korumak

  53. Akademik ve Kültürel Değişimi Mümkün Kılmak 

  54. Yaratıcılığı ve Yeniliği Teşvik Etmek

  55. Basın ve İfade Özgürlüğünü Savunmak 

  56. Gecekondu Mahallelerini İnsana Yakışır Yerleşimlere Dönüştürmek İçin Çalışmak

  57. Küresel Ağa Yerel Erişimi Sağlamak

  58. Özürlülerin Haklarını Savunmak

  59. Küresel Haberleşmenin Geliştirilmesi için Çalışmak

  60. Yerli Halkların Yaşam Koşullarını İyileştirmek İçin Çalışmak



    1. Yapısı ve Organları

Hedef: Birleşmiş Milletler’in yapısı ve organları hakkında bilgi sahibi olmak

BM Antlaşması’na göre BM’nin altı temel organı bulunmaktadır:



      1. Genel Kurul

Genel Kurul, BM’nin ana istişare organıdır. Birleşmiş Milletler’in tüm üyeleri Genel Kurul’da toplanır. Tüm üye ülkelerin birer oy hakkı bulunmaktadır. Genel Kurul, dünya barışı ve güvenliği, yeni üye alımı ve Birleşmiş Milletler’in bütçesi ile ilgili konulardaki kararlarını üçte ikilik çoğunlukla alır. Diğer konularda ise salt çoğunluk yeterlidir. Son yıllarda, oybirliğiyle karar alabilmek için çaba sarf edilmektedir.

Genel Kurul’un olağan dönem toplantısı her yıl Eylül ayında başlar ve yıl boyunca devam eder. Her olağan dönem toplantısının başlangıcında, hükümet ya da devlet başkanları ve diğer katılımcılar, savaş, terörizm, hastalıklar, yoksulluk gibi gündemi meşgul eden uluslararası düzeyde birçok konuda görüşlerini sunar. Genel Kurul, oturumları yönetmekle görevli başkanı seçimle ve bir yıllığına belirlenir.

Genel Kurul’un görev ve yetkileri genel olarak şunlardır:


  • Her hangi bir konu üzerinde görüşmelerde bulunmak, öneriler getirmek (Güvenlik Konseyi’nin ilgilendiği konular dışında)

  • Askeri çatışma ve silahlanma yarışı ile ilgili konuları görüşmek;

  • Gençler, çocuk ve kadınların konumlarının iyileştirilmesi konusunda görüşmelerde bulunmak ve çözüm aramak;

  • Sürdürülebilir kalkınma ve insan hakları konusunda çalışmak;

  • Her üye ülkenin BM’ye katkısının ne kadar olacağı ve toplanan paranın nasıl harcanacağı konusunda karar vermek.

Genel Kurul’daki görüşmeler altı temel komitede ele alınmaktadır:

  • Birinci Komite (Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik Konuları);

  • İkinci Komite (Ekonomik ve Mali İşler);

  • Üçüncü Komite (Sosyal, İnsani ve Kültürel Konular);

  • Dördüncü Komite (Özel Politika ve Sömürgeciliğin Sonlandırılması);

  • Beşinci Komite (Yönetim ve Bütçe Konuları);

  • Altıncı Komite (Hukuki Konular)

      1. Güvenlik Konseyi

Genel Kurul herhangi bir dünya meselesini tartışabilirken, Güvenlik Konseyi’nin temel amacı güvenlik ve barış meselelerini görüşmektir. Güvenlik Konseyi 15 üyeden oluşur. BM’nin Çin, Rusya, Fransa, İngiltere ve ABD’den oluşan 5 daimi üyesi vardır. Diğer geçici üyeler ise iki yıllık bir süre için Genel Kurul tarafından seçimle ve coğrafi denge gözetilerek belirlenmektedir.

Güvenlik Konseyi’nin görev ve yetkileri genel olarak şunlardır:



  • Tarafların sorunlarını barışçıl yollardan çözmeleri için görüşmeye davet etmek;

  • Uluslararası uyuşmazlıklara yol açabilecek anlaşmazlıkları ve sorunları araştırmak ve bu sorunların ya da anlaşmazlıkların çözümü için tavsiyede bulunmak,

  • Durumun ağırlaşmasını önlemek için ilgili tarafları söz konusu önlemlere uymaya çağırmak;

  • Genel Kurul’a Genel Sekreter ataması konusunda tavsiyede bulunmak ve Kurul’la birlikte, Uluslararası Adalet Divanı yargıçlarını seçmek.

Güvenlik Konseyi, Genel Kurul’dan farklı olarak, düzenli olarak toplanmaz. Ancak, her an toplanmaya hazır bir yapısı vardır. Güvenlik Konseyi başkanlığı her ay rotasyon usulüne göre dönüşümlü olarak bir üye tarafından yürütülür. Güvenlik Konseyi’nden bir önergenin onaylanması için 9 üyenin olumlu oy kullanması gerekir. Eğer daimi üyelerden herhangi biri olumsuz oy verirse, “veto” hakkını kullanmış olur, ki bu durumda önerge reddedilmiş sayılır.

      1. Ekonomik ve Sosyal Konsey

Ekonomik ve Sosyal Konsey, ticaret, ulaştırma, ekonomik kalkınma ve sosyal konular gibi ekonomik ve sosyal sorunların tartışıldığı bir forumdur. Aynı zamanda, üyelere eğitim sistemlerini, sağlık koşullarını nasıl geliştirebilecekleri, insan hakları ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması için izlenecek yollar hakkında tavsiyelerde bulunur.

Ekonomik ve Sosyal Konsey’in görev ve yetkileri genel olarak şunlardır:



  • Uluslararası ekonomik ve sosyal konuları ele almak ve Birleşmiş Milletler’e üye devletlere siyasi tavsiyelerde bulunacak ana forum niteliğini taşımak;

  • Hayat standartlarının yüksek tutulmasını, tam istihdam, ekonomik ve sosyal gelişimin sağlanmasını desteklemek;

  • Kültürel ve eğitime dayalı işbirliği dahil olmak üzere, uluslararası ekonomik, sosyal ve sağlık sorunlarına çözümler geliştirmek.

Konsey’in 3 yıllık süreyle hizmet eden 54 üyesi vardır. Konsey’de oylama salt çoğunluk ilkesine dayanır. Her üyenin bir oyu vardır. Konsey yıl boyunca genelde kısa oturumlar ve çok sayıda hazırlık toplantıları, yuvarlak masa toplantıları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla paneller düzenler. Konsey ayrıca, Temmuz ayında New York ve Cenevre’de dört hafta süreyle oturumlar düzenler. Ekonomik, sosyal ve insani konuların tartışıldığı söz konusu oturumlar Bakan ve diğer üst düzey kıdemli memurların katılımıyla gerçekleştirilir. Konseyin çalışmalarının idari yönü yardımcı ve ilgili organlarca yürütülür.

Ekonomik ve Sosyal Konsey birçok alandaki çalışmalarını komisyonlar aracılığıyla yürütmektedir. Konseyin danışma kurulları olan ve görevleri uzmanlık ve sorumluluk gerektiren alanlarda çalışmalar yapmak ve tavsiyelerde bulunmak olan dokuz çalışma komisyonu şunlardır:



  • İstatistik Komisyonu,

  • Nüfus ve Kalkınma Komisyonu,

  • Sosyal Kalkınma Komisyonu,

  • İnsan Hakları Komisyonu,

  • Kadının Statüsü Komisyonu,

  • Narkotik Komisyonu,

  • Suçu Önleme ve Ceza Hukuku Komisyonu,

  • Kalkınma için Bilim ve Teknoloji Komisyonu,

  • Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu.

Ayrıca, Afrika Ekonomik Komisyonu (ECA), Avrupa Ekonomik Komisyonu (ECE), Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu (ECLAC), Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCAP) ve Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) gibi coğrafi bölgelerin sorunları üzerinde çalışan bölgesel komisyonlar mevcuttur:

      1. Vesayet Konseyi

Birleşmiş Milletler’in kurulduğu 1945 yılında uluslararası yönetimin gözetiminde 11 bölgesel yönetim (çoğunlukla Afrika ve Pasifik Okyanusundaki bölgeler) vardı. Vesayet Konseyi’nin temel hedefleri, başka bir ülkenin yönetimi altında bulunan topraklarda yaşayanların, bağımsızlığa ve kendi özerk yönetimlerine kavuşma yolunda ilerlemelerine destek sağlamaktı. Vesayet Konseyi, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden oluşmakta (Çin, Rusya, Fransa, İngiltere, ve ABD), her üyenin bir oyu bulunmakta ve kararlar salt çoğunluk yöntemiyle alınmaktadır. Söz konusu bölgelerin tamamı kendi başlarına ya da komşu ülkelerle birleşerek kendi yönetimlerini kurdukları için Vesayet Konseyinin görevi tamamlanmış ve Konsey koşullar gerektirdiğinde yeniden faaliyetlerine başlamak üzere çalışmalarını 1994 yılında tatil etmiştir.

      1. Uluslararası Adalet Divanı

Uluslararası Adalet Divanı, 1946 yılında Birleşmiş Milletler’in başlıca yargı organı olarak kurulmuştur. Sadece Devletler bir davayı Adalet Divanına götürebilir. Divan, özel şahıs ve kişilere açık değildir. Bir devlet dava açtığı takdirde, Adalet Divanının aldığı karara da saygı duymalıdır. Divan, bunlara ek olarak, Birleşmiş Milletler’in diğer teşkilatlarına hukuk müşavirliği hizmeti vermektedir.

Adalet Divanı, ülkelerin içişlerine ve rehine alma konularına karışmamaktadır. Adalet Divanı, Hollanda’nın Lahey kentindeki Barış Sarayı’nda yer almaktadır. Adalet Divanı, Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi tarafından seçilen 15 yargıçtan oluşur. Aynı ülkeden 2 yargıç divanda yer alamaz. Karara bağlama aşamasında, hakimlerin ortak bir karar vermesi gerekir. Eğer ülkelerden biri sonuçlanan karara ters düşerse ve kabul etmezse, diğer taraf konuyu Güvenlik Konseyi’ne taşır.



      1. Genel Sekreterlik (Sekretarya)

Genel Sekreterlik, çeşitli görevlerde çalışan ve Teşkilatın günlük işlerini yürüten uluslararası memurlardan oluşur. Birleşmiş Milletler’in diğer ana organlarına hizmet eder ve bu organların açıkladığı program ve politikaları uygular. 

Genel Sekreterliğin görevi Birleşmiş Milletler’in ele aldığı çeşitli sorunları kapsar. Bu, barış gücü operasyonlarının idaresinden uluslararası anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapmaya, ekonomik ve sosyal eğilimleri teftişten insan hakları ve sürdürülebilir kalkınma üzerine çalışmalar hazırlamaya kadar çeşitli görevleri içerir.

Genel Sekreterlik personeli ayrıca dünya medyasını Birleşmiş Milletler çalışmaları hakkında bilgilendirir; tüm dünyayı ilgilendiren meseleler hakkında uluslararası konferanslar düzenler; konuşmaları yorumlar ve belgeleri örgütün resmi dillerine çevirir.

Genel sekreterliğin başı olan Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından 5 yıllık bir süre için atanır. Genel Sekreter seçilen kişi en fazla iki dönem bu görevde bulunabilir. Ekonomik ve Sosyal Konsey ve diğer Birleşmiş Milletler organları tarafından kendisine atfedilen görevleri yerine getirmesi ve sahip olduğu mevkie uygun olarak hareket etmesi beklenen Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler Antlaşmasında kuruluşun ‘en üst yöneticisi’ olarak tanımlanır. Antlaşma, Genel Sekreter’e, dünya barışı ve güvenliğine karşı tehdit oluşturduğuna inandığı konuları Güvenlik Konseyi’nin dikkatine sunma yetkisi verir.



    1. Bütçesi

Birleşmiş Milletlerin düzenli bütçesi iki yıllık dönemler halinde Genel Kurul tarafından onaylanır. İlk olarak Genel Sekreter tarafından sunulan bütçe, hükümetlerince aday gösterilmiş ve Genel Kurul tarafından seçilmiş; fakat kişisel yetkilerine dayanarak hizmet veren 16 üyeden oluşan İdarî İşler ve Bütçe Danışma Komitesi tarafından incelenir. Bütçenin programlarla ilgili yönleri, Genel Kurulca seçilen ve hükümetlerinin görüşlerini temsil eden 34 uzmandan oluşan Program ve Koordinasyon Komitesince incelenir.

Bütçe, siyasî işler, uluslararası adalet ve hukuk, kalkınma, kamunun bilgilendirilmesi, insan hakları ve insani işler gibi alanlarda yürüttüğü programların masraflarını karşılamaktadır. Bütçenin ana fon kaynağı üye devletlerin ödedikleri aidatlardır. Üye devletlerin ödeyeceği aidatların tutarı İdari İşler ve Bütçe (Beşinci) Komitesinin tavsiyesiyle Genel Kurul tarafından seçilen ve 18 uzmandan oluşan Aidatlar Komitesi’nin tavsiyesi doğrultusunda belirlenir.

Değerlendirme cetvelinin dayandığı temel kriter; ülkelerin ödeme kapasiteleridir.  Kişi başına düşen geliri de kapsayan birçok faktörün hesaba katılmasıyla elde edilen toplam gayri safi milli hasılalarının göreceli payları göz önünde bulundurularak saptanır. Komite, her üç yılda bir adil ve doğru miktar belirleme amacıyla son milli gelir istatistiklerine dayanarak değerlendirme cetvelini günceller. Genel Kurul, 2000 yılında aldığı bir karar ile bir üye ülkenin BM bütçesine katkısının Teşkilatın toplam bütçenin yüzde 22’sini aşamayacağı kararına varmıştır.

Çok sayıda üye devletin katkı paylarını tam ve zamanında ödememesi nedeniyle Birleşmiş Milletler uzunca bir süredir mali açıdan istikrarsızlık yaşamaktadır. Birleşmiş Milletler, bazı ülkelerden ve İşletme Sermayesi Fonundan (üye ülkelerin hesaplanan katkı paylarının toplamını önceden yatırdıkları fon) gelen gönüllü katkılar ve barış harekâtlarından ödünç aldıkları katkılar sayesinde faaliyetlerini yürütmeye devam etmektedir (United Nations Department of Public Information, 2008).

Üye ülkelerin katkı payları, onların ödeme gücü ile orantılıdır. Ödeme gücünün belirlenmesi için üye ülkenin gayrı safi milli hasılası (GSMH) esas alınır ve katkı payı bütçenin yüzdesi olarak belirlenir. 2005 yılında 47 üyeden alınan paylar ülke başına en düşük olarak 14,360 ABD dolar tahakkuk etmiş, en yüksek katkı payı da ABD için 362,852,996 ABD doları olarak belirlenmiştir. 2005 yılı bütçesinde üye ülkeler arasında en yüksek 10 katkı payı şöyle olmuştur:

Tablo 1. 2005 yılı itibariyle BM bütçesinde en yüksek payı olan 10 ülke

Ülke

Yüzde

ABD Doları

ABD

22.00

362.7

Japonya

19.47

279.6

Almanya

8.66

124.4

İngiltere

6.13

88.0

Fransa

6.03

86.6

İtalya

4.89

70.02

Kanada

2.81

40.4

İspanya

2.52

36.2

Çin

2.05

29.5

Meksika

1.88

27.0

Zengin ülkelerin daha çok, yoksul ülkelerin daha az ödemesine olanak sağladığı için bu yöntem adildir. Ayrıca, katkı paylarının adil ve gerçekçi olmasını sağlamak için katkı payları her üç yılda bir en yeni veriler ışığında gözden geçirilmektedir. 193 üyeli BM Genel Kurulu, 50 yıldan beri ikinci kez (ilki 1998 yılında olmak üzere) BM bütçesini iki yıllık dönemde azaltarak 2010-2011 döneminde 5,41 milyar dolar olan bütçeyi 2012-2013 döneminde 5,15 milyar dolara düşürmüştür. Bu bağlamda BM Genel Sekreteri Güney Koreli Ban Ki-mun gelecek iki yılda “daha az kaynakla daha fazla iş yapmayı” amaçladıklarını ifade etmektedir (Cumhuriyet, 25 Aralık 2011).

BM Genel Kurulu, 2014-2015 yılları için BM ana bütçesini ise 5,53 milyar dolar olarak onaylamıştır. Dünya genelindeki ekonomik kriz BM bütçesine de yansımış ve yeni bütçe 5,53 milyar dolar olarak kabul edilirken BM personelinden de yüzde 2 oranında kesinti ye gidilmesi kararlaştırılmıştır. BM bütçesi, 193 üye ülkenin ekonomik büyüklüğü, kişi başına düşen milli geliri gibi bir takım unsurlar sonucunda belirlenen zorunlu katkılarıyla oluşmaktadır. Çoğunluğu Afrika kıtasında bulunan BM barış gücü operasyonları için ise BM’nin ana bütçesi kullanılmamaktadır. Yaklaşık 7 milyar dolarlık barış gücü operasyonları için ayrı bütçe oluşturulmaktadır (www.trtturk.com.tr).

2013-2015 döneminde Türkiye’nin BM ve organlarına yapacağı katkı payı oranı yüzde1,328 olarak belirlenmiştir. Bu oran geçtiğimiz iki yıllık dönemde yüzde 0,617 idi. 2010 yılına kadar uzun yıllar bu oran yüzde 0,381 olarak gerçekleşmişti. Yeni katkı payı oranı ile Türkiye, BM’ye en çok katkı sağlayan ülkeler arasında 8 sıra birden atlayarak 23’üncü sıradan 15’inci sıraya yükselmiştir. Bu artış doğrultusunda, Türkiye’nin BM’ye ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi diğer birimlerinin bütçesine yapacağı katkı miktarı iki katından fazla artmıştır. Geçtiğimiz yıl ILO’nun bütçesine 2.232.267 İsviçre Frangı katkı sağlayan Türkiye’nin, bu yıldan itibaren 5 milyon İsviçre Frangı’na yakın bir katkı sağlaması öngörülmektedir (Kılıç, 2013).


  1. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN TEMEL BELGELERİ

Hedef: Birleşmiş Milletler’in temel belgeleri hakkında bilgi sahibi olmak

Birleşmiş Milletler sadece insan haklarını değil, aynı zamanda vatandaşların sosyal, ekonomik ve siyasi haklarını korumak amacıyla yasal olarak bağlayıcı birçok sayıda insan hakları sözleşmesini onaylamıştır. Bu anlaşmaların en önemlilerini “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” ile “İkiz Sözleşmeler” oluşturmaktadır. İkiz sözleşmelerin ilki ekonomik, sosyal ve kültürel hakları, diğeri ise siyasi ve sivil hakları içermektedir. İkiz sözleşmeler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile birlikte Uluslararası İnsan Hakları Hukukunu oluşturmaktadır.



    1. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

Birleşmiş Milletler 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini kabul ederek, tüm ülkeler için insan hakları üzerine ortak standartlar belirlemiştir. Bu beyannameyle, hükümetler, yoksul ve zengin, güçlü ve güçsüz, kadın ve erkek, tüm ırk ve dinlerden tüm insanların eşit şekilde muamele görmesini zorunlu kılmıştır. Uluslararası hukuk açısından bir bağlayıcılığı olmamasına rağmen, Bildirge manevi düzeyde dünya çapında kabul görmüştür (BM Türkiye Temsilciliği Enformasyon Merkezi, 2008: 53). Türkiye ise Bildirgeyi 6 Nisan 1949 tarihinde onaylayarak, Bildirge’yi ilk kabul eden 50 ülke arasında yer almıştır.

Bildirge, klasik kişisel hakların ancak sosyal ve ekonomik haklarla birlikte gerçekleşebileceğini vurgulamakta, bu bağlamda tüm hak ve özgürlükleri, herhangi bir ayrım yapmadan bütünlük içinde ele almaktadır. Bildirgenin en önemli özelliği insan haklarını ulusal düzeyden evrensel düzeye çıkaran ilk belge olmasıdır (Şişman, 2004: 105).

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, BM üyesi devletler tarafından herhangi bir muhalefetle karşılaşmaksızın kabul edilmiştir. Bildirge’nin bu denli kolay kabul görmüş olmasının temel nedeni, hukuksal bağlayıcılığa sahip bulunmamasıdır. Bu anlamda, Bildirge sadece devletlerin insan hakları konusunda temennilerini ifade eden bir belgedir. Ancak, Bildirge insanlığın ortak amaç ve değerlerini dile getirmesi bakımından üstün bir moral değer taşımaktadır. Ayrıca Bildirge, insan hakları konusunda daha sonra gündeme gelen birçok hukuksal girişim içinde önemli bir ilham kaynağı oluşturmuştur (Şişman, 2004: 105).

30 maddeden oluşan Bildirge’nin ilk maddesinde bütün insanların özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğduklarını vurgulamaktadır. İkinci maddede ise herkesin ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabileceği belirtilmektedir. Buna göre;

“Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır (md. 3), hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz, kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasaktır (md. 4). Hiç kimseye işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez (md. 6). Herkes yasa önünde eşittir ve herkesin yasal hakları vardır (md. 7-11). Kimsenin özel yaşamına, ailesine konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz (md. 12). Herkesin yurttaşlık ve yurttaşlıktan doğan hakları vardır (md. 13-15). Yetişkin her erkeğin ve kadının evlenme ve aile kurmaya hakkı vardır (md. 16). Herkesin tek başına veya başkalarıyla ortaklaşa mülkiyet hakkı vardır (md. 17). Herkesin düşünce, vicdan, ifade ve din özgürlüğüne hakkı vardır (md. 18-19). Herkesin silahsız ve saldırısız toplanma, dernek kurma ve derneğe katılma özgürlüğü vardır (md. 20). Herkes, doğrudan veya serbestçe seçilmiş temsilciler aracılığı ile ülkesinin yönetimine katılma hakkına sahiptir (md. 21).”

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yukarıda sayılan medeni ve siyasal hakların yanı sıra ekonomik ve sosyal haklar konusunda da düzenlemeler bulunmaktadır. Buna göre;

“Herkesin sosyal güvenliğe hakkı vardır (md. 22). Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, adaletli ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır. Herkesin, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır. Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gerekirse her türlü sosyal koruma önlemleriyle desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır. Herkesin çıkarını korumak için sendika kurma veya sendikaya üye olma hakkı vardır (md. 23). Herkesin dinlenmeye, eğlenmeye, özellikle çalışma süresinin makul ölçüde sınırlandırılmasına ve belirli dönemlerde ücretli izne çıkmaya hakkı vardır (md. 24). Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir (md. 25). Herkes eğitim hakkına sahiptir (md. 26). Herkes toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma, bilimsel gelişmeye katılma ve bundan yararlanma hakkına sahiptir (md. 27).”

Bildirge’nin 29. maddesine göre; herkes haklarını kullanırken ve özgürlüklerinden yararlanırken, başkalarının hak ve özgürlüklerinin tanınması ve bunlara saygı gösterilmesinin sağlanması ve demokratik bir toplumda genel ahlak ve kamu düzeniyle genel refahın gereklerinin karşılanması amacıyla yalnız yasayla belirlenmiş sınırlamalara bağlı olur.

Özetleyecek olursak, 30 maddeden oluşan bu Bildirgede özellikle sosyal haklar, insan hakları kapsamında değerlendirilmiş ve buna binaen sosyal güvenlik ile ilgili temel hükümler belirlenmiştir. 1-21. maddeleri arasında kişi hakları ve siyasî haklar üzerinde durulurken, 22-28. maddelerinde iktisadî, sosyal ve kültürel haklara yer verilmiştir.


    1. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi

İkiz sözleşmelerden ilki olan BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi 1966 yılında kabul edilmiş, 1976 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Beş bölüm ve toplam 31 maddeden oluşmaktadır. Sözleşme, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden esinlenmekle birlikte daha ayrıntılı düzenlemeler yapmıştır. Sözleşme Türkiye tarafından 2000 yılında imzalanmış, 2003 yılında ise TBMM tarafından onaylanmıştır.

Sözleşmenin ilk bölümü halkların kendi kaderini tayin hakkı, ikinci bölümü genel hükümler (sözleşmenin iç hukukta uygulanması, ayırımcılık yasağı, cinsiyet eşitliği gibi), üçüncü bölümü maddi haklar (çalışma hakkı, adil ve uygun işte çalışma şartları, sendikal haklar, sosyal güvenlik, eğitim ve sağlık hakkı, ailenin, anneliğin ve çocukların ve gençlerin korunması gibi) konuları ele almaktadır.



    1. Medenî ve Siyasî Haklar Sözleşmesi

İkiz sözleşmelerden ikincisi olan BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi 1966 yılında kabul edilmiş, 1976 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Altı bölüm ve toplam 53 maddeden oluşmaktadır. Sözleşme, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi gibi İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden esinlenmekle birlikte, Bildirgeye göre daha geniş ve belirgin düzenlemeler yapmıştır. Sözleşme Türkiye tarafından 2000 yılında imzalanmış, 2003 yılında TBMM tarafından onaylanmıştır.

Sözleşmenin ilk bölümü halkların kendi kaderini tayin hakkı, ikinci bölümü genel hükümler (sözleşmenin iç hukukta uygulanması, ayırımcılık yasağı, cinsiyet eşitliği gibi), üçüncü bölümü yaşama hakkı, işkence ve kölelik yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, tutukluların hakları, seyahat özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, mahremiyet hakkı, düşünce, vicdan, ifade ve din özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü, ailenin ve çocukların korunması, azınlıkların hakları gibi konuları ele almaktadır.



    1. Küresel İlkeler Sözleşmesi (Global Compact)

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından, 31 Ocak 1999'da yapılan Dünya Ekonomik Forumu'nda, iş dünyasının liderlerinden uluslararası bir yapılanma olan Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne destek olmalarının istenmesi ile başlayan girişim,  şirketlerin, Birleşmiş Milletler teşkilatlarının, çalışma ve sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek, ortak vizyon, amaç ve değerler doğrultusunda çalışmalar yapmasını hedeflemektedir. Küresel İlkeler Sözleşmesi ile ilgili olarak, 26 Temmuz 2000'de New York'taki BM merkezinde başlayan çalışmalar, bugün dünyanın her tarafından üç bini aşkın sayıda şirket, uluslararası çalışma ve sivil toplum örgütünün katılımı ile  insan hakları, çalışma, çevre ana başlıkları ve yolsuzluk karşıtı 10 evrensel prensip doğrultusunda sürmektedir. Küresel İlkeler Sözleşmesi, kolektif hareketin gücünden yararlanarak, şirketlerin, küreselleşmenin zorluklarını ortadan kaldırmaya destek olmaları için, sorumlu vatandaşlık kavramını yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. Bu sayede özel sektör – ve diğer sosyal paydaşlar ile işbirliği yaparak - temel vizyonu, yani ‘sürdürülebilir ve kapsamcı bir küresel ekonomiyi sağlamayı hedeflemektedir.

Küresel İlkeler Sözleşmesi, iki ana amacı olan, tamamen gönüllü bir harekettir:



  • Anlaşmanın temelini oluşturan on prensibi iş dünyasındaki aktivitelere entegre etmek,

  • BM hedeflerini destekleyen girişimler için katalizatör görevini yerine getirmek.

Küresel İlkeler Sözleşmesi, üzerine kurulu olduğu prensiplerin gerçekleştirilmesi için şirketlerin, çalışma ve sivil toplum örgütlerinin halka sorumluluk, şeffaflık ve kendi geleceklerini sürdürülebilir hale getirebilmek amacıyla çalışacağına güvenme esasına dayanarak çalışmaktadır. Küresel İlkeler Sözleşmesi bir ‘Ağ'dır. Merkezinde “Global Compact” yani “Küresel İlkeler Sözleşmesi” ofisi ve altı BM teşkilatı bulunmaktadır: İnsan Hakları Komisyonu Ofisi, BM Çevre Programı, Uluslararası Çalışma Örgütü, BM Kalkınma Programı, BM Sanayi Kalkınma Örgütü, BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi.

Küresel İlkeler Sözleşmesi bilindiği gibi isteğe bağlıdır. Yaptırımı ve denetimi yoktur. Yeni düzenlemeler altında yaptırım ve denetim mekanizmaları üzerinde çalışılmaktadır. İsteyen her şirket başvurabilir. Bu da beraberinde bir dizi sorunu getirmektedir. Küresel İlkeler Sözleşmesini bütünüyle uygulayan ve prensiplere sahip çıkan bir kuruluşların, bu prensiplere sahip çıkmayan kuruluşlarla arasında bir farkın henüz oluşmamış olması sakıncalı bir durumdur. Global Compact sözleşmesini imzalamak yeterli değildir. Global Compact logosunu kullanan tüm kuruluşlar şartlara uymalı ve kendilerini geliştirebilmelidirler. Kuruluşlar tüm tedarikçilerinden de bu şartlara uymalarını en azından isteyebilmelidirler. Çok başarılı bir kuruluşun tedarikçilerinin yolsuzlukları ve yanlışları zamanla başarılı kuruluşu da etkileyeceği unutulmamalıdır (Kostak, 2012).



Küresel İlkeler Sözleşmesinin Maddeleri şunlardır:

İnsan Hakları

İlke 1: Etki alanları içinde evrensel insan haklarının korunmasına destek veya saygı gösterilmesi

İlke 2: Kendi kuruluşlarının insan hakları ihlaline karışmamış olmalarının sağlanması

Çalışma

İlke 3: Örgütlenme özgürlüğü ve toplu sözleşme haklarının etkin bir şekilde tanınması

İlke 4: Her türlü zorlayıcı ve baskı altında çalıştırmanın engellenmesi

İlke 5: Çocuk işçiliğinin etkin bir şekilde önüne geçilmesi

İlke 6: İşe alma ve çalışma süreçlerinde ayrımcılığın önlenmesi

Çevre

İlke 7: Çevre ile ilgili konularda, zarar oluşmadan önleyici yaklaşımın desteklenmesi

İlke 8: Daha etkin bir çevre sorumluluğunun yaygınlaştırılması için girişimde bulunulması

İlke 9: Çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için girişimde bulunulması



Ahlak

İlke 10: Tehdit ve rüşvet dahil tüm ahlakdışı davranışlara karşı çalışılması.



    1. Milenyum Beyannamesi

2000 yılının Eylül ayında BM’ye bağlı 189 ülke, ortak küresel sorumlulukları doğrultusunda yeni yüzyılın küresel sorunlarını tespit ederek, bunların çözmüne dönük Milenyum Kalkınma Hedefleri’ni (Millennium Development Goals, MDG) belirlemişler ve Milenyum Beyannamesinin altına imza koymuşlardır. Milenyum Beyannamesi, dört (4) eylem alanında belirlenen konular çerçevesinde küresel sosyal politikaların üretilmesini öngörmektedir:

  1. Barış, Güvenlik ve Silahsızlanma.

  2. Kalkınma ve Yoksullukla Mücadele.

  3. Ortak Doğal Çevrenin Korunması.

  4. İnsan Hakları, Demokrasi ve Hükümetlerin İyi Yönetimi.

İçerik ve sorunların giderilmesine yönelik zamanlama ile ilgili olarak belirlenen sekiz (8) ana hedef, her bir ülkeyi bağlamaktadır.

Hedef 1: Açlığı, yoksulluğu, günde bir doların altında gelirle yaşayanların sayısını 1990′daki düzeyin yarısına indirmek. 1990’da 1.25 milyar insan günde 1 doların altında gelire sahipti.

Hedef 2: Tüm çocukların temel eğitimden yararlanmasını sağlamak.

Hedef 3: Cinsiyet eşitliğini teşvik etmek, eğitimin tüm aşamalarında cinsiyet ayrımını ortadan kaldırmak.

Hedef 4: Çocuk ölümlerini 1990 istatistiklerine göre üçte iki azaltmak.

Hedef 5: Doğum sırasında yaşanan anne ölümlerini 1990′a göre dörtte üç aşağı çekmek.

Hedef 6: AIDS, sıtma ve diğer salgın hastalıklarla mücadele etmek.

Hedef 7: Ulusal politikaların “sürdürülebilir kalkınma ilkeleri”ne göre tasarlanması, çevre dostu enerji kaynaklarının arttırılması.

Hedef 8: Yoksul ülkelerin gelişmesi için uluslararası dayanışmayı güçlendirmek, Milenyum hedeflerinin hayat bulması için yoğun bir çaba harcamak.

Belirlenen sekiz (8) hedeften en önemlisi küresel yoksulluğu 2015 yılına kadar yarıya indirmektir. Milenyum Beyannamesinde geçen hedeflerin 2015 yılına kadar gerçekleştirilebilmesi için, uluslararası düzeyde kalkınma odaklı elli (50) alt hedef belirlenmiştir. Bunlardan en önemlilerini kısaca sıralayalım (Eğilmez, 2006):



  1. Aşırı yoksulluğu ve açlığı ortadan kaldırmak (ölçüt: günde 1 doların altındaki gelirle geçinenlerin sayısını azaltmak),

  2. Dünyada herkesin ilköğretime katılımını sağlamak (ölçüt: ilk ve ortaöğretime kaydolanların oranını yükseltmek),

  3. Kadın-erkek eşitliğini sağlamak ve kadını güçlendirmek (ölçüt: kadının tarım kesimi dışındaki alanlarda çalışma hayatına katılım oranını artırmak),

  4. Çocuk ölümü oranını düşürmek,

  5. Sağlık felaketleriyle savaşmak,

  6. Çevreyi korumanın sürdürülebilir kılınmasını sağlamak,

  7. Kalkınma için küresel işbirliğini geliştirmek.

Dünya Bankası ve IMF'nin milenyum hedefleri doğrultusunda sağlanan gelişmeyle ilgili olarak hazırladığı Global Monitoring Report 2006'da şu bilgiler yer almaktadır:

  1. Günde bir (1) doların altında bir gelirle geçinenlerin oranı:

  1. Arnavutluk: % 2'den az,

  2. Romanya: % 2'den az,

  3. Rusya: % 2'den az,

  4. Mısır: % 3.1,

  5. Türkiye: % 3.4,

  6. Arjantin: % 7,

  7. Çin: % 17,

  8. Hindistan: 34.4,

  9. Bangladeş: % 36,



    1. Ortaöğretime katılma oranı:

  1. Bangladeş: % 51,

  2. Hindistan: % 52,

  3. Çin: % 70,

  4. Arnavutluk: % 78,

  5. Romanya: % 85,

  6. Türkiye: % 85.

  7. Mısır: % 87,

  8. Rusya: % 93,

  9. Arjantin: % 99,



    1. İlk ve ortaöğretimde kayıtlı kız çocuk oranı (her 100 erkek çocuğa karşı):

  1. Türkiye: 85.

  2. Hindistan: 88,

  3. Mısır: 94,

  4. Arnavutluk: 97,

  5. Çin: 99,

  6. Romanya: 100,

  7. Rusya: 100,

  8. Arjantin: 103,

  9. Bangladeş: 106,



    1. Tarım sektörü dışındaki sektörlerde kadın istihdamı:

    2. Hindistan: % 17.5,

    3. Türkiye: 20.6.

    4. Mısır: % 21.6,

    5. Bangladeş: % 24.2,

    6. Çin: % 39.5,

    7. Arnavutluk: % 40.3,

    8. Romanya: % 45.3,

    9. Arjantin: % 47.6,

    10. Rusya: % 50.1,



  1. Çocuk ölümleri (5 yaşın altında olanlar, binde)

  1. Hindistan: 85,

  2. Bangladeş: 77,

  3. Mısır: 36,

  4. Türkiye: 32,

  5. Çin: 31,

  6. Rusya: 21,

  7. Romanya: 20,

  8. Arnavutluk: 19,

  9. Arjantin: 18,

Hedeflerin gerçekleştirilmesi halinde dünyada 500 milyon insan yoksulluktan kurtarılmış olacak, 250 milyon insan açlıktan uzaklaştırılmış olacak, 350 milyon insan temiz suya kavuşabilecek ve 650 milyon insan temel sağlık hizmetlerinden yararlanabilecektir. Milenyum Beyannamesinin altına imza atan ülkeler, BM’nin organizasyonu altında 2005 yılında New-York’ta yapılan konferansa katılmışlar ve çalışmalarıyla ilgili ara raporlarını takdim etmişlerdir. Ara raporlardan da anlaşıldığı üzere birçok ülke, 2015 yılına kadar hedeflerini gerçekleştiremeyecektir (www.bpb.de; Erişim: 15.12.11).

20-25 Eylül 2010 tarihleri arasında New York’ta yapılan 2. BM Milenyum Zirvesi’nde, dünya liderleri, 2000 yılında 8 maddede toplanan “Milenyum Hedefleri”ne ne kadar yaklaşıldığını yeniden ele aldılar. Elde edilen yeni veriler, yoksulluğun yarı yarıya düşürülmesi, çocuk ölümlerinin üçte iki oranında azaltılması ve temel eğitimin tüm ülkelerde uygulaması gibi ana hedeflerin 2015 yılına kadar gerçekleşirilmesinin zor olduğunu göstermektedir. Hedefler bağlamında çalışmaların hangi aşamaya geldiğini tek tek inceleyelim (www.yenihayat.de/dunya/milenyum-hedefleri-neden-tutturulamadi; Erişim: 06.10.2010).



Hedef 1 ile ilgili durum: 1990’da 1.25 milyar insan açlık sınırı altında sefil bir hayat yaşamaktaydı. Dünya Bankası ve Dünya Gıda Örgütü’ne göre, halen 1 milyarın üzerinde insan aşırı derecede yoksul. Yoksulluğun yüksek olduğu ülkelerin üçte birinde düşüş yerine artış bile görülmektedir. Buna göre mutlak yoksulluğu (açlığı) yarı yarıya düşürme hedefinin 10 yıl içinde gerçekleştirme oranının düşük seyrettiği görülmektedir. Gelecekle ilgili yapılan tahminlere göre, 2015 yılında 1,7 milyar insanın günde 2 Dolar’dan daha az bir para ile yaşamaya devam edeceği öngörülmektedir. BM-Kalkınma Programı (UNDP) tarafından açıklanan 427 sayfalık rapor da, dünya genelinde 41 milyon çocuğun yoksulluk içinde yaşadığı ifade edilmektedir.

Hedef 2 ile ilgili durum: Tüm çocukların temel eğitimden yararlanmasını öngören 2. hedefle ilgili olarak UNICEF, 2007 yılına ait bazı veriler tespit etmiştir. Buna göre 93 milyon çocuk ilkokula gidememektedir. “Herkese ilkokul” hedefinin de 2015’e kadar tutturulması beklenmemektedir. 2015 yılında 19 milyonu Afrika kıtasında olmak üzere takribî olarak 47 milyon çocuğun okula gidemeyeceği tahmin edilmektedir.

Hedef 3 ile ilgili durum: Cinsiyet odaklı ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik ciddi bir ilerlemenin olduğuna dair küresel çapta bilimsel veriler bulunmamaktadır.

Hedef 4 ile ilgili durum: Çocuk ölüm oranlarını düşürmeye dönük koruyucu sağlık hizmetleri de arzu edilen tempoda yürütülememektedir. UNICEF tarafından yapılan bir araştırmaya göre dünya çapında yılda 5 yaşından küçük 9,2 milyon çocuk halen hayatını kaybetmektedir (2009).

Hedef 5 ile ilgili durum: Doğum sırasında yaşanan anne ölümlerini azaltmaya yönelik çabalar da hedeflerin altında kalmıştır. Verilere göre, yılda ortalama olarak 500 bin kadın doğum sırasında hayatını kaybetmektedir.

Hedef 6 ile ilgili durum: Değişik hastalıklarla mücadelede bazı ciddi ilerlemelerin olduğu söylenebilir. Ancak gelinen aşamada 33 milyon Aids hastasının sadece üçte biri tedavi altına alınabilmektedir. WHO tarafından verilen bilgiye göre, 2001-2008 HIV virüsü taşıyanların oranı yüzde 16 azaldı.

Hedef 7 ile ilgili durum: Çevre dostu enerji kaynaklarının arttırılmasına yönelik küresel bir uzlaşma sağlanamadı. Bu konuda BM tarafından Kopenhag’da düzenlenen İklim Konferansı’nda bir uzlaşma sağlanamadı ve küresel ısınmanın yol açtığı zararların giderilmesine yönelik çevre politikaları oluşturulmadı.

Hedef 8 ile ilgili durum: Gelişmiş ülkeler, yoksul ülkelerin kalkınması için bütçe kaynaklarından öngörülen oranının altında kalmaktadır. Ekonomisi güçlü olan büyük devletlerin çoğu gereken yüzde 0,7’lik bütçeyi ayıramamıştır.

ÖZET

Bu bölümde Birleşmiş Milletler’in Genel Yapısı çerçevesinde Tarihi Gelişimi, Amaçları ve İlkeleri, Faaliyet Alanları ve Bütçesi hakkında bilgi sahibi olduk. Daha sonra BM’nin Yapısı ve Organları çerçevesinde Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Vesayet Konseyi, Uluslararası Adalet Divanı ve Genel Sekreterlik (Sekreterya)’yı işledik. En son olarak da Birleşmiş Milletler’in Temel Belgeleri olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Milenyum Beyannamesi’ni genel hatları ile ele aldık.

DEĞERLENDİRME SORULARI

        1. Birlemiş Milletler nasıl kurulmuştur? Anlatınız.

        2. BM’nin amaçları nelerdir?

        3. BM’nin faaliyet alanlarından örnekler veriniz.

        4. BM’nin organları hakkında kısaca bilgi veriniz.

        5. BM’nin bütçesi hakkında bilgi veriniz.

        6. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi hakkında bilgi veriniz.

        7. BM İkiz Sözleşmeleri hakkında bilgi veriniz.

        8. Küresel İlkeler Sözleşmesi hangi ilkeler üzerine inşa edilmiştir. Sayınız.

        9. Milenyum hedeflerine ulaşılmış mıdır? Değerlendiriniz.

BÖLÜMDE KULLANILAN KAYNAKLAR

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ ENFORMASYON MERKEZİ (2012), 60 Adımda Birleşmiş Milletler, Ankara (Erişim Tarihi: 29.02.2012).

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ ENFORMASYON MERKEZİ (2008), Birleşmiş Milletler Hakkında Her Şey, Ankara.

CUMHURİYET (2011), BM Bütçesinde Kesinti, 25 Aralık 2011.

EĞİLMEZ, M. (2006), Milenyum Hedefleri ve Türkiye; Radikal Gazetesi; 17.09.2006.

GÜLMEZ, Mesut (2008), Uluslararası Sosyal Politika, Güncelleştirilmiş ve Genişletilmiş 2. Baskı, Hatiboğlu Yayınları: 144, Ankara.

KILIÇ, Cem (2013), Türkiye ILO’ya Daha Fazla Finansal Destek Verecek, 14.05.2013, http://www.cnbce.com/yorum-ve-analiz/prof-dr-cem-kilic/turkiye-ilo-ya-daha-fazla-finansal-destek-verecek

KOÇ, Yıldırım (2000), Türkiye-ILO İlişkileri, TÜRK-İŞ Eğitim Yayınları No. 44, Ankara.

KOSTAK, Fevzi (2012), Küresel İlkeler Sözleşmesi, http://www.etikadanismanlik.com/fky14.htm (Erişim tarihi: 30.03.2012)

ŞİŞMAN, Yener (2004), “Birleşmiş Milletler’in Tarihsel Gelişimi ve Kurumsal Yapısı”, Uluslararası Çalışma Normları içinde, Editör: Yener Şişman, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayını No: 1566, Açıköğretim Fakültesi Yayını No: 823, Eskişehir, s. 85-102.



ŞİŞMAN, Yener (2004), “Birleşmiş Milletler’in Çalışma Yaşamı ile İlgili Temel Belgeleri ve Denetim Mekanizmaları”, Uluslararası Çalışma Normları içinde, Editör: Yener Şişman, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayını No: 1566, Açıköğretim Fakültesi Yayını No: 823, Eskişehir, s. 85-102.

http://www.trtturk.com.tr/haber/bmnin-2014-2015-butcesi-kabul-edildi.html Erişim: 20.02.2014

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə