Erhan afyoncu


OSMANLI TARİHÇİLİĞİNİN YÜKSELİŞİ



Yüklə 2,66 Mb.
səhifə3/27
tarix27.12.2018
ölçüsü2,66 Mb.
#86731
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   27

OSMANLI TARİHÇİLİĞİNİN YÜKSELİŞİ


Osmanlı tarihine ait teferruatlı bilgi veren ilk eserler XV. yüzyılın ikinci yarısında II. Bâyezid döneminde yazılmıştır. Osmanlı tarihinin ilk dönemleri için en önemli bilgileri ihtiva eden eser Aşık­paşa­zâde Tarihi’dir. Aşıkpaşazâde, Ahmedî, Şükrullah, Enverî gibi tarihçiler Osmanlı tarihini, kâinat tarihinin bir parçası olarak ele alırlarken Aşıkpaşazâde, eserinin tamamını Osmanlılara ayırmıştır. 1400’li yıllarda doğan ve 1484’ten sonraki bir tarihte ölen Aşıkpaşazâde’nin eseri, kayıp olan Yahşi Fakih Menakıbnâmesi’ni geniş biçimde kullanıldığı için önemlidir. Yazarın ölümünden sonra muhtemelen zeyiller yapıldığı için eserin yazma nüshalarının sonlarının bitiş tarihleri farklı farklıdır14.

Fatih’in tarihçisi diye bilinen Tursun Bey ise gördüğü hadiseleri ağır ve süslü bir dille Tarih-i Ebü’l-Feth adıyla kaleme almıştır. Girişi bir siyasetnâme gibi olan eser 1444’te Fatih’in ilk cülusundan başlayıp, Hadım Ali Paşa’nın 1488’de Memlükler üzerine yaptığı ve mağlup olduğu seferle sona ermektedir15.

II. Bâyezid döneminde kaleme alınmasına rağmen, müellifinin Fatih dönemindeki hadiselerin içerisinde bulunmasından dolayı bu dönemin en önemli kaynağıdır. Ancak Tursun Bey’in bu eseri hadiseleri sistematik olarak anlatan bir tarihten ziyade Fatih ve II. Bâyezid’a methiye özelliği ağır basan bir kitaptır. İran tarih yazıcılığında sıkça görülen bu türün Osmanlı sahasında yazılmış ilk örneğidir. Eserin methiye yönü o kadar ağır basmaktadır ki, başarısız olunan 1456 Belgrad ve 1480 Rodos kuşatmaları bile zafer gibi gösterilmektedir. Enverî’nin eserinde olduğu gibi burada da Veziriazam Mahmud Paşa ön plana çıkarılmaktadır. Müellif, Bâyezid-Cem mücadelesinde Cem Sultan’ın yanında yer almış, daha sonra esir düşmüş ancak bağışlanmıştır. Bu hadisenin tesiri ile eserinde II. Bâyezid’a ağırlık vermiştir. Eserinde II. Bâyezid’ın eksikliklerine türlü bahaneler bulmaktadır. II. Bâyezid bir sefere çıktığı zaman ise aşırı abartmaktadır. Örneğin Kili ve Akkerman seferinden bahsederken bu kalelerin üzerine onca azametine rağmen Fatih’in bile gelemediğini söylemektedir. Eserde üslup ve methiye ön plana çıktığı için hadiseler hakkında az bilgi verilmiştir. Müellifin edebi üsluptan uzaklaştığı zamanlar verdiği bilgiler çoğalmıştır16.

1520’li yıllarda vefat eden Mehmed Neşri’nin Kitâb-ı Cihânnümâ isimli eseri genel bir dünya tarihidir. Ancak bu eserin sadece Osmanlı tarihi ile ilgili kısmı elimize ulaşmıştır. Neşrî’nin tarihi, yazara mahsus orijinal bilgileri ihtiva etmemektedir. Çeşitli eserlerden yapılmış bir derlemedir. Esas kaynağı Aşıkpaşazâde Tarihi’dir. Ayrıca bir tarihi takvimi, kayıp bir gazanâmeyi ve Anonim bir Tevârih-i Âl-i Osmân’ı (Oxford-Bodleian nüshası) kullanır. Halil İnalcık’ın tespitlerine göre, Neşri Tarihi’ndeki Niş’in fethinden Yıldırım Bayezid’in sultanlığa seçilmesine kadar gelen hadiseleri ihtiva eden Gazanâme Ahmedî’nindir. Gazanâme’de yer alan Kosova Savaşı hakkındaki bilgi, Aşıkpaşazâde’de ya da Anonim Tevârih-i Âl-i Osmanlar’da bulunmamaktadır17. Neşri’de, ayrıca başka eserlerde bulunmayan bazı bilgilere de rastlanılır18.

Neşri’nin eseri, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan II. Bâyezid’a kadarki olayları ihtiva eder19. Müellif, kaynakların birbirine uymayan kronolojilerini usta bir tarihçi titizliği ile birleştirmiştir. Bu yüzden oldukça dikkat çeken Neşri Tarihi kendisinden sonraki tarihçiler arasında popüler olmuş ve yeni yazılan tarihlere tesir etmiştir. Yeni bir neşrinin yapılması gerekmektedir20.

Oruç bin Adil tarafından yazılan ve Oruç Bey Tarihi olarak bilinen eser 908 (1503) yılına kadar gelen bir Osmanlı tarihidir21. Birkaç defa neşredilmiş ise de nüshalar arasındaki problemler çözülmediği ve mesele tam olarak kavranamadığı için Oruç Tarihi’nin ne olduğu ortaya konulamamıştır22. Bu konuda geniş bir inceleme yapan Menage’nin vardığı sonuç Oruç’un iki eser yazdığı yönündedir. Birincisi 900 (1494-1495)’de veya bundan çok kısa bir süre sonra yazılmıştır. Bunda Anonim bir metinden faydalanılmıştır. Oxford ve Cambridge nüshaları ilk yazdığı tarihi ihtiva etmektedir. İkincisi ise Aşıkpaşazâde Tarihi’nin tadil ve tahrifi ile Oruç’un ona yaptığı zeyilden müteşekkildir. 906 (1500-1501)’da yazımına başlanılan bu eser ise 908 (1502-1503)’de bitirilmiştir. Bu metin kısmen ve hatalı olarak Manisa nüshasında, tam olarak da Paris’teki iki nüshada yer almıştır23.

Kemal isimli bir müellifin yazdığı Selâtîn-nâme Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan 1490 yılına kadar gelen hadiseleri manzum olarak anlatır. Selâtîn-nâme yazarı Kemal, aynı dönemde yaşamış Sarıca Kemal (Kemal-i Zerd) ile karıştırılmıştır24.

Bihiştî Ahmed Sinan Çelebi’nin Tarih-i Bihiştî isimli eseri Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan II. Bâyezid dönemine kadar gelen ve ağır bir üslupla yazılmış bir tarihtir. Ancak eserin başı ve sonu eksiktir. Mevcut nüsha Yıldırım Bâyezid ile başlayıp, Fatih’in ölümünden sonra Veziriazam Karamanî Mehmed Paşa’nın katledilmesi hadisesi ile bitmektedir. Mevcut olmayan ilk kısmın çok kısa bir özeti ele geçmiştir. Eserin bir parçasını oluşturan Muharebe-i Bâyezid ve Şehzâde Cem kısmını ayrı bir kitap gibi mütalaa edenler vardır. Bu bölümde taht mücadelesinin yanı sıra II. Bâyezid devrinin diğer hadiseleri 908 (1502)’e kadar anlatılmaktadır. Menage eserin Heşt Bihişt’in kullanılarak yazıldığını belirtirken, Neşri Tarihi’nin edebi bir üslupla yeniden kaleme alınması olarak değerlendirenler de vardır. Ancak bu eserden başka tarihlerde olmayan bazı orijinal bilgilere de ulaşılmaktadır25.

Edirneli Ruhi’nin eseri ise 1511 yılına kadar gelen bir Osmanlı tarihidir. Bilhassa II. Bâyezid dönemi ile ilgili kısımlarında orijinal bilgiler bulunmaktadır. 1509 depremi ile ilgili oldukça geniş malumata rastlanır26. Menage, araştırmalarının sonunda daha önce 4 nüshası var zannedilen Ruhi Tarihi’nin Oxford ve Edirne Selimiye Badi nüshalarının Anonim Tevârih-i Âl-i Osmân olduğu kanaatine varmıştır. Menage’a göre sadece Berlin ve Cezayir nüshaları Ruhi Tarihi’dir27. Neşri’nin kaynaklarından olan Oxford-Bodleain Anonim’i Ruhi Tarihi diye yayınlanmışsa da Ruhi Tarihi değildir28.

Kim olduğu tam olarak tespit edilememiş olan Kıvamî’nin, Fetihnâme-i Sultan Mehmed isimli nazım-nesir karışık yazılmış kitabının 25 bölümü Fatih dönemine, üç bölümü de II. Bâyezid’ın ilk yıllarına aittir. II. Bâyezid döneminde kaleme alınan eserde Fatih döneminin hemen hemen bütün hadiselerinden bahsedilir. Daha sonra II. Bâyezid’ın cülusu, Karaman’da meydana gelen hadiseler ve Kili’nin fethi anlatılır29.

Mehmed bin Hacı Halil el-Konevî, Tarih-i Âl-i Osman isimli Farsça olarak yazılmış eserinde Türkiye Selçuklularından bahsettikten sonra 889 (1484)’a kadar Osmanlı tarihini anlatır30. Bir diğer Farsça tarih Me’âlî mahlaslı Seyyid Mir Ali bin Muzaffer’in Hünkârnâme’sidir. Bu eserde Fatih dönemi ele alınmıştır. Manzum olarak Firdevsi’nin Şehnâmesi’nden ilham alınarak yazılan bu eserde üslup ön plana çıkmıştır. İstanbul’un fethi kısaca anlatılıp, Balkanlar’daki seferlerden bahsedildikten sonra geniş olarak Uzun Hasan ile olan mücadele ele alınmaktadır. Daha sonra Boğdan taraflarındaki hadiseler ile İsfendiyar Beyliği’nin ele geçirilmesine geçilmiştir. Şehzâde Mustafa’nın ölümü, ardından da bu hadisede sorumlu bulunan Mahmud Paşa’nın öldürülmesinden bahsedilir. Şehzâde Mustafa’nın ölümü sebebiyle başsağlığı dilemek üzere gelen Mısır elçisi anlatılarak eser sona erer. Eserde Timurlular, Akkoyunlular ve Karakoyunlular hakkında da uzun uzun bilgi verilmektedir31.

II. Bâyezid dönemini konu alan daha sonra yazılmış tarihler de vardır. Kanunî zamanında Matrakçı Nasuh’un yazdığı bir eserde bu dönem anlatılır32.



Yüklə 2,66 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   27




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin