Mehmet Öz michael F. Roizen siz kullanım Kılavuzunuz



Yüklə 1,52 Mb.
səhifə6/29
tarix27.12.2018
ölçüsü1,52 Mb.
#87621
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   29

Düşünün: Beyniniz ve Sinir Sisteminiz * 67

Mit mL Gerpek mi? Beyninizin sadece bir kısmını kullanıyorsunuz

Aslında, beyninizin tamamını kullanıyorsunuz; sadece farklı zamanlarda farklı parçalarını ve bölümlerini harekete geçiriyorsunuz. Beynimizin tamamına ihtiyacımız olmasaydı, evrimimiz çok daha küçük boyutlarda kalırdı. Ama nörolojik galaksinizde dolaşan 100 milyar nöron varken, emin olun hepsini kullanıyorsunuz.

(bu arada ne kadar sık ve kaç kez ihtiyaç molası verdikleri belirtilmemiş). Açıklaması mı? Fiziksel faaliyetler, damar fonksiyonlarını geliştirir ve daha iyi damar fonksiyonu daha yüksek beyin fonksiyonu anlamına gelir.

Sadece bir buçuk kilo çekmesine rağmen, beyniniz vücudunuzdaki en karmaşık ve en a?, anlaşılmış organdır. Ancak son birkaç on yıldır kafatastmızın içindeki bu inanılmaz gizemi çözmeye başlayabildik. Beynimizin yapabildiği harika şeylerin elbette ki farkındayız; bilimde, teknolojide, sanatta, müzikte... kısacası, her şeyde. Önemli gücünü açıkça görebildiğimizden, nörolojik sorunları olan insanlarla

karşılaşmak bizi belki de bu yüzden çok üzüyor. Beynimiz böylesine yüksek bir potansiyele sahipken, Ronald Reagan'ı Alzheimer ya da Muhammed Ali'yi Parkinson hastalığının pençesinde görüyoruz. Dünyaca ünlü müzisyen Quincy Jones, böylesine bir felaketin nasıl bir şey olduğunu çok iyi biliyor. 1974 yılında Jones, beyninde inanılmaz bir acı hissetti; sanki kafasından kurşunlanmış gibiydi. Jones kendinden geçmişti ve neler olduğunun farkında bile değildi. Sonradan, anevrizma rüptürü rahatsızlığı olduğu ortaya çıktı; yani beynindeki önemli damarlardan biri patlamıştı. Krizden kurtulduğunda, becerilerini geri kazanmak için kendi beyni üzerinde çalışması gerektiğini öğrendi. Bunun üzerine, damar sorunlarını çözmek ve içinde bulunduğu depresyondan kurtulmak için yoga ve meditasyon yapmaya başladı. Bütün bunları yaşarken, zihnin vücudun üzerinde çok büyük bir etkiye sahip olduğunu da kanıtladı (bu konudan daha sonra detaylıca söz edeceğiz). Bu çok önemli bir noktadır. Beyninizin anatomisini anlamaya çalışmak yeni bir dili öğrenmek kadar karmaşık görünse de, aslında beyninizin yaştan etkilenmesini engelleyecek güce de sahipsiniz. Neyse ki eğer bu kitabı okuyorsanız, entelektüel güç kaynağınıza fazladan birkaç sigorta kutusunu eklemeye niyetlisiniz demektir.

Mit mi, Gerpek mi? Beyniniz: Anatomi Beyin ne kadar büyük

olursa o kâdâr ivi

Birçok kişi, beyni bilgisayara benzetir. Beyin de U|MI «^ u i*«tiw iyi

tıpkı bilgisayar gibi çok çeşitli verileri işlemden dÜSÜflÜf

Bazı kadınlar, erkeklerin pentsleriyle düşündüğünü söylemektedirler. Bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz ama beyin ve penisin en

geçirir; ve daha eski modellerde, sık sık donar. Elbette ki beyinle bilgisayar arasında çok çeşitli farklılıklar var ama belki de en önemli fark, beyninizin bir garanti belgesiyle gelmemesidir; özellikle de ömür boyu süren bir garantiyle. Donanım ve yazıhmlarımzın mümkün olduğun- QZmdan bir ¦**" ^ beflz*tffIİ biliy°rüz'" ca sorunsuz bir şekilde çalışmasını sürdürmek böyüklü9ün bir öfiemi Voktur- Beyninizin bö' tamamen size bağlıdır. Mönünüzdeki yardım yüklüğü, sadece genetik bir konudur ve zekom-tablosu biziz ama sisteminizi nelerin çökertece- zı (fo9rudan göstermez. Aslında, Einstein'ın ğini öğrenmek sizin sorumluluğunuz; ve bunu beYni sotlece 1-23 kg idi; yani ortalama bir be-engellemek için neler yapmanız gerektiğini de. yinden yüzde 10 daha küçüktü. Yaşla ilgili en sık rastlanan bazı nörolojik sorunlara bir bakış atmadan önce, tellerin ve kabloların nasıl çalıştığını anlamak için zihninizin içine bir bakalım.

Beyninizin yüzde 80'i aslında sudur ama geri kalanı fiziksel ve biyokimyasal parçalardan oluşur. Büyüklük açısından hiç de sıra dışı bir organ olmasa da, gücü kesinlikle sıra dışıdır. Ortalama yetmiş kiloluk bir insanın vücut ağırlığının sadece yüzde 2'sini oluşturmasına rağmen, beyniniz vücudunuzda dolaşan oksijen ve şekerin yüzde 25'ini kullanır. Genel olarak, beynin anatomik yapısı iki tür fonksiyona ayrılır; yönetici (entelektüel fonksiyonlar) ve hareketlilik (hareket ve saf duyguya dayalı). Şimdi, vücudunuzun güç kaynağının çeşitli bölümlerine kısaca bir göz atalım; beynin tam görüntüsünü Şekil 3.1'de görebilirsiniz.

KAFATASI Beyin katı bir yumurta kıvamında olduğundan, doğum sırasında bile bir kafatası tarafından korunması gerekir (doğum sırasında kafatası, doğum kanalından geçişi kolaylaştırması için iç içe geçmiş gibi görünen esnek plaka-

68 * Sen: Vücudunu Kullanma Kılavuzu


Düşünün: Beyniniz ve Sinir Sisteminiz * 69
ŞekH 3.1 KâfâniZdâ Bîr ŞCy VSf Beyin korteksi ona loblara bölünmüştür: Frontol (karar verme), paryetal (acıyı algılama ve konuşmayı anlama), temporal (hafıza), oksipital İob (görüş), beyincik (denge) ve talamus (hepsini birleştiren bağlantı istasyonu). Eğer beyni açıp yayabilseydik, boyutunun büyük bir pizza ve kalınlığının da portakal kabuğu kadar olduğunu görürdük.

Anahtarlara

en son koyduğum yer

70 * Sen: Vücudunu Kullanma Kılavuzu

kırdan oluşur; doğumdan sonra bu plakalar birleşir ve zaman içinde taşlaşır.

BEYİN KÖKÜ (ALT BEYİNCİK) Omuriliğinize bağlı olan bu parça, nefes almak, sindirim ve kalp atışları gibi istem dışı hareketlerin devamını sağlar.

BEYİNCİK Kas koordinasyonu, refleksler ve dengeden sorumludur.

BEYİN Beyin fonksiyonlarının büyük bölümü beyin korteksinde ya da diğer bir deyişle beynin dış katmanında gerçekleşir. İnsan düşüncesinin toplandığı, bütün harika işlerin yaratıldığı yer burasıdır.

SOL YARIMKÜRE Beynin sol tarafı, somut kavranılan kontrol eder: Konuşmak,

yazmak, dil ve hesap yeteneği gibi.

SAĞ YARIMKÜRE Sağ taraf, yaratıcılığın bulunduğu yerdir: Uzamsal beceriler,

müzik ve sezgi gibi.

FRONTAL (ÖN) LOBLAR Planlama, kişilik, davranış ve duygular gibi şeyleri kontrol eder. Bu, doğruyu ve yanlışı ayırmamızı, soyut düşünebilmemizi sağlayan

yerdir.


PARYETAL LOBLAR En fazla dokunma duyusuyla ilgisi vardır ve kaslarımızı hareket ettirmemizi sağlayan bölümdür. Oksipital lobla birleştiği yer, konuşma ve konuşulanı anlama becerilerinin bulunduğu yerdir.

OKSİPfTAL LOB LAR Görüşü kontrol eder.

TEMPORAL LOBLAR Beyninizin her iki tarafında kulak seviyesinde bulunan bu

loblar. ses üretirler ve kısa süreli hafızadan sorumludurlar.

NÖRONLAR Beyninizde, yan yana dizildikleri takdirde toplam uzunluğu 45 bin kilometreyi bulacak olan 100 milyar nöron vardır. Bu sinir hücrelerinin her biri, vücudunuzun uygun şekilde hareket edebilmesi için diğer bir nörona akta-

Püşünün: Beyniniz ve Sinir Sisteminiz * 71

Sekil 3.2 rflZİl MeSâJ Nöronlar, kimyasal mesajlar kullanarak birbirleriyle iletişim kurarlar. Bir depresyon modelinde, mesaj gönderen bir hücreden serotonin aktarılır (presinaptik) ve diğer bir hücre kimyasalı "yakalayarak" bilgiyi yayar (postsİnaptik). Eğer bir şey serotonini yolundan alıkoyur ya da saptırırsa, kendinizi daha depresif hissedersiniz. Eğer herhangi bir şey aktarılan ve alınan serotonini çoğaltırsa, postsİnaptik hücreler heyecanlanır ve kendinizi daha az depresif hissedersiniz. Birçok ilaç bu şekilde çalışır.

nlması gereken bilgi parçacıkları içerir. Nöronlar bilgi içerirler ama diğer bir nöronla bağlantı kuramadıkları sürece işe yaramazlar. İşte nöron uçlarının devreye girdiği yer burasıdır. Bunlara "dendrit" denir ve tıpkı beysbol top tutucuları gibidirler. Şekil 3.2'de görüldüğü gibi, diğer nöronlardan kendilerine gönderilen atışı yakalarlar. Daha da önemlisi, sahadaki tüm oyuncuların iletişimini sağlarlar. Kısacası, dendrit sinyalin diğer nöronlara nasıl gönderileceğini, nasıl alınacağını ve nasıl aktarılacağını kontrol eder.

NÖROÎRANSMİTTERIER Beyninizde kimyasal haberciler vardır: tıpkı ileri geri atılan beysbol topları gibi. Bir nöronu harekete geçirdiğinizde, nörotransmit-terler nöronlar arasında bilgi göndermek ya da almak için işaret verirler. Nörolojik bir rahatsızlığınız olduğunda, sorun genellikle bir nörotransmitterdeki kusurdan kaynaklanır, eğer bir bilgi parçasını başka bir nörona aktara mazsa, belli bir işi nasıl yapacağınızı da bilemezsiniz. Ayrıca, belli nörotransmitterle-rin fonksiyonlarında ki doğal bir gerilemenin, sizi delilik ve depresyon gibi durumlara karşı daha savunmasız bıraktığı bilinmektedir.

TALANIUS Talamusu - Şekil 3-3'de görebilirsiniz - daha küçük yerler için bir merkez görevi gören, bir büyük şehir tren istasyonuna benzetebilirsiniz. Bunun nedeni, beynin birçok farklı parçasının onun içinden geçmesidir; talamus. duyusal bilgiyi omurilikten alır ve sonra siz daha başlamadan, hareketin ince ayarını yapar. Hareketlerin pürüzsüz olması onun sorumluluğudur (talamusta-ki sorunlar, titremelere ya da sorunlu hareketlere yol açar).

LlMBİK SİSTEM Limbik sistem bir yapı değildir, daha ziyade hipokampus ya da amigdal gibi çeşitli yapıları beynin derinliklerinde birleştiren yollar topluluğudur. Bu neden önemlidir? Hipokampus. kısa süreli hafızanın işlemden geçirilmesinden ve saklanmasından sorumludur; öte yandan amigdal ise duygulardan, ruh hallerinden, depresyon ve endişelerle ilgili diğer fonksiyonlardan sorumludur.

72 * Sen: Vücudunu Kullanma Kılavuzu

Düşünün: Beyniniz ve Sinir Sisteminiz * 73

M m


¦I' ¦fell

Şekil 3.3 PİlflİnlZ OlSUn Duyu organlarımızdan içeri giren veriyi işlemden geçirmek için kof tekse göndeririz. Gözler, sinyali oksipitol loba ve kulaklar da ses ve denge bilgilerini paryetal loba gönderir. Ama koku bunlardan farklıdır. Bir koku, burnun ön tarafındaki kribriform tabakadan geçer ve koku sinirini harekete geçirir. Bu sinir, korteksi arlar ve bilgiyi süzgeçten geçirerek beynimizin en antik parçasına (amigdal} gönderir; burada duygu neredeyse tamamen bilinçoltından oluşur.

""¦ Olfskfif Ampul
74 * Sen: Vücudunu Kullanma Kılavuzu

Beynin daha birçok farklı parçası ve belli fonksiyonları vardır; eğer anatominin tamamını incelemeye kalkışırsak, kitabın sonunu buluruz. Bunu yapamayacağımız için sadece en önemlilere yer veriyoruz. Devam etmeden önce, neyi neden düşündüğümüzü anlamak için beyinlerimizi nasıl geliştirmemiz gerektiğine değineceğiz. Bebekliğimizde, bütün bu beyinsel malzemelerimiz küçük bir yerde odaklanır. Tıpkı ağaç dallan gibi birbirleriyle iç içe geçerler. Bu karmaşık anatomi, karar vermek gibi bazı şeyleri yapmayı zorlaştırır, çünkü iç içe geçen yapılar, beynimizin sadece tek bir şeye odaklanmasını neredeyse imkansızlaştırır. Yaşımız büyüdükçe - üç, dört, beş yaşlarındayken -beynimiz hangi dalların geliştirileceğine ve hangilerinin geri kalacağına karar verir. Dolayısıyla küçükken beynimizin hangi bölümlerini daha çok kullanırsak, o türde nöronfan daha çok üretiriz ve kullanmadığımız nöronlar için de tam tersi geçerlidir. Küçük yaşlarda beynimizi eğitme tarzımızın, hangi nöron türlerinin gelişeceği ve hangilerinin gelişmeyeceği üzerinde güçlü bir etkisi vardır. (Günümüzdeki en fazla benimsenen teoriye göre, otistik çocuklarda bu kullanılmayan bağlantılar körelmez, dolayısıyla otistik çocuğun bir şeye odaklanması çok zorlaşır, çünkü etrafında olup biten çok fazla şey vardır.) Bu, dikkat dağınıklığı sorunundan farklıdır (ADD); çünkü dikkat dağınıklığı sorunu, konsantrasyon becerisiyle ilgilidir. Aslında çoğumuz çocukluğumuzda bu sorunu yaşarız (yıllar önce nadiren teşhis konurdu) ve bir konuya odaklanmakta yaşadığımız zorluğu yetişkinlik çağımızda da sürdürebiliriz.

Nörolojik gelişimin açıklaması, beyinlerimizin neden farklı yaşlarda farklı şekillerde hareket ettiğini açıklamaya yetmeyebilir. Çocukken müzik dinleme-mişsek, kayak yapmayı veya Fransızca konuşmayı öğrenmemişsek, yetişkinlikte bunları yapmamız daha zordur, çünkü o nöron bağlantıları gelişmediği için, gerekli bilgileri yeterince işlemden geçiremezler.

Ama belki de yapılması gereken en önemli ayrım şudur: Geleneksel olarak, beyinsel bozukluklar iki türe ayrılır. Birincisinde, beyinsel bozukluğun görünür bir fiziksel, nörolojik ve tıbbi açıklaması vardır; felç, hafıza kaybı ve Parkinson hastalığı gibi. İkincisinde, beyinsel bozukluğun hiçbir nörolojik açıklaması yoktur; depresyon, endişe ve kişilik bozuklukları gibi. Yıllar boyunca, bu

Düşünün: Beyniniz ve Sinir Sisteminiz * 75

sorunlar son derece bulanık konulardı, çünkü teşhisler kesin olarak konamı-yordu. Ama tıbbi kanıtlar arttıkça, belli hastalıklara yol açan nörolojik bozuklukların neler olduğu da daha rahat anlaşılacaktır. Bölümün geri kalanında, beyin sorunlarıyla ilgili bu iki alan arasındaki ayrımlarla ilgileneceğiz ama kitap boyunca yaptığımız gibi. öncelikle önlenebilir hastalıklara ve yaşlanmayla bağlantılı durumlara odaklanacağız.

Yaşlanan Beyniniz: Neler Ters Gidebilir

Bisikletinizle bir çivinin üzerinden geçtiğinizde, sonucu (patlak bir lastik) ve çözümü (deliği yama ve lastiği bir daha şişir) son derece basit ve nettir. Ama teknik uzman olmadığınız sürece, bilgisayarınızdaki bir bozukluk genellikle sinir bozucudur, çünkü bilgisayarınızı neyin kilitlediğini ya da sabit diskinizi neyin sildiğini bilemezsiniz. Soaınun kaynağını bilmezseniz, çözümü de bilemezsiniz. Beyin son derece gizemli ve karmaşık bir yapı olduğundan, ortalama bir insan beyinle bağlantılı bir sorunun sadece nörolojik bir hıçkırık mı, yoksa ciddi bir hastalığın işareti mi olduğunu bilemez.

Çok çeşitli beyin rahatsızlıkları olmakla birlikte, burada hepsini incelemeyeceğiz. Örneğin, kaskatı kesilmiş kaslarla, titremelerle ve yürüme zorluklarıyla kendini ifade eden Parkinson hastalığı, elli beş yaşının üzerindeki insanlarda en sık görülen beyin rahatsızlığıdır. Ama bu sorunu önlemek için, travma-tik yaralanmalardan uzak durmak dışında herhangi bir yöntem şimdilik öne sürülememiştir. (Bölümün ilerleyen sayfalarında bu sorunla ilgili oldukça umut vaat eden bir alternatif terapiyi, Koenzim Q10 terapisini inceleyeceğiz.) Ayrıca, herhangi bir yaşta insanı etkileyebilecek beyin travmalarından da söz etmeyeceğiz; ama akıllı ve genç yaşamak için bisiklete veya motosiklete binerken ya da kayak yaparken mutlaka kask kullanmanız gerektiğini hatırlatmaktan geri kalmayacağız. Bu son derece mantıklı bir şey değil mi? Eğer bisiklete ya da motosiklete binerken kask takmayacak kadar taş kafalıysanız, bu bilgisayarınızı duvara fırlatmak ve içindeki her şeyin hasar görmemesi için dua etmek gibi bir şeydir; tabii bu arada beyninizin çok daha değerli olduğunu ve

76 * Sen: Vücudunu Kullanma Kılavuzu

yedek parçası bulunmadığını da unutmamanız gerekir.

Başlamadan önce, beyin fonksiyonları ile zeka seviyesi arasındaki farkı da vurgulamakta yarar olduğunu düşünüyoruz. Yaşlanmayla bağlantılı beyin fonksiyonları, hafıza ve konsantrasyon gibi şeyleri içerir; zekayı değil. Aslında zeka, beyin fonksiyonlarınızı genç tutmakla pek ilgili bir etken değildir. Bunun nedeni, zekanın çeşitli alanları ve tanımlamaları olması olabilir. Bir kere, zekada cinsiyet ayrımı vardır. Erkekler sorun çözümünde ve harekete geçmekte beyinlerini daha hızlı kullanırken (bu, erkeklerin devasa mamutları mızrak-lanyla indirmek zorunda oldukları günlerden kalma bir beceridir), kadınlar karmaşık bir konuyu detaylıca düşünmek konusunda daha başarılıdır. İşte size bu konuda güzel bir örnek: Er- «fc-. A „ ¦ ^

kekler alışverişe çıktıklarında, sözgelimi tıraş kremine ^ WIIT o3V3f..... A

ihtiyaçları olduğunu bilirler; dolayısıyla mağazaya girerler, aradıkları ürünün bulunduğu rafa yönelirler, aradıklarını bulurlar, parasını öderler ve çıkıp giderler. Kadınlar ise alışveriş yaparken raf raf dolaşırlar. Seçeneklerini değerlendirirler, çeşitli etkenlere dayanarak kararlarını verirler ve ellerinde kocaman bir ilaç şişesi, People dergisinin en son sayısı ve anneleri için bir doğum günü kartıyla (annelerinin doğum gününe daha altı ay olması fark etmez) mağazadan çıktıklarında, aldıkları bu şeyler alışveriş listesinde olmayan şeylerdir. Bu, birinin diğerinden daha akıllı olduğu anlamına gelmez; sadece bilgiyi farklı şekilde değerlendirdikleri ve farklı işlemlerden geçirdikleri anlamına gelir.

Standart beyin gücü testi, matematik, mantık ve sözel becerileri ölçen IQ testiyken, duygusal zeka gibi kavramlar da vardır. Giderek daha fazla sayıda insan duygusal zekanın - başkalarıyla iletişim ve ilişki kurma becerisi - genel İşeyin sağlığı için diğer noktalar kadar önemli olduğuna inanmaktadır. IQ testiyle zihinsel engelli olarak damgalanan insanlar bile, farklı alanlarda çok derin görüşlere sahip olabilmekte ya da başkalarının bu tür görüşlere sahip olmasını sağlayabilmektedirler. Yani, beynin çalışma şekliyle ilgili bildiğimiz bazı şeyler var; bu arada beyinsel bozuklukların nasıl ciddi sorunlara yol açtığını da biliyoruz.

Düşünün: Beyniniz ve Sinir Sisteminiz * 77

Damarlarla İlgili Bozukluklar

Bir fırtına ortalığı kasıp kavurur, rüzgâr elektrik direklerini devirir ve elektriğiniz kesilir. Bu felçtir. Böyle bir olay beyninizde olduğunda, bütün güç kesilir; ama vücudunuzda olduğunda, güç kaybı damarlarınızın beyne ihtiyaç duyduğu kanı göndermelerini engeller. Çeşitli türde felçler ve olabilecekleri çeşitli yerler bulunmasına rağmen genel olarak felç, beyne giden bir damarın tıkanması ya da patlaması sonucu oluşur; bu, evinize giren elektrik akımının kesilmesinden farklı değildir. Yeterince kanla beslenemeyen beyin hücreleri ölür ve doğru şekilde çalışamaz, bu da felçli insanların konuşma ya da vücutlarının belli yerlerini hareket ettirme becerilerini kaybetmelerinin başlıca nedenidir. Risk etkenleri, diğer damar hastalıklanndaki gibidir; yüksek tansiyon, şeker, damar iltihaplanmaları, yaşlandırıcı yiyecekler ve yağlar, yeterince sağlıklı yağ alamamak (zeytinyağı, kuruyemiş, balık, bahkyağı, avokado gibi), düşük seviyeli sağlıklı kolesterol (HDL), yüksek seviyeli sağlıksız kolesterol (LDL), yüksek homosistein seviyesi, çok fazla hareketsiz kalmak, sigara, obez-lik vs. (detaylar için 2. Bölüm'e bakınız).

Tıpkı güçlü bir fırtınanın birkaç dakika için ya da tamamen güç kaynaklarını devreden çıkarması gibi, felç de insana aynı şeyi yapar; ve çeşitli hasar dereceleri vardır. Geçici bir iskemi krizi (TIA), örneğin, damarların sadece kısa bir süre için tıkandığı küçük bir felçtir. Bir TIA, genellikle tam bir felcin habercisidir (ama çok daha kolay tedavi edilebilir). Çok sayıda küçük felcin uzun vadeli sonuçlan olabilir. Ama iyileşme, her zaman için beyne giden kanın yetersizliği durumunda ortaya çıkan hasarın büyüklüğüyle doğru orantılıdır, dolayısıyla hızlı hareket etmeniz gerekir. Göğüs ağrınız olduğu takdirde hemen hastaneye gitmeniz gerektiğini herkesin bildiği gibi, aynı şey felç durumunda da geçerlidir. Ama bir güç hattı sorunu ile bir felç arasındaki en büyük fark, Tabiat Ana'nın önüne geçme ve fırtınaların sisteminize kalıcı zarar vermesini önleme zorunluluğunuzdur.

Hafızayla İlgili Bozukluklar

Mit mi, Gerpek mi? Büyükbabamın Alzheimer Hastalığı Var

Yaşımız ilerledikçe, hepimiz hafızayla ilgili sorunlar yaşarız. Sizin için önemli ya da hatırlaması kolay olan şeyleri bile unutabilirsiniz;

arkadaşlarınızın isimleri, yıldönümleri, en sev- Bütün hafıza kaybı durumlarında Alzheimer

diğiniz grubun ismi (Bilirsin, şu dört çocuk, hastalığı suçlanamaz, çünkü bazen asıl neden

haydi ama, hani şu saçları kötü kesimli olan...) vasküler sorunlar ya da nöron fonksiyonların-

vs. Yaşla ilgili hafıza kaybı normaldir. Ama bö- dflkj aza|mo|ar 0|Qbi|jr Alzheimer'ın ilk sinyal-

lümün ilerleyen sayfalarında vurgulayacağımız |erinj fQrk edebilmeniz kin işte size birkaç hızit

gibi (Tamam, Beatles!) normal yaşlanmayı ka- lest Büyükbabanıza hatırlaması kin yedi hane-

bul etmek zoaında değiliz ve yaştan kaynakla- (j bjr te|efon mmmv yerjn Haf(Z0 kaybı ^

nan hafıza kaybını engellemek için belli adım- m o(fln -mnk numarayı hemen tQm 0|Qrak

lar atabiliriz. Hafıza kaybı, otuz yaşındayken haklamayabilirler ama asıl test bu değildir. Beş

bile başlayabilir ama yaştan kaynaklanan hafi- dokjkfl ^ jUzy|Mr ^ 0,Qn ve ^&

za kayıplarında başka etkenler de söz konusu- türde y|ZQ ^ ^ y^ ^^ ^

fır ila dört rakamı hatırlayabilirler. Ama arasında doğru numaranın da bulunduğu üç numara-

* Vasküler soaınlar: Beyne yeterince kan ı . • • n l ¦ l \ j -

y y u. ^ iv*»* ^ ^^ venrsen|Z) Alzheimer hastası doğru

gitmediğinde, kan yetersizliği küçük felç- ı ¦ ı-ı ı l » ı ı j- ı •

ft & } h - s numarayı kesinlikle hatırlayamazken, diğerleri

lere ve hafıza kaybına yol açabilir. ı . ı

* Alzheimer: Burada nöronlar diğer nöronlarla kanşır ve düzgün şekilde çalışmasını engeller.

*¦ Nöron kaybı: Yaştan kaynaklanan çok çeşitli rahatsızlıklar, nöron kaybından veya nöron fonksiyon la rındaki kayıplardan doğar; kısacası, kısmen aklınızı kaybediyorsunuzdur.

* Travma: Hafıza kaybı, kazalardan ya da boks gibi beyne sürekli zarar veren sporlarla uğraşmaktan kaynaklanan travmalar yüzünden de gerçekleşebilir. Kafatasma inen güçlü darbeler, beyni yerinden oynatır ve beyin

78 * Sen: Vücudunu Kullanma Kılavuzu

Düşünün; Beyniniz ve Sinir Sisteminiz • 79

sarsıntılarına veya daha kalıcı zararlara yol açabilir. Darbe anında hafıza genellikle kaybolur, çünkü beyinde kısa devre gerçekleşir ama etraftaki dokular, hasarlı bölgeleri zaman içinde onarabilir.

Görünüş aldatıcı olabilir. Görünüşte küçük bir travma gibi görünen bir şey, uzun süreli hafıza kaybına yol açabilir. Genellikle beyin travmasını beyin sarsıntısı (ya da daha kötüsü) geçiren 1.1 milyon insanda görsek bile. kafamıza aldığımız ve havada yıldızlar görmemize neden olan küçük bir darbe bile daha sonra hafıza kaybına yol açabilir. Beyin, bir sıvının içinde yüzer; kafanız aniden durduğunda (örneğin, başka bir nesneye çarpmaktan doğan bir darbeyle) beyniniz sıvının içinden kafatasma Mİt SâVâr *3 ¦ çarparken, nöronlarınızı koruyan tabaka zarar görür.

Eşinizin göbek adını veya "Hound Dog" şarkısının sözlerini hatırlamanızı engelleyen, işte bu ölü nöronlardır; tekrarlanan küçük travmalar - birbirleriyle bağlantısız gibi görünseler bile - yirmi ya da kırk yıl sonrasında nöron hasan ve hafıza kaybı yaşamanıza neden olabilir.

Hafıza kaybının neden ve nasıl gerçekleştiği bilimsel açıdan kesin olarak açıklanamasa bile, bilgi alma, işlemden geçirme ve saklama açısından beynin becerilerini engelleyen kimyasal değişimler olduğunu biliyoruz. Birçoğumuz, hafıza kaybının yaşlılar yurduna yerleşecek yaşla birlikte geldiğini düşünsek de, aslında gerileme çok daha önceden başlamaktadır; yirmili yaşlarınızın ortalarında. Otuzlarınızda ve kırklarınızda daha fazla gerileme görmek hiç de şaşırtıcı olmamalıdır. Asıl sorun, ilerleyen yaşla birlikte bilgiyi işlemden geçirmenizin de giderek yavaşlamasıdır (aynı şey farelerde ve primatlarda da görülmektedir). Kısa ömürlü hafıza konusunda bilgi saklama becerimiz geriler (yakın zamanda duyduğunuz bir kelimeyi hatırlamamak gibi). Bunun oluşum nedeni, bir teoriye göre, nöron üreten sağlıklı yağ tabakasının bir toksin tarafından yenmesidir; bazıları, bu toksinleri kolesterolün yarattığına inanmaktadır. Ama diğer etkenler de - stres, tiroit sorunları, şeker hastalığı, endişe, depresyon ve travma - hafıza kaybının başlamasında ve hızlanmasında önemli rol oy-

Mit mi, Gerpek mi?

UlUitkâflIlk TfidâVİİAKİ EtkİSİZflİf

, , , ,........

araştırmalar aralarında amfetamın Adderall in

(ilaç adı) de bulunduğu bazı ilaçların, odağınızı

nayabilir. Neyse ki, süreci yavaşlatmak için ya-pabileceğiniz bazı şeyler vardır (Genç Yaşa Ey-lem Planı'na bakınız).

Ama Alzheimer'da durum farklıdır. Örneğin, Alzheimer hastalığının semptomlan unut- Unutkanlığı, hırpalanmış bir lel gibi düşünebilir-kanlıkla başlar (örneğin kişinin oturduğu ma- sinİ2; bütön kob|oyü değiştirmediğiniz surece hailede kendi evinin yolunu hatırlayamaması tQmir etmek mümkün deği|djr gibi). Sonra kişi kısa süreli hafıza kaybı yaşar; b şekj|de güçjen(jjrmek ^

örneğin geçmişinden bir anısını size on beş Yasa Eylem Plan.'ndoki adımlardan başka. boz.

dakika içinde beş-altı kez anlatabilir. Sonra, ki-sinin yakın zamandaki olayları ya da kendisiy-

le ılgın bazı şeyleri unutması başlar. Bir süre

. . _ ,-,.., güçlendirmekte ve unutkonlığınızı azaltmakla sonra tamamen şaşkın ve kafası dağınık bir ha-

, i- *, u ¦ ı . „.,, . etkili olduğunu ortaya koymuştur. Elektrik sisle gelir. Alzheimer hastası genellikle uzak geç- '


Yüklə 1,52 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   29




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2024
rəhbərliyinə müraciət

gir | qeydiyyatdan keç
    Ana səhifə


yükləyin