Belgin Kırkulak- 2021950033



Yüklə 23,46 Kb.
tarix31.12.2021
ölçüsü23,46 Kb.
#113012
Çağdaş Türk Sanatının Oluşumun da Rol Etkenler
Çağdaş Türk Sanatının Oluşumun da Rol Etkenler

Belgin Kırkulak- 2021950033


Çağdaş Türk Sanatının Oluşumunda Rol Oynayan Etmenler

Çağdaşlaşma yolundaki Türk sanatının ne zaman başladığını net bir şekilde söylemek imkansızdır. Fakat askeri alanda yenilikler yapılırken sanat bakımından faydalanmalar yaşanması; 1875 yılı Mühendishane- i Berri Hümayun’ da görülmüştür. Türk sanatının çağdaşlaşmasını sağlayan bu kurumda özellikle eğitim alanında batı ülkelerinin sistemindeki gündemine uygun modern ilerlemeler kaydedilmiştir.

Türk sanatı için önceki dönemlerde de sanat alanında yapılan gelişmelere bakıldığında batıdaki sanatta akımların ortaya çıkışı ve üslup gibi sanatsal gelişmeleri gözlemlemek, ele almak ve uygulamak neredeyse olası bir durumdu. Türk sanatının kendi içinde özgün ve has yapıları (geleneksel Türk sanatı) olmadığı anlamına gelmiyordu. Evrensel sanat değişimlerin Türk sanatına aksedilmesi için dünya çapındaki olan bitenleri takip etmek ve sanatta yapılan çalışmaları takip etmek zorunlu hale gelmiştir.

Sanatta çağdaş gelişmeyi zorunlu kılan etkenler:



  • Ana Etmen-> Tarihsel iz bırakma arzusu,

  • Yan Etken-> Batı çerçevesindeki oluşmuş nedenler ve bu nedenlere bağlı kalarak özgün, çağa uygun sanatsal üretimlerde bulunmak,

  • Belirleyici etken-> Sanatın çağdaş sentezlere ulaşma arzusunda olması,

şeklinde anlaşılmıştır (Tansuğ, 1996).

XVIII. ve XIX. yüzyılın sonları arası çağdaşlaşma hareketleri, Anadolu’n aydın kesimlerinin batının yeniliklerini direkt benimsenmesi olarak tarihte yer almaktadır. Türk aydınları batının yeniliklerini incelemeleri ve araştırmalarını ülkeye sunmaları adına yönetim tarafından yurt dışına gönderilmişti. Aydınların, gözlem, bilgi ve deneyimlerini diplomasiye dökmesiyle kendi ülkelerinde aynı yöntemlerin uygulanması anlayışında birbirinden ayrı alanların eşit dağılımın yaşanmayacak çağdaşlaşma sürecine başlatılmıştı. Süreçteki yeni yöntemlerin, ülkenin durumuna veya kültürel alt yapısına göre sentezlenmemesi sonucu toplumda anlaşılma kaygısı güdülmüş hatta birebir milli özden yoksun batıya hayranlık duyulmuştur. Bu anlaşılma kaygısı toplumun her kesimine hitap etme sorununu ortaya çıkarmaktadır. Elçi gönderme ve elçi kabul etme gibi karşılıklı yenileşmeler kaidelerinde yabancı sanatçıların Osmanlı topraklarında sanatlarına yeni bakış açıları edinmişler ve yerli sanatçılara Avrupa sanatının nasıl özgün biçimde uyarlanması yönünde çağdaş fikirlerin oluşmasına zemin hazırlamışlardır.

İleriye doğru bakıldığında XX. yüzyılın başı Cumhuriyet dönemi, iktidarında istemiyle ülke genelindeki yenileşme çabalarının sanat alanı içinde işlenmesi yöntemine başvurulmuştur. Önceki yıllarda aydın kesimler batının hareketlerini yakından takip ederken bu sefer sanatçı kimlikli yetenekli öğrencilerin bu görevi üstelenmesi, yurtiçinde sanatsal yenileşmeleri sağlanması maksadıyla yurtdışında eğitim görme olanakları tanınmıştı. Cumhuriyet sonrası yönetimin, halkın sanattan haberdar olması nedeniyle birçok çağdaş Türk sanatçılar, kendine has üslupları ile sanatı halka tanıtmaları ve eğitmeleri -yetenekleri keşfedilmiş bireylerin yetiştirilmesi- de Türk sanatının oluşmasını sağlamıştır. Yurtdışında eğitim almış sanatçıların yurtta karşılaştıkları maddi zorlanmalara rağmen yardımda bulunmaya çalıştıkları bilinmektedir (Dilmaç, 2012). Üstelik Türk çağdaş sanatının ilk izlenimlerinde Milliyetçilik anlayışının önemi vurgulandığı halk konuları yer almaktadır. Aslında bu anlayış çevresince çizilen rotadan önce manzara, peyzaj ve deseni kuvvetli doğadan mimesis hareketler işlenmekteydi hatta peyzaj ve natürmordu izlenimci etkisiyle birleştirmişlerdi. Türk sanatının çağdaşlaşma yönündeki ilerlemelerinin ülke genelinde kültürel kat seviyesini yükselttiğinden özel ve devlet kurumları tarafından finansal karşılama ve sergilenmelerin artırılması bakımından destekler sağlanmıştı.

“Sosyo-ekonomik düzeyin iyi olduğu dönemlerde yönetim ve yüksek gelirlilerin, sanatı ülkenin kültür yapısıyla bütünleştirildiğinden yenileşme çabaların daha da güçlendirilmesini sağlamışlardır” (Tansuğ, 1996).

Cumhuriyetin çağdaşlaşmadaki gelişme süreci sonucu, Türk sanatının siyasal ile ulusçuluk anlayışı ilişkilerinde ve toplumun üst gelirli kesimlerinin sanatla ilgilerinde dönemsel olarak, sosyo- ekonomik etrafınca farklılıklar yansır. Tarihsel gelişmeleri yakından tanımlayabilmek için tarihi olguları, aşamalara göre sıralanmasıyla bu yansımaların gözle görülür neticeler kaydettiği bilinmektedir. Böylece yaşanmış has tarihsel olguların sürecini izlemek ve temelini araştırmak, bugünü özgün şekilde yorumlamanın, ele alabilmenin imkanını sunmaktadır. Çünkü bu yöntemin sanatsal çerçevesinden Türk sanatına bakılınca batının biçimlerinin izlenim yoluyla yerel alanlara uyarlanabilmenin önünü açarken batıya özgü deneyimlerin, yerelde güç kaynağı olarak kullanılması mümkün değildir.

XX. yüzyılın başından itibaren sanat tarihi araştırmacıların İslam çerçevesince sanatını oluşturan Türk sanatının ulusal kimlik taşımadığı gerekçesiyle üstünde durmadıkları görülmektedir. Sadece Türk resim ve heykel çalışmalarının 1883 yılı Sanayi-i Nefise Mektebinin kuruluşundan bu yana olarak yapılanmalar çağdaş gözüyle bakılmaktadı. Geçmiş Türk resim geleneğinin çağdaşla bağdaştırmamakla birtakım görüşler dahi yer almaktadır. Ne kadar teknolojik araçlar yardımıyla çağdaş sanatsal üretimlerde geçicilik önemsenerek değerler yaygınlaştırılsa da has gelenek ve geçmiş karakter anlam açısından zengin değerler kazanmaktadır.

Çağdaşlaşma da Türk sanatının oluşumunda tek tek gelişmelere bakıldığında ilk köklü yenileşme sürecinde ortak kültür ve sanat ekonomik refaha kavuşması için çözüm şeklinde adımlar atılmıştır. Daha çağdaşlaşma ilerlemeler hakkında inceleme yapılınca 1950 yıllar yerel estetik yapıların kentsel dönüşümlerde batı dünyasına ispat etme girişimlerin olduğu gözlemlenmiştir. Yerel yönetimle birlikte yürütülen milliyetçi anlayışıyla toplumun her kesimine seslenme ve hitap etme, batı biçimlerini geleneksel yönelmeler görülmüştür.

Devlet destekleri ya da özel koleksiyoncular, özel sanat galeri sahiplerinin özgünlüğünü kısıtlamadan yurt gezileri gibi faaliyetleri sayesinde folklorik değerlerin yer verilmesi kendine has çağdaş Türk sanatının oluşumunda etkili olmuştur.

1950 yıl sonrası sanayileşmenin arttığı endüstri alanların ve fabrikaların kurulumunda ihtiyaç için gerekli eleman (yaratıcılık, tasarım, çizim) alımı yeni alanlara başvurulmuştur. Çağdaş eğitim kurumlarında zorunlu bölümlerin açılması ve derslerin konulması toplum ile iletişimin sağlanabileceği, yeni (çağdaş) sanat temelli meslekler aranır, hale gelmiştir. İşitsel- görsel ilerlenişi de sağlayan yani mesleklerden teknolojinin grafik sanatların geleneksel kaligrafik sanatından geldiği bilinmektedir.

KAYNAKÇA


Tansuğ, S. (1996). Çağdaş Türk Sanatı, Remzi Kitabevi, 4. Baskı, İstanbul, s. 11-16, 157-158, 198-199, 235-237.

Dilmaç, O. (2012). Avrupa’da Eğitim Gören Sanatçılarımızın Çağdaş Türk Sanatının Gelişimindeki Rolü, İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi, 2(4):85- 101.




Yüklə 23,46 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə