Bu yazıya bazıları şaşırabilir, bazıları da sinirlenebilir



Yüklə 26,64 Kb.
tarix12.08.2018
ölçüsü26,64 Kb.
#69783
növüYazı

Tarzanca
Baskın Oran
Bu yazıya bazıları şaşırabilir, bazıları da sinirlenebilir. Sinirlenmezlerse hatırım kalır. Ben insanların sinirleri için değil, doğru gördüğüm gözlem ve bilgileri dile getirmek için yazı yazıyorum.

Konu, üniversitede yabancı dilde öğretim. Bir de, paralı eğitimi tartışacağım.

12 Eylül faşizminin getirip Türkiye'nin başına çöreklendirdiği YÖK denilen "şey", geçen gün ilk kez doğru bir laf etti: Üniversitelerde durmadan yaygınlaştırılan yabancı dilde eğitimi sınırlamak istedi. Gerçi, bu kararı kendisi değil Üniversitelerarası Kurul almıştı ve zaten YÖK de tepkiler karşısında zavallılığını sergileyerek "Tövbe, tövbe, ben öyle dememiştim" diye çark etti ama, söylediği bal gibi doğruydu.

Şu anda, doğru dürüst Türkçe yazamayan çocuklara, ancak ikinci dili İngilizce olan hocalar çoğu zaman Tarzan İngilizcesiyle ders anlatıyor, çocuklar da (elimize bilirkişilik için Danıştay'dan gelen sınav kağıtlarının da pek güzel gösterdiği gibi) tam Tarzancayla yanıt veriyorlar. Bunun adı, "yabancı dilde öğretim".

Bu arada, Türkçe'nin bilim dili olarak gelişmesi gürültüye gidiyormuş, 12 Eylül'den sonra zaten pıstırılmış öğrencilerle hocalar arasındaki iletişim sıfıra iniyormuş, öğrenciler sınavda bildikleri sınırlı şeyleri bile yazamıyorlarmış, sınıftaki ders Tarzanca bir vaaza indirgeniyormuş, zaten çocuklar mezun olunca bildikleri İngilizce de körlenecekmiş, bütün bunlar hiç önemli değil.

Önemli olan, "Globalleşme" gibi süslü ve cici bir isim altında Amerikan Rüyasının dünyaya bu sefer de kültürel açıdan hakim olarak hegemonyasını tamamladığı gerçeği. Bin türlü sıkıntı altında sersemlemiş zavallı anababaların "Aman, evladım iyi para veren biyerlere kapılansın!" endişesiyle bir baskı grubu oluşturmaları. Kafaları Amerikanlaşmış yöneticilerin bu baskıya dünden razı biçimde boyun eğmeleri.

Sonuçta, İngilizce düşünüp konuşan değil, Amerikalı gibi düşünen ve konuşan insanların yetişmesi. Olan bu.

Oysa, hem bütün bu sakıncaları gündeme getirmeden, hem çok daha ucuza, hem çok daha temelli çözümler bulunabilir.

Yabancı dil sorunu, asıl, öğrencilerin bu konuda çok daha alıcı oldukları ortaöğretim yaşlarında halledilebilir (oysa, Türkçe derslerini bile üniversitelere yüklemek cinsinden bir rezalet yaşanıyor). Yetmezse, üniversitelere bir-iki yıllık yabancı dil hazırlık sınıfı konulabilir. Yetmezse, her sınıfta meslekî yabancı dil dersleri verilir. Hiçbiri yapılmıyor ve üniversitelerimiz Amerikalı yetiştirmeye soyunuyor. Mezunları kolayca paralı iş bulsunlar diye.

Oysa, "paralı iş" verecek şirketler, İngilizce eğitim veren üniversite mezunlarını Tarzan İngilizceleri için değil, "normal" denilen üniversitelerdeki kadar kötü yetişmedikleri için yeğliyorlar. Nedeni de şu:

1) Boğaziçi, Ortadoğu, Koç, hatta Bilkent gibi ayrıcalıklı üniversiteler orkestralar, spor kulüpleri ve en önemlisi de burslar sayesinde lise mezunlarının en iyi birkaçını kapıp "vitrin"lerine koyuyorlar, bunları mostralık olarak kullanıyorlar. Bilkent'in "başarı" listesinde bir-iki bursluya değil, çok sayıdaki burssuzlara bakın, derhal ayılıverirsiniz!

2) Bu ayrıcalıklı üniversiteler, ölü bilmemneresine pamuk doldurur gibi öğrenci almıyorlar. İngilizce okutmanın ötesinde, 100 değil 20 kişilik sınıf düzenliyorlar. Bu sayede iyi-kötü araştırma yapmasını öğretebiliyorlar. Seçmelik ders koyabiliyorlar. Derslerde vaaz yerine hoca-öğrenci ilişkisi kurabiliyorlar. En yeni kitapları iki hafta içinde getirtip öğrenciyi yardımcı kitap okumaya zorluyorlar. Tabii ki çocuk daha iyi yetişiyor.

3) Şu anda bu yalnızca vitrinden ibaret bile olsa, çok yakında örneğin Bilkent bugünkü kıytırıklığından "iyi üniversite"liğe terfi edecek, bugünün ayrıcalıksız "normal" üniversiteleri de, kıytırıklığa.

Çünkü "bedava" olan, durmadan her köyde hocasız açılan "normal" üniversitelerden paralı ve ayrıcalıklılara doğru korkunç bir beyin göçü başladı. Oransız derecede yüksek maaşlar, döşeli lüks lojmanlar, dinlenme tesisleri, her yedi yılda bir yıl maaşlı izinler, bütün bunlar, ayda on beş milyon lira maaşa talim eden deneyimli hocaları ayartıyor, ayartacak. Nah, buraya yazıyorum, çok değil, on-on beş yıl sonra "normal" üniversiteler bitmiştir!

Onun içindir ki, "bedava" üniversite artık yalnız hayal değildir, zararlıdır da. İstisnasız her şeyin parayla olduğu bir ülkede, yüksek öğrenim beleş olmaz. Olursa, aptessiz namaz gibi olur, yani palava olur. Kırk kere yazdım. Halktan yana "solcu" kardeşlerim bir hesaplasınlar: Geçen yıl SBF'nin harcı, 43 paket yabancı sigara parasından 2000 lira eksiğe geliyordu. Tıp fakülteleri bile 100 paket sigara fiyatınaydı.

Bu iş böyle gidemez. Bir yandan her köye, şeriatçıların yuvalandığı üniversite müsveddeleri açacaksın (ve Sayın Demirel'in yaptığı gibi bu rezaletle övüneceksin!), hem buralara durmadan öğrenci dolduracaksın, hem de elindeki az sayıda hocayı bile kaçıracaksın.

Bu korkunç durumu önlemenin yolları vardır. Bir kere, köylerde üniversite açmayı TBMM'nin elinden kurtarırsın. Üniversiteden önce iki yıllık önlisansı zorunlu tutar, arkasından da kısa bir askerlik veya zorunlu hizmet yaptırırsın. Bu arada çoluk çocuğa karışacağından, üniversite sevdasından kurtulur. Üniversiteleri de ancak bu önlisansı iyi derecelerle bitirenlere açık tutar ve paralı yapar, bu paranın da yalnızca yükseköğretime harcanması kuralını getirirsin.

Bu arada, notları iyi ama ekonomik durumu ise kötü olan herkese yeterli burs verirsin. Böylece, hem sosyo-psikolojik nedenlerle kendini üniversiteye gitmek zorunda hisseden çocukları bu yükten kurtarırsın, hem zengin çocuklarını parasız okutmaktan ülkeyi kurtarırsın, hem bugün "parasız" üniversiteye bile gitmek olanağını bulamayan değerli fakir çocukları okutmuş olursun, hem de hocalara insan gibi maaş verip özel üniversitelere gitmelerini önlersin.



Aklınız yattı mı? Unutmayın, bütün bunlar üniversitenin burslu ve paralı olmasıyla olacak şeylerdir. Üniversite konusunda popülizme yer yoktur.
Kataloq: pre2000
pre2000 -> Bu hafta da mayıs'ı konuşmak istiyorum. Mayıs rezaletini. Çünkü gerçekten rezaletti
pre2000 -> Türkiye'de İnsan Hakları Uygulamaları ve Türkiye'nin Diplomatik İlişkileri 1980-1994
pre2000 -> Televizyonda "tefriT" İle "İfrat" Baskın Oran
pre2000 -> Lozan'da azinlik ve insan haklari baskın Oran
pre2000 -> Birisini ilk defa görmeye gidiyorum ve şu 54
pre2000 -> 'ınız hayırlı olsun. Hayırlı olacağı muhakkak, çünkü dergimiz gerçekten
pre2000 -> Üzerinde en fazla tartışma olan sultan
pre2000 -> Tanker uçaklarımız geliyor
pre2000 -> “Iğdır’da 1915-1920 yılları arasında yaşanan Ermeni mezaliminde ölen Türkler anısına 42 metre boyunda dev bir ‘Soykırım Anıtı’ inşa ediliyor. Anıtın yanında bir de ‘Soykırım Müzesi’ yer alıyor
pre2000 -> "Hıyar" derken, aklıma geldi

Yüklə 26,64 Kb.

Dostları ilə paylaş:




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©muhaz.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə